Değer Artış Payı ve Katkı Payı Farkı: Hangisi Ne Zaman İstenir? (TMK 227)
06 Ocak 2026

Değer Artış Payı ve Katkı Payı Farkı: Hangisi Ne Zaman İstenir? (TMK 227)

Mal rejimi tasfiyesinde sık karıştırılan üç kavram vardır: değer artış payı, katkı payı ve katılma alacağı. Bunlar farklı hukuki temellere dayanır ve farklı durumlarda gündeme gelir. Hangisinin isteneceğini bilmek, mal paylaşımında hak kaybını önler. Bu rehberde özellikle değer artış payı ile katkı payı arasındaki farkı ve bu kavramların ne zaman devreye girdiğini açıklıyoruz. (Mal paylaşımı davasının nasıl açılacağına dair ayrıntı için ana rehberimize bakabilirsiniz.)

Üç Kavram, Üç Farklı Temel

Mal paylaşımında en çok karıştırılan üç alacak vardır. Ayrımı doğru kurmak, davanın kabul veya reddini belirler.

AlacakHangi dönem / rejimKatkı ispatı
Katkı payı01.01.2002 öncesi — mal ayrılığı dönemiGerekir
Değer artış payı (TMK 227)01.01.2002 sonrası — diğer eşin malına katkıGerekir
Katılma alacağı (TMK 231, 236)Edinilmiş mallara katılma rejimiGerekmez

En kritik fark: katılma alacağı katkı istemez

Katılma alacağı yasadan kaynaklanan bir haktır. Bu hakkı talep eden eşin bir gelirinin olmasına veya malın edinilmesine somut bir katkıda bulunmasına gerek yoktur.
Buna karşılık katkı payı ve değer artış payı, adı üstünde katkıya dayanır ve katkının ispatı zorunludur.
Pratik sonucu şudur: “hiç param yoktu, katkı yapamadım” düşüncesiyle talepten vazgeçmek hatadır. Edinilmiş mallara katılma rejiminde artık değerin yarısı üzerindeki hak, katkıdan bağımsız olarak doğar.

Katkı Payı: 2002 Öncesinin Ürünü

743 sayılı Türk Kanunu Medenisi döneminde yasal mal rejimi mal ayrılığı idi (TKM m. 170). O dönemde, bir eşin diğerinin edindiği mala karşılıksız katkıda bulunması hâlinde hak talep edebileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmuyordu.

Bu boşluk yargı kararlarıyla doldurulmuş; katkıda bulunan eşin evlilik sona erdiğinde “katkı payı davası” açarak alacak talep edebileceği kabul edilmiştir.

Yani katkı payı, kanun metninden değil içtihattan doğan bir alacak türüdür ve uygulama alanı 01.01.2002 öncesi döneme ilişkindir.

Değer Artış Payı: TMK m. 227

4721 sayılı Kanun bu boşluğu kapatmış ve kurumu açık bir maddeye bağlamıştır:

“Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.”

Maddede üç katkı biçimi sayılmıştır ve bunlar sınırlıdır: edinme, iyileştirme, koruma.

Nasıl Hesaplanır?

  • Katkının yapıldığı tarihteki değerin, malın o tarihteki toplam değerine oranı belirlenir.
  • Bu oran, malın tasfiye tarihindeki sürüm değeriyle çarpılır.
  • Değer kaybı varsa katkının başlangıçtaki değeri esas alınır — yani katkı yapan eş kayba ortak edilmez.

Yargıtay uygulamasında tasfiye tarihi karar tarihi olarak kabul edilmektedir.

Maddenin ikinci fıkrası bir de emniyet supabı içerir: böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması hâlinde hâkim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler. Malın satılmış olması alacağı ortadan kaldırmaz.

Uygulamadan İki Örnek

  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin bir kararında, davacının annesinden aldığı ve kendi biriktirdiği ziynet eşyalarını vererek bir taşınmazın edinilmesine katkı sağlaması değer artış payı alacağı olarak kabul edilmiştir.
  • Aynı Dairenin başka bir kararında, kadının kişisel malı olan taşınmaza erkeğin yaptırdığı esaslı tadilatlar — mutfak ve banyo yenileme, kombi, PVC ve parke döşeme — değer artış payına konu edilmiştir.

İkinci örnek önemlidir: katkı yalnızca para vermekle olmaz; esaslı tadilat da “iyileştirme” kapsamındadır.

Katılma Alacağı: Yarı Pay

TMK m. 231 ve 236/1 uyarınca katılma alacağı, diğer eşe ait edinilmiş malların tasfiye tarihindeki toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin yarısı üzerindeki alacak hakkıdır.

Hesap: (Edinilmiş Mallar + Eklenecek Değerler + Denkleştirme) − Borçlar = Artık Değer. Katılma alacağı bu tutarın yarısıdır.

Niteliği bakımından önemli bir ayrıntı vardır: bu, belirli bir mal üzerinde ortak mülkiyet değil, bir para alacağıdır. Tapuda kim görünürse görünsün mal o eşte kalır; değerinin payı para olarak ödenir.

TMK 236/2 Yalnızca Katılma Alacağında İşler

Bu, uygulamada gözden kaçan teknik bir ayrımdır. TMK m. 236/2, pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına imkân tanır.

Yargıtay içtihadına göre bu hüküm, mal ayrılığı rejimindeki katkı payı alacağı ve TMK m. 227’deki değer artış payı alacağı bakımından uygulama alanı bulmaz. Ancak artık değere katılma alacağının varlığı incelemeyle sabit olduğunda gündeme gelebilir.

Bu nedenle mahkemenin yapması gereken iş, önce alacağın “katkı payı”, “değer artış payı” ve “artık değere katılma” alacağından hangisi veya hangileri olduğunu araştırmaktır.

Tek Evlilik, İki Dönem

2002 öncesinde evlenip sonrasında da evli kalan çiftler için kanun tek bir rejim uygulamaz. Geçiş kuralı gereğince:

  • Evlilik tarihinden 31.12.2001’e kadar: mal ayrılığı rejimi
  • 01.01.2002’den mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar: edinilmiş mallara katılma rejimi

Sonuç olarak uzun evliliklerde her iki dönem için ayrı hesap yapılır: 2002 öncesi katkılar katkı payı, sonrası ise değer artış payı ve katılma alacağı çerçevesinde değerlendirilir.

Bu nedenle dava dilekçesinde malın hangi tarihte edinildiği ve katkının hangi dönemde yapıldığı açıkça gösterilmelidir.

İspat: Karineler Lehinize İşleyebilir

  • Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispatla yükümlüdür.
  • Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar, onların paylı mülkiyetinde sayılır.
  • Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir.

Son karine katılma alacağı talep eden eşin lehinedir: malın kişisel mal olduğunu iddia eden taraf bunu ispatlamak zorundadır.

Katkı payı ve değer artış payı taleplerinde ise ispat yükü katkıyı iddia edendedir. Kullanılabilecek deliller: banka dekontları ve havale kayıtları, kredi ödemeleri, kuyumcu faturaları, tadilat sözleşmeleri ve fişleri, tanık beyanları. Değer tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılır.

Sık Yapılan Hatalar

  • Katkı yapmadım diye talepten vazgeçmek: Katılma alacağı katkı ispatı gerektirmez; yasadan doğar.
  • Dönemi ayırmamak: 2002 öncesi ve sonrası için ayrı hesap yapılır; dilekçede tarihler gösterilmelidir.
  • Katkıyı yalnızca para sanmak: Esaslı tadilat da iyileştirme kapsamında değer artış payına konu olabilir.
  • Mal satıldı diye vazgeçmek: Elden çıkarılmış malda hâkim alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler.
  • Üç kavramı aynı sanmak: TMK m. 236/2 yalnızca artık değere katılma alacağında uygulanır.
  • Değer tarihini yanlış almak: Değer artış payı malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; değer kaybı varsa katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.

Hesaba Giren Görünmez Kalem: Eklenecek Değerler — TMK m.229

Değer artış payı ve katılma alacağı hesaplanırken yalnız mevcut mallara bakılmaz. Kanun, tasfiyenin adil yapılabilmesi için bazı değerlerin hiç elden çıkmamış gibi hesaba katılmasını öngörmüştür; bunlar TMK m.229’daki “eklenecek değerler”dir.

Maddenin birinci fıkrası iki ayrı hâl sayar. Birincisi: eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar. İkincisi: bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler. Bu değerler, mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi tasfiyeye dâhil edilir.

İki bent arasındaki fark belirleyicidir. Birinci bent süreye bağlıdır — son bir yıl — ve kast aranmaz; ikinci bent ise süre sınırı taşımaz ama katılma alacağını azaltma kastının ortaya konmasını gerektirir. Yani bir yıldan eski devirler için kast ispatlanmalıdır.

Öğretide birinci bendin uygulanabilmesi için aranan unsurlar şöyle sıralanır: kazandırma karşılıksız olmalı, edinilmiş mal grubundan yapılmalı, olağan hediyelerin dışında kalmalı, sağlararası bir işlem olmalı, üçüncü kişi lehine yapılmalı, diğer eşin rızası bulunmamalı ve son bir yıl içinde gerçekleşmiş olmalıdır.

 m.229/1-b.1m.229/1-b.2
KonuKarşılıksız kazandırmaDevir
SüreSona ermeden önceki bir yılRejim süresince — sınır yok
KastAranmazAzaltma kastı aranır
RızaDiğer eşin rızası bulunmamalı
SonuçSona erme anında mevcutmuş gibi hesaba katılır

Üçüncü Kişiye Karşı İleri Sürme: İhbar Şartı — m.229/2

Mal üçüncü bir kişiye geçmişse, kararın o kişiyi de bağlaması gerekir. Kanun bunu mümkün kılmış ancak tek bir usul şartına bağlamıştır.

TMK m.229’un ikinci fıkrasına göre bu tür kazandırma veya devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.

Buradaki ihbar şartı atlanırsa, lehine karar alınsa dahi bu karar üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez. Bu nedenle malın devredildiği kişi tespit edildiğinde, davanın açıldığı aşamada ihbar işlemi yapılmalı ve ihbarın dosyaya girdiği belgelenmelidir.

Bu hüküm, mal kaçırma iddialarında talebin nasıl kurulacağını da gösterir: dava eşe karşı açılır, üçüncü kişiye ise ihbar edilir. Ayrıca devrin tespit edilebilmesi için tapu ve trafik kayıtlarının mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar geriye dönük olarak celbedilmesi gerekir.

Adımİşlem
TespitTapu ve trafik kayıtlarının geriye dönük celbi
DavaEşe karşı açılır
İhbarDevirden yararlanan üçüncü kişiye
İhbar yapılmazsaKarar üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez

“Olağan Hediye” Nerede Biter?

m.229/1-b.1’in en tartışmalı unsuru, hangi kazandırmanın “olağan hediye” sayılacağıdır. Kanun bu kavramı tanımlamamış, sınırı uygulamaya bırakmıştır.

Türk Medeni Kanunu, küçük çaplı ve sosyal yaşamın bir parçası olan hediyeleri olağan hediye olarak değerlendirir ve bunları edinilmiş mal hesabına dâhil etmez. Buna karşılık yüksek değerde yapılan bağışlar hesaba dâhil edilir.

Mahkemeler bu ayrımı yaparken üç ölçütü birlikte değerlendirmektedir: kazandırmanın değeri, sıklığı ve bağışın olağan olup olmadığı. Dolayısıyla tek başına “hediye idi” beyanı yeterli değildir; kazandırmanın tarafların yaşam standardı içinde olağan sayılıp sayılamayacağı somut olarak tartışılır.

Dilekçe bakımından sonuç şudur: karşılıksız kazandırma iddiasında bulunan taraf, kazandırmanın tutarını ve tarihini gösterdikten sonra neden olağan sayılamayacağını da ayrıca gerekçelendirmelidir — örneğin tutarın ailenin yıllık geliriyle oranı veya benzer kazandırmaların bulunmaması gibi.

ÖlçütNasıl değerlendirilir
DeğerTarafların ekonomik durumuna oranla yüksek mi?
SıklıkTekrarlanan bir uygulama mı, istisnaî mi?
OlağanlıkSosyal yaşamın olağan bir parçası mı?
SonuçOlağansa hesap dışı; değilse eklenecek değer

Hesabın Sırası: Değer Artış Payı Nereye Girer?

Üç kavramın karıştırılmasının sebeplerinden biri, tasfiyenin hangi sırayla yapıldığının bilinmemesidir. Sıra bilindiğinde her kalemin hangi aşamada devreye girdiği de netleşir.

Tasfiye, edinilmiş mallar ile kişisel malların ayrılmasıyla başlar. Ardından düzeltmeler yapılır: değer artış payı (m.227), eklenecek değerler (m.229) ve denkleştirme (m.230) hesaba katılır. Yargıtay bu sırayı açıkça ifade etmiştir: tasfiye, eklenecek değerler ve denkleştirme dâhil edilerek, edinilmiş malların toplam değerinden borçlar düşülmek suretiyle yapılır.

Bu işlemlerin sonucunda artık değer bulunur (m.231) ve katılma alacağı bundan hesaplanır (m.236). Görüldüğü gibi değer artış payı, katılma alacağının rakibi değil, ondan önce gelen bir düzeltme kalemidir; ikisi aynı dosyada birlikte istenebilir.

Bu nedenle dilekçede talepler ayrı ayrı ve kademeli kurulmalıdır: önce değer artış payı, sonra artık değere katılma alacağı. Tek bir “mal paylaşımı” talebi, hesabın hangi kalemine ilişkin olduğunu göstermediği için eksik değerlendirmeye yol açabilir.

AşamaİşlemMadde
1Edinilmiş ve kişisel malların ayrılmasım.218 vd.
2Değer artış payım.227
3Eklenecek değerlerm.229
4Denkleştirmem.230
5Borçların düşülmesi ve artık değerm.231
6Katılma alacağım.236

Bu Talepler Nerede İleri Sürülür? TMK m.214

Değer artış payı ve katılma alacağı, boşanma dosyasının içinde değil ayrı bir tasfiye davasında hüküm altına alınır. Bu davada görev ve yetki de genel kurallara değil özel bir hükme tâbidir.

Görev bakımından tasfiye davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde dava asliye hukuk mahkemesinde aile mahkemesi sıfatıyla görülür.

Yetki ise TMK m.214’te üç senaryo için ayrı ayrı düzenlenmiştir: mal rejiminin ölümle sona ermesi durumunda ölenin son yerleşim yeri mahkemesi; boşanmaya, evliliğin iptaline veya hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda bu davalarda yetkili olan mahkeme; diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi.

İkinci bent en sık uygulanan kuraldır ve pratik sonucu şudur: boşanma davası hangi yerde görüldüyse tasfiye davası da orada açılır; karşı taraf sonradan başka şehre taşınmış olsa bile yetki değişmez. Ancak buradaki yetki kuralı kesin nitelikte değildir; yetki itirazı cevap süresi içinde ilk itiraz olarak ileri sürülmelidir.

Rejim nasıl sona erdiYetkili mahkeme
ÖlümÖlenin son yerleşim yeri
Boşanma, iptal, mal ayrılığı kararıO davalarda yetkili olan mahkeme
Diğer durumlarDavalı eşin yerleşim yeri
Yetkinin niteliğiKesin değil; ilk itiraz olarak ileri sürülmeli
Görevli mahkemeAile mahkemesi; yoksa asliye hukuk

Kişisel mal kapsamı için kişisel mallar yazımıza, mal kaçırma riskine karşı alınabilecek önlemler için tasarruf yetkisinin sınırlanması yazımıza bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Değer artış payı ile katkı payı arasındaki fark nedir?

Katkı payı, 743 sayılı Kanun döneminde yasal rejim olan mal ayrılığı için yargı kararlarıyla geliştirilmiş bir alacak türüdür ve 01.01.2002 öncesi döneme ilişkindir. Değer artış payı ise 4721 sayılı Kanun’un 227. maddesiyle açık düzenlemeye kavuşmuş olup 01.01.2002 sonrası dönemde uygulanır.

Katılma alacağı için katkı yapmış olmam gerekir mi?

Gerekmez. Katılma alacağı yasadan kaynaklanan bir haktır; bu hakkı talep eden eşin bir gelirinin olmasına veya malın edinilmesine somut katkıda bulunmasına gerek yoktur. Buna karşılık katkı payı ve değer artış payı katkının ispatını gerektirir.

Değer artış payı nasıl hesaplanır?

Katkının yapıldığı tarihteki değerin, malın o tarihteki toplam değerine oranı belirlenir ve bu oran malın tasfiye tarihindeki sürüm değeriyle çarpılır. Bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Yargıtay uygulamasında tasfiye tarihi karar tarihi olarak kabul edilmektedir.

Katkı sadece para vermek midir?

Hayır. TMK m. 227 edinme, iyileştirme ve koruma biçimindeki katkıları kapsar. Yargıtay uygulamasında kadının kişisel malı olan taşınmaza erkeğin yaptırdığı mutfak ve banyo yenileme, kombi, PVC ve parke döşeme gibi esaslı tadilatlar değer artış payına konu edilmiştir.

Katkıda bulunduğum mal satıldıysa hakkım düşer mi?

Düşmez. TMK m. 227’nin ikinci fıkrası uyarınca malın daha önce elden çıkarılmış olması hâlinde hâkim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler.

Katılma alacağı nasıl hesaplanır?

Edinilmiş mallara eklenecek değerler ve denkleştirme miktarları eklenip borçlar düşüldükten sonra kalan tutar artık değeri verir; katılma alacağı bu tutarın yarısıdır. Bu, belirli bir mal üzerinde ortak mülkiyet değil bir para alacağıdır.

2002’den önce evlendik, hangi kurallar uygulanır?

Tek evlilik iki döneme ayrılır: evlilik tarihinden 31.12.2001’e kadar mal ayrılığı, 01.01.2002’den mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Her iki dönem için ayrı hesap yapılır; dilekçede malın edinim tarihi ve katkının dönemi gösterilmelidir.

İspat yükü kimdedir?

Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse iddiasını ispatla yükümlüdür; ait olduğu ispat edilemeyen mallar paylı mülkiyette sayılır. Ayrıca bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Katkı payı ve değer artış payında ise ispat yükü katkıyı iddia edendedir.

Mal paylaşımında hak kaybı yaşamayın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

⚖️ İlgili Araç: Mal Paylaşımı Hesaplama Aracı ile katılma alacağınızı yaklaşık olarak hesaplayabilirsiniz.

📘 Ana Rehber: Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi — Tüm Konular

Üç Kavram, Üç Farklı Temel

Mal rejimi tasfiyesinde karşımıza çıkan üç temel alacak kalemi şunlardır: katılma alacağı (edinilmiş malların yarısı üzerindeki hak), değer artış payı (bir eşin diğerinin malına yaptığı katkının, malın değer artışına oranlanmış karşılığı) ve katkı payı (özellikle 2002 öncesi dönem ve mal ayrılığı için söz konusu olan katkının karşılığı). Bu üçü birbirinin yerine geçmez.

Değer Artış Payı Nedir? (TMK 227)

Değer artış payı, bir eşin, diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız katkıda bulunması hâlinde gündeme gelir (TMK m.227). Önemli özelliği: katkı, malın değerindeki artışa oranlanır. Yani mal değer kazanmışsa, katkıda bulunan eş bu artıştan payına düşeni alır. Mal değer kaybetmişse, en azından yaptığı katkının nominal değerini isteyebilir.

Katkı Payı Nedir?

Katkı payı (katkı payı alacağı), daha çok 2002 öncesi mal ayrılığı dönemine veya mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu durumlara ilişkindir. Bu dönemde edinilmiş mallara katılma rejimi yoktu; eşin diğer eşin malvarlığının edinilmesine yaptığı parasal/emek katkısı, katkı payı alacağı olarak istenebilir. Katkı payında, katılma rejimindeki gibi otomatik yarı yarıya paylaşım değil, ispatlanan katkı oranı esas alınır.

Temel Fark: Hangi Rejim, Hangi Dönem?

İki kavram arasındaki ayrım, uygulanan mal rejimine ve döneme bağlıdır:

Değer artış payı, edinilmiş mallara katılma rejimi (2002 sonrası varsayılan rejim) içinde, bir eşin diğerinin malına katkısı için TMK m.227 kapsamında istenir. Katkı payı ise genellikle 2002 öncesi veya mal ayrılığı rejiminde, edinilmiş mallara katılmanın bulunmadığı durumlarda, ispatlanan katkı için istenir. Yani hangi tarihte evlenildiği ve hangi rejimin geçerli olduğu, hangi talebin ileri sürüleceğini belirler.

Katılma Alacağıyla İlişkisi

Katılma alacağı, edinilmiş mallara katılma rejiminde her eşin, diğerinin edindiği malların (artık değerin) yarısı üzerindeki yasal hakkıdır. Değer artış payı, katılma alacağından ayrı ve ona ek olarak istenebilir. Yani bir eş, hem diğerinin malına yaptığı katkı için değer artış payını, hem de genel katılma alacağını talep edebilir. Bu kalemler birbirini dışlamaz; somut duruma göre birlikte gündeme gelebilir.

İspat: Katkının Belgelenmesi

Hem değer artış payında hem katkı payında en kritik konu ispattır. Katkının (para transferi, kredi ödemesi, malın iyileştirilmesine yapılan harcama gibi) belgelerle ortaya konması gerekir. Banka dekontları, havale kayıtları, fatura ve tanık beyanları kullanılır. İspat edilemeyen katkı, talep edilemez. Bu yüzden evlilik boyunca yapılan önemli katkıların belgelenmesi büyük önem taşır.

Hangisini Talep Etmeliyim?

Doğru talebi belirlemek için; evlilik tarihinizi (2002 öncesi/sonrası), geçerli mal rejimini ve katkının niteliğini değerlendirmek gerekir. Çoğu güncel evlilikte edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olduğundan, diğer eşin malına yapılan katkı için değer artış payı (TMK m.227) gündeme gelir. Karmaşık durumlarda, hangi kalemlerin birlikte isteneceği uzman değerlendirmesi gerektirir.

🗺️ Aile ve Boşanma Hukuku Konu Haritası

Sürecin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

💔 Boşanma Davası

💰 Nafaka

👶 Velayet ve Çocuk

🏠 Mal Rejimi ve Paylaşım

🛡️ Şiddet ve Koruma (6284)

💍 Evlilik ve Statü

📚 Genel çerçeve için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Değer artış payı ile katkı payı aynı şey mi?

Hayır. Değer artış payı (TMK m.227), edinilmiş mallara katılma rejiminde bir eşin diğerinin malına katkısının değer artışına oranlanmış karşılığıdır. Katkı payı ise daha çok 2002 öncesi/mal ayrılığı dönemine ilişkindir.

Değer artış payı nedir?

Bir eşin, diğer eşe ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız katkıda bulunması hâlinde, bu katkının malın değer artışına oranlanmış karşılığıdır (TMK m.227).

Katkı payı ne zaman istenir?

Genellikle 2002 öncesi mal ayrılığı dönemine veya mal ayrılığı rejimine ilişkindir. Edinilmiş mallara katılmanın bulunmadığı durumlarda, ispatlanan katkı oranı esas alınarak istenir.

Değer artış payı ile katılma alacağı farkı nedir?

Katılma alacağı, edinilmiş malların (artık değerin) yarısı üzerindeki yasal haktır. Değer artış payı ise bir eşin diğerinin malına katkısı için ondan ayrı ve ek olarak istenir; birbirini dışlamaz.

Hangi talebi ileri süreceğimi nasıl bilirim?

Evlilik tarihiniz (2002 öncesi/sonrası), geçerli mal rejimi ve katkının niteliğine bağlıdır. Güncel evliliklerde genellikle edinilmiş mallara katılma rejimi ve değer artış payı (TMK m.227) gündeme gelir.

Katkıyı nasıl ispatlarım?

Banka dekontları, havale kayıtları, kredi ödeme belgeleri, fatura ve tanık beyanlarıyla. İspat edilemeyen katkı talep edilemez; bu yüzden önemli katkıların belgelenmesi kritiktir.

Değer artış payı veya katkı payı alacağınız için uzman desteği alın

Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

Post by Av. Fatma Öztürk