Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Nasıl İspatlanır? (TMK 166/1)
27 Haziran 2026

Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Nasıl İspatlanır? (TMK 166/1)

Şiddetli geçimsizlik, kanundaki karşılığıyla “evlilik birliğinin temelinden sarsılması”, Türk Medeni Kanunu madde 166/1’de düzenlenen genel boşanma sebebidir: ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede sarsılan evlilikte, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Boşanma kararı için objektif (birliğin sarsılması) ve sübjektif (ortak hayatın çekilmez hâle gelmesi) şartlar birlikte aranır; davalının da az da olsa kusuru gerekir. Bu rehberde şiddetli geçimsizliği ve ispatını açıklıyoruz.

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası mı açacaksınız?

Kusur ve delil stratejinizi birlikte değerlendirelim. Hukukçular Evi yanınızda.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Şiddetli geçimsizlik (evlilik birliğinin sarsılması) nedir?

Şiddetli geçimsizlik, Türk Medeni Kanunu madde 166/1’de “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” olarak düzenlenen genel boşanma sebebidir. Maddeye göre, evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Bu sebep, zina veya terk gibi özel sebeplerin dar ve katı koşullarına bağlı olmadığından, uygulamada en sık dayanılan boşanma sebebidir ve hâkime geniş bir takdir alanı tanır.

Boşanma için aranan iki şart: objektif ve sübjektif

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmaya karar verilebilmesi için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir:

  • Objektif şart: Evlilik kurumunu ayakta tutan sevgi, saygı, güven, sadakat ve dayanışma duygularının telafi edilemez biçimde ortadan kalkmış (evlilik birliğinin sarsılmış) olması.
  • Sübjektif şart: Ortak hayatın ilgili eş için artık çekilmez hâle gelmiş olması.

Ayrıca Yargıtay uygulamasında, genel sebeple boşanmaya karar verilebilmesi için davalının da az da olsa kusurlu olması aranır; çünkü kimse tamamen kendi kusuruna dayanarak hak elde edemez (TMK m. 2).

Kim dava açabilir ve itiraz hakkı (TMK m. 166/2)

Şiddetli geçimsizlik davasını kural olarak kusursuz veya daha az kusurlu eş açabilir; Yargıtay, tam kusurlu eşin bu davayı açamayacağını kabul etmektedir. Davacının kusuru daha ağırsa, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır (TMK m. 166/2). Ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik birliğinin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa, mahkeme yine de boşanmaya karar verebilir. Dolayısıyla itiraz, davanın reddini her zaman sağlamaz.

Hangi davranışlar şiddetli geçimsizlik sayılır?

Yargıtay uygulamasında evlilik birliğini temelinden sarsan başlıca kusurlu davranışlar şunlardır: sadakat yükümlülüğüne aykırı (güven sarsıcı) davranışlar; fiziksel, psikolojik veya ekonomik şiddet; hakaret ve aşağılama; eşi kendi ailesiyle yaşamaya zorlama veya bağımsız konut sağlamama; eşin ailesinin müdahalesine ya da hakaretine sessiz kalma; ailevi görevlerin ihmali ve ilgisizlik. Hangi davranışların bu kapsamda olduğu, somut olaya ve emsal Yargıtay kararlarına göre değerlendirilir.

İspat, tazminat ve nafaka

Şiddetli geçimsizlikte taraflar, özel sebeplerden farklı olarak karşılıklı biçimde birbirinin kusurlu davranışlarını ispatlamak durumundadır. İspat için tanık beyanları, mesaj ve sosyal medya kayıtları, fotoğraf-video, banka kayıtları ve darp raporları gibi hukuka uygun deliller kullanılır; affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış olaylara dayanılamaz. Boşanmaya sebep olan olaylarda daha az kusurlu olan eş, kusurlu eşten maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174) ve yoksulluk nafakası (TMK m. 175) isteyebilir; eşit kusur hâlinde kural olarak tazminata hükmedilmez. Kusur tespiti davanın hem kabulü hem de mali sonuçları bakımından belirleyici olduğundan, sürecin bir avukatla yürütülmesi yerinde olur.

⚖️ Güncel not: Anayasa Mahkemesi 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla TMK m.175/1’deki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir; iptal, Resmî Gazete yayımından dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir. Geçiş döneminde mevcut nafaka kararları ve ödeme yükümlülüğü devam eder. Ayrıntı: AYM süresiz nafaka kararı (2026).

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

Bu konuyla bağlantılı bir diğer rehberimiz: Cinsel İlişkiden Kaçınma Boşanma Sebebi mi? Makul Süre, İspat ve.

Objektif ve Sübjektif Şart: Dilekçeye Dönüşümü

Bu davada iki şart birlikte aranır ve ikisi farklı türde delil gerektirir. Dilekçenin bu ayrıma göre kurulması, ispat stratejisini netleştirir.

ŞartNe gösterilmeli?Delil türü
Objektif şartEvlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğu — somut olaylarTanık, belge, kayıt; tarihli olay anlatımı
Sübjektif şartOrtak hayatı sürdürmenin kendilerinden beklenemeyecek hâle geldiğiAyrı yaşama süresi, barışma girişimlerinin sonuçsuzluğu, yaşam düzeninin fiilen ayrışması

İkinci şart çoğu dilekçede eksik kalır. Olayları sıralamak objektif şartı karşılar; ancak bu olayların ortak hayatı çekilmez kıldığını ayrıca göstermek gerekir. Bu nedenle dilekçede olay anlatımının ardından, birlikteliğin fiilen nasıl sona erdiğini gösteren bir bölüm bulunmalıdır: ne zamandan beri ayrı yaşandığı, ortak yaşamın hangi yönlerinin sona erdiği, barışma girişimi olup olmadığı.

Kusur Olarak Değerlendirilen Davranış Grupları

Bu dava, belirli bir olaya değil davranış örüntüsüne dayanır. Yargı uygulamasında kusur sayılan başlıca gruplar:

GrupÖrnekİspat aracı
Sadakat ihlaliDuygusal ilişki, güven sarsıcı davranış — zina ispatlanamasa dahiYazışma, tanık, otel ve harcama kayıtları
Şiddet ve tehditFiziksel, sözlü, psikolojik veya ekonomik şiddetAdli rapor, koruma kararı, kolluk kaydı
Ekonomik yükümlülüğün ihlaliEv giderlerine katılmama, gelire el koymaBanka hareketleri, faturaların kim tarafından ödendiği
İlgisizlik ve ihmalHastalık döneminde yalnız bırakma, çocukla ilgilenmemeHastane kaydı, okul kaydı, tanık
Üçüncü kişilerin etkisiAile müdahalesine karşı eşi korumamaTanık, yazışma
Hakaret ve aşağılamaSüreklilik gösteren onur kırıcı davranışMesaj kayıtları, tanık beyanı

Her grup için dilekçede aynı formül izlenmelidir: tarih + somut davranış + sonucu + delil. Genel nitelemeler — “kötü davrandı”, “geçimsizdi” — kusur kurmaz.

TMK 166/2: İtiraz Hakkı ve Sınırı

Davacının daha ağır kusurlu olması hâlinde, davalı eşin bir savunma aracı vardır. Ancak bu itiraz mutlak değildir.

  1. Kural. Davacı daha ağır kusurluysa, davalının açılan davaya itiraz hakkı doğar.
  2. İstisna. Bu itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olması ve evlilik birliğinin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamış olması hâlinde, itiraza rağmen boşanmaya karar verilebilir.
  3. Sonuç. Mahkeme bu iki ölçütü birlikte değerlendirir; itiraz boşanmayı mutlak olarak engellemez.

İtiraz somutlaştırılmalıdır. Cevap dilekçesinde yalnızca “boşanmak istemiyorum” demek yeterli değildir. Davacının daha ağır kusurlu olduğu ve evliliğin devamında korunmaya değer bir yarar bulunduğu — çocukların durumu, ekonomik koşullar, birliğin sürdürülebilirliği — somut olgularla gösterilmelidir. Bu itiraz ileri sürülmezse, mahkeme kusur karşılaştırması yapsa dahi boşanmaya karar verebilir.

Süre ve zaman bakımından iki kural hatırlatılmalıdır: affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylar kusur olarak değerlendirilmez; dava tarihinden sonraki olaylar ise kural olarak eldeki davada hükme esas alınmaz. Bu nedenle dilekçedeki her olay için tarih gösterilmeli ve o olaydan sonra evliliğe devam edilip edilmediği ayrıca değerlendirilmelidir.

Kusur derecelerinin tazminat ve nafaka üzerindeki etkisi için boşanmada kusur rehberimize, affın özel ve genel sebeplerde doğurduğu farklı sonuçlar için affetme rehberimize bakabilirsiniz.

🗺️ Aile ve Boşanma Hukuku Konu Haritası

Sürecin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

💔 Boşanma Davası

💰 Nafaka

👶 Velayet ve Çocuk

🏠 Mal Rejimi ve Paylaşım

🛡️ Şiddet ve Koruma (6284)

💍 Evlilik ve Statü

📚 Genel çerçeve için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma nedir (TMK 166/1)?

Şiddetli geçimsizlik, halk arasında bu adla bilinen ancak kanundaki karşılığı ‘evlilik birliğinin temelinden sarsılması’ olan genel boşanma sebebidir (TMK m. 166/1). Buna göre evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Uygulamada boşanmaların büyük çoğunluğu bu genel sebebe dayanır; çünkü zina veya terk gibi özel sebeplerin dar koşullarına bağlı değildir.

Şiddetli geçimsizlik için hangi şartlar aranır?

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmaya karar verilebilmesi için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir: objektif şart, evlilik birliğinin (sevgi, saygı, güven, sadakat gibi) temellerinin telafi edilemez biçimde sarsılmış olması; sübjektif şart ise ortak hayatın ilgili eş için çekilmez hâle gelmiş olmasıdır. Ayrıca Yargıtay uygulamasında, genel sebeple boşanmaya karar verilebilmesi için davalının da az da olsa kusurlu olması aranır.

Şiddetli geçimsizlik davasını kim açabilir?

Kural olarak bu davayı, kusursuz veya diğer eşe göre daha az kusurlu olan eş açabilir. Yargıtay, madde 166/1’i tam kusurlu eşin dava açamayacağı şeklinde yorumlamaktadır; çünkü kimse tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemez (TMK m. 2). Bu nedenle dava açan eşin kusur durumu, davanın kabulü bakımından da önemlidir.

Karşı taraf boşanmaya itiraz edebilir mi (TMK 166/2)?

Evet. Türk Medeni Kanunu madde 166/2’ye göre, davacının kusuru daha ağırsa davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik birliğinin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa, mahkeme yine de boşanmaya karar verebilir. Yani itiraz her zaman davanın reddini sağlamaz; somut olayın koşulları ve kusur dengesi belirleyicidir.

Şiddetli geçimsizlik nasıl ispatlanır?

Şiddetli geçimsizlikte taraflar, karşılıklı olarak birbirinin kusurlu davranışlarını ispatlamak durumundadır (özel sebeplerden farklı olarak yalnızca bir olgunun ispatı yeterli değildir). İspat için tanık beyanları, mesaj ve sosyal medya kayıtları, fotoğraf-video, banka kayıtları, darp raporları ve diğer hukuka uygun deliller kullanılır. Affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış olaylara dayanılamaz. Hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin değerlendirilmesi ise sınırlıdır.

Hangi davranışlar şiddetli geçimsizlik sayılır?

Yargıtay uygulamasında; sadakat yükümlülüğüne aykırı (güven sarsıcı) davranışlar, fiziksel/psikolojik/ekonomik şiddet, hakaret ve aşağılama, eşi ailesiyle yaşamaya zorlama veya bağımsız konut sağlamama, eşin ailesinin müdahalesine ya da hakaretine sessiz kalma, ailevi görevlerin ihmali ve ilgisizlik gibi davranışlar evlilik birliğini temelinden sarsan kusurlar olarak kabul edilmektedir. Hangi davranışların bu kapsamda olduğu, somut olaya ve emsal Yargıtay kararlarına göre değerlendirilir.

Şiddetli geçimsizlik davasında tazminat ve nafaka alınır mı?

Evet, koşulları varsa. Boşanmaya sebep olan olaylarda kusursuz veya daha az kusurlu olan eş, kusurlu eşten maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174) isteyebilir; ayrıca yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan eş yoksulluk nafakası (TMK m. 175) talep edebilir. Eşit kusur hâlinde kural olarak tazminata hükmedilmez. Bu nedenle kusur tespiti, şiddetli geçimsizlik davasının mali sonuçları bakımından belirleyicidir.

Şiddetli geçimsizlik davanızda yanınızdayız

Kusur ve tazminat talepleriniz için bir avukatla görüşün. Hukukçular Evi yanınızda.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her olay kendine özgüdür; somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Post by Av. Fatma Öztürk