Cinsel İlişkiden Kaçınma Boşanma Sebebi mi? Makul Süre, İspat ve Tazminat
24 Temmuz 2026

Cinsel İlişkiden Kaçınma Boşanma Sebebi mi? Makul Süre, İspat ve Tazminat

Aile mahkemelerinde en az konuşulan, en çok gizlenen boşanma sebebi budur. Toplumsal değer yargıları nedeniyle asıl sebep cinsel sorunlar olmasına rağmen dosyalar sıklıkla başka gerekçelerle açılır. Oysa Yargıtay bu alanı açıkça tanır: haklı sebep olmaksızın ve süreklilik gösterecek biçimde cinsel ilişkiden kaçınmak, evlilik birliğini temelinden sarsan kusurlu davranıştır. Bu rehberde hukuki çerçeveyi, “makul süre” ölçütünü, tedaviye açıklığın kusura etkisini, ispat yollarını ve tazminat boyutunu ele alıyoruz. Genel sebebin bütünü için şiddetli geçimsizlik rehberimize, kusur derecelerinin tümü için bu yazıya bakın.

⚖️ Y2HD 19.04.2001, E.2001/4956, K.2001/6274: “Evlenmenin sosyal amacı yanında, belki de daha önemli olarak nesli devam ettirme ve cinsel arzuları tatmin etme gayesi de vardır… psikolojik sebeple de olsa uzun evlilik süresi içinde cinsel ilişki kuramadıkları… Bu hal evlilik birliğini temelinden sarsar.”

⚖️ Güncel Gelişme — Yoksulluk Nafakasında Değişim

Anayasa Mahkemesi 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla, TMK m.175/1’de yer alan “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir. İptal hükmü, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir. Bu süre boyunca TMK m.175 eski hâliyle uygulanır: mevcut nafaka kararları kendiliğinden sona ermez ve ödeme yükümlülüğü devam eder. İptal edilen, yoksulluk nafakası kurumu değil nafakanın süresiz olma niteliğidir; iştirak (çocuk) nafakası bu karardan etkilenmez. Ayrıntı için AYM süresiz nafaka kararı (2026): ne değişti ve 9 aylık geçiş döneminde strateji rehberlerimize bakabilirsiniz.

Hukuki Temel: Özel Sebep Değil, Genel Sebep

Türk Medeni Kanunu cinsel sorunları özel bir boşanma sebebi olarak saymaz. Ancak TMK m.185 evlilik birliğini yalnızca duygusal değil bedensel bir birliktelik olarak da kurar; bu nedenle cinsel yaşamın kurulamaması veya sürdürülememesi, TMK m.166/1 kapsamında “ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılma” olarak değerlendirilir. Yargıtay kararlarında cinsel ilişki ve cinsel tatmin, evliliğin en önemli unsurlarından sayılır.

Bu başlık altında değerlendirilen tablolar geniştir: cinsel ilişkinin hiç kurulamaması, sürekli ve sebepsiz kaçınma, cinsel yetersizlik, vajinismus, iktidarsızlık, cinsel isteksizlik ve cinsel uyumsuzluk. Her biri kusur değerlendirmesinde farklı sonuç doğurur — ayrımı aşağıda açıyoruz.

“Makul Süre” Ölçütü

Kanunda belirli bir süre yazmaz; Yargıtay somut olaya göre değerlendirir. Evliliğin ilk günlerinde makul süreden söz edilemez — birkaç gün evli olan çift için bu tartışma açılmaz. Buna karşılık aylarca süren ve devam eden bir kaçınma hâli, uygulamada makul sürenin dolduğu yönünde değerlendirilmektedir. Belirleyici olan takvim değil, ilişkinin kurulamamasının süreklilik kazanması ve bu durumun eşler arasında haklı bir isteksizlik ve nefret doğuracak düzeye ulaşmasıdır. Yargıtay kararlarında da vurgulandığı gibi, aylarca cinsel ilişkinin başarılamamış olması karşısında eşlerde birbirine karşı isteksizliğin doğacağı kabul edilir.

Kusur Kimde? Üç Ayrı Senaryo

1) Sebepsiz kaçınma → kaçınan eş kusurlu. Fiziksel veya psikolojik bir engel bulunmadığı hâlde eşlerden birinin sürekli olarak ilişkiden kaçınması, yerleşik uygulamada kusurlu davranış sayılır. Kaçınmanın kadın ya da erkek tarafından olması sonucu değiştirmez.

2) Tedaviye açık sağlık sorunu → kural olarak kusur yok. Vajinismus, iktidarsızlık veya psikolojik kaynaklı sorunlarda, ilgili eş tedaviye yönelmişse kusurlu kabul edilmez. Yukarıda anılan Y2HD kararında psikolojik sebeple ilişki kurulamamasının evlilik birliğini sarstığı, ancak davacı yönünden kusur oluşturmadığı açıkça belirtilmiştir. Bu durumda boşanmaya karar verilir ama kusur dengesi farklı kurulur.

3) Tedaviyi reddetme → kusur doğar. Sağlık sorunu bulunan eş tedaviye yanaşmıyor ve durum evlilik birliğini sürdürülemez kılıyorsa, kusur bu kez tedaviden kaçınmada doğar. Tedaviye giden eşe karşı açılan dava ise reddedilir.

Kusur dengesinin tazminat üzerindeki etkisi için eşit kusur rehberimize bakın.

İspat: Bu Dosyalarda Delil Nasıl Kurulur?

Konunun mahrem niteliği ispatı zorlaştırır; ancak yollar bellidir:

Sağlık raporu. Taraflar arasında ilişkinin kurulup kurulmadığı çekişmeliyse mahkeme, adli tıp veya sağlık kuruluşundan rapor alınmasını isteyebilir. Uygulamada bu, en belirleyici delil kalemidir.

Tedavi ve doktor kayıtları. Psikolog, psikiyatri, üroloji veya kadın hastalıkları başvuruları; tedaviye yönelmenin ya da reddedişin en güçlü belgesidir. Mahkemeden ilgili kuruma müzekkere yazılması istenir.

Tanık beyanları. Eşlerin ayrı odalarda kaldığını, ilişkinin bulunmadığını çevresinden bilen kişiler; bu dosyalarda tanık anlatımı destekleyici rol oynar.

Yazışmalar. Konuyu doğrudan konu alan mesajlaşmalar, hukuka uygun elde edilmiş olmak kaydıyla dosyaya girer. Delil hukukunun sınırları için bu rehbere bakın.

Zorlama Ayrı Bir Sebeptir

Madalyonun diğer yüzü de hukuken korunur: eşi rızası dışında cinsel ilişkiye ya da doğal olmayan yollardan ilişkiye zorlamak, kaçınmadan çok daha ağır bir ihlaldir. Bu davranış TMK m.162 kapsamında pek kötü veya onur kırıcı davranış olarak değerlendirilebilir ve ayrıca cezai sorumluluk doğurur. TMK m.162’nin çerçevesi için bu rehbere, aile içi şiddette koruma tedbirleri için 6284 rehberimize bakın.

Sonuçlar: Tazminat, Nafaka, İptal

Manevi tazminat. TMK m.174/2 kişilik hakkına sarsıcı saldırı arar. Sebepsiz ve sürekli reddedilme, buna eşlik eden aşağılama ve evlilik görevlerinin ihlali bu eşiği aşabilir; Yargıtay uygulamasında cinsel sorunlar aynı zamanda bir tazminat sebebi olarak anılır. Çerçevesi için tazminat rehberimize bakın.

Yoksulluk nafakası. TMK m.175’in “kusuru daha ağır olmamak” koşulu gereği, kusursuz veya az kusurlu eş lehine hükmedilebilir.

Evliliğin iptali ihtimali. Cinsel bir rahatsızlığın evlilik öncesinde bilerek gizlenmesi hâlinde, boşanmadan ayrı olarak hile sebebiyle evliliğin iptali davası da gündeme gelebilir (TMK m.149-150). Bu, boşanmadan farklı bir dava ve farklı bir süre rejimidir.

Velayet üzerinde doğrudan etki yoktur. Cinsel sorunlar velayeti kural olarak etkilemez; ancak dosyadaki çatışma çocuğun psikolojik ortamına yansıyorsa dolaylı olarak değerlendirilebilir.

Dilekçe Stratejisi: Kademeli Kurgu

Bu dosyalarda kademeli kurgu şarttır. Cinsel sorun tek başına ispatlanamasa dahi, ilgisizlik, güven sarsıcı davranış veya hakaret gibi diğer olgular dosyada bulunuyorsa TMK m.166/1 yolu açık kalır. İlgisizlik boyutu için bu rehbere, bağımlılıkla birleşen tablolar için şu yazıya bakın. Ayrıca konunun mahremiyeti nedeniyle dosyada kısıtlama (gizlilik) kararı talep edilebilir; duruşmanın gizli yapılmasını istemek de mümkündür.

Bu dosyalar mahremiyet gerektirir; doğru çerçeveyle kurulmalıdır.
Hukukçular Evi Ankara — gizlilik içinde değerlendirme için bize ulaşın.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp’tan Yazın

Mal rejimi tasfiyesi talebinizi birlikte değerlendirelim

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Kusur Senaryoları: Aynı Olgu, Farklı Sonuç

Bu dosyalarda belirleyici olan, cinsel birlikteliğin kurulmamış olması değil; bunun sebebinin ne olduğu ve tarafların bu duruma nasıl yaklaştığıdır. Aşağıdaki senaryolar, aynı olgunun neden farklı sonuçlar doğurduğunu gösterir.

SenaryoKusur değerlendirmesi
Haklı bir sebep olmaksızın sürekli kaçınmaKaçınan eş kusurlu — evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açtığı kabul edilir
Tıbbi veya psikolojik bir sebep var, ancak tedaviye yanaşılmıyorKusur, kaçınmanın kendisinde değil çözüm arayışından kaçınmada aranır
Tıbbi sebep var, tedavi süreci sürdürülüyorKusur atfedilmesi güçleşir; ortak hayatın çekilmezliği ayrıca değerlendirilir
Diğer eşin şiddeti, hakareti veya güven sarsıcı davranışı nedeniyle kaçınmaKusur karşı tarafa kayabilir; kaçınma haklı bir tepki olarak değerlendirilebilir

Belirleyici kavram “haklı sebep”tir. Mahkeme, cinsel birlikteliğin kurulmamasını tek başına değerlendirmez; bunun arkasındaki sebebi ve tarafların bu sebebe karşı tutumunu inceler. Bu nedenle savunma kurulurken izlenecek sıra şudur: önce sebebin varlığı, sonra sebebin haklı olup olmadığı, en son karşı tarafın bu duruma katkısı. Sebep gösterilmeden yapılan savunma, kusurun tümüyle kaçınan tarafa yüklenmesiyle sonuçlanır.

Delil Kurulumu: Bu Dosyalarda Neye Dayanılır?

Konunun mahremiyeti nedeniyle doğrudan delil bulunması çoğu zaman mümkün değildir. Bu nedenle ispat, dolaylı ve destekleyici delillerle yürütülür.

  1. Sağlık kayıtları. Tedavi başvuruları, uzman görüşleri, ilaç ve terapi kayıtları. Bunlar hem sebebin varlığını hem de tarafların çözüm arayışını gösterir.
  2. Yazışmalar. Tarafların kendi aralarındaki mesajlar; sorunun konuşulup konuşulmadığını, çözüm önerilerinin nasıl karşılandığını ortaya koyar.
  3. Tanık beyanları. Yakın çevre tanıkları, doğrudan olayı değil ilişkinin genel seyrini ve tarafların anlatımlarını aktarabilir.
  4. Yaşam düzenine ilişkin veriler. Ayrı odalarda yaşama, ayrı yaşam düzeni gibi olgular; tanık ve belgeyle desteklenebilir.
  5. Uzman incelemesi. Mahkemeden psikolog veya sosyal çalışmacı görevlendirilmesi talep edilebilir.

Mahremiyet sınırı aşılmamalıdır. Bu dosyalarda gizli kayıt alma, eşin telefonuna izinsiz erişme veya üçüncü kişilerle yapılan görüşmeleri kaydetme yoluna gidilmesi hem delil değeri taşımaz hem de ayrı bir cezai sorumluluk doğurur. Ayrıca duruşmanın kapalı yapılması talep edilebilir; bu talep, tarafların özel hayatının korunması bakımından haklı görülür.

Sonuçlar ve Dilekçe Kurgusu

Kusurun tespiti, boşanma kararının ötesinde birden çok sonuca bağlanır:

SonuçKusurla bağlantısı
Maddi tazminatKusursuz veya daha az kusurlu tarafın, boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenmişse
Manevi tazminatKişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf bakımından
Yoksulluk nafakasıTalep eden tarafın daha ağır kusurlu olmaması aranır
Mal rejimiZina veya hayata kast gibi hâllere özgü hakkaniyet indirimi burada kural olarak gündeme gelmez

Dilekçe kurgusunda en verimli yöntem kademeli (terditli) yapıdır. Cinsel birliktelikten kaçınma tek başına bir özel boşanma sebebi değildir; genel sebep olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle dilekçede yalnızca bu olguya dayanmak yerine, evlilik birliğini sarsan diğer olguların da birlikte ileri sürülmesi ispat riskini dağıtır.

Bir ayrım daha yapılmalıdır: cinsel birlikteliğe zorlama, kaçınmadan tamamen farklı bir hukuki zemine oturur. Zorlama iddiası varsa bu, ayrı bir hukuki sebep olarak ileri sürülmeli ve gerekiyorsa koruma tedbiri ile ceza soruşturması yolları da paralel işletilmelidir.

Ayrıca evlenmenin iptali boyutu ayrı değerlendirilir: evlenme sırasında var olup gizlenen ve ortak hayatı çekilmez kılan bir durum söz konusuysa, iptal davasının kendi şartları ve süreleri işler — bu, boşanma davasından bağımsız bir yoldur.

Boşanma dilekçesinde kademeli talep kurgusu ve hukuki sebep seçimi için örnek dilekçeler rehberimize, kendi taleplerinizi aynı dosyada ileri sürmek için karşı dava usulü ve süresi için karşı dava rehberimize bakabilirsiniz.

🗺️ Aile ve Boşanma Hukuku Konu Haritası

Sürecin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

💔 Boşanma Davası

💰 Nafaka

👶 Velayet ve Çocuk

🏠 Mal Rejimi ve Paylaşım

🛡️ Şiddet ve Koruma (6284)

💍 Evlilik ve Statü

📚 Genel çerçeve için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

Yükümlülüklerin Çerçevesi: TMK m.185 ve m.166/1

Bu tür dosyaların hukukî zemini, kanunun evlilik birliğine yüklediği yükümlülükler ile genel boşanma sebebinin ölçütünden oluşur.

TMK m.185’e göre evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur. Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler. Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.

Madde, evlilik birliğinin içeriğini genel ifadelerle düzenlemiştir; ayrıntılı bir davranış listesi getirmez. Bu nedenle birliğin gereklerine ilişkin tartışmalar, doğrudan bir “özel sebep” maddesine değil, genel sebep ölçütüne bağlanır.

Genel sebep — TMK m.166/1: evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Buradaki ölçüt tek bir olgunun varlığı değil, ortak hayatın çekilmez hâle gelmesidir. Dolayısıyla dilekçe, tek bir vakıayı ispatlamak üzerine değil, birliğin fiilen sürdürülemez hâle geldiğini gösteren olgular bütünü üzerine kurulur.

Kanunun sistematiği de bunu doğrular: TMK m.161-165 arasında sayılan özel boşanma sebepleri tahdidîdir; bu maddelerde sayılmayan bir olgu, özel sebep olarak ileri sürülemez, ancak genel sebep kapsamında değerlendirilebilir.

KonuKural
Birliğin içeriğiGenel ifadelerle; liste yok (m.185)
Dayanılacak sebepGenel sebep (m.166/1)
ÖlçütOrtak hayatın çekilmezliği
Özel sebeplerm.161-165 — tahdidî

Kusur İtirazının Şartı ve Sınırı — TMK m.166/2

Genel sebebe dayanan davalarda karşı tarafın başlıca savunması kusur itirazıdır; ancak bu itirazın kanunî şartı ve sınırı vardır.

TMK m.166’nın ikinci fıkrasına göre davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Aynı fıkra bu hakkı sınırlar: bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

Üç aşamalı bir yapı çıkar: itiraz ancak davacının kusuru daha ağırsa dinlenir; buna rağmen itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve birliğin devamında korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilir.

Kusur karşılaştırması malî sonuçları da belirler. TMK m.174 uyarınca maddî tazminat, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafa; manevî tazminat ise boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafa tanınır.

TMK m.175 bakımından ise ölçüt farklıdır: boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan nafaka isteyebilir. Görüldüğü gibi burada aranan kusursuzluk değil, kusurun daha ağır olmamasıdır.

TalepKusur ölçütüMadde
İtiraz hakkıDavacının kusuru daha ağır olmalım.166/2
İtirazın sınırıHakkın kötüye kullanılmasım.166/2
Maddî tazminatKusursuz veya daha az kusurlum.174
Manevî tazminatKişilik hakkı saldırısım.174
Yoksulluk nafakasıKusuru daha ağır olmamakm.175

İptal Yolu: Nispî Butlan Sebepleri Tahdidîdir

Boşanmanın yanında zaman zaman gündeme gelen evlenmenin iptali yolu, tamamen ayrı bir kurumdur ve sebepleri kanunda sınırlı sayıda gösterilmiştir.

TMK m.148: evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olan eş, evlenmenin iptalini dava edebilir.

TMK m.149 — yanılma: evlenmeyi hiç istemediği veya evlendiği kişiyle evlenmeyi düşünmediği hâlde yanılarak bu evlenmeye razı olan eş ile eşinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez bir duruma sokacak derecede önemli bir nitelikte yanılarak evlenen eş iptal davası açabilir.

TMK m.150 — aldatma: eşinin namus ve onuru hakkında doğrudan doğruya onun tarafından veya onun bilgisi altında bir başkası tarafından aldatılarak evlenmeye razı olan eş ile davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalık kendisinden gizlenmiş olan eş dava açabilir.

TMK m.151 — korkutma: kendisinin veya yakınlarından birinin hayatı, sağlığı veya namus ve onuruna yönelik pek yakın ve ağır bir tehlike ile korkutularak evlenmeye razı edilmiş eş, evlenmenin iptalini dava edebilir.

Bu sebepler tahdidî olarak sayılmıştır; bunların dışındaki bir sebeple nispî butlana dayanılarak iptal istenemez. Nispî butlanı mutlak butlandan ayıran temel fark ise kamu düzenini ilgilendirmemesidir; bu nedenle dava yalnız ilgili eş tarafından açılabilir.

MaddeSebep
m.148Geçici ayırt etme gücü yoksunluğu
m.149Yanılma — dilekte, kişide, nitelikte
m.150Aldatma; hastalığın gizlenmesi
m.151Korkutma
Sayımın niteliğiTahdidî; kamu düzenine ilişkin değil

İptalde Süre ve Usul — TMK m.152

İptal yolunun en belirleyici yönü sürelerdir; bu süreler kaçırıldığında yol tamamen kapanır.

TMK m.152’ye göre iptal davası açma hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak altı ay ve her hâlde evlenmenin üzerinden beş yıl geçmekle düşer.

İki süre birlikte işler. Altı aylık süre öğrenmeye — korkutma hâlinde korkunun etkisinin kalkmasına — bağlıdır. Beş yıllık süre ise aşılamaz bir dış sınırdır: altı aylık süre henüz işlemeye başlamamış olsa dahi, evlenmenin üzerinden beş yıl geçmişse dava açılamaz. Her iki süre de hak düşürücü niteliktedir.

Usul. Evlenmenin iptali davasında boşanma davasına ilişkin hükümler uygulanır. Bu, yetki ve yargılama usulü bakımından aynı çerçevenin geçerli olması demektir: TMK m.168 uyarınca yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir; görevli mahkeme aile mahkemesidir.

İspat rejimi — TMK m.184. Hâkim, davanın dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz; taraflara yemin öneremez; tarafların ikrarları hâkimi bağlamaz ve kanıtları serbestçe takdir eder. Madde ayrıca duruşmanın taraflardan birinin istemi üzerine gizli yapılabileceğini öngörür; özel hayata ilişkin ayrıntıların gündeme geldiği dosyalarda bu talep sıkça kullanılır.

Sonraki talepler. TMK m.178’e göre evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, hükmün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

KonuKuralMadde
İptalde kısa süreÖğrenmeden altı aym.152
İptalde dış sınırEvlenmeden beş yılm.152
UsulBoşanma hükümleri uygulanır
YetkiYerleşim yeri veya son 6 ay birlikte oturulan yerm.168
İspatVicdanî kanaat; ikrar bağlamaz; gizli duruşmam.184
Sonraki taleplerKesinleşmeden bir yılm.178

Talep Neden Kademeli Kurulmalı?

Yukarıdaki üç çerçeve — genel sebep, kusur ve iptal — birbirinin alternatifi değildir; farklı şartlara ve farklı sürelere tâbidir. Bu nedenle dilekçe tek bir dayanağa bağlanmamalıdır.

Sıra bakımından: iptal yolu, şartları varsa önce değerlendirilir; çünkü m.152’deki süreler kısadır ve kaçırıldığında bu yol tamamen kapanır. Boşanma talebi ise süre sınırına tâbi değildir ve her zaman ileri sürülebilir.

Kurgu bakımından: talep, şartları varsa iptal, kabul edilmezse TMK m.166/1 uyarınca boşanma biçiminde kademeli olarak yazılmalıdır. Böylece iptal sebebinin ispatlanamaması hâlinde aynı olgular genel sebep altında değerlendirilir ve dosya tümüyle reddedilmez.

Fer’î taleplerde: tazminat ve nafaka talepleri, kusur tablosunun nasıl şekilleneceği baştan bilinemeyeceğinden dava dilekçesinde ayrı ayrı yazılmalıdır. Sonradan ileri sürülecek talepler için TMK m.178’deki bir yıllık süre işlemeye başlar.

Delil bakımından: TMK m.184 uyarınca ikrar hâkimi bağlamadığından, karşı tarafın kabulüne güvenilmemelidir. Aynı maddeye dayanarak duruşmanın gizli yapılması talep edilebilir; bu talep dilekçede açıkça yer almalıdır.

KademeDayanakSüre
Birinci — iptalm.148-1516 ay / 5 yıl
İkinci — boşanmam.166/1Süre sınırı yok
Fer’î taleplerm.174, m.175Sonradan: m.178
Usul talebiGizli duruşmam.184

Sıkça Sorulan Sorular

Eşim cinsel ilişkiden kaçınıyor; boşanabilir miyim?

Evet. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre haklı bir sebep olmaksızın ve süreklilik gösterecek biçimde cinsel ilişkiden kaçınmak, evlilik birliğini çekilmez kılan kusurlu davranıştır ve TMK m.166/1 kapsamında boşanma sebebidir. Cinsel sorunlar TMK’da özel bir sebep olarak sayılmaz; genel sebep içinde değerlendirilir.

Ne kadar süre geçmeli, ‘makul süre’ nedir?

Kanunda belirli bir süre yazmaz; Yargıtay somut olaya göre değerlendirir. Evliliğin ilk günlerinde makul süreden söz edilemez; uygulamada aylarca süren ve devam eden bir kaçınma hâli makul sürenin dolduğu yönünde değerlendirilmektedir. Belirleyici olan takvim değil, ilişkinin kurulamamasının süreklilik kazanmasıdır.

Cinsel ilişki kurulmadığı mahkemede nasıl anlaşılır?

Taraflar arasında bu konuda çekişme varsa mahkeme, adli tıp veya sağlık kuruluşundan rapor alınmasını isteyebilir; tanık beyanları, tedavi ve doktor kayıtları ile yazışmalar da delil olarak değerlendirilir. Yargıtay bu dosyalarda somut tıbbi ve psikolojik verilere önem verir.

Hastalık veya psikolojik sebep varsa yine kusur sayılır mı?

Tedaviye açık olan ve tedavi sürecine giren eş kural olarak kusurlu sayılmaz. Yargıtay 2. HD’nin 19.04.2001 tarihli kararında (E.2001/4956, K.2001/6274) psikolojik sebeple de olsa uzun süre ilişki kurulamamasının evlilik birliğini temelinden sarstığı, ancak bu durumun davacı yönünden kusur oluşturmadığı belirtilmiştir. Kusur, tedaviyi reddeden veya durumu gizleyen tarafta doğar.

Cinsel sorun tazminat ve nafaka doğurur mu?

Kusur belirlemesine bağlıdır. Sebepsiz kaçınma ve buna eşlik eden aşağılama veya reddedilme, TMK m.174/2 kapsamında manevi tazminat sebebi sayılabilir; kusursuz veya az kusurlu eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilebilir. Cinsel durumun evlilik öncesinde gizlenmiş olması hâlinde ayrıca hile sebebiyle evliliğin iptali gündeme gelebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlığınız için mutlaka bir avukata danışınız.

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

Post by Av. Fatma Öztürk