Aile İçinde Şiddet ve 6284 sayılı Kanun: Koruyucu Tedbir, Önleyici Tedbir ve Uzaklaştırma Kararı (2026)
10 Temmuz 2026

Aile İçinde Şiddet ve 6284 sayılı Kanun: Koruyucu Tedbir, Önleyici Tedbir ve Uzaklaştırma Kararı (2026)

Aile İçinde Şiddet ve 6284 sayılı Kanun: Koruyucu Tedbir, Önleyici Tedbir ve Uzaklaştırma Kararı (2026)

Aile içinde şiddet; evlilik birliği içinde ya da hane paylaşımı çerçevesinde bir bireyin diğerine karşı fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik nitelikte kasıtlı olarak zarar verici davranışta bulunması olgusunu tanımlar. Türk hukukunda aile içi şiddete karşı korumanın temel çerçevesini 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun oluşturur. Kanun; şiddete uğrayan ya da uğrama tehlikesi bulunan kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurları için mülkî amir tarafından hükmedilebilecek koruyucu tedbir kararlarını, aile mahkemesi hâkimi tarafından hükmedilebilecek koruyucu ve önleyici tedbir kararlarını ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluk amiri tarafından alınacak geçici tedbirleri düzenler. Bu rehberde 6284 sk aile içi şiddet mevzuatının kapsamı, karar verme yetkisi, tedbir türleri, kararın süresi ile uzatılması, tebliği ve gizlilik hükümleri ile tedbir kararına aykırılık hâlinde uygulanacak zorlama hapsi güncel mevzuat ışığında sistematik biçimde ele alınmaktadır.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

6284 sayılı Kanun’un Amacı, Kapsamı ve Temel İlkeleri (m.1-m.2)

6284 sayılı Kanun 8 Mart 2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmiş, 20 Mart 2012 tarihli ve 28239 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun m.1/1 hükmü kanunun amacını “şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi” olarak belirler. Aynı madde uygulamada temel alınacak ilkeleri de sıralar: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler esas alınır; temel insan haklarına dayalı, kadın-erkek eşitliğine duyarlı, sosyal devlet ilkesine uygun, adil, etkili ve süratli bir usul izlenir; şiddet mağduru ve şiddet uygulayan için alınan tedbir kararları insan onuruna yaraşır biçimde yerine getirilir. Bu ilkeler yalnızca yargılama makamlarının değil; kolluk, sağlık personeli, öğretmen ve sosyal hizmet uzmanları dâhil tüm kamu görevlilerinin uygulama sürecinde gözetmesi gereken temel ölçütlerdir.

Kanunun kişi bakımından kapsamı geniş yorumlanır. Koruma öncelikli olarak kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurları için tanınmıştır; ancak erkeklerin aile bireyi veya ısrarlı takip mağduru sıfatıyla, on sekiz yaşın altındaki tüm çocukların doğrudan çocuk sıfatıyla 6284 sayılı Kanun ile getirilen korumadan yararlanmaları mümkündür. Kanun cinsiyet ayrımı yapmaksızın aile içi şiddet mağdurunun tümüne koruma sağlar; ancak kadına yönelik şiddetin toplumsal cinsiyet temelli yapısal boyutu, kanunun temel çıkış noktalarından biridir ve Anayasa m.10’un pozitif ayrımcılık hükmü ile paralel bir yapıya oturur.

Şiddet kavramı Kanun’un 2. maddesinde tanım hükmü olarak düzenlenir ve dört ana kategoride ele alınır. Fiziksel şiddet; vurma, itme, ısırma, kesici veya delici aletle yaralama, yakma, boğma girişimi gibi bedensel zarar veren ya da vermeye yönelen davranışları kapsar. Cinsel şiddet; rıza dışında gerçekleştirilen her türlü cinsel eylem, cinsel iletişim, cinsel içerikli baskı ve cinselliğin araçsallaştırılmasını içerir; evlilik içi cinsel şiddet de kanun kapsamında değerlendirilir. Psikolojik şiddet; sürekli aşağılama, hakaret, tehdit, korkutma, sosyal ilişkilerden yalıtma, kıyaslama, sistematik olarak değersiz hissettirme, çocukları araçsallaştırma gibi bilişsel ve duygusal zarara yol açan davranışları içerir. Ekonomik şiddet; mağdurun çalışmasına engel olma, gelirine el koyma, harçlık kısıtlaması ile denetim aracı hâline getirme, borçlandırma ve mal varlığına zarar verme gibi ekonomik özgürlüğe yönelik müdahaleleri kapsar. Israrlı takip ise mağdurun rızası dışında sürekli takip edilmesi, aranması, mesaj gönderilmesi, konutu ya da işyerine yaklaşılması gibi eylemler olup 5237 sayılı TCK’ya 7406 sayılı Kanun ile eklenen m.123/A çerçevesinde bağımsız bir suç olarak da düzenlenmiştir.

6284 sayılı Kanun, Türkiye’nin 11 Mayıs 2011 tarihinde imzaladığı ve 24 Kasım 2011 tarihinde onayladığı Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi (İstanbul Sözleşmesi) yükümlülüklerinin iç hukuka yansıması olarak hazırlanmıştır. Sözleşme, 20 Mart 2021 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye tarafından feshedilmiş ve 1 Temmuz 2021 itibarıyla Türkiye bakımından yürürlükten kalkmıştır. Ancak İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış, 6284 sayılı Kanun’un iç hukukta yürürlüğünü etkilememiştir. Anayasa m.10 (kanun önünde eşitlik), m.17 (kişinin dokunulmazlığı ile maddi ve manevi varlığının bütünlüğünü koruma ve geliştirme hakkı), m.19 (kişi hürriyeti ve güvenliği), m.20 (özel hayatın gizliliği) ve m.41 (ailenin korunması ve çocuk hakları) ile diğer uluslararası insan hakları belgeleri (özellikle CEDAW – Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi) çerçevesinde Devletin şiddeti önleme ve mağduru koruma yükümlülüğü sürmektedir.

Mülkî Amir Tarafından Verilecek Koruyucu Tedbir Kararları (m.3)

6284 sayılı Kanun m.3, mülkî amir tarafından verilecek koruyucu tedbir kararlarını dört başlık altında düzenler. Bu tedbirler mağdurun temel yaşamsal ihtiyaçlarının karşılanmasını ve fiziksel güvenliğinin sağlanmasını amaçlar; hızlı, ulaşılabilir ve idari nitelikli oldukları için kanun uygulamasının ilk basamağını oluşturur. Birinci tedbir, mağdura ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanmasıdır. Bu tedbirin operasyonel uygulaması Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) ile kadın konukevleri üzerinden yürütülür. Barınma yeri hem mağdurun kimliğinin gizliliği hem de fiziksel güvenliği bakımından korunur; adres gizliliğine ilişkin m.8 hükümleri barınma yeri için özellikle önem taşır.

İkinci koruyucu tedbir, diğer kanunlar kapsamında yapılacak yardımlar saklı kalmak üzere geçici maddi yardım yapılmasıdır. Yardımın miktarı ve süresi mülkî amir tarafından belirlenir; mağdurun temel geçim ihtiyaçlarını, çocukların bakım masraflarını ve şiddet uygulayandan ayrışmanın getirdiği geçiş dönemi maliyetlerini karşılamaya yöneliktir. Üçüncü tedbir, psikolojik, meslekî, hukukî ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmetinin sağlanmasıdır. ŞÖNİM merkezleri bu kapsamda travma odaklı psikolojik destek, meslek edindirme ve iş gücüne katılım kursları, hukukî yönlendirme, sosyal hizmet uzmanı görüşmeleri ve çocukların eğitimi bakımından koordinasyon sağlar. Dördüncü tedbir ise mağdurun hayatî tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınmasıdır. Geçici koruma tedbirinde kolluk devreye alınır; şiddet uygulayanın mağdura yaklaşmasını engellemek üzere fiziksel refakat, güvenli ulaşım ve gerektiğinde konut değişikliği düzenlenir.

Mülkî amirin verdiği koruyucu tedbir kararı idari işlem niteliğindedir; acil hâllerde kolayca ve süratle verilebilir. Kanun m.8/3 açık biçimde şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmayacağını öngörür. Bu düzenleme mağdurun ispat yükünün ağırlığı nedeniyle korunmasız kalmasına engel olur ve önleyici işlevin geciktirilmemesini sağlar. Mülkî amir kavramı vali, kaymakam veya bunların görevlendirdiği yetkili makamı ifade eder; koruyucu tedbir talebi ŞÖNİM aracılığıyla değerlendirilir. Karar, verildikten sonra en geç kırk sekiz saat içinde aile mahkemesi hâkiminin onayına sunulmak zorundadır; onaylanmayan tedbirler kendiliğinden hükümsüz sayılır. Bu onay mekanizması, idari makamın bireysel özgürlüklere temas edebilecek nitelikte karar verirken yargısal denetimden geçmesini güvence altına alır.

Hâkim Tarafından Verilecek Koruyucu ve Önleyici Tedbir Kararları (m.4 – m.5)

6284 sayılı Kanun m.4, aile mahkemesi hâkimi tarafından hükmedilebilecek koruyucu tedbir kararlarını düzenler. Bu tedbirler mülkî amirin acil ve idari nitelikli tedbirlerinden farklı olarak yargısal makam kararı gerektirir ve mağdurun daha uzun vadeli güvenliğine hizmet eder. Hâkim koruyucu tedbir kararları arasında mağdurun işyerinin değiştirilmesi (kamu görevlileri bakımından ilgili kurum, özel sektör bakımından işverenle koordinasyon içinde uygulanır); kişinin evli olması hâlinde ortak yerleşim yerinden ayrı yerleşim yeri belirlenmesi; Türk Medenî Kanunu’ndaki şartların varlığı hâlinde ve korunan kişinin talebi üzerine tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması; korunan kişi bakımından hayatî tehlikenin bulunması ve bu tehlikenin önlenmesi için diğer tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması hâlinde kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerin değiştirilmesi yer alır. Kimlik değişikliği tedbiri son çare niteliğinde bir hükümdür; ancak yüksek risk profilli tehdit hâllerinde, tanık koruma mevzuatındaki paralel yapıya benzer biçimde uygulanır.

6284 sayılı Kanun m.5, hâkim tarafından hükmedilebilecek önleyici tedbir kararlarını düzenler ve uygulamada en sık karşılaşılan uzaklaştırma kararı bu madde kapsamında ortaya çıkar. Önleyici tedbir kararları, şiddet uygulayana yönelik yasaklar ve yükümlülükler biçiminde şekillenir. Kanun m.5/1’in başlıca hükümleri şunlardır: şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmama; müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılma ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi; korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmama; çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması; gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklara ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmama; korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermeme; korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmeme (telefon, mesaj, sosyal medya, üçüncü kişiler aracılığıyla ulaşma dâhil).

Kanun m.5/1’in devamı silaha ilişkin özel yükümlülükleri düzenler: bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim etme. Silah taşıma ve bulundurma yetkisine sahip kamu görevlisi olsa dahi zati veya kurumsal demirbaş silahının kolluğa teslimi öngörülebilir; bu düzenleme, silahla işlenebilecek ağır fiillere karşı önalıcı bir koruma sağlar. Ayrıca alkol veya uyuşturucu ya da uyarıcı madde kullanmama, bu maddelerin etkisinde iken korunan kişiye ve bulundukları yerlere yaklaşmama, bağımlılığın olması hâlinde muayene ve tedavi için sağlık kuruluşuna başvurma yükümlülükleri de m.5 kapsamında hükme bağlanabilir. Hâkim önleyici tedbirlerin bir kısmına veya tamamına birlikte hükmedebilir; şiddetin niteliği, tekrar riski, çocukların varlığı ve mağdurun somut ihtiyaçlarına göre tedbirlerin şekli ve kapsamı belirlenir. Önleyici tedbir kararı geciktirilmeksizin verilir; koruyucu tedbir kararlarında olduğu gibi burada da şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranması gecikmeye neden olacaksa yerinde görülmez.

Karar Vermeye Yetkili Makamlar: Aile Mahkemesi, Mülkî Amir ve Kolluk (m.6)

6284 sayılı Kanun’un işleyişinde üç ayrı makam tedbir kararı verme yetkisine sahiptir ve bu makamların yetkileri birbirini tamamlayıcı biçimde kurgulanmıştır. Birinci karar makamı aile mahkemesi hâkimidir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m.4 uyarınca aile hukukundan doğan koruyucu ve önleyici tedbir kararları aile mahkemelerinin görev alanına girer; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu görev asliye hukuk mahkemesince aile mahkemesi sıfatıyla yerine getirilir. Aile mahkemesi hâkimi hem m.4 kapsamındaki koruyucu tedbirlere hem de m.5 kapsamındaki önleyici tedbirlere hükmetme yetkisine sahiptir; ayrıca mülkî amir tarafından verilen tedbir kararlarının kırk sekiz saat içinde onaylanması ve kolluk amiri tarafından alınan tedbirlerin yirmi dört saat içinde denetlenmesi de yine bu makam tarafından yerine getirilir.

İkinci karar makamı mülkî amirdir. Mülkî amir kavramı vali, kaymakam veya bunların görevlendirdiği yetkili makamı ifade eder; mülkî amir Kanun m.3’te sayılan koruyucu tedbir kararlarını verebilir. Önleyici tedbir kararları (m.5) münhasıran hâkim yetkisindedir; mülkî amir bu kararları kendiliğinden veremez. Mülkî amir kararı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı ŞÖNİM merkezleri aracılığıyla operasyonel hâle getirilir. Mülkî amirin verdiği koruyucu tedbir kararı derhâl uygulamaya konur; ancak kararın kırk sekiz saat içinde hâkim onayına sunulması zorunludur; onaylanmayan tedbirler kendiliğinden hükümsüz sayılır. Bu onay mekanizması idari kararların yargısal denetimini güvence altına alır.

Üçüncü karar makamı gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluk amiridir. 6284 sayılı Kanun m.6, kolluk amirlerine belirli ve sınırlı yetkiler tanır. Kolluk amiri; mağdurun şiddet tehlikesi altında bulunduğu ve hâkim ya da mülkî amir kararının beklenmesinin sakınca doğuracağı hâllerde m.5/1’deki uzaklaştırma, yaklaşmama, iletişim yasağı, hakaret-tehdit yasağı gibi ana önleyici tedbirler ile m.3’teki barınma yerinin sağlanması koruyucu tedbirini kendiliğinden alabilir. Kolluk amirinin aldığı bu tedbirin en geç yirmi dört saat içinde mülkî amirin veya hâkimin onayına sunulması; onaylanmayan tedbirlerin kendiliğinden kalkması gerekir. Bu düzenleme, kolluğun gece saatleri, resmî tatiller ya da yargı ve idari makamların erişilemediği ilk saatlerde de mağdurun temel güvenliğini sağlayabilmesi için tasarlanmıştır. Kolluk kayıtları hem Kanun m.7 kapsamındaki ihbar mekanizması hem de sonraki yargılama süreçleri bakımından delil değeri yüksek belgelerdir.

Kanun m.7, şiddet olaylarının ihbarı yükümlülüğünü düzenler. Şiddet olayı ya da şiddet uygulanma tehlikesi ile karşılaşan; buna tanık olan ya da bu konuda bilgi sahibi olan herkes bu durumu resmî makam veya mercilere ihbar etmekle yükümlüdür. İhbarı alan kamu görevlileri, bu Kanun kapsamındaki görevlerini gecikmeksizin yerine getirmek ve uygulanması gereken diğer tedbirlere ilişkin olarak yetkilileri harekete geçirmekle yükümlüdür. İhbar; 155 (polis imdat), 156 (jandarma imdat), ALO 183 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Sosyal Destek Hattı, doğrudan karakol veya cumhuriyet başsavcılığı üzerinden yapılabilir. İhbar mekanizması hem üçüncü kişilerin (komşu, öğretmen, sağlık personeli, iş arkadaşı) fiili duruma müdahale edebilmesini kolaylaştırır hem de kamu görevlilerinin resen harekete geçme yükümlülüğünü doğurur.

Tedbir Kararının Süresi, Tebliği, Uzatılması ve İtiraz (m.8-m.9)

6284 sayılı Kanun m.8, tedbir kararının verilmesi, tebliği, süresi ve gizlilik hükümlerini bir arada düzenler. Kanun m.8/2 uyarınca tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir. Ancak şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin devam edeceğinin anlaşıldığı hâllerde, resen, korunan kişinin ya da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı veya kolluk görevlilerinin talebi üzerine tedbirlerin süresinin veya şeklinin değiştirilmesine, tedbirlerin kaldırılmasına veya aynen devam etmesine karar verilebilir. Bu düzenlemenin sonucu şudur: altı aylık ilk süre, kanunun belirlediği azami bir üst sınır değil; her defasında yeniden değerlendirilebilecek ve şiddet riski devam ediyorsa uzatılabilecek başlangıç dönemidir. Uygulamada bir yıl, iki yıl ve daha uzun sürelere ulaşan uzatım kararları verilmektedir; bazı olaylarda uzun yıllar boyunca ardışık uzatım kararlarıyla koruma sürdürülmektedir.

Tedbir kararının süresine ilişkin bu esneklik, aile içi şiddetin dinamik ve tekrarlayıcı yapısına uygundur. Uzatım için ayrı bir dava açılmasına gerek yoktur; aynı dosya kapsamında talep yeterlidir. Uzaklaştırma kararı uzatım talepleri; mağdurun beyanı, kolluk raporları, yeni şiddet olaylarına ilişkin belgeler, tanık ifadeleri, ŞÖNİM değerlendirme raporları ve varsa savcılık soruşturma dosyaları çerçevesinde değerlendirilir. Şiddet uygulayanın da tedbirin kaldırılması ya da süresinin azaltılması yönünde talepte bulunma hakkı vardır; ancak bu talep, tehlikenin sürüp sürmediği somut delillerle denetlenerek karara bağlanır. Tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi için genellikle uzun süreli uyum, şiddet uygulayan bakımından tedavi/rehabilitasyon süreçlerinin tamamlanmış olması ve korunan kişinin rızası gibi somut göstergeler aranır.

Kararın tefhim ve tebliği bakımından m.8/3 açık bir düzenleme öngörür: tedbir kararı, korunan kişiye ve şiddet uygulayana tefhim veya tebliğ edilir. Tedbir kararının tefhim ve tebliğ işlemlerinde tedbir kararına aykırılık hâlinde şiddet uygulayan hakkında zorlama hapsinin uygulanacağı ihtarı yapılır. Bu ihtarın tebliğ tutanağında yer alması hem kararın ciddiyetini ortaya koyar hem de m.13 kapsamında verilecek zorlama hapsi bakımından ön koşul niteliğindedir. İhtar yapılmadan tebliğ edilen ya da tebliğ edilmemiş bir tedbir kararına dayanılarak zorlama hapsine karar verilmesi hukuka aykırıdır. Karar, tefhim veya tebliğ ile birlikte icra edilebilir hâle gelir; itiraz yolu tedbir kararının uygulanmasını durdurmaz.

Kanun m.9 tedbir kararına itiraz usulünü düzenler. Tedbir kararına, tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine (aile mahkemesi bulunmayan yerde asliye hukuk mahkemesine) itiraz edilebilir. İtiraz; kararı veren mahkemeye verilir, ancak inceleme aynı düzey mahkemesinin başka bir dairesi tarafından yapılır. İtirazı inceleyen mahkeme, kararı bir hafta içinde inceler ve karara bağlar; itiraz üzerine verilen karar kesindir. Kararın gizliliği bakımından mağdurun adresi, iletişim bilgileri ve barınma yerine ilişkin bilgiler taraflar dışındaki üçüncü kişilere karşı gizli tutulur; bu gizlilik ihlâli ayrıca 5237 sayılı TCK m.258 (göreve ilişkin sırrın açıklanması) veya m.136 (verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme) kapsamında cezai sorumluluk doğurabilir. Elektronik izleme (elektronik kelepçe) uygulaması ise özellikle yüksek risk profilli olaylarda; hâkim tarafından resen veya talep üzerine uzaklaştırma kararına ek olarak verilebilecek bir teknik önlemdir ve şiddet uygulayanın konumunu gerçek zamanlı takip ederek mağdura yaklaşma hâlinde otomatik uyarı üretir.

Tedbir Kararına Aykırılık ve Zorlama Hapsi (m.13)

6284 sayılı Kanun m.13, tedbir kararına aykırılık hâlinde uygulanacak zorlama hapsini düzenler. Kanun m.13/1 uyarınca bu Kanun hükümlerine göre hakkında tedbir kararı verilen şiddet uygulayan, kararın gereklerine aykırı hareket etmesi hâlinde, fiili bir suç oluştursa bile ihlâl edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur. Aynı fıkranın devamında tedbir kararının gereklerine aykırılığın her tekrarında, ihlâl edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsinin süresi onbeş günden otuz güne kadar olarak belirlenir; ancak zorlama hapsinin toplam süresi altı ayı geçemez.

Zorlama hapsi klasik anlamda bir cezai yaptırım değildir; tedbirlere uyumu sağlamaya yönelik zorlayıcı bir yaptırımdır. Bu nedenle hakkında zorlama hapsine karar verilen kişinin şartla salıverilme, ertelenme, paraya çevrilme veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) gibi olağan ceza kurumlarından yararlanma hakkı bulunmaz. Zorlama hapsine ilişkin kararlar Cumhuriyet başsavcılığınca yerine getirilir ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın ilgili il ve ilçe müdürlüklerine bildirilir. Kararın infazı için ceza infaz kurumu prosedürleri uygulanır; ancak zorlama hapsi cezai infaz rejimine değil, ayrı bir tazyik hapsi rejimine tabidir.

Zorlama hapsine karar verilebilmesi için birkaç ön koşul aranır. Öncelikle tedbir kararı, şiddet uygulayana usulüne uygun biçimde tefhim veya tebliğ edilmiş olmalıdır; tebliğ edilmeyen bir tedbir kararına dayanılarak zorlama hapsine hükmedilemez. İkinci olarak tedbir kararı tefhim/tebliği sırasında zorlama hapsi ihtarı yapılmış olmalıdır. Üçüncü olarak tedbir kararına aykırılık somut ve ispatlanabilir olmalıdır; genellikle kolluk tutanakları, mesaj kayıtları, arama dökümleri, tanık ifadeleri, kamera görüntüleri ve mağdurun tutarlı beyanı ile ispatlanır. Dördüncü olarak aykırılık kasten gerçekleştirilmiş olmalıdır; tebliğ öncesi eylemler ya da makul mazerete dayanan hâller değerlendirilir. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru içtihadı, gerekli usul güvenceleri sağlandığı sürece zorlama hapsi kararlarının Anayasa m.19 kapsamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlâl etmediğini, ancak bu kararların yasal dayanağının gösterilmesi, karşı tarafın savunma hakkına saygı gösterilmesi ve orantılılık ilkesine uyulması gerektiğini ortaya koymuştur.

Zorlama hapsi ile aynı fiillerden dolayı doğan cezai sorumluluk arasında herhangi bir mahsup ilişkisi bulunmaz. Şiddet uygulayanın aynı zamanda 5237 sayılı TCK’nın ilgili maddeleri (m.86 kasten yaralama — aile içi işlenme nitelikli hâli; m.96 eziyet; m.106 tehdit; m.109 kişiyi hürriyetinden yoksun kılma; m.123/A ısrarlı takip; m.232 kötü muamele) çerçevesinde ayrı cezai sorumluluğu saklıdır ve bu suçlar bağımsız olarak soruşturulup kovuşturulur. Şiddet mağduru için önemli olan husus, tedbir kararına aykırılığın gerçekleştiği anda kolluğa bildirilmesidir. Kolluk 155 (polis) veya 156 (jandarma) ile ALO 183 üzerinden ulaşılabilir; ihbar sonrasında olay yerine gelen kolluk tutanak tutar, gerekirse şiddet uygulayanı gözaltına alır ve olay dosyasını Cumhuriyet başsavcılığına iletir. Cumhuriyet başsavcılığı hem 5237 sayılı TCK kapsamındaki cezai soruşturmayı yürütür hem de m.13 kapsamındaki zorlama hapsi talebini aile mahkemesine iletir. Aile mahkemesi, şiddet uygulayanın savunmasını aldıktan sonra zorlama hapsine hükmedebilir.

Başvuru Yolları ve Mağdura Destek Kaynakları

6284 sayılı Kanun’un etkin uygulaması, mağdurun mevcut destek kaynaklarına erişimine bağlıdır. En hızlı ve kolay ulaşılabilir kanallar şunlardır. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın ALO 183 Sosyal Destek Hattı 7 gün 24 saat hizmet verir; ücretsizdir ve arama detay kayıtlarında (arayanın telefon dökümünde) görünmez. Kolluğa doğrudan başvuru için 155 (polis) veya 156 (jandarma) imdat hatları kullanılır; kolluk olay yerine gelerek tutanak tutar ve gerektiğinde m.6 kapsamında geçici tedbirleri kendiliğinden uygulayabilir. Her il ve ilçede faaliyet gösteren Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM), koruyucu tedbir taleplerinin değerlendirilmesi, barınma, psikolojik destek, hukukî yönlendirme ve sosyal hizmet süreçlerinin ilk başvuru noktasıdır. Kadın konukevleri, ŞÖNİM aracılığıyla veya doğrudan mülkî amir kararıyla mağdurun ve varsa çocuklarının güvenli barınmasını sağlar; konukevi adresi kesin gizlilik altındadır. Sağlık kuruluşlarında görülen şiddet vakaları da m.7 ihbar yükümlülüğü kapsamındadır; hastane acil servislerinde sağlık personeli tarafından yapılan tespit ve raporlar hem tedbir kararı hem de sonraki cezai süreç bakımından belge oluşturur.

Aile mahkemesine tedbir kararı başvurusu bizzat mağdur, mağdurun yasal temsilcisi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı personeli, ŞÖNİM veya kolluk tarafından yapılabilir; başvuru için avukat zorunluluğu bulunmaz ve harç alınmaz. Ancak sürecin çok aşamalı yapısı, uzatım kararları, itiraz süreçleri, zorlama hapsi talepleri ve varsa boşanma / cezai süreçlerin eş zamanlı yürütülmesi göz önünde bulundurulduğunda avukat desteğiyle başvuru mağdurun haklarının etkin biçimde korunmasını kolaylaştırır. Türkiye’nin her ilinde barolar bünyesinde Adli Yardım Bürosu ve Kadın Hakları Komisyonu faaliyet gösterir; ekonomik durumu elverişsiz mağdurlar bu birimlere başvurarak 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.176 vd. çerçevesinde ücretsiz avukat desteği alabilir. Adli yardım kapsamında görevlendirilen avukatlar için mağdurdan ücret talep edilmez; giderler baro fonları ile Hazine bütçesinden karşılanır.

6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararlarının pratik etkinliğinin denetimi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı’nın koordinasyonu altında yürütülür. Uygulama kılavuzları ve ikincil düzenlemeler (özellikle 6284 sayılı Kanuna İlişkin Uygulama Yönetmeliği) mağdur profillerine göre risk değerlendirme protokolleri, mükerrer başvuru sürecinin işleyişi ve gizlilik prosedürleri hakkında ayrıntılı yönlendirme sağlar. Anayasa m.17’nin Devlete yüklediği pozitif koruma yükümlülüğü çerçevesinde şiddete uğrayan ya da uğrama tehlikesi bulunan bireyin resmî makamlara ilettiği bilgi ile koruma sağlanmaması, Devletin ihlal sorumluluğunu doğurabilir. Bu yükümlülük Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru içtihadı çerçevesinde denetlenmekte; iç hukuk yollarının tüketilmesi sonrasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi başvurusu da gündeme gelebilmektedir. Şiddet, sonuçları itibarıyla sadece bireysel değil aile ve toplumsal bir sorundur; koruma mekanizmasının işletilmesi mağdurun tercihine bırakılmış bir hak olmakla birlikte, ihbar edilmiş her olayda kamu makamlarının resen harekete geçmesi kanunun temel amacını yansıtır.

İlgili Rehberler

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Sıkça Sorulan Sorular

6284 sayılı Kanun kimleri kapsar; erkekler ve çocuklar korumadan yararlanabilir mi?
Kanun m.1 uyarınca şiddete uğrayan ya da uğrama tehlikesi bulunan kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurları koruma kapsamındadır. Erkekler aile bireyi veya ısrarlı takip mağduru sıfatıyla; on sekiz yaşın altındaki tüm çocuklar doğrudan çocuk sıfatıyla korumadan yararlanabilir. Kanun cinsiyet ayrımı yapmaksızın aile içi şiddet mağdurunun tümüne koruma sağlar; ancak kadına yönelik şiddetin toplumsal cinsiyet temelli yapısal boyutu, kanunun temel çıkış noktalarından biridir ve Anayasa m.10 ile paralel bir yapıya oturur.

Uzaklaştırma kararı almak için avukat tutmak zorunlu mudur; nasıl başvurulur?
Hayır, zorunlu değildir. Başvuru bizzat mağdur, yasal temsilcisi, kolluk (155/156), ŞÖNİM veya Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı personeli tarafından ücretsiz olarak yapılabilir; başvuru için harç alınmaz. En hızlı yol 155 veya 156’yı arayarak kolluk müdahalesi talep etmek ve ALO 183 üzerinden ŞÖNİM’e yönlendirilmektir. Dava sürecinin uzayan aşamaları, delil toplama, uzatım talepleri ve zorlama hapsi süreçleri için avukat desteği tavsiye edilir; ekonomik durumu elverişsiz mağdurlar il barolarının adli yardım bürolarına başvurarak 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.176 vd. çerçevesinde ücretsiz avukat desteği alabilir.

Uzaklaştırma kararının süresi ne kadardır ve uzatılabilir mi?
6284 sayılı Kanun m.8/2 uyarınca tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilir. Ancak şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin devam ettiğinin anlaşıldığı hâllerde hâkim; resen ya da korunan kişi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı veya kolluk talebi üzerine tedbirin süresini uzatabilir, şeklini değiştirebilir ya da aynen devamına karar verebilir. Uygulamada bir yıl, iki yıl ve daha uzun süreli uzatım kararları verilmektedir; tedbirin uzatılması için ayrı bir dava açılmasına gerek yoktur, aynı dosya kapsamında talep yeterlidir.

Şiddet uygulayan taraf uzaklaştırma kararına uymazsa ne olur?
6284 sayılı Kanun m.13 uyarınca tedbir kararına aykırılık hâlinde şiddet uygulayan hakkında ilk aykırılıkta üç günden on güne kadar, tekrarda onbeş günden otuz güne kadar zorlama hapsine karar verilir; zorlama hapsinin toplam süresi altı ayı geçemez. Aykırılığın kolluğa (155/156) derhâl bildirilmesi, tutanak tutulması ve Cumhuriyet başsavcılığına iletilmesi gerekir. Zorlama hapsi; 5237 sayılı TCK m.86 (aile içi kasten yaralama), m.96 (eziyet), m.106 (tehdit), m.109 (kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) ve m.123/A (ısrarlı takip) gibi maddeler kapsamındaki cezai sorumluluğu ortadan kaldırmaz; bu suçlar bağımsız olarak soruşturulup kovuşturulur.

Şiddet olayının delili olmayan kişi de koruma kararı alabilir mi?
Evet. 6284 sayılı Kanun’un uygulamasına ilişkin temel ilkelerden biri, tedbir kararlarının verilmesinde şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmamasıdır. Mağdurun beyanı, kolluk tutanağı, ŞÖNİM değerlendirme raporu, sağlık personelinin gözlem notu veya bir üçüncü kişinin tanıklığı tedbir kararının verilmesi için yeterli görülebilir. Önleyici tedbir kararının geciktirilmeksizin verilmesi ilkesi, delil koşulunun mağduru korunmasız bırakmasına engel olur. Ancak sonraki uzatım kararları ile zorlama hapsi taleplerinde somut aykırılık delillerinin (mesaj, kamera görüntüsü, tanık, kolluk kaydı) toplanması önemlidir.

Tedbir kararına nasıl itiraz edilir; itiraz uygulanmayı durdurur mu?
6284 sayılı Kanun m.9 uyarınca tedbir kararına tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine (aile mahkemesi bulunmayan yerde asliye hukuk mahkemesine) itiraz edilebilir. İtirazı inceleyen mahkeme kararı bir hafta içinde inceler ve karara bağlar; itiraz üzerine verilen karar kesindir. İtiraz yolu tedbir kararının uygulanmasını durdurmaz; karar tefhim veya tebliğ ile birlikte icra edilebilir hâle gelir ve bu icra itiraz sonuçlanana kadar sürer. Böylece koruma mekanizmasının itiraz süresi boyunca kesintiye uğraması önlenmiş olur.

{ “@context”: “https://schema.org”, “@type”: “FAQPage”, “mainEntity”: [ { “@type”: “Question”, “name”: “6284 sayılı Kanun kimleri kapsar; erkekler ve çocuklar korumadan yararlanabilir mi?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Kanun m.1 uyarınca şiddete uğrayan ya da uğrama tehlikesi bulunan kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurları koruma kapsamındadır. Erkekler aile bireyi veya ısrarlı takip mağduru sıfatıyla; on sekiz yaşın altındaki tüm çocuklar doğrudan çocuk sıfatıyla korumadan yararlanabilir. Kanun cinsiyet ayrımı yapmaksızın aile içi şiddet mağdurunun tümüne koruma sağlar; ancak kadına yönelik şiddetin toplumsal cinsiyet temelli yapısal boyutu, kanunun temel çıkış noktalarından biridir ve Anayasa m.10 ile paralel bir yapıya oturur.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Uzaklaştırma kararı almak için avukat tutmak zorunlu mudur; nasıl başvurulur?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Hayır, zorunlu değildir. Başvuru bizzat mağdur, yasal temsilcisi, kolluk (155/156), ŞÖNİM veya Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı personeli tarafından ücretsiz olarak yapılabilir; başvuru için harç alınmaz. En hızlı yol 155 veya 156’yı arayarak kolluk müdahalesi talep etmek ve ALO 183 üzerinden ŞÖNİM’e yönlendirilmektir. Dava sürecinin uzayan aşamaları, delil toplama, uzatım talepleri ve zorlama hapsi süreçleri için avukat desteği tavsiye edilir; ekonomik durumu elverişsiz mağdurlar il barolarının adli yardım bürolarına başvurarak 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.176 vd. çerçevesinde ücretsiz avukat desteği alabilir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Uzaklaştırma kararının süresi ne kadardır ve uzatılabilir mi?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “6284 sayılı Kanun m.8/2 uyarınca tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilir. Ancak şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin devam ettiğinin anlaşıldığı hâllerde hâkim; resen ya da korunan kişi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı veya kolluk talebi üzerine tedbirin süresini uzatabilir, şeklini değiştirebilir ya da aynen devamına karar verebilir. Uygulamada bir yıl, iki yıl ve daha uzun süreli uzatım kararları verilmektedir; tedbirin uzatılması için ayrı bir dava açılmasına gerek yoktur, aynı dosya kapsamında talep yeterlidir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Şiddet uygulayan taraf uzaklaştırma kararına uymazsa ne olur?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “6284 sayılı Kanun m.13 uyarınca tedbir kararına aykırılık hâlinde şiddet uygulayan hakkında ilk aykırılıkta üç günden on güne kadar, tekrarda onbeş günden otuz güne kadar zorlama hapsine karar verilir; zorlama hapsinin toplam süresi altı ayı geçemez. Aykırılığın kolluğa (155/156) derhâl bildirilmesi, tutanak tutulması ve Cumhuriyet başsavcılığına iletilmesi gerekir. Zorlama hapsi; 5237 sayılı TCK m.86 (aile içi kasten yaralama), m.96 (eziyet), m.106 (tehdit), m.109 (kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) ve m.123/A (ısrarlı takip) gibi maddeler kapsamındaki cezai sorumluluğu ortadan kaldırmaz; bu suçlar bağımsız olarak soruşturulup kovuşturulur.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Şiddet olayının delili olmayan kişi de koruma kararı alabilir mi?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Evet. 6284 sayılı Kanun’un uygulamasına ilişkin temel ilkelerden biri, tedbir kararlarının verilmesinde şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmamasıdır. Mağdurun beyanı, kolluk tutanağı, ŞÖNİM değerlendirme raporu, sağlık personelinin gözlem notu veya bir üçüncü kişinin tanıklığı tedbir kararının verilmesi için yeterli görülebilir. Önleyici tedbir kararının geciktirilmeksizin verilmesi ilkesi, delil koşulunun mağduru korunmasız bırakmasına engel olur. Ancak sonraki uzatım kararları ile zorlama hapsi taleplerinde somut aykırılık delillerinin (mesaj, kamera görüntüsü, tanık, kolluk kaydı) toplanması önemlidir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Tedbir kararına nasıl itiraz edilir; itiraz uygulanmayı durdurur mu?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “6284 sayılı Kanun m.9 uyarınca tedbir kararına tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine (aile mahkemesi bulunmayan yerde asliye hukuk mahkemesine) itiraz edilebilir. İtirazı inceleyen mahkeme kararı bir hafta içinde inceler ve karara bağlar; itiraz üzerine verilen karar kesindir. İtiraz yolu tedbir kararının uygulanmasını durdurmaz; karar tefhim veya tebliğ ile birlikte icra edilebilir hâle gelir ve bu icra itiraz sonuçlanana kadar sürer. Böylece koruma mekanizmasının itiraz süresi boyunca kesintiye uğraması önlenmiş olur.” } } ] }
Post by Av. Fatma Öztürk