Alkol, Kumar ve Madde Bağımlılığı Boşanma Sebebi mi? Kusur, Tazminat ve Velayet
24 Temmuz 2026

Alkol, Kumar ve Madde Bağımlılığı Boşanma Sebebi mi? Kusur, Tazminat ve Velayet

“Eşim içiyor / kumar oynuyor / madde kullanıyor — boşanabilir miyim?” Bu sorunun cevabı Türk Medeni Kanunu’nda tek bir maddede yazmaz. Bağımlılık, kanunda özel bir boşanma sebebi olarak sayılmamıştır; ancak yerleşik Yargıtay uygulamasında bağımlılığın aile düzenini çekilmez kılması hâlinde TMK m.166/1 kapsamında boşanma kararı verilir. Uyuşturucu senaryosunda ise TMK m.163’ün ayrı kapısı da açılır. Bu rehberde üç bağımlılık türünü ayrı ayrı ele alıyor; ispat, kusur, tazminat ve velayet boyutlarını netleştiriyoruz. Kusur derecelerinin bütünü için bu rehbere, sebeplerin genel haritası için şu yazıya bakın.

Velayet ve çocukla kişisel ilişki konusunda destek alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

⚖️ TMK m.166/1: “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.” Bağımlılık davalarının hukuki temeli budur; ölçüt tüketim değil, ortak hayatın çekilmez hâle gelmesidir.

⚖️ Güncel Gelişme — Yoksulluk Nafakasında Değişim

Anayasa Mahkemesi 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla, TMK m.175/1’de yer alan “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir. İptal hükmü, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir. Bu süre boyunca TMK m.175 eski hâliyle uygulanır: mevcut nafaka kararları kendiliğinden sona ermez ve ödeme yükümlülüğü devam eder. İptal edilen, yoksulluk nafakası kurumu değil nafakanın süresiz olma niteliğidir; iştirak (çocuk) nafakası bu karardan etkilenmez. Ayrıntı için AYM süresiz nafaka kararı (2026): ne değişti ve 9 aylık geçiş döneminde strateji rehberlerimize bakabilirsiniz.

Alkol Bağımlılığı: Ölçüt “Süreklilik + Sonuç”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik çizgisinde alkol, tek başına bir etiket olarak değerlendirilmez. Aranan iki unsur vardır: sürekliliğe dönüşmüş kullanım ve bunun evlilik üzerinde doğurduğu somut yıkım. Uygulamada boşanma sebebi sayılan tipik tablo şudur: sürekli alkol alan eşin tartışma çıkarması, şiddet uygulaması, hakaret ve aşağılama, birlik görevlerini yerine getirmemesi, aile bütçesinin erimesi, işini kaybetmesi.

Buna karşılık sosyal içicilik ayrı değerlendirilir: haftada bir arkadaşlarıyla alkol alan kişi tek başına “alkol bağımlısı” sayılmaz ve bu tek başına ağır kusur oluşturmaz. Yargıtay 2. HD’nin 20.02.2018 tarihli kararında (E.2016/12852) sürekli alkol kullanarak tartışma çıkaran, fiziksel şiddet uygulayan, hakaret eden ve birlik görevlerini yerine getirmeyen erkek eş ağır kusurlu bulunmuş; kusurlu davranışların aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu vurgulanarak manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu, alkol dosyalarında kusur ve tazminatın nasıl bağlandığını gösteren tipik bir örnektir.

Kumar Bağımlılığı: Ekonomik Yıkım Ekseni

Kumar da TMK’da ayrıca sayılmamıştır; ancak yerleşik içtihatta “aile birliği görevlerinin ihlaline neden olacak şekilde kumar oynanması” TMK m.166/1 kapsamında boşanma sebebi kabul edilir. Bahis, at yarışı ve şans oyunları da aynı çerçevededir. Belirleyici ölçüt yine süreklilikte kilitlenir: tek seferlik kumar oynamak boşanma sebebi sayılmaz; alışkanlık hâline gelmiş, bırakılamayan bir davranış olması aranır.

İspat bakımından önemli bir nokta vardır: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, davalının kumar oynadığına ve evlilik birliğinin yüklediği sorumlulukları yerine getirmediğine tanıklık eden kişilerin davacının anne, baba ve kardeşi olması gerekçesiyle beyanlarının değersiz sayılmasını doğru bulmamış; HMK m.255 uyarınca aksine ciddi ve inandırıcı delil bulunmadıkça asıl olanın tanıkların gerçeği söylemiş olduğunu, akrabalığın tek başına beyanı değersizleştirmeyeceğini belirterek davanın reddini bozmuştur (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 20.02.2018, E. 2016/24252, K. 2018/2279).

Kusur ve tazminat bakımından Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin bir kararı ölçüyü göstermektedir: birlik görevlerini yerine getirmeyen, evine icra gelmesine sebep olan, çocuğunun sünnet düğününe katılmayan ve evlilik birliğinden doğan malî yükümlülüklerin yerine getirilmesini zorlaştıracak şekilde şans oyunları ile at yarışları oynayan koca tamamen kusurlu sayılmış; kadın yararına hem maddi hem manevi tazminat koşullarının oluştuğu belirtilerek bu taleplerin reddi bozulmuştur (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 09.10.2012, E. 2012/6059, K. 2012/24073).

Kumar dosyalarında ikinci eksen ekonomiktir: aile bütçesinin kumara aktarılması, borçlanma, kredi ve icra takipleri, ortak malların elden çıkarılması. Bu tablo aynı zamanda ekonomik şiddet boyutuna da girer; 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruyucu tedbirlerin ve mal kaçırmaya karşı ihtiyati tedbirin gündeme geldiği alandır. Ekonomik şiddetin kapsamını bu rehberde ayrıntılı işledik.

Uyuşturucu Madde: İki Kanallı Rejim

Madde bağımlılığı, alkol ve kumardan farklı olarak çift kanallı ilerler:

1) TMK m.166/1 — Evlilik birliğinin sarsılması. Bağımlılığın aile düzenini çekilmez kılması, çocukların güvenliğinin tehlikeye girmesi, ekonomik yıkım ve birlik görevlerinin ihmali.

2) TMK m.163 — Küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme. Uyuşturucu kullanmak için bulundurmak TCK m.191 uyarınca suç oluşturduğundan, süreklilik gösteren madde kullanımı bu özel sebebe de dayandırılabilir. Bu sebep, TMK m.166’dan farklı bir ispat ve değerlendirme rejimine tabidir; ayrıntısı için bu rehbere bakın.

Uygulamada davanın kademeli kurulması en güvenli yoldur: asli talep TMK m.163’e, fer’î talep TMK m.166/1’e dayandırılır (HMK m.111). Böylece özel sebep ispatlanamasa dahi genel sebepten boşanma yolu açık kalır.

İspat: Nasıl Belgelenir?

Bağımlılık iddiası soyut kalırsa dosya çöker. Yargıtay, iddianın somut delillerle ortaya konmasını arar. Uygulamada kullanılan delil kalemleri:

Sağlık ve tedavi kayıtları. AMATEM/ÇEMATEM başvuruları, hastane raporları, denetimli serbestlik kayıtları, rehabilitasyon süreçleri. Mahkemeden ilgili kuruma müzekkere yazılması talep edilir.

Adli kayıtlar. Alkollü araç kullanma cezaları, kumar tutanakları, TCK m.191 kapsamındaki soruşturma-kovuşturma dosyaları, denetimli serbestlik ihlalleri.

Mali kayıtlar. Banka hesap hareketleri, bahis sitesi ödemeleri, kredi ve kredi kartı borçları, icra takipleri, satılan malların tapu kayıtları — kumar dosyalarının bel kemiğidir.

Tanık beyanları. Komşular, akrabalar, iş arkadaşları; olayları doğrudan gözlemleyenler. Duyuma dayalı soyut beyanlar tek başına yetmez.

Şiddet ve hakaret delilleri. Darp raporları, 6284 tedbir kararları, kolluk tutanakları, mesajlar. Bunlar hem bağımlılığın sonucunu hem de ağır kusuru ispatlar. 6284 kararının kusur ispatındaki değeri için bu rehbere, delil toplama yöntemi için şu yazıya bakın.

Sonuçlar: Kusur, Tazminat, Nafaka, Velayet

Kusur. Bağımlılığın ispatı, bağımlı eşi kural olarak ağır veya tam kusurlu konuma taşır. Ancak diğer eşin de kusurlu davranışları varsa (hakaret, şiddet, sadakat ihlali) hâkim kusuru derecelendirir; “sıfır-kusur” mantığı işlemez. Kusur dengesinin tazminat üzerindeki etkisi için eşit kusur rehberimize bakın.

Maddi ve manevi tazminat. TMK m.174/1 uyarınca kusursuz veya daha az kusurlu eş, mevcut ya da beklenen menfaati zedelendiyse maddi tazminat; m.174/2 uyarınca kişilik hakkına sarsıcı saldırı varsa manevi tazminat isteyebilir. Alkole bağlı şiddet ve hakaret dosyalarında manevi tazminat yerleşik olarak kabul edilir. Ayrıntısı için tazminat rehberimize bakın.

Yoksulluk nafakası. TMK m.175 “kusuru daha ağır olmamak” koşulunu arar; ağır kusurlu bulunan bağımlı eş yoksulluk nafakası talep hakkını kaybedebilir. Nafaka rejiminin bütünü için bu rehbere bakın.

İştirak nafakası ayrıdır. Çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma yükümlülüğü kusurdan bağımsızdır; bağımlı eş kusurlu olsa dahi iştirak nafakası öder. Ödeme gücünü fiilen kaybetmişse yol, ödemeyi kesmek değil azaltma-durdurma davası açmaktır.

Velayet. Ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Bağımlı ebeveynin bakım ve gözetimi sağlayamayacağı, çocuğun güvenliğinin tehlikeye gireceği tespit edilirse velayet diğer ebeveyne verilir; uygulamada bu dosyalarda velayet çoğunlukla bağımlı olmayan eşe bırakılır. Kişisel ilişki ise tümüyle kesilmez, gerektiğinde refakatli görüş veya uzman eşliğinde düzenlenir. Velayet süreçleri için bu rehbere bakın.

Karşı Cephe: Bağımlılıkla Suçlanan Eş

Bu dosyalarda savunmanın iki güçlü ekseni vardır. Birincisi süreklilik unsurunun bulunmaması: sosyal düzeyde kullanım, tek seferlik olay veya iddiaların soyut kalması. İkincisi tedaviye yönelme: AMATEM başvurusu, düzenli takip, denetimli serbestlik yükümlülüklerine uyum ve fiili bırakma; bu belgeler hem kusuru hafifletir hem velayet değerlendirmesinde etkili olur. Ayrıca karşı tarafın davranışlarını (hakaret, sadakat ihlali, ekonomik baskı) ortaya koymak kusur dengesini değiştirebilir. Nihayet, geçmişte affedilmiş olaylar varsa af savunması gündeme gelebilir.

Sağlık Sebebi Değil, Davranış Sebebi

Son bir ayrım önemlidir: bağımlılık TMK m.165’teki akıl hastalığı sebebiyle karıştırılmamalıdır. Akıl hastalığı sebebiyle boşanma, resmî sağlık kurulu raporuyla hastalığın iyileşemez nitelikte olduğunun saptanmasını arar ve ayrı bir rejime tabidir; ayrıntısı için bu rehbere bakın. Bağımlılık dosyalarında ise mahkeme bir hastalık teşhisi koymaz; davranışın evlilik üzerindeki sonucunu değerlendirir.

Bağımlılık dosyası, delille kazanılır.
Hukukçular Evi Ankara — kusur, tazminat ve velayet stratejiniz için bize ulaşın.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp’tan Yazın

🗺️ Aile ve Boşanma Hukuku Konu Haritası

Sürecin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

💔 Boşanma Davası

💰 Nafaka

👶 Velayet ve Çocuk

🏠 Mal Rejimi ve Paylaşım

🛡️ Şiddet ve Koruma (6284)

💍 Evlilik ve Statü

📚 Genel çerçeve için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

TMK m.163: İki Sebep, Tek Ek Şart

Bağımlılık dosyalarında en çok dayanılan özel sebep budur. Madde tek cümledir ama içinde iki ayrı sebep ve bunlara ortak bir ek şart barındırır.

TMK m.163: eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.

İki sebep. Madde, küçük düşürücü bir suç işlemek ile haysiyetsiz bir hayat sürmek hâllerini bir arada düzenler. Her ikisi de ayrı ayrı dayanak oluşturabilir.

Ortak ek şart. Her iki hâlde de kanunun aradığı şart aynıdır: bu davranış yüzünden birlikte yaşamanın diğer eşten artık beklenemez olması.

Nispî sebeptir — m.162 ile fark. TMK m.162 (hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış) mutlak bir boşanma sebebidir: davranış ispatlandığında hâkim başka bir şey aramaz. TMK m.163 ise nispîdir: suçun işlendiği ya da haysiyetsiz hayatın sürdürüldüğü ispatlansa bile, hâkim ayrıca bu durumun somut olayda davacı eş için ortak hayatı gerçekten çekilmez kılıp kılmadığını araştırır.

Bu nedenle “bağımlılığı kanıtlarsam dava kesin kabul edilir” değerlendirmesi doğru değildir. Dilekçede yalnız davranış değil, o davranışın davacı üzerindeki somut etkisi de anlatılmalıdır.

Süre yoktur. Maddedeki “her zaman” ifadesi belirleyicidir: bu sebebe dayalı dava için bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Zina (m.161) ve hayata kast (m.162) bakımından altı ay ve beş yıllık süreler işlerken, m.163’te böyle bir sınır bulunmaz.

Terditli kurgu. Nispî nitelik, kademeli talebi zorunlu kılar: dava öncelikle m.163‘e, kabul edilmezse m.166/1‘deki genel sebebe dayandırılmalıdır. Böylece çekilmezlik ölçütü m.163 bakımından karşılanmasa dahi, aynı olgular genel sebep altında değerlendirilir.

 TMK m.162TMK m.163
NiteliğiMutlakNispî
Hâkimin araştırmasıDavranışın ispatı yeterAyrıca çekilmezlik
Süre6 ay / 5 yıl“Her zaman”
İki alt sebepSuç işleme, haysiyetsiz hayat
KurguTerditli: m.163 → m.166/1

Haysiyetsiz Hayat Sürmenin Üç Koşulu

Bağımlılık iddiaları uygulamada çoğunlukla bu alt sebep üzerinden değerlendirilir. Yargı uygulamasında üç koşul birlikte aranır.

Kavramın tanımı. Haysiyetsiz hayat sürme; toplumun anlayışına göre süreklilik gösterir biçimde ahlak, namus, şeref ve haysiyet kavramlarına aykırı yaşama olarak tanımlanır.

Birinci koşul — süreklilik. Davranışın süreklilik arz etmesi gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bir kararında, davranış davacı bakımından birlikte yaşamayı beklenemez duruma getirmiş olsa dahi sürekliliği bulunmadığı için m.163’e dayalı hükmü bozmuştur.

Bunun bağımlılık dosyalarındaki karşılığı açıktır: tek bir olay — bir gece aşırı alkol alınması ya da bir defalık kumar oynanması — bu ölçütü karşılamaz. Dilekçede davranışın hangi dönemde ve hangi sıklıkta tekrarlandığı gösterilmelidir.

İkinci koşul — kusur. Haysiyetsiz hayat süren eşin kusurlu olması aranır. Bu, iradî olarak sürdürülen bir yaşam biçimini işaret eder.

Üçüncü koşul — çekilmezlik. Bu yaşam biçimi sebebiyle ortak yaşamın çekilmez hâle gelmiş olması gerekir. Ölçüt soyut değildir: davacının somut durumu esas alınır.

Sosyal hayattaki yansıma. Yargı uygulamasında, haysiyetsiz hayattan söz edilebilmesi için eşin sosyal hayatta toplumun genel değer yargılarıyla çatışan davranışlarının süreklilik göstermesi ve diğer eş için birlikte yaşamayı ondan beklenemez hâle getirmesi aranmaktadır.

Dilekçeye ne yazılmalı? Üç koşul ayrı ayrı karşılanmalıdır: davranışın tarih aralığı ve sıklığı, iradî sürdürüldüğünü gösteren olgular ve bunun aile hayatı, ekonomik durum ile çocuklar üzerindeki somut etkisi.

Koşulİçeriği
1 — SüreklilikTek olay yetmez; tarih ve sıklık
2 — Kusurİradî sürdürülen yaşam biçimi
3 — ÇekilmezlikDavacının somut durumu esas
ÖlçütToplumun genel değer yargılarıyla çatışma
KarşılanmazsaTerditli m.166/1 devreye girer

Suç İşleme Ayağının Kendine Özgü Şartları

Maddenin ilk alt sebebi olan küçük düşürücü suç işleme, madde bağımlılığı dosyalarında doğrudan gündeme gelebilir. Bu ayağın kendine özgü üç kuralı vardır.

Birinci kural — evlendikten sonra işlenmiş olmalı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik yaklaşımına göre, m.163’e dayalı boşanma kararı verilebilmesi için suç teşkil eden eylemin evlendikten sonra işlenmiş olması gerekir. Taraflar, suç tarihinden sonra evlenmişlerse aranan beklenemezlik koşulu gerçekleşmiş sayılmaz.

İkinci kural — ceza davası beklenmez. Suçla ilgili yürütülen ceza davasının kesinleşmesine gerek yoktur; aynı şekilde bir mahkûmiyet kararı verilmesi de gerekmez. Hâkim, eylemin gerçekleştiğini ve niteliğini kendisi değerlendirir.

Üçüncü kural — kasıt aranır. Suçun taksirle işlenmesi ya da meşru müdafaa gibi hukuka uygunluk sebeplerinin bulunması, bu sebebe dayalı dava açmaya dayanak oluşturmaz.

Suç listesi kapalı değildir. Türk hukukunda “küçük düşürücü suç” kavramı sınırlı sayı ilkesine tâbi tutulmamış, hâkimin takdirine bırakılmıştır. Bu nedenle dilekçede, suçun niteliğinin neden küçük düşürücü sayılması gerektiği gerekçelendirilmelidir.

Suç diğer eşe karşı işlenmiş olmayabilir. Bu sebepte kural olarak suç, başkalarına karşı işlenir; diğer eş bakımından utanç verici nitelik taşıması yeterlidir. Doğrudan eşe karşı işlenen ağır fiiller ise m.162 kapsamında değerlendirilir.

Ceza mahkemesi kararının etkisi. Ceza mahkemesinin mahkûmiyet kararı, tespit ettiği maddî olaylar bakımından hukuk hâkimini bağlar. Buna karşılık beraat kararı ile kusur ve derecesine ilişkin değerlendirmeler hukuk hâkimini bağlamaz.

KonuKural
ZamanSuç evlendikten sonra işlenmeli
Ceza davasıKesinleşmesi gerekmez
MahkûmiyetŞart değil
Manevî unsurTaksir yeterli değil
Suç listesiSınırlı sayı değil; hâkim takdiri
BeraatHukuk hâkimini bağlamaz

İspat Rejimi ve Tanık Usulü

Bu dosyalarda belirleyici olan, iddianın nasıl ispatlandığıdır. Boşanma davalarına özgü hüküm burada devreye girer.

TMK m.184. Hâkim, davanın dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz. Madde ayrıca şunları öngörür: hâkim bu olgular hakkında re’sen veya istem üzerine taraflara yemin öneremez; tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hâkimi bağlamaz ve hâkim kanıtları serbestçe takdir eder. Duruşma, taraflardan birinin istemi üzerine gizli yapılabilir.

Üç sonuç. Birincisi: karşı tarafın “evet, kullanıyorum” beyanı tek başına yeterli değildir; olgular dosyaya girmelidir. İkincisi: yemin yolu kapalı olduğundan ispat belge ve tanık üzerinden kurulur. Üçüncüsü: serbest takdir ilkesi gereği tanık sayısı değil, beyanın somutluğu ağırlık taşır.

Tanık listesi — HMK m.240. Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi sunar. Listede gösterilmemiş olan kimseler tanık olarak dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez.

Süreklilik ölçütü karşısında bu kural önem kazanır: her tanığın hangi döneme ilişkin dinletileceği ayrı ayrı yazılmalı; böylece davranışın sürekliliği zaman içine yayılmış beyanlarla gösterilmelidir.

Hısımlar çekinebilir — HMK m.248. Tanıklar kişisel sebeplerle çekinebilir; bu sebepler arasında nişanlılık, evlilik bağı — bu bağ kalksa dahi — ve üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı yer alır. Bu nedenle liste yalnız aile bireylerine dayandırılmamalıdır.

Mahkemenin daraltma yetkisi — HMK m.241. Mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir.

Belgelerin celbi — HMK m.121. Elde bulunan belgeler dilekçeye ekli verilir; başka kurumlardaki kayıtlar için bulunabilmesini sağlayıcı açıklama yazılmalı ve celbi açıkça talep edilmelidir.

KuralSonucu
m.184 — yeminÖnerilemez
m.184 — ikrarHâkimi bağlamaz
m.240 — listeVakıa belirtilmeli; ikinci liste yok
Süreklilik içinTanıklar farklı dönemlere ilişkin
m.248 — hısımlarÇekinebilir
m.121 — belgelerEkli; celbi talep edilmeli

Malvarlığının Korunması ve Çocuğa İlişkin Önlemler

Dava süresince iki alanda somut koruma istenebilir: malvarlığı ve çocuklar.

Tasarruf yetkisinin sınırlanması — TMK m.199. Bu hüküm, ekonomik yıkım riskinin bulunduğu dosyalarda doğrudan uygulanır: ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan malî bir yükümlülüğün yerine getirilmesi gerektirdiği ölçüde, eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, belirleyeceği malvarlığı değerleriyle ilgili tasarrufların ancak onun rızasıyla yapılabileceğine karar verebilir.

Aynı maddeye göre hâkim, eşlerden birinin taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisini kaldırırsa, re’sen durumun tapu kütüğüne şerhedilmesine karar verir. Bu şerh, taşınmazın devrini fiilen engeller.

Aile konutu — TMK m.194. Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Malik olmayan eş, tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilmesini doğrudan tapu müdürlüğünden isteyebilir.

Geçici önlemler — TMK m.169. Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır.

Çocuğun korunması — TMK m.346. Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır. Bu hükümde ana babanın kusuru şart değildir; ölçüt çocuğun menfaatinin tehlikeye düşmüş olmasıdır.

Kişisel ilişki sınırlanabilir. 6284 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca hâkim, çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılmasına, sınırlanmasına ya da tümüyle kaldırılmasına karar verebilir. Aynı madde uyarınca şiddet uygulayanın alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmamasına, bağımlılığı varsa muayene ve tedavi edilmesine de hükmedilebilir.

ÖnlemDayanak ve sonucu
Tasarruf yetkisinin sınırlanmasım.199 — işlem rızaya bağlanır
TaşınmazdaTapu kütüğüne re’sen şerh
Aile konutum.194 — açık rıza ve şerh
Yargılama süresincem.169 — re’sen önlemler
Çocuk tehlikedeysem.346 — kusur aranmaz
Kişisel ilişki6284 m.5 — refakatçi, sınırlama, kaldırma

Kusurun Sonuçları, Görev, Yetki ve Süre

Davanın kabulü hâlinde doğacak malî sonuçlar ve dosyanın usulü, kusur tablosuna bağlıdır.

Maddî tazminat — TMK m.174/1: mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Kusurun yanında menfaat kaybı ve illiyet bağı da gösterilmelidir; eşit kusurlu eş maddî tazminat isteyemez.

Manevî tazminat — TMK m.174/2: ölçüt menfaat kaybı değil, kişilik hakkına yönelmiş bir saldırıdır. Ayrıca TMK m.176/2 uyarınca manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez; yalnız toptan hükmedilebilir.

Yoksulluk nafakası — TMK m.175: eşik daha geniştir. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla nafaka isteyebilir; ayrıca nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.

Çocuk bakımından — TMK m.182/2: velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Bu yükümlülük kusurdan bağımsızdır ve feragat edilemez.

Görev. Dava aile mahkemesinde görülür; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar ve kararında bu sıfatı belirtir. Görev kuralı kamu düzenindendir ve re’sen gözetilir.

Yetki — TMK m.168: boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Yetki kesin değildir; itiraz cevap dilekçesinde ilk itiraz olarak ileri sürülmelidir.

Süre — TMK m.178: evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Süre kesinleşmeden işler.

KonuKuralMadde
Maddî tazminatKusursuz/daha az + menfaat kaybım.174/1
Manevî tazminatKişilik hakkı; irat olamazm.174/2, m.176/2
Yoksulluk nafakasıKusuru daha ağır olmamakm.175
Çocuk nafakasıKusurdan bağımsız; feragat edilemezm.182/2
YetkiKesin değil; ilk itirazm.168
Sonraki taleplerKesinleşmeden bir yılm.178

Sıkça Sorulan Sorular

Eşimin alkol bağımlılığı boşanma sebebi olur mu?

Alkol bağımlılığı TMK’da özel bir boşanma sebebi olarak sayılmamıştır; ancak evlilik birliğini ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede sarsıyorsa TMK m.166/1 kapsamında boşanma sebebidir. Belirleyici olan tüketimin kendisi değil, bağımlılık hâline dönüşerek aile düzenini çekilmez kılmasıdır.

Sosyal içicilik de boşanma sebebi sayılır mı?

Hayır. Yargıtay uygulamasında ara sıra sosyal ortamda alkol tüketmek tek başına ağır kusur sayılmaz. Sebep olabilmesi için alkolün süreklilik kazanması ve buna bağlı olarak şiddet, hakaret, ekonomik yıkım veya birlik görevlerinin yerine getirilmemesi gibi somut sonuçlar doğurması aranır.

Kumar bağımlılığı boşanma davasında nasıl değerlendirilir?

Kumar TMK’da ayrıca sayılmasa da yerleşik Yargıtay uygulamasında aile birliği görevlerinin ihlaline yol açacak biçimde kumar, bahis veya şans oyunu oynamak TMK m.166/1 kapsamında boşanma sebebi kabul edilir. Tek seferlik oynama yeterli görülmez; alışkanlık hâline gelmesi ve aile bütçesini tehlikeye atması aranır.

Uyuşturucu kullanımı farklı bir hukuki rejime mi tabi?

Uyuşturucu madde kullanımı hem TMK m.166/1 kapsamında değerlendirilebilir hem de kullanmak için bulundurma TCK m.191 uyarınca suç oluşturduğundan TMK m.163’teki küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebi de gündeme gelebilir. Bu, davanın kademeli kurulmasını gerektirir.

Bağımlılık velayeti ve nafakayı etkiler mi?

Velayette belirleyici olan çocuğun üstün yararıdır; bağımlı ebeveynin çocuğun bakım ve gözetimini sağlayamayacağı tespit edilirse velayet diğer ebeveyne verilir. Nafakada ise bağımlı eş ağır kusurlu bulunursa yoksulluk nafakası talep hakkını kaybedebilir; ancak iştirak nafakası yükümlülüğü kusurdan bağımsız olarak sürer.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlığınız için mutlaka bir avukata danışınız.

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

Post by Av. Fatma Öztürk