Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebebiyle Boşanma (TMK m. 163)
11 Nisan 2026

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebebiyle Boşanma (TMK m. 163)

Türk Medenî Kanunu’nun 163. maddesi, iki ayrı olguyu tek bir özel boşanma sebebi altında toplar: küçük düşürücü bir suç işleme ve haysiyetsiz bir hayat sürme. Bu, zina veya terk gibi “mutlak” bir sebep değil; hâkimin takdirini gerektiren nispi bir sebeptir.

📄 İlgili Örnek: Boşanma Dava Dilekçesi Örneği‘ni inceleyebilirsiniz.

Yasal Dayanak

Maddeye göre eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir. Görüldüğü gibi belirleyici ölçüt, fiilin ortak hayatı çekilmez kılıp kılmadığıdır.

Küçük Düşürücü Suç İşleme

Burada suçun adından çok, toplum içinde eşi küçük düşürücü nitelik taşıması önemlidir. Suçun evlilikten önce mi sonra mı işlendiği, niteliği ve diğer eş üzerindeki etkisi birlikte değerlendirilir. Her cezai mahkûmiyet otomatik olarak boşanma sonucu doğurmaz; aranan, fiilin ortak yaşamı katlanılamaz kılmasıdır.

Haysiyetsiz Hayat Sürme

Haysiyetsiz hayat sürme, süreklilik arz eden bir yaşam biçimini ifade eder; tek bir olay değil, toplumun genel ahlak anlayışıyla bağdaşmayan ve devam eden bir gidişat aranır. Bu nedenle bir defaya mahsus davranışlar kural olarak bu kapsamda görülmez.

İspat ve Deliller

Bu sebepte ispat yükü davacıdadır. Mahkûmiyet kararları, tutanaklar, tanık beyanları ve somut belgeler delil olarak kullanılabilir. Hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller değerlendirilemeyeceğinden, delil toplama aşamasının baştan doğru kurgulanması önemlidir.

Hak Düşürücü Süre Var mı?

TMK m. 163 bakımından, maddede özel bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir; dava “her zaman” açılabilir. Bununla birlikte fiilin affedildiğinin anlaşılması hâlinde, aynı sebebe dayanılması güçleşebilir.

⚖️ Güncel not: Anayasa Mahkemesi 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla TMK m.175/1’deki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir; iptal, Resmî Gazete yayımından dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir. Geçiş döneminde mevcut nafaka kararları ve ödeme yükümlülüğü devam eder. Ayrıntı: AYM süresiz nafaka kararı (2026).

Dava Nerede Açılır? TMK m.168

TMK m.163’e dayanan dava da diğer boşanma davaları gibi özel bir yetki kuralına tâbidir ve bu kural genel yetki hükümlerinden ayrılır.

TMK m.168’e göre boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Madde iki seçenek tanır ve bunlar arasında sıra yoktur. Davacı, kendi yerleşim yerinde ya da karşı tarafın yerleşim yerinde dava açabileceği gibi, son altı ay birlikte oturulan yerde de açabilir. Bu üçüncü ihtimal, taraflardan hiçbirinin artık orada oturmadığı hâllerde bile geçerlidir; aranan, davadan önceki dönemde altı aydan beri birlikte oturulmuş olmasıdır.

Görev bakımından dava aile mahkemesinde görülür; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar ve kararında bu sıfatı belirtir.

Bu yetki kuralı kesin nitelikte değildir. Dolayısıyla yetkisiz bir mahkemede dava açılmışsa, karşı taraf yetki itirazını cevap süresi içinde ilk itiraz olarak ileri sürmelidir; aksi hâlde mahkeme yetkili hâle gelir.

SeçenekAçıklama
Eşlerden birinin yerleşim yeriDavacının veya davalının yerleşim yeri
Birlikte oturulan yerDavadan önce son defa altı aydan beri
Görevli mahkemeAile mahkemesi; yoksa asliye hukuk
Yetkinin niteliğiKesin değil; ilk itiraz olarak ileri sürülmeli

Yargılamanın Özel Kuralları — TMK m.184

Boşanma davaları genel usul hükümlerine tâbidir; ancak TMK m.184 bir dizi istisna sayar ve bu istisnalar TMK m.163 dosyalarında özel önem taşır.

Maddede yer alan kurallardan üçü ispat rejimini doğrudan etkiler. Birincisi: hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz. İkincisi: hâkim, bu olgular hakkında gerek re’sen, gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez. Üçüncüsü: tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hâkimi bağlamaz ve hâkim, kanıtları serbestçe takdir eder.

Bu kuralların m.163 bakımından pratik sonucu şudur: karşı tarafın “evet, öyle bir hayat sürdüm” şeklindeki kabulü tek başına yeterli değildir. Hâkimin vicdanî kanaate ulaşması gerekir ve bu kanaat ancak dosyaya sunulan olgularla oluşur. Dolayısıyla ikrara güvenip delil sunmamak riskli bir tercihtir.

Madde ayrıca iki koruyucu kural daha içerir: boşanma veya ayrılığın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz ve hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir. İkinci kural, haysiyetsiz hayat sürme iddiasının doğası gereği m.163 dosyalarında sıkça kullanılır.

KuralSonucu
Vicdanî kanaat şartıOlgular kanaat oluşmadan ispatlanmış sayılmaz
YeminÖnerilemez
İkrarHâkimi bağlamaz
DelillerSerbestçe takdir edilir
Gizli duruşmaTaraflardan birinin istemi üzerine
Fer’î sonuç anlaşmalarıHâkim onayı olmadan geçersiz

Tazminat Talepleri: TMK m.174

TMK m.163’e dayanan bir davada kusur ağırlığı genellikle tek taraflıdır; bu da tazminat taleplerini doğrudan gündeme getirir. Dayanak TMK m.174’tür ve madde iki ayrı talebi düzenler.

Maddî tazminat bakımından: mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.

Manevî tazminat bakımından: boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

İki talebin şartları farklıdır ve bu fark dilekçede gözetilmelidir. Maddî tazminat için menfaat zedelenmesi ve kusur karşılaştırması gerekir; manevî tazminat için ise kişilik hakkının saldırıya uğraması aranır. Küçük düşürücü suç işleme veya haysiyetsiz hayat sürme iddialarında ikinci şart çoğunlukla dosyanın kendi olgularıyla karşılanır.

Ödeme biçimi ise TMK m.176’ya tâbidir: maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Manevî tazminat bakımından ise irat biçiminde ödeme öngörülmemiştir.

 Maddî tazminatManevî tazminat
ŞartMenfaat zedelenmesiKişilik hakkı saldırısı
Talep edenKusursuz veya daha az kusurlu tarafKişilik hakkı zedelenen taraf
MuhatapKusurlu tarafKusurlu taraf
ÖdemeToptan veya iratToptan

Sonraki Talepler İçin Bir Yıllık Süre — TMK m.178

Boşanma kararı kesinleştikten sonra ileri sürülecek talepler açısından kısa bir süre işlemeye başlar ve bu süre m.163 dosyalarında sıkça kaçırılır.

TMK m.178’e göre evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Sürenin başlangıcı karar tarihi değil, kesinleşme tarihidir. Bu nedenle karar verildikten sonra kesinleşme şerhli örnek alınmalı ve geri sayım o tarih üzerinden yapılmalıdır.

Kapsam bakımından madde, boşanmadan doğan dava haklarını hedefler: boşanma dosyasında istenmemiş ancak saklı tutulmuş tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri bu süre içinde ileri sürülmelidir. Buna karşılık iştirak nafakası çocuğun hakkı olduğundan farklı bir rejime tâbidir.

Son olarak bir usul kaydı: zamanaşımı hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz; def’i olarak ileri sürülmesi gerekir. Bu, süre geçmiş görünen dosyalarda dahi talebin tamamen anlamsız olmadığı anlamına gelir.

KonuKural
SüreBir yıl
BaşlangıçHükmün kesinleşmesi
KapsamBoşanmadan doğan dava hakları
UygulanışıRe’sen değil; def’i olarak

m.163 ile m.166 Aynı Dosyada İstenebilir mi?

Özel boşanma sebebine dayanan davalarda sıkça karşılaşılan tereddüt, genel sebebin de birlikte ileri sürülüp sürülemeyeceğidir. Cevap, iki hükmün yapısı bilindiğinde netleşir.

TMK m.166’nın birinci fıkrasına göre evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. İkinci fıkra ise bir sınır getirir: davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Ancak bu itiraz mutlak değildir: bu itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmadığı anlaşılırsa boşanmaya karar verilebilir.

İki hükmün ilişkisi şu şekildedir. TMK m.163 özel bir sebeptir ve belirli olguların ispatına bağlıdır; m.166 ise genel sebeptir ve ortak hayatın çekilmezliği ölçütüne dayanır. Bu nedenle her ikisine birlikte dayanılması, taleplerin kademeli kurulması hâlinde mümkündür: öncelikle m.163, kabul edilmezse m.166.

Kademeli kurgunun pratik değeri şudur: m.163’ün aradığı süreklilik veya nitelik unsurları ispatlanamasa dahi, aynı olgular ortak hayatın çekilmez hâle geldiğini göstermeye yetebilir. Dilekçede bu ihtimalin baştan öngörülmesi, dosyanın tamamen reddedilmesi riskini azaltır.

 TMK m.163TMK m.166
NiteliğiÖzel sebepGenel sebep
ÖlçütBelirli olguların ispatıOrtak hayatın çekilmezliği
Kusur itirazıDavacının kusuru daha ağırsa itiraz hakkı
İtirazın sınırıHakkın kötüye kullanılması hâli
KurguTalepler kademeli kurulmalı

Tazminat kalemlerinin ayrıntısı için maddî tazminat ve kusurun rolü yazımıza, sürelerin işleyişi için bir yıllık zamanaşımı yazımıza, diğer özel sebeplerle karşılaştırma için özel boşanma sebepleri yazımıza bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Eşim ceza aldı, doğrudan boşanabilir miyim? Mahkûmiyet tek başına yetmez; suçun küçük düşürücü olması ve ortak hayatı çekilmez kılması ayrıca değerlendirilir.

Kumar veya alkol bağımlılığı bu kapsamda mıdır? Süreklilik kazanmış ve ortak hayatı katlanılamaz hâle getirmiş bir gidişat, somut olaya göre haysiyetsiz hayat sürme kapsamında değerlendirilebilir.

Aynı anda genel sebebe de dayanabilir miyim? Evet; koşulları varsa evlilik birliğinin sarsılması sebebine birlikte dayanmak mümkündür.

TMK m. 163’e dayalı davalarda başarı, büyük ölçüde delil düzeni ve fiilin doğru hukuki nitelendirilmesine bağlıdır. Sürecin profesyonel destekle yürütülmesi, gereksiz uzama ve hak kaybı riskini azaltır.

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

TMK 163 dosyanızda ispat stratejisini birlikte kuralım
Hukukçular Evi Ankara olarak yanınızdayız.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

İki Ayrı Sebep, Ortak Şart: Birlikte Yaşam Çekilmez Olmalı

TMK 163 iki hâli kapsar: eşin küçük düşürücü bir suç işlemesi veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi. İkisinde de tek başına olgu yetmez — diğer eş için birlikte yaşamanın beklenemez hâle gelmesi şarttır; sebep bu yüzden nispidir. “Küçük düşürücü suç” toplum nazarındaki yüz kızartıcılıkla, “haysiyetsiz hayat” ise süreklilik arz eden yaşam tarzıyla ölçülür — tek seferlik olaylar genellikle bu ikinci kalıba oturmaz. Bu sebebe dayalı dava için kanunda hak düşürücü süre öngörülmemiştir; ancak uzun süre ses çıkarmadan birlikte yaşamaya devam etmek, “beklenemezlik” şartını zayıflatabilir.

Tek Madde, İki Ayrı Sebep

TMK m. 163 şu hükmü taşır: “Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.”

Madde iki farklı boşanma sebebini bir arada düzenler ve şartları birbirinden farklıdır. En sık yapılan hata bu ikisini aynı sanmaktır.

 Küçük düşürücü suçHaysiyetsiz hayat sürme
SüreklilikAranmaz. Bir defa işlenmiş olması yeterlidirŞarttır. Yaşam biçimine dönüşmüş olmalıdır
Kim mağdurEşe karşı olması şart değil; üçüncü kişilere karşı da olabilirDoğrudan mağdur aranmaz; yaşam tarzı esastır
Ortak şartBirlikte yaşamanın diğer eşten beklenemez hâle gelmesi

Nispi Boşanma Sebebidir

Bu, maddenin en kritik özelliğidir. TMK m. 162 (hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış) mutlak boşanma sebebidir: davranış ispatlandığında hâkim başka bir şey aramaz.

TMK m. 163 ise nispi boşanma sebebidir. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere; ister küçük düşürücü bir suç işlenmiş olsun, ister haysiyetsiz bir hayat sürülmüş olsun, boşanmaya hükmedebilmek için bu durumların diğer eş için birlikte yaşamayı çekilmez hâle getirmesi zorunludur.

Pratik sonucu: suçun işlendiğini ispatlamanız yetmez. Bu durumun sizin için ortak hayatı çekilmez kıldığını da ortaya koymanız gerekir.

Küçük Düşürücü Suç: Hangi Suçlar?

Kanun tanım yapmamış, kapsamı içtihat ve doktrine bırakmıştır. Küçük düşürücü suç, toplumda bireyin saygınlığını ve güvenilirliğini zedeleyen, ağır utanç uyandıran suçlardır.

Uygulamada bu kapsamda değerlendirilen suçlar: uyuşturucu ticareti, hırsızlık, dolandırıcılık, zimmet, rüşvet, hileli iflas, evrakta sahtecilik, kasten öldürme, fuhuşa aracılık.

Aranan Nitelikler

  • Ağırlık: Suçun kişiyi ve ailesini utandıracak, onurunu zedeleyecek ağırlıkta olması gerekir; hafif suçlar bu kapsama girmez.
  • Kasten işlenmiş olması: Taksirle işlenen suçlar — örneğin trafik kazası sonucu ölüme sebebiyet verme — sonuçları ne kadar ağır olursa olsun kural olarak küçük düşürücü suç sayılmaz.
  • Evlilik sırasında işlenmiş olması: Evlilik öncesinde işlenen bir suç gösterilerek bu sebebe dayalı dava açılamaz.
  • Mağdurun kim olduğu: Suçun eşe karşı işlenmiş olması şart değildir. Üçüncü kişilere veya topluma karşı işlenen suçlar da, ailenin onurunu zedeliyor ve evliliği çekilmez kılıyorsa bu kapsamdadır.

Ceza mahkûmiyeti şart değil

Bu, çoğu kişinin bilmediği ve dosyaları gereksiz yere bekleten bir noktadır.
Yargıtay, TMK m. 163 kapsamında boşanma kararı verebilmek için ceza mahkemesince mahkûmiyet kararı verilmiş olmasının zorunlu bir ön şart sayılmadığını; aile mahkemesinin delilleri bağımsız olarak değerlendirerek suç olgusunun varlığına kanaat getirebileceğini hükme bağlamaktadır.
Yine de uygulamada ceza dosyası en güçlü delil kaynağıdır; celbi istenmeli ve seyri takip edilmelidir.

Haysiyetsiz Hayat Sürme: Süreklilik Şartı

Doktrin bu kavramı, toplumun anlayışına göre süreklilik gösterir biçimde ahlak, namus, şeref ve haysiyet kavramlarına aykırı yaşama olarak tanımlar.

Kanun metnindeki “hayat sürme” ifadesi tesadüfi değildir. Yargıtay yerleşik içtihadına göre davranışların süreklilik göstermesi ve kişinin yaşam biçimi hâline gelmiş olması gerekir; rastlantısal ya da anlık davranışlar bu kapsamda değerlendirilemez.

Uygulamada haysiyetsiz hayat örneği kabul edilen davranışlar:

  • Para karşılığı cinsel ilişkiyi sürekli hâle getirmek veya bu amaçla yer işletmek
  • Aile bütçesini ve düzenini sürekli tehlikeye atan kronik kumar alışkanlığı
  • Tedavi arayışı olmaksızın sürdürülen ağır alkol veya uyuşturucu bağımlılığı

Ayrıca davranışın evlilik sırasında gerçekleşmiş ya da evlilik boyunca sürdürülmüş olması gerekir. Eşin evlilik öncesinden bilinen ve evlilikle birlikte sona ermiş bir geçmişi, tek başına bu maddeye dayanak oluşturmaz.

Süreklilik Yoksa Ne Olur?

Dava tümüyle kaybedilmez. Süreklilik şartı sağlanmasa dahi, davranışların evlilik birliğini temelden sarstığı ispatlanabiliyorsa TMK m. 166 genel boşanma sebebi çerçevesinde değerlendirme yapılabilir.

Bu nedenle dava dilekçesinde TMK m. 163’ün yanında genel sebebe de dayanılması, uygulamada yaygın ve isabetli bir yaklaşımdır.

“Her Zaman” Ne Demek? Sürenin Gizli Sınırı

TMK m. 162 ve m. 164’ün aksine, m. 163 için kanunda açık bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Madde mağdur eşe “her zaman” dava açma hakkı tanır.

Ancak bu, sınırsız bir dava hakkı anlamına gelmez ve buradaki incelik dosyaların kaybedilmesine yol açmaktadır.

Davacı eş, suça veya haysiyetsiz yaşama rağmen uzun süre evliliği sürdürmüşse, birlikte tatile gitmişse ya da normal aile ilişkisine devam etmişse, mahkeme “çekilmezlik” unsurunun oluşmadığına hükmederek davayı reddedebilir.

Yani süre bakımından değil, davranış bakımından bir sınır vardır: olayı öğrendikten sonraki tutumunuz, çekilmezlik iddianızı zayıflatabilir.

İspat ve Deliller

  • Ceza dosyası: İddianame, mahkûmiyet kararı ve dosya içeriği celbedilmelidir. Mahkûmiyet şart olmasa da en güçlü delildir.
  • Adli sicil kaydı
  • Kolluk tutanakları: Kumarhane veya benzeri yerlerde yapılan denetim tutanakları sürekliliği gösterebilir.
  • Tanık beyanları: Özellikle haysiyetsiz hayat iddiasında sürekliliğin ispatı büyük ölçüde tanıkla sağlanır.
  • Banka ve harcama kayıtları: Kronik kumar iddiasında düzenli ve yüksek tutarlı hareketler belirleyici olabilir.
  • Sağlık kayıtları: Bağımlılık iddiasında tedavi arayışının bulunmadığını göstermek bakımından değerlidir.

Tazminat ve Diğer Sonuçlar

TMK m. 163’e dayalı boşanmada kusur ağırlıklı olarak davalı eştedir. Bu nedenle davacı eş lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi mümkündür.

Uygulamada örneğin fuhuşa aracılık suçundan mahkûmiyeti bulunan eşe karşı açılan davada, suçun davacı açısından küçük düşürücü olduğu ve kendisinden evliliği sürdürmesinin beklenemeyeceği gerekçesiyle boşanmaya ve davacı yararına maddi ile manevi tazminata hükmedildiği görülmektedir.

Kusur dağılımı ayrıca yoksulluk nafakası ve velayet değerlendirmesini de etkiler.

Sık Yapılan Hatalar

  • İki sebebi karıştırmak: Suç işlemede süreklilik aranmaz, haysiyetsiz hayat sürmede şarttır.
  • Çekilmezliği ispatlamamak: TMK m. 163 nispi sebeptir; suçun ispatı tek başına yetmez.
  • Ceza kararını beklemek: Mahkûmiyet zorunlu ön şart değildir; aile mahkemesi delilleri bağımsız değerlendirebilir.
  • Evlilik öncesi olaya dayanmak: Suç veya haysiyetsiz yaşamın evlilik sırasında gerçekleşmesi gerekir.
  • Taksirli suça dayanmak: Kasten işlenmiş olma şartı aranır.
  • Olaydan sonra normal hayata devam edip sonra dava açmak: Bu tutum çekilmezlik unsurunu zayıflatır ve davanın reddine yol açabilir.
  • Yalnızca m. 163’e dayanmak: Süreklilik ispatlanamazsa genel sebebe geçiş için m. 166’ya da dayanılmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

TMK 163’e göre hangi hâllerde boşanma davası açılır?

Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir. Madde iki ayrı sebebi düzenler ve şartları birbirinden farklıdır.

Suç bir kez işlenmiş olsa yeterli mi?

Küçük düşürücü suç bakımından süreklilik aranmaz; suçun bir defa işlenmiş olması yeterlidir. Buna karşılık haysiyetsiz hayat sürme bakımından süreklilik şarttır ve davranışın yaşam biçimi hâline gelmiş olması gerekir.

Hangi suçlar küçük düşürücü sayılır?

Kanun tanım yapmamış olup kapsam içtihat ve doktrinle belirlenir. Uygulamada uyuşturucu ticareti, hırsızlık, dolandırıcılık, zimmet, rüşvet, hileli iflas, evrakta sahtecilik, kasten öldürme ve fuhuşa aracılık bu kapsamda değerlendirilmektedir. Suçun kasten işlenmiş olması gerekir; taksirli suçlar kural olarak bu kapsama girmez.

Suçun eşime karşı işlenmiş olması gerekir mi?

Hayır. Suçun eşe karşı işlenmiş olması şart değildir; üçüncü kişilere veya topluma karşı işlenen suçlar da ailenin onurunu zedeliyor ve evliliği çekilmez kılıyorsa bu kapsamda değerlendirilir.

Ceza davası sonuçlanmadan boşanma davası açabilir miyim?

Evet. Yargıtay, TMK m. 163 kapsamında boşanma kararı verebilmek için ceza mahkemesince mahkûmiyet kararı verilmiş olmasının zorunlu ön şart sayılmadığını, aile mahkemesinin delilleri bağımsız olarak değerlendirerek suç olgusunun varlığına kanaat getirebileceğini hükme bağlamaktadır.

Haysiyetsiz hayat sürme neleri kapsar?

Toplumun anlayışına göre süreklilik gösterir biçimde ahlak, namus, şeref ve haysiyet kavramlarına aykırı yaşamayı ifade eder. Uygulamada para karşılığı cinsel ilişkiyi sürekli hâle getirmek veya bu amaçla yer işletmek, aile bütçesini sürekli tehlikeye atan kronik kumar alışkanlığı ve tedavi arayışı olmaksızın sürdürülen ağır bağımlılık bu kapsamda kabul edilmektedir.

Dava açmak için süre sınırı var mı?

TMK m. 162 ve 164’ün aksine m. 163 için açık bir hak düşürücü süre öngörülmemiş olup madde her zaman dava açma hakkı tanır. Ancak bu sınırsız değildir: davacı eş olaya rağmen uzun süre evliliği sürdürmüş, birlikte tatile gitmiş veya normal aile ilişkisine devam etmişse mahkeme çekilmezlik unsurunun oluşmadığına hükmederek davayı reddedebilir.

Süreklilik ispatlanamazsa dava düşer mi?

Zorunlu olarak düşmez. Süreklilik şartı sağlanmasa dahi davranışların evlilik birliğini temelden sarstığı ispatlanabiliyorsa TMK m. 166 genel boşanma sebebi çerçevesinde değerlendirme yapılabilir. Bu nedenle dilekçede her iki sebebe birlikte dayanılması yerinde olur.

Durumunuzu gizlilik içinde değerlendirelim

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

🗺️ Aile ve Boşanma Hukuku Konu Haritası

Sürecin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

💔 Boşanma Davası

💰 Nafaka

👶 Velayet ve Çocuk

🏠 Mal Rejimi ve Paylaşım

🛡️ Şiddet ve Koruma (6284)

💍 Evlilik ve Statü

📚 Genel çerçeve için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Hangi suçlar ‘küçük düşürücü’ sayılır?

Kanun liste vermez; toplum nazarında utanç verici kabul edilen (yüz kızartıcı nitelikteki) suçlar bu kapsamda değerlendirilir. Suçun türü kadar, eşin bu suç karşısında birlikte yaşamının çekilmez hâle gelip gelmediği de tartılır.

Haysiyetsiz hayat sürme neyi ifade eder?

Toplumun namus ve şeref anlayışıyla bağdaşmayan yaşam biçiminin süreklilik göstermesini — tek seferlik bir davranış değil, devamlılık arz eden bir tarz aranır.

Bu sebeple boşanma için süre sınırı var mı?

TMK 163’te hak düşürücü süre öngörülmemiştir; dava her zaman açılabilir. Ancak olaydan sonra uzun süre olağan evlilik hayatının sürdürülmesi, beklenemezlik şartının değerlendirilmesinde aleyhe yorumlanabilir.

Eşin mahkûmiyeti kesinleşmeden dava açılabilir mi?

Boşanma hâkimi ceza dosyasıyla bağlı olmaksızın kendi değerlendirmesini yapar; ancak kesinleşmiş mahkûmiyet, ispat yükünü büyük ölçüde hafifletir. Dosya stratejisi ceza yargılamasının seyrine göre planlanmalıdır.

Bu dava ile evlilik birliğinin sarsılması davası birlikte açılabilir mi?

Evet — uygulamada TMK 163 ile genel sebep (TMK 166) kademeli/terditli ileri sürülebilir; özel sebep ispatlanamazsa genel sebep değerlendirilir.

Post by Av. Fatma Öztürk