Boşanmada Affetme: Affedilen Kusur Boşanma Sebebi Olmaktan Çıkar mı? (Yargıtay Kriterleri)
24 Temmuz 2026

Boşanmada Affetme: Affedilen Kusur Boşanma Sebebi Olmaktan Çıkar mı? (Yargıtay Kriterleri)

“Barıştık, kapatalım dedik; şimdi aynı olayı davada nasıl kullanacağım?” Boşanma dosyalarında en çok karşımıza çıkan sorulardan biri budur. Türk Medeni Kanunu’nun cevabı, dayanılan boşanma sebebine göre değişir: özel sebeplerde af doğrudan dava hakkını düşürür; genel sebepte ise dava hakkını kaldırmaz ama affedilen olayı kusur olarak yüklenemez hâle getirir. Bu rehber, iki rejimi ayırıyor; hangi davranışların af sayıldığını Yargıtay kararlarıyla anlatıyor ve stratejinizi kurarken yapmanız gerekenleri sıralıyor. Sebeplerin bütünsel çerçevesi için bu rehbere, zina için özel yazımıza, hayata kast/onur kırıcı davranış için TMK m.162 rehberimize bakabilirsiniz.

⚖️ TMK m.161/3: “Affeden tarafın dava hakkı yoktur.” Aynı kural TMK m.162 için de uygulanır. Genel sebep davasında (TMK m.166) ise af, dava hakkını değil; affedilen olayı kusur olarak yüklenebilme imkânını ortadan kaldırır.

Özel Sebep vs. Genel Sebep: İki Farklı Rejim

Özel sebepte af = dava hakkının düşmesi. Zinaya (TMK m.161) veya hayata kast, pek kötü ya da onur kırıcı davranışa (TMK m.162) dayanan boşanma davasında, davacı eş bu olayları önceden affetmişse mahkeme davanın esasına dahi girmez; usulden ret verir. Kanun buradaki affı, ağır kusurdan doğan dava hakkının kullanılmaması iradesi olarak kabul eder.

Genel sebepte af = kusurdan çıkarma. Evlilik birliğinin sarsılmasına (TMK m.166/1) dayanan davada af, dava hakkını doğrudan düşürmez; ancak affedilen ya da hoşgörüyle karşılanan davranışlar kusur değerlendirmesinin dışında bırakılır. Yargıtay 2. HD 2021/488 E., 2021/1608 K. kararı bu ilkeyi net biçimde vurgular: “Tarafların bir araya gelerek karşılıklı olarak önceki olayları affetmeleri nedeniyle, affedilen en azından hoşgörü ile karşılanan vakıalar kusur olarak yüklenemez.” Bunun pratik sonucu şudur: sadece affedilen olaylara dayanan bir genel sebep davası, kusur zemininden yoksun kalır ve reddedilebilir.

Aftan Sayılan Davranışlar (Yargıtay Ölçütleri)

Yargıtay, affı katı bir “yazılı beyan” şartına bağlamamıştır. Aranan; kayıtsız şartsız bir irade beyanı ya da affı açıkça gösteren fiili bir tutum. Uygulamada aşağıdaki davranışlar af olarak kabul edilmiştir:

Birlikte tatile gitme, otelde birlikte kalma. Olaylardan sonra veya boşanma öncesinde eşlerin birlikte tatile çıkması, otel konaklaması yapması “barışma ve af iradesi” sayılır.

Ortak konuta dönüş ve birlikte yaşamayı sürdürme. Yargıtay 2. HD 2019/7008 E., 2019/10769 K. kararında, şiddet gördükten sonra baba evine giden kadının kısa süre sonra ortak konuta dönüp birkaç gün daha yaşamasını, geçmiş şiddet olaylarını affettiğine ya da hoşgörüyle karşıladığına delil sayarak erkeğe kusur yüklenemeyeceğine hükmetmiştir. Bu, ayrılış sonrası dönüşün strateji açısından ne kadar hassas olduğunu gösteren tipik bir karardır.

Dava sürerken cinsel birliktelik. Boşanma davası açıldıktan sonra tarafların cinsel birliktelik yaşaması, yerleşik uygulamada af ve birlikte yaşama iradesi olarak değerlendirilir.

Zinada ortak hayatın devamı. Aldatma öğrenildikten sonra karı-koca hayatının fiilen sürdürülmesi, çoğu zaman örtülü af sayılır. Bu nedenle zinada affı önlemek için ayrılık ve dava kararının hızlı verilmesi kritik önemdedir. Zinanın süre ve delil boyutu için süre rehberimize ve ispat rehberimize bakın.

Af Sayılmayan Durumlar

Yargıtay her yakınlaşmayı af saymaz. Ceza yargılamasından ya da şikâyetten vazgeçmek tek başına af değildir; şiddet mağdurunun geçici bir barış girişimi de af olarak yorumlanmayabilir. Yargıtay HGK’nın 2020/2-244 E. sayılı kararında da altı çizildiği gibi, “kabulle sonuçlanmayan barışma girişimi” af sayılmaz. Ayrıca af yalnızca affedilen fiile bağlıdır: affetmenin ardından ortaya çıkan yeni eylemler için dava hakkı saklı kalır. Zinada yeni bir zina fiili öğrenildiğinde yeni bir 6 aylık süre başlar.

Aftan Sonra Yeni Eylem: Dava Hakkı Yeniden Doğar

TMK m.162 kapsamındaki davranışları affeden eş, aynı sebepten dava açamaz; ama aynı davranış tekrarlanırsa yeni bir dava hakkı doğar. Aynı ilke zina için de geçerlidir. Bu nedenle mağdur eşin af niyetiyle verdiği ikinci şans, kalıcı ve karşılıksız bir feragat değildir; sonraki her sadakat ihlali yeni bir davanın kapısını yeniden açar.

Karşı Cephe: “Affetmişti” Savunması

Davalı taraf açısından da tablo simetriktir. Karşı taraf “affetmişti” savunmasını ileri sürerse, af iradesini gösteren somut deliller (birlikte tatilin fotoğrafları, otel kayıtları, sosyal medya paylaşımları, tanık anlatımı) aranır. Bu argümanı ciddi biçimde ortaya koymak, özel sebep davalarında davanın usulden reddine yol açabilir. Karşı davada bu savunmanın nasıl kurulacağı ve zamanlaması için karşı dava rehberimize göz atın; delil stratejisinin bütünsel çerçevesi için zina ispatı rehberimize bakın.

Strateji: Affetmek İstemiyorsanız Ne Yapmalısınız?

Ayrılığı hızlı, açık ve tutarlı biçimde koruyun. Barışma denemeleri af olarak yorumlanabilir; olayı affetmeden sürdürmek istiyorsanız ortak konuta dönüş, ortak sosyal aktiviteler ve birlikte yaşama girişimlerinden kaçının.

Davayı süre içinde açın. Zinada 6 ay / 5 yıllık süre, TMK m.162’de de öğrenmeden itibaren 6 ay ve fiilden itibaren 5 yıllık süre işlemektedir. Süreyi geciktirmek hem hak düşürücü süreleri hem de örtülü af riskini büyütür.

Genel sebebe kademeli olarak dayanın. Davanızı yalnızca özel sebebe değil; bu sebep kabul edilmezse TMK m.166/1’e dayanacak biçimde kademeli kurun (HMK m.111). Böylece özel sebep düşse de genel sebepten boşanmaya karar verilme yolu açık kalır.

Yeni olayları dosyaya taşıyın. Aftan sonra yeni bir sadakat ihlali gerçekleştiyse, bunu ayrı olarak ve tarihiyle dosyanıza ekleyin; kusur değerlendirmesi ve tazminat talepleri (TMK m.174) bu yeni olay üzerinden yürür. Tazminatın çerçevesi için tazminat rehberimize bakın.

Aftan mı bahsediliyor, kusurdan mı? Dosyanızda bunun stratejik farkı büyüktür.
Hukukçular Evi Ankara — af savunmasına karşı doğru delil ve tutum planı için bize ulaşın.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp’tan Yazın

Kusur ve delil dosyanızı birlikte kuralım

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Affın İki Farklı Sonucu

Af, dayanılan hukuki sebebe göre tamamen farklı bir sonuç doğurur. Bu ayrımın kavranmaması, dilekçenin yanlış kurulmasına yol açar.

ÖlçütÖzel sebepler (zina, hayata kast vb.)Genel sebep (evlilik birliğinin sarsılması)
Kanuni düzenleme“Affeden tarafın dava hakkı yoktur” — açık hükümBöyle bir hüküm yoktur
SonuçDava usulden reddedilirAffedilen olay kusur olarak değerlendirilmez; dava devam eder
EtkisiDava hakkını tümüyle ortadan kaldırırKusur dengesini etkiler; tazminat ve nafakayı dolaylı etkiler

Genel sebepte af, davayı bitirmez ama silahsız bırakır. Evlilik birliğinin sarsılmasına dayanan davada, affedilen olaylar kusur değerlendirmesinde dikkate alınmaz. Dosyada başka kusur olgusu yoksa, davacı kusurunu ispatlayamaz ve tazminat talepleri reddedilir. Bu nedenle dilekçe hazırlanırken, dayanılan her olay için “bu olaydan sonra evliliğe devam edildi mi?” sorusu ayrı ayrı sorulmalıdır.

Af Sayılan ve Sayılmayan Davranışlar

Af, açık bir beyanla sınırlı değildir. Yargı uygulamasında af veya en azından hoşgörü göstergesi sayılan davranışlar ile sayılmayanlar şöyle ayrılır:

Af sayılabilenAf sayılmayan
Açık affetme beyanı — yazılı veya sözlüÇocuklar veya ekonomik zorunluluk nedeniyle aynı evde ayrı yaşamayı sürdürmek
Olayı öğrendikten sonra birlikte yaşamaya devam etmeKısa süreli, sonuçsuz kalan görüşme veya temas
Dava açıldıktan sonra bir süre daha birlikte yaşamaBaskı, tehdit veya korku altında verilen beyan
Davadan feragat edilmesiOlayın tüm boyutuyla bilinmediği bir dönemde gösterilen hoşgörü
Ciddi barışma girişimleriSadece kişisel ilişki veya nafaka için sürdürülen iletişim

Sağ sütunun ortak özelliği şudur: af, bilinçli ve serbest bir iradeye dayanmalıdır. Olayın kapsamı bilinmeden gösterilen hoşgörü veya zorunluluktan doğan birliktelik, af olarak nitelendirilemez. Bu nedenle “affetmişti” savunmasına karşı, o dönemde hangi bilginin mevcut olduğu ve birlikteliğin hangi koşullarda sürdüğü somut olarak gösterilmelidir.

Aftan Sonra Yeni Eylem ve İspat Yükü

Af, geçmişe ilişkindir; geleceği bağlamaz. Aynı türden bir davranışın yenilenmesi hâlinde yeni bir dava hakkı doğar ve süreler yeniden işlemeye başlar.

Bunun pratik sonuçları:

  1. Süreklilik gösteren fiillerde af işlemez. Fiil hâlen devam ediyorsa — örneğin başka biriyle birlikte yaşama sürüyorsa — hak düşürücü süre işlemez ve önceki hoşgörü dava hakkını ortadan kaldırmaz.
  2. Yeni eylem ayrıca ispatlanmalıdır. “Devam ediyor” demek yeterli değildir; yeni döneme ait somut olgu ve delil gösterilmelidir.
  3. Tarih ayrımı dilekçede net olmalıdır. Hangi olayların af kapsamında kaldığı, hangilerinin sonraki döneme ait olduğu ayrı başlıklar hâlinde yazılmalıdır.

İspat yükü “affetmişti” diyen taraftadır. Af, bir def’i niteliğindedir; bu nedenle ileri süren taraf ispatlamakla yükümlüdür. Yazılı beyan, mesajlaşma kayıtları, birlikte yaşamayı gösteren adres ve fatura kayıtları, tanık beyanları kullanılır. Buna karşılık davacı taraf, birlikteliğin zorunluluktan kaynaklandığını veya olayın tüm boyutunun sonradan öğrenildiğini gösterebilir.

Affetmek istemeyen taraf için pratik öneri nettir: olayı öğrendikten sonra ortak hayata devam edilmemesi ve bu durumun belgelenmesi gerekir — ayrı konut, adres değişikliği, yazılı bildirim. Ayrıca kanunun hak düşürücü süre öngördüğü özel sebeplerde, sürenin işlemeye başladığı öğrenme tarihi ve bunu gösteren delil dosyaya konmalıdır. Karar verilene kadar birlikte yaşamaya devam edilecekse, bunun hukuki sonucu baştan değerlendirilmelidir.

Zinaya dayalı davada hak düşürücü süreler ve terditli dava kurgusu için zina ve deliller rehberimize, kusur derecelerinin tazminat ve nafaka üzerindeki etkisi için boşanmada kusur rehberimize bakabilirsiniz.

🗺️ Aile ve Boşanma Hukuku Konu Haritası

Sürecin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

💔 Boşanma Davası

💰 Nafaka

👶 Velayet ve Çocuk

🏠 Mal Rejimi ve Paylaşım

🛡️ Şiddet ve Koruma (6284)

💍 Evlilik ve Statü

📚 Genel çerçeve için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

TMK m.162: Üç Sebep, İki Süre ve Mutlaklık

Af tartışmasının en yoğun yaşandığı madde budur. Ancak maddenin yapısı bilinmeden af kuralı doğru konumlandırılamaz.

Birinci fıkra: eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.

Üç ayrı sebep. Madde tek bir sebep değil, üç ayrı boşanma sebebi düzenler: hayata kast, pek kötü davranış ve ağır derecede onur kırıcı davranış. Gerekçeye göre önceki Kanun’da yalnız “cana kast” ve “pek fena muameleler” öngörülmüştü; onur kırıcı davranışta bulunma bu Kanunla eklenmiştir.

İkinci fıkra — çifte süre: davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.

Üçüncü fıkra — af: affeden tarafın dava hakkı yoktur.

Dava hakkı iki hâlde düşer. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.06.2019 tarihli, 2017/2420 E., 2019/750 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, kusursuz eşin dava hakkı iki hâlde düşer: affetme ve altı aylık ile beş yıllık hak düşürücü sürelerin geçirilmiş olması.

Mutlak sebeptir. Bu sebeplerin gerçekleşmesiyle, hâkim tarafından evlilik birliğinin çekilmez hâle gelip gelmediği şartını araştırmaya gerek kalmaksızın boşanma kararı verilebilir.

Kusur kıyaslaması yapılmaz. m.166/1‘e dayalı davalarda yapılan kusur kıyaslamasının aksine, m.162 kapsamında davacı eşin kusur durumu araştırılmaz. Davacı ne kadar kusurlu olursa olsun, sebebin ispatlanması hâlinde boşanmaya bu sebeple karar verilir ve davalı eş tam kusurlu kabul edilir.

Manevî unsur. Fiili işleyen eşin bunu kasten işlemesi ve ayırt etme gücünün bulunması gerekir.

Ağırlık ölçütü. Süreklilik gösteren fizikî şiddet pek kötü muamele oluşturur. Buna karşılık tek bir olay her zaman bu nitelikte sayılmaz; devam eden şiddet ya da ağır bir saldırı bu kapsama girer.

KonuKural
Sebep sayısıÜç ayrı sebep
Sübjektif süreÖğrenmeden altı ay
Objektif süreSebebin doğumundan beş yıl
Hakkı düşürenAf veya süre (HGK 2019/750)
ÇekilmezlikAraştırılmaz — mutlak sebep
Davacının kusuruKıyaslanmaz; davalı tam kusurlu

Hangi Sebeplerde Af Kuralı Var, Hangilerinde Yok?

Af kuralı bütün özel boşanma sebeplerinde bulunmaz. Bu ayrım, dilekçenin hangi maddeye dayandırılacağını doğrudan etkiler.

Özel boşanma sebepleri beş tanedir: zina (m.161), hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (m.162), suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (m.163), terk (m.164) ve akıl hastalığı (m.165).

Af kuralı yalnız ikisinde vardır. m.161 ve m.162 “affeden tarafın dava hakkı yoktur” hükmünü içerir. Diğer üç maddede böyle bir hüküm bulunmamaktadır.

m.163 — süre de yoktur. Madde uyarınca eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.

“Her zaman” ifadesi belirleyicidir. Bu madde bakımından ne hak düşürücü süre ne de af kuralı işler. Sebebin niteliği süreklilik arz ettiğinden, kanun koyucu süre öngörmemiştir.

Ancak bir şart vardır. m.163, mutlak bir sebep değildir: onunla birlikte yaşamanın diğer eşten beklenememesi ayrıca aranır. Yani m.162’den farklı olarak burada bir çekilmezlik değerlendirmesi yapılır.

m.165 — akıl hastalığı. Madde uyarınca eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir. Burada da af kuralı yoktur; çünkü ortada kusur bulunmamaktadır.

Pratik sonuç — terditli kurgu. Uygulamada dilekçe sırasıyla m.162, bu olmadığı takdirde m.163, o da olmadığı takdirde m.166/1 sebeplerine dayandırılır. Af savunmasıyla karşılaşma ihtimali bulunan dosyalarda bu kurgu koruyucu işlev görür.

SebepAf kuralıSüre
m.161 zinaVar6 ay / 5 yıl
m.162Var6 ay / 5 yıl
m.163Yok“Her zaman”
m.164 terkYokKendi süre rejimi
m.165YokSüre yok
KurguTerditli: m.162 → m.163 → m.166/1

Terk (m.164): Af Yerine İhtar Rejimi

Terk sebebinde af kuralı yoktur; onun yerine kanun kendi süre ve ihtar mekanizmasını kurmuştur.

Temel kural. Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde; ayrılık en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise, terk edilen eş boşanma davası açabilir.

Zorlayan da terk etmiş sayılır. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.

Bu kural uygulamada belirleyicidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir kararında, sürekli hakaret edip eşini evden kovan davacının “terk eden eş” sayıldığını; terke dayalı dava açma hakkının yalnızca terk edilen eşe ait olduğunu ve aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın esastan reddedileceğini belirtmiştir.

İhtarın içeriği. Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiğini ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır.

İki süre kilidi. Boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.

Toplam hesap. Bu iki kilit birlikte, ayrılığın başlangıcından itibaren en az altı ayın dolmasını sağlar: dört ay bekleme, ardından ihtar ve iki ay daha.

Noter seçeneği. İhtarın noter aracılığıyla da yapılabilmesi, süreci mahkemeye başvurmadan başlatma imkânı verir.

KonuKural
DavacıTerk edilen eş
Zorlayan eşTerk etmiş sayılır
Yanlış davacıAktif husumet yokluğu
İhtarHâkim veya noter; esas incelenmez
İlk kilitDördüncü ay bitmeden ihtar istenemez
İkinci kilitİhtardan sonra iki ay

Af İddiasında İspat Yükü

Af, şekle bağlı olmadığından uygulamada asıl tartışma kimin neyi ispatlayacağı üzerinde yoğunlaşır.

Genel kural — HMK m.190/1: ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.

Bunun somut karşılığı. Davacı, boşanma sebebini oluşturan olguyu ispatlar. “Affetmişti” savunmasını ileri süren davalı ise affın gerçekleştiğini ispatla yükümlüdür; çünkü bu savunmadan kendi lehine hak çıkarmaktadır.

Karine — HMK m.190/2: kanunî bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülmüş istisnalar dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir.

Boşanmaya özgü rejim — TMK m.184. Hâkim, davanın dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz. Madde ayrıca; hâkimin yemin öneremeyeceğini, tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağını ve kanıtları serbestçe takdir edeceğini öngörür.

Af iddiası bakımından iki sonuç. Birincisi: davacının “affetmedim” beyanı tek başına yeterli değildir; ancak davalının “affetti” beyanı da hâkimi bağlamaz. İkincisi: af, somut olgularla ortaya konmalıdır.

Affın kapsamı sınırlıdır. Af, yalnız bilinen ve affedilen olayları kapsar. Sonradan öğrenilen ya da aftan sonra gerçekleşen yeni olaylar bu kapsamda değildir; bunlar bakımından dava hakkı yeniden doğar ve süreler yeni eylemden itibaren işlemeye başlar.

Tanık usulü — HMK m.240. Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi sunar; listede gösterilmemiş olan kimseler dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez. Af tartışması bekleniyorsa tanık listesi, af iddia edilen döneme ilişkin beyanda bulunabilecek kişileri de içermelidir.

KonuKural
Genel kuralHMK m.190/1 — lehine hak çıkaran
Olgunun ispatıDavacıda
Af iddiasıDavalıda
İkrarHâkimi bağlamaz (m.184)
KapsamYalnız bilinen olaylar
Yeni eylemSüre yeniden işler

Malî Sonuçlar, Görev ve Yetki

Hangi maddeye dayanıldığı yalnız boşanma kararını değil, malî sonuçları da etkiler.

Maddî tazminat — TMK m.174/1: mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.

m.162’nin avantajı burada belirir. Bu sebebe dayanılıp kabul edildiğinde davalı eş tam kusurlu sayıldığından, tazminat taleplerinin zemini güçlenir.

Manevî tazminat — TMK m.174/2: ölçüt menfaat kaybı değil, kişilik hakkına yönelmiş saldırıdır. Hayata kast ve onur kırıcı davranış bu ölçüte doğrudan uyar.

Ödeme biçimi — TMK m.176/2: manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez; yalnız toptan hükmedilebilir.

Yoksulluk nafakası — TMK m.175: boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla nafaka isteyebilir ve nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.

Mal rejimindeki etki — TMK m.236/2. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

Kritik ayrıntı. Bu indirim yalnız zina ve hayata kast sebepleriyle sınırlıdır. Af nedeniyle bu sebeplere dayanılamaz ve dava m.166/1‘e dayandırılırsa, mal rejimindeki indirim imkânı da kaybedilir.

Sonraki talepler — TMK m.178: evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Görev. Dava aile mahkemesinde görülür; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar ve kararında bu sıfatı belirtir.

Yetki — TMK m.168: boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Yetki kesin olmadığından itiraz cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir.

KonuKural
Maddî tazminatm.174/1; m.162’de zemin güçlü
Manevî tazminatm.174/2 — kişilik hakkı
Ödeme biçimim.176/2 — irat olamaz
Mal rejimi indirimiYalnız zina ve hayata kast (m.236/2)
Af edilirseİndirim imkânı da kaybedilir
Görev / yetkiAile mahkemesi; m.168

Sıkça Sorulan Sorular

Boşanmada affetme dava hakkını gerçekten ortadan kaldırır mı?

TMK m.161 (zina) ve m.162 (hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış) gibi özel boşanma sebeplerinde açıkça öyle: affeden tarafın dava hakkı yoktur. Bu sebeplere dayanılarak açılan dava, af tespit edilirse usulden reddedilir; mahkeme olayın esasına dahi girmez.

Genel sebeple (TMK m.166) açılan davada af hangi rolü oynar?

Genel sebep davasında af, dava hakkını doğrudan düşürmez; ancak affedilen ya da hoşgörüyle karşılanan olay artık kusur olarak yüklenmez. Yargıtay 2. HD 2021/488 E., 2021/1608 K. kararı bu ilkeyi netleştirir: barışma sonrası önceki olaylar kusur hanesine yazılmaz.

Hangi davranışlar af sayılır?

Kayıtsız şartsız irade beyanı ya da affı açıkça gösteren fiili tutum aranır. Yargıtay uygulamasında birlikte tatile gitme, otelde kalma, dava sürerken cinsel birliktelik ve barışma iradesinin diğer somut biçimleri af olarak değerlendirilir. Ceza şikâyetinden vazgeçmek tek başına af sayılmaz.

Şiddet sonrası eve dönmek affetmek anlamına gelir mi?

Yargıtay 2. HD 2019/7008 E., 2019/10769 K. kararında bu senaryo af olarak yorumlanmıştır: şiddet gördükten sonra baba evine giden kadının kısa sürede dönüp birkaç gün daha ortak konutta yaşaması, geçmiş olayların affedildiğine karine sayılmıştır. Bu yüzden ayrılış sonrası dönüş kararı hukuki sonuç doğurabilecek bir tercihtir.

Aftan sonra aynı davranış tekrarlanırsa yeni dava açılabilir mi?

Evet. Af, yalnızca affedilen fiile bağlıdır; ondan sonra ortaya çıkan yeni eylemler için dava hakkı saklıdır. Zinada da aynıdır: yeni bir zina fiili öğrenildiği anda yeni bir hak düşürücü süre başlar. Bu nedenle af, gelecek için sadakat yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlığınız için mutlaka bir avukata danışınız.

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

Post by Av. Fatma Öztürk