Çekişmeli boşanma davalarında en çok merak edilen konulardan biri kimin haklı, kimin kusurlu olduğudur. Boşanmada kusur yalnızca bir vicdan meselesi değildir; tazminat ve nafaka gibi maddi sonuçları doğrudan etkiler. Bu rehberde hâkimin kusuru nasıl belirlediğini, kusur derecelerinin ne anlama geldiğini ve en sık yanlış bilinen noktayı sade bir dille açıklıyoruz.
Kusur Nasıl Belirlenir?
Hâkim, boşanmaya sebep olan olaylarda her iki eşin davranışlarını birlikte değerlendirir ve kimin ne ölçüde kusurlu olduğunu tespit eder. Bu değerlendirmede tanık beyanları, mesaj kayıtları, darp (sağlık) raporları, banka ve sosyal medya kayıtları gibi deliller kullanılır. Kusur soyut iddiayla değil, somut delille ispatlanır. Olaylarda her iki tarafın da kusuru bulunuyor ve hangisinin daha ağır olduğu belirlenemiyorsa, taraflar eşit kusurlu kabul edilir.
Uygulamada kusur şöyle derecelendirilir: bir eşin tek başına kusurlu olması (tam kusur), bir eşin diğerine göre daha ağır kusurlu olması (ağır kusur), iki tarafın da benzer ağırlıkta kusurlu olması (eşit kusur), bir eşin diğerine göre daha hafif kusurlu olması (az kusur) ve hiç kusurun bulunmaması (kusursuzluk).
Kusur Tazminatı Nasıl Etkiler?
Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesine göre maddi ve manevi tazminatı yalnızca kusursuz ya da daha az kusurlu eş, kusurlu eşten isteyebilir. Buradaki kritik kural şudur: Eşit kusurlu eş tazminat alamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 2017/2492 esas, 2020/1037 karar sayılı (16.12.2020 tarihli) kararında bu ilkeyi vurgulamıştır. Karara göre taraflar boşanmaya yol açan olaylarda eşit kusurluysa, kanun koyucu onlara birbirinin ekonomik kaybını giderme borcu yüklememiştir; bu nedenle eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemez. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, fiziksel şiddet uygulayan bir eşin sonradan tazminat alması da kabul edilmez.
En Sık Yapılan Hata: Nafaka ile Tazminatı Karıştırmak
Birçok kişi eşit kusurluysa hiçbir şey alamayacağını düşünür. Oysa nafaka ile tazminatın kusur şartı farklıdır:
- Tazminat (TMK m.174): Yalnızca kusursuz veya daha az kusurlu eş isteyebilir. Eşit kusurlu eş isteyemez.
- Yoksulluk nafakası (TMK m.175): Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş, kusuru daha ağır olmamak şartıyla isteyebilir. Yani eşit kusurlu eş bile yoksulluk nafakası talep edebilir; yalnızca tam ya da ağır kusurlu eş bu haktan yararlanamaz.
Çocuk için ödenen iştirak nafakası ile dava sürerken hükmedilen tedbir nafakası ise kusurdan bağımsızdır; bunlar çocuğun ve ihtiyaç sahibinin korunması için kusura bakılmaksızın belirlenir.
Af ve Tahrik Kusuru Nasıl Etkiler?
Kusur belirlenirken iki ilke önemlidir. Birincisi af ve hoşgörü: Bir eş, diğerinin bir davranışını affetmiş ya da hoşgörüyle karşılayıp evliliğe devam etmişse, o olay sonradan kusur olarak ileri sürülemez. İkincisi tahrik: Karşı tarafın haksız davranışına tepki olarak anlık öfkeyle söylenen sözler, kişiyi tek başına eşit kusurlu saydırmaya yetmeyebilir. Yargı, her olayı kendi koşulları içinde bu dengeyi gözeterek değerlendirir.
Özetle
Boşanmada kusurun doğru belirlenmesi, tazminat ve nafaka haklarınızı doğrudan etkilediği için davanın en kritik aşamalarından biridir. Hangi davranışın kusur sayıldığı, hangi delilin geçerli olduğu ve af ile tahrik gibi durumların nasıl değerlendirileceği dosyadan dosyaya değişir; bu nedenle sürecin baştan doğru kurgulanması büyük önem taşır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut durumunuza ilişkin değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.


