Boşanmada Kusur Nasıl Belirlenir? Tam, Ağır, Eşit ve Az Kusurun Sonuçları
24 Haziran 2026

Boşanmada Kusur Nasıl Belirlenir? Tam, Ağır, Eşit ve Az Kusurun Sonuçları

Boşanmada kusur; boşanmaya yol açan olaylarda eşlerin sorumluluk derecesidir ve Yargıtay uygulamasında kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu ve tam kusurlu şeklinde beş derecede değerlendirilir. Kusurun tespiti, maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174) ile yoksulluk nafakası (TMK m. 175) gibi boşanmanın mali sonuçlarını doğrudan belirler. Bu rehberde kusurun nasıl belirlendiğini ve sonuçlarını açıklıyoruz.

Boşanma davanızda kusur ve tazminat konusunu mu değerlendiriyorsunuz?

Dosyanızdaki kusur durumunu ve haklarınızı birlikte ele alalım. Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

⚖️ Güncel Gelişme — Yoksulluk Nafakasında Değişim

Anayasa Mahkemesi 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla, TMK m.175/1’de yer alan “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir. İptal hükmü, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir. Bu süre boyunca TMK m.175 eski hâliyle uygulanır: mevcut nafaka kararları kendiliğinden sona ermez ve ödeme yükümlülüğü devam eder. İptal edilen, yoksulluk nafakası kurumu değil nafakanın süresiz olma niteliğidir; iştirak (çocuk) nafakası bu karardan etkilenmez. Ayrıntı için AYM süresiz nafaka kararı (2026): ne değişti ve 9 aylık geçiş döneminde strateji rehberlerimize bakabilirsiniz.

Boşanmada kusur nedir?

Kusur, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına ve boşanmaya neden olan davranışlarda eşlerin payını ifade eder. Sadakat yükümlülüğüne aykırılık, fiziksel veya psikolojik şiddet, hakaret ve aşağılama, ekonomik şiddet, ailevi görevlerin ihmali, güven sarsıcı davranışlar gibi pek çok olgu kusur teşkil edebilir. Boşanma davasında kusurun belirlenmesi yalnızca tarafların haklılığını ortaya koymaz; tazminat ve nafaka gibi taleplerin kaderini de tayin eder.

Kusur dereceleri: kusursuz, az, eşit, ağır, tam

Yargıtay, boşanma kararının ve mali sonuçlarının denetlenebilmesi için, mahkemelerin tarafların kusurlu davranışlarını tek tek belirledikten sonra kusur durumunu beş dereceden biriyle nitelendirmesini ister:

  • Kusursuz eş: Boşanmaya yol açan olaylarda hiçbir kusuru bulunmayan taraf.
  • Az kusurlu eş: Kusuru bulunan ancak diğer eşe göre daha hafif kusurlu olan taraf.
  • Eşit kusurlu eş: Her iki tarafın kusurunun denk olduğu durum.
  • Ağır kusurlu eş: Diğer eşe oranla daha fazla kusuru bulunan taraf.
  • Tam kusurlu eş: Boşanmaya yol açan olaylarda tek başına ve tümüyle kusurlu olan taraf.

Bu nitelendirme gelişigüzel yapılamaz; gerekçeli kararda hangi olayların hangi tarafa kusur olarak yüklendiği somut biçimde gösterilmelidir.

Kusurun tazminata etkisi (TMK m. 174)

Boşanmanın en önemli mali sonuçlarından biri maddi ve manevi tazminattır. Türk Medeni Kanunu madde 174’e göre, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir; boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf da manevi tazminat talep edebilir. Bunun doğal sonucu olarak tam kusurlu, ağır kusurlu ve eşit kusurlu eş kural olarak tazminat alamaz. Tazminatın doğması için talep eden eşin diğerinden daha az kusurlu olması ve karşı tarafın kusurlu bulunması gerekir.

Kusurun nafakaya etkisi (TMK m. 175)

Kusur, yoksulluk nafakasını da etkiler. Madde 175’e göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer eşten yoksulluk nafakası isteyebilir. Buna göre tam veya ağır kusurlu eş yoksulluk nafakası alamaz; eşit kusurlu eş ise kusuru daha ağır olmadığından nafaka talep edebilir. Önemli bir ayrım olarak, çocuk için ödenen iştirak nafakası ile dava süresince hükmedilen tedbir nafakası kusurdan bağımsızdır; bunlar çocuğun ve ailenin ihtiyacına göre belirlenir.

Daha ağır kusurlu eşin dava açması ve itiraz (TMK m. 166/2)

Kusurlu olmak boşanma davası açmaya engel değildir. Ancak genel sebebe dayalı boşanmada madde 166/2 önemli bir denge kurar: davacının kusuru daha ağırsa, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik birliğinin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa, mahkeme yine de boşanmaya karar verebilir. Ayrıca Yargıtay uygulamasında, genel sebeple boşanmaya karar verilebilmesi için davalının da az da olsa kusurlu olması gerekir; kimse tamamen kendi kusuruna dayanarak hak elde edemez (TMK m. 2).

Kusur nasıl ispatlanır?

Kusurun ispatı, davanın en kritik aşamasıdır. Tanık beyanları, mesaj ve sosyal medya yazışmaları, fotoğraf ve video kayıtları, banka ve harcama kayıtları, darp ve adli muayene raporları ile diğer hukuka uygun deliller kullanılabilir. Özel boşanma sebeplerinde (zina, hayata kast, terk gibi) sebebin ispatı yeterli olup ayrıca karşı tarafın kusur oranını kanıtlamak gerekmez; genel sebepte ise taraflar karşılıklı olarak birbirinin kusurlu davranışlarını ispatlamak durumundadır. Hukuka aykırı yollarla (örneğin özel hayatın gizliliğini ihlal ederek) elde edilen delillerin değerlendirilmesi sınırlıdır. Kusur tespiti, tazminat ve nafakayı doğrudan etkilediğinden, sürecin bir aile hukuku avukatıyla yürütülmesi hak kaybını önler.

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

Kusur Derecesinin Sonuçlara Etkisi: Tek Tabloda

Kusur, boşanma kararının kendisinden çok boşanmaya bağlanan sonuçları belirler. Aşağıdaki tablo, hangi derecenin hangi talebi açtığını veya kapattığını gösterir.

Kusur durumuMaddi/manevi tazminatYoksulluk nafakası
KusursuzTalep edebilirTalep edebilir
Daha az kusurluTalep edebilirTalep edebilir
Eşit kusurluTalep edemez — tazminat, kusursuz veya daha az kusurlu tarafa özgüdürTalep edebilir — aranan şart, daha ağır kusurlu olmamaktır
Ağır / tam kusurluTalep edemezTalep edemez

Üçüncü satır, en çok karıştırılan noktadır. Eşit kusur hâlinde tazminat talebi reddedilir; çünkü tazminat için kusursuz veya daha az kusurlu olmak gerekir. Buna karşılık yoksulluk nafakası bakımından aranan şart farklıdır: talep edenin daha ağır kusurlu olmaması yeterlidir. Eşit kusurlu eş, bu nedenle tazminat alamaz ama yoksulluk nafakası talep edebilir. Dilekçe kurgusunda bu ayrımın gözetilmemesi, haklı bir nafaka talebinin gereksiz yere zayıflatılmasına yol açar.

Bir kural daha vardır: iştirak nafakası kusurdan bağımsızdır. Çocuğun bakım giderlerine katılma yükümlülüğü, ana babanın evlilikteki kusuruna göre değil, çocuğun ihtiyaçları ve tarafların malî güçlerine göre belirlenir. Tam kusurlu bulunan eş de çocuk için nafaka talep edebilir.

TMK 166/2: Ağır Kusurlu Eşin Davası ve İtiraz Hakkı

Uygulamada en teknik konu budur: daha ağır kusurlu olan eş de boşanma davası açabilir. Ancak diğer eşin elinde bir savunma aracı vardır.

  1. Kural: Davacının daha ağır kusurlu olması, davalının açılan davaya itiraz hakkını doğurur.
  2. İstisna: Bu itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olması ve evlilik birliğinin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamış olması hâlinde, itiraza rağmen boşanmaya karar verilebilir.
  3. Sonuç: İtiraz, boşanmayı mutlak olarak engellemez; mahkeme bu iki ölçütü birlikte değerlendirir.

İtiraz, süresinde ve açıkça ileri sürülmelidir. Cevap dilekçesinde yalnızca “boşanmak istemiyorum” demek yeterli değildir; davacının daha ağır kusurlu olduğu ve evliliğin devamında korunmaya değer yarar bulunduğu somut olgularla gösterilmelidir. Bu itiraz ileri sürülmezse, mahkeme kusur karşılaştırması yapsa dahi boşanmaya karar verebilir.

Kusurun İspatı: Belirleyici Üç Kural

Kusur tespiti tamamen delil değerlendirmesine dayanır. Uygulamada sonucu belirleyen üç kural vardır:

KuralPratik sonucu
Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylar kusur sayılmazOlayı öğrendikten sonra birlikte yaşamaya devam etmek, o olguya dayanma imkânını ortadan kaldırabilir
Dava tarihinden sonraki olaylar kusur belirlemesinde esas alınmazDava sonrası gelişmeler için ayrı bir dava veya ıslah gerekir
Her iddia ayrı ayrı ispatlanmalıdırGenel nitelemeler (“ilgisizdi”, “kötü davrandı”) tek başına kusur kurmaz; somut olay, tarih ve tanık gerekir

Delil bakımından en güçlü kombinasyon şudur: somut olay anlatımı + tarih + o olaya tanık olan kişi + varsa belge. Tanık listesi verilirken her tanığın hangi olguya ilişkin dinleneceği belirtilmelidir; bu, hem tanığın kabul edilmesini kolaylaştırır hem de beyanın odaklı alınmasını sağlar.

Hukuka aykırı yolla elde edilen deliller bakımından da dikkat gerekir: eşin telefonuna izinsiz erişim, gizli kayıt cihazı yerleştirme veya takip yazılımı kullanma yoluyla elde edilen materyal hem delil değeri taşımaz hem de ayrı bir cezai sorumluluk doğurabilir.

Son olarak gerekçe denetimi: hükümde hangi olayın kime kusur olarak yüklendiği ve kusur derecesinin buna göre nasıl belirlendiği açıkça gösterilmelidir. “Tarafların kusurları dikkate alınarak” biçimindeki matbu bir ifade denetime elverişli değildir ve bu husus kanun yolunda ileri sürülebilir.

Belirli davranışların kusur olarak nasıl değerlendirildiği için ilgisizlik ve duygusal ihmal rehberimize, sadakat yükümlülüğünün ihlalinde kusur ve tazminat sonuçları için zina ve deliller rehberimize bakabilirsiniz.

🗺️ Aile ve Boşanma Hukuku Konu Haritası

Sürecin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

💔 Boşanma Davası

💰 Nafaka

👶 Velayet ve Çocuk

🏠 Mal Rejimi ve Paylaşım

🛡️ Şiddet ve Koruma (6284)

💍 Evlilik ve Statü

📚 Genel çerçeve için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

Maddî Tazminatın Üç Koşulu — TMK m.174/1

Kusur derecesi tek başına tazminat doğurmaz. TMK m.174’ün birinci fıkrası, birlikte gerçekleşmesi gereken üç koşul öngörmüştür.

Hüküm şöyledir: mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.

Birinci koşul — kusur. Talep eden taraf kusursuz ya da karşı taraftan daha az kusurlu olmalıdır. Bunun doğrudan sonucu şudur: eşit kusurlu eş maddî tazminat talep edemez.

İkinci koşul — menfaat kaybı. Madde iki tür menfaati birlikte sayar. Mevcut menfaat, evlilik hukukunun eşlere sağladığı yararların ortadan kalkmasıdır. Beklenen menfaat ise evlilik birliğinin devamı hâlinde doğabilecek olası yararlardır. İkinci kavram sayesinde talep, yalnız bugünkü kayıpla sınırlı kalmaz.

Üçüncü koşul — illiyet bağı. Menfaat kaybı ile boşanma arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Evlilikten bağımsız bir sebeple yaşanan maddî kayıp bu kapsama girmez.

Dilekçe bakımından sonuç açıktır: yalnız karşı tarafın kusurlu olduğunu göstermek yetmez; hangi menfaatin zedelendiği ve bunun boşanmadan kaynaklandığı ayrıca ortaya konmalıdır.

Koşulİçeriği
1 — KusurKusursuz veya daha az kusurlu olmak
2 — Menfaat kaybıMevcut ve beklenen menfaatler
3 — İlliyet bağıKayıp boşanmadan kaynaklanmalı
Eşit kusurMaddî tazminat istenemez

Manevî Tazminatın Ayrı Ölçütü — TMK m.174/2

İkinci fıkra farklı bir ölçüt getirir; bu nedenle maddî ve manevî tazminat talepleri ayrı ayrı gerekçelendirilmelidir.

Hükme göre boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

Buradaki ölçüt menfaat kaybı değil, kişilik hakkına yönelmiş bir saldırıdır. Kişilik hakları, kişinin maddî ve manevî varlığıyla ilişkili haklar ve özgürlükler bütünü olarak anlaşılır; onur, şeref, itibar ve psikolojik bütünlük bu kapsamdadır.

Bu nedenle yalnız boşanmış olmak ya da üzülmüş olmak yeterli değildir; kişilik hakkına somut bir saldırı gerçekleşmiş ve bu saldırı ispat edilmiş olmalıdır.

Kusur bakımından da sınır aynıdır: ağır kusurlu eş ile eşit kusurlu eşler manevî tazminat alamazlar.

Ödeme biçimi — TMK m.176. Maddenin birinci fıkrasına göre maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. İkinci fıkra ise bir yasak koyar: manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez. Yani manevî tazminat yalnız toptan hükmedilebilir; aylık ödeme biçiminde talep edilmesi mümkün değildir.

 Maddî tazminatManevî tazminat
ÖlçütMenfaat kaybıKişilik hakkı saldırısı
Talep edenin kusuruKusursuz veya daha azKusursuz veya daha az
Eşit kusurdaİstenemezİstenemez
Ödeme biçimiToptan veya iratYalnız toptan

Yoksulluk Nafakasında Kusur Neden Farklı İşler?

TMK m.175, tazminat maddesinden iki noktada ayrılır ve bu ayrım çoğu zaman gözden kaçar.

Birinci fark — eşik. Tazminatta talep edenin kusursuz veya daha az kusurlu olması aranırken, yoksulluk nafakasında ölçüt “kusuru daha ağır olmamak”tır. Bu daha geniş bir eşiktir: eşit kusurlu eş tazminat alamaz, ancak yoksulluk nafakası isteyebilir.

İkinci fark — yükümlünün kusuru. Tazminatta ödeme yükümlüsünün kusurlu olması şarttır. Yoksulluk nafakasında ise nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz; kusursuz bir eş dahi nafaka ödemekle yükümlü kılınabilir. Bu, yoksulluk nafakasının tazminat ya da cezadan farklı bir nitelik taşıdığını gösterir.

Hakkaniyet ilkesi. Miktarın belirlenmesinde TMK m.4’teki hakkaniyet ilkesi gözetilir: kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.

Amaç sınırı. Yoksulluk nafakasının amacı hiçbir zaman nafaka alacaklısını zenginleştirmek değildir; ölçü, yoksulluğun giderilmesidir.

 Tazminat (m.174)Yoksulluk nafakası (m.175)
Talep edenin kusuruKusursuz veya daha azDaha ağır olmamak
Eşit kusurlu eşAlamazİsteyebilir
Yükümlünün kusuruŞartAranmaz
ÖlçüZararYoksulluğun giderilmesi; zenginleştirme değil

Kusurun İspatında Özel Rejim — TMK m.184

Kusur tespitinin nasıl yapılacağı, boşanma davalarına özgü bir hükümle düzenlenmiştir ve bu hüküm genel usul kurallarından ayrılır.

TMK m.184’e göre hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz. Madde ayrıca şunları öngörür: hâkim, bu olgular hakkında gerek re’sen, gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez; tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hâkimi bağlamaz ve hâkim, kanıtları serbestçe takdir eder. Duruşma, taraflardan birinin istemi üzerine gizli yapılabilir.

Bunun kusur değerlendirmesindeki üç sonucu şudur.

Birincisi — ikrara güvenilemez. Karşı tarafın “kusur bende” beyanı hâkimi bağlamaz; kusur, dosyaya sunulan olgularla tespit edilir.

İkincisi — sayı değil içerik. “Serbestçe takdir” ilkesi gereği tanık sayısı belirleyici değildir; olayı tarihiyle ve ayrıntısıyla anlatan bir beyan, genel ifadelerden daha ağırlıklıdır.

Üçüncüsü — yemin yolu kapalıdır. Boşanmanın dayandığı olgular bakımından yemin önerilemez; bu nedenle ispat, belge ve tanık üzerinden kurulmalıdır.

Tanık usulü. HMK m.240 uyarınca tanık listesinde dinletilmek istenen vakıa ile tanıkların adı, soyadı ve tebliğe elverişli adresleri gösterilir; listede yer almayanlar dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez. HMK m.248 uyarınca ise üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımları tanıklıktan çekinebilir; bu nedenle liste yalnız yakınlara dayandırılmamalıdır.

Süre. TMK m.178’e göre evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Süre karar tarihinden değil kesinleşmeden işler.

KuralKusur bakımından sonucu
Vicdanî kanaatOlmadan olgu ispatlanmış sayılmaz
İkrarHâkimi bağlamaz
YeminÖnerilemez
Serbest takdirSayı değil içerik
Tanık listesiVakıa gösterilmeli; ikinci liste yok
Sonraki taleplerKesinleşmeden bir yıl (m.178)

Kusurun Mal Paylaşımına Etkisi Var mı? TMK m.236/2

Sık sorulan bir soru da kusurun mal rejimi tasfiyesini etkileyip etkilemediğidir. Kural ile istisnası birbirinden ayrılmalıdır.

Kural: etkilemez. Mal rejimi tasfiyesi kusurdan bağımsız işler. TMK m.236’nın birinci fıkrasına göre her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Bu, aldatan eşin de kural olarak katılma alacağına hak kazanması demektir.

İstisna: iki sebeple sınırlı. Maddenin ikinci fıkrası dar bir istisna getirir: zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

Bu hükmün üç sınırı vardır ve üçü de dikkatle okunmalıdır.

Birinci sınır — sebep. İstisna yalnız zina (TMK m.161) ve hayata kast (TMK m.162) hâllerinde uygulanır. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (m.166/1) gibi genel sebeple verilen boşanma kararlarında bu indirim yapılamaz. Bu nedenle terditli kurgu önem taşır: hüküm hangi maddeye dayandırılırsa mal rejimi sonucu da ona göre şekillenir.

İkinci sınır — takdirî. Madde “karar verebilir” demektedir; indirim zorunlu değildir. Hâkim hakkaniyete uygun olduğu ölçüde azaltma ya da kaldırma yoluna gider.

Üçüncü sınır — kapsam. İndirim yalnız artık değerdeki pay oranına ilişkindir. Kişisel mallar, değer artış payı ve katkı payı alacakları bu hükmün dışındadır.

Usul. Mal rejimi tasfiyesi ayrı bir davanın konusudur ve TMK m.225 uyarınca rejim, boşanmada dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. İndirim talebi, tasfiye davasında açıkça ileri sürülmeli ve dayanak olarak boşanma hükmünün hangi sebebe dayandığı gösterilmelidir.

KonuKural
Genel kuralKusur tasfiyeyi etkilemez
İstisna sebepleriYalnız zina ve hayata kast
Genel sebeple boşanmadaİndirim yapılamaz
NiteliğiTakdirî — “karar verebilir”
KapsamıYalnız artık değerdeki pay
Rejimin sona ermesiDava tarihinden geçerli (m.225)

Sıkça Sorulan Sorular

Boşanmada kusur ne anlama gelir?

Boşanmada kusur, evlilik birliğinin sarsılmasına ve boşanmaya yol açan olaylarda eşlerin sorumluluk derecesini ifade eder. Sadakatsizlik, şiddet, hakaret, ekonomik şiddet, ilgisizlik gibi davranışlar kusur teşkil edebilir. Kusurun tespiti yalnızca “kim haklı” sorusunu yanıtlamaz; aynı zamanda maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174) ile yoksulluk nafakası (TMK m. 175) gibi boşanmanın mali sonuçlarını doğrudan belirler. Bu nedenle kusur, çekişmeli boşanma davalarının merkezindeki konudur.

Boşanmada kusur dereceleri nelerdir?

Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre eşlerin kusur durumu beş derecede değerlendirilir: kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu ve tam kusurlu. Mahkeme, boşanmaya sebep olan olayları tek tek belirledikten sonra her eşin kusurunu bu derecelerden biriyle nitelendirir. Bu derecelendirme, tazminat ve nafaka taleplerinin kabul veya reddinde belirleyici olduğundan, gerekçeli kararda kusurun somut olaylara dayalı ve denetime elverişli biçimde gösterilmesi gerekir.

Kusurun tazminata etkisi nedir?

Türk Medeni Kanunu madde 174’e göre maddi ve manevi tazminata, kusursuz veya daha az kusurlu olan eş hak kazanır; bunu da kusurlu eşten talep eder. Buna karşılık tam kusurlu, ağır kusurlu veya eşit kusurlu eş kural olarak maddi ve manevi tazminat alamaz. Yani tazminat hakkının doğması için, talep eden eşin diğerinden daha az kusurlu (veya kusursuz) olması ve karşı tarafın kusurlu olması gerekir.

Kusurun nafakaya etkisi nedir?

Yoksulluk nafakası bakımından Türk Medeni Kanunu madde 175, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla nafaka isteyebileceğini düzenler. Yani tam veya ağır kusurlu eş yoksulluk nafakası alamaz; eşit kusurlu eş ise (kusuru daha ağır olmadığından) talep edebilir. Buna karşılık çocuk için ödenen iştirak nafakası ve dava sürerken hükmedilen tedbir nafakası kusurdan bağımsızdır; bunlar çocuğun ve ailenin ihtiyacına göre belirlenir.

Ağır kusurlu eş boşanma davası açabilir mi?

Açabilir. Kusurlu olmak dava açmaya engel değildir; ancak Türk Medeni Kanunu madde 166/2’ye göre davacının kusuru daha ağırsa, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik birliğinin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa, mahkeme yine de boşanmaya karar verebilir. Ayrıca genel sebebe (TMK m. 166/1) dayalı boşanmada, davalının da az da olsa kusurlu olması aranır; kimse tümüyle kendi kusuruna dayanarak boşanma elde edemez (TMK m. 2).

Boşanmada kusur nasıl ispatlanır?

Kusur; tanık beyanları, mesaj ve sosyal medya kayıtları, fotoğraf ve video, banka kayıtları, darp raporu, kamera görüntüleri ve diğer hukuka uygun delillerle ispatlanır. Özel boşanma sebeplerinde (zina, hayata kast, terk gibi) sebebin ispatı yeterlidir; ayrıca karşı tarafın kusur oranını ispatlamak gerekmez. Genel sebepte (şiddetli geçimsizlik) ise taraflar karşılıklı olarak birbirinin kusurlu davranışlarını ispatlamak durumundadır. Hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin değerlendirilmesi sınırlıdır.

Eşit kusurda tazminat alınabilir mi?

Kural olarak hayır. Eşit kusurlu eş, kendisi de en az diğeri kadar kusurlu olduğundan, maddi ve manevi tazminat talep edemez (TMK m. 174). Tazminat, ancak diğer eşten daha az kusurlu veya kusursuz olan tarafa tanınır. Buna karşılık eşit kusurlu eş, kusuru daha ağır olmadığı için yoksulluk nafakası (TMK m. 175) isteyebilir. Bu ayrım, tazminat ile nafakanın farklı ölçütlere bağlı olmasından kaynaklanır.

Boşanmada kusur ve tazminat için yanınızdayız

Kusur tespiti, tazminat ve nafaka talepleriniz için uzman bir avukatla görüşün. Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her olay kendine özgüdür; somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.

Post by Av. Fatma Öztürk