Katkı payı alacağı, 1 Ocak 2002 öncesi mal ayrılığı rejimine ilişkindir ve katkının ispatını gerektirir; katılma alacağı ise 2002 sonrası edinilmiş mallara katılma rejiminde artık değerin yarısı üzerindeki haktır ve katkı ispatı aranmaz. Değer artış payı (TMK m. 227) ise bunlardan ayrı bir kalemdir. Her iki alacakta zamanaşımı 10 yıldır. Bu rehberde bu kavramların farkını açıklıyoruz.
Katkı payı mı, katılma alacağı mı talep edeceğinizi mi merak ediyorsunuz?
Evlilik tarihinize göre doğru alacak türünü birlikte belirleyelim. Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsAppTemel fark: dönem ve mal rejimi
Katkı payı alacağı ile katılma alacağı arasındaki temel fark, hangi mal rejiminin ve dönemin geçerli olduğudur. Katkı payı alacağı, 1 Ocak 2002 öncesinde geçerli olan mal ayrılığı rejimine ilişkindir; bir eşin, diğerinin edindiği mala yaptığı maddi katkının karşılığını talep etmesidir ve katkının ispatı gerekir. Katılma alacağı ise 2002 sonrası yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma rejimine ilişkindir; eşin, diğerinin edinilmiş mallarının artık değerinin yarısı üzerindeki hakkıdır ve bu hak için katkı ispatı aranmaz.
Katkı payı alacağı (2002 öncesi)
Katkı payı alacağı, 1 Ocak 2002’den önce geçerli olan mal ayrılığı rejimi döneminde edinilen mallar bakımından gündeme gelir. O dönemde mallar, kimin adına kayıtlıysa ona ait kabul edilir. Ancak diğer eş, o malın edinilmesine para, emek veya benzeri biçimde maddi katkı yaptığını ispatlarsa, katkısı oranında katkı payı alacağı talep edebilir. Burada belirleyici olan, katkının somut delillerle (banka kaydı, tanık vb.) ortaya konmasıdır.
Katılma alacağı (2002 sonrası)
Katılma alacağı, 1 Ocak 2002 sonrası yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma rejiminde doğar. Bu rejimde eşler, evlilik süresince edinilen malların artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibidir (TMK m. 236). Katkı payından farklı olarak, bu hak için talep eden eşin mala katkıda bulunmuş olması veya gelirinin olması gerekmez; hak doğrudan yasadan kaynaklanır. Bu nedenle çalışmayan veya doğrudan maddi katkı yapmamış bir eş de katılma alacağına hak kazanabilir.
2002 öncesi evlilikte iki dönemli tasfiye
1 Ocak 2002 öncesinde evlenenler için iki dönemli bir tasfiye yapılır. 2002 öncesi dönemde eski mal ayrılığı rejimi geçerli olduğundan, bu dönemde edinilen mallar kimin adına kayıtlıysa ona aittir; diğer eşin katkısı varsa katkı payı alacağı tartışılır. 2002 sonrası dönemde ise edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır ve bu dönemde edinilen mallar tasfiyeye girer. Bilirkişi, her iki dönemi ayrı ayrı hesaplar; bu nedenle uzun evliliklerde hesap teknik bilgi gerektirir.
Değer artış payı, ispat ve zamanaşımı
Değer artış payı ayrı bir kalemdir (TMK m. 227): bir eşin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına uygun karşılık almaksızın esaslı katkıda bulunması hâlinde, o malda oluşan değer artışından katkısı oranında pay alır. Katkı payı ve değer artış payında katkının ispatı iddia eden eştedir; katılma alacağında ise yasadan doğduğu için katkı ispatı gerekmez (TMK m. 222 karinesi). Zamanaşımı bakımından, Yargıtay uygulamasına göre her iki alacak da 10 yıllık süreye tabidir (TBK m. 146) ve süre kural olarak boşanmanın kesinleşmesinden başlar. Doğru alacak türünün belirlenmesi için bir aile hukuku avukatından destek almak yararlıdır.
⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu — mevzuat.gov.tr
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — mevzuat.gov.tr
- Yargıtay Karar Arama — karararama.yargitay.gov.tr
Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.
📘 İlgili Rehberler
- Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi (Ana Rehber)
- Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?
- Artık Değere Katılma Alacağı Nasıl Hesaplanır?
- Mal Paylaşımı Davasında Zamanaşımı (10 Yıl)
- Yetiştirme Tazminatı ve Dayanışma Katkı Payı
- Eşler Arası Katkı Payı Alacağı: TMK m.227 Değer Artış Payı
- 2002 Öncesi Evlenenlerde Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?
- Değer Artış Payı Alacağı Nedir? Eşin Malına Katkıda Bulunan Ne Talep Eder?
İlgili Rehberler
Sıkça Sorulan Sorular
Katkı payı alacağı ile katılma alacağı arasındaki fark nedir?
Temel fark, hangi mal rejiminin ve hangi dönemin geçerli olduğudur. Katkı payı alacağı, 1 Ocak 2002 öncesinde geçerli olan mal ayrılığı rejimine ilişkindir; bir eşin, diğerinin edindiği mala yaptığı maddi katkının karşılığını talep etmesidir ve katkının ispatı gerekir. Katılma alacağı ise 2002 sonrası yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma rejimine ilişkindir; eşin, diğerinin edinilmiş mallarının artık değerinin yarısı üzerindeki hakkıdır ve bu hak için katkı ispatı aranmaz.
Katkı payı alacağı hangi durumda talep edilir?
Katkı payı alacağı, 1 Ocak 2002’den önce geçerli olan mal ayrılığı rejimi döneminde edinilen mallar bakımından gündeme gelir. O dönemde mallar, kimin adına kayıtlıysa ona ait kabul edilir. Ancak diğer eş, o malın edinilmesine para, emek veya benzeri biçimde maddi katkı yaptığını ispatlarsa, katkısı oranında katkı payı alacağı talep edebilir. Burada belirleyici olan, katkının varlığının somut delillerle (banka kaydı, tanık vb.) ortaya konmasıdır.
Katılma alacağı hangi durumda doğar?
Katılma alacağı, 1 Ocak 2002 sonrası yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma rejiminde doğar. Bu rejimde eşler, evlilik süresince edinilen malların artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibidir (TMK m. 236). Katkı payından farklı olarak, bu hak için talep eden eşin mala katkıda bulunmuş olması veya gelirinin olması gerekmez; hak doğrudan yasadan kaynaklanır. Bu nedenle çalışmayan veya doğrudan maddi katkı yapmamış bir eş de katılma alacağına hak kazanabilir.
2002 öncesi evlilikte mal paylaşımı nasıl hesaplanır?
1 Ocak 2002 öncesinde evlenenler için iki dönemli bir tasfiye yapılır. 2002 öncesi dönemde eski mal ayrılığı rejimi geçerli olduğundan, bu dönemde edinilen mallar kimin adına kayıtlıysa ona aittir; diğer eşin katkısı varsa katkı payı alacağı tartışılır. 2002 sonrası dönemde ise edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır ve bu dönemde edinilen mallar tasfiyeye girer. Bilirkişi, her iki dönemi ayrı ayrı hesaplar; bu nedenle uzun evliliklerde hesap teknik bilgi gerektirir.
Değer artış payı, bu iki alacaktan farklı mıdır?
Evet, değer artış payı ayrı bir alacak kalemidir (TMK m. 227). Değer artış payı, bir eşin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın esaslı katkıda bulunması hâlinde doğar; katkıda bulunan eş, o malda oluşan değer artışından katkısı oranında pay alır. Örneğin bir eşin mirastan kalan parasını diğerinin işyeri açması için kullanması bu kapsamdadır. Katılma alacağıyla birlikte, tasfiye davasında ayrıca talep edilebilir.
Katkının ispatı kimin üzerindedir?
Katkı payı alacağı ve değer artış payı bakımından, katkının varlığını ve miktarını ispat yükü, bunu iddia eden eşin üzerindedir; banka kayıtları, dekontlar, tanık beyanları gibi delillerle katkı ortaya konmalıdır. Buna karşılık katılma alacağı yasadan doğduğu için, talep eden eşin katkı ispatı yapmasına gerek yoktur; yalnızca malın edinilmiş mal niteliğinde ve mal rejimi süresince edinilmiş olması yeterlidir. TMK m. 222 karinesi gereği, aksi ispat edilmedikçe mallar edinilmiş mal sayılır.
Katkı payı ve katılma alacağında zamanaşımı süresi nedir?
Yargıtay uygulamasına göre hem katkı payı alacağı hem de katılma alacağı bakımından zamanaşımı süresi 10 yıldır (Türk Borçlar Kanunu m. 146). Bu süre, kural olarak boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlar. Yargıtay, mal rejimi tasfiyesinden kaynaklanan bu alacaklarda TMK m. 178’deki 1 yıllık sürenin değil, 10 yıllık genel zamanaşımının uygulanacağını kabul etmektedir. Bu nedenle süreyi kaçırmamak için boşanma kesinleştikten sonra gecikmeden dava açmak önemlidir.
Katkı payı ve katılma alacağı konusunda yanınızdayız
Doğru alacak türü ve talebiniz için uzman bir avukatla görüşün. Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsAppBu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her olay kendine özgüdür; somut durumunuz için bir avukata danışmanız önerilir.


