Boşanma Sonrası Çocukla Kişisel İlişki (TMK m.323): Hâkim Takdiri, Süre, 5395 s.K. m.41/F Yaptırımları ve Yargıtay Kararları
10 Temmuz 2026

Boşanma Sonrası Çocukla Kişisel İlişki (TMK m.323): Hâkim Takdiri, Süre, 5395 s.K. m.41/F Yaptırımları ve Yargıtay Kararları

Boşanma davasında velayet bir ebeveyne bırakıldığında, velayeti kendisinde bulunmayan ana veya baba ile çocuk arasındaki bağın sürmesi Türk Medeni Kanunu tarafından ayrı bir hak olarak koruma altına alınmıştır. TMK m.323 uyarınca “Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir.” Kişisel ilişki, yalnızca ebeveynin çocukla görüşme talebi değil; çocuğun her iki ebeveyni ile temas kurma menfaati ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m.8 ile Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.9/3’te açıkça tanınan çocuk hakkıdır. Bu rehberde kişisel ilişki TMK 323 düzenlemesinin hukuki temeli, hâkimin belirleyeceği süre ve içerik, TMK m.324’teki sınırlar, TMK m.325 çerçevesinde üçüncü kişilerin hakları, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ile getirilen yeni teslim usulü ve kişisel ilişki kararının sürekli engellenmesinin velayet değişikliğine etkisi ele alınmaktadır.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Kişisel İlişki Kavramı ve Hukuki Temel — TMK m.323

Kişisel ilişki, velayeti kendisinde bulunmayan ebeveynin çocukla belirli aralıklarla bir araya gelme, telefon-görüntülü konuşma-mektuplaşma gibi araçlarla haberleşme ve tatil dönemlerinde çocuğu yanına alma yetkilerini kapsayan bütünsel bir haktır. TMK m.323, bu hakkın kaynağı olan ana kuralı koyar. Boşanma kararının hüküm fıkrasına dahil edilen kişisel ilişki düzenlemesinin dayanağı ise TMK m.182/1’dir: “Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler.” Böylece kişisel ilişkinin kurulması hâkim tarafından re’sen değerlendirilir; taraflar ayrıca talep etmese dahi mahkeme çocuğun üstün yararı çerçevesinde düzenlemeyi yapmak zorundadır.

Kişisel ilişki hakkı, sadece velayeti olmayan ebeveyni koruyan bir düzenleme değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu yerleşik uygulaması, bu hakkın asıl sahibinin çocuk olduğunu; velayet düzenlemesinin çocuğu ebeveynlerinden birinden yalıtacak biçimde kurulamayacağını istikrarla vurgulamaktadır. Bu yaklaşım; kişilik hakkının bir sonucu olarak çocuğun her iki ebeveyni ile bağını sürdürme menfaatini, medeni hukukun kamu düzeninden sayılan kısmına yerleştirir. Bu nedenle kişisel ilişki düzenlemesinden tarafların rızasıyla dahi tam olarak vazgeçilemez; anlaşmalı boşanma protokolünde ilişkinin tamamen kaldırılmasına yönelik hükümlere hâkim onay vermez.

Hâkim kişisel ilişkiyi düzenlerken çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararını esas alır (TMK m.182/3). Uygulamada ölçütler; çocuğun yaşı ve idrak düzeyi, kardeşlerden ayrılıp ayrılmayacağı, ebeveynlerin coğrafi yakınlığı, çocuğun okul takvimi, süregelen tedavi ihtiyaçları ve ebeveyn ile çocuk arasındaki duygusal bağın niteliği olarak sıralanır. İdrak yaşına ulaşmış çocuğun dinlenmesi, Yargıtay HGK’nın 17.10.2012 tarih ve 2012/2-401 E. 2012/723 K. sayılı kararında istikrar kazanan biçimde asli usul kuralıdır; bu görüş hâkim için bağlayıcı değilse de kararın gerekçelendirilmesinde ağırlıklı bir yer tutar.

Süre ve İçerik: Standart Görüşme Düzeni, Tatiller ve Uzaktan İletişim

TMK m.323 “uygun kişisel ilişki” ifadesini kullanarak süre ve içeriği hâkim takdirine bırakmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi yerleşik uygulamasında; velayeti olmayan ebeveynin çocukla aylık düzenli görüşmesi, yarıyıl ve yaz tatilinde daha uzun süreli yatılı görüşme ile dini bayramlarda dönüşümlü görüşme sağlanacak biçimde bir çerçeve benimsenmiştir. Uygulamada karşılaşılan tipik düzenleme genel olarak şu unsurları içerir:

  • Aylık düzenli görüşme. Her ayın belirli hafta sonlarında (uygulamada sıklıkla 1. ve 3. hafta sonu) cumartesi sabahından pazar akşamına kadar yatılı olmak üzere kişisel ilişki kurulması.
  • Dini bayramlar. Ramazan ve Kurban Bayramlarının ikinci gününden son gününe kadar velayeti olmayan ebeveyn ile geçirilmesi; babaya ait yıl ve anneye ait yıl olmak üzere dönüşümlü uygulama da mümkündür.
  • Yarıyıl tatili. Sömestre tatilinin bir kısmında (uygulamada bir haftalık dilim) yatılı görüşme.
  • Yaz tatili. Temmuz ayı gibi belirli bir bölümün velayeti olmayan ebeveyn ile geçirilmesi.
  • Uzaktan iletişim. Yüz yüze görüşme dışında telefon ve görüntülü görüşme yoluyla düzenli haberleşme; bu kısım rıza olmadan zorla yerine getirilemez (Y. 2. HD 12.07.2017, E.2017/3598, K.2017/9005).
  • Doğum günü ve özel günler. Belirli saat aralıklarında çocuğun kutlanmasını sağlayan tamamlayıcı düzenlemeler.

Coğrafi mesafenin fazla olduğu hâllerde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, standart hafta sonu düzenlemesinin yeterli olmayabileceğini, sürelerin yol ve konaklama koşulları gözetilerek genişletilmesi gerektiğini vurgular. Farklı ilde ya da yurt dışında ikamet eden ebeveyn bakımından tatil dönemlerinin uzatılması, yarıyıl tatilinin tamamen bu ebeveyn ile geçirilmesine hükmedilmesi gibi çözümler benimsenir. Süt çocukluğu döneminde ve okul öncesi yaşlarda ise uzun süreli yatılı görüşme yerine düzenli, sık ve kısa süreli görüşmeler tercih edilir; çocuğun psikososyal gelişimi hâkimin başlıca ölçütü olur.

Görüntülü görüşmenin yerine getirilmesi konusunda dikkatli olmak gerekir. Adalet Bakanlığı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nın 17.03.2023 tarihli “İletişim Vasıtası ile Görüntülü Görüşme Şeklinde Kurulan Kişisel İlişki Kararının Yerine Getirilmesi” konulu görüş yazısına göre bu tür kararlar tarafların rızasıyla her zaman yerine getirilebilir; ancak 5395 sayılı Kanun ve Yönetmelik görüntülü görüşmenin teslim mekânlarında zorla yerine getirilmesine ilişkin bir düzenleme içermediğinden, rıza yoksa Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüklerince yerine getirilmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmiştir. Yazı, telefon ve benzeri iletişim yollarının zorla yerine getirilecek kişisel ilişki kapsamına alınmasının doğru olmadığına ilişkin Yargıtay kararına da atıf yapar (Y. 2. HD 12.07.2017, E.2017/3598, K.2017/9005). Bu nedenle video görüşme; hastalık, coğrafi uzaklık veya çocuğun yaşı nedeniyle yatılı görüşmenin uygun olmadığı hâllerde yüz yüze görüşmeyi tamamlayan bir yol olarak karara bağlanmalı, tek başına yüz yüze ilişkinin yerine konulmamalıdır.

Kişisel İlişkinin Sınırları — TMK m.324

Kişisel ilişki mutlak bir hak değildir. TMK m.324 hem hakkın kötüye kullanılmasını yasaklayan hem de çocuğun huzurunun bozulması hâlinde hakkı kaldıran temel sınır normudur. Maddenin birinci fıkrasına göre “Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür.” Bu düzenleme her iki ebeveyne birlikte olumsuz bir yükümlülük yükler: velayeti taşıyan taraf kişisel ilişkiyi fiilen imkânsız kılmamak, velayeti taşımayan taraf ise çocuğu diğer ebeveyne karşı kışkırtmamak ve eğitim düzenini bozmamakla yükümlüdür.

Maddenin ikinci fıkrası; kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzurunun tehlikeye girmesi, ana ve babanın haklarını birinci fıkradaki yükümlülüklere aykırı kullanması, çocukla ciddi biçimde ilgilenmemesi ya da diğer önemli sebeplerin varlığı hâllerinde kişisel ilişki hakkının reddedilebileceğini veya kişisel ilişki hakkı sahibinden alınabileceğini düzenler. Yerleşik uygulamada bu tedbirin gündeme geldiği başlıca hâller şunlardır:

  • Görüşme sırasında çocuğa fiziksel şiddet uygulanması, cinsel istismar iddiasına konu davranışların bulunması.
  • Görüşme sürecinin alkol veya uyuşturucu etkisi altında yürütülmesi.
  • Çocuğun uygun olmayan ortamda tutulması ya da barınma-beslenme koşullarının ciddi biçimde ihlal edilmesi.
  • Çocuğun velayet sahibi ebeveyne karşı sistematik olarak yabancılaştırılması.
  • Çocuğun kaçırılma riskinin somut olduğunun ortaya konması.
  • Kişisel ilişkinin çocuğun tedavi süreçlerini ya da eğitim düzenini yıkıcı biçimde bozması.

Kişisel ilişkinin reddi ya da kaldırılması ağır bir tedbirdir; sınırlanma ve süreli askıya alma öncelikle uygulanır. Uzman eşliğinde görüşme, kamuya açık ve gözetimli mekânda görüşme, süre kısaltılması, yatılı görüşmenin geçici olarak durdurulup gündüz görüşmesine dönülmesi gibi kademeli tedbirler tercih edilir. Yargıtay HGK’nın 17.10.2012 tarih ve 2012/2-401 E. 2012/723 K. sayılı kararında vurguladığı üzere idrak yaşındaki çocuğun bizzat dinlenmesi, kişisel ilişkinin sınırlanması veya kaldırılması taleplerinde asli usul kuralıdır; çocuğun görüşü alınmadan verilen kararlar bozma sebebi oluşturur. Hukuk Genel Kurulu, idrak çağındaki çocuğun dinlenmesi gerektiğini daha sonra da teyit etmiştir (YHGK 17.01.2019, E.2017/2066, K.2019/15).

Üçüncü Kişilerle Kişisel İlişki — TMK m.325 (Büyükanne, Büyükbaba, Hısımlar)

TMK m.325 üçüncü kişiler ile çocuk arasındaki kişisel ilişki hakkını düzenler ve şu hükme yer verir: “Olağanüstü hâller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle hısımlarına da tanınabilir. Ana ve baba için öngörülen sınırlamalar üçüncü kişiler için kıyas yoluyla uygulanır.” Bu düzenleme; büyükanne ve büyükbabalar, amca-hala-teyze-dayı, üvey anne ve baba ile fiili olarak çocuğun bakımına katılmış kişilere olağanüstü koşulların varlığı hâlinde dava hakkı tanır.

Uygulamada “olağanüstü hâl” kavramı dar yorumlanır. Anne veya babanın ölümü, gaipliği, uzun süreli hastalığı, cezaevinde bulunması, velayetinin kaldırılmış olması ya da çocuğun uzun süre büyükanne ve büyükbabası yanında büyümüş olması olağanüstü hâl kabul edilen tipik örneklerdir. Buna karşılık salt akrabalık bağı veya “torun sevgisi” tek başına olağanüstü hâl sayılmaz; talep sahibinin, ilişkinin çocuğun somut yararına hizmet edeceğini ve mevcut koşulların dava hakkı doğuracak nitelikte olduğunu ayrıca ortaya koyması gerekir. Görevli mahkeme aile mahkemesi, davalı çocuğun velayetini elinde bulunduran ebeveyn(ler)dir. Hukuk Genel Kurulu da büyükanne ile torun arasındaki kişisel ilişkinin ancak olağanüstü hâllerin ve çocuğun yararının varlığı hâlinde kurulabileceğini; koşullar değişirse talebin yenilenebileceğini kabul etmiştir (YHGK 26.11.2008, K.2008/712).

TMK m.325/2 uyarınca m.324’te ana ve baba için öngörülen sınırlamalar üçüncü kişilere kıyasen uygulanır. Büyükanne veya büyükbaba çocuğun huzurunu tehlikeye atar, velayet sahibi ebeveyne karşı çocuğu kışkırtır, çocuğu velayeti taşımayan ebeveynin etkisine sokar ya da diğer ağır ihlallerde bulunursa hakkı reddedilir veya hak sahibinden alınır. Uygulamada büyükanne ve büyükbaba görüşmelerinin, mevcut ebeveyn kişisel ilişki kararı ile çakıştırılmayacak biçimde, ayrı ve kısa süreli hafta içi ya da hafta sonu dilimlerinde düzenlendiği görülmektedir.

Kararın Yerine Getirilmesi ve Engelleme Halinde Yaptırım — 5395 sayılı ÇKK m.41/A ve Yeni Yönetmelik

Kişisel ilişki kararına uyulmaması hâlinde başvurulacak icra yolu 2021 sonrası köklü biçimde değişmiştir. 24.11.2021 tarihli ve 7343 sayılı Kanun ile İcra ve İflas Kanunu’nun çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin 25, 25/a, 25/b ve 341’inci maddeleri yürürlükten kaldırılmış; söz konusu düzenlemelerin karşılığı, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na eklenen m.41/A-41/İ arasındaki bölümde yeniden şekillendirilmiştir. Yeni sistem 04.08.2022 tarihli ve 31913 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına İlişkin İlam ve Tedbir Kararlarının Yerine Getirilmesine Dair Yönetmelik ile uygulamaya konulmuştur.

Bu değişikliğin özü, çocuk teslimi ve kişisel ilişki icrasının artık icra müdürlüklerinde değil, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri (ADM) tarafından yerine getirilmesidir. Kişisel ilişki kararına uymayan ebeveyne karşı hak sahibi, ilamı alarak yetkili ADM müdürlüğüne başvurur (5395 s.K. m.41/A). Müdürlük teslim emri düzenler; teslim, uzman eşliğinde (pedagog, psikolog, sosyal çalışmacı) ve mümkün olduğunca çocuğun alıştığı bir ortamda gerçekleştirilir. Süreç harçtan istisna tutulmuş, tarafların icra gider avansı yatırma yükümlülüğü kaldırılmış; masraflar Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.

Teslim emrine uyulmaması hâlinde uygulanacak yaptırımlar 5395 sayılı Kanun’un ilgili bölümünde ayrıca düzenlenmiştir. 5395 sayılı Kanun m.41/F’e göre çocuk teslimine ilişkin teslim emrine aykırı davranan veya emrin yerine getirilmesini engelleyen kişi, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine üç aya kadar disiplin hapsiyle cezalandırılır (m.41/F(1)). Kişisel ilişkiye ilişkin emre aykırılıkta ise yaptırım, şikâyet üzerine üç günden on güne kadar disiplin hapsidir (m.41/F(2)). Kişisel ilişki için kendisine çocuk teslim edilen hak sahibi süre bitiminde çocuğu belirlenen yere getirmezse üç aya kadar disiplin hapsi uygulanır (m.41/F(3)). Dolayısıyla iki taraf için de yaptırım vardır, ancak süreler aynı değildir.

Yeni sistemin kanuni iskeleti şöyledir. 7343 sayılı Kanun 30.11.2021 tarihli ve 31675 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış; 39. maddesiyle 5395 sayılı Kanun’a 41/A-41/İ maddelerinden oluşan “Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulması” başlıklı Dördüncü Kısım eklenmiştir. Kanun’un geçici 2. maddesi uyarınca yeni düzen, Adalet Bakanlığı’nın duyurduğu il ve ilçelerden başlayarak kademeli biçimde uygulamaya konulmuş; uygulamanın başlamadığı yerlerde bir süre İİK m.25, 25/a ve 25/b uygulanmaya devam etmiştir. Görevli ve yetkili birim Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğüdür (5395 s.K. m.41/A); kişisel ilişki kararlarının yerine getirilmesi m.41/C’de, teslim mekânları m.41/D’de düzenlenmiştir. Yönetmelik ise teslim mekânlarını (m.20), yerine getirme sürecini (m.32), teslim emrinin içeriğini (m.33) ve çocuğun teslimini (m.34) ayrıntılandırır.

5395 sayılı Kanun m.41/F: emre aykırılığın yaptırımları

FiilYaptırımDayanak
Çocuk teslimine ilişkin teslim emrine aykırı davranmak veya emrin yerine getirilmesini engellemekBir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine, fiil suç teşkil etse dahi üç aya kadar disiplin hapsi5395 s.K. m.41/F(1)
Kişisel ilişkiye ilişkin emre aykırı davranmak veya engellemekŞikâyet üzerine üç günden on güne kadar disiplin hapsi5395 s.K. m.41/F(2)
Kişisel ilişki için teslim alınan çocuğu süre sonunda belirlenen yere getirmemekFiil suç teşkil etse dahi üç aya kadar disiplin hapsi5395 s.K. m.41/F(3)
“Fiil suç teşkil etse dahi” ibarelerine yönelik iptal istemiAnayasa Mahkemesi istemi reddetmiştir (RG 24.03.2025, S.32851)AYM 25.12.2024, E.2022/6, K.2024/225

Kişisel İlişkinin Sistematik Engellenmesi ve Velayet Değişikliği — TMK m.324/3 ve TMK m.183

TMK m.324/3, kişisel ilişki düzenlemesinin ihlali ile velayet arasında doğrudan bir köprü kurar: “Velayet kendisine bırakılan ana veya baba, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir.” Fıkranın son cümlesine göre bu husus kişisel ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilir; 7343 sayılı Kanun’un 37. maddesiyle TMK m.182’ye eklenen ikinci fıkra da boşanma kararında bu ihtarın yapılmasını öngörür. TMK m.324/3, 7343 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle eklenmiştir. Bu düzenleme, engellemenin salt disiplin hapsi ile karşılanan bir usul ihlali olmadığını, aynı zamanda velayetin sürdürülmesi açısından esaslı bir zafiyet göstergesi olabileceğini kabul eder.

TMK m.183, yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkimin re’sen ya da ana veya babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabileceğini düzenler ve velayet değişikliği davasının kanuni dayanağıdır. Sistematik biçimde kişisel ilişki engellemesi Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından, koşulların çocuğun üstün yararı gerektirecek biçimde değişmesine yol açan “yeni olgu” olarak değerlendirilmiş; velayeti taşıyan ebeveynin süregelen engelleme davranışının velayet değişikliği için başlı başına yeterli olabileceği içtihada bağlanmıştır. Hukuk Genel Kurulu, kişisel ilişkiyi sürekli engelleyen ve hakkında çocuk teslimine muhalefet yaptırımı uygulanan annenin velayetinin babaya verilmesi gerektiğine karar vermiştir (YHGK 01.04.2015, E.2013/1926, K.2015/1139). Bu durum özellikle idrak yaşındaki çocuğun diğer ebeveynle bağının koparıldığı, çocuğun düşmanca yönlendirildiği ve normal görüşmenin yıllarca fiilen imkânsız kılındığı davalarda gündeme gelir. Velayet değişikliği yargılamasının ayrıntıları, delil planlaması ve Sosyal İnceleme Raporu (SİR) süreci için Velayet Değişikliği Davası (TMK m.183) rehberimiz incelenebilir.

Kişisel ilişki uyuşmazlıkları uygulamada nafaka ve ortak velayet gündemi ile bağlantılı biçimde ele alınır. Velayet değişikliği ile birlikte iştirak nafakasının yeniden belirlenmesi gerekebilir; koşulların değişmesi çerçevesinde nafaka güncellemesi için Nafaka Artırım-Azaltım Davası (TMK m.176) yazımıza, 2017 sonrası ortak velayet uygulaması ve TMK m.336 çerçevesi için Birlikte (Ortak) Velayet rehberimize göz atılabilir.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Yetki ve Karar Öncesi Rıza Kuralı — TMK m.326

Kişisel ilişki talebinin hangi mahkemeye yapılacağı ve mahkeme kararı çıkmadan önce ne yapılabileceği aynı maddede düzenlenmiştir; ikincisi uygulamada en çok hak kaybına yol açan hükümdür.

TMK m.326’nın birinci fıkrasına göre kişisel ilişki kurulmasıyla ilgili bütün düzenlemelerde çocuğun oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Buradaki “de” ifadesi önemlidir: bu, genel yetki kurallarının yerine geçen değil, onlara eklenen bir seçenektir. İkinci fıkra ise sınırı çizer: boşanmaya ve evlilik birliğinin korunmasına ilişkin yetki kuralları saklıdır. Yani derdest bir boşanma davası varsa kişisel ilişki o dosyada düzenlenir.

Üçüncü fıkra ise çoğu zaman atlanır ve sonuçları ağırdır: çocuk ile kişisel ilişkiye yönelik bir düzenleme yapılıncaya kadar, velâyet hakkına sahip veya çocuk kendisine bırakılmış kişinin rızası dışında kişisel ilişki kurulamaz. Karar yokken çocuğu okuldan almak, izinsiz yanında tutmak veya “nasıl olsa babasıyım” diyerek görüşme dayatmak hukuka aykırıdır ve açılacak davada aleyhe delil olur.

Çocuğun “oturduğu yer” kavramı da TMK m.21 ile birlikte okunmalıdır: çocuk velayet altındaysa velisinin yerleşim yeri aynı zamanda çocuğun yerleşim yeri sayılır.

DurumKuralDayanak
Bağımsız kişisel ilişki talebiÇocuğun oturduğu yer mahkemesi de yetkiliTMK m.326/1
Derdest boşanma davası varsaBoşanmanın yetki kuralları saklıTMK m.326/2
Henüz karar yokkenVelayet sahibinin rızası olmadan kişisel ilişki kurulamazTMK m.326/3
Çocuğun oturduğu yerin tespitiVelayet altındaysa velisinin yerleşim yeriTMK m.21

Bu nedenle görüşme engelleniyorsa yapılacak ilk iş fiilî girişim değil, düzenleme talebidir. İzlenecek adımlar için kişisel ilişki engellendiğinde haklarınız yazımıza bakabilirsiniz.

Engellemenin Ceza Boyutu ve Sık Yapılan Bir Hata — TCK m.234

Kişisel ilişkinin ihlali her zaman aynı hukuki rejime girmez. Türk Ceza Kanunu’nun 234. maddesi “çocuğun kaçırılması ve alıkonulması” suçunu düzenler ve failini dar tutar.

Maddenin birinci fıkrasına göre velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da üçüncü derece dâhil kan hısmının, on altı yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması hâlinde üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. İkinci fıkra ağırlaştırıcı sebepleri düzenler: fiil cebir veya tehdit kullanılarak işlenmiş ya da çocuk on iki yaşını bitirmemişse ceza bir katı oranında artırılır. Üçüncü fıkra ise (5560 sayılı Kanun’la eklenmiştir) farklı bir durumu kapsar: kanunî temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu, rızasıyla da olsa, ailesini veya yetkili makamları haberdar etmeksizin yanında tutan kişi şikâyet üzerine aynı ceza ile cezalandırılır.

Buradaki kritik ayrım şudur: velayet hakkı kendisinde bulunan ebeveynin, çocuğu kişisel ilişki süresinde diğerine teslim etmemesi TCK m.234 kapsamına girmez. Çünkü maddenin faili “velayet yetkisi elinden alınmış” kişidir. Teslim etmeme fiilinin yaptırımı ceza değil, çocuk teslimi rejimindeki disiplin hapsidir. Bu iki yolu karıştıran şikâyetler takipsizlikle sonuçlanır ve süre kaybettirir.

OlayHangi rejim
Velayet sahibi ebeveyn çocuğu göstermiyorTCK m.234 değil; çocuk teslimi rejimi ve disiplin hapsi
Velayeti kaldırılmış ebeveyn çocuğu alıp götürüyorTCK m.234/1 — 3 aydan 1 yıla hapis
Aynı fiil cebir/tehditle veya çocuk 12 yaş altındaysaTCK m.234/2 — ceza bir katı artırılır
Evi terk eden çocuğu bildirimsiz yanında tutmakTCK m.234/3 — şikâyete bağlı

Ceza boyutunun ayrıntısı için çocuğun kaçırılması ve alıkonulması yazımızı inceleyebilirsiniz.

Çocuk Yurt Dışına Götürülürse: 5717 Sayılı Kanun ve 1980 Lahey Sözleşmesi

Kişisel ilişki hakkının en ağır ihlali, çocuğun ülke dışına çıkarılmasıdır. Bu hâlde iç hukuk yolları tek başına yetmez; devreye 25/10/1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine Dair Sözleşme ve onun uygulama kanunu girer.

Türkiye bakımından Sözleşme 1 Ağustos 2000’de yürürlüğe girmiş, uygulama usul ve esasları ise 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Yön ve Kapsamına Dair Kanun ile düzenlenmiştir (RG 04.12.2007, S. 26720). Kanun’un 1. maddesine göre amacı; velâyet hakkı ihlâl edilerek Sözleşmeye taraf bir ülkeden diğerine götürülen veya alıkonulan çocuğun mutat meskeninin bulunduğu ülkeye iadesine veya şahsî ilişki kurma hakkının kullanılmasına dair Sözleşmenin uygulanmasını sağlamaktır.

Dikkat edilmesi gereken iki nokta vardır. Birincisi, Sözleşme kapsamındaki “çocuk” tanımı on altı yaşını tamamlamamış kişilerle sınırlıdır. İkincisi, Sözleşme yalnız iadeyi değil, şahsî ilişki kurma hakkının kullanılmasını da kapsar; yani çocuk yurt dışına hukuka uygun biçimde yerleşmiş olsa dahi görüşme hakkı bu mekanizmayla talep edilebilir.

KonuDüzenleme
Uluslararası dayanak1980 tarihli Lahey Sözleşmesi (Türkiye’de 01.08.2000)
İç hukuk uygulaması5717 sayılı Kanun (RG 04.12.2007, S. 26720)
Merkezî MakamAdalet Bakanlığı (5717 s.K. m.3/a, m.4)
İşlemlerin yürütülmesiMahallî Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla
Kapsamİade ve şahsî ilişki kurma hakkı; 16 yaşını tamamlamamış çocuk
Görevli ve yetkili mahkemeAile mahkemesi; çocuğun hâlen oturduğu yer mahkemesi (5717 s.K. m.6)
YargılamaEsasa girmeden sulh teşviki (m.8); basit yargılama, öncelikle ve acele; adli tatilde de görülür (m.9/2, m.16)
Geçici tedbirlerÇocuğun korunması, geçici şahsi ilişki ve yurt dışı çıkışın durdurulması gibi tedbirler (m.10, m.11)

Bu nedenle kişisel ilişki kararı alınırken çocuğun yurt dışına çıkışına ilişkin bir düzenlemenin de hükme konulması, sonradan doğacak uyuşmazlığı büyük ölçüde önler. Yerleşim yeri değişikliği ve yurt dışı boyutu için velayet sahibi ebeveynin çocukla yurt dışına taşınması yazımıza bakabilirsiniz.

Kişisel İlişkiye Dair Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi Kararları

Kişisel ilişkinin sınırlarını büyük ölçüde Hukuk Genel Kurulu kararları çizmiştir. Hukuk Genel Kurulu, velayeti kendisinde bulunan annenin babayla kişisel ilişkiyi sürekli engellediği, bu nedenle çocuk teslimine muhalefet yaptırımı uygulandığı ve TMK m.324’teki yükümlülüğe aykırı davrandığı bir olayda velayetin babaya verilmesi gerektiğini kabul ederek direnme kararını bozmuştur (YHGK 01.04.2015, E.2013/1926, K.2015/1139). Aynı kurul, kişisel ilişkinin velayet sahibi ebeveynin gözetiminde kurulmasının amacına ters düşeceğini, yeterli idrak gücüne sahip çocuğun kişisel ilişkinin kaldırılması konusunda bizzat dinlenmesi gerektiğini ve gerektiğinde 4787 sayılı Kanun m.5-6 uyarınca uzman görüşü alınması gerektiğini vurgulamıştır (YHGK 17.10.2012, E.2012/2-401, K.2012/723). Büyükanne ile torun arasındaki kişisel ilişkinin ise ancak olağanüstü hâllerin ve çocuğun yararının varlığı hâlinde kurulabileceği kabul edilmiştir (YHGK 26.11.2008, K.2008/712).

Uzaktan iletişim konusunda Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, telefon ve benzeri iletişim yollarının zorla yerine getirilecek kişisel ilişki kapsamına alınmasının doğru olmadığını belirtmiştir (Y. 2. HD 12.07.2017, E.2017/3598, K.2017/9005). Adalet Bakanlığı da görüntülü görüşme şeklinde kurulan kişisel ilişki kararlarının rıza olmadan Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüklerince yerine getirilmesinin mümkün olmadığını değerlendirmiştir. Bu nedenle görüntülü görüşme, yüz yüze görüşmenin yerine değil, onu tamamlayan bir düzenleme olarak kurgulanmalıdır.

Kişisel ilişkide öne çıkan kararlar

Kararİlke
YHGK 01.04.2015, E.2013/1926, K.2015/1139Kişisel ilişkiyi sürekli engelleyen ebeveynden velayetin alınması gerekir; direnme kararı bozuldu
YHGK 17.10.2012, E.2012/2-401, K.2012/723Gözetimli ilişki amacına ters düşer; idrak çağındaki çocuk kaldırma talebinde bizzat dinlenir; gerekirse uzman görüşü alınır
YHGK 17.01.2019, E.2017/2066, K.2019/15İdrak çağındaki çocuğun dinlenmesi gerekir
YHGK 26.11.2008, K.2008/712Büyükanne ile kişisel ilişki ancak olağanüstü hâller ve çocuğun yararı varsa kurulur
Y. 2. HD 12.07.2017, E.2017/3598, K.2017/9005Telefon ve benzeri iletişim zorla yerine getirilecek kişisel ilişki kapsamına alınmaz
AYM 25.12.2024, E.2022/6, K.2024/2255395 s.K. m.41/F’deki “fiil suç teşkil etse dahi” ibarelerine yönelik iptal istemi reddedildi

Görüşme engellendiğinde izlenecek yol için çocuğumu göstermiyor: çocuk teslimi ve kişisel ilişki (5395) yazımıza bakabilirsiniz.

İlgili Rehberler

Bu konuyla bağlantılı bir diğer rehberimiz: Cezaevinde Ziyaret ve İletişim Hakları.

🗺️ Aile ve Boşanma Hukuku Konu Haritası

Sürecin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

💔 Boşanma Davası

💰 Nafaka

👶 Velayet ve Çocuk

🏠 Mal Rejimi ve Paylaşım

🛡️ Şiddet ve Koruma (6284)

💍 Evlilik ve Statü

📚 Genel çerçeve için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

Kararın ihlali: Hâkimin kurduğu kişisel ilişki düzenine uyulmaması hâlinde disiplin hapsi, TMK 324/3 ve manevi tazminat için Kişisel İlişkiye Uymayan Ebeveynden Manevi Tazminat yazımıza bakın.

Telefon ve görüntülü görüşme: Kişisel ilişkiye telefon veya görüntülü görüşme eklenmesi, Yargıtay’ın temkinli yaklaşımı ve Bakanlık görüşü için Çocukla Telefon ve Görüntülü Görüşme Hakkı yazımıza bakın.

Sıkça Sorulan Sorular

Boşanma davasında kişisel ilişki mutlaka düzenlenir mi?
Evet. TMK m.182 uyarınca hâkim, boşanma veya ayrılığa karar verirken velayeti olmayan ebeveyn ile çocuk arasındaki kişisel ilişkiyi taraflar talep etmese bile re’sen düzenlemek zorundadır. Anlaşmalı boşanmada tarafların protokolü esas alınır; ancak hâkim çocuğun üstün yararına aykırı gördüğü düzenlemeleri değiştirebilir. Kişisel ilişkinin tümüyle kaldırılmasına yönelik protokol hükümlerine hâkim onay vermez.

Standart kişisel ilişki düzenlemesi nasıldır?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi yerleşik uygulamasında; ayın belirli hafta sonlarında (uygulamada 1. ve 3. hafta sonu) yatılı görüşme, dini bayramların ikinci gününden son gününe kadar dönüşümlü görüşme, yarıyıl tatilinin bir bölümü ve yaz tatilinin belirli bir dilimi (uygulamada Temmuz ayı) standart olarak benimsenmektedir. Coğrafi mesafe, çocuğun yaşı ve okul takvimi süreleri genişletebilir veya daraltabilir.

Görüntülü görüşme ile kişisel ilişki kurulabilir mi?
Kurulabilir, ancak tamamlayıcı olarak. Görüntülü görüşme hâkim kararıyla düzenlenebilir ve tarafların rızasıyla yerine getirilir; Yargıtay telefon ve benzeri iletişimin zorla yerine getirilecek kişisel ilişki kapsamına alınmasını doğru bulmamış (Y. 2. HD 12.07.2017, E.2017/3598, K.2017/9005), Adalet Bakanlığı da rıza yoksa bu kararların Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüklerince yerine getirilemeyeceğini değerlendirmiştir. Bu nedenle yüz yüze görüşmenin yerine değil, yanında düzenlenmesi önerilir.

Büyükanne ve büyükbaba çocuğu görebilmek için dava açabilir mi?
Olağanüstü hâllerin varlığı hâlinde evet. TMK m.325 uyarınca ana veya babanın ölümü, gaipliği, uzun süreli hastalığı, tutuklu-hükümlü olması, velayetinin kaldırılmış olması ya da çocuğun uzun süre büyükanne-büyükbaba yanında büyümüş olması gibi hâllerde büyükanne ve büyükbaba aile mahkemesinde kişisel ilişki davası açabilir. Salt akrabalık bağı ve sevgi tek başına yeterli sayılmaz; ilişkinin çocuğun somut menfaatine uygun düşmesi aranır.

Velayet sahibi ebeveyn çocuğu göstermezse ne yapabilirim?
Kişisel ilişki ilamıyla, bulunduğunuz yer Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü’ne (ADM) başvurabilirsiniz. 7343 sayılı Kanun ile İİK m.25, 25/a, 25/b ve 341 kaldırılmış; çocuk teslimi ve kişisel ilişki icrası, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/A-41/İ ve 04.08.2022 tarihli Yönetmelik uyarınca ADM müdürlüklerine devredilmiştir. Süreç harçtan istisnadır; teslim uzman eşliğinde yürütülür. Kişisel ilişkiye ilişkin emre aykırılık şikâyet üzerine üç günden on güne kadar disiplin hapsiyle yaptırıma bağlanmıştır (5395 s.K. m.41/F(2)).

Kişisel ilişki kararının engellenmesi velayet değişikliğine yol açar mı?
Evet. TMK m.324/3 uyarınca velayeti taşıyan ebeveynin kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmemesi, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değişikliği sebebidir. TMK m.183 kapsamında açılacak davada Yargıtay 2. Hukuk Dairesi yerleşik uygulaması, sistematik engellemeyi çocuğun üstün yararını etkileyen “yeni olgu” olarak değerlendirmekte; ispatlandığı hâllerde velayetin diğer ebeveyne devrine hükmedilebilmektedir (YHGK 01.04.2015, E.2013/1926, K.2015/1139).

Kişisel ilişki kararında “velayet değiştirilebilir” ihtarı neden yer alıyor?
7343 sayılı Kanun’la TMK m.182’ye eklenen ikinci fıkra ve TMK m.324/3’ün son cümlesi uyarınca, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde velayetin değiştirilebileceği taraflara kararda ihtar edilir. Bu ihtar, ileride açılacak velayet davasında engellemenin ağırlığını artırır.

Kişisel ilişki süresi bitince çocuk geri getirilmezse ne olur?
Kişisel ilişki için kendisine çocuk teslim edilen hak sahibi süre bitiminde çocuğu belirlenen yere getirmezse, fiil suç teşkil etse dahi üç aya kadar disiplin hapsi uygulanır (5395 s.K. m.41/F(3)). Anayasa Mahkemesi bu ibareye yönelik iptal istemini reddetmiştir (AYM 25.12.2024, E.2022/6, K.2024/225).

Mahkeme kararı yokken çocuğu görmek için ne yapmalıyım?
TMK m.326/3 uyarınca bir düzenleme yapılıncaya kadar velayet sahibinin rızası dışında kişisel ilişki kurulamaz. Bu nedenle çocuğun oturduğu yer aile mahkemesinden (TMK m.326/1) kişisel ilişki düzenlenmesini istemek gerekir; boşanma davası sürüyorsa talep o dosyada ileri sürülür (TMK m.326/2).

Boşanma sonrası çocukla kişisel ilişki hakkı, çocuğun her iki ebeveyni ile bağını sürdürme menfaatine ve velayet olmayan ebeveynin aile hayatına saygı hakkına dayanan çift yönlü bir düzenlemedir. Kararın kapsamı hâkim tarafından çocuğun üstün yararına göre belirlenir; kural olarak kaldırılamaz, ancak sınırlanabilir. Sistematik engelleme hem 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında disiplin hapsi hem de TMK m.183 çerçevesinde velayet değişikliği yaptırımına bağlıdır. Somut dosyanızın hukuki değerlendirmesi için aile hukuku alanında çalışan bir avukatla görüşmeniz uygun olur.

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

Post by Av. Fatma Öztürk