Velayet Değişikliği Davasında Deliller: Neler Sunulur, Nasıl İspatlanır? (TMK m.183)
10 Temmuz 2026

Velayet Değişikliği Davasında Deliller: Neler Sunulur, Nasıl İspatlanır? (TMK m.183)

Boşanma kararı ile belirlenen velayet düzenlemesi, koşulların çocuğun üstün yararı gerektirecek biçimde değişmesi halinde TMK m.183 uyarınca değiştirilebilir. Kanunun aradığı “yeni olgular” sürekli, önemli ve çocuğun bakım-gözetim koşullarını doğrudan etkileyecek nitelikte olmalıdır. Velayeti kendisinde bulunmayan ebeveyn, olağan sınırların ötesine geçen bir değişiklik oluştuğunda aile mahkemesinden velayetin kendisine devredilmesini isteyebilir. Bu rehberde velayet değişikliği davasının hukuki temeli, çocuğun üstün yararı ilkesi, ispat aracı olarak Sosyal İnceleme Raporu (SİR), 2017 sonrası Yargıtay ortak velayet eğilimi ve yargılama süreci ele alınır.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

1. TMK m.183 Uyarınca Velayet Değişikliğinin Hukuki Temeli

Türk Medeni Kanunu m.183, “Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır” hükmünü içerir. Bu düzenleme, boşanma sonrasında belirlenen velayet düzenlemesini ilk kararın koşullarına bağlı sabit bir statü olarak değil, çocuğun somut durumuna göre yeniden ele alınabilecek dinamik bir yapı olarak konumlandırır. Hâkime tanınan re’sen inceleme yetkisi, velayet uyuşmazlıklarının kamu düzeninden sayılmasının doğrudan sonucudur.

Kanunun anayasal çerçevesi TMK m.336 ve m.337 ile tamamlanır. TMK m.336’ya göre evlilik devam ettiği sürece velayet ana ve baba tarafından birlikte kullanılır; boşanma hâlinde velayet çocuğun bırakıldığı tarafa geçer. TMK m.337, evlilik dışı doğan çocuğun velayetinin anaya ait olduğunu düzenler. Bu hükümler değişiklik davasının başlangıç noktasını verirken m.183 mevcut düzenlemenin hangi hâllerde bozulacağını gösterir. Velayetin kapsamı, ana ve babanın yükümlülükleri ise TMK m.339-347 arasında ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.

Velayet değişikliği davasının, TMK m.348 çerçevesindeki velayetin kaldırılmasından farkı önemlidir. TMK m.348 ana ve babanın deneyimsizlik, hastalık, başka yerde bulunma veya yükümlülükleri ağır biçimde savsaklama gibi hâllerinde velayetin tümüyle kaldırılmasını düzenler; sonuçları çocuğa vasi atanmasına kadar uzanır. Değişiklik davası ise velayeti bir ebeveynden diğerine devretmeyi hedefler ve çocuğun üstün yararına daha ölçülü bir müdahale niteliği taşır.

2. Çocuğun Üstün Yararı İlkesi ve Uluslararası Dayanaklar

Velayet uyuşmazlıklarında hâkimin başat ölçütü, ebeveyn iradesi veya taraflar arasındaki mutabakat değil çocuğun üstün yararıdır. Bu ilke Türkiye’nin 1995 yılında onayladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.3 ile emredici hâle gelmiştir. Anılan hüküm, çocukla ilgili tüm işlemlerde çocuğun yararının öncelikle gözetileceğini düzenler. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.4 ilkeyi iç hukukta yeniden ifade eder; Anayasa m.41 ise devlete çocukları korumaya yönelik tedbir alma görevi yükler.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 06.06.2018 tarih ve 2017/2069 E. 2018/1179 K. sayılı kararında, velayetin değiştirilmesi taleplerinde ebeveynlerin istek ve tercihlerinden ziyade çocuğun üstün yararının gözetileceğini açıkça vurgulamıştır. Uygulamada hâkim, çocuğun aşağıdaki koşullarını bütüncül biçimde değerlendirir:

  • Yaş, biyolojik ve duygusal gelişim düzeyi
  • Eğitim ve sağlık durumu, süreklilik gösteren tedavi ihtiyaçları
  • Ebeveynlerle kurulan duygusal bağın niteliği ve derinliği
  • Kardeşlerden veya birincil bakım verenlerden ayrılmanın olası etkileri
  • Ebeveynlerin ekonomik, sosyal ve ahlaki durumları
  • Çocuğun mevcut çevresindeki alışkanlıkları ve sosyal ilişkileri

Ekonomik güç tek başına belirleyici değildir; velayeti isteyen tarafın maddi olanaklarının nispeten sınırlı olması, karşı tarafın çocuğa ilgi göstermediği ve gelişimini olumsuz etkilediği yeterince ispatlanamadığı sürece davanın kabulüne yetmez. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kararlarında da çocuğun üstün yararı ölçütünün, ebeveynin aile hayatına saygı hakkı ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini istikrarlı biçimde ifade eder.

3. Velayet Değişikliğini Gerektiren Koşullar

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihadı, salt yeni bir olgunun ortaya çıkışını yeterli görmez. Koşul değişikliğinin sürekli, önemli ve çocuğun üstün yararını doğrudan etkileyecek nitelikte olması aranır. Geçici, önemsiz veya velayeti taşıyan ebeveynin denetim ve tedbir alarak giderebileceği durumlar tek başına değişiklik sebebi sayılmaz. Uygulamada değişiklik gerekçesi olarak kabul gören başlıca hâller şunlardır:

  • Velayet hakkı sahibinin başka bir yere yerleşmesi ve bu değişikliğin çocuğun eğitim ile sosyal düzenini bozması
  • Velayeti taşıyan tarafın yeniden evlenmesinin çocuğun bakım, eğitim ya da psikolojik gelişimi üzerinde olumsuz sonuçlar doğurması
  • Çocuğun kronik hastalığa yakalanması ve mevcut ebeveynin gerekli tıbbi takibi sağlayamaması
  • Velayet hakkı sahibinin uzun süreli ağır hastalık veya cezaevi süreci nedeniyle bakım görevini yerine getirememesi
  • Çocuğa yönelik şiddet, ihmal, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı gibi ağır ihlallerin belgelenmesi
  • İdrak yaşına ulaşmış çocuğun samimi, sürekli ve tutarlı biçimde diğer ebeveynle yaşamayı tercih etmesi
  • Kişisel ilişki kararının velayet hakkı sahibi tarafından sistemli biçimde engellenmesi

Yeniden evlenme hususunda dikkat edilmelidir: Yargıtay içtihadına göre salt yeni bir evlilik yapılmış olması velayet değişikliği için yeterli sayılmaz; yeni evliliğin çocuğun bakımını, eğitimini veya psikolojik gelişimini olumsuz etkilediğinin somut delillerle ortaya konması gerekir. Aynı biçimde, velayeti taşıyan tarafın iş sebebiyle şehir dışına taşınması da eğitim, sağlık ve sosyal çevre değişikliği bakımından çocuğu olumsuz etkilediğinde değişikliğe temel oluşturur.

4. Deliller: SİR Raporu, Çocukla Görüşme, Tanık, Okul ve Sağlık Kayıtları

Velayet değişikliği davalarında ispatın merkezinde Sosyal İnceleme Raporu (SİR) yer alır. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m.5 uyarınca aile mahkemesi bünyesinde psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlar görevlendirilir. Uzmanlar; çocuğun yaşam alanını ziyaret eder, ebeveynlerle görüşür, okul ve sağlık kayıtlarını inceler, çocukla yaşına uygun teknikle iletişim kurar ve dosyaya bilimsel bir değerlendirme raporu sunar. SİR raporu hâkimi bağlamaz; ancak çocuğun somut yararına ilişkin en güçlü kanıt aracı sayılır ve Yargıtay uygulamasında SİR alınmadan verilen kararlar bozma gerekçesi oluşturur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, velayete ilişkin sosyal inceleme raporu düzenlettirilmeksizin ve idrak çağındaki çocuğun görüşü alınmaksızın kurulan hükmü eksik inceleme sayarak bozmuştur (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 17.10.2018, E. 2018/6142, K. 2018/11272). Aynı Daire, çocuğun fiilen bulunduğu yerin barınma ve yaşama koşullarını da değerlendiren bir rapor alınmasını ve idrak çağındaki çocuğun beyanının da alınmasını aramıştır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 24.02.2022, E. 2021/10606, K. 2022/1746).

Yargıtay uygulamasında idrak çağındaki çocuğun bizzat hâkim tarafından dinlenmesi gerekir. Hukuk Genel Kurulu, idrak çağındaki çocuğun velayet konusundaki tercihinin BM Çocuk Hakları Sözleşmesi m.12 ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi m.3 ve 6 çerçevesinde dikkate alınması gerektiğini benimsemiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 16.03.2012, E. 2011/2-884, K. 2012/197). Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de, idrak çağındaki çocuğun görüşüne başvurulmadan kurulan hükmü eksik inceleme sayarak bozmuştur (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 17.03.2022, E. 2022/1094, K. 2022/2537). Yerleşik uygulamaya göre 8 yaş ve üzerindeki çocuk genel olarak idrak yaşında kabul edilir; Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi m.12, 12 yaşı özel bir eşik olarak öne çıkarır. Çocuğun görüşü hâkim için bağlayıcı değildir; üstün yarar aksini gerektirdiğinde çocuğun tercihi dışında karar verilebilir. Diğer temel delil kaynakları şunlardır:

  • Okul karnesi, devam çizelgesi, rehberlik servisi raporları ve öğretmen görüşleri
  • Aile hekimi, çocuk psikiyatristi ve pediatri poliklinikleri kayıtları
  • Şiddet iddialarında darp raporu, savcılık soruşturma belgeleri, 6284 sayılı Kanun uyarınca alınmış tedbir kararları
  • Çocuğun bakımına tanık olan komşu, akraba ve öğretmen ifadeleri
  • Kişisel ilişki kararının ihlal edildiğine dair icra tutanakları ve şikâyet kayıtları
  • SGK, maaş belgeleri ve ekonomik-sosyal durum araştırma tutanakları

5. Yargıtay Uygulaması ve Ortak Velayet: 2017 Sonrası Eğilim

Türk hukukunda ortak (birlikte) velayet uzun süre “kamu düzenine aykırılık” gerekçesiyle uygulanmadı. Kırılma noktası Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 20.02.2017 tarih ve 2016/15771 E. 2017/1737 K. sayılı kararıdır. Daire, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ne Ek 7 Numaralı Protokol’ün 25.03.2016 tarihinde Türkiye bakımından yürürlüğe girmesini gerekçe göstererek, ortak velayet düzenlemesinin Türk kamu düzenine açıkça aykırı sayılamayacağını tespit etti. Kararın ardından derece mahkemelerinde ortak velayet kararlarının sayısı belirgin şekilde arttı; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de sonraki içtihatlarında bu yaklaşımı sürdürdü.

Bugünkü uygulamada ortak velayet re’sen dayatılan bir kural değil, koşulları taşıyan hâllerde tercih edilebilecek bir düzenlemedir. Yargıtay ortak velayete hükmedilirken aşağıdaki koşulların birlikte gerçekleşmesini arar:

  • Ebeveynler arasında çocuğun eğitim, sağlık ve sosyal yaşamına ilişkin karar almayı olanaklı kılan işlevsel iletişimin bulunması
  • Ortak velayetin çocuğun üstün yararına açıkça hizmet etmesi
  • İdrak yaşındaki çocuğun düzenlemeye karşı olmaması
  • Ebeveynlerin coğrafi yakınlığı ve çalışma düzeninin ortak karar almayı mümkün kılması

Velayet değişikliği davasında Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.10.2018 tarih ve 2018/4699 E. 2018/10608 K. sayılı kararı başta olmak üzere pek çok içtihadında, TMK m.348’de sayılan ağır ihlaller ispatlanmadıkça velayetin kaldırılması yerine değişiklik yolunun tercih edileceğini vurgular. Bu yaklaşım, çocuğu tümüyle ebeveyn-vasi düzeninin belirsizliğine bırakmak yerine ilişkiyi bir ebeveyn üzerinden sürdürmeye önem verir. Yargıtay ayrıca değişiklik davalarında SİR raporu alınmadan, çocuğun beyanı yasal usulle sabitlenmeden verilen ilk derece kararlarını istikrarlı biçimde bozmaktadır.

6. Görevli Mahkeme, Tedbir Kararı ve İstinaf/Temyiz Aşamaları

Velayet değişikliği davasında görevli mahkeme aile mahkemesi, aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesidir; ancak velayet çocuğun kişisel durumuna ilişkin olduğundan uygulamada çocuğun yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili sayıldığı istikrar kazanmıştır. Dava harca tabi olmakla birlikte konusu para olmadığından maktu harç uygulanır ve davada zamanaşımı işlemez.

Dava süresince çocuğun üstün yararına aykırı bir durumun sürmesi hâlinde HMK m.389 vd. çerçevesinde ihtiyati tedbir talep edilebilir. Uygulamada geçici velayet, geçici kişisel ilişki, çocukla görüşmenin uzman eşliğinde yapılması ve yurt dışına çıkış yasağı gibi tedbirlere sıkça başvurulur. Tedbir talepleri çocuğun mevcut durumundaki ivedi zararların önlenmesi amacına hizmet eder; hâkim çocuğun üstün yararı gerektirdiğinde tedbiri re’sen de kurabilir.

Aile mahkemesinin verdiği karara karşı iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi kararı, HMK sınırları içinde temyiz yolu açık olacak biçimde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nde denetlenir. Velayet kamu düzenini ilgilendirdiğinden hâkim, tarafların ileri sürmediği hususları da re’sen araştırır; bu ilke istinaf ve temyiz aşamalarında da geçerlidir. Usul hatalarının önlenmesi ve delil planlamasının doğru yapılması, sürecin makul sürede sonuçlanmasına doğrudan katkı sağlar.

Velayet değişikliği kararı hüküm ifade ettiğinde nüfus müdürlüğüne bildirilir ve çocuğun aile kütüğü ile ilgili işlemler güncellenir. Nafaka ve kişisel ilişki düzenlemeleri de çoğu kez birlikte ele alınır; velayet değiştirilirken ekonomik yükün paylaşımı için nafaka yeniden belirlenir. Nafaka güncellemeleri hakkında ayrıntılı bilgi için Nafaka Artırım / Azaltım Davası rehberimize; boşanma protokolü içeriğine ilişkin ayrıntılı çerçeve için Anlaşmalı Boşanma Protokolü yazımıza; mirasa ilişkin sözleşme düzenlemeleri için Mirastan Feragat Sözleşmesi incelemesine göz atılabilir.

Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma

Sık Sorulan Sorular

Velayet değişikliği davası ne kadar sürer?

Süre; SİR raporunun tamamlanma zamanı, tanık dinlenmesi, çocuğun idrak yaşında olup olmaması ve mahkemenin iş yükü gibi etkenlere göre değişir. Aile mahkemelerinde ilk derece yargılaması genellikle 8-18 ay aralığında sonuçlanır; istinaf ve temyiz eklendiğinde toplam süre uzayabilir. Tedbir kararları asıl karara kadar geçen dönemi düzenler.

Çocuğun görüşü kaç yaşından itibaren alınır?

Yargıtay uygulamasında 8 yaş genel olarak idrak yaşı kabul edilir; Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi m.12 çerçevesinde 12 yaş ayrı bir eşik oluşturur. Hâkim, çocuğu yaşına ve durumuna uygun biçimde dinler; bu görüş bağlayıcı değildir. Çocuğun tercihi üstün yararla çelişiyorsa aksine karar verilebilir.

Anne yeniden evlenirse velayet otomatik değişir mi?

Hayır. TMK m.183 yeniden evlenmeyi olası bir “yeni olgu” olarak sayar; ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi içtihadına göre salt yeni evlilik yeterli değildir. Yeni evliliğin çocuğun bakımını, eğitimini veya psikolojik gelişimini olumsuz etkilediğinin somut delillerle ispat edilmesi gerekir.

Ortak velayet Türkiye’de uygulanıyor mu?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 20.02.2017 tarih ve 2016/15771 E. 2017/1737 K. kararından bu yana ortak velayet, koşulları taşıyan davalarda düzenlenebilmektedir. Uygulama ebeveynler arasında işlevsel iletişim, coğrafi yakınlık ve çocuğun üstün yararına açık uygunluk gibi kriterleri arar; ortak velayet re’sen değil, somut olaya göre değerlendirilir.

Velayeti alan taraf çocuğu yurt dışına götürebilir mi?

Velayet hakkı sahibi çocuğun yerleşim yerini değiştirebilir; ancak sürekli yurt dışına çıkış, diğer ebeveynin kişisel ilişki hakkını ciddi biçimde etkileyeceğinden TMK m.183 kapsamında velayet değişikliği davası veya mahkemeden çıkış yasağı gibi tedbir talep edilebilir. Kişisel ilişki kararının fiilen imkânsız hâle gelmesi başlıca değişiklik gerekçeleri arasındadır.

Velayet değişikliği yargılaması, çocuğun somut yaşam koşulları etrafında şekillenen ve delil planlamasının önem taşıdığı bir süreçtir. Değişikliği gerekçelendiren olguların sürekli ve önemli nitelikte olduğunun ortaya konması, SİR raporunun içeriğinin doğru yönlendirilmesi ve idrak yaşındaki çocuğun beyanının usulüne uygun biçimde alınması sürecin sağlıklı yürütülmesinde belirleyicidir. Somut dosyanın hukuki değerlendirmesi için deneyimli bir aile hukuku avukatıyla çalışılması, çocuğun üstün yararına en uygun kararın verilmesine katkı sağlar.

🗺️ Aile ve Boşanma Hukuku Konu Haritası

Sürecin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

💔 Boşanma Davası

💰 Nafaka

👶 Velayet ve Çocuk

🏠 Mal Rejimi ve Paylaşım

🛡️ Şiddet ve Koruma (6284)

💍 Evlilik ve Statü

📚 Genel çerçeve için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

7. Kişisel İlişkiyi Engelleme: Kanunla Tanımlanmış Velayet Değişikliği Sebebi (TMK m.182/2 ve m.324/3)

Velayet değişikliği davalarında en güçlü ve en çok gözden kaçan dayanak, 2021’de kanuna eklenen iki fıkradır. 24/11/2021 tarihli ve 7343 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (RG 30/11/2021 – 31675), Türk Medeni Kanunu’nun hem 182. hem de 324. maddesine bu konuda açık hükümler getirmiştir.

7343 sayılı Kanun’un 37. maddesiyle TMK m.182’ye eklenen ikinci fıkraya göre mahkeme, kararında kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder. Aynı Kanun’un 38. maddesiyle TMK m.324’e eklenen üçüncü fıkra ise sonucu doğrudan düzenler: velayet kendisine bırakılan ana veya baba kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir; bu husus kişisel ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilir.

Bu düzenlemenin pratik anlamı büyüktür. Değişiklikten önce görüş engellemesi, ancak “çocuğun üstün yararı” genel ilkesi içinde dolaylı bir gerekçe olarak ileri sürülebiliyordu. Artık engelleme, kanun metninde adı geçen bağımsız bir değiştirme sebebidir ve kararda ihtarın yer alması zorunludur.

 7343 sayılı Kanun öncesiYürürlükteki durum
Engellemenin niteliğiÜstün yarar ilkesi içinde dolaylı gerekçeKanunda açıkça sayılan değiştirme sebebi
İhtarZorunlu değilKararda ihtar zorunlu (m.182/2, m.324/3)
SınırÇocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla

Dava dilekçesinde bu iki fıkraya birlikte dayanmak, talebi soyut bir “uyumsuzluk” iddiasından çıkarıp kanuni bir sebebe oturtur. Engelleme hâlinde izlenecek adımlar için çocukla kişisel ilişkinin engellenmesi rehberimize bakabilirsiniz.

8. Kararı Kim Yerine Getirir? İcra Dairesi Dönemi Bitti (5395 sayılı Kanun, Dördüncü Kısım)

Aynı Kanun, ispat bakımından da tabloyu değiştirdi. 7343 sayılı Kanun ile İcra ve İflas Kanunu’nun çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin 25, 25/a ve 25/b maddeleri yürürlükten kaldırılmış; bunların yerine 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na, 41. maddeden sonra gelmek üzere “Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulması” başlıklı Dördüncü Kısım eklenmiştir.

Yeni düzende aile mahkemelerinin verdiği çocuk teslimi veya kişisel ilişki ilam ve tedbir kararları, çocuğun üstün yararı esas alınarak Adalet Bakanlığınca kurulan adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince (ADM) yerine getirilir. Müdürlük bulunmayan yerlerde bu görev, Bakanlıkça belirlenen hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğüne aittir. Yetki, çocuğun yerleşim yeri müdürlüğündedir. İşlemler icra dairesinde değil, müdürlükçe belirlenen teslim mekânlarında — uygulamada çocuk görüşme merkezlerinde — gerçekleştirilir.

KonuEski rejim (İİK m.25, 25/a, 25/b)Yeni rejim (5395 s.K. Dördüncü Kısım)
Yetkili birimİcra dairesiAdli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğü
İşlem yeriİcra takibi usulüBelirlenen teslim mekânı / çocuk görüşme merkezi
Harç ve masrafTakip harcı ve giderleri talep edendenHarçtan istisna; masraflar Adalet Bakanlığı bütçesinden (avukatlık ücreti hariç)
Uzman katılımıKural olarak yokPsikolog, pedagog, sosyal çalışmacı görevlendirilir

Geçiş rejimi de önemlidir: 5395 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi uyarınca Dördüncü Kısmın uygulanmasına Adalet Bakanlığınca belirlenen il ve ilçelerde kademeli olarak başlanmış, uygulamaya henüz geçilmemiş yerlerde İİK’nın ilgili maddelerinin uygulanmasına devam edilmiştir. Uygulama esaslarını belirleyen Yönetmelik 4/8/2022 tarihli ve 31913 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Kanun ve tedbir sistemi hakkında ayrıntı için 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu rehberimizi inceleyebilirsiniz.

9. Müdürlük Kayıtları Delil Olarak Nasıl Kullanılır?

Velayet değişikliği davasında ispat, çoğu zaman “görüştürmüyor” iddiasının belgelenip belgelenemediğine bağlıdır. Yeni rejim burada davacıya somut bir kayıt zinciri sunar. Yükümlüyle irtibat kurulamaz, yükümlü çocuğu getirmeyeceğini beyan eder veya çocuğu belirlenen yere getirmezse müdürlük derhâl bir teslim emri gönderir; emir, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. Yükümlünün haklı bir mazereti varsa teslim gününden önce müdürlüğe bildirimde bulunması gerekir.

Yükümlü, kendisinden kaynaklanmayan makul bir sebep olmaksızın kararın gereğini yerine getirmezse müdürlükçe hakkında disiplin hapsiyle cezalandırılması amacıyla suç duyurusunda bulunulur. Ayrıca kişisel ilişki kararları yerine getirilirken çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa aile mahkemesince danışmanlık tedbiri uygulanabilir; yükümlünün bir defa dahi emre aykırı davranması hâlinde müdürlüğün danışmanlık tedbiri talep etmesi zorunludur.

BelgeNeyi ispatlar
Teslim emri ve tebliğ şerhiYükümlünün karardan usulünce haberdar edildiğini
Teslim mekânı tutanaklarıHangi tarihlerde teslimin gerçekleşmediğini
Suç duyurusu ve disiplin hapsi dosyasıAykırılığın makul mazerete dayanmadığını
Danışmanlık tedbiri kararıİhlalin tekrar ettiğini ve müdahale gerektirdiğini

Bu dört belge bir arada sunulduğunda, TMK m.324/3’teki “kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmeme” unsuru tanık beyanına ihtiyaç kalmadan resmî kayıtla ortaya konmuş olur. Sosyal inceleme raporu ve çocukla görüşme bu tabloyu tamamlar, ancak tek başına kayıt zincirinin yerini tutmaz. Başvuru metni için ADM başvurusunu da kapsayan kişisel ilişki dilekçesi örneğimizden yararlanabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Velayet değişikliği davasında hangi deliller sunulur?

Uygulamada en ağırlıklı deliller aile mahkemesi uzmanlarınca düzenlenen inceleme raporu, idrak çağındaki çocuğun dinlenmesi, tanık beyanları, okul devam ve başarı kayıtları, sağlık kayıtları ile varsa kişisel ilişki kararının ihlaline dair tutanaklardır.

Uzman raporu hâkimi bağlar mı?

Bağlamaz. Rapor takdiri delil niteliğindedir ve bilirkişi raporu hükmünde değerlendirilir; taraflar rapora itiraz edebilir. Hâkim rapordan ayrılabilir, ancak farklı yönde karar verecekse bu tercihini gerekçelendirmek zorundadır.

Çocuğun görüşü alınmadan velayet değiştirilebilir mi?

Yargıtay uygulamasına göre çekişmeli velayet uyuşmazlıklarında idrak çağındaki çocuğun görüşü sorulmadan ve gerekli uzman incelemesi yapılmadan karar verilmesi eksik inceleme sayılmakta ve bozma sebebi oluşturmaktadır.

Velayet kararı kesin hüküm oluşturur mu?

Hayır. Velayete ilişkin kararlar kesin hüküm oluşturmaz. TMK m.183 uyarınca koşullar çocuğun üstün yararını gerektirecek biçimde değiştiğinde velayetin değiştirilmesi talep edilebilir.

Çocuğun kendi isteği tek başına yeterli midir?

Tek başına belirleyici değildir. Çocuğun görüşü mutlaka alınır, ancak ebeveyn yönlendirmesi ihtimali uzman incelemesiyle değerlendirilir. Karar, çocuğun beyanının diğer delillerle birlikte bütün hâlinde değerlendirilmesiyle verilir.

Velayet davasında görevli mahkeme hangisidir?

Aile mahkemesi görevlidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi bakar. Velayet kamu düzenini ilgilendirdiğinden mahkeme re’sen araştırma ilkesiyle hareket eder.

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

Post by Av. Fatma Öztürk