Türk Medeni Kanunu (TMK) m.336 birlikte velayeti evlilik birliği süresince asıl kural olarak konumlandırır: evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanır. Boşanma sonrası birlikte velayet ise uzun süre “kamu düzenine aykırılık” gerekçesiyle uygulanmamış; kırılma Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 20.02.2017 tarih ve 2016/15771 E. 2017/1737 K. sayılı kararıyla gerçekleşmiştir. Bugünkü tabloda birlikte velayet; çocuğun üstün yararı, ebeveynler arasında işlevsel iletişim ve rıza koşulları birlikte gerçekleştiğinde boşanma sonrasında da düzenlenebilecek bir yapı hâlini almıştır. Bu rehberde birlikte velayetin hukuki temeli, evlilik içindeki uygulaması, 2017 sonrası boşanma sonrası hâlleri, aranan koşullar, nafaka ve kişisel ilişki gibi uygulama detayları ile Lahey Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ekseninde uluslararası boyut güncel mevzuat ışığında ele alınmaktadır.
Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma
Velayet ve Birlikte Velayet Kavramı — TMK m.335-336
Velayet, ergin olmayan çocuğun kişisel ve malvarlığına ilişkin haklarının kullanılmasında ana ve babanın hem yetkili hem yükümlü olduğu Aile Hukuku kurumudur. TMK m.335 hükmüne göre ergin olmayan çocuk ana ve babasının velayeti altındadır; yasal sebep olmadıkça velayet ana ve babadan alınamaz. Bu düzenleme velayeti bir ebeveyn hakkının ötesinde çocuğun bakım, eğitim, temsil ve malvarlığı yönetimini kapsayan bir ödev bütünü olarak da tanımlar. Velayet kamu düzeninden sayılır; taraflar arasındaki anlaşmalar hâkimin denetimine tabidir ve çocuğun üstün yararı gerektirdiğinde re’sen müdahale mümkündür. Velayetin kapsamına giren yükümlülükler TMK m.339-347 arasında; velayetin kaldırılması TMK m.348-351’de düzenlenmiştir.
Birlikte velayet, çocuğa ilişkin karar alma yetkisinin ana ve baba tarafından ortaklaşa kullanılmasıdır. Kavram; velayetin fiilen kimin yanında kalacağını değil, çocuğun eğitim seçimi, sağlık kararları, yurt dışına çıkış, yerleşim yeri belirleme, harçlık ve malvarlığı yönetimi gibi temel hususlarda söz sahibi olma yetkisinin ortaklaşa taşınmasını ifade eder. Sadece “fiili birlikte bakım” ile karıştırılmamalıdır; birlikte velayetin özü, hukuki temsil ve karar yetkisinin paylaşımıdır. Bu ayrım pratikte kişisel ilişki, nafaka ve konut düzenlemelerinin nasıl kurulacağını doğrudan etkiler.
Birlikte velayet ile karıştırılan bir diğer kavram TMK m.337’de düzenlenen evlilik dışı doğan çocuğun velayetidir. Bu durumda velayet kural olarak anaya aittir; babanın velayet talep edebilmesi için ananın küçük yaşta olması, ölmesi veya velayetin kendisinden alınması gibi hâllerin gerçekleşmesi gerekir. Boşanma hâlinde ise TMK m.182 uyarınca hâkim, tarafları dinledikten sonra velayeti düzenler; birlikte velayet bu düzenlemenin bir seçeneği olarak gündeme gelir.
Evlilik Devam Ederken Birlikte Velayet — TMK m.336 Kuralı
TMK m.336/1 açık bir ilke koyar: evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanır. Bu düzenleme Türk Aile Hukuku’nda birlikte velayetin evlilik içi normal işleyişin asıl kuralı olduğunu gösterir. Ana ve baba çocuğa ilişkin kararları eşit yetkiyle alır; çocuğun eğitim kurumu, dini eğitim, tıbbi müdahaleler, yerleşim yeri değişikliği, seyahat ve pasaport işlemleri gibi hususlarda karşılıklı mutabakat aranır. Kararlarda uzlaşma sağlanamıyorsa TMK m.195 vd. çerçevesinde birliğin korunmasına yönelik hükümlere başvurulabilir; hâkim eşleri dinledikten sonra gerekli tedbirlere hükmedebilir.
Ortak hayatın sona ermesi ancak evlilik birliğinin hukuken devam etmesi hâlinde ise TMK m.336/2 devreye girer: ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim, velayeti eşlerden birine verebilir. Bu düzenleme, resmi boşanma kararı olmaksızın fiili ayrılık yaşayan eşler için önemli bir çıkış noktası oluşturur. Ayrılık davası (TMK m.167 vd.) sonucunda mahkeme ayrılık kararı vermişse velayetin nasıl kullanılacağı ayrılık kararının içeriğinde belirlenir. Ortak hayata son verildiği hâlde velayete ilişkin karar alınmamışsa TMK m.336/1 kural gereği birlikte velayet devam eder; ancak fiili ayrılığın çocuğun bakım ve eğitim düzenini bozması hâlinde tarafların ya da savcılığın istemiyle mahkeme tedbir alabilir.
TMK m.336/3 uyarınca velayet, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir. Ölüm hâli birlikte velayet için otomatik sonuç doğuran istisnalardan biridir; sağ kalan ebeveyn tek başına velayeti kullanır ve çocuğun temsili ile malvarlığı yönetimi tümüyle ona geçer. Evlilik devam ederken doğan pratik uyuşmazlıklarda (örneğin çocuğun okul kaydı ya da tıbbi müdahale iznine ilişkin farklı görüşler) mahkeme, TMK m.195 ve m.336 hükümleri çerçevesinde birliğin sürdürülmesini sağlayacak tedbirlere başvurur.
Boşanma Sonrası Birlikte Velayet — Yargıtay 2. HD 20.02.2017 (2016/15771 E. 2017/1737 K.)
Boşanma hâlinde velayet TMK m.182 uyarınca düzenlenir. TMK m.182/1 uyarınca mahkeme, boşanma veya ayrılığa karar verirken olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler; uygulamada sosyal inceleme raporu da alınır. Türk hukukunda uzun bir süre, TMK m.336/3’teki “boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir” ifadesine de dayanılarak boşanmadan sonra çocuğun velayetinin ana veya babadan yalnızca birine verilmesi zorunlu görüldü; ortak velayet düzenlemesi ise “kamu düzenine aykırılık” gerekçesiyle uygulama alanı bulmadı. Bu yaklaşım hem doğrudan Türk mahkemelerinde açılan boşanma davalarını hem de yabancı mahkemelerin birlikte velayete hükmeden kararlarının Türkiye’de tanınmasını sınırlıyordu.
Kırılma noktası, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 20.02.2017 tarih ve 2016/15771 E. 2017/1737 K. sayılı kararıdır. Daire; İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ne Ek 7 Numaralı Protokol’ün 5. maddesinde düzenlenen “eşlerin, evlilik boyunca ve evliliğin sona ermesi hâlinde çocuklarına karşı hak ve sorumluluklar bakımından eşitliği” ilkesini gerekçe göstererek (Protokol’ün onaylanmasının uygun bulunduğuna dair 6684 sayılı Kanun 25.03.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır), ortak (birlikte) velayet düzenlemesinin Türk kamu düzenine açıkça aykırı sayılamayacağını tespit etti. Karar, İngiliz vatandaşı ana ve babanın evlilik dışında doğan 2003 doğumlu çocuğu için babanın açtığı ortak velayet davasında verildi; Daire, MÖHUK m.17/1 uyarınca tarafların müşterek millî hukukundaki velayet düzenlemelerinin dikkate alınması gerekirken istemin kamu düzenine aykırı olduğu gerekçesiyle hüküm kurulmasını bozma sebebi saydı. Bu kararın sonuçları hem tanıma-tenfiz davaları hem de doğrudan Türk mahkemelerinde açılan boşanma davaları bakımından yol açıcı oldu.
2017 sonrası dönemde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; koşulları taşıyan davalarda derece mahkemelerinin birlikte velayet kararlarını hukuka uygun bularak onadı, koşullar bulunmadığında ise gerekçeli bozma kararları verdi. Güncel uygulamada birlikte velayet; ebeveynler arasında işlevsel iletişim, coğrafi yakınlık ve çocuğun üstün yararına açık uygunluk kriterleri karşılandığında kabul gören bir seçenektir. Anayasa Mahkemesi ise ebeveynlerin ortak velayete ilişkin istek ve iradeleri araştırılmadan verilen ortak velayet kararını aile hayatına saygı hakkının ihlali saymıştır (AYM, H.E. Başvurusu, B.No: 2018/27658, 6.10.2021 (RG 30.11.2021, S.31675)). Karar re’sen dayatılmaz; ancak taraflardan biri talep ettiğinde ya da anlaşmalı boşanma protokolünde birlikte velayet öngörüldüğünde hâkim, tarafların ekonomik-sosyal durum araştırmasını ve Sosyal İnceleme Raporu’nu (SİR) esas alarak değerlendirme yapar. İdrak çağındaki çocuğun görüşü ayrıca sabitlenir.
Şartlar — Çocuğun Üstün Yararı, Ebeveyn Rızası ve İşlevsel İletişim
Birlikte velayete hükmedilebilmesi için Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihadında bir dizi kümülatif koşulun bir arada gerçekleşmesi aranır. İlk ve temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Türkiye’nin 1995 yılında onayladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.3 uyarınca çocukla ilgili tüm işlemlerde çocuğun yararı öncelikle gözetilir; 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.4 bu ilkeyi iç hukukta yeniden ifade eder; Anayasa m.41 devlete çocukları korumaya yönelik tedbir alma görevi yükler. Birlikte velayetin çocuk için somut olarak yararlı olduğunun gösterilmesi zorunludur; salt taraf mutabakatı yeterli değildir.
İkinci ölçüt taraf rızasıdır. Ebeveynlerin birlikte velayet düzenlemesine açıkça rıza göstermesi aranır; Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin ebeveynlerin velayetin ortak kullanımına ilişkin istek ve iradelerini araştırmadan ortak velayete karar vermesini Anayasa m.20’nin ihlali saymıştır (AYM, H.E. Başvurusu, B.No: 2018/27658, 6.10.2021 (RG 30.11.2021, S.31675)). Anlaşmalı boşanma protokolüne yerleştirilen birlikte velayet hükmü mahkemenin denetiminden geçer; TMK m.166/3 uyarınca hâkim gerekli gördüğü durumlarda hükmü değiştirebilir. Rıza tek başına yeterli olmayıp çocuğun üstün yararıyla desteklenmelidir; iki koşuldan biri eksikse birlikte velayete hükmedilmez.
Üçüncü ölçüt ebeveynler arasında işlevsel iletişimin bulunmasıdır. Birlikte velayet; çocuğun eğitim seçimi, sağlık kararları ve seyahat düzenlemeleri gibi hususlarda ortak karar almayı gerektirdiğinden şiddetli çatışma, iletişim kopukluğu veya süregelen adli ihtilafın bulunduğu davalarda birlikte velayet uygun görülmez. Aile-içi şiddet iddiası, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında verilmiş koruma kararları veya taraflardan birine yönelik cinsel istismar/ihmal soruşturmaları birlikte velayete engel oluşturur.
Dördüncü ölçüt coğrafi yakınlık ve pratik uygulanabilirliktir. Ebeveynlerin farklı şehirlerde ya da farklı ülkelerde yaşaması, çocuğun eğitim ve sosyal düzeninin ortak karar almayı zorlaştırması hâlinde mahkeme çoğunlukla tek ebeveynli velayet düzenlemesini tercih eder. Beşinci ölçüt ise idrak yaşındaki çocuğun görüşüdür. Kanunda sabit bir yaş sınırı yoktur; Yargıtay idrak çağındaki çocuğun dinlenmesini arar ve uygulamada genellikle sekiz yaş civarı esas alınır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, uzman heyetten sosyal inceleme raporu ve idrak çağındaki çocuğun beyanı alınmadan verilen velayet kararını bozmuştur (Y2HD 25.10.2022, E.2022/2825, K.2022/8472). BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.12 ise görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendisini etkileyen her konuda görüşünü serbestçe ifade etme hakkını güvence altına alır ve bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun önem verilmesini ister; Sözleşmede belirli bir yaş eşiği yer almaz. Çocuğun görüşü bağlayıcı değildir ancak hâkimin değerlendirmesinde önemli bir yer tutar.
Uygulama — Nafaka, Kişisel İlişki ve Karar Mekanizması
Birlikte velayet kararında çocuğun fiilen kiminle yaşayacağı, öz bakım gereksinimlerinin nasıl karşılanacağı, tarafların hangi hususlarda ortak karar alacağı ve iletişim mekanizmasının nasıl işleyeceği ayrıntılı biçimde düzenlenir. Uygulamada iki temel model görülür: dönüşümlü bakım modelinde çocuk belirlenen periyotlarla her iki ebeveynin evinde yaşar; asıl konutlu model ise çocuk bir ebeveynin evinde ikamet eder ancak temel kararlar ortaklaşa alınır. Modelin seçimi çocuğun yaşı, okul devamı, kardeşlerle ilişki ve ebeveynlerin çalışma düzenine göre belirlenir. Küçük yaştaki çocuklar için asıl konutlu model tercih edilirken okul çağındaki çocuklar için dönüşümlü bakım daha sık uygulanır.
İştirak nafakası bakımından TMK m.182/3 çerçevesinde hâkim, velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisini düzenler ve çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılım payını takdir eder. Birlikte velayette çocuğun temel yaşam giderleri her iki ebeveyne dağıtılır; ancak çocuk fiilen bir ebeveynin evinde kalıyor veya gelirler arasında ciddi eşitsizlik bulunuyorsa daha yüksek gelirli tarafın iştirak nafakası ödemesi olağandır. Nafaka miktarı tarafların ekonomik gücü, çocuğun yaşı ve ihtiyaçları ile TÜİK verileri çerçevesinde belirlenir. Ortak velayette de nafakanın asıl dayanağı, çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin ana ve baba tarafından karşılanacağını öngören TMK m.327/1’dir. Koşulların değişmesi hâlinde TMK m.176/4 ve m.331 kapsamında artırım, azaltım veya kaldırma davası açılabilir.
Karar alma mekanizması, birlikte velayet düzenlemesinin en kritik noktasıdır. Anlaşmazlıklarda hangi ebeveynin görüşünün üstün tutulacağı, kararların hangi hususlarla sınırlı olacağı ve uyuşmazlık durumunda başvurulacak arabuluculuk mekanizması sözleşmede ya da mahkeme kararında düzenlenmelidir. Uygulamada eğitim, sağlık ve din/vicdan seçimleri “temel kararlar” olarak ortak karara bağlanır; günlük bakım, harçlık ve rutin işler ise çocuğun o an yanında bulunduğu ebeveyn tarafından tek başına alınabilir. Kişisel ilişki düzenlemesi ise çocuğun her iki ebeveyniyle düzenli, sağlıklı ve öngörülebilir teması sağlayacak biçimde belirlenir; kararın ihlali hâlinde adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne başvurulur (5395 s.K. m.41/A vd.); çocuk teslimine ilişkin İİK m.25, 25/a, 25/b ve 341, 7343 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır.
Uluslararası Boyut — Lahey Sözleşmesi ve AİHM
Birlikte velayetin uluslararası boyutu iki temel araç etrafında şekillenir. İlki, 25 Ekim 1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Yön ve Kapsamına Dair Lahey Sözleşmesi’dir. Sözleşmenin onaylanması 3.11.1999 tarihli 4461 sayılı Kanunla uygun bulunmuş, onay kararı 15.02.2000 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış; iç hukuka uyum 22.11.2007 tarihli 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Yön ve Kapsamına Dair Kanun ile sağlanmıştır. Sözleşme; velayet hakkı ihlal edilerek bir taraf ülkeden diğerine götürülen ya da alıkonulan on altı yaşından küçük çocuğun derhâl mutat meskeninin bulunduğu ülkeye iadesini öngörür. Birlikte velayet düzenlemesinde ebeveynlerden birinin diğerinin rızası olmaksızın çocuğu yurt dışına götürmesi Lahey Sözleşmesi kapsamında haksız kaçırma sayılır ve çocuğun iadesi Sözleşme’nin öngördüğü sıkı süreler içinde talep edilir. Merkezi makam Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’dür; yetkili mahkeme aile mahkemesi, bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesidir.
İkinci araç, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesindeki “özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı” ile Ek 7 Numaralı Protokol’ün 5. maddesinde düzenlenen “eşlerin evlilik boyunca ve evliliğin sona ermesi ardından çocuklarına karşı hak ve sorumluluklar bakımından eşitliği” ilkesidir. AİHM velayet uyuşmazlıklarına ilişkin verdiği kararlarda çocuğun üstün yararının somut olarak değerlendirilmesini, ebeveynlerin cinsiyete dayalı ayrım gözetilmeksizin eşit muameleye tabi tutulmasını ve yerel mahkemelerin gerekçelerinin somut olayın delilleriyle desteklenmesini arar. Türkiye aleyhine verilen kararlarda özellikle çocukla kişisel ilişki kararlarının fiilen uygulanmamasının aile hayatına saygı hakkının ihlali olarak nitelendirildiği görülür. AİHM içtihadı, iç hukuktaki birlikte velayet uygulamasının çerçevesini de doğrudan etkiler.
Yabancı mahkeme kararlarıyla birlikte velayete hükmedilmişse söz konusu kararın Türkiye’de icra edilebilmesi için 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) m.50 vd. çerçevesinde tanıma-tenfiz davası açılması gerekir. 2017 Yargıtay kararı, yabancı boşanma ve velayet kararlarının Türk kamu düzenine aykırılık gerekçesiyle geri çevrilmesini önleyen çığır açıcı adım olmuştur; birlikte velayete hükmeden yabancı mahkeme kararları bugün MÖHUK m.54’te sayılan koşullar sağlandığında Türk mahkemelerince tanınmaktadır. Yabancılık unsuru içeren velayet uyuşmazlıklarında sürecin baştan doğru kurgulanması, hem Lahey Sözleşmesi’nin sıkı süreleri hem de MÖHUK’un kamu düzeni değerlendirmesi bakımından belirleyicidir.
1996 Lahey Velayet Sözleşmesi: MÖHUK’a Getirilen İstisna
Sınır aşan velayet uyuşmazlıklarında Türkiye’nin taraf olduğu enstrümanlara 2017’de yenisi eklendi ve bu, tanıma-tenfiz rejimini doğrudan değiştirdi. Söz konusu belge, Velayet Sorumluluğu ve Çocukların Korunması Hakkında Tedbirler Yönünden Yetki, Uygulanacak Hukuk, Tanıma, Tenfiz ve İşbirliğine Dair 1996 tarihli Lahey Sözleşmesi‘dir ve Türkiye bakımından 1 Şubat 2017’de yürürlüğe girmiştir.
Sözleşme, 1961 tarihli Küçüklerin Korunmasına İlişkin Lahey Sözleşmesi’nin yerini alır ve kapsamı geniştir: çocuklara doğdukları andan on sekiz yaşına gelene kadar uygulanır. Yalnız velayet sorumluluğunu değil, çocuğun malvarlığının korunmasını, koruma tedbirlerini, milletlerarası yetkiyi ve uygulanacak hukuku da düzenler.
Asıl fark tanıma-tenfiz tarafındadır. MÖHUK’un genel sisteminde yabancı bir kararın Türkiye’de hüküm doğurması için ayrı bir tanıma veya tenfiz kararı gerekir ve kural olarak yalnız mahkeme kararları bu yola konu olur. 1996 Lahey Sözleşmesi bu sisteme iki noktada istisna getirir: Sözleşme kapsamındaki konularda yabancı idarî makamların aldığı koruma tedbiri kararları da tanınabilir ve icrayı gerektirmeyen önlemler bakımından taraf devlet makamlarınca alınan önlemler diğer taraf devletlerde kanun gereği (doğrudan) tanınır. Bunun hukukî dayanağı MÖHUK’un 1. maddesinin ikinci fıkrasıdır: milletlerarası anlaşma hükümleri saklıdır.
| Konu | MÖHUK genel rejimi | 1996 Lahey kapsamında |
|---|---|---|
| Kararı veren makam | Kural olarak yabancı mahkeme | İdarî makam kararları da kapsamda |
| Tanıma | Ayrı tanıma davası gerekir | İcrayı gerektirmeyen önlemlerde kanun gereği |
| Yaş kapsamı | — | Doğumdan 18 yaşa kadar |
| Dayanak | MÖHUK m.50 vd., m.58 | MÖHUK m.1/2 ile saklı tutulan anlaşma hükümleri |
Yurt dışında verilmiş bir birlikte velayet düzenlemesi söz konusuysa, önce kararın 1996 Lahey kapsamına girip girmediği belirlenmelidir; giriyorsa izlenecek yol ile MÖHUK’un olağan tanıma davası yolu farklıdır. Klasik tanıma süreci için yurt dışında alınan kararın Türkiye’de tanınması ve nüfusa tescili yazımıza bakabilirsiniz.
Üç Ayrı Sözleşme, Üç Ayrı İşlev
Uygulamada “Lahey Sözleşmesi” denince çoğu zaman tek bir metin kastedilir; oysa çocukla ilgili sınır aşan uyuşmazlıklarda birbirinden farklı işlevlere sahip üç ayrı enstrüman devrededir. Hangisinin uygulanacağı, sorunun ne olduğuna göre değişir.
| Enstrüman | İşlevi | Türk hukukundaki dayanak |
|---|---|---|
| 1980 Lahey — Uluslararası Çocuk Kaçırma | Haksız götürülen/alıkonulan çocuğun mutat meskenine iadesi | 5717 sayılı Kanun (RG 04.12.2007) |
| 1996 Lahey — Velayet Sorumluluğu | Yetki, uygulanacak hukuk, tanıma-tenfiz, işbirliği | Türkiye’de yürürlük 01.02.2017 |
| 2003 Avrupa Konseyi — Çocuklarla Kişisel İlişki | Sınır aşan kişisel ilişkinin kurulması ve güvenceleri | 6066 sayılı Kanun (RG 30.11.2010, S. 27771) |
Pratik ayrım şudur: çocuk hukuka aykırı biçimde götürülmüşse 1980, velayete ilişkin bir kararın hangi ülkede alınacağı ve tanınacağı sorunuysa 1996, çocuğu görme düzeninin sınır ötesinde işletilmesi sorunuysa 2003 metni gündeme gelir. Birlikte velayet kararlarında çoğu zaman ikinci ve üçüncüsü birlikte devreye girer. Yerleşim yeri değişikliğinin velayete etkisi için çocukla yurt dışına taşınma yazımızı inceleyebilirsiniz.
Birlikte Velayette Paylaşılan Yetkinin İçeriği — TMK m.339-341
Birlikte velayete hükmedilmesi, “her konuda birlikte karar verilecek” demektir; ancak kanun bu yetkinin içeriğini ayrı maddelerde tanımlar. Kararın hüküm fıkrası yazılırken bu üç madde çerçeve alınmazsa, uygulamada her başlık ayrı bir uyuşmazlığa dönüşür.
TMK m.339 velayetin kapsamını çizer: ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz önünde tutarak gerekli kararları alır ve uygularlar. Çocuk ana ve babasının sözünü dinlemekle yükümlüdür; buna karşılık ana ve baba, olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanır ve önemli konularda olabildiğince onun düşüncesini göz önünde tutarlar. Maddenin dördüncü fıkrası ise sınırı koyar: çocuk, ana ve babasının rızası dışında evi terk edemez ve yasal sebep olmaksızın onlardan alınamaz.
TMK m.340 eğitimi düzenler: ana ve baba çocuğu olanaklarına göre eğitir; bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâkî ve toplumsal gelişimini sağlar ve korurlar. Madde ayrıca bedensel ve zihinsel engelli çocuklara, yetenek ve eğilimlerine uygun düşecek ölçüde genel ve meslekî eğitim sağlanmasını özel olarak vurgular. TMK m.341 ise sık tartışılan bir başlığı netleştirir: çocuğun dinî eğitimini belirleme hakkı ana ve babaya aittir; ergin olan kişi ise dinini seçmekte özgürdür.
| Madde | Kapsam | Birlikte velayette anlamı |
|---|---|---|
| m.339/1 | Bakım ve eğitim kararları | Ölçü çocuğun menfaati; ebeveyn tercihi değil |
| m.339/3 | Çocuğun düşüncesinin alınması | Önemli konularda çocuk da sürece dâhil |
| m.339/4 | Evi terk ve çocuğun alınması yasağı | Tek taraflı fiilî yer değiştirmeye engel |
| m.340 | Genel ve meslekî eğitim | Okul seçimi ortak karar konusudur |
| m.341 | Dinî eğitim | Belirleme hakkı ana-babada; ergin serbesttir |
Bu nedenle birlikte velayet talep edilirken hüküm fıkrasında okul, sağlık, yerleşim yeri ve dinî eğitim gibi başlıklarda karar mekanizmasının somutlaştırılması gerekir. Velayeti olmayan ebeveynin bu konulardaki yetkisi için okul ve sağlık kararlarında yetki yazımıza bakabilirsiniz.
Ortak Velayetin Hukuki Dayanakları ve Sınırları: Kanun, Sözleşme ve İçtihat
Ortak velayet tartışmasının merkezinde TMK m.336/3 yer alır. Hüküm aynen şöyledir: velayet, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir. Boşanmadan sonra velayetin yalnız bir ebeveyne verilebileceği yönündeki eski görüş bu ifadeye dayanıyordu. Görüşün değişmesinde iki hüküm birlikte rol oynadı. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ne Ek 7 Numaralı Protokol’ün 5. maddesi, eşlerin evlilik süresince ve evliliğin sona ermesi hâlinde çocuklarına karşı hak ve sorumluluklar bakımından eşit olduğunu öngörür. Anayasa m.90/5 ise usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi hâlinde andlaşma hükümlerinin esas alınacağını düzenler. Protokol’ün onaylanmasının uygun bulunduğuna dair 6684 sayılı Kanun 25.03.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Ortak velayetin kapısı açılmış olsa da ebeveynlere dayatılamaz. Anayasa Mahkemesi, anlaşmalı boşanmada velayeti babaya bırakılan çocuk için annenin açtığı velayet davasında bölge adliye mahkemesinin velayetin ortak kullanımına karar verdiği dosyada, derece mahkemelerinin ebeveynlerin velayetin ortak kullanımına ilişkin istek ve iradelerinin olup olmadığını araştırmadığını ve taraflar arasındaki ihtilafın çocuğun üstün yararı bakımından gözetilmediğini belirterek Anayasa m.20’deki aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (AYM, H.E. Başvurusu, B.No: 2018/27658, 6.10.2021 (RG 30.11.2021, S.31675)). Bu karar, ortak velayet talebinin her iki ebeveynin açık iradesine ve aralarındaki çatışmanın somut değerlendirmesine dayanması gerektiğini gösterir.
Velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan hâkim resen araştırma ilkesiyle bağlıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, ortak çocukların velayeti hakkında rapor alınmadan ve yeterli araştırma yapılmadan verilen kararı bozmuş; psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan heyetle sosyal inceleme raporu alınmasını, idrak çağındaki çocuğun beyanının alınmasını ve tüm delillerin birlikte değerlendirilmesini istemiştir (Y2HD 25.10.2022, E.2022/2825, K.2022/8472). Ortak velayet talep edilen dosyada bu araştırma, ebeveynlerin birlikte karar alma kapasitesini de kapsayacak biçimde yapılmalıdır. Sosyal inceleme süreci için sosyal inceleme raporu ve velayet yazımıza bakabilirsiniz.
Ortak velayette kanuni dayanaklar ve içtihat
| Dayanak | Kural | Ortak velayete etkisi |
|---|---|---|
| TMK m.336/1 | Evlilik devam ettikçe ana ve baba velayeti birlikte kullanır | Evlilik içinde asıl kural |
| TMK m.336/3 | Boşanmada velayet çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir | Eski “tek ebeveyn” görüşünün dayanağı |
| TMK m.182/1 ve 3 | Hâkim ana ve babayı dinleyerek haklarını ve kişisel ilişkiyi düzenler; velayet kendisine verilmeyen eş giderlere gücü oranında katılır | Ortak velayette kişisel ilişki ve giderler ayrıca yazılmalı |
| TMK m.182/2 | Kişisel ilişki düzenlemesine uyulmazsa velayetin değiştirilebileceği ihtar edilir | Kararda yaptırım uyarısı yer alır |
| Ek 7 No.lu Protokol m.5 · Anayasa m.90/5 | Ebeveynlerin evlilik sonrasında da çocuklarına karşı eşitliği; temel hak andlaşmasının önceliği | Kamu düzeni engeli kalktı |
| Y2HD 20.02.2017, E.2016/15771, K.2017/1737 | Ortak velayet Türk kamu düzenine açıkça aykırı sayılamaz; MÖHUK m.17/1 uyarınca müşterek millî hukuk dikkate alınır | Yabancılık unsurlu davalarda ilk adım |
| AYM, H.E. Başvurusu, B.No: 2018/27658, 6.10.2021 (RG 30.11.2021, S.31675) | Ebeveynlerin istek ve iradesi araştırılmadan ortak velayete karar verilmesi aile hayatına saygı hakkını ihlal eder | Rıza araştırılmadan ortak velayet kurulamaz |
| Y2HD 25.10.2022, E.2022/2825, K.2022/8472 | Velayet kamu düzenine ilişkindir; uzman heyetten sosyal inceleme raporu ve idrak çağındaki çocuğun beyanı alınmalıdır | Raporsuz velayet kararı bozulur |
Ortak Velayet Yürümezse: Değişiklik, Kaldırma ve Uygulama (TMK m.183, m.348)
Ortak velayet, ebeveynlerin birlikte karar alabilmesine dayandığından koşullar değiştiğinde yeniden düzenlenmesi gerekebilir. TMK m.183 uyarınca ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, resen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır. Ebeveynlerden birinin başka bir şehre ya da ülkeye taşınması, iletişimin tamamen kopması veya ortak kararların sürekli kilitlenmesi bu kapsamda değerlendirilebilir ve velayetin tek ebeveyne bırakılması istenebilir. Değişiklik davası için velayetin değiştirilmesi davası yazımıza bakabilirsiniz.
Velayetin tamamen kaldırılması ise istisnai bir yoldur. TMK m.348 uyarınca çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa hâkim, ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi ya da çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması hâlinde velayetin kaldırılmasına karar verir. Velayet ana ve babanın her ikisinden kaldırılırsa çocuğa vasi atanır.
Ortak velayet kararında yer alan kişisel ilişki ve teslim düzenlemelerinin yerine getirilmesi, 7343 sayılı Kanunla İİK m.25, 25/a, 25/b ve 341 yürürlükten kaldırıldıktan sonra 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/A vd. uyarınca adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri aracılığıyla yürütülür. Ayrıca TMK m.182/2 uyarınca mahkeme, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini kararında ihtar eder. Çocuk diğer ebeveynin rızası olmadan yurt dışına götürülmüşse iade için 1980 Lahey Sözleşmesi ve 5717 sayılı Kanun yolu işler.
Ortak velayet sonrasında karşılaşılan durumlar ve yollar
| Durum | Başvurulacak yol | Dayanak |
|---|---|---|
| Ebeveynlerden biri başka şehre veya ülkeye taşınıyor | Velayetin yeniden düzenlenmesi | TMK m.183 |
| Ortak kararlar kilitleniyor, iletişim koptu | Velayetin tek ebeveyne bırakılması istemi | TMK m.183 · m.182 |
| Kişisel ilişki kararına uyulmuyor | Yerine getirme başvurusu; velayet değişikliği ihtarı | TMK m.182/2 · 5395 s.K. m.41/A vd. |
| Çocuk izinsiz yurt dışına götürüldü | İade başvurusu | 1980 Lahey Sözleşmesi · 5717 s.K. |
| Ebeveyn görevini ağır biçimde savsaklıyor | Velayetin kaldırılması | TMK m.348 |
| Nafakanın dayandığı koşullar değişti | Artırım, azaltım veya kaldırma | TMK m.176/4 · m.331 |
İlgili Rehberler
- Aile Hukuku Ana Rehber
- Velayet Değişikliği Davası (TMK m.183) — Çocuğun Üstün Yararı
- Anlaşmalı Boşanma Protokolü (TMK m.166/3) — Şartlar (2026)
- Nafaka Artırım / Azaltım Davası (TMK m.176) — Değişen Koşullar
- Çocukla Yurt Dışına Çıkışta Diğer Ebeveynin İzni Şart mı?
- Sosyal İnceleme Raporu (SİR) ve Velayet
- Evlenme Yaşı Kaç? (TMK 124)
Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma
Bu konuyla bağlantılı bir diğer rehberimiz: Çocuğun Dini Eğitimine Kim Karar Verir? Ebeveyn Anlaşmazlığı.
Bu konuyla bağlantılı bir diğer rehberimiz: Çocuğun Aşısı veya Ameliyatı İçin Ebeveynler Anlaşamazsa Ne Yapı.
İlgili Rehberler
- Birden Fazla Çocukta Velayet Bölünebilir mi? Kardeşlerin Ayrılması
- Ortak Velayet Türkiye’de Mümkün mü? Şartları, Yargıtay ve AYM Kararları
- Çocuk Görüşmek İstemiyorsa Zorlanabilir mi?
- 📘 Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi
- Velayet Değişikliği Davasında Deliller: Neler Sunulur, Nasıl İspatlanı
- Boşanma Sonrası Çocukla Kişisel İlişki (TMK m.323): Hâkim Takdiri, Sür
- Boşanmada Velayet Kime Verilir? Ortak Velayet Mümkün mü?
- Aile Hukuku Örnek Dilekçeler (2026) — Boşanma, Nafaka, Velayet
- Velayet Değişikliği Dilekçesi Örneği (2026) — TMK 183
🗺️ Aile ve Boşanma Hukuku Konu Haritası
Sürecin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:
💔 Boşanma Davası
- Boşanma Kararı Ne Zaman Kesinleşir? İstinaf ve Temyiz
- Ön İnceleme Duruşması: Taraflar Ne Yapmalı?
- Tensip Zaptı Nedir? İlk Duruşmaya Hazırlık
- Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Nasıl İspatlanır?
- Boşanma Davasında Islah: Talep ve Sebep Değişikliği
- Boşanma Davasından Vazgeçme: Feragat ve Sonuçları
💰 Nafaka
- Nafaka Hesaplama ve Artırım Aracı
- Tedbir Nafakası Geriye Dönük İstenebilir mi?
- Emekli Maaşına Nafaka İçin Haciz Konur mu?
- Nafaka Ödememe ve Tazyik Hapsi
- Yoksulluk Nafakası Alan Eş Yeniden Evlenirse
- İştirak Nafakası Çocuk 18 Yaşına Gelince Biter mi?
👶 Velayet ve Çocuk
- Bekar Biri Tek Başına Evlat Edinebilir mi?
- Sosyal İnceleme Raporu (SİR) ve Velayet
- Velayeti Alan Ebeveyn Başka Şehre Taşınabilir mi?
- Geçici (Tedbiren) Velayet Nedir?
- Boşanmadan Sonra Çocuğun Nüfus Kaydı
- Koruyucu Aile ile Evlat Edinme Farkı
🏠 Mal Rejimi ve Paylaşım
- Evlilikte Alınan Araba Boşanmada Paylaşılır mı?
- Aile Konutu Şerhi Tapuya Nasıl Konulur?
- Krediyle Alınan Ev Boşanmada Nasıl Paylaşılır?
- Mal Paylaşımı Davasında Zamanaşımı
- Emekli İkramiyesi Mal Paylaşımına Girer mi?
- Ortak Kredi ve Banka Borçları Nasıl Paylaşılır?
🛡️ Şiddet ve Koruma (6284)
- 6284 Kapsamında Koruma Kararı Nasıl Alınır?
- 6284 Koruma Kararına İtiraz: Süre ve Usul
- Koruma Kararının Süresi Dolmadan Uzatma
- 6284 Kapsamında Elektronik Kelepçe
- Uzaklaştırma Kararı Nasıl Alınır?
- Uzaklaştırma Kararı İşyeri ve Okulu da Kapsar mı?
💍 Evlilik ve Statü
- Evlenme Yaşı Kaçtır? 16-17 Yaşında Evlilik
- Boşanmadan Sonra Kimlik, Pasaport ve Nüfus Kaydı
- Yurt Dışında Yapılan Evlilik Türkiye’de Geçerli mi?
- Evlilik Dışı Doğan Çocuk Nüfusa Nasıl Kaydedilir?
- Eşin Borcundan Diğer Eş Sorumlu mu?
- Yabancı Biriyle Evlilik: Gerekli Belgeler
📚 Genel çerçeve için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.
Ortak velayet ve ayrılık: Evlilik sürerken eşiniz çocukları alıp gittiyse TMK 336/2 ve TMK 197 ile geçici düzenleme istemek için Eşim Çocukları Alıp Ailesinin Yanına Gitti: Dava Yokken İlk 48 Saat rehberine bakın.
Ortak velayette sağlık kararları: Psikolojik tedavi gibi önemli kararların birlikte alınması ve anlaşmazlık yolu için Çocuğun Psikolojik Tedavisi İçin Diğer Ebeveynin İzni yazımıza bakın.
Sıkça Sorulan Sorular
Birlikte velayet ile ortak velayet arasında fark var mı?
Türk Aile Hukuku uygulamasında iki kavram eş anlamlı kullanılmaktadır. TMK m.336’nın lafzı “velayeti birlikte kullanırlar” ifadesini benimsediğinden mevzuatta “birlikte velayet” tercih edilir; Yargıtay içtihatları ise “ortak velayet” terimini de kullanır. Her ikisi de velayet yetkisinin ana ve baba tarafından ortaklaşa kullanılmasını ifade eder.
Evlilik içinde velayet doğrudan birlikte mi kullanılır?
Evet. TMK m.336/1 evlilik devam ettiği sürece velayetin ana ve baba tarafından birlikte kullanılacağını asıl kural olarak koyar. Ortak hayatın sona ermesi veya ayrılık kararı verilmesi hâlinde hâkim velayeti eşlerden birine verebilir; ana veya babadan birinin ölümü hâlinde TMK m.336/3 uyarınca velayet sağ kalan tarafa geçer.
Boşanma sonrası birlikte velayet Türkiye’de uygulanıyor mu?
Evet. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 20.02.2017 tarih ve 2016/15771 E. 2017/1737 K. sayılı kararı ile Ek 7 Numaralı Protokol’ün 5. maddesi gerekçe gösterilerek ortak velayetin Türk kamu düzenine açıkça aykırı sayılamayacağı tespit edilmiştir. Anayasa Mahkemesi ise ebeveynlerin iradesi araştırılmadan ortak velayete karar verilmesini aile hayatına saygı hakkının ihlali saymıştır (B.No: 2018/27658). Koşullar sağlandığında bugün derece mahkemelerinde uygulanmaktadır.
Birlikte velayette çocuk nerede yaşar, kararları kim verir?
Mahkeme kararı ile çocuğun asıl konutlu bir ebeveynin yanında yaşamasına veya dönüşümlü bakıma karar verilebilir. Eğitim, sağlık, seyahat ve yerleşim yeri gibi temel kararlar ortaklaşa alınır; günlük bakım ise çocuğun o anda yanında bulunduğu ebeveyn tarafından yürütülür. Uyuşmazlık hâlinde başvurulacak mekanizma karar ya da protokolde önceden düzenlenir.
Birlikte velayette nafaka nasıl belirlenir?
İştirak nafakası TMK m.182/3 uyarınca çocuğun bakım ve eğitim ihtiyaçları ile tarafların ekonomik gücüne göre belirlenir. Gelirler arasında ciddi eşitsizlik varsa veya çocuk fiilen bir ebeveynin evinde kalıyorsa daha yüksek gelirli tarafın iştirak nafakası ödemesi olağandır. Koşullar değiştiğinde TMK m.176/4 ve m.331 kapsamında artırım, azaltım veya kaldırma davası açılabilir.
Ebeveynlerden biri çocuğu yurt dışına çıkarabilir mi?
Birlikte velayette her iki ebeveynin de rızası gerekir. Diğer ebeveynin rızası alınmaksızın çocuğun yurt dışına götürülmesi 1980 tarihli Lahey Sözleşmesi ve 5717 sayılı Kanun kapsamında haksız kaçırma sayılır; çocuğun iadesi merkezi makam olan Adalet Bakanlığı üzerinden ya da doğrudan aile mahkemesinden talep edilebilir.
Mahkeme ortak velayete kendiliğinden karar verebilir mi?
Ortak velayet ebeveynlerin açık iradesine dayanmalıdır. Anayasa Mahkemesi, ebeveynlerin velayetin ortak kullanımına ilişkin istek ve iradeleri araştırılmadan verilen ortak velayet kararını aile hayatına saygı hakkının ihlali saymıştır (B.No: 2018/27658, 6.10.2021).
TMK m.336/3 boşanmada ortak velayete engel mi?
Hüküm boşanmada velayetin çocuk kendisine bırakılan tarafa ait olduğunu söyler. Yargıtay ise Ek 7 Numaralı Protokol’ün 5. maddesine dayanarak ortak velayetin Türk kamu düzenine açıkça aykırı sayılamayacağını kabul etmiştir (Y2HD E.2016/15771, K.2017/1737); Anayasa m.90/5 temel haklara ilişkin andlaşmalara öncelik tanır.
Ortak velayet sonradan tek velayete çevrilebilir mi?
Evet. TMK m.183 uyarınca ebeveynlerden birinin başka yere gitmesi, yeniden evlenmesi gibi yeni olgular zorunlu kılarsa hâkim resen veya istem üzerine gerekli önlemleri alır; çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa velayet tek ebeveyne bırakılabilir.
Ortak velayet davasında çocuk dinlenir mi?
İdrak çağındaki çocuk dinlenmelidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, uzman heyetten sosyal inceleme raporu ve çocuğun beyanı alınmadan verilen velayet kararını bozmuştur (E.2022/2825, K.2022/8472). Çocuğun görüşü bağlayıcı değildir, ancak yaşı ve olgunluğuna göre ağırlık taşır.
⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu — mevzuat.gov.tr
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu — mevzuat.gov.tr
- 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun — mevzuat.gov.tr
- 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu — mevzuat.gov.tr
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun — mevzuat.gov.tr
- Yargıtay Karar Arama — karararama.yargitay.gov.tr
- 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Yön ve Kapsamına Dair Kanun — mevzuat.gov.tr
- Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası (B.No: 2018/27658) — kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr
Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.


