Konkordato Mühletinde Sözleşmeler Ne Olur? (İİK 296)
29 Haziran 2026

Konkordato Mühletinde Sözleşmeler Ne Olur? (İİK 296)

Konkordato mühletinde, borçlunun işletmesinin faaliyeti için önem arz eden sözleşmelerin devamı esastır. Sözleşmede yer alsa bile, sırf konkordato başvurusunu fesih sebebi sayan hükümler uygulanmaz. Borçlu, aşırı külfetli sürekli borç ilişkilerini komiserin uygun görüşü ve mahkemenin izniyle feshedebilir (İİK m. 296).

Konkordatoda sözleşmelerinizin durumunu birlikte değerlendirelim mi?

Hukukçular Evi yanınızda.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Sözleşmelerin Devamı Esastır

İİK m. 296, konkordato mühletinde sözleşmelerin akıbetini düzenleyen emredici bir hükümdür. Konkordatonun amacı borçlunun faaliyetini sürdürerek iyileşmesi olduğundan, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin devamı için önem arz eden sözleşmelerin ayakta tutulması hedeflenir.

Somut Örnek: Kiracı Konkordatoya Başvurursa

Bu, hükmün gücünü en iyi gösteren örnektir. Konkordato ilan eden borçlu bir işyerinin kiracısıysa, işyeri sahibi — kira ödenmemiş olsa bile — kiracıyı bu gerekçeyle tahliye edemez. Aynı şekilde, borçluya düzenli mal temin eden bir tedarikçi, parasını henüz tahsil edememiş olsa dahi, sırf konkordato başvurusu gerekçesiyle tedarik ilişkisini kesemez. Taraflar sözleşmede “konkordato talebi fesih sebebidir” şeklinde anlaşmış olsalar bile, bu hüküm geçersiz sayılır ve sözleşme yürürlükte kalmaya devam eder. Bu, kanun koyucunun borçluya, iyileşme sürecini tamamlayabilmesi için gerçek bir zaman ve alan tanıma amacını açıkça gösterir; aksi bir yorum, konkordato başvurusunun kendisini bir domino etkisiyle borçlunun tüm sözleşme ilişkilerinin çökmesine yol açan bir tetikleyiciye dönüştürürdü.

🧮 Mühlet takviminizi çıkarmak için: Konkordato Mühlet Takvimi ve Nisap Aracı ile karar tarihinden itibaren tüm süreleri ve nisabı ücretsiz hesaplayabilirsiniz.

Konkordatoyu Fesih Sebebi Sayan Hükümler Geçersizdir

Sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın; sözleşmede yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasını sözleşmeye aykırılık, haklı fesih sebebi ya da borcu muaccel hâle getiren bir durum sayan hükümler, borçlunun konkordatoya başvurması hâlinde uygulanmaz. Dahası, sözleşmede böyle bir hüküm hiç bulunmasa bile sözleşme, sadece konkordatoya başvurulduğu gerekçesiyle sona erdirilemez.

2021 yılında 7327 sayılı Kanun ile eklenen cümleyle; bu kapsamda geçici ve kesin mühlet süresince devam eden sözleşmeler nedeniyle borçlanılan edimlerin karşılıklı olarak ifa edileceği açıkça düzenlenmiştir. Yani sözleşme devam ettiği sürece borçlu da edimini yerine getirir.

Borçlu Külfetli Sözleşmeleri Feshedebilir

Bunun yanında borçluya bir esneklik de tanınmıştır. Borçlu, tarafı olduğu ve konkordatonun amacına ulaşmasını engelleyen aşırı külfetli sürekli borç ilişkilerini, komiserin uygun görüşü ve mahkemenin izniyle herhangi bir zamanda sona erecek şekilde feshedebilir. Bu fesih nedeniyle karşı tarafın uğradığı zarar (tazminat), konkordato projesine tabi olur; yani konkordato alacağı olarak talep edilir.

Komiser Onayı Pratikte Nasıl İşler?

Sözleşmelerin korunması, borçlunun mühlet süresince her türlü sözleşme değişikliğini serbestçe yapabileceği anlamına gelmez. Şirketin normal iş akışı dışında kalan, yüksek tutarlı veya stratejik önem taşıyan sözleşme değişiklikleri (yeni sözleşme imzalama, mevcut bir sözleşmeyi feshetme, önemli şartları değiştirme gibi) konkordato komiserinin onayına tabi tutulabilir. Sözleşmenin karşı tarafı, borçlunun mühlet süresince sözleşmeyi ifa edip edemeyeceğine dair endişe taşıyorsa, bu durumu doğrudan tek taraflı fesih yoluna gitmek yerine komiser aracılığıyla değerlendirtebilir — komiser, borçlunun mali durumunu ve ödeme kapasitesini izleyen taraf olarak bu tür endişelere aracılık eder. Bu mekanizma, karşı tarafın tamamen çaresiz bırakılmadığını, ancak tepkisinin tek taraflı fesih yerine denetimli bir sürece yönlendirildiğini gösterir.

Rehinli Alacaklıların Durumu Farklıdır

Bu, sözleşme korumasından ayrı, ancak sık karıştırılan bir konudur. Bir alacaklının alacağı rehinle (örneğin işyerindeki makineler üzerinde) teminat altına alınmışsa, bu alacaklı kesin mühlet süresince rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatabilir ve başlamış takiplere devam edebilir. Ancak rehinli malın satışı gerçekleştirilemez ve takip nedeniyle muhafaza tedbirleri de alınamaz. Yani rehinli alacaklı, dosyasını “donmuş” bir şekilde ilerletebilir, ama malı elinden alıp satamaz — bu da borçlunun işletmesini sürdürmesi için gereken varlıkların mühlet boyunca elinde kalmasını sağlar. Örneğin işyerindeki üretim makinelerini rehin göstererek 300.000 TL alacaklı olan bir banka, mühlet süresince icra dosyasını açık tutabilir, ancak makineleri fiilen alıp sattıramaz — bu da borçlunun üretime devam edebilmesini garanti altına alır.

İş (Hizmet) Sözleşmeleri İstisnadır

Önemli bir istisna: yukarıdaki fesih yetkisi iş (hizmet) sözleşmeleri bakımından uygulanmaz. Kanun, “hizmet sözleşmelerinin feshine ilişkin özel hükümler saklıdır” diyerek ekonomik açıdan zayıf konumdaki işçiyi korur. Dolayısıyla konkordatoya başvurulması tek başına bir işçinin iş sözleşmesinin feshi için sebep değildir; iş sözleşmeleri ancak iş mevzuatındaki sebeplerin varlığında feshedilebilir.

Somut Örnek: Banka Kredi Sözleşmesi ve Hesap Kat Etme Yasağı

Uygulamada en sık karşılaşılan ihtilaf budur. Bir şirket konkordato başvurusunda bulunduğunda, kredi ilişkisi içinde olduğu bankalar genellikle riski sınırlamak için hesabı “kat etmek” (kredi ilişkisini tek taraflı sonlandırıp bakiyeyi muaccel hale getirmek) veya teminat mektuplarının bedelini depo etmesini istemek yoluna gitmek isteyebilir. Ancak mahkeme kararlarına yansıyan uygulamada, borçlu şirket kredi sözleşmesinden doğan edimlerini konkordato başvurusundan önce yerine getirmiş ve sözleşmeye aykırı bir eylemde bulunmamışsa, bankanın yalnızca konkordato başvurusu gerekçesiyle hesabı kat etmesi veya teminatların depo edilmesini istemesi İİK m.296/I’e aykırı bulunmuştur. Yani konkordato tedbirleri, borçluyu koruduğu kadar, bankanın da mevcut kredi ilişkisini tek taraflı sonlandırma yetkisini sınırlar — ödemelerde fiilen bir gecikme yoksa, salt başvuru bu yetkiyi doğurmaz. Bu, konkordato sürecine giren şirketlerin nakit akışını koruyabilmesi açısından hayati bir güvencedir; aksi hâlde bankaların topluca hesap kat etmesi, henüz iyileşme şansı olan bir şirketi anında iflasa sürükleyebilirdi.

Ayrıca Bilinmesi Gereken: Mühlet Süresince Rehin Tesis Etme ve Kefil Olma Yasağı

İİK m.296’dan ayrı ama yakından ilişkili bir kural da m.297/II’de yer alır: borçlu, mahkemenin izni dışında mühlet kararından itibaren yeni bir rehin tesis edemez ve kefil olamaz. Bu, borçlunun mevcut sözleşmelerinin korunmasından farklı bir konudur — burada sınırlanan, borçlunun mühlet süresince yeni yükümlülükler altına girme serbestisidir. Amaç, alacaklıların eşit muamele görmesini sağlamak ve borçlunun malvarlığının, konkordato projesini zedeleyecek yeni taahhütlerle daha da daralmasını önlemektir. Mahkeme, somut gerekçelerle ikna olursa istisnai olarak izin verebilir; ancak kural, borçlunun mühlet süresince mali yapısını daha da karmaşıklaştırmamasıdır.

Karşı Tarafın Durumu

Sözleşmenin karşı tarafı (örneğin tedarikçi, kiraya veren), borçlunun konkordatoya başvurmasını gerekçe göstererek sözleşmeyi tek taraflı sona erdiremez. Buna karşılık, borçlunun edimlerini yerine getirmemesi gibi genel hükümlerden kaynaklanan haklı fesih sebepleri saklıdır. Bu denge, hem borçlunun faaliyetini korur hem de karşı tarafın haklarını tümüyle ortadan kaldırmaz.

Sürekli Borç İlişkilerinde Fesih Yetkisi

Mühlet, borçluya işletmesinin devamını engelleyen sözleşmelerden çıkma imkânı tanır; ancak bu yetki sınırsız değildir.

Mühlette sözleşmelerin durumu (İİK m.296)
KonuKuralNot
Fesih yetkisiBorçlu, sürekli borç ilişkilerini komiserin uygun görüşü ve mahkemenin onayıyla feshedebilirTek taraflı değil
ŞartSözleşmenin devamının konkordatonun başarısını engellemesiGerekçelendirilmeli
Karşı tarafın hakkıZararı konkordato alacağı olarak bildirilirDoğrudan tahsil edilmez
Devam eden sözleşmelerBorçlu edimini yerine getirmeye devam ederKural
Mühlet sonrası doğan borçlarKonkordato projesine tabi değildirTam ödenir
Karşı tarafın feshiMühlete dayanarak fesih sınırlıdırSözleşme hükmü tartışılır
Elektrik, su, doğal gazMühlet öncesi borç nedeniyle kesinti sınırlanırAyrı düzenleme
Finansal kiralamaÖzel hükümler uygulanırAyrı rejim
KefilKonkordatodan yararlanamazSorumluluk sürer

Birinci ve üçüncü satırlar dengeyi kurar: borçlu sözleşmeyi tek başına feshedemez; komiserin uygun görüşü ve mahkemenin onayı gerekir. Karşı taraf ise bu fesihten doğan zararını doğrudan tahsil edemez, konkordato alacağı olarak bildirir.

Beşinci satır alacaklılar için hayati önemdedir: mühletten sonra doğan borçlar konkordato projesine tabi değildir ve tam olarak ödenir — bu nedenle mühlet ilan etmiş bir şirketle çalışmaya devam etmek, eski alacakla yeni alacağı ayırmayı gerektirir.

Konkordato, iflas ve kamu alacağı rehberlerimiz: konkordato süreci · geçici ve kesin mühlet farkı · mühlette takipler · iflas davası ve depo emri · vergi borcunda tecil · 6183 ile İİK karşılaştırması

Konkordatoda sözleşme ve fesih konularında hukuki destek alın

Hukukçular Evi yanınızda.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

🗺️ Konkordato Konu Haritası

Konkordato sürecinin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

📋 Güncel Liste ve Sorgulama

⏳ Mühlet Rejimi

👤 Konkordato Komiseri

💼 Alacaklının Konumu

⚖️ Başvuru, Proje ve Sonuç

🏭 Sektörel ve Özel Durumlar

🛰️ Güncel takip: Konkordato ilanlarını gün gün izlemek için Konkordato Radarı sayfamızı kullanabilirsiniz.

Müstakbel Alacak Devri (Temlik ve Faktoring) Hükümsüz Olur

İİK m.294’te, sözleşme ilişkilerini doğrudan etkileyen ancak çoğu kaynakta hiç anılmayan bir hüküm vardır: “Konkordato mühletinin verilmesinden önce, müstakbel bir alacağın devri sözleşmesi yapılmış ve devredilen alacak konkordato mühletinin verilmesinden sonra doğmuş ise, bu devir hükümsüzdür.“

Bu hüküm, uygulamada en çok faktoring ve alacak temliki yapılarını ilgilendirir:

SenaryoDevir geçerli mi?Neden
Temlik sözleşmesi mühletten önce, alacak da mühletten önce doğduGeçerliHüküm yalnızca mühletten sonra doğan alacakları kapsar
Temlik sözleşmesi mühletten önce, alacak mühletten sonra doğduHükümsüzİİK m.294’ün açık hükmü
Faktoring sözleşmesiyle gelecek faturaların bedeli devredildi; faturalar mühletten sonra kesildiHükümsüzDevredilen alacak mühletten sonra doğmuştur
Temlik mühlet kararından sonra yapıldıAyrıca değerlendirilirMühlet içinde borçlunun tasarruf yetkisi sınırlıdır (İİK m.297)

Faktoring kuruluşları ve tedarikçi finansmanı için kritik. Borçlunun gelecekteki hakedişlerini veya fatura alacaklarını devraldığınızı düşünüyorsanız, o alacağın ne zaman doğduğuna bakın. Mühlet kararından sonra doğan alacak bakımından devir hükümsüzdür; alacak borçlunun malvarlığında sayılır ve konkordato projesine tabi olur. Bu durumda alacağınızı İİK m.299 uyarınca on beş gün içinde komiserliğe kaydettirmeniz gerekir.

Konusu Para Olmayan Edimler: Paraya Çevirme ve Aynen İfa

Borçlunun her borcu para borcu değildir. Mal teslimi, hizmet ifası veya eser meydana getirme borçları da konkordato dosyasına girer. İİK m.294 bu durumu şöyle çözer: “Konusu para olmayan alacaklar, alacaklı tarafından, ona eşit kıymette para alacağına çevrilerek komisere bildirilir. Şu kadar ki borçlu, komiserin onayıyla taahhüdün aynen ifasını üstlenmekte serbesttir.”

AdımKim yaparNe olur
Paraya çevirmeAlacaklıAlacağını eşit kıymette bir para alacağına çevirerek komisere bildirir
BildirimAlacaklıİİK m.299 süresi içinde komiserliğe sunulur
Aynen ifa üstlenimiBorçluKomiserin onayıyla taahhüdün aynen ifasını üstlenmekte serbesttir
Sonuç — aynen ifa üstlenilirse—Edim para alacağına dönüşmez; sözleşme ifa edilir
Sonuç — üstlenilmezse—Alacak, paraya çevrilmiş tutar üzerinden projeye tabi olur

📌 Leasing bağlantısı: Bu hüküm, finansal kiralamada da doğrudan rol oynar. İİK m.307 uyarınca finansal kiralama konusu malların iadesinin ertelenebilmesinin ilk şartı, borçlunun sözleşmenin aynen ifasını İİK m.294 uyarınca üstlenmiş olmasıdır. Yani leasing malını elinde tutmak isteyen borçlunun önce aynen ifa taahhüdünde bulunması gerekir. Ayrıntı için Konkordatoda Finansal Kiralama sayfamıza bakınız.

Karşılıklı İfa Kuralı: Mühlet Bedava Mal Almak Değildir

9/6/2021 tarihli ve 7327 sayılı Kanunla İİK m.296/1’e eklenen cümle, tedarikçiler bakımından dengeyi kurar: “Bu fıkra kapsamında geçici ve kesin mühlet süresince devam eden sözleşmeler nedeniyle borçlanılan edimler karşılıklı olarak ifa edilir.“

Yani sözleşmenin devam etmesi, karşı tarafı bedelsiz ifaya zorlamaz. Tedarikçi mal vermeye devam ediyorsa, borçlu da mühlet süresince o teslimatların bedelini ödemek zorundadır. Bu ödemeler, mühletten önce doğmuş eski borçlardan ayrıdır ve konkordato projesine tabi değildir.

AlacakRejimiDayanak
Mühletten önce doğmuş borçlarKonkordato projesine tabidir; tenzilat ve vadeye uğrarİİK m.308/c
Mühlet süresince devam eden sözleşmeden doğan edimlerKarşılıklı olarak ifa edilirİİK m.296/1 son cümle
Geçici mühletten sonra komiserin izniyle akdedilmiş borçlarKonkordato şartlarına tabi değildir; temerrütte mühlet sırasında dahi takibe konu edilebilir ve rehinli alacaklardan hemen sonra, diğer bütün alacaklardan önce ödenirİİK m.308/c

Üç alacak, üç ayrı rejim: pratik senaryo

Bir tedarikçinin borçluyla ilişkisi çoğu zaman tek bir kalemden ibaret değildir. Aşağıdaki örnek, aynı tedarikçinin üç ayrı alacağının nasıl farklı rejimlere tabi olduğunu gösterir:

Alacak kalemiDoğduğu anRejimiNe yapılmalı
Mühletten önce kesilmiş faturalarMühlet öncesiKonkordato projesine tabi; tenzilat ve vadeye uğrarİİK m.299 uyarınca 15 gün içinde alacak kaydı yapılmalı
Mühlet süresince devam eden sözleşme kapsamındaki teslimatlarMühlet içiEdimler karşılıklı olarak ifa edilir (İİK m.296/1)Bedelin cari olarak tahsil edilmesi takip edilmeli
Komiser izniyle yapılan yeni sevkiyatMühlet içi, izinliKonkordato şartlarına tabi değil; rehinli alacaklardan hemen sonra, diğer bütün alacaklardan önce ödenir (İİK m.308/c)Komiser izni yazılı alınmalı ve saklanmalı

Bu üçlü ayrım, mühlet içinde borçluyla ticarete devam edip etmeme kararınızın temelidir. Yeni sevkiyat yapacaksanız komiser iznini yazılı olarak alın; İİK m.308/c ayrıcalığı iznin varlığına bağlıdır.

Sözleşme Rejiminin Mühletle İlişkisi

Sözleşmelerin akıbeti, mühletin doğurduğu diğer sonuçlarla birlikte değerlendirilir; iki rejim iç içe işler.

Uygulanan çerçeve
KonuKuralDayanak
Takip yasağıMühlet içinde borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanun’a göre yapılanlar dâhil hiçbir takip yapılamaz, evvelce başlamış takipler dururİİK m.294
Geçici korumaİhtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmazİİK m.294
SürelerBir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemezİİK m.294
İmtiyazlı alacak206. maddenin birinci sırasındaki alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir; iflâs yoluyla takip yapılamazİİK m.294
FaizProje aksine hüküm içermedikçe rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi dururİİK m.294
Rehinli alacakKesin mühletin rehinli alacaklılar bakımından sonuçları ayrı maddede düzenlenmiştirİİK m.295
Komiser izniMühlet içinde komiserin izniyle kurulan işlemlerden doğan alacaklar takip yasağının dışındadır
ŞikâyetMühlete rağmen yapılan takip işlemlerine karşı icra hukuk mahkemesine şikâyet edilir

Yedinci satır, sözleşmelerin sürdürülebilmesinin anahtarıdır: mühlet içinde komiserin izniyle kurulan ilişkilerden doğan alacaklar takip yasağının dışında kalır. Bu kural olmasaydı, mühlet altındaki işletmeyle kimse yeni bir sözleşme yapmak istemezdi.

Konkordatoyu fesih sebebi sayan kayıtlar geçersizdir. Sözleşmelerde yer alan ve konkordato başvurusunu ya da mühlet kararını doğrudan fesih sebebi sayan hükümler, sürecin amacıyla bağdaşmadığından sonuç doğurmaz. Buna karşılık karşı tarafın kendi edimini yerine getirmemesi veya cari borçların ödenmemesi gibi bağımsız sebeplere dayalı fesih hakları saklıdır. Bu ayrım, sözleşmenin akıbetini belirleyen temel ölçüttür.

Sözleşme Türüne Göre Değerlendirme

Her sözleşme aynı biçimde değerlendirilmez; edim yapısı belirleyicidir.

Tür bazında değerlendirme
SözleşmeDeğerlendirme
KiraMühlet öncesi ve sonrası kira bedellerinin ayrılması
TedarikCari sipariş ve teslimlerin komiser bilgisinde sürdürülmesi
KrediRehinli ise ayrı rejimin gözetilmesi (İİK m.295)
Leasingİade talebi ve erteleme imkânı (İİK m.307)
İş sözleşmesiİşçi alacaklarının imtiyazlı sıradaki konumu (İİK m.206)
Külfetli sözleşmeBorçlunun belirli koşullarla fesih imkânı
Sürekli edimEdimlerin dönem bazında ayrıştırılması
TeminatSözleşmeye bağlı güvencelerin akıbeti

Altıncı satır, borçluya tanınan bir imkânı gösterir: işletme için aşırı külfetli hâle gelmiş sözleşmelerin sona erdirilmesi mümkün olabilir. Bu imkân kullanılırken karşı tarafın doğacak zararı ve bunun konkordato alacağı olarak bildirileceği gözetilmelidir.

Leasing için leasing ve iadenin ertelenmesi rehberimize bakabilirsiniz.

Karşı Taraf Bakımından Kontrol Listesi

Mühlet altındaki bir işletmeyle sözleşme ilişkisi bulunan tarafın atması gereken adımlar vardır.

Kontrol listesi
Adımİçerik
Mühlet kararıKararın ve kapsamının örneğinin alınması
Dönem ayrımıMühlet öncesi ve sonrası edimlerin ayrılması
Alacak kaydıMühlet öncesi alacağın süresinde bildirilmesi
Cari ilişkiYeni teslim ve hizmetlerin koşullarının belirlenmesi
KomiserGerekiyorsa iznin yazılı olarak istenmesi
ÖdemePeşin veya teminatlı çalışma imkânının değerlendirilmesi
FesihBağımsız fesih sebeplerinin bulunup bulunmadığı
KayıtYazışmaların ve teslim belgelerinin saklanması

Yedinci satır, sözleşmenin sona erdirilmesi düşünülüyorsa ilk denetlenecek husustur: konkordatoyu doğrudan fesih sebebi sayan kayıtlar sonuç doğurmaz; buna karşılık karşı tarafın cari edimlerini yerine getirmemesi gibi bağımsız sebepler saklıdır.

Dönem ayrımı, tahsilat imkânını belirler. Mühlet öncesi doğan alacak proje kapsamında ve öngörülen oranla tahsil edilirken, mühlet süresince komiserin izniyle kurulan ilişkilerden doğan alacaklar takip yasağının dışında kalır. Bu nedenle her teslim ve hizmetin tarihinin belgelenmesi, alacağın hangi rejime tabi olduğunu tereddütsüz gösterir.

Kira Sözleşmesinde Somut Uygulama

Kiracının konkordatoya başvurması hâlinde kira ilişkisinin akıbeti sık karşılaşılan bir sorundur.

Kira ilişkisinde durum
KonuDeğerlendirme
Sözleşmenin devamıKural olarak sözleşmenin sürmesi
Mühlet öncesi kiraKonkordato alacağı olarak bildirilmesi
Mühlet içi kiraMühlet sonrası doğan borç niteliği
ÖdemeMühlet içi kiraların düzenli ödenmesi
TahliyeTahliye taleplerinin kendi rejimine tabi olması
Fesih kaydıKonkordatoyu fesih sebebi sayan kaydın geçersizliği
DepozitoVerilen güvencenin akıbeti
Külfetli sözleşmeBorçlunun fesih imkânının değerlendirilmesi

Dördüncü satır, kiracı bakımından belirleyicidir: mühlet içi kiraların ödenmemesi, bağımsız bir temerrüt oluşturur ve tahliye riskini doğurur. Bu ödemeler öncelikli cari giderler arasında planlanmalıdır.

Kiraya veren bakımından iki ayrı alacak vardır. Mühlet öncesi birikmiş kira bir konkordato alacağıdır ve süresinde bildirilmelidir; mühlet süresince doğan kira ise cari bir borçtur ve tam olarak ödenmesi beklenir. Bu ayrım yapılmadan yürütülen tahsilat girişimleri, mühlete rağmen takip yapıldığı gerekçesiyle şikâyete konu olabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Konkordato mühletinde sözleşmeler devam eder mi?

Evet. Borçlunun işletmesinin faaliyeti için önem arz eden sözleşmelerin devamı esastır (İİK m. 296). Mühlet süresince devam eden sözleşmelerde edimler karşılıklı olarak ifa edilir.

Sözleşmede konkordatoyu fesih sebebi sayan madde varsa ne olur?

Bu tür hükümler uygulanmaz. Sözleşmede böyle bir madde olsa bile sözleşme, sadece borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemez.

Borçlu sözleşmeyi feshedebilir mi?

Borçlu, konkordatonun amacına ulaşmasını engelleyen aşırı külfetli sürekli borç ilişkilerini, komiserin uygun görüşü ve mahkemenin izniyle feshedebilir. Doğacak tazminat konkordato projesine tabi olur.

Konkordato işçilerin iş sözleşmesini feshetmek için sebep mi?

Hayır. İş (hizmet) sözleşmeleri bu fesih yetkisinin dışındadır. İş sözleşmeleri ancak iş mevzuatındaki sebepler varsa feshedilebilir; konkordato tek başına fesih sebebi değildir.

Karşı taraf sözleşmeyi konkordato nedeniyle bozabilir mi?

Hayır. Karşı taraf, sadece borçlunun konkordatoya başvurmasını gerekçe göstererek sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak borçlunun edimini ifa etmemesi gibi genel hükümlerden doğan haklı fesih sebepleri saklıdır.

Fesih hâlinde karşı tarafın zararı ne olur?

Borçlunun külfetli bir sözleşmeyi feshetmesi hâlinde karşı tarafın uğradığı zarar (tazminat) konkordato projesine dâhil edilir ve konkordato alacağı olarak talep edilir.

Kiracı olan bir şirket konkordatoya başvurursa tahliye edilebilir mi?

Hayır. Kira ödenmemiş olsa bile, işyeri sahibi kiracıyı sırf konkordato başvurusu gerekçesiyle tahliye edemez; sözleşmenin devamı esastır.

Banka, konkordato başvurusu üzerine kredi hesabını kapatabilir mi?

Hayır, tek başına konkordato başvurusu gerekçesiyle kapatamaz. Borçlu ödemelerini aksatmamışsa, bankanın hesabı kat etmesi veya teminatların depo edilmesini istemesi İİK m.296/I’e aykırı bulunmuştur.

Borçlu mühlet süresince kefil olabilir mi?

Hayır, kural olarak olamaz. İİK m.297/II uyarınca borçlu, mahkemenin izni olmadan mühlet süresince yeni rehin tesis edemez veya kefil olamaz.

Rehinli alacaklı mühlet süresince ne yapabilir?

Rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatabilir ve devam ettirebilir, ancak rehinli malın satışını gerçekleştiremez ve muhafaza tedbiri alamaz.

Post by Av. Fatma Öztürk