İflasa tabi bir borçlunun konkordato talebi reddedilir veya kesin mühleti kaldırılırsa, şartları oluştuğunda mahkeme komiserin raporu üzerine re’sen (kendiliğinden) iflasa karar verebilir (İİK m. 292). İflasa tabi olmayan borçlu yönünden ise iflas sonucu doğmaz.
Konkordato sürecinizde iflas riskini birlikte değerlendirelim mi?
Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.
📞 Hemen Arayın💬 WhatsAppİİK m. 292 Ne Düzenler?
İİK m. 292, konkordato süreci olumsuz sonuçlandığında iflasa tabi borçlu bakımından mahkemenin re’sen iflasa karar vereceği hâlleri düzenler. Amaç, başarısız konkordato sonrası borçlunun malvarlığının düzenli bir şekilde tasfiye edilmesini sağlamaktır.
Hangi Hâllerde Re’sen İflas Kararı Verilir?
İflasa tabi borçlu yönünden başlıca şu hâllerde iflasa karar verilebilir:
- (a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa,
- (b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa,
- (c) Borçlu, İİK m. 297’ye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa,
- (d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse.
Önemli iki sınır: bu bentler yalnızca kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşen durumları kapsar; ve maddenin sonucu zaten kesin mühletin kaldırılmasıdır — kaldırma bir sebep değil, hükmün sonucudur. Kesin mühlet talebinin reddi (İİK m. 293) ile tasdik şartlarının gerçekleşmemesi (İİK m. 305 ve devamı) ayrı hükümlerde düzenlenmiştir ve m. 292’nin bentleri arasında yer almaz.
Bu hâllerde mahkeme, komiserin yazılı raporu üzerine, mümkünse borçluyu ve gerektiğinde alacaklıları dinledikten sonra kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına karar verir.
İflasa Tabi Olmayan Borçluda Durum
Borçlu iflasa tabi değilse (örneğin tacir olmayan bir gerçek kişi), konkordato talebinin reddi iflasla sonuçlanmaz. Bu durumda yalnızca konkordato mühleti sona erer, sağlanan koruma kalkar ve alacaklılar yeniden takip yapabilir hâle gelir.
Kötü Niyetli Başvuru Daha Baştan Reddedilir
Mahkeme, daha ilk incelemede konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını, borçlunun amacının yalnızca kendisine karşı yapılan takipleri durdurmak ve alacaklıları zarara uğratmak olduğunu açıkça görürse, geçici mühlet dahi vermeden talebi reddedebilir.
Karara Karşı Kanun Yolu
Konkordato talebinin reddiyle birlikte iflasa da karar verildiğinde, iflas kararına karşı İİK m. 164 hükmü uyarınca kanun yoluna başvurulabilir. Hakkında iflas kararı verilmeyen (iflasa tabi olmayan) borçlunun talebi reddedilirse, borçlu veya talep eden alacaklı bu kararın tebliğinden itibaren süresinde istinaf yoluna gidebilir.
İlgili Rehberler
Konkordato ve iflas süreçlerinde stratejik destek mi arıyorsunuz?
Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.
📞 Hemen Arayın💬 WhatsAppDört Bendin Anlamı: Neye Bakılır?
Bentler soyut görünse de her biri uygulamada somut bir olgu grubuna karşılık gelir.
(a) Malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekmesi. Konkordato koruma amaçlıdır; ancak bazı hâllerde malvarlığının erimesini durdurmanın tek yolu tasfiyeye geçmek olabilir. Bu bent, korumanın kendisi zarara dönüştüğünde devreye girer.
(b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması. En sık kullanılan bent budur. Projedeki kaynakların gerçekleşmemesi, ciro ve tahsilat öngörülerinin tutmaması, ödeme takviminin daha ilk aşamada aksaması bu değerlendirmeye esas alınır.
(c) Borçlunun yükümlülüklerini ihlali. Üç ayrı davranış sayılır: İİK m. 297’ye aykırı davranmak, komiserin talimatlarına uymamak ve alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket etmek. İlk ikisi objektif bir aykırılık; üçüncüsü ise amaç unsuru taşır.
(d) Borca batık sermaye şirketi veya kooperatifin talepten feragat etmesi. Burada borçlu süreçten kendi isteğiyle çekilir; ancak borca batık olduğu anlaşıldığından süreç kendiliğinden sona ermez, iflasla sonuçlanır.
İİK m. 297’deki yasak işlemlerin neler olduğu için konkordato mühletinde elektrik, su, doğalgaz kesilebilir mi? (İİK 296) sayfamızdaki tasarruf kısıtlamaları bölümüne bakabilirsiniz.
Kararın Usulü: Komiser Raporu Şart
Mahkeme bu kararı kendiliğinden ve dayanaksız veremez; kanun bir usul zinciri kurar.
Tetikleyici komiserin yazılı raporudur. Madde açıkça “komiserin yazılı raporu üzerine” der. Rapor olmadan mahkemenin re’sen iflas kararı vermesi beklenmez.
Karar re’sen verilir. Yani alacaklıların ayrıca iflas talebinde bulunmasına gerek yoktur. Bu, konkordato sürecinin kendi içinde bir denetim mekanizması taşıdığını gösterir.
Alacaklı için pratik sonuç: borçlunun m. 297 yasaklarını ihlal ettiğini veya projeyi yürütemediğini tespit ettiyseniz, doğrudan mahkemeye iflas talebiyle gitmek yerine durumu komisere yazılı olarak bildirmek daha etkili bir yoldur; çünkü süreci başlatacak olan komiserin raporudur.
Borçlu için pratik sonuç: komiserle ilişkinin niteliği belirleyicidir. Talimatlara uymamak veya bilgi vermemek, tek başına (c) bendi kapsamında iflas sebebi oluşturabilir.
İflasa Tabi Olmayan Borçlu: Yalnızca İki Bent Uygulanır
Bu ayrım maddenin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir ve sanılandan daha dardır.
İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından yalnızca birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâller uygulanır. Yani konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması veya borçlunun yükümlülüklerini ihlali.
Sonuç da farklıdır: mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine karar verir; iflas kararı verilmez.
(a) ve (d) bentleri neden uygulanmaz? Çünkü ikisi de doğrudan iflas rejimiyle bağlantılıdır: (a) bendi iflasın açılmasını gerekli kılan bir durumu, (d) bendi ise borca batık sermaye şirketi ve kooperatifleri konu alır.
Borçlu için sonuç: tacir olmayan bir gerçek kişi bakımından konkordatonun sona ermesi, korumanın kalkması ve alacaklıların yeniden takip yapabilir hâle gelmesi anlamına gelir; tasfiye süreci başlamaz.
Alacaklı ve Borçlu İçin Erken Uyarı Göstergeleri
İİK m. 292 kapsamındaki bir karar genellikle aniden çıkmaz; öncesinde gözlenebilir işaretler oluşur.
Alacaklı bakımından izlenmesi gerekenler: komiserin mahkemeye sunduğu periyodik raporların içeriği; kayyım atanmışsa iki ayda bir verdiği ve alacaklıların inceleyebildiği raporlar; projede öngörülen kaynakların takvimine uyulup uyulmadığı; mühlet içi cari borçların (elektrik, tedarik, personel) düzenli ödenip ödenmediği.
Mühlet içi ödemelerdeki aksama özellikle anlamlıdır: mühlet süresince devam eden sözleşmelerden doğan edimler karşılıklı ifa edilir. Borçlu bu cari edimleri dahi karşılayamıyorsa, (b) bendindeki “başarıya ulaşamayacağı” değerlendirmesi güçlenir.
Borçlu bakımından risk kalemleri: mahkemenin izni olmadan rehin tesis etmek, kefil olmak, taşınmaz veya işletmenin devamlı tesisatını devretmek yahut ivazsız tasarrufta bulunmak — bunlar hem işlemi hükümsüz kılar hem (c) bendi kapsamında iflas sebebi oluşturur.
Belge ve bilgi akışı: komiserin istediği kayıtları vermemek veya geciktirmek, “talimatlara uymama” başlığı altında değerlendirilebilir. Süreç boyunca yazışmanın yazılı yürütülmesi, sonradan bu tartışma çıktığında borçlu lehine delil oluşturur.
Karar Verildikten Sonra Ne Değişir?
Kesin mühletin kaldırılmasıyla birlikte konkordatonun sağladığı bütün koruma katmanları aynı anda sona erer.
Takip yasağı kalkar: mühlet boyunca duran takipler yeniden işlemeye başlar; yeni takip yapılabilir hâle gelir. İhtiyatî haciz ve tedbir kararları yeniden uygulanabilir.
Faiz yeniden işler: mühlet süresince rehinsiz alacaklara faiz işlememesi kuralı, mühletin sona ermesiyle birlikte geçerliliğini yitirir.
Sözleşme koruması sona erer: mühlet süresince uygulanmayan fesih ve muacceliyet kayıtları bakımından koruma kalkar.
İflasa karar verilmişse tablo yeniden değişir: bu kez bireysel takipler iflas hükümlerine göre durur, masa oluşur ve tahsilat sıra cetveline bağlanır. Yani alacaklı bakımından “takip serbestisi” kısa sürer.
Pratik sonuç: mühletin kaldırılacağı öngörülüyorsa, alacaklının takip hazırlığını önceden tamamlaması ve iflas ihtimalinde alacağını masaya kaydettirme takvimini gözden geçirmesi gerekir.
Ret ve İflas, Aynı Anda Doğan İki Ayrı Sonuç
Uygulamada bu iki sonuç birbirine karıştırılır; oysa farklı kanun yollarına tabidir.
Konkordato talebinin reddi bir usuli sonuçtur: süreç sona erer, mühlet kalkar, koruma biter.
İflas kararı ise ayrı ve ağır bir sonuçtur: masa oluşur, tasfiye başlar, müflisin tasarruf yetkisi kısıtlanır ve bireysel takipler durur.
Kanun yolu bakımından: iflasa da karar verilmişse iflas kararına karşı İİK m. 164 hükmü uyarınca kanun yoluna başvurulabilir. Bu süre 7499 sayılı Kanun’la 1 Haziran 2024’ten itibaren iki hafta olarak uygulanır.
Hakkında iflas kararı verilmeyen borçlu bakımından ise konkordato talebinin reddi kararına karşı kanun yolu süresi yine iki haftadır; bu da 7499 sayılı Kanun’un aynı maddesiyle on günden çıkarılmıştır.
İflasın açılmasının doğurduğu sonuçlar ve doğrudan iflas hâlleri için doğrudan doğruya (takipsiz) iflas (İİK 177) sayfamıza bakabilirsiniz.
Süreç Nerede Kırılıyor? Üç Kritik Eşik
Konkordatonun iflasla sonuçlanması tek bir anda değil, üç ayrı eşikte gerçekleşebilir.
Birinci eşik — geçici mühlet aşaması: mahkeme, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını ve borçlunun amacının yalnızca takipleri durdurmak olduğunu açıkça görürse, geçici mühlet dahi vermeden talebi reddedebilir.
İkinci eşik — kesin mühlet aşaması: bu sayfanın konusu olan İİK m. 292 devreye girer; kesin mühlet kaldırılır ve iflasa karar verilir.
Üçüncü eşik — tasdik aşaması: nisap sağlanmış olsa dahi İİK m. 305’teki beş şarttan biri eksikse tasdik reddedilir. Teklif edilen konkordatonun tasdik olunmaması ayrıca doğrudan doğruya iflas sebeplerinden biridir.
Her eşiğin ölçütleri farklıdır: birinci eşikte belgelerin tamlığı ve kötü niyet, ikinci eşikte yürütmenin sağlıklı olup olmadığı, üçüncü eşikte projenin tasdike değer olup olmadığı tartışılır.
Aşamaların süreleri için geçici mühlet ile kesin mühlet arasındaki fark, tasdik şartları için konkordatonun tasdiki şartları nelerdir? (İİK 305), oylama ve nisap için konkordato alacaklılar toplantısı ve oylama: gerekli çoğunluk (İİK 302) sayfalarımıza bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Konkordato talebi reddedilirse iflas edilir mi?
İflasa tabi borçlu yönünden, şartları oluştuğunda mahkeme komiserin raporu üzerine re’sen iflasa karar verebilir (İİK m. 292). İflasa tabi olmayan borçlu yönünden iflas sonucu doğmaz.
Hangi durumlarda iflasa karar verilir?
Kesin mühlet talebinin reddi, mühletin kaldırılması, borçlunun m. 297 yasaklarına aykırı davranması, alacaklıları zarara uğratma kastı veya projenin tasdik edilmemesi hâllerinde iflasa karar verilebilir.
İflasa tabi olmayan borçlu konkordatosu reddedilirse ne olur?
İflas sonucu doğmaz. Yalnızca konkordato mühleti sona erer, koruma kalkar ve alacaklılar yeniden takip yapabilir.
İflas kararı re’sen mi verilir?
Evet. İflasa tabi borçlu yönünden mahkeme, komiserin yazılı raporu üzerine, borçluyu ve gerektiğinde alacaklıları dinledikten sonra re’sen iflasa karar verir.
Kötü niyetli konkordato başvurusu ne olur?
Mahkeme, başvurunun yalnızca takipleri durdurma amaçlı olduğunu ilk incelemede açıkça görürse geçici mühlet dahi vermeden talebi reddedebilir.
İflas kararına itiraz edilebilir mi?
Evet. İflas kararına karşı İİK m. 164 uyarınca kanun yoluna başvurulabilir. İflasa tabi olmayan borçlunun reddedilen talebinde ise süresinde istinaf yolu açıktır.
İİK m.292 hangi hâlleri sayar?
Dört bent: (a) borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekmesi, (b) konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması, (c) borçlunun İİK m.297’ye aykırı davranması, komiserin talimatlarına uymaması ya da alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiğinin anlaşılması, (d) borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatifin konkordato talebinden feragat etmesi.
Bu hâller ne zaman uygulanır?
Yalnızca kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşen durumlar bakımından. Kesin mühlet talebinin reddi İİK m.293’te, tasdik şartlarının gerçekleşmemesi ise m.305 ve devamında düzenlenmiştir; bunlar m.292’nin bentleri arasında yer almaz.
Mahkeme bu kararı kendiliğinden verebilir mi?
Karar re’sen verilir; alacaklıların ayrıca iflas talebinde bulunmasına gerek yoktur. Ancak madde “komiserin yazılı raporu üzerine” dediğinden, süreci başlatan unsur komiserin raporudur.
Borçlunun ihlalini fark ettim, ne yapmalıyım?
Doğrudan mahkemeye iflas talebiyle başvurmak yerine durumu komisere yazılı olarak bildirmek daha etkili bir yoldur; çünkü İİK m.292 kapsamındaki kararı tetikleyen unsur komiserin yazılı raporudur.
İflasa tabi olmayan borçlu için hangi bentler uygulanır?
Yalnızca (b) ve (c) bentleri. Bu hâllerde mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine karar verir; iflas kararı verilmez. (a) ve (d) bentleri doğrudan iflas rejimiyle bağlantılı olduğundan uygulanmaz.
Karara karşı kanun yolu süresi nedir?
İflasa da karar verilmişse iflas kararına karşı İİK m.164 uyarınca; hakkında iflas kararı verilmeyen borçlu bakımından ise konkordato talebinin reddi kararına karşı kanun yoluna başvurulur. Her iki süre de 7499 sayılı Kanun’la 1 Haziran 2024 tarihinden itibaren on günden iki haftaya çıkarılmıştır.


