Konkordato Talebi Reddedilirse İflasa Karar Verilir mi? (İİK 292)
29 Haziran 2026

Konkordato Talebi Reddedilirse İflasa Karar Verilir mi? (İİK 292)

İflasa tabi bir borçlunun konkordato talebi reddedilir veya kesin mühleti kaldırılırsa, şartları oluştuğunda mahkeme komiserin raporu üzerine re’sen (kendiliğinden) iflasa karar verebilir (İİK m. 292). İflasa tabi olmayan borçlu yönünden ise iflas sonucu doğmaz.

Konkordato sürecinizde iflas riskini birlikte değerlendirelim mi?

Hukukçular Evi yanınızda.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

İİK m. 292 Ne Düzenler?

İİK m. 292, konkordato süreci olumsuz sonuçlandığında iflasa tabi borçlu bakımından mahkemenin re’sen iflasa karar vereceği hâlleri düzenler. Amaç, başarısız konkordato sonrası borçlunun malvarlığının düzenli bir şekilde tasfiye edilmesini sağlamaktır.

Hangi Hâllerde Re’sen İflas Kararı Verilir?

İflasa tabi borçlu yönünden başlıca şu hâllerde iflasa karar verilebilir:

  • (a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa,
  • (b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa,
  • (c) Borçlu, İİK m. 297’ye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa,
  • (d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse.

Önemli iki sınır: bu bentler yalnızca kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşen durumları kapsar; ve maddenin sonucu zaten kesin mühletin kaldırılmasıdır — kaldırma bir sebep değil, hükmün sonucudur. Kesin mühlet talebinin reddi (İİK m. 293) ile tasdik şartlarının gerçekleşmemesi (İİK m. 305 ve devamı) ayrı hükümlerde düzenlenmiştir ve m. 292’nin bentleri arasında yer almaz.

Bu hâllerde mahkeme, komiserin yazılı raporu üzerine, mümkünse borçluyu ve gerektiğinde alacaklıları dinledikten sonra kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına karar verir.

İflasa Tabi Olmayan Borçluda Durum

Borçlu iflasa tabi değilse (örneğin tacir olmayan bir gerçek kişi), konkordato talebinin reddi iflasla sonuçlanmaz. Bu durumda yalnızca konkordato mühleti sona erer, sağlanan koruma kalkar ve alacaklılar yeniden takip yapabilir hâle gelir.

Kötü Niyetli Başvuru Daha Baştan Reddedilir

Mahkeme, daha ilk incelemede konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını, borçlunun amacının yalnızca kendisine karşı yapılan takipleri durdurmak ve alacaklıları zarara uğratmak olduğunu açıkça görürse, geçici mühlet dahi vermeden talebi reddedebilir.

Karara Karşı Kanun Yolu

Konkordato talebinin reddiyle birlikte iflasa da karar verildiğinde, iflas kararına karşı İİK m. 164 hükmü uyarınca kanun yoluna başvurulabilir. Hakkında iflas kararı verilmeyen (iflasa tabi olmayan) borçlunun talebi reddedilirse, borçlu veya talep eden alacaklı bu kararın tebliğinden itibaren süresinde istinaf yoluna gidebilir.

Konkordato ve iflas süreçlerinde stratejik destek mi arıyorsunuz?

Hukukçular Evi yanınızda.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Dört Bendin Anlamı: Neye Bakılır?

Bentler soyut görünse de her biri uygulamada somut bir olgu grubuna karşılık gelir.

(a) Malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekmesi. Konkordato koruma amaçlıdır; ancak bazı hâllerde malvarlığının erimesini durdurmanın tek yolu tasfiyeye geçmek olabilir. Bu bent, korumanın kendisi zarara dönüştüğünde devreye girer.

(b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması. En sık kullanılan bent budur. Projedeki kaynakların gerçekleşmemesi, ciro ve tahsilat öngörülerinin tutmaması, ödeme takviminin daha ilk aşamada aksaması bu değerlendirmeye esas alınır.

(c) Borçlunun yükümlülüklerini ihlali. Üç ayrı davranış sayılır: İİK m. 297’ye aykırı davranmak, komiserin talimatlarına uymamak ve alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket etmek. İlk ikisi objektif bir aykırılık; üçüncüsü ise amaç unsuru taşır.

(d) Borca batık sermaye şirketi veya kooperatifin talepten feragat etmesi. Burada borçlu süreçten kendi isteğiyle çekilir; ancak borca batık olduğu anlaşıldığından süreç kendiliğinden sona ermez, iflasla sonuçlanır. Feragatin hangi aşamada yapılabileceği, mahkemenin izlemesi gereken usul ve borca batık olmayan borçlunun durumu için konkordato talebinden feragat yazımıza bakabilirsiniz.

İİK m. 297’deki yasak işlemlerin neler olduğu için konkordato mühletinde elektrik, su, doğalgaz kesilebilir mi? (İİK 296) sayfamızdaki tasarruf kısıtlamaları bölümüne bakabilirsiniz.

Kararın Usulü: Komiser Raporu Şart

Mahkeme bu kararı kendiliğinden ve dayanaksız veremez; kanun bir usul zinciri kurar.

Tetikleyici komiserin yazılı raporudur. Madde açıkça “komiserin yazılı raporu üzerine” der. Rapor olmadan mahkemenin re’sen iflas kararı vermesi beklenmez.

Karar re’sen verilir. Yani alacaklıların ayrıca iflas talebinde bulunmasına gerek yoktur. Bu, konkordato sürecinin kendi içinde bir denetim mekanizması taşıdığını gösterir.

Alacaklı için pratik sonuç: borçlunun m. 297 yasaklarını ihlal ettiğini veya projeyi yürütemediğini tespit ettiyseniz, doğrudan mahkemeye iflas talebiyle gitmek yerine durumu komisere yazılı olarak bildirmek daha etkili bir yoldur; çünkü süreci başlatacak olan komiserin raporudur.

Borçlu için pratik sonuç: komiserle ilişkinin niteliği belirleyicidir. Talimatlara uymamak veya bilgi vermemek, tek başına (c) bendi kapsamında iflas sebebi oluşturabilir.

İflasa Tabi Olmayan Borçlu: Yalnızca İki Bent Uygulanır

Bu ayrım maddenin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir ve sanılandan daha dardır.

İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından yalnızca birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâller uygulanır. Yani konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması veya borçlunun yükümlülüklerini ihlali.

Sonuç da farklıdır: mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine karar verir; iflas kararı verilmez.

(a) ve (d) bentleri neden uygulanmaz? Çünkü ikisi de doğrudan iflas rejimiyle bağlantılıdır: (a) bendi iflasın açılmasını gerekli kılan bir durumu, (d) bendi ise borca batık sermaye şirketi ve kooperatifleri konu alır.

Borçlu için sonuç: tacir olmayan bir gerçek kişi bakımından konkordatonun sona ermesi, korumanın kalkması ve alacaklıların yeniden takip yapabilir hâle gelmesi anlamına gelir; tasfiye süreci başlamaz.

Alacaklı ve Borçlu İçin Erken Uyarı Göstergeleri

İİK m. 292 kapsamındaki bir karar genellikle aniden çıkmaz; öncesinde gözlenebilir işaretler oluşur.

Alacaklı bakımından izlenmesi gerekenler: komiserin mahkemeye sunduğu periyodik raporların içeriği; kayyım atanmışsa iki ayda bir verdiği ve alacaklıların inceleyebildiği raporlar; projede öngörülen kaynakların takvimine uyulup uyulmadığı; mühlet içi cari borçların (elektrik, tedarik, personel) düzenli ödenip ödenmediği.

Mühlet içi ödemelerdeki aksama özellikle anlamlıdır: mühlet süresince devam eden sözleşmelerden doğan edimler karşılıklı ifa edilir. Borçlu bu cari edimleri dahi karşılayamıyorsa, (b) bendindeki “başarıya ulaşamayacağı” değerlendirmesi güçlenir.

Borçlu bakımından risk kalemleri: mahkemenin izni olmadan rehin tesis etmek, kefil olmak, taşınmaz veya işletmenin devamlı tesisatını devretmek yahut ivazsız tasarrufta bulunmak — bunlar hem işlemi hükümsüz kılar hem (c) bendi kapsamında iflas sebebi oluşturur.

Belge ve bilgi akışı: komiserin istediği kayıtları vermemek veya geciktirmek, “talimatlara uymama” başlığı altında değerlendirilebilir. Süreç boyunca yazışmanın yazılı yürütülmesi, sonradan bu tartışma çıktığında borçlu lehine delil oluşturur.

Karar Verildikten Sonra Ne Değişir?

Kesin mühletin kaldırılmasıyla birlikte konkordatonun sağladığı bütün koruma katmanları aynı anda sona erer.

Takip yasağı kalkar: mühlet boyunca duran takipler yeniden işlemeye başlar; yeni takip yapılabilir hâle gelir. İhtiyatî haciz ve tedbir kararları yeniden uygulanabilir.

Faiz yeniden işler: mühlet süresince rehinsiz alacaklara faiz işlememesi kuralı, mühletin sona ermesiyle birlikte geçerliliğini yitirir.

Sözleşme koruması sona erer: mühlet süresince uygulanmayan fesih ve muacceliyet kayıtları bakımından koruma kalkar.

İflasa karar verilmişse tablo yeniden değişir: bu kez bireysel takipler iflas hükümlerine göre durur, masa oluşur ve tahsilat sıra cetveline bağlanır. Yani alacaklı bakımından “takip serbestisi” kısa sürer.

Pratik sonuç: mühletin kaldırılacağı öngörülüyorsa, alacaklının takip hazırlığını önceden tamamlaması ve iflas ihtimalinde alacağını masaya kaydettirme takvimini gözden geçirmesi gerekir.

Ret ve İflas, Aynı Anda Doğan İki Ayrı Sonuç

Uygulamada bu iki sonuç birbirine karıştırılır; oysa farklı kanun yollarına tabidir.

Konkordato talebinin reddi bir usuli sonuçtur: süreç sona erer, mühlet kalkar, koruma biter.

İflas kararı ise ayrı ve ağır bir sonuçtur: masa oluşur, tasfiye başlar, müflisin tasarruf yetkisi kısıtlanır ve bireysel takipler durur.

Kanun yolu bakımından: iflasa da karar verilmişse iflas kararına karşı İİK m. 164 hükmü uyarınca kanun yoluna başvurulabilir. Bu süre 7499 sayılı Kanun’la 1 Haziran 2024’ten itibaren iki hafta olarak uygulanır.

Hakkında iflas kararı verilmeyen borçlu bakımından ise konkordato talebinin reddi kararına karşı kanun yolu süresi yine iki haftadır; bu da 7499 sayılı Kanun’un aynı maddesiyle on günden çıkarılmıştır.

İflasın açılmasının doğurduğu sonuçlar ve doğrudan iflas hâlleri için doğrudan doğruya (takipsiz) iflas (İİK 177) sayfamıza bakabilirsiniz.

Süreç Nerede Kırılıyor? Üç Kritik Eşik

Konkordatonun iflasla sonuçlanması tek bir anda değil, üç ayrı eşikte gerçekleşebilir.

Birinci eşik — geçici mühlet aşaması: mahkeme, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını ve borçlunun amacının yalnızca takipleri durdurmak olduğunu açıkça görürse, geçici mühlet dahi vermeden talebi reddedebilir.

İkinci eşik — kesin mühlet aşaması: bu sayfanın konusu olan İİK m. 292 devreye girer; kesin mühlet kaldırılır ve iflasa karar verilir.

Üçüncü eşik — tasdik aşaması: nisap sağlanmış olsa dahi İİK m. 305’teki beş şarttan biri eksikse tasdik reddedilir. Teklif edilen konkordatonun tasdik olunmaması ayrıca doğrudan doğruya iflas sebeplerinden biridir.

Her eşiğin ölçütleri farklıdır: birinci eşikte belgelerin tamlığı ve kötü niyet, ikinci eşikte yürütmenin sağlıklı olup olmadığı, üçüncü eşikte projenin tasdike değer olup olmadığı tartışılır.

Aşamaların süreleri için geçici mühlet ile kesin mühlet arasındaki fark, tasdik şartları için konkordatonun tasdiki şartları nelerdir? (İİK 305), oylama ve nisap için konkordato alacaklılar toplantısı ve oylama: gerekli çoğunluk (İİK 302) sayfalarımıza bakabilirsiniz.

🗺️ Konkordato Konu Haritası

Konkordato sürecinin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

📋 Güncel Liste ve Sorgulama

⏳ Mühlet Rejimi

👤 Konkordato Komiseri

💼 Alacaklının Konumu

⚖️ Başvuru, Proje ve Sonuç

🏭 Sektörel ve Özel Durumlar

🛰️ Güncel takip: Konkordato ilanlarını gün gün izlemek için Konkordato Radarı sayfamızı kullanabilirsiniz.

Aynı Sonuç, Zıt Anlamlar: İİK m.291 ile m.292 Karıştırılmamalıdır

Konkordato dosyalarında "talebin reddi" ifadesi iki farklı maddede geçer ve anlamları taban tabana zıttır. Sicil kaydınızı veya kararı okurken hangi maddeye dayandığına mutlaka bakın.

İİK m.291 — olumlu retİİK m.292 — olumsuz ret
SebebiKonkordato talebiyle amaçlanan iyileşmenin gerçekleşmesiKonkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması veya borçlunun kusurlu davranışı
Nasıl tespit edilirKomiserin yazılı raporuyla mahkemeye bildirilmesi üzerineKomiserin yazılı raporu üzerine
KararMahkemece resen kesin mühlet kaldırılarak talep reddedilirMahkeme kesin mühleti kaldırarak talebin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir
DuruşmaKarar öncesinde borçlu, varsa talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulu duruşmaya davet edilir; diğer alacaklılar gerekli görülürse davet edilir—
İflâsSöz konusu değildirİflâsa tabi borçlu bakımından resen karar verilir
İlânKarar İİK m.288 uyarınca ilân edilir ve ilgili yerlere bildirilirKesin mühletin kaldırılarak talebin reddine ilişkin karar İİK m.288 uyarınca ilân edilir

✅ m.291 iyi haberdir. Bir borçlu için verilebilecek en olumlu karar, aslında "talebin reddi" olarak adlandırılan m.291 kararıdır: borçlu iyileşmiş, konkordatoya ihtiyaç kalmamıştır. Kararın adı yanıltıcıdır ama sonucu iflâs değil, sürecin normale dönmesidir.

m.292’nin Dört Bendi ve Kimin Kusuru Olduğu

İİK m.292, iflâsa tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra dört hâlde uygulanır. Bunlardan yalnızca biri borçlunun kusuruna dayanır; diğerleri objektif durumlardır.

BentHâlKusur unsuru var mı?
aBorçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsaHayır — objektif durum
bKonkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsaHayır — projenin gerçekleşme ihtimaline ilişkin değerlendirme
cBorçlu İİK m.297’ye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsaEvet — borçlunun kusuru
dBorca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederseFeragat iradesi

(c) bendi mühlet boyunca yaşayan bir risktir. İİK m.297/2 uyarınca borçlu, mahkemenin izni dışında rehin tesis edemez, kefil olamaz, ivazsız tasarrufta bulunamaz; taşınmazını, faaliyetin devamı için önem arz eden taşınırını ve devamlı tesisatını devredemez ve takyit edemez. İzinsiz yapılan işlem yalnızca hükümsüz kalmaz — m.297/3 uyarınca mahkeme, borçlunun tasarruf yetkisini kaldırabilir veya doğrudan m.292 çerçevesinde karar verebilir. Yani tek bir izinsiz kefalet, dosyayı iflâsa götürebilir.

📌 Geçici mühlet döneminde de uygulanır. İİK m.287 uyarınca m.291 ve m.292 hükümleri, geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanır. Yani yukarıdaki dört hâl yalnızca kesin mühlet dönemine özgü değildir; geçici mühlet döneminde de gündeme gelebilir.

İflâs Kararı Verilirse Tasfiye Nasıl Yürür?

9/6/2021 tarihli ve 7327 sayılı Kanunla İİK m.308’e eklenen fıkra, konkordatodan iflâsa geçişte tasfiyenin nasıl yürütüleceğini düzenler:

KonuKural
Tasfiye usulünü kim belirlerİflâs kararını veren mahkeme, tasfiyenin basit veya adi tasfiye usulüne göre yapılmasına karar verir
Adi tasfiyeyi kim yürütürMahkeme, gerektiğinde adi tasfiyenin komiserler tarafından yerine getirilmesine karar verebilir
İflâs idaresinin yetkileriBu hâlde iflâs idaresine ait görev ve yetkiler komiserler tarafından kullanılır

Bu düzenlemenin pratik değeri, dosyayı ve işletmeyi zaten tanıyan komiserlerin tasfiyeyi yürütebilmesidir. Alacaklı bakımından sonuç şudur: konkordato aşamasında komiserle kurulan iletişim ve sunulan belgeler, iflâs aşamasında da değerini korur. Ayrıca konkordato tasdik edilmezse ret kararı İİK m.288 uyarınca ilân edilir ve borçlunun iflâsa tabi olması ile doğrudan doğruya iflâs sebeplerinden birinin bulunması hâlinde mahkeme iflâsa resen karar verir (İİK m.308).

Ret Kararının Doğurduğu Sonuçlar

Konkordato talebinin reddi, mühletin sağladığı korumanın da sona ermesi anlamına gelir. Bu nedenle kararın sonuçları hem borçlu hem alacaklı bakımından zincirleme etki doğurur.

Ret hâlinde tablo
KonuDeğerlendirmeDayanak
KorumaMühletin sağladığı takip yasağı sona ererİİK m.294
Duran takiplerDuran takipler kaldığı yerden işlemeye devam eder
İhtiyati hacizUygulanamayan koruma tedbirleri yeniden uygulanabilir hâle gelir
FaizMühlet süresince duran faiz bakımından durum yeniden değerlendirilir
Re’sen iflasKanunda öngörülen şartların bulunması hâlinde borçlunun iflasına karar verilebilirİİK m.292
İflâsa tabi olmayan borçluBu borçlular bakımından iflas kararı verilemez
Kanun yoluKarara karşı başvuru yolunun süresinde kullanılması gerekir
Yeni başvuruEksikliklerin giderilmesi hâlinde yeniden başvuru gündeme gelebilir

Beşinci ve altıncı satırların ayrımı, sonucun ağırlığını belirler: re’sen iflas kararı yalnızca iflâsa tabi borçlular bakımından söz konusudur. Tacir olmayan borçlularda talebin reddi, iflas sonucunu doğurmaz; bu borçlular bakımından süreç yalnızca korumanın sona ermesiyle sınırlı kalır.

Başvurunun ciddiyeti, baştan denetlenir. Belgeleri eksik veya verileri gerçeği yansıtmayan bir başvuru, mühlet verilmeden reddedilebilir. Bu nedenle konkordato talebi, yalnızca takipleri durdurmak amacıyla ve hazırlıksız yapıldığında borçlu bakımından ters sonuç doğurur: koruma elde edilemediği gibi mali durumun kamuya açılması ve iflas riskinin gündeme gelmesi söz konusu olur.

Alacaklı Bakımından Ret Sonrası Adımlar

Koruma kalktığında hızlı hareket eden alacaklı, tahsilat bakımından öne geçer.

Adım sırası
Adımİçerik
Karar takibiRet kararının ve kesinleşme durumunun izlenmesi
Dosya yenilemeDuran takip dosyalarının yenilenmesi
HacizKesinleşmiş takiplerde haciz talebinde bulunulması
İhtiyati hacizŞartları varsa yeniden koruma tedbiri istenmesi
Mal araştırmasıBorçlunun malvarlığının güncel olarak sorgulanması
Tasarruf iptaliMühlet öncesi devirler için iptal davası şartlarının değerlendirilmesi
İflas yoluŞartları varsa iflas yoluyla takibin değerlendirilmesi
SatışHacizli mallarda süresinde satış istenmesi (İİK m.106)

Altıncı satır, mühlet öncesi dönemi kapsayan bir imkândır: borçlunun malvarlığını eksilten devirler bakımından tasarrufun iptali davası gündeme gelebilir. Bu dava için kesin aciz vesikası şartı ve tasarruf tarihinden itibaren beş yıllık hak düşürücü süre gözetilir (İİK m.277, m.284).

Aciz belgesi için aciz vesikası rehberimize bakabilirsiniz.

Kötü Niyetli Başvurunun Denetimi

Konkordato talebinin yalnızca takipleri durdurmak amacıyla yapılıp yapılmadığı, sürecin her aşamasında denetlenir.

Denetim ölçütleri
ÖlçütNe değerlendirilir
BelgeSunulan mali tabloların güncelliği ve gerçekliği
ProjeÖdeme planının işletmenin kapasitesiyle uyumu
Mal kaçırmaBaşvuru öncesi yapılan devirler ve olağan dışı işlemler
İşbirliğiBorçlunun komiserle işbirliği yapıp yapmadığı
Bilgi vermeİstenen bilgi ve belgelerin süresinde sunulması
İzinİzne tabi işlemlerin izinsiz yapılıp yapılmadığı
Faaliyetİşletmenin fiilen faaliyetini sürdürüp sürdürmediği
SonuçŞartların ortadan kalkması hâlinde mühletin kaldırılabilmesi

Altıncı satır, mühletin kaldırılması taleplerinde en somut dayanaktır: izne tabi bir işlemin izinsiz yapıldığının tespiti, hem işlemin hükümsüzlüğünü hem de borçlunun iyiniyetli olmadığı iddiasını destekler. Bu tespit, tapu ve sicil kayıtlarından çıkarılabilir.

Alacaklı da mühletin kaldırılmasını isteyebilir. Konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması hâlinde ilgililer mühletin kaldırılmasını talep edebilir. Bu talep, komiser raporlarındaki tespitlere ve somut olgulara dayandırıldığında sonuç verme ihtimali yükselir; genel nitelikte şikâyetler ise dikkate alınmaz. Talebin reddine ilişkin karara karşı kanun yolu bakımından da sınırlama bulunduğu gözetilmelidir.

Kararın Usulü ve Kanun Yolu

Ret ve iflas kararlarının hangi usulle verildiği, başvuru imkânlarını da belirler.

Usul ve başvuru
KonuDeğerlendirme
DuruşmaKararın duruşma açılarak verilip verilmediği
GerekçeRet sebebinin kararda açıkça gösterilmesi
BildirimKararın ilgililere tebliği ve ilan edilmesi
Kanun yoluKarara karşı başvuru yolunun ve süresinin belirlenmesi
İflas kararıİflas kararı verilmişse tasfiye sürecinin başlaması
Masaİflas masasının oluşması ve alacakların kaydı
Sıra cetveliAlacakların kanuni sıraya göre değerlendirilmesi (İİK m.206)
Aciz vesikasıTasfiye sonunda karşılanmayan alacak için belge düzenlenmesi (İİK m.143)

İkinci satır, kanun yolu başvurusunun dayanağını oluşturur: ret gerekçesinin hangi belge veya hangi şart bakımından eksiklik tespit ettiği açıkça gösterilmemişse, karar denetime elverişli olmaz ve bu husus başvurunun ilk başlığı hâline gelir.

İflas kararıyla birlikte alacaklının konumu değişir. Bireysel takipler düşer ve alacaklar masaya kaydolur. Bu nedenle ret ve iflas kararının kesinleşme durumu izlenmeli; iflas hâlinde masaya kayıt için ilan edilen süre kaçırılmamalıdır. Bireysel takip dosyasının bulunması, alacağın masada kendiliğinden dikkate alınacağı anlamına gelmez.

Hukuki sonuçların yanında cezai sonuçlar: Alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket eden borçlu yalnızca mühletin kaldırılmasıyla karşılaşmaz; fiilin niteliğine göre İİK m.331 veya m.334 kapsamında şikâyet de gündeme gelebilir. İflasa karar verilirse hileli ve taksirli iflas suçları (TCK m.161-162) ayrıca değerlendirilir. Ayrıntı: konkordato sürecindeki suçlar.

Ret kararına karşı süreler: İflassız ret kararında istinaf süresi tebliğden itibaren iki haftadır ve bölge adliye mahkemesinin kararı kesindir (İİK m.293/2); iflasla birlikte verilen ret kararında m.164 uygulanır (İİK m.293/3). Diğer kararlarla karşılaştırma için konkordatoda kanun yolları yazımıza bakın.

Tasdik aşamasında dayanak m.308’dir: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, tasdik aşamasına gelindikten sonra talebin reddi ve iflasa m.292’ye göre değil m.308’e göre karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir (30.05.2024, E.2024/1049, K.2024/1882). Tasdik reddinin sonuçları için konkordatonun tasdik edilmemesi ve sonuçları yazımıza bakın.

Sıkça Sorulan Sorular

Konkordato talebi reddedilirse iflas edilir mi?

İflasa tabi borçlu yönünden, şartları oluştuğunda mahkeme komiserin raporu üzerine re’sen iflasa karar verebilir (İİK m. 292). İflasa tabi olmayan borçlu yönünden iflas sonucu doğmaz.

Hangi durumlarda iflasa karar verilir?

Kesin mühlet talebinin reddi, mühletin kaldırılması, borçlunun m. 297 yasaklarına aykırı davranması, alacaklıları zarara uğratma kastı veya projenin tasdik edilmemesi hâllerinde iflasa karar verilebilir.

İflasa tabi olmayan borçlu konkordatosu reddedilirse ne olur?

İflas sonucu doğmaz. Yalnızca konkordato mühleti sona erer, koruma kalkar ve alacaklılar yeniden takip yapabilir.

İflas kararı re’sen mi verilir?

Evet. İflasa tabi borçlu yönünden mahkeme, komiserin yazılı raporu üzerine, borçluyu ve gerektiğinde alacaklıları dinledikten sonra re’sen iflasa karar verir.

Kötü niyetli konkordato başvurusu ne olur?

Mahkeme, başvurunun yalnızca takipleri durdurma amaçlı olduğunu ilk incelemede açıkça görürse geçici mühlet dahi vermeden talebi reddedebilir.

İflas kararına itiraz edilebilir mi?

Evet. İflas kararına karşı İİK m. 164 uyarınca kanun yoluna başvurulabilir. İflasa tabi olmayan borçlunun reddedilen talebinde ise süresinde istinaf yolu açıktır.

İİK m.292 hangi hâlleri sayar?

Dört bent: (a) borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekmesi, (b) konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması, (c) borçlunun İİK m.297’ye aykırı davranması, komiserin talimatlarına uymaması ya da alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiğinin anlaşılması, (d) borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatifin konkordato talebinden feragat etmesi.

Bu hâller ne zaman uygulanır?

Yalnızca kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşen durumlar bakımından. Kesin mühlet talebinin reddi İİK m.293’te, tasdik şartlarının gerçekleşmemesi ise m.305 ve devamında düzenlenmiştir; bunlar m.292’nin bentleri arasında yer almaz.

Mahkeme bu kararı kendiliğinden verebilir mi?

Karar re’sen verilir; alacaklıların ayrıca iflas talebinde bulunmasına gerek yoktur. Ancak madde “komiserin yazılı raporu üzerine” dediğinden, süreci başlatan unsur komiserin raporudur.

Borçlunun ihlalini fark ettim, ne yapmalıyım?

Doğrudan mahkemeye iflas talebiyle başvurmak yerine durumu komisere yazılı olarak bildirmek daha etkili bir yoldur; çünkü İİK m.292 kapsamındaki kararı tetikleyen unsur komiserin yazılı raporudur.

İflasa tabi olmayan borçlu için hangi bentler uygulanır?

Yalnızca (b) ve (c) bentleri. Bu hâllerde mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine karar verir; iflas kararı verilmez. (a) ve (d) bentleri doğrudan iflas rejimiyle bağlantılı olduğundan uygulanmaz.

Karara karşı kanun yolu süresi nedir?

İflasa da karar verilmişse iflas kararına karşı İİK m.164 uyarınca; hakkında iflas kararı verilmeyen borçlu bakımından ise konkordato talebinin reddi kararına karşı kanun yoluna başvurulur. Her iki süre de 7499 sayılı Kanun’la 1 Haziran 2024 tarihinden itibaren on günden iki haftaya çıkarılmıştır.

Post by Av. Fatma Öztürk