Konkordato Mühletinin Borçlu Bakımından Sonuçları (İİK 297)
29 Haziran 2026

Konkordato Mühletinin Borçlu Bakımından Sonuçları (İİK 297)

Konkordato mühletinde borçlu, faaliyetini tamamen durdurmaz; komiserin nezareti altında işlerine devam eder. Ancak malvarlığını azaltabilecek bazı işlemleri mahkemenin izni olmadan yapamaz. İzinsiz yapılan bu işlemler hükümsüzdür (İİK m. 297).

Konkordato sürecinde işletmenizi doğru yönetmek ister misiniz?

Hukukçular Evi yanınızda.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Borçlu Faaliyetine Devam Eder

Konkordatonun amacı borçlunun iyileşmesi olduğundan, mühlet boyunca borçlunun işletmesini sürdürmesi esastır. Borçlu, komiserin gözetimi altında ticari faaliyetlerine devam eder. Mahkeme, gerekli görürse bazı işlemlerin geçerliliğini iznine bağlayabilir; hatta borçlunun yerine işletmenin komiser tarafından yönetilmesine de karar verebilir.

🧮 Borçlu olarak takviminizi kurmak için: Konkordato Mühlet Takvimi ve Nisap Aracı ile karar tarihinden itibaren tüm süreleri ve nisabı ücretsiz hesaplayabilirsiniz.

Mahkeme İzni Olmadan Yapılamayacak İşlemler

İİK m. 297/2, emredici (kesin) bir hükümdür. Buna göre borçlu, mühletin verilmesinden itibaren mahkemenin izni olmaksızın şu işlemleri yapamaz:

  • Rehin tesis etmek (mallarını rehne, ipoteğe vermek),
  • Kefil olmak,
  • Taşınmazını ve işletmenin devamlı tesisatını devretmek ya da bunları takyit etmek (üzerlerine sınırlama koymak),
  • İvazsız tasarruflarda bulunmak (karşılıksız olarak mal devretmek, bağışlamak).

Bu işlemler mahkeme izni olmaksızın yapıldığında hükümsüzdür. Yani sonuç doğurmaz ve borçlunun malvarlığı korunmuş olur.

Mahkeme Karar Vermeden Önce Görüş Alır

Mahkeme, yukarıdaki işlemlere izin verip vermeme konusunda karar vermeden önce komiserin ve alacaklılar kurulunun görüşünü almak zorundadır. Böylece borçlunun talep ettiği işlemin konkordatonun başarısını ve alacaklıların menfaatini zedeleyip zedelemediği denetlenir.

Borçlu Kurallara Uymazsa Ne Olur?

Borçlu, m. 297’deki yasaklara aykırı davranır ya da komiserin talimatlarına uymazsa, mahkeme borçlunun malları üzerindeki tasarruf yetkisini kaldırabilir. Borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılırsa, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme, kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve iflasa tabi borçlu için iflasına karar verebilir (İİK m. 292).

Komiserin İzniyle Yapılabilecek İşler

Borçlu, olağan işletme faaliyetlerini sürdürür; ancak konkordatonun amacını etkileyebilecek önemli işlemlerde komiserin izni veya mahkemenin onayı gerekir. Komiserin izniyle yapılan ve mühlet içinde doğan borçlar, konkordato şartlarına tabi olmaz; bu, borçlunun ticari hayatını sürdürebilmesi için önemlidir.

Konkordatoda komiser ve mahkeme süreciyle ilgili destek mi istiyorsunuz?

Hukukçular Evi yanınızda.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Kısıtlama Kararları İlan Edilir — Üçüncü Kişiler İçin Kritik

Maddenin son fıkrası, borçluya konulan kısıtlamaların kamuya duyurulmasını zorunlu kılar ve bu, borçluyla iş yapacaklar bakımından belirleyicidir.

İİK m.297’nin birinci ve üçüncü fıkrası kapsamında alınan kararlar, m.288 uyarınca ilan edilir ve ilgili yerlere bildirilir.

Hangi kararlar bunlar? Birinci fıkra kapsamında: bazı işlemlerin ancak komiserin izniyle yapılabileceğine veya borçlunun yerine komiserin işletmenin faaliyetini devam ettireceğine ilişkin kararlar. Üçüncü fıkra kapsamında: borçlunun malları üzerindeki tasarruf yetkisinin kaldırılmasına ilişkin kararlar.

İlan yeri m.288’deki usuldür: Ticaret Sicili Gazetesi ve Basın-İlan Kurumunun resmî ilan portalı; ayrıca tapu müdürlüğü, ticaret sicili müdürlüğü, vergi dairesi, bankacılık birlikleri ve diğer ilgili kurumlara bildirim.

Pratik sonucu ağırdır: borçluyla sözleşme yapacak bir üçüncü kişi, bu kısıtlamaları öğrenebilecek durumdadır. Dolayısıyla “bilmiyordum” savunması güçleşir ve izinsiz yapılan işlemin hükümsüzlüğüne karşı iyiniyet iddiası zayıflar.

İlan ve bildirim rejiminin ayrıntısı için konkordato geçici mühlet ilanı ve bildirimler (İİK 288) sayfamıza bakabilirsiniz.

Üç Kademeli Denetim: Nezaret, İzin, Yerine Geçme

Kanun borçlunun yönetim yetkisini tek bir kalıba sokmaz; mahkemeye kademeli bir müdahale imkânı tanır.

Birinci kademe — nezaret (kural): borçlu komiserin nezareti altında işlerine devam eder. Olağan işletme faaliyetleri sürer; komiser gözetim yapar.

İkinci kademe — izin şartı: mahkeme, mühlet kararı verirken veya mühlet içinde, bazı işlemlerin geçerli olarak ancak komiserin izni ile yapılmasına karar verebilir. Hangi işlemlerin izne bağlanacağı somut olaya göre belirlenir.

Üçüncü kademe — yerine geçme: mahkeme, borçlunun yerine komiserin işletmenin faaliyetini devam ettirmesine karar verebilir. Bu, borçlunun yönetimden fiilen çekilmesi anlamına gelir.

Önemli ayrım: üçüncü kademe dahi iflas değildir. İşletme faaliyeti sürer, tasfiye başlamaz; değişen, işletmeyi kimin yürüttüğüdür. İflas ayrı bir karardır ve şartları İİK m.292’de düzenlenmiştir.

Kararın zamanı serbesttir: mahkeme bu tedbirleri mühlet kararıyla birlikte alabileceği gibi mühlet devam ederken de alabilir.

Yaptırım Merdiveni: Aykırılığın İki Ayrı Sonucu

Borçlunun kurallara uymaması hâlinde mahkemenin önünde iki seçenek vardır ve ağırlıkları farklıdır.

Tetikleyen davranışlar: borçlunun m.297’deki yasaklara aykırı davranması yahut komiserin ihtarlarına aykırı davranması. İkincisi çoğu zaman gözden kaçar: komiserin ihtarına uymamak, tek başına yaptırım sebebidir.

Birinci seçenek — tasarruf yetkisinin kaldırılması: mahkeme, borçlunun malları üzerindeki tasarruf yetkisini kaldırabilir. Konkordato devam eder, ancak borçlu malvarlığı üzerinde işlem yapamaz hâle gelir.

İkinci seçenek — m.292 çerçevesinde karar: mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve iflasa tabi borçlu bakımından iflasına karar verebilir.

Ölçüt ağırlıktır: hafif bir aykırılıkta yetki kısıtlaması yeterli görülebilirken, alacaklıları zarara uğratma amacının anlaşıldığı hâllerde m.292 yolu gündeme gelir. İflasa giden hâllerin tam listesi için konkordato talebi reddedilirse iflasa karar verilir mi? (İİK 292) sayfamıza bakınız.

Hükümsüzlük Ne Demek? Karşı Taraf İçin Sonuçları

Kanun, izinsiz yapılan işlemler için en ağır yaptırımı seçmiştir; bu, işlemin karşı tarafını doğrudan etkiler.

İşlem hükümsüzdür — yani sonuç doğurmaz. Bu, iptal edilebilir bir işlem değildir; ayrıca dava açılıp iptal ettirilmesine gerek kalmaksızın geçersizdir.

Somut örnekler: konkordatodaki bir şirketten alacağınıza karşılık ipotek aldıysanız ve mahkemenin izni yoksa, bu ipotek hükümsüzdür. Şirketin size kefil olması, izin yoksa aynı akıbete uğrar. İşletmenin devamlı tesisatının kısmen devri de aynı kapsamdadır.

Bu neden bu kadar sert? Çünkü sayılan işlemlerin ortak özelliği, borçlunun malvarlığını azaltması veya bir alacaklıyı diğerlerinin önüne geçirmesidir. Konkordatonun temel amacı olan alacaklılar arasında eşitlik, bu yasakla korunur.

Karşı taraf için kontrol listesi: ilanı ve karardaki tedbirleri okuyun; teminat alacaksanız mahkeme iznini yazılı olarak görün; işlem izne bağlanmışsa komiser iznini dosyaya koyun.

İzinle Doğan Borçlar Ayrıcalıklıdır

Yasak listesi ne kadar sert olursa olsun, kanun borçlunun ticari hayatını sürdürebilmesi için bir kapı açık bırakır.

Kural: kredi kurumları tarafından verilen krediler de dâhil olmak üzere, mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçlar, adi konkordatoda konkordato şartlarına tabi değildir.

Üç sonucu vardır: temerrüt hâlinde mühlet sırasında dahi icra takibine konu edilebilir; İİK m.206 kapsamında rehinli alacaklardan hemen sonra, diğer bütün alacaklardan önce ödenir; ve sonraki bir iflasta masa borcu sayılır.

Bu düzenleme olmasaydı hiçbir tedarikçi veya banka konkordatodaki bir işletmeyle çalışmak istemezdi; borç, projeye tabi olacağı için baştan indirim riski taşırdı.

Şart tektir ve atlanmamalıdır: komiserin izni. İzinsiz doğan borç bu korumadan yararlanamaz ve konkordato talebinden önce doğmuş alacaklarla aynı rejime tabi olur.

Alacağın statüsü ve bağlayıcılık dışında kalan gruplar için konkordatoda kamu (vergi ve SGK) alacaklarının durumu, mühletin sözleşmeler üzerindeki etkisi için konkordato mühletinde elektrik, su, doğalgaz kesilebilir mi? (İİK 296) sayfalarımıza bakabilirsiniz.

Borçlu İçin Uygulama Notları

Mühlet süreci, borçlu bakımından bir “rahatlama dönemi” değil, sıkı bir uyum dönemidir.

Sınırı baştan netleştirin. Mahkeme kararında hangi işlemlerin izne bağlandığı yazılıdır. Kararda izne bağlanmamış olsa bile m.297/2’deki dört yasak her hâlde geçerlidir.

İzin taleplerini erken yapın. Mahkeme, izin konusunda karar vermeden önce komiserin ve alacaklılar kurulunun görüşünü almak zorundadır. Bu, sürecin zaman almasına yol açar; acil bir tedarik veya finansman işlemini son ana bırakmak riskli olur.

Komiserle yazışmayı yazılı yürütün. Komiserin ihtarlarına aykırılık, tek başına yaptırım sebebidir. Verilen talimatların ve alınan izinlerin yazılı kaydı, sonraki bir tartışmada borçlunun en güçlü savunmasıdır.

Faiz ve takip rejimini birlikte okuyun. Mühlet borçluya takip ve faiz bakımından koruma sağlarken, tasarruf yetkisi bakımından kısıtlama getirir; ikisi aynı madde grubunun iki yüzüdür: konkordato mühletinde faiz işler mi? (İİK 294).

🗺️ Konkordato Konu Haritası

Konkordato sürecinin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

📋 Güncel Liste ve Sorgulama

⏳ Mühlet Rejimi

👤 Konkordato Komiseri

💼 Alacaklının Konumu

⚖️ Başvuru, Proje ve Sonuç

🏭 Sektörel ve Özel Durumlar

🛰️ Güncel takip: Konkordato ilanlarını gün gün izlemek için Konkordato Radarı sayfamızı kullanabilirsiniz.

Mühlet Borçluya Ne Getirmez? Sık Karıştırılan Beş Nokta

İİK m.297’nin borçluya sağladığı korumanın sınırlarını bilmek, sağladığı imkânı bilmek kadar önemlidir. Aşağıdaki beş nokta, uygulamada en çok yanlış anlaşılan hususlardır.

Yanlış beklentiGerçek durumDayanak
"Mühlette borcum donar, hiçbir şey ödemem"Mühlet süresince devam eden sözleşmeler nedeniyle borçlanılan edimler karşılıklı olarak ifa edilir. Cari teslimatların bedeli ödenirİİK m.296/1 son cümle
"Vergi ve SGK da tamamen kalkar"Mühlette 6183’e göre takip yapılamaz; ancak amme alacakları İİK m.308/c uyarınca konkordatonun mecburi hükümlerinin dışındadır — yani borç silinmezİİK m.294/1, m.308/c
"İşçi alacakları da bekler"İİK m.206/1’deki imtiyazlı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir ve tasdik için tam ödeme teminata bağlanmalıdırİİK m.294/2, m.305/d
"Rehinli alacaklı da hiçbir şey yapamaz"Rehinli alacaklı takip başlatabilir; yalnızca muhafaza tedbiri alınamaz ve rehnin satışı gerçekleştirilemez. Üstelik 7327 ile eklenen fıkra uyarınca belirli hâllerde satışa izin verilebilirİİK m.295
"Faiz tamamen durur"Faiz durması rehinle temin edilmemiş alacaklar içindir ve kesin mühlet tarihinden itibaren işler; ayrıca tasdik edilen proje aksine hüküm içerebilirİİK m.294/3

Mühletin Borçlu Bakımından Görünmeyen Sonuçları

İİK m.297 doğrudan borçlunun tasarruf yetkisini düzenler; ancak mühletin borçlu üzerindeki etkisi bununla sınırlı değildir. Aşağıdaki hükümler, borçlunun işletmesini yönetme biçimini doğrudan etkiler.

a) Müstakbel alacak devri hükümsüz olur

İİK m.294 uyarınca, konkordato mühletinin verilmesinden önce bir müstakbel alacağın devri sözleşmesi yapılmış ve devredilen alacak mühletin verilmesinden sonra doğmuşsa, bu devir hükümsüzdür. Borçlu açısından bu, olumlu bir sonuçtur: faktoring veya temlik yoluyla bağlanmış gelecek hakedişler malvarlığında kalır ve projenin finansmanında kullanılabilir.

💡 Ön projede bu hususu gösterin. Mühletten sonra doğacak ve devri hükümsüz sayılacak alacaklar, nakit akış tablonuzun gerçek bir kalemidir. Bunları ön projede açıkça göstermek, projenin finansman kaynağını somutlaştırır ve makul güvence değerlendirmesini güçlendirir.

b) Konusu para olmayan borçlarda aynen ifa tercihi borçlunundur

İİK m.294, konusu para olmayan alacakların alacaklı tarafından eşit kıymette bir para alacağına çevrilerek komisere bildirileceğini düzenler. Ancak aynı hüküm şunu ekler: “Şu kadar ki borçlu, komiserin onayıyla taahhüdün aynen ifasını üstlenmekte serbesttir.” Yani tercih borçlunundur — komiserin onayı şartıyla.

Bu tercih özellikle finansal kiralamada belirleyicidir: İİK m.307 uyarınca leasing konusu malların iadesinin ertelenebilmesinin ilk şartı, borçlunun sözleşmenin aynen ifasını İİK m.294 uyarınca üstlenmiş olmasıdır. Makine parkı leasingli bir işletme için bu, mühlet döneminde alınması gereken bir karardır.

c) Teşvik belgeleri ve ihracat taahhüt süreleri donar

İİK m.308/g’nin son fıkrası uyarınca, konkordato projesine göre borçları yeni bir itfa plânına bağlanan borçlulara ait teşvik belgelerinin süreleri ile ihracat taahhüt süreleri, geçici mühlet kararının verildiği tarihten konkordatonun bağlayıcı hâle geldiği tarihe kadar işlemez. Üretim ve ihracat yapan işletmeler için bu, mühletin en somut yan faydalarından biridir.

d) Tasdik edilirse harç, damga vergisi ve BSMV istisnası doğar

İİK m.308/g, tasdik edilen proje kapsamında yapılacak işlemleri Harçlar Kanununa tabi harçlardan, bu işlemler nedeniyle düzenlenecek kâğıtları damga vergisinden, alacaklılarca tahsil edilecek tutarları BSMV’den ve borçluya kullandırılacak kredileri KKDF’den istisna tutar. İstisna yalnızca borçlu ile proje kapsamındaki alacaklılara özgüdür; üçüncü kişiler yararlanamaz.

e) Rehinli malın mühlet içinde satışına izin verilebilir

9/6/2021 tarihli ve 7327 sayılı Kanunla İİK m.295’e eklenen fıkra, borçluya İİK m.297/2 usulü üzerinden ek bir imkân tanır. Mühlet sırasında rehinli malın satışı kural olarak gerçekleştirilemez; ancak rehinli mal konkordato projesine göre işletme tarafından kullanılması öngörülmüyorsa ya da kıymeti düşecek yahut muhafazası masraflı olacaksa, İİK m.297/2’deki usule göre satışına izin verilebilir. Satış gelirinden rehinli alacaklıya rehin bedeli kadar ödeme yapılır.

Bu, m.297/2’nin yalnızca bir yasak listesi olmadığını gösterir: aynı usul, borçlunun atıl ve masraflı varlıklardan kurtulmasına da hizmet eder. Karar mahkemenindir ve komiserin görüşü alınmak zorundadır.

Bu dört sonuç ön projeyi şekillendirmelidir. Müstakbel alacak devrinin hükümsüzlüğü nakit akışını, aynen ifa tercihi makine parkını, teşvik süresi donması üretim planını, vergi istisnaları ise projenin net maliyetini etkiler. Dördü de ön proje hazırlanırken hesaba katılmazsa, proje gerçekte olduğundan daha kötü görünür.

Borçlunun Sınırlarının Alacaklı Rejimiyle İlişkisi

Borçluya getirilen sınırlamalar, alacaklıların malvarlığı üzerindeki menfaatini korumaya yöneliktir; iki rejim birlikte işler.

Mühletin bütün sonuçları
KonuKuralDayanak
Takip yasağıMühlet içinde borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanun’a göre yapılanlar dâhil hiçbir takip yapılamaz, evvelce başlamış takipler dururİİK m.294
Geçici korumaİhtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmazİİK m.294
SürelerBir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemezİİK m.294
İmtiyazlı alacak206. maddenin birinci sırasındaki alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir; iflâs yoluyla takip yapılamazİİK m.294
FaizProje aksine hüküm içermedikçe rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi dururİİK m.294
Rehinli alacakKesin mühletin rehinli alacaklılar bakımından sonuçları ayrı maddede düzenlenmiştirİİK m.295
Komiser izniMühlet içinde komiserin izniyle kurulan işlemlerden doğan alacaklar takip yasağının dışındadır
ŞikâyetMühlete rağmen yapılan takip işlemlerine karşı icra hukuk mahkemesine şikâyet edilir

Yedinci satır, sınırlamanın karşılığını gösterir: borçlunun işlem serbestisi daraltılırken, komiserin izniyle kurulan ilişkilerden doğan alacaklar takip yasağının dışında tutularak işletmenin ticari hayatını sürdürmesi sağlanmıştır.

Kısıtlama kararları ilan edilir ve üçüncü kişileri bağlar. Borçlunun tasarruf yetkisine getirilen sınırlamalar ilan ve tescil yoluyla duyurulduğundan, borçluyla işlem yapan üçüncü kişiler bu sınırlamayı bilmediklerini ileri süremez. İzne tabi bir işlemin izinsiz yapılması hâlinde işlem hükümsüz sayılır ve bu sonuç karşı tarafı da etkiler. Bu nedenle mühlet altındaki bir işletmeyle sözleşme yapılırken mühlet kararının ve varsa iznin örneği alınmalıdır.

Borçlunun Yükümlülüklerinin Denetimi

Borçlunun kurallara uymaması, mühletin kaldırılmasına kadar giden sonuçlar doğurur.

Denetim başlıkları
KonuNe değerlendirilir
İşbirliğiKomiserle işbirliği yapılıp yapılmadığı
Bilgi vermeİstenen bilgi ve belgelerin süresinde sunulması
İzinİzne tabi işlemlerin izinsiz yapılıp yapılmadığı
Kayıt düzeniTicari defter ve kayıtların düzenli tutulması
MalvarlığıOlağan dışı para çıkışları ve devirler
Faaliyetİşletmenin fiilen faaliyetini sürdürüp sürdürmediği
ProjeÖdeme planının gerçekçiliğini koruyup korumadığı
SonuçAykırılık hâlinde mühletin kaldırılabilmesi

Üçüncü ve sekizinci satırlar birlikte okunmalıdır: izne tabi bir işlemin izinsiz yapıldığının tespiti hem işlemin hükümsüzlüğünü hem de mühletin kaldırılması talebinin dayanağını oluşturur. Bu tespit, tapu ve sicil kayıtlarından çıkarılabildiğinden alacaklı bakımından erişilebilir bir denetimdir.

İzin talebi için mahkeme izni talebi rehberimize bakabilirsiniz.

Üçüncü Kişiler Bakımından Sonuçlar

Mühlet kararı yalnızca borçlu ve alacaklıları değil, borçluyla işlem yapacak üçüncü kişileri de ilgilendirir.

Üçüncü kişi kontrol listesi
KonuYapılması gereken
Mühlet kararıKararın ve kapsamının örneğinin alınması
İzinİşlem izne tabiyse iznin yazılı olarak istenmesi
KomiserKomiserin bilgisinin ve görüşünün alınması
ÖdemePeşin veya teminatlı çalışma koşullarının belirlenmesi
AlacakMühlet sonrası doğan alacağın ayrıca kayıtlanması
SözleşmeSözleşmeye mühlet durumuna ilişkin kayıt konulması
SicilTescil ve ilan kayıtlarının kontrol edilmesi
Riskİşlemin hükümsüz sayılma riskinin değerlendirilmesi

Beşinci satır, tedarikçiler bakımından belirleyicidir: mühlet süresince komiserin izniyle kurulan ilişkilerden doğan alacaklar takip yasağının dışında kaldığından, bu alacakların mühlet öncesi alacaklardan ayrı kayıtlanması gerekir.

İyiniyet iddiası ilana karşı ileri sürülemez. Kısıtlama kararları ilan edildiğinden, borçluyla işlem yapan üçüncü kişi sınırlamayı bilmediğini ileri sürerek işlemin geçerliliğini savunamaz. Bu nedenle mühlet altındaki bir işletmeyle çalışırken, işlemin izne tabi olup olmadığı baştan tespit edilmeli ve gerekiyorsa izin belgesi sözleşme ekinde saklanmalıdır.

Faaliyetin Sürdürülmesinde Öncelik Sırası

Mühlet süresince sınırlı nakitle çalışan işletmede, hangi ödemelerin öncelikli olduğu baştan belirlenmelidir.

Öncelik planlaması
KalemDeğerlendirme
Zorunlu cari giderlerEnerji, kira ve tedarik gibi faaliyetin devamı için gerekli ödemeler
PersonelÜcretlerin düzenli ödenmesinin faaliyet üzerindeki etkisi
Süreç giderleriKomiser ücreti ve ilan giderleri
Sigorta ve bakımMalvarlığının değerini koruyan harcamalar
Vergi ve primMühlet sonrası doğan yükümlülüklerin takibi
Mühlet öncesi borçlarKural olarak proje kapsamında ödenmesi
İzinİzne tabi işlemlerin ayrıca değerlendirilmesi
KayıtÖdemelerin dönem ayrımıyla kaydedilmesi

Altıncı satır, en sık yapılan hatayı önler: mühlet öncesi doğmuş borçların mühlet süresince seçici biçimde ödenmesi, alacaklılar arasında eşitliğe aykırılık iddiasını doğurur ve komiser raporuna olumsuz yansır.

Dönem ayrımı, kayıt düzeniyle sağlanır. Mühlet öncesi ve sonrası doğan borçların muhasebe kayıtlarında ayrı izlenmesi; hem komiser denetimini kolaylaştırır hem de alacaklıların hangi alacağının hangi rejime tabi olduğunu tereddütsüz gösterir. Bu ayrım yapılmadığında, tasdik aşamasında proje kapsamı tartışmalı hâle gelir.

Sıkça Sorulan Sorular

Konkordato mühletinde borçlu faaliyetine devam edebilir mi?

Evet. Borçlu, komiserin nezareti altında işletmesini sürdürür. Mahkeme gerekli görürse bazı işlemleri iznine bağlayabilir veya işletmenin komiser tarafından yönetilmesine karar verebilir.

Borçlu mühlette hangi işlemleri yapamaz?

Mahkeme izni olmadan rehin tesis edemez, kefil olamaz, taşınmazını ve işletmesinin devamlı tesisatını devredemez ya da takyit edemez, ivazsız tasarrufta bulunamaz (İİK m. 297/2).

İzinsiz yapılan işlemin sonucu nedir?

Mahkeme izni olmaksızın yapılan bu işlemler hükümsüzdür; sonuç doğurmaz. Böylece borçlunun malvarlığı korunmuş olur.

Mahkeme izin verirken kimin görüşünü alır?

Mahkeme, bu işlemlere izin verip vermeden önce komiserin ve alacaklılar kurulunun görüşünü almak zorundadır.

Borçlu kurallara uymazsa ne olur?

Mahkeme tasarruf yetkisini kaldırabilir. Borçlu alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ediyorsa, komiserin raporu üzerine kesin mühlet kaldırılarak konkordato reddedilebilir ve iflasa karar verilebilir (İİK m. 292).

Komiserin izniyle doğan borçlar konkordatoya tabi mi?

Hayır. Mühlet içinde komiserin izniyle yapılan işlemlerden doğan borçlar konkordato şartlarına tabi olmaz; bu, borçlunun ticari faaliyetini sürdürebilmesini sağlar.

Borçluya konulan kısıtlamalar ilan edilir mi?

Evet. İİK m.297’nin son fıkrası uyarınca, birinci ve üçüncü fıkra kapsamında alınan kararlar — yani işlemlerin komiser iznine bağlanması, komiserin işletmeyi devam ettirmesi ve borçlunun tasarruf yetkisinin kaldırılması kararları — İİK m.288 uyarınca ilan edilir ve ilgili yerlere bildirilir.

Mahkeme işletmeyi komisere devredebilir mi?

Evet. Mahkeme, mühlet kararı verirken veya mühlet içinde, borçlunun yerine komiserin işletmenin faaliyetini devam ettirmesine karar verebilir. Bu bir iflas kararı değildir; işletme faaliyeti sürer, yalnızca yönetimi komiser yürütür.

Komiserin ihtarına uymamak yaptırım doğurur mu?

Evet. Madde, borçlunun m.297’deki yasaklara aykırı davranmasının yanında komiserin ihtarlarına aykırı davranmasını da ayrıca saymıştır. Bu hâlde mahkeme borçlunun malları üzerindeki tasarruf yetkisini kaldırabilir veya İİK m.292 çerçevesinde karar verir.

İzinsiz alınan ipotek geçerli olur mu?

Hayır. Borçlu mahkemenin izni dışında rehin tesis edemez ve aksi hâlde yapılan işlemler hükümsüzdür. Bu, iptal edilebilir bir işlem değildir; ayrıca dava açılmasına gerek kalmaksızın geçersizdir.

Mühlet içinde borçluya mal veya kredi verirsem alacağım ne olur?

Komiserin izniyle akdedilmiş borçlar adi konkordatoda konkordato şartlarına tabi olmaz; temerrüt hâlinde mühlet sırasında dahi icra takibine konu edilebilir, İİK m.206 kapsamında rehinli alacaklardan hemen sonra ödenir ve sonraki bir iflasta masa borcu sayılır. Şart, komiserin izninin bulunmasıdır.

Mahkeme izin kararını nasıl verir?

Mahkeme, bu işlemler hakkında karar vermeden önce komiserin ve alacaklılar kurulunun görüşünü almak zorundadır. Bu nedenle izin taleplerinin son ana bırakılmaması gerekir.

Post by Av. Fatma Öztürk