Konkordato mühletinde, işletmenin faaliyetinin devamı için önem arz eden elektrik, su ve doğalgaz gibi temel hizmetler, mühlet öncesi borç gerekçe gösterilerek kesilemez. İİK m. 296 bu sözleşmelerin devamını esas alır.
Konkordatoda hizmet kesintisi sorunu mu yaşıyorsunuz?
Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.
📞 Hemen Arayın💬 WhatsAppTemel Hizmetler Neden Kesilemez?
Konkordatonun amacı, borçlunun ticari faaliyetini sürdürerek mali durumunu düzeltmesidir. Elektrik, su, doğalgaz gibi hizmetler kesilirse işletme faaliyetini sürdüremez ve konkordatonun amacı boşa çıkar. Bu nedenle İİK m. 296, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerin devamını esas almıştır.
Konkordatoyu Fesih Sebebi Sayan Hükümler Geçersiz
İİK m. 296 uyarınca, sözleşmede yer alsa bile borçlunun konkordato talebinde bulunmasını sözleşmeye aykırılık, haklı fesih sebebi ya da borcu muaccel kılan bir durum sayan hükümler uygulanmaz. Sözleşmede böyle bir hüküm hiç bulunmasa dahi, abonelik sadece konkordatoya başvurulduğu gerekçesiyle sona erdirilemez veya kesilemez.
Mühlet Öncesi Borç ile Mühlet İçi Tüketim Ayrımı
Burada önemli bir ayrım vardır:
- Mühlet öncesi borç: Konkordato mühletinden önce doğmuş elektrik/su/doğalgaz borcu, konkordato alacağı olarak sürece tabidir; bu borç gerekçesiyle hizmet kesilemez ve takip yapılamaz (m. 294).
- Mühlet içi tüketim: Mühlet süresince devam eden sözleşmeler nedeniyle doğan edimler karşılıklı olarak ifa edilir (İİK m. 296, 7327 sayılı Kanun ile eklenen düzenleme). Yani borçlu, mühlet içinde tükettiği elektrik/su bedelini ödemeye devam eder.
Yargıtay Yaklaşımı
Yargıtay uygulaması da bu yöndedir; konkordato mühleti içinde, mühlet öncesi borç gerekçe gösterilerek elektrik kesintisi yapılamayacağı kabul edilmektedir. Aynı koruma, işletmenin faaliyeti için önem taşıyan diğer sürekli sözleşmeler (örneğin finansal kiralama) için de geçerlidir.
Hizmet Haksız Şekilde Kesilirse Ne Yapılmalı?
Mühlete rağmen hizmet kesilirse, borçlu durumu komisere bildirmeli ve mahkemeden gerekli tedbiri talep etmelidir. Komiserin gözetimindeki bu süreçte, sözleşmenin haksız feshine veya kesintiye karşı hukuki yollara başvurulabilir. Bu noktada bir avukatla çalışmak, sürecin doğru yönetilmesi açısından önemlidir.
İlgili Rehberler
Konkordatoda sözleşme ve hizmet kesintisi konusunda hukuki destek alın
Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.
📞 Hemen Arayın💬 WhatsAppKoruma, Karşı Tarafın Projeden Etkilenip Etkilenmediğine Bakmaz
Maddenin açılış ibaresi çoğu zaman atlanır, oysa korumanın kapsamını belirleyen şey tam da odur.
İİK m.296, kuralı “sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın” ifadesiyle kurar.
Bunun anlamı şudur: elektrik dağıtım şirketi, konkordato projesinden hiç etkilenmeyen bir alacaklı olsa dahi — örneğin borcunun tamamı mühlet öncesine ait olmasa veya projeye dâhil edilmemiş olsa bile — sözleşmeyi borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdiremez.
Korumanın şartı, alacaklının konumu değil sözleşmenin niteliğidir: sözleşmenin işletmenin faaliyetinin devamı için önem arz etmesi gerekir. Elektrik, su, doğalgaz, telekomünikasyon ve işletmenin üretimini sürdürmesi için zorunlu tedarik sözleşmeleri bu tanıma girer.
Geçersiz Sayılan Üç Tür Sözleşme Hükmü
Kanun, sözleşmelerde sık rastlanan üç kalıbı açıkça devre dışı bırakır.
1. “Konkordato talebi sözleşmeye aykırılık teşkil eder” türü hükümler uygulanmaz.
2. “Konkordato talebi haklı fesih sebebidir” türü hükümler uygulanmaz.
3. “Konkordato talebi borcu muaccel hâle getirir” türü hükümler uygulanmaz.
Ve bir de kapatıcı kural vardır: sözleşmede bu yönde bir hüküm hiç bulunmasa dahi sözleşme, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemez. Yani karşı taraf, sözleşmesinde böyle bir madde olmadığı için genel hükümlere dayanarak da fesih yoluna gidemez.
Uygulamadaki zayıf nokta: doktrinde, hükmün açık olmasına karşılık aykırılığın yaptırımının kanunda belirlenmemiş olduğuna dikkat çekilmektedir. Bu nedenle kesintiye uğrayan borçlunun elindeki imkân, genel hükümlere göre tazminat davası açmaktır — ki bu, zaten mali güçlük içindeki bir işletme için yavaş bir çözümdür. Pratikte hızlı yol, durumu komisere bildirip mahkemeden tedbir istemektir.
Madde Borçluya da Bir Hak Verir: Sözleşmeyi Feshetme
İİK m.296 yalnızca borçluyu koruyan bir hüküm değildir; ikinci fıkrasında borçluya bir saldırı aracı da tanır ve bu, uygulamada az kullanılan bir imkândır.
Kural: borçlu, tarafı olduğu ve konkordatonun amacına ulaşmasını engelleyen sürekli borç ilişkilerini, komiserin uygun görüşü ve mahkemenin onayıyla, herhangi bir zamanda sona erecek şekilde feshedebilir.
Üç şart birliktedir: ilişkinin sürekli borç ilişkisi olması, konkordatonun amacına ulaşmasını engellemesi, ve komiserin uygun görüşü ile mahkemenin onayının alınması. Borçlu bu fesih hakkını tek başına kullanamaz.
Tazminat projeye tabi olur. Fesih nedeniyle karşı tarafa ödenmesi gereken tazminat, konkordato projesine dâhil edilir; yani derhâl nakden ödenmesi gerekmez, projedeki indirim ve vade koşullarına tabi olur. Bu, hükmü borçlu için gerçekten kullanılabilir kılan unsurdur.
Önemli istisna: hizmet sözleşmelerinin feshine ilişkin özel hükümler saklıdır. Yani iş sözleşmeleri bu kolaylaştırılmış fesih rejimine tabi değildir; işçi çıkarmak isteyen borçlu, iş mevzuatının kendi kurallarına uymak zorundadır.
Karşı taraf için sonuç: konkordatodaki bir işletmeyle uzun süreli tedarik veya kira ilişkiniz varsa, sözleşmenizin bu yolla sona erdirilme ihtimalini ve tazminatınızın projeye tabi olacağını hesaba katmanız gerekir.
Borçluyla Yeni İşlem Yapacaklar İçin: Hükümsüzlük Riski (İİK 297)
Konkordatodaki bir işletmeyle çalışmaya devam edenlerin bilmesi gereken en önemli kural budur; aksi hâlde aldıkları teminat geçersiz çıkabilir.
Borçlu, komiserin nezareti altında işlerine devam eder. Ancak mahkeme, mühlet kararı verirken veya mühlet içinde bazı işlemlerin ancak komiserin izniyle yapılmasına, hatta borçlunun yerine komiserin işletmenin faaliyetini devam ettirmesine karar verebilir.
Kanun ayrıca doğrudan bir yasak listesi koyar. Borçlu, mahkemenin izni dışında mühlet kararından itibaren:
rehin tesis edemez, kefil olamaz, taşınmazı ve işletmenin devamlı tesisatını kısmen dahi olsa devredemez ve takyit edemez, ivazsız tasarruflarda bulunamaz.
Yaptırım ağırdır: aksi hâlde yapılan işlemler hükümsüzdür.
Pratik sonucu şudur: konkordatodaki bir işletmeden mal veya hizmet alacağınıza karşılık ipotek ya da rehin alıyorsanız, mahkemenin izni olmadan kurulan bu teminat hükümsüzdür. Kefalet için de aynı risk geçerlidir.
Mahkeme bu izni tek başına vermez: bu işlemler hakkında karar vermeden önce komiserin ve alacaklılar kurulunun görüşünü almak zorundadır.
Borçlunun mühlet içindeki konumunun tamamı için konkordato mühletinin borçlu bakımından sonuçları (İİK 297) ve komiserin yetkileri için konkordato komiseri kimdir? görev ve yetkileri (İİK 290) sayfalarımıza bakabilirsiniz.
Hizmet Sağlayıcı İçin Yol Haritası
Borçlusu konkordatoya giren bir elektrik, doğalgaz, su veya tedarik şirketinin izlemesi gereken sıra bellidir.
1. Mühlet ilanını takip edin. Geçici mühlet kararı Ticaret Sicili Gazetesi’nde ve resmî ilan portalında ilan edilir. Koruma, geçici mühlet kararının verildiği anda başlar; bu tarihi tespit etmek, borcun hangi döneme ait olduğunu ayırmanızı sağlar.
2. Alacağınızı iki döneme ayırın. Mühlet öncesi doğmuş borç konkordato alacağıdır ve komisere bildirilmelidir. Mühlet içi tüketim ise cari borçtur ve karşılıklı ifa kuralına tabidir.
3. Kesinti düşünmeyin, komisere yazın. Mühlet öncesi borç gerekçesiyle hizmeti kesmek kanuna aykırıdır. Ödenmeyen cari borç varsa yazılı olarak komisere bildirin ve gerekirse mahkemeden tedbir isteyin.
4. Yeni teminat alacaksanız izin şartını sorun. Rehin, ipotek veya kefalet gibi bir teminat söz konusuysa mahkemenin izni bulunup bulunmadığını teyit edin; izinsiz kurulan teminat hükümsüzdür.
5. Süreç sonunu izleyin. Tasdik kararı ilan edilir ve itiraz eden alacaklılar bakımından kanun yolu süresi ilandan işler. Alacak bildiriminizi yapmadıysanız sonraki aşamalarda söz hakkınız daralır.
Sık Sorulan İki Sınır Durumu
Uygulamada koruma kuralının sınırları iki noktada tartışılır.
Sözleşme “işletmenin faaliyetinin devamı için önem arz etmiyorsa” ne olur? Kanunun koruması bu nitelikteki sözleşmeler içindir. İşletmenin üretim veya hizmet faaliyetiyle bağlantısı bulunmayan, tamamen ikincil nitelikteki bir sözleşme bakımından aynı koruma tartışmalıdır. Ölçüt, sözleşmenin işletmenin ayakta kalmasıyla olan bağıdır.
Borçlu mühlet içi edimini de ödemiyorsa? Bu, konkordato talebine dayalı bir fesih değil, sözleşmenin kendi ihlalidir. Ancak burada da tek taraflı hareket etmek yerine komiser ve mahkeme kanalını kullanmak, sonradan haksız kesinti iddiasıyla karşılaşmamak bakımından güvenlidir.
Her iki durumda da ortak öneri: yazışmayı yazılı yürütmek ve borcun hangi döneme ait olduğunu belgelemek, sonraki tartışmanın zeminini belirler.
Mühlet İçi Alacağınız Hangi Statüde?
Hizmet sağlayıcının en çok tereddüt ettiği nokta, mühlet içinde verdiği hizmetin bedelini nasıl tahsil edeceğidir.
Kural karşılıklı ifadır: geçici ve kesin mühlet süresince devam eden sözleşmeler nedeniyle borçlanılan edimler karşılıklı olarak ifa edilir. Yani siz hizmeti vermeye devam edersiniz, borçlu da mühlet içindeki tüketimin bedelini ödemeye devam eder.
İki dönem birbirine karıştırılmamalıdır: mühlet öncesi doğmuş borç konkordato alacağıdır ve projeye tabidir; mühlet içi tüketim ise cari borçtur ve ödenmesi gerekir.
Ödenmezse ne olur? Mühlet içi edimin ödenmemesi, mühlet öncesi borçtan farklı bir mesele oluşturur ve konkordatonun yürüyüşü bakımından değerlendirilir. Bu durumda hizmet sağlayıcının yapması gereken, tek taraflı kesinti yerine durumu komisere bildirmek ve gerekiyorsa mahkemeden tedbir istemektir.
Neden tek taraflı kesinti riskli? Çünkü kesintinin dayanağı mühlet öncesi borç olarak değerlendirilirse, kanuna aykırı bir fiil hâline gelir ve tazminat sorumluluğu doğurabilir.
Alacağınıza faiz işleyip işlemediği ayrı bir konudur: konkordato mühletinde faiz işler mi? (İİK 294). Mühletin türü ve süreleri için geçici mühlet ile kesin mühlet arasındaki fark, sürecin sonucu için konkordato tasdik duruşması ve karara itiraz (İİK 304) sayfalarımıza bakınız.
Sıkça Sorulan Sorular
Konkordato mühletinde elektrik kesilebilir mi?
Hayır. Mühlet öncesi borç gerekçe gösterilerek, işletmenin faaliyeti için önem arz eden elektrik, su, doğalgaz gibi hizmetler kesilemez. İİK m. 296 bu sözleşmelerin devamını esas alır.
Mühlet içinde tükettiğim elektriği ödemek zorunda mıyım?
Evet. Mühlet süresince devam eden sözleşmelerden doğan edimler karşılıklı ifa edilir (İİK m. 296); yani mühlet içindeki güncel tüketim bedeli ödenir. Mühlet öncesi borç ise konkordatoya tabidir.
Abonelik sözleşmem konkordato nedeniyle feshedilebilir mi?
Hayır. Sözleşmede yer alsa bile konkordato talebini fesih sebebi sayan hükümler uygulanmaz; sözleşme yalnızca konkordatoya başvurulduğu gerekçesiyle sona erdirilemez.
Leasing (finansal kiralama) sözleşmesi feshedilebilir mi?
İşletmenin faaliyeti için önem arz eden finansal kiralama sözleşmeleri de bu korumadan yararlanır; mühlet gerekçesiyle tek taraflı feshedilemez. Mühlet içi ödemeler ise devam eder.
Hizmet haksız kesilirse ne yapmalıyım?
Durumu komisere bildirmeli ve mahkemeden gerekli tedbiri talep etmelisiniz. Haksız fesih veya kesintiye karşı hukuki yollara başvurulabilir; bir avukatla çalışmanız önerilir.
Bu koruma kamu borçlarını da kapsar mı?
Konkordato mühletinde 6183 sayılı Kanun’a göre kamu takipleri de durur (İİK m. 294). Temel hizmet sözleşmelerinin korunması ise İİK m. 296’dan kaynaklanır.
Projeden etkilenmeyen bir alacaklı sözleşmeyi feshedebilir mi?
Hayır. İİK m.296 kuralı, sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın uygular. Belirleyici olan alacaklının konumu değil, sözleşmenin işletmenin faaliyetinin devamı için önem arz edip etmediğidir.
Sözleşmemde konkordatoyu fesih sebebi sayan bir madde yoksa fesih yapabilir miyim?
Hayır. Kanun, sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşmenin borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemeyeceğini açıkça öngörmüştür.
Borçlu sözleşmeyi feshedebilir mi?
Evet, ancak sınırlı şartlarla. İİK m.296 uyarınca borçlu, tarafı olduğu ve konkordatonun amacına ulaşmasını engelleyen sürekli borç ilişkilerini komiserin uygun görüşü ve mahkemenin onayıyla feshedebilir. Bu çerçevede ödenmesi gereken tazminat konkordato projesine tabi olur.
İş sözleşmeleri de bu şekilde feshedilebilir mi?
Hayır. İİK m.296’da hizmet sözleşmelerinin feshine ilişkin özel hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir; iş sözleşmeleri bu kolaylaştırılmış fesih rejimine tabi değildir ve iş mevzuatının kendi kuralları uygulanır.
Konkordatodaki işletmeden teminat alabilir miyim?
Dikkatli olmak gerekir. İİK m.297 uyarınca borçlu, mahkemenin izni dışında mühlet kararından itibaren rehin tesis edemez, kefil olamaz, taşınmazı ve işletmenin devamlı tesisatını devredemez veya takyit edemez ve ivazsız tasarrufta bulunamaz; aksi hâlde yapılan işlemler hükümsüzdür.
Mahkeme bu izni nasıl verir?
Mahkeme, bu işlemler hakkında karar vermeden önce komiserin ve alacaklılar kurulunun görüşünü almak zorundadır.
Mühlet içinde verdiğim hizmetin bedeli ödenmezse ne yapmalıyım?
Tek taraflı kesinti yapmak yerine durumu komisere bildirmeli ve gerekiyorsa mahkemeden tedbir istemelisiniz. Kesintinin dayanağı mühlet öncesi borç olarak değerlendirilirse kanuna aykırı bir fiil hâline gelebilir ve tazminat sorumluluğu doğurabilir.


