Doğrudan Doğruya (Takipsiz) İflas — İİK m. 177
08 Haziran 2026

Doğrudan Doğruya (Takipsiz) İflas — İİK m. 177

Doğrudan iflas, borçlunun ya da alacaklıların takip süreçlerini beklemeksizin doğrudan mahkemeye başvurarak iflas kararı verilmesini talep ettiği bir usuldür. İcra ve İflas Kanunu’nun 177. maddesi, hangi hâllerde doğrudan iflas yoluna gidilebileceğini düzenler. Bu yazıda doğrudan iflasın koşulları, başvuru süreci ve borçluyu bekleyen hukuki sonuçlar ele alınmaktadır.

1) Doğrudan İflasın Hukuki Çerçevesi

Madde metni sınırlı sayıda hâl sayar; bunların dışında bir sebeple doğrudan iflas istenemez. İİK m.177 uyarınca alacaklı, önceden takibe gerek kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını şu hâllerde isteyebilir:

(1) Borçlunun malûm yerleşim yerinin olmaması. Buradaki “yerleşim yeri” Türk Medeni Kanunu’ndaki tanımdan daha geniş anlaşılır.

(2) Taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçması. Ticarethanesini kapatıp adres bırakmadan kaybolmak tipik örnektir. Bu sebebe dayanmak için taahhütlerin muaccel olması gerekmez.

(3) Alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunması veya bunlara teşebbüs etmesi. Borçlunun malvarlığını doğrudan ya da dolaylı olarak azaltıcı işlemleri kapsar.

(4) Haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklaması.

(5) Ödemelerini tatil etmiş olması (m.177/2).

Ayrıca kanun bir usul güvencesi öngörür: Türkiye’de bir yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlu, dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağırılır. Madde ayrıca İİK m.178’in ikinci fıkrasının burada da uygulanacağını belirtir.

Bu yol, uzun süren icra takip aşamasını atlayarak doğrudan mahkeme kararına dayanır. İflas kararı iticaret mahkemesince (iflas mahkemesi) verilir. Başvuru hem borçlu hem de alacaklılar tarafından yapılabilir.

2) Borçlunun Kendi İsteğiyle İflas Başvurusu

İİK m.178 uyarınca iflasa tabi borçlu, aciz hâlinde bulunduğunu bildirerek yetkili mahkemeden iflasını isteyebilir. Maddenin ikinci fıkrasında yazılı hâlde ise borçlu iflasını istemeye mecburdur; yani bu hâlde talep bir seçenek değil yükümlülüktür.

Ölçüt “aciz hâli”dir, “borca batıklık” değildir. Bu ayrım sık karıştırılır: pasiflerin aktifleri aşması anlamındaki borca batıklık, sermaye şirketleri ve kooperatiflere özgü ayrı bir rejimdir (İİK m.179). Adi tacir bakımından ölçüt, muaccel borçları ödeyecek durumda olmamaktır.

Borçlunun kendi isteğiyle başvurması, pasif bir bekleme yerine aktif bir tercih anlamına gelir. Bununla birlikte iflas kararıyla birlikte müflisin masaya giren malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlanır ve tasfiye tek elden yürümeye başlar; bu nedenle karar, konkordato seçeneğiyle karşılaştırılarak alınmalıdır.

3) Alacaklının Doğrudan İflas Talebi

Alacaklı, İİK m.177’deki özel hâllerden biri mevcutsa doğrudan iflas talebinde bulunabilir. Başvuru dilekçesinde alacağın varlığı ve iflasın gerekli kılan durum açıkça ortaya konulmalıdır. Mahkeme, iflas kararı vermeden önce borçluya savunma hakkı tanır; acil durumlarda ihtiyati tedbir verilebilir.

Özellikle borçlunun kaçma ya da malları saklama hâlinde ivedi tedbir kararı mümkündür. Mahkeme, alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü muhafaza tedbirlerini emredebilir (İİK m.159); defteri tutulacak mallar yalnızca alacağı karşılayanlar değil, borçlunun haczi mümkün bütün mallarıdır.

4) Mahkeme Süreci

Doğrudan iflas başvurusu ticaret mahkemesine yapılır. Mahkeme; başvuru dilekçesini inceler, borçluyu davet eder ve gerekli gördüğünde bilirkişi atayabilir. Borçlunun aktif mal varlığının pasif yükümlülüklerini karşılamaması, iflasın temel koşuludur.

İflas kararı verilmesiyle birlikte iflas idaresi (iflas dairesi) göreve başlar. Mal varlığına el konulur; alacaklılar masaya bildirimi yaptırarak sıra cetveliyle tahsilat hakkı kazanır. İflas kararı Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edilir.

⚖️ Hukuki Danışmanlık Alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 +90 554 648 37 15💬 WhatsApp

5) İflasın Hukuki Sonuçları

İflas kararının borçlu açısından başlıca sonuçları şunlardır: müflisin haczedilebilen bütün malları iflas masasını oluşturur ve iflasın kapanmasına kadar uhdesine geçen mallar da masaya girer (İİK m.184); müflisin bu mallar üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlanır; müflise karşı yürüyen bireysel takipler durur; vadesi gelmemiş borçlar muaccel hâle gelir.

Alacaklılar açısından ise: genel icra takipleri durur; tüm alacaklar iflas masasında toplanarak sıra cetveliyle önemine göre sıralanır. Alacaklılar avukat aracılığıyla alacaklarını iflas idaresine bildirmelidir; süre kaçırılmamalıdır.

6) Konkordato ile Doğrudan İflas Arasındaki Fark

Borçlu hem konkordato (borç yapılandırması) hem de doğrudan iflas yolunu değerlendirebilir. Konkordato, iflasın önüne geçmek amacıyla alacaklılarla plan dahilinde borç yeniden yapılandırmasını sağlar. Başarılı konkordato iflasın açılmasını engeller.

Doğrudan iflas ise borçlunun ödeme aczinin kesinleştiği durumlarda tercih edilebilir; konkordatonun mümkün olmadığı ya da kabul görmeyeceği öngörülen hâllerde doğrudan iflas daha hızlı bir çözüm sunar. Hangi yolun izleneceği işletmenin durumuna ve alacaklıların tutumuna göre avukatla birlikte belirlenmeli.

7) Pratik Öneriler

Doğrudan iflas düşünen tacirler için öneriler: (i) güncel bilanço ve mali tabloları hazırlayın; (ii) konkordato seçeneğini önce avukatla değerlendirin; (iii) mal kaçırma girişiminde bulunmayın — sonraki hukuki süreçleri ağırlaştırır; (iv) alacaklılarla önceden görüşerek uzlaşma arayın; (v) iflas başvurusu yaptıktan sonra mal varlığı üzerinde işlem yapmaktan kaçının; (vi) iflas idaresiyle şeffaf ve iş birlikçi bir tutum sergileyin.

Alacaklının Doğrudan İflas İsteyebileceği Hâller (İİK m.177)

Kural, iflasın önce takip yapılarak istenmesidir. İİK m.177 ise takip yapılmaksızın doğrudan iflas istenebilecek hâlleri sayar; bunlar borçlunun güvenilirliğinin ortadan kalktığı durumlardır.

Doğrudan doğruya iflas sebepleri (İİK m.177)
HâlNe demekTipik gösterge
Yerleşim yerinin bilinmemesiBorçlunun bulunabileceği yer belli değilTebligatların iade dönmesi
Taahhütlerden kurtulmak için kaçmakBorçlunun kaçmış olmasıAdres terki, yurt dışına çıkış
Alacaklıların haklarını ihlal eden hileli işlemlerMal kaçırma girişimiMuvazaalı devirler
Takip sırasında mallarını saklamakHaciz sırasında gizlemeTutanakla tespit
Ödemelerin tatil edilmiş olmasıBorçlarını ödemeyi durdurmuşToplu ödeme durması, protestolar
Konkordato mühletinin kaldırılmasıKonkordato başarısız olmuşMahkeme kararı
İlama dayalı alacağın icra emrine rağmen ödenmemesiİlamlı takip sonuçsuzİcra dosyası

Beşinci satır uygulamada en sık dayanılan sebeptir: ödemelerin tatil edilmiş olması. Bu, tek bir ödemenin aksaması değil, borçlunun genel olarak borçlarını ödemeyi durdurduğunun ortaya konmasını gerektirir. Protesto edilmiş senetler, karşılıksız çıkan çekler, toplu icra takipleri ve tedarikçi ödemelerinin durması birlikte değerlendirildiğinde bu sonuca ulaşılabilir.

Borçlunun Kendi İflasını İstemesi (İİK m.178)

İflas yalnızca alacaklının başvurabileceği bir yol değildir. Aciz hâlinde bulunan borçlu, kendi iflasını da isteyebilir ve bu, bazı durumlarda bilinçli bir tercih olabilir.

Borçlunun kendi iflasını istemesi
KonuKuralNot
Kim isteyebilirAciz hâlinde bulunan borçluİflasa tabi kişi olmalı
Sunulacak belgeMevcudu, alacakları ve borçları gösteren cetvelEksikse talep işleme alınmaz
Sermaye şirketi/kooperatifBorca batıklık hâlinde bildirim yükümlülüğüİİK m.179, TTK m.376
Yükümlü kişilerİdare ve temsille görevli olanlarBildirim zorunludur
Bildirmemenin sonucuSorumluluk doğarYönetici sorumluluğu
AlternatifKonkordato talebiFaaliyet sürdürülebilecekse
SonuçMahkeme iflasa karar verirTasfiye başlar

Altıncı satır, kararın gerçek eksenidir: iflas ile konkordato arasındaki tercih, işletmenin ayakta kalıp kalamayacağına göre yapılmalıdır. Faaliyeti süren, gelir üreten ve alacaklılara iflastan fazlasını önerebilecek bir işletme için doğru yol konkordatodur. Buna karşılık faaliyeti fiilen durmuş, kaynağı tükenmiş bir işletmede konkordato tasdik edilmez ve süreç zaman kaybına dönüşür. Karşılaştırma için konkordato mu iflas mı? farkları ve sonuçları rehberimize bakabilirsiniz.

Doğrudan İflas ile Takipli İflasın Karşılaştırması

İki yol arasındaki fark, hız ile ispat yükü arasındaki dengede toplanır.

İki iflas yolunun karşılaştırması
ÖlçütTakipli iflas (m.155 vd.)Doğrudan iflas (m.177)
Ön aşamaİflas yoluyla takip + ödeme emriYok — doğrudan dava
Borçlunun itirazıMümkün
Depo emriVerilir (İİK m.158)Şartlara göre
SüreDaha uzunDaha kısa
İspat yüküAlacağın varlığıAlacak + m.177 hâli
RiskDüşükŞart ispatlanamazsa ret
Ne zaman tercih edilirOlağan durumlarMal kaçırma, kaçma, ödemelerin tatili

Beşinci satır tercihin bedelini gösterir: doğrudan iflasta yalnızca alacağın varlığı değil, m.177’deki özel hâlin gerçekleştiği de ispatlanmalıdır. Bu ispat başarısız olursa dava reddedilir ve zaman kaybedilir. Bu nedenle doğrudan iflas, elde somut delil bulunduğunda — muvazaalı devir kayıtları, iade dönen tebligatlar, protesto ve karşılıksız çek kayıtları — tercih edilmelidir. Takipli yolun işleyişi için iflas davası ve depo emri (İİK m.158) yazımızı inceleyebilirsiniz.

“Ödemelerin Tatili” Ne Demek? En Çok Kullanılan ve En Çok Karıştırılan Sebep

Uygulamada alacaklıların en sık dayandığı doğrudan iflas sebebi budur; aynı zamanda borca batıklıkla en çok karıştırılandır.

Tanım: ödemelerin tatili, borçlunun muaccel borçlarını sürekli ve genel nitelikte ödeyememesi durumudur. Geçici bir nakit sıkışıklığı değil, süreklilik arz eden bir ödeyememe hâlidir.

Borca batıklıktan farkı: borca batıklık, pasiflerin aktiflerden fazla olmasıdır — yani bir bilanço ölçütüdür. Ödemelerin tatilinde ise borçlu, malvarlığı yeterli görünse dahi borcunu ödeyecek nakit kaynaklardan yoksundur. Bu nedenle bir şirket borca batık olmadığı hâlde ödemelerini tatil etmiş olabilir.

Nasıl ispatlanır? Borçlu ödemelerini tatil ettiğini alacaklılara açıkça bildirebilir. Bildirmese de çeşitli olaylardan anlaşılabilir: borçluya karşı yapılan ve devam eden çok sayıda icra takibinin bulunması, muaccel borçların ödenmemesi, çok sayıda senedin protesto edilmiş olması.

Önemli bir sınır: borçlunun yalnızca konkordato teklif etmiş olması, ödemelerini tatil ettiği anlamına gelmez. Konkordato talebi tek başına doğrudan iflas sebebi oluşturmaz.

Yargıtay uygulamasında da bu ayrım görülür: bir şirketin borca batık olmadığı tespit edilerek İİK m.179’a dayalı iflas istemi yerinde bulunmazken, aynı dosyada kaçma, hileli işlem ve ödemelerin tatili sabit görülerek m.177’ye göre sonuca gidilebilmektedir. Borca batıklık rejimi için sermaye şirketlerinde borca batıklık ve iflas (İİK 179) sayfamıza bakınız.

Doğrudan İflasta Depo Emri Yoktur — Savunmanın Ekseni Değişir

Takipli iflasla doğrudan iflas arasındaki en pratik fark budur ve borçlunun savunma stratejisini tümüyle belirler.

Takipli iflasta mahkeme, koşullar oluşsa bile hemen iflasa karar vermez; önce borçluya borcu ve takip giderlerini ödemesi için süre veren bir depo emri çıkarır. Bu, borçlu için son bir ödeme fırsatıdır.

Doğrudan doğruya iflasta ise borçluya ödeme emri gönderilmediği gibi depo emri hükümleri de uygulanmaz. Mahkeme, kanunda sayılan sebeplerin varlığını tespit ederse depo kararı vermeden doğrudan iflasa karar verir.

Sonucu şudur: doğrudan iflas davasında borçlunun savunması “ödeyeyim de dava düşsün” ekseninde kurulamaz. Savunma, İİK m.177’de sayılan sebebin gerçekleşmediğini göstermeye yoğunlaşmalıdır — örneğin ödemelerin tatil edilmediği, takiplerin ödenerek kapatıldığı, işyeri değişikliğinin kaçma sayılamayacağı gibi.

Karşılaştırma için iflas davası ve depo emri (İİK 158) ve iflas yoluyla adi takip: ödeme emri ve itiraz (İİK 155-156) sayfalarımıza bakabilirsiniz.

Alacaklı Olarak Neyi İspat Etmeniz Gerekir?

Doğrudan iflas davası açan alacaklının iki ayrı ispat yükü vardır ve ikisi de atlanamaz.

Birincisi: alacağın varlığı. Alacaklı sıfatınızı ortaya koymanız gerekir. Hileli işlem sebebine dayanılıyorsa ek bir şart vardır: malvarlığını azaltıcı hileli işlemden önce alacaklı sıfatını kazanmış olmak gerekir. Sonradan alacaklı olan kişi, kendisinden önceki bir işlemi hileli sayarak doğrudan iflas isteyemez.

İkincisi: doğrudan iflas sebebinin varlığı. Kanunda sayılan hâllerden hangisine dayanıldığı açıkça belirtilmeli ve somut delillerle desteklenmelidir. Genel ifadelerle “borçlu ödeme yapmıyor” demek yeterli değildir.

Dava sırasında malların korunması: mahkeme, alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü muhafaza tedbirlerini emredebilir. Talebin dava dilekçesinde açıkça ve gerekçeli olarak yer alması, borçlunun mal kaçırma emarelerinin somut olarak gösterilmesi kabul şansını artırır.

Doğrudan İflas mı, Konkordato mu? Karar Ölçütü

Borçlu bakımından bu iki yol arasındaki tercih, işletmenin geleceğini belirler.

Konkordato tasfiye yerine yeniden yapılandırmayı hedefler; borçlu işletmesinin başında kalır ve mühlet süresince takip baskısı kalkar. Buna karşılık belge yükü ağır ve zaman baskılıdır.

Doğrudan iflas ise ödeme aczinin kesinleştiği, yeniden yapılandırmanın gerçekçi olmadığı hâllerde gündeme gelir ve tasfiyeyle sonuçlanır.

Alacaklı bakımından ölçüt tahsil oranıdır: konkordato projesindeki teklif, iflas hâlinde eline geçecek muhtemel tutardan iyi mi? Bu karşılaştırma konkordato dosyasında zaten bir belge olarak sunulur.

Süreçlerin ayrıntısı için konkordato süreci: mühlet, komiser ve tasdik ve yolların karşılaştırması için iflas davası nasıl açılır? kimler isteyebilir, hangi mahkeme sayfalarımıza bakabilirsiniz.

İflasın Doğurduğu Sonuçlar

Doğrudan iflas kararı, takip yapılmaksızın verilse dahi sonuçları bakımından diğer iflas hâllerinden farklı değildir.

İflasın sonuçları
KonuKuralDayanak
Bireysel takiplerİflas kararıyla bireysel takipler düşer; alacaklar masaya kaydolur
MasaBorçlunun haczi kabil malvarlığı iflas masasını oluşturur
Tasarruf yetkisiBorçlunun masaya dâhil mallar üzerindeki tasarruf yetkisi sona erer
Sıra cetveliAlacaklar kanunda belirlenen sıraya göre karşılanırİİK m.206
Rehinli alacakRehnin paraya çevrilmesi rejimi ayrıca uygulanır
İstihkakMasaya alınan mal üzerinde üçüncü kişi iddiası ayrı usule tabidir
Aciz vesikasıTasfiye sonunda karşılanamayan alacak için belge düzenlenirİİK m.143
Tasarruf iptaliAciz vesikasına dayalı iptal davası imkânıİİK m.277, m.284

Yedinci ve sekizinci satırlar birlikte okunmalıdır: tasfiye sonunda düzenlenen aciz vesikası yalnızca bir tespit belgesi değildir; yirmi yıllık özel zamanaşımı ve tasarrufun iptali davası açma şartını sağlayarak alacaklıya yeni imkânlar doğurur.

Doğrudan iflasta takip şartı aranmaz. Kanunda sayılan hâllerin varlığında, önceden bir iflas takibi yapılmasına gerek olmaksızın doğrudan iflas istenebilir. Bu hâller sınırlı sayıda düzenlendiğinden, talep dilekçesinde hangi sebebe dayanıldığının açıkça gösterilmesi ve bu sebebin somut delillerle ortaya konması gerekir; genel nitelikte ödeme güçlüğü iddiası tek başına yeterli değildir.

Konkordato ile Karşılaştırma

İki yol da borç ödeme güçlüğüne cevap verir; sonuçları ise temelden ayrışır.

Karşılaştırma
ÖlçütDoğrudan iflasKonkordato
AmaçMalvarlığının tasfiyesiFaaliyetin sürmesi ve yapılandırma
YönetimTasfiye organları eliyleBorçlu, komiser nezaretinde
Takiplerİflasla bireysel takipler düşerMühletle durur (İİK m.294)
FaizAyrı rejim uygulanırRehinsiz alacaklarda durur
KatılımMasaya kayıtAlacak kaydı ve oylama
SonuçSıra cetveline göre dağıtım (İİK m.206)Projeye göre ödeme
Kalan alacakAciz vesikası (İİK m.143)Projedeki oranla sınırlı
BaşvuranBorçlu veya alacaklıBorçlu veya alacaklı

Yedinci satır, alacaklı bakımından iki yol arasındaki en somut farktır: iflasta karşılanamayan alacak için aciz vesikası düzenlenirken, konkordatoda alacaklı projede öngörülen oranla yetinmek zorundadır.

İflas süreci için iflasın açılması rehberimize bakabilirsiniz.

Doğrudan İflas Talebinde Hazırlık

Talebin kabul edilmesi, dayanılan sebebin somut delillerle ortaya konmasına bağlıdır.

Hazırlık listesi
KonuNe gösterilir
SıfatBorçlunun iflâsa tabi olup olmadığı
SebepKanunda sayılan hangi hâle dayanıldığı
DelilSebebin somut belgelerle desteklenmesi
AlacakAlacaklının alacağının varlığı
MalvarlığıBorçlunun malvarlığına ilişkin bilgiler
YetkiGörevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi
GiderYargılama gideri ve avansın yatırılması
DepoMahkemece süre verilmesi ihtimali

İkinci satır, talebin kaderini belirler: doğrudan iflas sebepleri kanunda sınırlı olarak sayıldığından, dilekçede hangi bende dayanıldığı açıkça gösterilmelidir. Genel nitelikte ödeme güçlüğü iddiası tek başına yeterli değildir.

Borçlu da kendi iflasını isteyebilir. Kanunda öngörülen hâllerde borçlu, malvarlığının borçlarını karşılamaya yetmediğini bildirerek kendi iflasını talep edebilir. Bu yol, tasfiyenin düzenli yürütülmesini sağlarken yöneticiler bakımından da sorumluluk riskini sınırlayabilir. Talep ile birlikte malvarlığı ve alacaklı listesinin sunulması gerekir.

İflas Kararı Sonrası Süreç

Karardan sonra tasfiye süreci belirli aşamalarla ilerler.

Tasfiye aşamaları
Aşamaİçerik
İlanİflas kararının ilan edilmesi
Masaya kayıtAlacaklıların alacaklarını bildirmesi
TespitMasaya dâhil malvarlığının belirlenmesi
İstihkakÜçüncü kişi iddialarının değerlendirilmesi
Paraya çevirmeMalvarlığının satışı
Sıra cetveliAlacakların sıraya konulması (İİK m.206)
İtirazCetvele karşı itirazın süresinde yapılması
DağıtımBedelin sıraya göre paylaştırılması

Yedinci satır, alacaklı bakımından en kritik eşiktir: sıra cetveline itiraz süresinde yapılmazsa cetvel kesinleşir ve alacağın sırası ile tutarı sonradan düzeltilemez.

Bireysel takip dosyası masaya kaydı sağlamaz. İflas kararıyla bireysel takipler düşer ve alacaklar masaya kaydolur. Mevcut bir icra dosyasının bulunması, alacağın masada kendiliğinden dikkate alınacağı anlamına gelmez. Bu nedenle ilan edilen süre içinde masaya kayıt başvurusunun ayrıca yapılması gerekir.

Yöneticiler Bakımından Sorumluluk

İflas kararı, şirket yöneticileri bakımından ayrı bir sorumluluk değerlendirmesini gündeme getirir.

Sorumluluk başlıkları
KonuDeğerlendirme
Zamanında başvuruİflas veya konkordato başvurusunun geciktirilmesi
Kayıt düzeniTicari defterlerin usulüne uygun tutulması
MalvarlığıŞirket malvarlığının korunması
Mal kaçırmaAlacaklıları zarara uğratan işlemler
Amme alacağıKanuni temsilcilerin sorumluluğu
EşitlikAlacaklılar arasında ayrım yapılması
Belgeİşlemlerin belgeye dayandırılması
DavaSorumluluğun ayrı bir dava konusu olması

Birinci satır, uygulamada en çok tartışılan başlıktır: mali durumun bozulduğu anlaşıldığı hâlde başvurunun geciktirilmesi, hem malvarlığının erimesine hem de yöneticiler bakımından sorumluluk iddialarına yol açar.

Sorumluluk, iflas kararından bağımsızdır. Şirketin iflas etmesi yöneticilerin kendi kusurlarından doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; bu sorumluluk ayrı bir dava konusudur ve tasfiyenin sonucundan bağımsız olarak değerlendirilir. Bu nedenle süreç boyunca alınan kararların gerekçeleriyle birlikte belgelenmesi yerinde olur.

Doğrudan İflas ile Takipli İflasın Karşılaştırması

İki yol arasındaki fark, iflas kararına giden süreçtedir.

Karşılaştırma
ÖlçütTakipli iflasDoğrudan iflas
Başlangıçİflas takibi ve ödeme emriDoğrudan iflas davası
Ödeme emriGönderilirGönderilmez
İtirazBorçlunun itiraz imkânıYargılamada savunma
SebepÖdememeKanunda sayılan hâller
SüreTakip aşaması nedeniyle daha uzunDaha kısa
Talep sahibiAlacaklıAlacaklı veya borçlu
Sonuçİflas kararıİflas kararı
TasfiyeAynı rejimAynı rejim

Dördüncü satır, iki yolun ayrıldığı temel noktadır: doğrudan iflasta kanunda sayılan özel hâllerin varlığı aranır ve bu hâl dilekçede somut olarak gösterilmelidir. Ödememe tek başına doğrudan iflas sebebi değildir.

Sonuçlar bakımından fark yoktur. Hangi yolla verilirse verilsin iflas kararının doğurduğu sonuçlar aynıdır: bireysel takipler düşer, masa oluşur ve alacaklar sıra cetveline göre karşılanır (İİK m.206). Fark yalnızca karara giden usulde ortaya çıkar.

Sıkça Sorulan Sorular

Doğrudan iflas nedir?

Takip aşaması beklenmeksizin borçlu ya da alacaklının ticaret mahkemesine doğrudan iflas kararı için başvurmasıdır (İİK m.177).

Borçlu kendi isteğiyle iflas başvurusunda bulunabilir mi?

Evet. İİK m.178 uyarınca iflasa tabi borçlu, aciz hâlinde bulunduğunu bildirerek yetkili mahkemeden iflasını isteyebilir; maddenin ikinci fıkrasındaki hâlde ise iflasını istemeye mecburdur. Ölçüt aciz hâlidir; pasifin aktifi aşması anlamındaki borca batıklık, sermaye şirketlerine özgü ayrı bir rejimdir (m.179).

Alacaklı doğrudan iflas talep edebilir mi?

Evet, ancak yalnızca İİK m.177’de sayılan hâllerde: borçlunun malûm yerleşim yerinin olmaması, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçması, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunması veya bunlara teşebbüs etmesi, haciz yoluyla takip sırasında mallarını saklaması yahut ödemelerini tatil etmiş olması.

İflas kararı ne zaman kesinleşir?

Mahkeme kararının açıklanmasıyla yürürlüğe girer; Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edilir. İtiraz belirli sürelere tabidir.

İflas mı, konkordato mu tercih edilmeli?

Borç yapılandırması mümkünse konkordato daha avantajlıdır. Konkordatonun mümkün olmadığı hâllerde doğrudan iflas daha hızlı çözüm sunar.

İflastan sonra borçlu iş kuramaz mı?

İflas süresi boyunca kısıtlıdır; iflasın kapanması ve gerekirse itibar iadesiyle yeniden ticari faaliyete başlayabilir.

Doğrudan iflas sebepleri kanunda sınırlı mı sayılmıştır?

Evet. İİK m.177 sınırlı sayıda hâl öngörür: borçlunun malûm yerleşim yerinin olmaması, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçması, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunması veya bunlara teşebbüs etmesi, haciz yoluyla takip sırasında mallarını saklaması ve ödemelerini tatil etmiş olması. Bu hâllerin dışında bir sebeple doğrudan iflas istenemez.

Ödemelerin tatili ile borca batıklık aynı şey mi?

Hayır. Borca batıklık, pasiflerin aktiflerden fazla olması anlamına gelen bir bilanço ölçütüdür ve sermaye şirketleri bakımından ayrı bir rejime tabidir (İİK m.179). Ödemelerin tatilinde ise borçlu, muaccel borçlarını sürekli ve genel nitelikte ödeyemez; malvarlığı yeterli görünse dahi nakit kaynaklardan yoksundur.

Ödemelerin tatil edildiği nasıl ispatlanır?

Borçlu bunu alacaklılara açıkça bildirebileceği gibi, çeşitli olaylardan da anlaşılabilir: borçluya karşı yapılan ve devam eden çok sayıda icra takibinin bulunması, muaccel borçların ödenmemesi, çok sayıda senedin protesto edilmiş olması gibi.

Borçlu konkordato teklif ettiyse doğrudan iflasını isteyebilir miyim?

Mücerret konkordato teklif etmiş olmak, borçlunun ödemelerini tatil ettiği anlamına gelmez ve tek başına doğrudan iflas sebebi oluşturmaz. Kanunda sayılan hâllerden birinin ayrıca gerçekleşmiş olması gerekir.

Doğrudan iflasta borçluya ödeme fırsatı verilir mi?

Hayır. Doğrudan doğruya iflasta borçluya ödeme emri gönderilmediği gibi depo emri hükümleri de uygulanmaz; mahkeme kanunda sayılan sebeplerin varlığını tespit ederse depo kararı vermeden iflasa karar verir. Bu nedenle savunma, sebebin gerçekleşmediğini göstermeye yoğunlaşmalıdır.

Hileli işlem sebebine dayanmak için özel bir şart var mı?

Evet. Bu sebebe dayanacak alacaklının, malvarlığını azaltıcı hileli işlemden önce alacaklı sıfatını kazanmış olması gerekir. Sonradan alacaklı olan kişi, kendisinden önceki bir işlemi hileli sayarak doğrudan iflas isteyemez.

Borçlu kendi iflasını istemek zorunda kalabilir mi?

Evet. İİK m.178 uyarınca iflasa tabi borçlu aciz hâlinde bulunduğunu bildirerek iflasını isteyebilir; maddenin ikinci fıkrasında yazılı hâlde ise iflasını istemeye mecburdur. Bu hâlde talep bir seçenek değil yükümlülüktür.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman görüş esas alınmalıdır.

⚖️ Ücretsiz Ön Görüşme

Hukukçular Evi — Ankara

📞 Hemen Ara💬 WhatsApp ile Yaz
Post by Av. Fatma Öztürk