Mevzuat güncellemesi — 7571 sayılı Kanun (25 Aralık 2025): İİK m.278 tümüyle yeniden yazılmıştır.
10 Saniyede Hukuk · İcra ve İflas Hukuku
Borçlu mal kaçırmadan tedbir alınır mı?
Bu soruya dair kısa bilgilendirme videosunu izleyebilir, ayrıntılı açıklamayı aşağıdaki rehberde bulabilirsiniz. Video genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız için avukata danışınız.
“Alışılmış hediyeler dışında, geçici veya kesin aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğinde olan haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir.”
- Şüpheli dönem kısaldı: iki yıl → bir yıl.
- Sürenin başlangıcı değişti: eskiden hacizden, hacizde mal bulunamaması sebebiyle acizden ya da iflâsın açılmasından geriye işliyordu. Artık geçici veya kesin aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten geriye işler.
- Karineler yeniden düzenlendi: Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları doğrultusunda ikinci fıkrada aksi ispat edilebilir kanuni karineler belirlenmiştir. Yakın hısımlar, eş ve kayın hısımları ile borçlunun ortak konutta birlikte yaşadığı kişilerle yaptığı tasarruflar, pek düşük bedelle yapılan sözleşmeler ve yeterli karşılık ispatlanmadıkça intifa hakkı, ömür boyu gelir veya ölünceye kadar bakma sözleşmeleri bağışlama sayılır.
Borçlu kişilerin alacaklılardan mal varlıklarını kaçırmak amacıyla yaptığı devir, bağış ve benzeri tasarrufların hükümsüz kılınmasına yarayan tasarrufun iptali davası, İcra ve İflas Kanunu’nun 277 ila 284. maddeleri arasında düzenlenmektedir. Bu dava, alacaklının haklarını korumak ve borçlunun iyiniyetsiz işlemlerini etkisiz kılmak amacıyla açılır. Bu yazıda tasarrufun iptali davasının koşulları, süresi ve uygulamadaki önemi ele alınmaktadır.
📘 Bu konunun ana rehberi: Tasarrufun İptali Davası: Borçlunun Mal Kaçırmasına Karşı (İİK 277-284)
1) Tasarrufun İptali Davasının Hukuki Temeli
İcra ve İflas Kanunu’nun 277. maddesi, alacaklının “borçlunun mevcudunu eksiltmek maksat ve kastıyla yaptığı” tasarrufları iptal ettirebileceğini düzenler. Bu dava; sözleşmeden doğan bir alacağın varlığına, borçlunun icra takibine konu edilmesine ve takibin sonuçsuz kalmasına dayandırılabilir.
Dava üç temel iptal türünü kapsar: (i) İİK m.278 kapsamında, ödeme güçsüzlüğü döneminde bağış niteliğindeki işlemler; (ii) İİK m.279 kapsamında, aciz halinde yapılan karşılıksız ya da düşük bedelli tasarruflar; (iii) İİK m.280 kapsamında, üçüncü kişilerin zarar verme kastına ortak olduğu tasarruflar. Her bir madde farklı ön koşullar ve ispat kuralları öngörür.
2) İptal Konusu Olabilecek Tasarruflar
İptal davasına konu olabilecek başlıca işlemler: (i) taşınmaz devri (satış sözleşmesi, bağış, kat karşılığı vb.); (ii) taşınır devri (araç, değerli eşya, hisse senedi vb.); (iii) ipotek tesis edilmesi; (iv) borçlu lehine vekâletname kullanılarak yapılan devir; (v) şirket hisseleri devri.
Özellikle şüpheli görülen işlemler: düşük bedelle aile üyelerine satış, bağış, geriye dönük düzenlenmiş gibi görünen sözleşmeler, alacaklıların başvurusundan kısa süre önce gerçekleştirilen devirler. Bu işlemler İİK m.278-280 kapsamında belirli dönem kısıtlamalarına tabidir.
3) Davanın Şartları
Tasarrufun iptali davası açılabilmesi için gerekli koşullar: (i) geçerli bir alacak bulunması; (ii) borçlu hakkında kesinleşmiş icra takibi yapılmış olması; (iii) takibin sonuçsuz kalmış olması (aciz vesikası veya aciz şerhi); (iv) borçlunun söz konusu tasarrufu iptale konu dönem içinde yapmış olması.
Her hükmün farklı zaman sınırı mevcuttur: İİK m.278’de geriye dönük 1 yıl (7571 s.K ile 25.12.2025’te iki yıldan indirilmiştir), m.279’da 1 yıl, m.280’de ise herhangi bir süre sınırı olmaksızın ancak borçlunun zarar verme kastını bilen kişilere karşı açılabilmektedir. Alacağın doğum tarihi bu hesaplamalarda belirleyicidir.
4) Dava Kime Karşı Açılır?
Tasarrufun iptali davası, borçluya değil; borçluyla işlem yapan üçüncü kişiye karşı açılır. Üçüncü kişi dava sonucunda elde ettiği mal varlığını alacaklının takibine sunmak zorunda kalır. Bu kararın sonucu “iade” değil; alacaklı bakımından o mal üzerinde haciz imkânının doğmasıdır.
Taşınmazı devralandan sonra alan “dördüncü kişi” de davaya dahil edilebilir; ancak bunun için ya iyiniyetsizliğin ya da karşılıksız kazanımın ispat edilmesi gerekir. İyi niyetle ve bedel ödeyerek devralan kişilere karşı dava açılması İİK m.283 kapsamında değerlendirilir ve farklı koşullar aranır.
5) Aciz Vesikası ve Davanın İlişkisi
Tasarrufun iptali davası açılabilmesi için kural olarak kesinleşmiş aciz vesikası gerekmez; takibin sonuçsuz kalması ve borçlunun mal varlığının yetersiz olduğunun anlaşılması yeterlidir. Ancak davanın güçlendirilmesi için aciz vesikasının elde edilmesi tavsiye edilir.
Aciz vesikası, borçlunun ödeme gücünün bulunmadığını resmî olarak belgeleyen ve ilerleyen süreçte açılacak davalarda kolaylaştırıcı etki yaratan bir icra belgesidir. Aciz şerhi ile aciz vesikası birbirinden farklıdır; birincisi geçici, ikincisi kalıcı niteliktedir.
6) Yargılama ve İspat Yükü
Tasarrufun iptali davasında yargılama; asliye ticaret mahkemesi ya da asliye hukuk mahkemesinde görülür. Yerleşik içtihat gereği ağırlıklı ispat yükü alacaklıdadır; borçlunun zarar verme kastını ve bu kastın üçüncü kişi tarafından bilindiğini kanıtlamak gerekir. Kasta ilişkin somut delil sunulamadığında karine mekanizmalarından yararlanılabilir.
İspat araçları: tapu kayıtları, banka transferleri, sözleşmeler ve yazışmalar. Devrin tarihini ve bedelini sorgulayan bilirkişi incelemesi istenebilir. Özellikle aile içi devirlerde Yargıtay, zarar verme kastının varlığına yönelik karine uygulamasını kabul etmektedir.
7) Pratik Öneriler
Alacaklı için öneriler: (i) borçlunun mal varlığını hızlıca araştırın — devirin ardından dava açma süreleri kısadır; (ii) aciz şerhi ya da vesikası alın; (iii) tapu hareket sorgusunu (son 2-3 yıl) mutlaka inceleyin; (iv) aile üyelerine yapılan devir ya da bağışları hedefleyin; (v) dava açarken ihtiyati tedbir talebiyle tapu şerhi isteyin.
Sıkça Sorulan Sorular
Tasarrufun iptali davası ne zaman açılabilir?
Borçlu hakkında takip yapıldığı ve takip sonuçsuz kaldığında açılabilir. İİK m.278’de 1 yıl (7571 sayılı Kanun’la 25.12.2025’te iki yıldan indirilmiştir; süre artık aciz belgesinin veya aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği ya da iflasın açıldığı tarihten geriye işler), m.279’da 1 yıl geriye dönük işlemler hedef alınabilir.
Kimler dava açabilir?
Takip alacaklıları dava açabilir. Birden fazla alacaklı varsa her biri kendi alacağı için ayrı dava açabilir ya da birlikte hareket edebilir.
Dava kime karşı açılır?
Borçluya değil, borçluyla işlem yapan üçüncü kişiye karşı açılır. Taşınmazı devreden üçüncü kişiden alanlar da koşullara göre davaya dahil edilebilir.
İptal kararı ne anlama gelir?
Borçlu tarafından devredilen mal üzerinde alacaklının haciz hakkı doğar. Mal üçüncü kişiden geri alınmaz; alacaklı o mal üzerine haciz koyabilir.
Aciz vesikası zorunlu mu?
Kural olarak zorunlu değil; takibin sonuçsuz kaldığını kanıtlamak yeterlidir. Ancak aciz vesikası davayı kolaylaştırır.
Aile içi devirler dava kapsamında mı?
Evet. Özellikle aile üyelerine yapılan devir ve bağışlarda Yargıtay zarar verme kastına ilişkin karine uygulamakta; ispat yükü üçüncü kişiye geçebilmektedir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman görüş esas alınmalıdır.


