Vergi borcu olan bir kişi, malvarlığını yakınlarına devrederek borçtan kurtulabilir mi? Devlet, bu tür mal kaçırma işlemlerine karşı “tasarrufun iptali” davası açabilir. Amme (kamu) alacakları için bu dava, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 24-31. maddelerinde özel olarak düzenlenmiştir. Bu, özel hukuktaki (İİK) tasarrufun iptali davasının kamu alacağına uyarlanmış hâlidir. Bu rehberde amme alacaklarında iptal davasını açıklıyoruz.
Vergi borcu nedeniyle mal kaçırma iddiasıyla mı karşılaştınız?
Hukukçular Evi yanınızda.
Amme Alacağında Tasarrufun İptali Nedir?
Bu dava; kamu borçlusunun (vergi, SGK primi gibi amme alacağı borçlusunun), alacağı tahsil edilemez hâle getirmek amacıyla yaptığı malvarlığı azaltıcı işlemlerin (bağış, düşük bedelle satış gibi) iptalini sağlar. Amaç, devletin alacağını tahsil edebilmek için, kaçırılan malı sanki hâlâ borçlununmuş gibi takip edebilmektir. Dava, alacaklı kamu idaresi (örneğin vergi dairesi) tarafından açılır.
İİK’daki İptal Davasından Farkı
Özel hukukta (İİK m.277-284) alacaklılar tasarrufun iptali davası açabilir; amme alacaklarında ise dayanak 6183 sayılı Kanun’un 24-31. maddeleridir. İki düzenleme benzer mantığa dayanır ama farklı kanunlara tabidir. En önemli pratik fark: amme alacağında, idarenin aciz hâli için ayrı bir takip şartı aranmasında ve sürelerde bazı özellikler bulunabilir. Bu nedenle alacağın kamu alacağı mı özel alacak mı olduğu, hangi kanunun uygulanacağını belirler.
İptale Tabi Tasarruflar
6183 sayılı Kanun, iptale tabi işlemleri benzer kategorilerde düzenler:
Bağışlamalar ve ivazsız (karşılıksız) tasarruflar: Borçlunun belirli süre içinde yaptığı karşılıksız kazandırmalar. Bağışlama sayılan tasarruflar: Görünüşte satış olsa bile gerçekte karşılıksız sayılan, değerinin çok altında yapılan devirler. Hükümsüz sayılan diğer tasarruflar: Borçlunun, alacaklı kamu idaresine zarar verme kastıyla ve karşı tarafın bu durumu bildiği işlemler.
Yakınlarla Yapılan Devirler
Borçlunun eş, çocuk, kardeş gibi yakınlarıyla yaptığı devirlerde, karşı tarafın borçlunun durumunu (mal kaçırma amacını) bildiği yönünde uygulamada güçlü bir değerlendirme eğilimi vardır. Çünkü yakınların, borçlunun mali durumundan habersiz olması hayatın olağan akışına aykırı kabul edilebilir. Bu, idarenin iptal davasında işini kolaylaştırır.
Davanın Sonucu
Dava kabul edilirse, iptale konu işlem üçüncü kişiye karşı tamamen geçersiz sayılmaz; sadece alacaklı kamu idaresi yönünden etkisiz hale gelir. İdare, o malı borçluya aitmiş gibi haczedip sattırarak alacağını tahsil edebilir. Mal, üçüncü kişinin mülkiyetinde kalmaya devam eder ama kamu alacağı oranında takibe konu olabilir.
Borçlu ve Üçüncü Kişi Açısından
Bu dava, hem borçluyu hem de malı devralan üçüncü kişiyi etkiler. Üçüncü kişi, iyiniyetli olduğunu ve borçlunun durumunu bilmediğini ispatlayabilirse korunabilir; ancak yakınlık ilişkisi varsa bu ispat zorlaşır. Vergi borcu olan bir kişiyle mal alışverişi yaparken, bu riski göz önünde bulundurmak önemlidir.
Aciz Vesikası Aranmaz: Üç Hâlden Biri Yeterlidir
Bu, iki rejim arasındaki en belirleyici farktır ve idarenin işini özel hukuk alacaklısına göre kolaylaştırır.
Özel hukukta tasarrufun iptali davası için alacaklının elinde aciz vesikası bulunması veya borçlu hakkında iflas kararı verilmiş olması gerekir.
Amme alacaklarında ise böyle bir belge aranmaz. Kanun, borçlunun şu üç durumdan birinde bulunmasını yeterli görür:
(1) müddetinde veya hapsen tazyikine rağmen mal beyanında bulunmamış olması; (2) malı bulunmadığını bildirmiş olması; (3) beyan ettiği malların borcuna kifayetsizliğinin anlaşılmış olması.
Pratik sonucu şudur: vergi dairesi veya sosyal güvenlik kurumu, ayrı bir takip tamamlayıp aciz vesikası almadan da iptal davası açabilir. Borçlunun mal beyanında bulunmamış olması tek başına yeterlidir.
Borçlu için sonuç: mal beyanında bulunmamak yalnızca bir usul eksikliği değildir; iptal davasının kapısını açan bir hâldir. Aciz vesikasının türleri ve sonuçları için aciz vesikası (İİK 143): sonuçları ve 20 yıllık zamanaşımı sayfamıza bakabilirsiniz.
Sürenin Başlangıcı: Ödeme Müddeti
İkinci belirleyici fark, geriye dönük inceleme penceresinin nereden başladığıdır.
Kural: bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar bakımından pencere, ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru iki yıl içinde veya ödeme müddetinin başlamasından sonra yapılan işlemleri kapsar.
İki yönlü bir pencere söz konusudur: geriye doğru iki yıl ve ileriye doğru sınırsız. Ödeme süresi başladıktan sonra yapılan her bağışlama, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin bu kapsamdadır.
Başlangıç noktası kritiktir: “ödeme müddetinin başladığı tarih”, vergi veya prim borcunun ödenmesi gereken sürenin başladığı andır. Bu tarih tahakkuk ve tebligat kayıtlarından tespit edilir.
Özel hukuktaki karşılığıyla farkı: orada pencere haciz, aciz veya iflastan geriye doğru hesaplanır ve en eski alacağın doğduğu tarihle sınırlıdır. Burada ise ölçüt ödeme müddetidir: tasarrufun iptali davası: borçlunun mal kaçırmasına karşı (İİK 277-284).
Beş yıllık hak düşürücü süre ortaktır: tasarrufların vukuu tarihinden beş yıl geçtikten sonra bu maddelere dayanılarak dava açılamaz.
Yakınlık Karinesi ve Anayasa Mahkemesi İptali
Bu başlık, güncel hukuku takip etmeyen kaynaklarda en sık hata yapılan noktadır.
Kanunun özgün düzenlemesi: üçüncü dereceye kadar (bu derece dâhil) kan hısımlarıyla, eşler ve ikinci dereceye kadar (bu derece dâhil) sıhrî hısımlar arasında yapılan ivazlı tasarruflar bağışlama hükmünde sayılıyordu.
Ancak bu bent iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu hükmü Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiş; karar 15 Eylül 2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve iptal hükmünün yayımdan başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Mahkemenin gerekçesi: kamu alacağının korunmasının aksi ispat edilebilir bir karineyle de mümkün olduğu; bu yöndeki bir tercihin mülkiyet hakkı ve hak arama özgürlüğü üzerinde daha hafif etki yaratacağı; bu itibarla kuralın amaç bakımından gerekli olmadığı.
Pratik sonucu: yakınlarla yapılan devirlerde artık çürütülemez bir bağışlama karinesine dayanılamaz. İdarenin, karşı tarafın borçlunun durumunu bildiğini veya bilmesi gerektiğini ortaya koyması beklenir.
Bendin diğer unsurları yürürlüktedir: pek aşağı fiyat kabul edilen akitler ile kaydı hayat şartıyla irat ve intifa hakkı tesis edilen akitler bağışlama hükmünde sayılmaya devam eder.
Teminat ve Ödeme İşlemleri: 6183 m.29
Bağışlama dışındaki şüpheli işlemler ayrı bir maddede, aynı süre penceresiyle düzenlenmiştir.
Kapsanan işlemler şunlardır:
(1) Mevcut bir borcu temin için verilen rehinler. Borçlunun teminat göstermeyi evvelce taahhüt etmiş olduğu hâller bunun dışındadır.
(2) Para veya mûtat ödeme vasıtalarından başka bir suretle yapılan ödemeler. Yani borcun mal, araç veya taşınmaz devriyle kapatılması.
(3) Vâdesi gelmemiş bir borç için yapılan ödemeler. Henüz muaccel olmayan bir borcun erken kapatılması, diğer alacaklıları geride bırakma sonucu doğurur.
Ortak mantık: bu üç işlem, borçlunun mali durumu bozulmuşken belirli bir alacaklıyı diğerlerinin önüne geçirir. Kanun bu kayırmayı hükümsüz sayar.
İşletmeler için uyarı: vergi veya prim borcu birikmişken bir tedarikçiye taşınmaz devrederek borç kapatmak, tipik olarak bu madde kapsamına girer.
Dava Kime Karşı Açılır?
İptal talebinin muhatapları kanunda tek tek sayılmıştır ve çevre üçüncü kişiyi de aşar.
Kanunun ifadesi: iptal, borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimselerle, bunların mirasçılarına ve suiniyet sahibi diğer üçüncü şahıslara karşı istenir.
Üç grup dikkat çeker. Birincisi doğrudan işlemin karşı tarafı. İkincisi mirasçılar: malı devralan kişi ölmüşse dava mirasçılarına yöneltilir. Üçüncüsü suiniyet sahibi diğer üçüncü şahıslar: mal el değiştirmişse, durumu bilerek devralan sonraki kişi de davalı olabilir.
Bu üçüncü grup pratik olarak önemlidir: borçludan alınan malın hemen bir başkasına devredilmesi, iptal davasından kaçmayı sağlamaz — sonraki alıcının iyiniyetli olup olmadığı incelenir.
Alıcı için sonuç: vergi veya prim borcu bulunan bir kişiden mal alırken, malın önceki el değiştirme geçmişi de araştırılmalıdır.
Yargılama Usulü: “Diğer İşlere Takdimen”
Kanun, bu davalara özel bir usul önceliği tanımıştır ve bu, özel hukuktaki karşılığında bulunmaz.
Kural: bu davalar umumi mahkemelerde açılır ve diğer işlere takdimen, yani öncelikle, umumi hükümlere göre görülür.
Görevli yargı kolu adli yargıdır: vergi alacağına dayansa dahi iptal davası vergi mahkemesinde değil, genel mahkemede görülür. Bu, uyuşmazlığın özel hukuk işlemlerinin geçerliliğine ilişkin olmasından kaynaklanır.
Öncelik kuralının anlamı: mahkeme, bu dosyayı sıradaki diğer işlerin önüne alarak görür. Kamu alacağının tahsilindeki gecikmeyi önlemek amaçlanmıştır.
Borçlu ve üçüncü kişi için sonuç: süreç, benzer bir özel hukuk davasına göre daha hızlı ilerleyebilir; savunma hazırlığının erken yapılması gerekir.
İki rejimin bütünsel karşılaştırması için 6183 sayılı Kanun ile İİK karşılaştırması, prim borçları bakımından SGK prim borcu: 6183 sayılı Kanun’a göre tahsil süreci ve konkordatoda kamu alacaklarının konumu için konkordatoda kamu (vergi, SGK) alacakları ve 6183 sayfalarımıza bakabilirsiniz.
İki İptal Rejiminin Karşılaştırması
Tasarrufun iptali, alacağın niteliğine göre farklı mevzuata tabidir.
| Ölçüt | Özel alacak (İİK m.277 vd.) | Kamu alacağı (6183 s.K.) |
|---|---|---|
| Dayanak | İcra ve İflâs Kanunu | 6183 sayılı Kanun |
| Ön şart | Kesin aciz vesikası veya iflas | Kendi rejimindeki şartlar |
| Davacı | Alacaklı | Alacaklı idare |
| Süre | Beş yıl (İİK m.284) | Kendi rejimine tabi |
| Sebepler | İvazsız tasarruflar, aciz hâli, zarar kastı | Kendi maddelerinde sayılan hâller |
| Yakınlar | Değerlendirmede ilişkinin gözetilmesi | Aynı şekilde |
| Sonuç | O mal üzerinden cebrî icra | Benzer sonuç |
| Mülkiyet | Davacıya geçmemesi | Aynı şekilde |
İkinci satır, iki rejim arasındaki en önemli usul farkıdır: özel hukuk alacaklarında kesin aciz vesikası aranırken, kamu alacaklarında bu şart kendi mevzuatındaki hâllere göre değerlendirilir.
Alacağın niteliği ilk tespit edilecek husustur. Kamu alacağı için İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine dayanılarak açılan dava veya bunun tersi, esasa girilmeden reddedilebilir. Bu nedenle takip dosyasının hangi mevzuata göre yürütüldüğü ve alacağın kaynağı, dilekçe hazırlanmadan önce netleştirilmelidir.
Dava Hazırlığında Kontrol Listesi
İptal davasında dilekçenin dayanağı, devir kayıtları ve tarihlerdir.
| Konu | Ne kontrol edilir |
|---|---|
| Alacak | Alacağın doğduğu tarih |
| Tasarruf | Devrin yapıldığı tarih |
| Sıra | Alacağın tasarruftan önce doğmuş olması |
| Taraflar | Borçlu ve devralan üçüncü kişi |
| Bedel | Devir bedelinin gerçekliği |
| Ödeme akışı | Bedelin banka üzerinden geçmesi |
| Yakınlık | Taraflar arasındaki ilişki |
| Tedbir | Yeniden devri önleyecek tedbir talebi |
Sekizinci satır, davanın sonucunu koruyan unsurdur: dava süresince malın bir başkasına devredilmesi ihtimaline karşı tedbir talep edilmelidir. Aksi hâlde dava kazanılsa dahi mal üçüncü kişiye geçmiş olabilir.
İptal davası için tasarrufun iptali davası rehberimize bakabilirsiniz.
İptale Tabi Tasarruflar
Hangi işlemlerin iptale konu olabileceği mevzuatta sayılmıştır.
| İşlem | Değerlendirme |
|---|---|
| Bağışlama | İvazsız tasarruflar |
| Değer farkı | Karşılığı ile bariz orantısız işlemler |
| Yakınlar | Akrabalarla yapılan devirler |
| Ortaklık | Ortaklar ve şirketlerle yapılan işlemler |
| Teminat | Mevcut borç için sonradan teminat verilmesi |
| Vadesiz ödeme | Vadesi gelmemiş borcun ödenmesi |
| Kast | Alacaklıyı zarara uğratma amacı |
| Bilme | Karşı tarafın durumu bilmesi |
Üçüncü ve dördüncü satırlar, kamu alacaklarında özel olarak düzenlenmiş hâllerdir: yakınlarla ve ilişkili şirketlerle yapılan devirler bakımından değerlendirme daha sıkı yapılır.
Ödeme akışı en güçlü karşı delildir. Devir bedelinin banka üzerinden ödendiğini gösteren kayıtlar, iptal iddiasını karşılayan en etkili belgedir. Nakit ödeme beyanı tek başına yeterli görülmeyebilir; bu nedenle mal alım satımlarında ödemenin banka kanalıyla yapılması ispat kolaylığı sağlar.
Davanın Sonuçları
İptal kararı, alacaklı idareye cebrî icra imkânı sağlar.
| Konu | Değerlendirme |
|---|---|
| Mülkiyet | Malın üçüncü kişide kalması |
| İcra | O mal üzerinden cebrî icra yapılabilmesi |
| Kapsam | Alacak ve ferileriyle sınırlı olması |
| Satış | Malın satılarak alacağın karşılanması |
| Artan bedel | Alacağı aşan kısmın üçüncü kişiye kalması |
| Üçüncü kişi | Devralanın durumunun değerlendirilmesi |
| İyiniyet | İyiniyetli kişilerin korunması |
| Sonraki devir | Malın yeniden devredilmiş olması |
Beşinci satır, üçüncü kişiyi koruyan sonuçtur: satış bedelinin alacağı aşan kısmı alacaklıya değil, malın maliki konumundaki üçüncü kişiye kalır.
Karar mülkiyeti değiştirmez. İptal kararı malı davacının mülkiyetine geçirmez; yalnızca o mal üzerinde cebrî icra yapılarak alacağın karşılanmasını sağlar. Bu nedenle talep sonucu buna göre kurulmalı ve kararın icra dosyasına sunulması ihmal edilmemelidir.
İptal davası için tasarrufun iptali dilekçesi rehberimize bakabilirsiniz.
Süre ve Usul
İptal davasında usule ilişkin hususlar dava açılmadan önce belirlenmelidir.
| Konu | Değerlendirme |
|---|---|
| Mevzuat | Alacağın niteliğine göre uygulanacak kanun |
| Görev | Uyuşmazlığın niteliğine göre görevli mahkeme |
| Yetki | Genel yetki kuralları ve taşınmazın yeri |
| Taraflar | Borçlu ve devralan üçüncü kişi |
| Süre | İlgili mevzuattaki hak düşürücü süre |
| Harç | Dava değerine göre hesaplanması |
| Tedbir | Devrin engellenmesi talebi |
| Deliller | Tapu, sicil ve banka kayıtları |
Dördüncü satır, taraf teşkilinin şartıdır: iptal davası hem borçluya hem de tasarrufta bulunulan üçüncü kişiye karşı açılır. Taraflardan birinin dava dışı bırakılması davanın reddine yol açar.
Devir zinciri bütün olarak incelenmelidir. Mal birden çok kez devredilmişse, her devralanın durumu ayrı değerlendirilir ve dava buna göre kurulur. Bu nedenle tapu ve sicil kayıtları tarih sırasıyla çıkarılmalı; zincirdeki tüm kişiler tespit edilmelidir.
Borçlu ve Üçüncü Kişi Bakımından
İptal davasıyla karşılaşan tarafların savunma imkânları bellidir.
| Konu | Değerlendirme |
|---|---|
| Tarih | Devrin alacağın doğumundan önce yapılması |
| Bedel | Devrin gerçek bedelle yapılması |
| Ödeme akışı | Bedelin banka üzerinden geçmesi |
| Piyasa | Bedelin piyasa değerine uygunluğu |
| İyiniyet | Üçüncü kişinin durumu bilmemesi |
| Malvarlığı | Devir sonrası yeterli malvarlığının bulunması |
| Süre | Hak düşürücü sürenin geçmiş olması |
| Belge | İşlemlerin belgeye dayanması |
Altıncı satır, en güçlü savunmalardan biridir: devir yapılmış olsa dahi borçlunun alacağı karşılayacak malvarlığı bulunuyorsa, alacaklının zarara uğrama unsurunun gerçekleşmediği ileri sürülebilir.
Ödeme akışı belirleyicidir. Devir bedelinin banka üzerinden ödendiğini gösteren kayıtlar, iyiniyet iddiasını destekleyen en etkili belgedir. Nakit ödeme beyanı tek başına yeterli görülmeyebilir; bu nedenle mal alım satımlarında ödemenin banka kanalıyla yapılması ispat kolaylığı sağlar.
Uygulamada Sık Sorulanlar
Kamu alacaklarında iptal davası konusunda tekrarlanan sorular belirli başlıklarda toplanır.
| Soru | Cevap |
|---|---|
| Mevzuat | Alacağın niteliğine göre uygulanacak kanun |
| Ön şart | Kendi rejimindeki şartların değerlendirilmesi |
| Taraf | Borçlu ve üçüncü kişinin birlikte davalı olması |
| Mülkiyet | Malın davacıya geçmemesi |
| Sonuç | O mal üzerinden cebrî icra imkânı |
| Yakınlar | Akrabalarla yapılan devirlerde sıkı değerlendirme |
| İyiniyet | Üçüncü kişinin korunması |
| Tedbir | Yeniden devri önleyecek talep |
Birinci satır, dava hazırlığının ilk adımıdır: alacağın özel hukuk alacağı mı kamu alacağı mı olduğu belirlenmeden hangi mevzuatın uygulanacağı tespit edilemez.
Yanlış mevzuat davayı sonuçsuz bırakır. Kamu alacağı için İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine dayanılarak açılan dava veya bunun tersi, esasa girilmeden reddedilebilir. Bu nedenle takip dosyasının hangi mevzuata göre yürütüldüğü, dilekçe hazırlanmadan önce netleştirilmelidir.
İptal davası için tasarrufun iptali davası rehberimize bakabilirsiniz.
Delil Hazırlığı
İptal davasında iddianın desteklenmesi belgelere dayanır.
| Kaynak | İçerik |
|---|---|
| Tapu | Taşınmaz devirlerinin tarihleri |
| Trafik | Taşıt devirleri |
| Ticaret sicili | Ortaklık ve pay devirleri |
| Banka | Para hareketleri ve ödeme akışı |
| Vergi kayıtları | Alacağın doğum tarihi |
| Takip dosyası | Haciz ve mal araştırması kayıtları |
| Nüfus | Taraflar arasındaki akrabalık |
| Bilirkişi | Değer ve kayıt incelemesi |
Beşinci satır, davanın temel şartını gösterir: iptali istenen tasarrufun alacağın doğumundan sonra yapılmış olması aranır. Bu nedenle alacağın doğum tarihi belgeyle ortaya konmalıdır.
Tarihler karşılaştırılarak sunulmalıdır. Alacağın doğduğu tarih ile devrin yapıldığı tarih, dava dilekçesinde yan yana gösterilmelidir. Bu karşılaştırma yapılmadan sunulan dilekçelerde davanın temel şartının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilemez.
Takip Süreciyle Bağlantı
İptal davası, yürüyen bir takibe dayanır; takibin durumu davayı etkiler.
| Konu | Değerlendirme |
|---|---|
| Takip | Takibin ayakta tutulması |
| Haciz | Hacizlerin düşmemesi (İİK m.106, m.110) |
| Mal araştırması | Borçlunun malvarlığının taranması |
| Tespit | Haczedilecek mal bulunmadığının belgelenmesi |
| Alacak | Alacağın tasarruftan önce doğmuş olması |
| Karar | Kararın icra dosyasına sunulması |
| Satış | O mal üzerinden satışın yürütülmesi |
| Süre | Satış isteme süresinin izlenmesi (İİK m.106) |
Altıncı satır, kararın uygulanması için zorunlu adımdır: iptal kararı alındıktan sonra o mal üzerinde haciz ve satış işlemlerinin yürütülebilmesi için kararın icra dosyasına sunulması gerekir.
Dava sürerken takip ayakta tutulmalıdır. İptal davası devam ederken takip dosyasındaki süreler işlemeye devam eder. Dosyanın işlemsiz kalması hâlinde hacizler düşer ve dava kazanılsa dahi uygulanacak bir takip kalmaz. Bu nedenle dosya düzenli yenilenmelidir.
İİK Rejimiyle Ortak Noktalar
İki rejim farklı mevzuata dayansa da bazı esaslar ortaktır.
| Konu | Değerlendirme |
|---|---|
| Amaç | Kaçırılan malvarlığına ulaşılması |
| Mülkiyet | Malın davacıya geçmemesi |
| Sonuç | O mal üzerinden cebrî icra |
| Taraf | Borçlu ve üçüncü kişinin davalı olması |
| Kast | Zarara uğratma amacının değerlendirilmesi |
| Bilme | Karşı tarafın durumu bilmesi |
| İyiniyet | Korunma şartlarının aranması |
| Delil | Devir ve ödeme kayıtlarının incelenmesi |
Üçüncü satır, her iki rejimde de aynıdır: iptal kararı mülkiyeti değiştirmez; yalnızca o mal üzerinde cebrî icra yapılabilmesini sağlar.
Sonraki devirler zinciri uzatır. Mal iptal davası açılmadan önce bir başkasına devredilmişse, sonraki devralanın durumu ayrıca değerlendirilir ve dava buna göre kurulur. Bu nedenle tapu ve sicil kayıtları tarih sırasıyla çıkarılmalı; zincirdeki tüm kişiler tespit edilmelidir.
İptal davası için tasarrufun iptali dilekçesi rehberimize bakabilirsiniz.
Kamu Alacağının Tahsil Rejimi
İptal davası, kamu alacağının tahsili için yürütülen sürecin bir parçasıdır.
| Aşama | İçerik |
|---|---|
| Tarh ve tebliğ | Alacağın doğması ve bildirilmesi |
| Ödeme emri | Borçluya ödeme emri gönderilmesi |
| İtiraz | Kendi mevzuatındaki başvuru yolu |
| Haciz | Malvarlığı üzerine haciz |
| Satış | Malın paraya çevrilmesi |
| Mal araştırması | Borçlunun malvarlığının taranması |
| Tespit | Haczedilecek mal bulunamaması |
| İptal davası | Kaçırılan malvarlığına yönelme |
Yedinci ve sekizinci satırlar birlikte okunmalıdır: borçlunun bilinen malvarlığından tahsil sağlanamadığında, daha önce yapılmış devirlere yönelmek için iptal davası gündeme gelir.
Mal araştırması dava hazırlığının parçasıdır. İptal davasında alacaklının, borçlunun mevcut malvarlığından tahsil sağlanamadığını ortaya koyması beklenir. Bu nedenle tapu, trafik ve banka sorgularının yapılmış olması ve sonuçlarının dosyaya konulması, davanın dayanağını güçlendirir.
Tasarrufun iptali için tasarrufun iptali davası rehberimize bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Amme alacağında aciz vesikası şart mı?
Hayır. Kanun üç hâlden birini yeterli görür: borçlunun müddetinde veya hapsen tazyikine rağmen mal beyanında bulunmamış olması, malı bulunmadığını bildirmiş olması ya da beyan ettiği malların borcuna kifayetsizliğinin anlaşılmış olması.
Geriye dönük süre nereden başlar?
Ödeme müddetinin başladığı tarihten. Bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar bakımından pencere, ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru iki yıl içinde veya ödeme müddetinin başlamasından sonra yapılan işlemleri kapsar.
Dava açma süresi ne kadar?
Kanun, ilgili maddelerde sözü geçen tasarrufların vukuu tarihinden beş yıl geçtikten sonra bu maddelere dayanılarak dava açılamayacağını öngörür.
Yakınlarla yapılan devirler otomatik bağış sayılır mı?
Artık dayanılabilecek bir karine değildir. Kan hısımları, eşler ve sıhrî hısımlar arasındaki ivazlı tasarrufları bağışlama sayan bent Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiş; karar 15 Eylül 2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve iptalin yayımdan dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Bağışlama hükmünde sayılan başka işlemler var mı?
Evet. Kendi verdiği malın değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler ile borçlunun kendisine yahut üçüncü bir şahıs menfaatine kaydı hayat şartıyla irat ve intifa hakkı tesis ettiği akitler bağışlama hükmündedir.
Borcu mal vererek kapatmak riskli mi?
Evet. Para veya mûtat ödeme vasıtalarından başka bir suretle yapılan ödemeler, aynı süre penceresi içinde hükümsüz sayılan işlemler arasındadır. Vâdesi gelmemiş bir borç için yapılan ödemeler ve mevcut bir borcu temin için verilen rehinler de bu kapsamdadır.
Malı üçüncü bir kişiye devretmek davadan kurtarır mı?
Hayır. İptal; borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya kendilerine ödeme yapılan kimselerle, bunların mirasçılarına ve suiniyet sahibi diğer üçüncü şahıslara karşı istenir.
Bu dava hangi mahkemede görülür?
Umumi mahkemelerde. Kanun ayrıca bu davalara diğer işlere takdimen, yani öncelikle bakılacağını öngörür.
Amme alacaklarında tasarrufun iptali davası nedir?
Kamu borçlusunun (vergi, SGK primi gibi) alacağı tahsil edilemez kılmak için yaptığı mal kaçırma işlemlerinin iptalini sağlayan davadır (6183 sayılı Kanun m.24-31). Alacaklı kamu idaresi açar.
İİK’daki iptal davasından farkı nedir?
Özel hukukta dayanak İİK m.277-284 iken, amme alacağında 6183 sayılı Kanun m.24-31 uygulanır. Benzer mantığa dayanırlar ama farklı kanunlara tabidir; aciz şartı ve sürelerde özellikler olabilir.
Hangi işlemler iptal edilebilir?
Bağışlar ve ivazsız tasarruflar, bağışlama sayılan düşük bedelli devirler ve borçlunun zarar verme kastıyla yaptığı (karşı tarafın bildiği) işlemler iptale tabidir.
Yakınlara yapılan devirler daha mı riskli?
Evet. Eş, çocuk, kardeş gibi yakınlarla yapılan devirlerde, karşı tarafın mal kaçırma amacını bildiği yönünde güçlü bir değerlendirme eğilimi vardır; bu, idarenin işini kolaylaştırır.
Dava kazanılırsa mal geri mi alınır?
İşlem üçüncü kişiye karşı tamamen geçersiz olmaz; sadece kamu idaresi yönünden etkisiz hale gelir. İdare o malı borçluya aitmiş gibi haczedip sattırabilir; mülkiyet üçüncü kişide kalır.
Vergi borçlusundan mal alırken neye dikkat etmeliyim?
Borçlunun mali durumunu ve devrin mal kaçırma amacı taşıyıp taşımadığını değerlendirin. İyiniyetli olduğunuzu ispatlayabilirseniz korunabilirsiniz; ancak yakınlık ilişkisi bu ispatı zorlaştırır.
Vergi borcunda mal kaçırma veya tasarrufun iptali için uzman desteği alın
Hukukçular Evi yanınızda.
İlgili Rehberler
- 📘 İcra ve İflas Hukuku Rehberi (Ana Rehber)
- ↪ Tasarrufun İptali Davası: Borçlunun Mal Kaçırmasına Karşı
- ↪ Vergi Borcunda Tecil ve Taksitlendirme (6183 m.48)
- ↪ Vergi Borcunda Ödeme Emri ve 6183 Sayılı Kanun
- ↪ Aciz Vesikası Nedir? Haczedilecek Malı Olmayan Borçlu
- Konkordato ve Tasarrufun İptali (Muvazaa) Davaları
- Tasarrufun İptali Davası: İİK m.277-284 Alacaklı Rehberi
- Tasarrufun İptali Davası: Borçlunun Mal Kaçırmasına Karşı


