Vergi borcu olan bir kişi, malvarlığını yakınlarına devrederek borçtan kurtulabilir mi? Devlet, bu tür mal kaçırma işlemlerine karşı “tasarrufun iptali” davası açabilir. Bu rehberde, amme alacaklarına özgü tasarrufun iptalini (AATUHK m. 24-31) sade bir dille açıklıyoruz.
Davanın Amacı
AATUHK m. 24’e göre idare, kamu borçlusunun mal kaçırmak amacıyla yaptığı bazı tasarrufların iptali için (adli yargıda) dava açabilir. Amaç, borçlunun elden çıkardığı malları borçluya aitmiş gibi haczedip satarak kamu alacağını tahsil etmektir.
Hükümsüz Sayılan Tasarruflar
Kanun, iki ana grup tasarrufu iptale tabi tutar:
- İvazsız tasarruflar (m. 27): Borçlunun, ödeme süresinin başladığı tarihten geriye doğru iki yıl içinde veya sonrasında yaptığı bağışlamalar ve karşılıksız devirler hükümsüzdür.
- Bağışlama sayılan tasarruflar (m. 28): Üçüncü dereceye kadar kan hısımları, eşler ve ikinci dereceye kadar sıhri hısımlar arasında yapılan ivazlı (bedelli) devirler ile gerçek değerinin çok altında yapılan satışlar bağışlama sayılır ve iptal edilebilir.
Ayrıca m. 29-30, kamu alacağının tahsiline engel olmak amacıyla yapılan diğer işlemleri (mevcut borç için sonradan teminat/rehin verme gibi) de hükümsüz sayar.
Süre ve Aciz Vesikası
Tasarrufun iptali davası, tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde açılmalıdır (hak düşürücü süre). Ayrıca İcra ve İflas Kanunu’ndaki genel iptal davasından farklı olarak, amme alacaklarına dayalı bu davada aciz vesikası aranmaz; idarenin malvarlığı araştırması yeterlidir.
Sonucu: Nispi Hükümsüzlük
İptal kararı, tasarrufu tarafları arasında tamamen geçersiz kılmaz; yalnızca davacı idare yönünden hükümsüz sayar (nispi/şahsi etki). Taşınmaz söz konusuysa, üçüncü kişi adına olan tapu kaydının iptaline gerek olmadan, mal borçluya aitmiş gibi haczedilip satılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut durumunuza ilişkin değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.


