Tasarrufun İptali Davası: Borçlunun Mal Kaçırmasına Karşı (İİK 277-284)
05 Kasım 2025

Tasarrufun İptali Davası: Borçlunun Mal Kaçırmasına Karşı (İİK 277-284)

Borçlu, alacaklılardan kaçmak için mallarını başkasına devrettiyse bu işlem etkisiz kılınabilir. Tasarrufun iptali davası, borçlunun alacaklısını zarara uğratmak amacıyla yaptığı malvarlığı azaltıcı işlemlerin (bağış, düşük bedelle satış gibi) alacaklı yönünden iptalini sağlar (İİK m.277-284). Dava için alacaklının elinde aciz vesikası bulunması veya borçlunun iflasına karar verilmiş olması gerekir.

Borçlu mal mı kaçırdı?

Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Tasarrufun İptali Davası Nedir?

Bu dava; borçlunun, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla yaptığı bazı işlemlerin (tasarrufların) alacaklı yönünden etkisiz sayılması için açılır. Amaç, borçlunun haciz veya iflastan kısa süre önce yaptığı ve alacaklıyı zarara uğratan işlemleri hükümsüz kılarak, o mala sanki hâlâ borçlununmuş gibi haciz koyabilmektir.

Dava Açmanın Ön Şartı: Aciz Vesikası veya İflas

Tasarrufun iptali davası açabilmek için, alacaklının elinde kesin veya geçici aciz vesikası bulunması ya da borçlu hakkında iflas kararı verilmiş olması gerekir (İİK m.277). Yani önce borçlunun, borcunu karşılayacak malı olmadığı bir takiple ortaya konmuş olmalıdır. Bu şart sağlanmadan açılan dava reddedilir.

Hangi İşlemler İptale Tabidir?

Kanun, iptale tabi tasarrufları üç ana grupta düzenler:

İvazsız (karşılıksız) tasarruflar — İİK m.278. Mütat hediyeler müstesna olmak üzere bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar bâtıldır. Sürenin hesabı iki katmanlıdır: haciz, aciz veya iflastan geriye doğru, haczin ya da aciz vesikasının sebebi olan yahut masaya kabul olunan alacaklardan en eskisinin doğduğu tarihe kadar gidilir; ancak bu müddet iki seneyi geçemez.

Acziden kaynaklanan tasarruflar — İİK m.279. Borcunu ödemeyen borçlunun, haciz, aciz veya iflastan evvelki bir sene içinde yaptığı şu dört işlem: (1) teminat göstermeyi önceden taahhüt ettiği hâller dışında, mevcut bir borcu temin için verdiği rehinler; (2) para veya mutat ödeme vasıtalarından başka bir suretle yapılan ödemeler; (3) vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeler; (4) kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhler.

Zarar verme kastıyla yapılan tasarruflar — İİK m.280. Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler; borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir.

Dava Açma Süresi: 5 Yıl

Tasarrufun iptali davası, iptale tabi tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde açılmalıdır (İİK m.284). Bu süre hak düşürücü niteliktedir; kaçırılırsa dava açma hakkı düşer.

Davanın Sonucu

Dava kabul edilirse, iptale konu işlem üçüncü kişiye karşı geçersiz sayılmaz; sadece alacaklı yönünden etkisiz hale gelir. Yani alacaklı, o malı borçluya aitmiş gibi haczettirip sattırabilir. Mal, üçüncü kişinin mülkiyetinde kalmaya devam eder ama alacaklının alacağı oranında haczedilebilir. Bu yönüyle dava, mülkiyeti geri döndürmez; alacaklıya cebri icra imkânı tanır.

Amme (Kamu) Alacaklarında Durum

Vergi ve diğer kamu alacaklarında, tasarrufun iptaline benzer bir düzenleme 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da (m.24-31) yer alır. Bu nedenle kamu alacağı söz konusuysa, iptal talebinin hangi kanuna dayandığına dikkat etmek gerekir.

İyiniyetli Üçüncü Kişinin Korunması

Tasarrufun iptali davasında, malı borçludan devralan üçüncü kişinin durumu önemlidir. Özellikle İİK m.280 kapsamında, üçüncü kişinin borçlunun zarar verme kastını bilmesi veya bilmesinin gerekmesi aranır. Eğer üçüncü kişi tamamen iyiniyetli ise ve borçlunun durumunu bilmiyorsa, bu durum dava sonucunu etkileyebilir. Ancak borçlunun yakınlarıyla (eş, çocuk, kardeş gibi) yapılan devirlerde, kötüniyetin bilindiği yönünde uygulamada güçlü bir değerlendirme eğilimi vardır.

İhtiyati Haciz ile İlişkisi

Tasarrufun iptali davası açılırken veya açılmadan önce, iptale konu mal üzerine ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir konulması, malın tekrar el değiştirmesini önlemek açısından kritiktir. Aksi halde, dava sürerken mal bir başkasına devredilirse süreç daha da karmaşıklaşır. Bu nedenle uygulamada dava, çoğu zaman ihtiyati tedbir talebiyle birlikte açılır.

Süre Hesabı Neden Sabit Bir “İki Yıl” Değil?

İvazsız tasarruflarda geriye dönük inceleme penceresi, çoğu kaynakta olduğu gibi düz bir iki yıl değildir.

Kanun iki ölçütü birlikte kullanır. Önce bir başlangıç noktası belirlenir: haczin veya aciz vesikası verilmesinin sebebi olan yahut masaya kabul olunan alacaklardan en eskisinin doğduğu tarih. Geriye doğru bu tarihe kadar gidilir.

Sonra bir tavan uygulanır: bu müddet, haciz, aciz veya iflastan evvelki iki seneyi geçemez.

Pratik sonucu şudur: alacağınız yeni doğmuşsa pencere iki yıldan kısa olabilir. Örneğin alacak sekiz ay önce doğmuşsa, ivazsız tasarruf incelemesi sekiz ayla sınırlı kalır; iki yıl geriye gidilemez.

Alacaklı için strateji: takip dosyasında hangi alacağın en eski olduğu, incelenebilecek tasarrufların kapsamını doğrudan belirler. Eski tarihli bir alacağın dosyaya dâhil edilmesi pencereyi genişletebilir.

Ve bir istisna vardır: mütat hediyeler bu kapsamın dışındadır.

Bağışlama Sayılan İvazlı İşlemler

Kanun, görünüşte bedelli olan bazı işlemleri de bağışlama gibi değerlendirir; bu, alacaklının en çok işine yarayan karinedir.

Bu bent büyük ölçüde Anayasa Mahkemesi kararlarıyla daraltılmıştır. Bendin özgün hâlinde karı ve koca ile usul ve füru, neseben ve sıhren üçüncü dereceye kadar hısımlar ile evlat edinen-evlatlık arasındaki ivazlı tasarruflar bağışlama gibi sayılıyordu. Ancak bu bent art arda üç iptal kararına konu olmuştur.

11/7/2018 tarihli kararla “neseben” ibaresi; 16/12/2021 tarihli kararla “Karı ve koca ile…” ibaresi; 26/1/2022 tarihli kararla da “…usul ve…” ve “…sıhren üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) hısımlar…” ibareleri iptal edilmiştir. İptal kararlarının yürürlüğü, hukuki boşluk doğmaması amacıyla ileri tarihe bırakılmıştır.

Pratik sonucu şudur: eş, üstsoy ve sıhrî hısımlarla yapılan ivazlı devirlerde artık otomatik bağışlama karinesine dayanılamaz. Alacaklının, karşı tarafın borçlunun durumunu bildiğini veya bilmesi gerektiğini İİK m.280 çerçevesinde ispat etmesi beklenir.

Bendin diğer unsurları ise yürürlüktedir: değer dengesizliği ile kaydı hayat şartıyla irat/intifa ve ölünceye kadar bakma akitleri bakımından karine işlemeye devam eder.

Değer dengesizliği: akdin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler de bağışlama gibidir.

Bu neden önemli? Çünkü bağışlama sayılan bir işlemde alacaklının, karşı tarafın kötüniyetini ayrıca ispat etmesi gerekmez; işlem doğrudan m.278 rejimine girer.

Akraba devirlerinin ayrıntısı için akrabaya yapılan devirlerde tasarrufun iptali sayfamıza bakabilirsiniz.

İİK 279’da İspat Yükü Üçüncü Kişidedir

Maddeler arasındaki en önemli usul farkı burada ortaya çıkar ve dava stratejisini belirler.

m.280’de yük alacaklıdadır: borçlunun malî durumunun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu ortaya konmalıdır.

m.279’da ise yük tersine döner: maddede sayılan işlemler bir sene içinde yapılmışsa bâtıl sayılır; işlemden yararlanan üçüncü kişi, ancak borçlunun hâl ve vaziyetini bilmediğini ispat ederek kurtulabilir.

Yargıtay uygulamasından bir örnek: bir yıl içinde mevcut borç için ipotek verilen olayda, ipotekten yararlanan davalı borçlunun hâl ve vaziyetini bilmediğini ispat edemediğinden tasarruf bâtıl sayılmıştır.

Alacaklı için sonuç: işlem m.279’un dört bendinden birine giriyorsa, dava kurgusunu m.280 üzerinden yapmak yerine m.279’a dayandırmak ispat yükünü hafifletir.

Üçüncü kişi için sonuç: savunma “bilmiyordum” demekle bitmez; bilmediğini ispat etmek gerekir.

Rehin ve İpotekte Kritik İstisna

m.279’un birinci bendi, teminat işlemleri bakımından ince bir ayrım içerir.

Kural: borçlunun mevcut bir borcu temin için verdiği rehinler, bir sene içinde yapılmışsa bâtıldır.

İstisna: borçlunun teminat göstermeyi evvelce taahhüt etmiş olduğu hâller bu kapsamın dışındadır.

Ayrım şudur: kredi kullanılırken baştan verilen bir ipotek taahhüdüne dayanan rehin ile, borç zaten doğduktan sonra alacaklıyı kayırmak için verilen rehin farklı değerlendirilir. İkincisi iptale açıktır.

Ancak taahhüdün de şekli önemlidir: Yargıtay uygulamasında, ipotek verme taahhüdünün ipotek gibi resmî şekle tabi olduğu belirtilmektedir. Resmî şekilde yapılmış bir taahhüt ibraz edilemezse istisnadan yararlanılamaz.

Alacaklı için pratik öneri: borçlunun son bir yıl içinde başka bir alacaklıya rehin verip vermediği tapu ve sicil kayıtlarından araştırılmalıdır.

Davayı Kimler Açabilir?

Dava hakkı yalnızca takip alacaklısına ait değildir; kanun iki grubu sayar.

Birinci grup: elinde muvakkat yahut kati aciz vesikası bulunan her alacaklı.

İkinci grup: iflas idaresi; ayrıca kanunun gösterdiği belirli hâllerde alacaklıların kendileri.

“Her alacaklı” ifadesi geniştir: aciz vesikası elinde bulunan alacaklının, o tasarrufu yapan borçluyla doğrudan ilişkisi bulunmasa dahi dava hakkı doğar.

Geçici aciz vesikası da yeterlidir: kesin aciz vesikası beklenmeden, geçici belgeye dayanılarak dava açılabilir. Aciz vesikasının türleri ve sonuçları için aciz vesikası (İİK 143): sonuçları ve 20 yıllık zamanaşımı sayfamıza bakabilirsiniz.

İflasta ise inisiyatif önce idaredir: iflas idaresi dava açmazsa, kanunun öngördüğü şartlarla alacaklılar kendileri dava açabilir.

Dava Hazırlığı: Toplanacak Belgeler

Tasarrufun iptali davası belge yoğun bir davadır; eksik hazırlık süre kaybına yol açar.

1. Aciz vesikası veya iflas kararı. Ön şart budur; bulunmadan açılan dava reddedilir.

2. Alacağın doğum tarihini gösteren belgeler. Sözleşme, fatura, senet. Bu tarih, m.278’deki geriye dönük pencerenin başlangıcını belirler.

3. Tasarrufun tarihi ve içeriği. Tapu kaydı, satış sözleşmesi, banka dekontu. Beş yıllık hak düşürücü süre bu tarihten işler.

4. Taraflar arasındaki ilişki. Nüfus kayıtları, ortaklık kayıtları; bağışlama karinesinin uygulanıp uygulanmayacağını belirler.

5. Bedel dengesizliği kanıtı. Emsal değer araştırması, ekspertiz; “pek aşağı fiyat” iddiasının dayanağıdır.

Takip belgeleri için icra takibi için hangi belgeler gerekir?, davanın ayrıntılı rehberi için tasarrufun iptali davası: İİK m.277-284 alacaklı rehberi ve kamu alacakları için amme alacaklarında tasarrufun iptali davası (6183 m.24-31) sayfalarımıza bakabilirsiniz.

İptal Sebeplerinin Kanuni Dayanağı

Kanun, iptale tabi tasarrufları ayrı maddelerde düzenlemiştir; her birinin şartları farklıdır.

İptal rejimi
KonuKuralDayanak
Genel şartElinde kesin aciz vesikası bulunan alacaklı dava açabilirİİK m.277
İvazsız tasarruflarBağışlamalar ve ivazsız tasarruflar bakımından özel hükümİİK m.278
Aciz hâlindeBorcunu ödemeyen borçlunun belirli işlemleriİİK m.279
Zarar verme kastıAlacaklıları zarara uğratma kastıyla yapılan tasarruflarİİK m.280
SüreDava, tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde açılırİİK m.284
SonuçAlacaklının o mal üzerinden cebrî icra yapabilmesi
MülkiyetMülkiyetin davacıya geçmemesi
İyiniyetİyiniyetli üçüncü kişilerin durumunun ayrıca değerlendirilmesi

Yedinci satır, davanın niteliğini gösteren en önemli husustur: iptal kararı mülkiyeti davacıya geçirmez; yalnızca o mal üzerinde cebrî icra yapılabilmesini sağlar. Bu nedenle talep sonucu buna göre kurulmalıdır.

Aciz belgesi davanın anahtarıdır. Elinde kesin aciz vesikası bulunan alacaklı dava açabilir (İİK m.277). Belgenin niteliği tereddütlü ise dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. Bu nedenle takip sürecinin aciz belgesi alınabilecek şekilde sonuçlandırılması; haczedilecek mal bulunmadığının veya satış bedelinin alacağı karşılamadığının tutanakla belgelenmesi gerekir.

Takip Süreciyle Bağlantısı

İptal davası, sonuçlanmamış bir alacak takibine dayanır; bu nedenle takibin durumu belirleyicidir.

Takip bağlantısı
KonuDeğerlendirme
TakipTakibin ayakta tutulması
HacizHacizlerin düşmemesi (İİK m.106, m.110)
Aciz belgesiBelgenin usulüne uygun alınması (İİK m.143)
AlacakAlacağın tasarruftan önce doğmuş olması
TarihTasarruf tarihinin tespiti
SüreBeş yıllık hak düşürücü süre (İİK m.284)
KararKararın icra dosyasına sunulması
SatışO mal üzerinden satışın yürütülmesi

Dördüncü satır, sıkça atlanan şarttır: iptali istenen tasarrufun, alacağın doğumundan sonra yapılmış olması aranır. Alacaktan önce yapılmış bir devir bakımından bu dava dinlenmez.

Aciz belgesi için aciz vesikası rehberimize bakabilirsiniz.

Hangi İşlemler İptale Tabidir

İptale tabi tasarruflar, dayandıkları maddeye göre farklı şartlara bağlanmıştır.

İşlem türleri
İşlemDeğerlendirme
Bağışlamaİvazsız tasarruflar bakımından özel hüküm (İİK m.278)
Değer farkıKarşılığı ile bariz orantısız işlemler
Yakın devirlerAciz hâlindeki borçlunun işlemleri (İİK m.279)
TeminatMevcut borç için sonradan teminat verilmesi
Vadesiz ödemeVadesi gelmemiş borcun ödenmesi
KastZarar verme kastıyla yapılan işlemler (İİK m.280)
BilmeKarşı tarafın durumu bilmesi
İyiniyetİyiniyetli üçüncü kişilerin korunması

Yedinci satır, kast hâlinde aranan ek unsurdur: borçlunun malvarlığını eksilterek alacaklıları zarara uğratma kastıyla yaptığı tasarruflarda, karşı tarafın bu durumu bilip bilmediği değerlendirilir.

Kamu alacaklarında rejim farklıdır. Kamu alacaklarının tahsili bakımından, 6183 sayılı Kanun’da tasarrufun iptaline ilişkin ayrı hükümler bulunur. Bu nedenle alacağın niteliğine göre hangi mevzuatın uygulanacağı belirlenmeli; dava dilekçesi buna göre hazırlanmalıdır.

Dava Hazırlığında Kontrol Listesi

İptal davasında dilekçenin dayanağı takip dosyasındaki verilerdir.

Hazırlık listesi
KonuNe kontrol edilir
Aciz belgesiKesin aciz vesikasının bulunması (İİK m.277)
AlacakAlacağın tasarruftan önce doğmuş olması
Tasarruf tarihiBeş yıllık sürenin hesabı (İİK m.284)
SebepHangi iptal sebebine dayanıldığı
TaraflarBorçlu ve tasarrufta bulunulan üçüncü kişi
Tapu ve sicilDevir kayıtlarının çıkarılması
BedelDevir bedelinin ödenip ödenmediği
TedbirYeniden devri önleyecek tedbir talebi

Sekizinci satır, davanın sonucunu koruyan unsurdur: dava süresince malın bir başkasına devredilmesi ihtimaline karşı tedbir talep edilmelidir. Aksi hâlde dava kazanılsa dahi mal üçüncü kişiye geçmiş olabilir.

Beş yıl geçtiyse muvazaa yolu değerlendirilir. Tasarrufun üzerinden beş yıllık hak düşürücü süre geçmişse iptal davası açılamaz; bu durumda işlemin muvazaalı olduğu iddiasıyla genel hükümlere dayalı dava yolu gündeme gelir. Bu yolda aciz belgesi şartı aranmaz ancak muvazaanın ispatı davacıya düşer.

Dilekçe için tasarrufun iptali dava dilekçesi rehberimize bakabilirsiniz.

Davanın Sonuçları

İptal kararı, alacaklıya cebrî icra imkânı sağlar.

Sonuçlar
KonuDeğerlendirme
MülkiyetMalın üçüncü kişide kalması
İcraO mal üzerinden cebrî icra yapılabilmesi
KapsamAlacak ve ferileriyle sınırlı olması
SatışMalın satılarak alacağın karşılanması
Artan bedelAlacağı aşan kısmın üçüncü kişiye kalması
KararKararın icra dosyasına sunulması
TakipTakip dosyasının ayakta tutulması
SüreSatış isteme süresinin izlenmesi (İİK m.106)

Beşinci satır, üçüncü kişiyi koruyan sonuçtur: satış bedelinin alacağı aşan kısmı alacaklıya değil, malın maliki konumundaki üçüncü kişiye kalır.

Dava takip dosyasıyla birlikte yürür. İptal kararı alındıktan sonra o mal üzerinde haciz ve satış işlemlerinin yürütülebilmesi için kararın icra dosyasına sunulması gerekir. Bu nedenle dava sürerken takip dosyasının ayakta tutulması; satış isteme sürelerinin ve dosya yenilemelerinin ihmal edilmemesi gerekir.

Görev, Yetki ve Usul

İptal davasının usulüne ilişkin hususlar dava açılmadan önce belirlenmelidir.

Usul başlıkları
KonuDeğerlendirme
GörevUyuşmazlığın niteliğine göre görevli mahkeme
YetkiGenel yetki kuralları ve taşınmazın bulunduğu yer
TaraflarBorçlu ve tasarrufta bulunulan üçüncü kişi
Dava değeriAlacak tutarına göre belirlenmesi
HarçDava değerine göre hesaplanması
ArabuluculukZorunlu kapsamın denetlenmesi
TedbirDevrin engellenmesi talebi
SüreBeş yıllık hak düşürücü süre (İİK m.284)

Altıncı satır, dava açılmadan önce mutlaka denetlenmelidir: uyuşmazlık zorunlu arabuluculuk kapsamındaysa, başvuru yapılmadan açılan dava usulden reddedilir ve hak düşürücü süre bakımından risk doğar.

Üçüncü kişi de davalıdır. İptal davası hem borçluya hem de tasarrufta bulunulan üçüncü kişiye karşı açılır. Taraflardan birinin dava dışı bırakılması, davanın esasa girilmeden reddine yol açar. Bu nedenle devir zincirinde birden çok kişi varsa, her birinin durumu ayrı değerlendirilmelidir.

Uygulamada Sık Sorulanlar

Tasarrufun iptali davasında tekrarlanan sorular belirli başlıklarda toplanır.

Başlık bazında
SoruCevap
Ön şartAciz vesikası veya iflas (İİK m.277)
SüreBeş yıllık hak düşürücü süre (İİK m.284)
MülkiyetMalın davacıya geçmemesi
SonuçO mal üzerinden cebrî icra imkânı
TarafBorçlu ve üçüncü kişinin birlikte davalı olması
İyiniyetÜçüncü kişinin durumunun değerlendirilmesi
Kamu alacağıAyrı mevzuatın uygulanması
MuvazaaSüre dolmuşsa genel hükümlere dayalı dava

Üçüncü ve dördüncü satırlar birlikte okunmalıdır: dava kazanıldığında mal davacının mülkiyetine geçmez; yalnızca o mal üzerinde cebrî icra yapılarak alacağın karşılanması sağlanır.

Alacak tasarruftan önce doğmuş olmalıdır. İptali istenen tasarrufun, alacağın doğumundan sonra yapılmış olması aranır. Alacaktan önce yapılmış bir devir bakımından bu dava dinlenmez. Bu nedenle alacağın doğum tarihi ile devir tarihi, dava hazırlığında ilk karşılaştırılacak iki veridir.

İyiniyetli Üçüncü Kişinin Durumu

Devir zincirinde yer alan kişilerin konumu ayrıca değerlendirilir.

Değerlendirme
KonuNe incelenir
BilmeÜçüncü kişinin borçlunun durumunu bilmesi
YakınlıkTaraflar arasındaki ilişki
BedelDevir bedelinin gerçekliği
Ödeme akışıBedelin banka üzerinden geçmesi
PiyasaBedelin piyasa değerine uygunluğu
Sonraki devirMalın yeniden devredilmiş olması
SicilTescil tarihlerinin sırası
Korumaİyiniyetli kişilerin korunması

Altıncı satır, davanın kapsamını genişletebilen hâldir: mal iptal davası açılmadan önce bir başkasına devredilmişse, sonraki devralanın durumu ayrıca değerlendirilir ve dava buna göre kurulur.

Ödeme akışı en güçlü karşı delildir. Devir bedelinin banka üzerinden ödendiğini gösteren kayıtlar, iyiniyet iddiasını destekleyen en etkili belgedir. Nakit ödeme beyanı tek başına yeterli görülmeyebilir; bu nedenle mal alım satımlarında ödemenin banka kanalıyla yapılması ispat kolaylığı sağlar.

Kamu Alacaklarında Durum

Kamu alacaklarının tahsili bakımından ayrı bir düzenleme uygulanır.

Karşılaştırma
ÖlçütÖzel alacakKamu alacağı
DayanakİİK m.277 vd.6183 sayılı Kanun
Ön şartAciz vesikası veya iflasKendi rejimindeki şartlar
SüreBeş yıl (İİK m.284)Kendi rejimine tabi
MerciGörevli mahkemeKendi usulüne göre
TarafBorçlu ve üçüncü kişiAynı yapı
SonuçCebrî icra imkânıBenzer sonuç
İyiniyetÜçüncü kişinin korunmasıAyrıca değerlendirilmesi
TespitAlacağın niteliğinin belirlenmesiİlk adım

Sekizinci satır, dava hazırlığının ilk adımıdır: alacağın özel hukuk alacağı mı kamu alacağı mı olduğu belirlenmeden hangi mevzuatın uygulanacağı tespit edilemez.

Yanlış mevzuat davayı sonuçsuz bırakır. Kamu alacağı için İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine dayanılarak açılan dava veya bunun tersi, esasa girilmeden reddedilebilir. Bu nedenle takip dosyasının hangi mevzuata göre yürütüldüğü ve alacağın kaynağı, dilekçe hazırlanmadan önce netleştirilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

İvazsız tasarruflarda geriye kaç yıl gidilir?

Sabit bir süre değildir. Haciz, aciz veya iflastan geriye doğru, haczin ya da aciz vesikasının sebebi olan yahut masaya kabul olunan alacaklardan en eskisinin doğduğu tarihe kadar gidilir; ancak bu müddet iki seneyi geçemez.

Her hediye iptale tabi mi?

Hayır. Kanun “mütat hediyeler müstesna” demektedir; alışılmış hediyeler bu kapsamın dışındadır.

Akrabaya satış otomatik olarak bağış mı sayılır?

Bu bent art arda üç Anayasa Mahkemesi kararıyla daraltılmıştır: 11/7/2018 kararıyla “neseben”, 16/12/2021 kararıyla “Karı ve koca ile”, 26/1/2022 kararıyla da “usul ve” ile “sıhren üçüncü dereceye kadar hısımlar” ibareleri iptal edilmiştir. Bu nedenle eş, üstsoy ve sıhrî hısımlarla yapılan ivazlı devirlerde otomatik bağışlama karinesine dayanılamaz; alacaklının İİK m.280 çerçevesinde ispat yükü doğar.

İİK 279 hangi işlemleri kapsar?

Haciz, aciz veya iflastan evvelki bir sene içinde yapılan dört işlemi: önceden taahhüt edilmiş hâller dışında mevcut bir borcu temin için verilen rehinler; para veya mutat ödeme vasıtalarından başka bir suretle yapılan ödemeler; vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeler; kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhler.

İspat yükü kimde?

İİK m.280’de alacaklıda: borçlunun malî durumunun ve zarar verme kastının karşı tarafça bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu ortaya konmalıdır. İİK m.279’da ise yük tersine döner; üçüncü kişi borçlunun hâl ve vaziyetini bilmediğini ispat etmek zorundadır.

Önceden verilmiş ipotek taahhüdü korur mu?

Kanun, borçlunun teminat göstermeyi evvelce taahhüt etmiş olduğu hâlleri m.279’un birinci bendinin dışında tutar. Ancak Yargıtay uygulamasında ipotek verme taahhüdünün ipotek gibi resmî şekle tabi olduğu belirtilmektedir.

Bu davayı kim açabilir?

Elinde muvakkat yahut kati aciz vesikası bulunan her alacaklı ile iflas idaresi; kanunun gösterdiği belirli hâllerde ise alacaklıların kendileri.

Tasarrufun iptali davası nedir?

Borçlunun, alacaklıdan mal kaçırmak için yaptığı bağış veya düşük bedelle satış gibi işlemlerin alacaklı yönünden etkisiz sayılması için açılan davadır (İİK m.277-284).

Bu davayı açmak için ne gerekir?

Alacaklının elinde kesin veya geçici aciz vesikası bulunması ya da borçlu hakkında iflas kararı verilmiş olması gerekir. Bu ön şart sağlanmadan dava reddedilir.

Hangi işlemler iptal edilebilir?

İvazsız tasarruflar/bağışlar (m.278), aciz halindeki olağandışı ödeme ve rehinler (m.279) ve alacaklıyı zarara uğratma kastıyla yapılan, karşı tarafın bildiği işlemler (m.280) iptale tabidir.

Tasarrufun iptali davası kaç yıl içinde açılır?

İptale tabi tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren 5 yıl içinde açılmalıdır (İİK m.284). Bu süre hak düşürücüdür.

Dava kazanılırsa mal bana geri döner mi?

Hayır. İşlem üçüncü kişiye karşı tamamen geçersiz olmaz; sadece alacaklı yönünden etkisiz hale gelir. Alacaklı o malı borçluya aitmiş gibi haczettirip sattırabilir; mülkiyet üçüncü kişide kalır.

Kamu (vergi) alacağında da bu dava açılır mı?

Kamu alacaklarında benzer iptal imkânı 6183 sayılı Kanun’un 24-31. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu nedenle alacağın türüne göre dayanak kanun değişir.

Borçlu mal mı kaçırdı? Tasarrufun iptali davası için uzman desteği alın

Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.

Post by Av. Fatma Öztürk