Borçlu, takip başlamadan kısa süre önce evini oğluna, aracını kardeşine ya da tarlasını kayınpederine devretmiştir. Alacaklının bu devirleri iptal ettirebilmesi, icra hukukunun en çok başvurulan yollarından biridir.
Bu alanda 25 Aralık 2025’te yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun köklü bir değişiklik yaptı. İİK 278 bütünüyle yeniden yazıldı ve iki temel unsuru değişti: şüphe dönemi kısaldı ve karineler yumuşadı. İnternette dolaşan kaynakların büyük kısmı hâlâ eski metne göre yazılmış durumda.
Birinci değişiklik: şüphe dönemi iki yıldan bir yıla indi
Yürürlükteki metne göre, alışılmış hediyeler dışında, geçici veya kesin aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğinde olan haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir.
Değişiklikten önce bu süre iki yıldı. Borçlunun bağışlama ve ivazsız tasarruflarının iptale tabi olabilmesi için tasarrufun, hacizden veya hacizde mal bulunamaması sebebiyle acizden ya da iflasın açılmasından geriye doğru iki yıllık süre içinde yapılmış olması gerekiyordu. Yapılan değişiklik sonrası bu süre bir yıla düşürülmüştür.
Pratik sonucu doğrudandır: bir buçuk yıl önce yapılmış bir bağışlama, eski metne göre iptale tabiyken yeni metne göre bu bent kapsamında değildir. Alacaklı bakımından pencere yarıya inmiştir.
Sürenin başlangıcı da dikkat gerektirir. Geriye sayım, tasarruf tarihinden değil; aciz belgesinin, aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği veya iflasın açıldığı tarihten yapılır. Bu belgelerin tarihini geciktirmek, alacaklının kendi penceresini daraltır.
Borçlu malını yakınına mı devretti?
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
İkinci değişiklik: karineler artık çürütülebilir
Daha az bilinen ama daha derin olan değişiklik budur. Maddede bağışlama sayılan tasarruflar, önceden kesin nitelikteydi ve yerleşik uygulamada bu tasarruflar doğrudan batıl kabul ediliyordu. 7571 sayılı Kanunla bu karineler aksi ispat edilebilecek şekilde düzenlenmiştir.
Yeni metinde her bende bir ispat kapısı eklenmiştir:
- (a) bendi: “Gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğu ispatlanmadıkça” ibaresi eklenmiştir.
- (b) bendi: “Aksi ispatlanmadıkça” ibaresi eklenmiştir.
- (c) bendi: “Uygun bir karşılığın sağlandığı ispatlanmadıkça” ibaresi eklenmiştir.
Yani yakın hısıma yapılan bir devir artık otomatik olarak bağışlama sayılmaz. Devralan taraf, tasarrufun gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğunu ispatlayabilirse karine çürütülür.
Bu, ispat yükünün yerini değiştirmez ama sonucu değiştirir: karine hâlâ alacaklı lehinedir, ancak artık kapalı bir kapı değildir. Devralan yakın hısım, bedeli gerçekten ve gerçek değeri üzerinden ödediğini ortaya koyarak davadan kurtulabilir.
Kimler kapsama giriyor?
Maddenin (a) bendi, bağışlama sayılan tasarrufların taraf çevresini tek tek sayar:
- Altsoy ve üstsoy — çocuk, torun, anne, baba, dede, nine.
- Üçüncü derece dâhil kan hısımları — kardeş, amca, dayı, hala, teyze, yeğen.
- Eş — üstelik son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile.
- Üçüncü derece dâhil kayın hısımları — kayınpeder, kayınvalide, kayınbirader, baldız ve bu dereceye giren diğerleri.
- Evlat edinen ile evlatlık.
- Ortak konutta yaşayan kişiler.
Son iki kalem özellikle dikkat çekicidir. “Son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eşi” ifadesi, boşanmayı takiben yapılan devirleri kapsam içinde tutar. “Ortak konutta yaşayan kişiler” ise kan veya kayın hısımlığı bulunmayan, ancak fiilen aynı konutta yaşayan kişileri kapsama alır.
Diğer bağışlama sayılan hâller
(b) bendine göre, aksi ispatlanmadıkça, sözleşmenin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin gerçek değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyatla kabul ettiği sözleşmeler de bağışlama sayılır.
Bu bent, hısımlık ilişkisi bulunmayan devirlerde devreye girer. Uygulamada dayanak, taşınmazın gerçek değeri ile tapuda gösterilen değer arasındaki farktır. Yargı kararlarında edimler arasındaki aşırı farkın bağışlama hükmünde sayıldığı ve tasarrufun iptale tabi olduğu kabul edilmektedir.
Üçüncü kişi, taşınmazın tasarruf tarihindeki bilirkişilerce belirlenen gerçek değerini ödediğini yasal ve inandırıcı delillerle kanıtlayamazsa ve edimler arasında fahiş fark bulunuyorsa, iyi niyet iddiası dinlenmez.
Devraldığınız mal için dava mı açıldı?
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
Mal elden çıkmışsa: dava bedele dönüşür
İptale tabi bir tasarrufa konu mal, davalı üçüncü kişinin elinden çıkmışsa dava konusuz kalmaz. Bu hâlde dava bedele dönüşür ve üçüncü kişinin malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında, takip konusu alacak ve fer’ileriyle sınırlı olarak tazminat ödemesine hükmedilir.
Bu kural, malı hızla üçüncü, dördüncü ellere geçirerek davayı boşa çıkarma taktiğini etkisiz kılar. Buna karşılık zincirin sonundaki kişi bakımından değerlendirme farklıdır: borçlu ile arasında iş, arkadaşlık, tanıdıklık gibi bir ilişki veya kötü niyet ispatlanamazsa, o kişi yönünden dava reddedilir.
Hangi metin uygulanacak?
Devam eden dosyalarda hangi metnin uygulanacağı, uygulamada tartışılan bir konudur. Değişiklik 25 Aralık 2025’te yürürlüğe girmiştir.
Pratik yaklaşım, dosyanın iki eksende değerlendirilmesidir: tasarruf tarihi ile aciz belgesi veya haciz tutanağının tarihi. Eski metne göre iptale tabi olup yeni metnin bir yıllık penceresi dışında kalan tasarruflar bakımından, uygulanacak hükmün belirlenmesi doğrudan davanın kaderini etkiler.
Bu nedenle derdest ve yeni açılacak davalarda, dava dilekçesinin yalnızca 278’e değil; tasarrufun niteliğine göre İİK 279 ve 280 gibi diğer iptal sebeplerine de dayandırılması yerinde olur. Bir tasarruf 278 kapsamı dışında kalsa bile, alacaklıdan mal kaçırma kastıyla yapılmış olması hâlinde başka bir bent kapsamında değerlendirilebilir.
İptal davasının sonucu: mülkiyet geri gelmez
Sık rastlanan bir yanlış beklenti, davanın kabulüyle malın borçlunun mülkiyetine döneceğidir. Tasarrufun iptali davası bir mülkiyet davası değildir.
Kabul kararı, alacaklıya o mal üzerinde cebri icra yapabilme yetkisi verir. Mal üçüncü kişinin mülkiyetinde kalmaya devam eder; ancak alacaklı, sanki mal hâlâ borçlununmuş gibi o mal üzerinde haciz ve satış işlemi yürütebilir.
Bunun iki pratik sonucu vardır. Birincisi, alacaklının talebi alacağı ve fer’ileriyle sınırlıdır; malın değeri alacağı aşıyorsa aşan kısım üçüncü kişiye kalır. İkincisi, üçüncü kişi bakımından dava, malın tamamen kaybedilmesi anlamına gelmez; borcun ödenmesiyle mal üzerindeki tehdit ortadan kalkar.
Bu çerçeve, üçüncü kişinin savunma stratejisini de belirler. Karineyi çürütemeyeceğini gören devralanın, alacağı ödeyerek malı kurtarmayı değerlendirmesi çoğu dosyada daha rasyonel bir seçenektir.
Alacaklı için pratik notlar
- Aciz belgesini geciktirmeyin. Geriye sayım bu belgenin tarihinden başlar; gecikme pencereyi daraltır.
- Tapu ve sicil kayıtlarını çıkarın. Devir tarihleri ile aciz belgesi tarihi arasındaki farkı ölçün.
- Hısımlık derecesini belgeleyin. Nüfus kayıt örneği, karinenin dayanağıdır.
- Değer farkını ortaya koyun. Tapu bedeli ile tasarruf tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, (b) bendinin dayanağıdır.
- Ödemenin gerçekliğini sorgulayın. Banka kaydı bulunmayan, elden ödendiği iddia edilen bedeller zayıftır.
- Zincirdeki her halkayı ayrı değerlendirin. Dördüncü kişi bakımından kötü niyetin ispatı gerekir.
- Alternatif bentlere de dayanın. 278 kapsamı dışında kalan tasarruflar başka bentler altında değerlendirilebilir.
Devralan taraf için pratik notlar
Yeni metin, devralan bakımından önceki döneme göre daha elverişlidir; ancak bu elverişlilik ancak belgeyle kullanılabilir.
Karineyi çürütmek için gereken şey, tasarrufun gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğunun ispatıdır. Bunun için tasarruf tarihindeki değeri gösteren belgeler, ödemenin banka kanalıyla yapıldığını gösteren kayıtlar ve ödeme gücünüzü ortaya koyan gelir belgeleri belirleyicidir.
Yargı kararlarında, harici protokol veya bono ile yapıldığı iddia edilen ve dava açıldıktan sonra düzenlenen belgelere itibar edilmediği görülmektedir. Ödemenin tasarruf tarihinde ve izlenebilir biçimde yapılmış olması, karineyi çürütmenin tek sağlam yoludur.
Sıkça Sorulan Sorular
Tasarrufun iptalinde şüphe dönemi kaç yıl?
7571 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrası bir yıldır. Geçici veya kesin aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir. Önceki metinde bu süre iki yıldı.
Süre ne zamandan geriye sayılır?
Tasarruf tarihinden değil; geçici veya kesin aciz belgesinin, aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği veya iflasın açıldığı tarihten geriye sayılır.
Akrabaya yapılan devir otomatik olarak iptal edilir mi?
Artık edilmez. 7571 sayılı Kanunla karineler aksi ispat edilebilecek şekilde düzenlenmiştir. (a) bendine eklenen ‘gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğu ispatlanmadıkça’ ibaresiyle, devralan tarafın karineyi çürütmesi mümkün hâle gelmiştir.
Hangi yakınlar kapsama giriyor?
Altsoy ve üstsoy, üçüncü derece dâhil kan hısımları, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eş, üçüncü derece dâhil kayın hısımları, evlat edinen ile evlatlık ve ortak konutta yaşayan kişiler.
Boşandıktan sonra eşe yapılan devir kapsamda mı?
Kapsamdadır. Madde metni, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eşi açıkça saymaktadır.
Akraba değilsem de dava açılabilir mi?
Açılabilir. (b) bendine göre, aksi ispatlanmadıkça, sözleşmenin yapıldığı sırada borçlunun kendi verdiği şeyin gerçek değerine göre pek aşağı bir fiyatla kabul ettiği sözleşmeler de bağışlama sayılır.
Devraldığım malı sattım, dava düşer mi?
Düşmez. Mal elden çıkmışsa dava bedele dönüşür ve malın elden çıkarıldığı tarihteki gerçek değeri oranında, takip konusu alacak ve fer’ileriyle sınırlı olarak tazminata hükmedilir.
Karineyi nasıl çürütebilirim?
Tasarrufun gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğunu ispatlayarak. Tasarruf tarihindeki değeri gösteren belgeler, ödemenin banka kanalıyla yapıldığını gösteren kayıtlar ve ödeme gücünü ortaya koyan belgeler belirleyicidir. Dava açıldıktan sonra düzenlenen belgelere itibar edilmemektedir.
📘 İlgili Rehberler
Bu içerik İcra ve İflas Hukuku alanındadır. Tüm başlıklar için İcra ve İflas Hukuku Rehberi ve Hukuk Rehberleri sayfalarına bakabilirsiniz.


