İtirazın İptali Davası (İİK 67)
29 Haziran 2026

İtirazın İptali Davası (İİK 67)

İlamsız icra takibinde borçlu ödeme emrine itiraz ederse takip durur. Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemede itirazın iptali davası açarak takibe devam edebilir (İİK m. 67). Borçlunun itirazı haksız çıkar ve alacak likitse, alacaklı lehine en az yüzde yirmi oranında icra inkar tazminatına hükmedilir.

İcra takibinize itiraz mı edildi? Takibe devam için yanınızdayız.

Hukukçular Evi yanınızda.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

İtiraz Üzerine Takibin Durması

İlamsız (genel haciz yoluyla) icra takibinde borçlu, ödeme emrine süresinde itiraz ederse takip kendiliğinden durur. Takibe devam edebilmek için alacaklının itirazı hükümden düşürmesi gerekir. Kanun bunun için iki yol tanır: genel mahkemede itirazın iptali davası (m. 67) veya icra mahkemesinde itirazın kaldırılması (m. 68-70). Alacak belgeye bağlı değilse ya da belgeye bağlı olup likit değilse, itirazın iptali davası yolu tercih edilir.

Bir Yıllık Hak Düşürücü Süre

İtirazın iptali davası, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır (m. 67/1). Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece kendiliğinden gözetilir. Süre, itiraz alacaklıya tebliğ edilmedikçe işlemeye başlamaz. Süre kaçırılırsa itirazın iptali davası açılamaz; ancak alacaklının genel hükümlere göre alacak davası açma hakkı saklı kalır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

İtirazın iptali davası genel hükümlere tabi bir eda (alacak) davasıdır ve sınırlı incelemeli icra mahkemesinde değil, genel mahkemelerde görülür. Görevli mahkeme alacağın niteliğine göre belirlenir: kural olarak asliye hukuk; ticari alacaklarda asliye ticaret; tüketici işlemlerinde tüketici mahkemesi; iş ilişkisinden doğan alacaklarda iş mahkemesi; kira alacaklarında sulh hukuk mahkemesi. Görev belirlenirken faiz ve icra inkar tazminatı dikkate alınmaz.

İcra İnkar Tazminatı (İİK m. 67/2)

İtirazın iptali davasının en önemli özelliği icra inkar tazminatıdır. Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse, alacaklının talebi üzerine borçlu, hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Bunun için: usulüne uygun bir takip bulunması, borçlunun süresinde itiraz etmesi, davanın bir yıl içinde açılması, alacaklının haklı çıkması, açık talep ve alacağın likit (belirli/hesaplanabilir) olması gerekir. Borçlunun kusuru veya kötüniyeti aranmaz. Buna karşılık alacaklı takibinde haksız ve kötüniyetliyse, borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilir.

Davanın Sonucu

Dava kabul edilirse borçlunun itirazı iptal edilir ve durmuş olan takip kaldığı yerden devam eder; alacaklı, kararı icra dairesine sunarak (kesinleşmesini beklemeden) haciz işlemlerine geçebilir. Dava reddedilirse takip iptal edilir. Aynı takip için aynı anda hem itirazın iptali davası hem itirazın kaldırılması talep edilemez. Ödünç verilen altının geri alınmasında ilamsız takip yasağı, Türk lirası karşılığıyla takip, aynen iade davası ve İİK m.24 uygulaması için altın borcu ve icra takibi rehberimize bakılabilir. Altın gününde gününü alıp ödemeyi kesen katılımcıya veya altını teslim etmeyen grup yöneticisine karşı izlenecek yol için altın günü parası ödenmedi rehberimize bakılabilir.

İtirazın iptali davanızı doğru mahkemede ve sürede açalım mı?

Hukukçular Evi yanınızda.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Likit Alacak Nedir? Tazminatın Asıl Ölçütü

İcra inkâr tazminatının en çok tartışılan şartı budur ve uygulamada davaların kaderini belirler.

Tazminata hükmedilebilmesi için takip konusu alacağın likit olması şarttır. Likit alacak, miktarı ve sebebi bilinen ya da basit bir hesapla belirlenebilen alacaktır.

Likit sayılan tipik hâl: belirli bir tutarda ödünç verilen para. Burada hem borçlu hem alacaklı borcun miktarını ve sebebini bilmektedir.

Likit sayılmayan alacaklar: ecrimisilden kaynaklanan tazminat, haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat, işçinin fazla çalışma ücreti talepleri gibi yargılamayı gerektiren ve varlığı ancak mahkemece tespit edilebilen alacaklar. Bu tür alacaklarda icra inkâr tazminatına hükmedilmez.

Yargıtay’ın vurgusu şudur: tazminata hükmedilirken ölçüt alacağın likit olmasıdır; mahkemenin gerekçe olarak yalnızca “itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu” belirtmesi doğru değildir.

Alacaklı için pratik sonuç: tazminat talebinizin kabulü, alacağınızın likit olduğunu ortaya koymanıza bağlıdır. Sözleşme, fatura, cari hesap ekstresi gibi tutarı hesaplanabilir kılan belgeler bu noktada belirleyicidir.

Oranın Üst Sınırı Yoktur

Yüzde yirmi bir tavan değil, tabandır; bu ayrım çoğu zaman gözden kaçar.

Kanun alt sınır koyar: tazminat, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere takdir edilir.

Üst sınır öngörülmemiştir. Alacaklının zararı yüzde yirmiden fazlaysa, ispat edilmek koşuluyla mahkeme daha yüksek bir tazminata hükmedebilir.

Bunun sebebi kurumun niteliğidir: doktrinde belirtildiği üzere icra inkâr tazminatı, Borçlar Kanunu anlamında bir tazminat olmayıp borçlunun ödeme emrine haksız yere itiraz etmesini önlemek için konulmuş bir müeyyidedir. Bu nedenle kanunda üst sınır yer almamıştır.

Takdirde dikkate alınanlar: kanun, mahkemenin iki tarafın durumunu, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülünü gözeteceğini öngörür.

Tazminat Hangi Tutar Üzerinden Hesaplanır?

Matrah sorusu uygulamada duraksama yaratır; Yargıtay’ın yerleşik uygulaması nettir.

Kural: icra inkâr tazminatı takip konusu asıl alacak üzerinden hesaplanır. İtiraz hangi asıl alacak miktarı üzerinden iptal edilmişse, tazminat da o miktar üzerinden belirlenir.

Yani işlemiş faiz matraha dâhil edilmez. Asıl alacak ile işlemiş faizin toplamı üzerinden hesap yapılması yerleşik uygulamaya uygun değildir.

Ve kanun bir ölçüt daha koyar: bu Kanunda öngörülen icra inkâr tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde takip talebi veya davadaki talep esas alınır. Bu hüküm 2012 yılında kanuna eklenmiştir.

Pratik sonuç: takip talebindeki tutar ile dava dilekçesindeki tutarın tutarlı olması gerekir; sonradan yükseltilen taleplerin tazminata etkisi bu hüküm çerçevesinde değerlendirilir.

Veli, Vasi veya Mirasçı İtiraz Etmişse: Kötü Niyet Şartı

Kanunun öngördüğü bu istisna, tazminat rejimini tümüyle değiştirir ve az bilinir.

Genel kural: borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi yeterlidir; borçlunun kusuru veya kötü niyeti aranmaz.

İstisna: itiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.

Yani ispat yükü değişir. Bu üç sıfattan biriyle itiraz edilmişse, alacaklının yalnızca haklılığını ortaya koyması yetmez; ayrıca kötü niyetin ispatlanması gerekir.

Gerekçesi anlaşılırdır: veli, vasi veya mirasçı, çoğu zaman borcun doğumuna kendisi katılmamış ve borcun gerçek durumunu tam bilmeyen kişilerdir. Kanun, bu kişilerin ihtiyatla itiraz etmesini cezalandırmamayı tercih etmiştir.

Mirasçılar için pratik önem: murisin borcu nedeniyle hakkında takip başlatılan mirasçı, itirazı haksız çıksa dahi kötü niyeti ispatlanmadıkça tazminata mahkûm edilmez.

Yetkili Mahkeme: Alacaklıya İki Seçenek

Yazının görev bakımından yaptığı ayrımın yanında, yetki bakımından da bir seçim imkânı vardır.

Birinci seçenek: dava, icra takibinin yapıldığı icra dairesiyle sıkı ilişkisi nedeniyle icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabilir.

İkinci seçenek: Türk Borçlar Kanunu’nun para borçlarının ifa yerine ilişkin hükmü uyarınca, para alacaklarında alacaklının kendi yerleşim yeri mahkemesinden de itirazın iptali istenebilir.

Alacaklı için pratik sonuç: takip uzak bir icra dairesinde başlatılmış olsa dahi, para alacaklarında kendi yerleşim yerinizdeki mahkemede dava açma imkânı bulunabilir. Bu, hem maliyet hem takip kolaylığı bakımından anlamlıdır.

Görev ile yetkiyi karıştırmayın: görev alacağın niteliğine göre belirlenir ve kamu düzenindendir; yetki ise kural olarak kesin değildir ve süresinde ileri sürülmeyen yetki itirazı sonuç doğurmaz.

Borçlu İtiraz Sebepleriyle Bağlı Değildir

Bu, borçlu bakımından davanın en önemli özelliğidir ve ödeme emrine itiraz aşamasından farklıdır.

Kural: borçlu, takibe itiraz ederken sunduğu sebeplerle dava esnasında bağlı değildir. Yani itiraz dilekçesinde ileri sürmediği savunmaları itirazın iptali davasında ileri sürebilir.

Bu, itirazın kaldırılmasından ayrılan bir yöndür. İcra mahkemesindeki sınırlı incelemede belge şartı ve dar bir çerçeve varken, genel mahkemedeki tam yargılamada borçlu savunmasını genişletebilir.

Alacaklı bakımından da bir imkân vardır: itirazın iptali davasında dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması mümkündür.

Sonuç: bu dava, tarafların iddia ve savunmalarını tam olarak ortaya koyabildiği bir yargılamadır; bu nedenle belgeye bağlanamayan veya likit olmayan alacaklarda tercih edilir. İcra mahkemesindeki sınırlı yolun şartları için itirazın kaldırılması: kesin ve geçici kaldırma (İİK 68) sayfamıza bakabilirsiniz.

Süre Kaçarsa ve İlgili Diğer Yollar

Bir yıllık sürenin kaçırılması alacağın kaybı anlamına gelmez; ancak seçenekler değişir.

Kanun açıkça saklı tutar: itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Yani genel hükümlere göre alacak davası açılabilir.

Ancak kayıp vardır: bu yolda mevcut takip devam etmez; yeni bir dava ve gerekirse yeni bir takip gerekir. Ayrıca icra inkâr tazminatı imkânı da ortadan kalkar.

Borçlu tarafındaki karşı yollar: borçlu olmadığını ileri süren borçlu için menfi tespit davası (menfi tespit davası ve İİK 72); itirazı geçici olarak kaldırılan borçlu için borçtan kurtulma davası (borçtan kurtulma davası (İİK 69)) gündeme gelir.

Sürecin başlangıcı için: ödeme emrine itirazın türleri ve süreleri için ödeme emrine itiraz: borca, imzaya ve yetkiye (İİK 62), borçlunun elindeki seçeneklerin tamamı için ödeme emri geldi, ne yapmalı? 7 günde 3 seçeneğiniz sayfalarımıza bakabilirsiniz.

🗺️ İcra Takibi Konu Haritası

İcra ve haciz sürecinin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

🔒 Haciz İşlemleri

📁 Takip Süreci

⚖️ İtiraz ve Dava

💰 Ödeme, Harç ve Faiz

🏛️ Satış ve Paraya Çevirme

📌 Özel Alacak Türleri

📚 Sürecin bütünü için İcra ve İflas Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

İki Yolun Kanuni Karşılaştırması

İtiraz üzerine alacaklının önünde iki yol vardır; hangisinin seçileceği elde bulunan belgeye, süreye ve ispat ihtiyacına göre belirlenir.

Karşılaştırma
Ölçütİtirazın iptali (m.67)İtirazın kaldırılması (m.68)
MerciGenel mahkemeİcra mahkemesi
Süreİtirazın tebliğinden itibaren bir yılİtirazın tebliğinden itibaren altı ay
Belge şartıHer türlü delille ispat mümkündürKanunda sayılan belgelere dayanılması gerekir
İncelemeTam yargılama; tanık dinlenebilirBelge üzerinden dar inceleme
KararAlacağın esası hakkında hüküm kurulurYalnızca itirazın kaldırılmasına karar verilir
Kesin hükümAlacağın varlığı bakımından oluştururOluşturmaz
Tazminatİcra inkâr tazminatıŞartları varsa tazminat
TakipKabul hâlinde takibe devamKabul hâlinde takibe devam

Altıncı satır, iki yol arasındaki en önemli farktır: itirazın kaldırılması kararı alacağın esası bakımından kesin hüküm oluşturmaz ve taraflar sonradan genel mahkemede dava açabilir. İtirazın iptali davasındaki hüküm ise alacağın varlığını kesin olarak belirler.

Tazminat için dört şart birlikte aranır. İcra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için; talebin dava dilekçesinde açıkça ileri sürülmesi, alacağın likit yani belirli veya belirlenebilir olması, borçlunun itirazında haksız çıkması ve takibin usulüne uygun olması gerekir. Bu şartlardan birinin bulunmaması hâlinde, dava kabul edilse dahi tazminata hükmedilmez.

Kesinleşme Sonrası Rejim

Dava kabul edildiğinde takip kaldığı yerden devam eder ve genel hükümler işler.

Sonraki aşamalar
KonuKuralDayanak
Mal beyanıKanunda öngörülen süre içinde beyan yükümlülüğüİİK m.74
HacizBorçlunun malvarlığı üzerine hacizİİK m.78
HaczedilmezlikHaline münasip ev ve temel ihtiyaç eşyalarıİİK m.82
MaaşKanuni kesinti sınırıİİK m.83
Üçüncü kişideki alacakHaciz ihbarnamesi gönderilmesiİİK m.89
Satış istemeHacizden itibaren bir yılİİK m.106
Haczin düşmesiSüresinde satış istenmezseİİK m.110
SıraBirden çok alacaklıda hacze iştirakİİK m.100

Altıncı ve yedinci satırlar, davayla uğraşırken atlanan süredir: dava kazanıldıktan ve haciz uygulandıktan sonra bir yıl içinde satış istenmezse haciz kalkar ve süreç baştan kurulmak zorunda kalır.

İtirazın kaldırılması için itirazın kaldırılması rehberimize bakabilirsiniz.

Dava Hazırlığında Denetlenecekler

Davanın kabulü, takip dosyasındaki verilerle dilekçenin uyumuna bağlıdır.

Kontrol listesi
KonuNe kontrol edilir
Takip dosyasıTakip talebi, ödeme emri ve tebliğ tarihleri
İtirazİtirazın kapsamı, tarihi ve tebliği
SüreBir yıllık hak düşürücü sürenin hesabı
Dava değeriİtiraz edilen kısımla sınırlı olması
LikiditeAlacağın belirlenebilir olduğunun gösterilmesi
BelgelerSözleşme, fatura ve cari hesap dökümü
TazminatTalebin açıkça yazılması
ArabuluculukZorunlu kapsamda olup olmadığı

Sekizinci satır, dava açılmadan önce mutlaka denetlenmelidir: uyuşmazlık zorunlu arabuluculuk kapsamındaysa, başvuru yapılmadan açılan dava usulden reddedilir ve bir yıllık süre bakımından risk doğar.

Dava değeri itiraz edilen kısımla sınırlıdır. Borçlu borcun bir kısmına itiraz etmişse, itiraz edilmeyen kısım bakımından takip kesinleşmiştir ve bu kısım dava konusu yapılamaz. Dava değerinin fazla gösterilmesi hem gereksiz harç ödemesine hem de reddedilen kısım üzerinden karşı vekâlet ücretine yol açar.

Görev ve Yetki

İtirazın iptali davasında görev ve yetki, takibin dayandığı ilişkiye göre belirlenir.

Görev ve yetki
KonuDeğerlendirme
GörevUyuşmazlığın niteliğine göre görevli mahkeme
Ticari davaTaraflar ve iş niteliğine göre
TüketiciTüketici işlemlerinde özel görev kuralı
İş uyuşmazlığıİş ilişkisinden doğan alacaklarda iş mahkemesi
YetkiGenel ve özel yetki kuralları
Takip yetkisiTakibin yetkili dairede başlatılmış olması (İİK m.50)
Yetki itirazıTakipte itiraz varsa öncelikle çözülmesi
Dava şartıZorunlu arabuluculuk kapsamı

Yedinci satır, dava stratejisinin ilk verisidir: borçlu ödeme emrine yetki itirazında da bulunmuşsa, bu husus çözülmeden takibe devam edilemez ve dava dilekçesinde bu duruma göre talepte bulunulmalıdır.

Süre görev hatasıyla kaybedilebilir. Görevsiz mahkemede açılan dava, görevsizlik kararıyla sonuçlanır ve bu süreçte bir yıllık hak düşürücü süre bakımından risk doğar. Bu nedenle uyuşmazlığın niteliği ve görevli mahkeme, dava açılmadan önce kesin olarak belirlenmelidir.

İtirazın kaldırılması için itirazın kaldırılması rehberimize bakabilirsiniz.

Davanın Sonuçları

Kararın yönüne göre her iki taraf bakımından farklı sonuçlar doğar.

Sonuç senaryoları
DurumSonuç
Kabulİtirazın iptali ve takibin devamı
Kesin hükümAlacağın varlığı bakımından hüküm
TazminatŞartları varsa borçlu aleyhine
Kısmi kabulKabul edilen kısım üzerinden hesaplama
RetTakibin iptali sonucu
Karşı tazminatAlacaklı aleyhine tazminat ihtimali
GiderYargılama gideri ve vekâlet ücreti
Kanun yoluKarara karşı başvuru süresi

Altıncı satır, dava açmadan önce hesaba katılması gereken risktir: davanın reddi hâlinde alacaklı aleyhine tazminata hükmedilebilir. Bu nedenle dava, alacağın varlığını gösteren belgelerin gücü değerlendirilerek açılmalıdır.

Karar takibe yansıtılmalıdır. Davanın kabulü hâlinde kararın icra dosyasına sunulması gerekir; aksi hâlde icra dairesi takibe devam edemez. Karar kesinleştiğinde haciz ve satış işlemleri kaldığı yerden yürütülür ve satış isteme süresi işlemeye başlar (İİK m.106).

Likit Alacak Ölçütü

Tazminat talebinin kabulü, alacağın niteliğine bağlıdır.

Likidite değerlendirmesi
KonuDeğerlendirme
TanımAlacağın belirli veya belirlenebilir olması
BelgeSözleşme, fatura ve cari hesap ekstresi
HesapTutarın basit bir hesapla bulunabilmesi
BilirkişiKarmaşık inceleme gerektiren alacaklar
İtirazBorçlunun tutara itirazının etkisi
Kısmi kabulKabul edilen kısım üzerinden hesap
TalepTazminatın dilekçede istenmesi
SonuçLikit değilse tazminata hükmedilmemesi

Dördüncü satır, tazminat taleplerinin sık reddedildiği gerekçedir: tutarın belirlenmesi ayrıntılı bilirkişi incelemesi gerektiriyorsa, alacağın likit olmadığı sonucuna varılabilir ve tazminat talebi reddedilir.

Likidite dilekçede açıklanmalıdır. Alacağın nasıl hesaplandığı ve neden belirlenebilir nitelikte olduğu dava dilekçesinde ayrıca gösterilmelidir. Hesap tablosu ve dayanak belgeler sunulduğunda, likidite tartışması büyük ölçüde önlenir.

Uygulamada Sık Yapılan Hatalar

İtirazın iptali davalarında tekrarlanan eksiklikler sınırlı sayıdadır.

Hata başlıkları
HataSonucu
SüreBir yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılması
Dava değeriİtiraz edilen kısmın aşılması
TazminatTalebin dilekçede yer almaması
GörevGörevsiz mahkemede dava açılması
ArabuluculukZorunlu başvurunun yapılmaması
BelgeTakip dosyasının sunulmaması
LikiditeAlacağın belirlenebilirliğinin açıklanmaması
FaizTalep edilen faizin dayanaksız bırakılması

Beşinci satır, davanın usulden reddine yol açan en yaygın eksikliktir: uyuşmazlık zorunlu arabuluculuk kapsamındaysa, başvuru yapılmadan açılan dava reddedilir ve süre bakımından telafisi güç sonuç doğar.

Süre itirazın tebliğinden işler. Bir yıllık hak düşürücü süre, itirazın alacaklıya tebliğ edildiği tarihten başlar. İtiraz alacaklıya tebliğ edilmemişse süre işlemeye başlamaz. Bu nedenle takip dosyasındaki tebliğ tarihi, dava hazırlığının ilk kontrol edilecek verisidir.

Borçlu Bakımından Savunma

İtirazın iptali davasında borçlunun ileri sürebileceği hususlar geniştir.

Savunma başlıkları
KonuDeğerlendirme
SüreBir yıllık sürenin geçmiş olması
Borç yokAlacağın hiç doğmamış olması
ÖdemeBorcun ödendiğini gösteren belge
ZamanaşımıSürenin dolmuş olması
LikiditeAlacağın belirlenebilir olmaması
TazminatKarşı tazminat talebinde bulunulması
DelillerHer türlü delille ispat imkânı
TanıkTanık dinletilebilmesi

Yedinci ve sekizinci satırlar, bu davanın borçlu bakımından avantajıdır: tam yargılama yapıldığından her türlü delille savunma yapılabilir ve tanık dinletilebilir. Bu imkân, itirazın kaldırılması yolunda bulunmaz.

Karşı tazminat talep edilmelidir. Davanın reddi hâlinde alacaklı aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için, borçlunun bu talebi savunma dilekçesinde açıkça ileri sürmesi gerekir. Talep edilmeyen tazminata hükmedilmez; bu nedenle savunma dilekçesi hazırlanırken talep bölümü ihmal edilmemelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

İtirazın iptali davası nedir?

İlamsız icra takibine borçlunun itirazı üzerine duran takibe devam edebilmek için alacaklının genel mahkemede açtığı eda davasıdır (İİK m. 67).

İtirazın iptali davası ne kadar sürede açılır?

Borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücüdür ve mahkemece resen gözetilir.

İtirazın iptali davası hangi mahkemede açılır?

Genel mahkemelerde açılır; alacağın niteliğine göre asliye hukuk, asliye ticaret, tüketici, iş veya sulh hukuk mahkemesi görevlidir.

İcra inkar tazminatı nedir?

Borçlunun itirazı haksız çıkar ve alacak likitse, alacaklının talebiyle borçlunun hükmolunan meblağın en az yüzde yirmisi oranında ödemekle yükümlü tutulduğu tazminattır (m. 67/2). Borçlunun kusuru aranmaz.

İtirazın iptali ile itirazın kaldırılması arasındaki fark nedir?

İtirazın iptali genel mahkemede açılan ve kesin hüküm doğuran bir davadır; itirazın kaldırılması ise icra mahkemesinde görülen, belgeye dayalı ve sınırlı incelemeli bir yoldur.

Süre kaçırılırsa ne olur?

İtirazın iptali davası açılamaz; ancak alacaklının genel hükümlere göre alacak davası açma hakkı saklı kalır.

Likit alacak ne demek, neden önemli?

İcra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için takip konusu alacağın likit, yani miktarı ve sebebi bilinen ya da belirlenebilir olması şarttır. Ecrimisil, haksız fiil tazminatı veya fazla çalışma ücreti gibi yargılamayı gerektiren ve varlığı mahkemece tespit edilmesi gereken alacaklarda tazminata hükmedilmez.

İcra inkâr tazminatının üst sınırı var mı?

Hayır. Kanun yalnızca alt sınır koyar: red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Alacaklının zararı bundan fazlaysa, ispat edilmek koşuluyla mahkeme daha yüksek bir tazminata hükmedebilir.

Tazminat hangi tutar üzerinden hesaplanır?

Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre icra inkâr tazminatı takip konusu asıl alacak üzerinden hesaplanır; işlemiş faiz matraha dâhil edilmez. Ayrıca kanun, bu tazminatların tespitinde takip talebi veya davadaki talebin esas alınacağını öngörmüştür.

Mirasçı olarak itiraz ettim, tazminat öder miyim?

İİK m.67 uyarınca itiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Bu hâlde alacaklının yalnızca haklılığını ortaya koyması yeterli olmaz; ayrıca kötü niyetin ispatlanması gerekir.

Davayı nerede açabilirim?

Dava, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabilir; ayrıca para alacaklarında Türk Borçlar Kanunu’nun ifa yerine ilişkin hükmü uyarınca alacaklının kendi yerleşim yeri mahkemesinden de istenebilir.

Borçlu itiraz dilekçesindeki sebeplerle bağlı mı?

Hayır. Borçlu, takibe itiraz ederken sunduğu sebeplerle dava esnasında bağlı değildir; itiraz dilekçesinde ileri sürmediği savunmaları davada ileri sürebilir. Alacaklı bakımından da dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması mümkündür.

Bir yıllık süreyi kaçırırsam alacağım gider mi?

Hayır. Kanun, itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkını saklı tutar. Ancak bu yolda mevcut takip devam etmez ve icra inkâr tazminatı imkânı ortadan kalkar.

Post by Av. Fatma Öztürk