İlamsız icra takibinde borçlu ödeme emrine itiraz ederse takip durur. Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemede itirazın iptali davası açarak takibe devam edebilir (İİK m. 67). Borçlunun itirazı haksız çıkar ve alacak likitse, alacaklı lehine en az yüzde yirmi oranında icra inkar tazminatına hükmedilir.
İcra takibinize itiraz mı edildi? Takibe devam için yanınızdayız.
Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.
📞 Hemen Arayın💬 WhatsAppİtiraz Üzerine Takibin Durması
İlamsız (genel haciz yoluyla) icra takibinde borçlu, ödeme emrine süresinde itiraz ederse takip kendiliğinden durur. Takibe devam edebilmek için alacaklının itirazı hükümden düşürmesi gerekir. Kanun bunun için iki yol tanır: genel mahkemede itirazın iptali davası (m. 67) veya icra mahkemesinde itirazın kaldırılması (m. 68-70). Alacak belgeye bağlı değilse ya da belgeye bağlı olup likit değilse, itirazın iptali davası yolu tercih edilir.
Bir Yıllık Hak Düşürücü Süre
İtirazın iptali davası, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır (m. 67/1). Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece kendiliğinden gözetilir. Süre, itiraz alacaklıya tebliğ edilmedikçe işlemeye başlamaz. Süre kaçırılırsa itirazın iptali davası açılamaz; ancak alacaklının genel hükümlere göre alacak davası açma hakkı saklı kalır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
İtirazın iptali davası genel hükümlere tabi bir eda (alacak) davasıdır ve sınırlı incelemeli icra mahkemesinde değil, genel mahkemelerde görülür. Görevli mahkeme alacağın niteliğine göre belirlenir: kural olarak asliye hukuk; ticari alacaklarda asliye ticaret; tüketici işlemlerinde tüketici mahkemesi; iş ilişkisinden doğan alacaklarda iş mahkemesi; kira alacaklarında sulh hukuk mahkemesi. Görev belirlenirken faiz ve icra inkar tazminatı dikkate alınmaz.
İcra İnkar Tazminatı (İİK m. 67/2)
İtirazın iptali davasının en önemli özelliği icra inkar tazminatıdır. Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse, alacaklının talebi üzerine borçlu, hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Bunun için: usulüne uygun bir takip bulunması, borçlunun süresinde itiraz etmesi, davanın bir yıl içinde açılması, alacaklının haklı çıkması, açık talep ve alacağın likit (belirli/hesaplanabilir) olması gerekir. Borçlunun kusuru veya kötüniyeti aranmaz. Buna karşılık alacaklı takibinde haksız ve kötüniyetliyse, borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilir.
Davanın Sonucu
Dava kabul edilirse borçlunun itirazı iptal edilir ve durmuş olan takip kaldığı yerden devam eder; alacaklı, kararı icra dairesine sunarak (kesinleşmesini beklemeden) haciz işlemlerine geçebilir. Dava reddedilirse takip iptal edilir. Aynı takip için aynı anda hem itirazın iptali davası hem itirazın kaldırılması talep edilemez.
İlgili Rehberler
İtirazın iptali davanızı doğru mahkemede ve sürede açalım mı?
Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.
📞 Hemen Arayın💬 WhatsAppLikit Alacak Nedir? Tazminatın Asıl Ölçütü
İcra inkâr tazminatının en çok tartışılan şartı budur ve uygulamada davaların kaderini belirler.
Tazminata hükmedilebilmesi için takip konusu alacağın likit olması şarttır. Likit alacak, miktarı ve sebebi bilinen ya da basit bir hesapla belirlenebilen alacaktır.
Likit sayılan tipik hâl: belirli bir tutarda ödünç verilen para. Burada hem borçlu hem alacaklı borcun miktarını ve sebebini bilmektedir.
Likit sayılmayan alacaklar: ecrimisilden kaynaklanan tazminat, haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat, işçinin fazla çalışma ücreti talepleri gibi yargılamayı gerektiren ve varlığı ancak mahkemece tespit edilebilen alacaklar. Bu tür alacaklarda icra inkâr tazminatına hükmedilmez.
Yargıtay’ın vurgusu şudur: tazminata hükmedilirken ölçüt alacağın likit olmasıdır; mahkemenin gerekçe olarak yalnızca “itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu” belirtmesi doğru değildir.
Alacaklı için pratik sonuç: tazminat talebinizin kabulü, alacağınızın likit olduğunu ortaya koymanıza bağlıdır. Sözleşme, fatura, cari hesap ekstresi gibi tutarı hesaplanabilir kılan belgeler bu noktada belirleyicidir.
Oranın Üst Sınırı Yoktur
Yüzde yirmi bir tavan değil, tabandır; bu ayrım çoğu zaman gözden kaçar.
Kanun alt sınır koyar: tazminat, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere takdir edilir.
Üst sınır öngörülmemiştir. Alacaklının zararı yüzde yirmiden fazlaysa, ispat edilmek koşuluyla mahkeme daha yüksek bir tazminata hükmedebilir.
Bunun sebebi kurumun niteliğidir: doktrinde belirtildiği üzere icra inkâr tazminatı, Borçlar Kanunu anlamında bir tazminat olmayıp borçlunun ödeme emrine haksız yere itiraz etmesini önlemek için konulmuş bir müeyyidedir. Bu nedenle kanunda üst sınır yer almamıştır.
Takdirde dikkate alınanlar: kanun, mahkemenin iki tarafın durumunu, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülünü gözeteceğini öngörür.
Tazminat Hangi Tutar Üzerinden Hesaplanır?
Matrah sorusu uygulamada duraksama yaratır; Yargıtay’ın yerleşik uygulaması nettir.
Kural: icra inkâr tazminatı takip konusu asıl alacak üzerinden hesaplanır. İtiraz hangi asıl alacak miktarı üzerinden iptal edilmişse, tazminat da o miktar üzerinden belirlenir.
Yani işlemiş faiz matraha dâhil edilmez. Asıl alacak ile işlemiş faizin toplamı üzerinden hesap yapılması yerleşik uygulamaya uygun değildir.
Ve kanun bir ölçüt daha koyar: bu Kanunda öngörülen icra inkâr tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde takip talebi veya davadaki talep esas alınır. Bu hüküm 2012 yılında kanuna eklenmiştir.
Pratik sonuç: takip talebindeki tutar ile dava dilekçesindeki tutarın tutarlı olması gerekir; sonradan yükseltilen taleplerin tazminata etkisi bu hüküm çerçevesinde değerlendirilir.
Veli, Vasi veya Mirasçı İtiraz Etmişse: Kötü Niyet Şartı
Kanunun öngördüğü bu istisna, tazminat rejimini tümüyle değiştirir ve az bilinir.
Genel kural: borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi yeterlidir; borçlunun kusuru veya kötü niyeti aranmaz.
İstisna: itiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Yani ispat yükü değişir. Bu üç sıfattan biriyle itiraz edilmişse, alacaklının yalnızca haklılığını ortaya koyması yetmez; ayrıca kötü niyetin ispatlanması gerekir.
Gerekçesi anlaşılırdır: veli, vasi veya mirasçı, çoğu zaman borcun doğumuna kendisi katılmamış ve borcun gerçek durumunu tam bilmeyen kişilerdir. Kanun, bu kişilerin ihtiyatla itiraz etmesini cezalandırmamayı tercih etmiştir.
Mirasçılar için pratik önem: murisin borcu nedeniyle hakkında takip başlatılan mirasçı, itirazı haksız çıksa dahi kötü niyeti ispatlanmadıkça tazminata mahkûm edilmez.
Yetkili Mahkeme: Alacaklıya İki Seçenek
Yazının görev bakımından yaptığı ayrımın yanında, yetki bakımından da bir seçim imkânı vardır.
Birinci seçenek: dava, icra takibinin yapıldığı icra dairesiyle sıkı ilişkisi nedeniyle icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabilir.
İkinci seçenek: Türk Borçlar Kanunu’nun para borçlarının ifa yerine ilişkin hükmü uyarınca, para alacaklarında alacaklının kendi yerleşim yeri mahkemesinden de itirazın iptali istenebilir.
Alacaklı için pratik sonuç: takip uzak bir icra dairesinde başlatılmış olsa dahi, para alacaklarında kendi yerleşim yerinizdeki mahkemede dava açma imkânı bulunabilir. Bu, hem maliyet hem takip kolaylığı bakımından anlamlıdır.
Görev ile yetkiyi karıştırmayın: görev alacağın niteliğine göre belirlenir ve kamu düzenindendir; yetki ise kural olarak kesin değildir ve süresinde ileri sürülmeyen yetki itirazı sonuç doğurmaz.
Borçlu İtiraz Sebepleriyle Bağlı Değildir
Bu, borçlu bakımından davanın en önemli özelliğidir ve ödeme emrine itiraz aşamasından farklıdır.
Kural: borçlu, takibe itiraz ederken sunduğu sebeplerle dava esnasında bağlı değildir. Yani itiraz dilekçesinde ileri sürmediği savunmaları itirazın iptali davasında ileri sürebilir.
Bu, itirazın kaldırılmasından ayrılan bir yöndür. İcra mahkemesindeki sınırlı incelemede belge şartı ve dar bir çerçeve varken, genel mahkemedeki tam yargılamada borçlu savunmasını genişletebilir.
Alacaklı bakımından da bir imkân vardır: itirazın iptali davasında dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması mümkündür.
Sonuç: bu dava, tarafların iddia ve savunmalarını tam olarak ortaya koyabildiği bir yargılamadır; bu nedenle belgeye bağlanamayan veya likit olmayan alacaklarda tercih edilir. İcra mahkemesindeki sınırlı yolun şartları için itirazın kaldırılması: kesin ve geçici kaldırma (İİK 68) sayfamıza bakabilirsiniz.
Süre Kaçarsa ve İlgili Diğer Yollar
Bir yıllık sürenin kaçırılması alacağın kaybı anlamına gelmez; ancak seçenekler değişir.
Kanun açıkça saklı tutar: itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Yani genel hükümlere göre alacak davası açılabilir.
Ancak kayıp vardır: bu yolda mevcut takip devam etmez; yeni bir dava ve gerekirse yeni bir takip gerekir. Ayrıca icra inkâr tazminatı imkânı da ortadan kalkar.
Borçlu tarafındaki karşı yollar: borçlu olmadığını ileri süren borçlu için menfi tespit davası (menfi tespit davası ve İİK 72); itirazı geçici olarak kaldırılan borçlu için borçtan kurtulma davası (borçtan kurtulma davası (İİK 69)) gündeme gelir.
Sürecin başlangıcı için: ödeme emrine itirazın türleri ve süreleri için ödeme emrine itiraz: borca, imzaya ve yetkiye (İİK 62), borçlunun elindeki seçeneklerin tamamı için ödeme emri geldi, ne yapmalı? 7 günde 3 seçeneğiniz sayfalarımıza bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
İtirazın iptali davası nedir?
İlamsız icra takibine borçlunun itirazı üzerine duran takibe devam edebilmek için alacaklının genel mahkemede açtığı eda davasıdır (İİK m. 67).
İtirazın iptali davası ne kadar sürede açılır?
Borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücüdür ve mahkemece resen gözetilir.
İtirazın iptali davası hangi mahkemede açılır?
Genel mahkemelerde açılır; alacağın niteliğine göre asliye hukuk, asliye ticaret, tüketici, iş veya sulh hukuk mahkemesi görevlidir.
İcra inkar tazminatı nedir?
Borçlunun itirazı haksız çıkar ve alacak likitse, alacaklının talebiyle borçlunun hükmolunan meblağın en az yüzde yirmisi oranında ödemekle yükümlü tutulduğu tazminattır (m. 67/2). Borçlunun kusuru aranmaz.
İtirazın iptali ile itirazın kaldırılması arasındaki fark nedir?
İtirazın iptali genel mahkemede açılan ve kesin hüküm doğuran bir davadır; itirazın kaldırılması ise icra mahkemesinde görülen, belgeye dayalı ve sınırlı incelemeli bir yoldur.
Süre kaçırılırsa ne olur?
İtirazın iptali davası açılamaz; ancak alacaklının genel hükümlere göre alacak davası açma hakkı saklı kalır.
Likit alacak ne demek, neden önemli?
İcra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için takip konusu alacağın likit, yani miktarı ve sebebi bilinen ya da belirlenebilir olması şarttır. Ecrimisil, haksız fiil tazminatı veya fazla çalışma ücreti gibi yargılamayı gerektiren ve varlığı mahkemece tespit edilmesi gereken alacaklarda tazminata hükmedilmez.
İcra inkâr tazminatının üst sınırı var mı?
Hayır. Kanun yalnızca alt sınır koyar: red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Alacaklının zararı bundan fazlaysa, ispat edilmek koşuluyla mahkeme daha yüksek bir tazminata hükmedebilir.
Tazminat hangi tutar üzerinden hesaplanır?
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre icra inkâr tazminatı takip konusu asıl alacak üzerinden hesaplanır; işlemiş faiz matraha dâhil edilmez. Ayrıca kanun, bu tazminatların tespitinde takip talebi veya davadaki talebin esas alınacağını öngörmüştür.
Mirasçı olarak itiraz ettim, tazminat öder miyim?
İİK m.67 uyarınca itiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Bu hâlde alacaklının yalnızca haklılığını ortaya koyması yeterli olmaz; ayrıca kötü niyetin ispatlanması gerekir.
Davayı nerede açabilirim?
Dava, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabilir; ayrıca para alacaklarında Türk Borçlar Kanunu’nun ifa yerine ilişkin hükmü uyarınca alacaklının kendi yerleşim yeri mahkemesinden de istenebilir.
Borçlu itiraz dilekçesindeki sebeplerle bağlı mı?
Hayır. Borçlu, takibe itiraz ederken sunduğu sebeplerle dava esnasında bağlı değildir; itiraz dilekçesinde ileri sürmediği savunmaları davada ileri sürebilir. Alacaklı bakımından da dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması mümkündür.
Bir yıllık süreyi kaçırırsam alacağım gider mi?
Hayır. Kanun, itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkını saklı tutar. Ancak bu yolda mevcut takip devam etmez ve icra inkâr tazminatı imkânı ortadan kalkar.


