🔸 Güncel ve kapsamlı rehber: Bu konunun en güncel, ayrıntılı ve örneklerle açıklanmış hâli için İtirazın İptali Davası (İİK 67) sayfamızı öneririz. Aşağıdaki içerik de konuyla ilgili tamamlayıcı bilgi sunar.
İcra takibine itiraz eden borçlu karşısında alacaklının başvurabileceği en önemli hukuki yollardan biri itirazın iptali davasıdır. İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesiyle düzenlenen bu dava, alacağın gerçekten var olduğunu ispat ederek takibin devamını sağlar. Bu yazıda itirazın iptali davasının koşulları, süresi, ispat yükü ve icra inkâr tazminatı ele alınmaktadır.
📘 Bu konunun ana rehberi: İtirazın İptali Davası (İİK 67)
1) İtirazın İptali Davasının Amacı ve Kapsamı
Genel haciz yoluyla başlayan icra takibine borçlunun itiraz etmesi halinde takip durur. Alacaklının takibi yeniden başlatabilmesi için ya itirazın iptali davası ya da itirazın kaldırılması yoluna gitmesi gerekir. İtirazın kaldırılması (İİK m.68), alacaklının elinde imzası ikrar edilmiş ya da noterlikçe onaylanmış bir borç ikrarı senedi yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların usulüne uygun verdiği bir makbuz veya belge bulunduğunda başvurulabilen yoldur. Kambiyo senetleri (çek, bono, poliçe) için ise kendine özgü ayrı bir takip yolu (İİK m.168) öngörülmüştür. İtirazın iptali davası (İİK m.67) ise daha geniş bir uygulama alanına sahip olup her türlü alacak için kullanılabilir.
İtirazın iptali davasında alacaklı, alacağının gerçek ve borçluya karşı doğmuş olduğunu mahkemede ispat etmek durumundadır. Dava kazanılırsa itiraz iptal edilir, icra takibi kaldığı yerden devam eder ve borçluya icra inkâr tazminatı ödetilebilir.
2) Dava Açma Süresi — 1 Yıllık Hak Düşürücü Süre
İİK m.67/1 uyarınca itirazın iptali davası, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü süredir; geçirilmesi halinde dava hakkı sona erer ve alacaklı bu yolu artık kullanamaz. Süre geçirildikten sonra alacaklının seçeneği sadece genel hukuk davası (alacak davası) açmaktır; ancak bu yolda icra inkâr tazminatı talep edilemez.
Bir yıllık sürenin başlangıcı, itirazın alacaklıya tebliği tarihidir. İcra dairesinin alacaklıya itirazı bildirme şekli ve tarihi bu nedenle önem taşır. Süre hesabında gün bazında takip yapılması önerilir; sürenin son gününde de dava dilekçesi sunulabilmekle birlikte temkinli olmak adına önceden hareket edilmesi tavsiye edilir.
3) İspat Yükü ve Deliller
İtirazın iptali davasında ispat yükü alacaklıdadır. Alacaklı, alacağının varlığını ve borçluyla arasındaki hukuki ilişkiyi kanıtlamalıdır. Başvurulabilecek delil araçları şunlardır: sözleşmeler ve taahhütnameler, faturalar ve irsaliyeler, banka dekontları ve EFT/havale kayıtları, yazışmalar (e-posta, WhatsApp mesajları), senetler ve borç ikrarı belgeleri, tanık ifadeleri.
Borçlunun itirazının soyut mu yoksa somut gerekçeli mi olduğu da önem taşır. Borçlu itirazında alacağı inkâr etmişse (ödediğini, borcun bulunmadığını ya da miktarın yanlış olduğunu söylemişse) ispat yükü daha kapsamlı bir değerlendirmeyi gerektirir. İspat yükünün doğru yönetilmesi için deneyimli icra avukatı desteği önerilir.
4) İcra İnkâr Tazminatı
İtirazın iptali davası kazanıldığında borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilebilir. İİK m.67/2 uyarınca “dava alacaklı tarafından kazanılırsa itiraz eden borçlu; dava konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminata mahkum edilir.” Bu tazminat (asgari %20), alacaklıyı telafi etmek ve kötü niyetli itirazları caydırmak amacıyla öngörülmüştür.
İcra inkâr tazminatı talep edilmesi için dava dilekçesinde açıkça istenmesi gerekir; hâkim re’sen hükmedemez. Borçlunun itirazının kötü niyetli olduğunun kanıtlanması durumunda tazminat %20’nin üzerine çıkabilir. Öte yandan borçlu dava kazanılırsa alacaklıya da kötü niyet tazminatı (haksız takip tazminatı) istenebilir.
5) İtirazın Kaldırılması ile Karşılaştırma
İtirazın iptali (İİK m.67) ile itirazın kaldırılması (İİK m.68) zaman zaman karıştırılmaktadır. İtirazın kaldırılması (icra hukuk mahkemesi), İİK m.68’de sayılan nitelikli belgelerden biri mevcutsa başvurulabilen ve daha hızlı sonuçlanan yoldur. Belgenin mutlaka resmî olması gerekmez: imzası borçlu tarafından ikrar edilmiş adi bir senet de bu yola elverişlidir. İtirazın iptali ise her türlü alacak için genel mahkemede açılır; daha kapsamlı bir delil araştırması yapılır.
Alacaklının elinde resmi belge varsa itirazın kaldırılması çok daha hızlı sonuç alınmasını sağlar. Resmi belge yoksa itirazın iptali yolu daha uzun sürmekle birlikte kapsamlıdır. Hangi yolun seçileceğini belirlemek için elindeki belgeler avukatla değerlendirilmelidir.
6) Kısmi İtiraz ve Kısmi İptal
Borçlu, alacağın tamamına değil yalnızca bir bölümüne itiraz etmişse (kısmi itiraz) itirazın iptali davası da yalnızca itiraz edilen kısım için açılabilir. Tartışmalı olmayan kısım için icra takibi devam eder. Kısmi itirazın iptali davası hem usul ekonomisi hem de pratiklik açısından önemlidir.
Alacaklı, kısmi itirazı gösteren takip belgesini dikkatlice incelemeli ve hangi kısımların tartışmalı olduğunu net biçimde belirlemelidir. Dava dilekçesinde de yalnızca itiraz edilen kısım için talep sunulmalı; bu kısımla sınırlı delil sunulmalıdır.
7) Pratik Öneriler
İtirazın iptali davası açmayı düşünen alacaklılar için öneriler: (i) itirazın tebliğ tarihini not alın ve bir yıllık süreyi takip edin; (ii) alacağı kanıtlayan tüm belgeleri derleyin; (iii) dava dilekçesinde icra inkâr tazminatını talep etmeyi unutmayın; (iv) borçlunun savunmasını öngörerek karşı delillerinizi hazırlayın; (v) deneyimli icra avukatıyla çalışın. Davayı kaybeden borçlular açısından ise deliller ve savunma stratejisi en başından itibaren avukatla kurgulanmalıdır.
Görevli Mahkeme: Alacağın Niteliği Belirler
İcra ve İflas Kanunu, itirazın iptali davası için özel bir mahkeme görevlendirmemiştir. Bu nedenle görevli mahkeme, takibe konu alacağın hukuki niteliğine göre genel hükümlere bakılarak belirlenir. Alacağın miktarı görevi etkilemez.
Asliye hukuk mahkemesi genel kuraldır (HMK m.2). Özel bir mahkemenin görev alanına girmeyen her alacak buraya aittir: ödünç, satım bedeli, hizmet bedeli, sebepsiz zenginleşme gibi.
Asliye ticaret mahkemesi, alacak Türk Ticaret Kanunu m.4 anlamında ticari dava niteliğindeyse görevlidir. Belirleyici olan tarafların tacir olup olmadığı ve alacağın ticari işletmeyle ilgisidir.
Sulh hukuk mahkemesi, çoğu kaynakta atlanan ama pratikte sık karşılaşılan bir istisnadır: kira ilişkisinden doğan alacaklara ilişkin itirazın iptali davası HMK m.4/1-a uyarınca sulh hukuk mahkemesinde görülür. Ödenmemiş kira bedeli için başlatılan takibe itiraz edilmişse dava asliye hukukta değil sulh hukukta açılmalıdır.
İş mahkemesi, alacak işçilik alacağıysa görevlidir. Tüketici mahkemesi ise alacak bir tüketici işleminden doğuyorsa devreye girer.
Aile mahkemesi yalnızca istisnai bir hâlde gündeme gelir: takip nafaka alacağına dayanıyorsa. Bunun dışında itirazın iptali davasının aile mahkemesiyle ilgisi yoktur.
Bir noktanın altını çizmek gerekir: icra mahkemesi itirazın iptali davası bakımından görevli değildir. İcra mahkemesi itirazın kaldırılması talebini inceler; itirazın iptali ise genel mahkemelerin işidir. İkisinin karşılaştırması için itirazın iptali ile itirazın kaldırılması farkları sayfamıza bakabilirsiniz.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir. Taraflar ileri sürmese bile mahkeme görevli olup olmadığını kendiliğinden inceler ve görevsizse davayı reddeder.
Yetkili Mahkeme: İİK’da Özel Kural Yoktur
İcra ve İflas Kanunu, itirazın iptali davası için özel bir yetki kuralı da öngörmemiştir. Bu nedenle yetki, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun genel yetki hükümlerine göre belirlenir.
Genel yetki kuralı HMK m.6’dır: dava, davalının (yani borçlunun) yerleşim yeri mahkemesinde açılır.
Sözleşmeden doğan alacaklarda HMK m.10 seçimlik bir yetki tanır: sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de dava açılabilir. Alacaklı bu iki yerden dilediğini seçebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken bir yanılgı vardır. İcra hukukunda menfi tespit, şikâyet ve itirazın kaldırılması gibi taleplerde “icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesi” ölçütü işler. İtirazın iptali davası bakımından bu ölçütün uygulanmadığı, yetkinin genel hükümlere göre belirlenmesi gerektiği Yargıtay kararlarında kabul edilmiştir. Takibin başlatıldığı yer, davanın da orada açılabileceği anlamına otomatik olarak gelmez.
Yetki İtirazı: İlk İtirazdır, Süresi Kaçırılırsa Hak Düşer
Görev kamu düzenine ilişkindir; yetki ise kural olarak değildir. Bunun pratik sonucu şudur: mahkeme yetkisizliğini kendiliğinden inceleyemez, borçlunun ileri sürmesi gerekir.
Yetki itirazı bir ilk itiraz niteliğindedir ve HMK hükümleri uyarınca cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. Süresinde ileri sürülmezse yetkisiz mahkeme yetkili hâle gelir ve dava orada görülmeye devam eder. Ayrıca yetki itirazında bulunan tarafın, yetkili saydığı mahkemeyi de göstermesi gerekir; yalnızca “yetkiye itiraz ediyorum” demek yeterli değildir.
Sık sorulan bir soru şudur: borçlu icra takibi aşamasında yetki itirazında bulunmamışsa, davada mahkemenin yetkisine itiraz edebilir mi? Cevap evet. İcra dairesinin yetkisine itiraz ile mahkemenin yetkisine itiraz farklı konulardır; birinde susmuş olmak diğerinden vazgeçildiği anlamına gelmez. Takip aşamasındaki itiraz türleri için ödeme emrine itiraz (borca, imzaya, yetkiye) sayfamıza bakabilirsiniz.
İş hukukundan doğan uyuşmazlıklarda yetki kuralları kamu düzenine ilişkin sayıldığından mahkemece kendiliğinden incelenir; bu, genel kuralın önemli bir istisnasıdır.
Arabuluculuk Dava Şartı: Hangi Alacakta Zorunlu?
İtirazın iptali davası özünde bir alacak davasıdır. Bu nedenle, alacağın kaynağına göre dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olabilir. Şart yerine getirilmeden açılan dava, esasa girilmeden usulden reddedilir.
Arabuluculuğun dava şartı olduğu başlıca hâller şunlardır: ticari alacaklar (TTK m.5/A), işçilik alacakları (İş Mahkemeleri Kanunu m.3), tüketici uyuşmazlıkları (TKHK m.73/A) ve kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar (6325 sayılı Kanun m.18/B).
Buna karşılık icra takibi başlatmak için arabuluculuğa gitmek gerekmez; zorunluluk takip aşamasında değil, dava aşamasında doğar.
Süreler bakımından kritik bilgi: uygulamada “arabuluculuk süreci bir yıllık hak düşürücü süreyi eritir mi?” endişesi yaygındır. 6325 sayılı Kanun’un 18/A-15. fıkrası bu konuda açıktır: arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Yani arabuluculukta geçen süre, İİK m.67’deki bir yıllık süreden düşülmez.
Yine de dikkatli olunmalıdır: koruma büroya başvuru tarihinden itibaren başlar. Başvuru yapılmadan geçen günler işlemeye devam eder; bu nedenle sürenin son günlerine bırakmak risklidir.
Görevsizlik veya Yetkisizlik Kararı Çıkarsa Ne Yapılır?
Yanlış mahkemede açılan dava kendiliğinden doğru mahkemeye gitmez. Mahkeme görevsizlik veya yetkisizlik kararı verdiğinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi ayrıca talep edilmelidir.
HMK m.20 uyarınca bu talep, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde yapılmalıdır. Süre içinde başvurulmazsa dava açılmamış sayılır ve karar kendiliğinden ortadan kalkar. Bu, alacaklı bakımından ağır bir sonuçtur: dava açılmamış sayıldığında, bu arada İİK m.67’deki bir yıllık hak düşürücü süre de dolmuşsa alacaklının bu yolu tümüyle kapanır.
Ayrıca görevsizlik kararı verildiğinde alacaklı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilebilir. Bu nedenle dava açılmadan önce görev ve yetkinin doğru belirlenmesi, sonradan telafisi zor bir maliyeti baştan önler.
Dava Dilekçesi Kime Tebliğ Edilir?
Uygulamada dosyayı esastan kaybettiren usul hatalarından biri, dava dilekçesinin yanlış kişiye tebliğ edilmesidir.
Borçlu icra takibinde bir avukatla temsil edilmiş olabilir. Ancak itirazın iptali davası takip hukukuna değil genel hükümlere tabi, bağımsız bir davadır. Yargıtay’ın içtihadı birleştirme kararında benimsenen anlayışa göre dava dilekçesi, icra takibinde borçluyu temsil eden vekile değil, doğrudan borçlunun kendisine tebliğ edilmelidir.
Takip dosyasındaki vekâlet, ayrı bir davada kendiliğinden geçerli sayılmaz. Yanlış tebligat, davanın usulden sakatlanmasına ve sürecin baştan tekrarlanmasına yol açar.
Dava Reddedilirse Borçlunun Hakları
İtirazın iptali davası yalnızca alacaklı için sonuç doğurmaz. Dava reddedilirse takip son bulur ve borçlu lehine sonuçlar doğar.
Mahkeme, alacaklının kötü niyetle takip yaptığı ve dava açtığı kanısına varırsa, borçlunun talebi üzerine alacaklıyı kötü niyet tazminatına mahkûm edebilir; oran, reddedilen meblağın yüzde yirmisinden az olamaz (İİK m.67/2). Ayrıntı için icra inkâr tazminatı ve kötü niyet tazminatı sayfamızdadır.
Ayrıca borçlu, lehine hükmedilen yargılama giderlerini ve vekâlet ücretini alacaklıdan ayrı bir ilamlı takip başlatarak tahsil edebilir. Borcun bulunmadığının tespiti için izlenebilecek diğer yol için menfi tespit ve istirdat davası sayfamıza bakabilirsiniz.
🗺️ İcra Takibi Konu Haritası
İcra ve haciz sürecinin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:
🔒 Haciz İşlemleri
- Banka Hesabına Haciz ve E-Haciz: Bloke Nasıl Kaldırılır?
- Borç Ödendikten Sonra Haczin Kaldırılması (Haciz Fekki)
- Haciz İhbarnamesi (89/1) Geldi: Üçüncü Kişi Ne Yapmalı?
- Maaş Haczi: 1/4 Kuralı ve Haczedilemeyen Ödemeler
- Tek Ev Haczedilir mi? Meskeniyet İddiası
- İhtiyati Haciz Nedir? Şartları ve Uygulanması (İİK 257)
📁 Takip Süreci
- İcra Dosyası Nasıl Kapatılır? Kapak Hesabı ve Tahsil Harcı
- İcra Takibinden Vazgeçme (Feragat) ve Haricen Tahsil
- İcra Borcunda Zamanaşımı: 10, 5 ve 3 Yıl Kuralları
- İcra Dosyasının Yenilenmesi: Düşen Dosya Nasıl Canlanır?
- İcra Takibinde Yetki İtirazı: Hangi Daire Yetkili?
- Adıma İcra Takibi Var mı? e-Devlet ve UYAP Sorgulama
⚖️ İtiraz ve Dava
- İcra Takibine İtiraz: Ödeme Emrine 7 Gün İçinde İtiraz
- Ödeme Emrine İtiraz: Borca, İmzaya ve Yetkiye İtiraz
- İtirazın Kaldırılması: Kesin ve Geçici Kaldırma (İİK 68)
- İtirazın İptali Davası (İİK 67)
- İstihkak Davası: Başkasının Malı Haczedilirse
- Sıra Cetveline Şikâyet ile İtiraz Arasındaki Fark
💰 Ödeme, Harç ve Faiz
- Haricen Tahsil Ne Demek? Harcı, Oranı ve Bildirimi
- İcra Borcuna Faiz Nasıl Hesaplanır? Faiz Türleri
- İcra Borcunu Taksitle Ödeme (İİK m.111)
- İcra Harç ve Masrafları: Kim Öder, Ne Kadar?
- Ödeme Emri Geldi, Ne Yapmalı? 7 Günde 3 Seçenek
- Mal Beyanı Nedir? Vermezsem Ne Olur? (İİK 74)
🏛️ Satış ve Paraya Çevirme
- UYAP e-Satıştan İcradan Ev veya Araç Nasıl Alınır?
- İcra İhalesi ve İhalenin Feshi
- Satış Talebi Süresi: Hacizde 1 Yıl, Rehinde 6 Ay
- Kıymet Takdirine İtiraz: Malım Düşük Değerlendiyse
- İhale Bedelini Ödemezsem Ne Olur?
- Mehil Vesikası ve Satışın Durdurulması (İİK m.36)
📌 Özel Alacak Türleri
- 2026 İcra Affı Çıkacak mı? Güncel Gerçek
- Kira Borcu ve Tahliye: İcra Yoluyla Kiracı Tahliyesi
- Kredi Kartı Borcum İcraya Verildi: Takip Süreci
- Kambiyo Senedi (Çek-Bono) Takibi: 5 Günde Ne Yapılır?
- Yabancı Para (Döviz) Alacağında İcra Takibi
- Abonelik/Fatura Borcu İcraya Verildi: MTS Takibi
📚 Sürecin bütünü için İcra ve İflas Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.
İki Yolun Kanuni Karşılaştırması
İtiraz üzerine alacaklının önünde iki yol vardır. Hangisinin seçileceği; elde bulunan belgeye, süreye ve ispat ihtiyacına göre belirlenir.
| Ölçüt | İtirazın iptali (m.67) | İtirazın kaldırılması (m.68) |
|---|---|---|
| Merci | Genel mahkeme | İcra mahkemesi |
| Süre | İtirazın tebliğinden itibaren bir yıl | İtirazın tebliğinden itibaren altı ay |
| Belge şartı | Her türlü delille ispat mümkündür | Kanunda sayılan belgelere dayanılması gerekir |
| İnceleme | Tam yargılama; tanık dinlenebilir | Belge üzerinden dar inceleme |
| Karar | Alacağın esası hakkında hüküm kurulur | Yalnızca itirazın kaldırılmasına karar verilir |
| Kesin hüküm | Alacağın varlığı bakımından kesin hüküm oluşturur | Kesin hüküm oluşturmaz |
| Tazminat | Haksız çıkan aleyhine tazminata hükmedilebilir | Aynı şekilde tazminat gündeme gelir |
| Takibin akıbeti | Kabul hâlinde takip kaldığı yerden devam eder | Kabul hâlinde takibe devam edilir |
Altıncı satır, iki yol arasındaki en önemli farktır: itirazın kaldırılması kararı alacağın esası bakımından kesin hüküm oluşturmaz; taraflar sonradan genel mahkemede dava açabilir. İtirazın iptali davasında verilen hüküm ise alacağın varlığını kesin olarak belirler.
Kısmi itirazda dava da kısmi kurulur. Borçlu borcun bir kısmına itiraz etmişse, itiraz edilmeyen kısım bakımından takip kesinleşir ve o kısım için haciz istenebilir. İtirazın iptali davası yalnızca itiraz edilen kısım için açılır; dava değeri buna göre belirlenir. Talep sonucunun bu ayrım gözetilmeden yazılması, hem harç hem de tazminat hesabında sorun doğurur.
Dava Hazırlığında Denetlenecekler
Davanın kabul edilmesi, takip dosyasındaki verilerin dilekçeyle uyumlu olmasına bağlıdır.
| Konu | Ne kontrol edilir |
|---|---|
| Takip dosyası | Takip talebi, ödeme emri ve tebliğ tarihleri |
| İtiraz | İtirazın kapsamı, tarihi ve alacaklıya tebliğ tarihi |
| Süre | Bir yıllık hak düşürücü sürenin hesabı |
| Alacak belgeleri | Sözleşme, fatura, cari hesap ve teslim belgeleri |
| Faiz | Talep edilen faizin türü, oranı ve başlangıç tarihi |
| Tazminat | İcra inkâr tazminatı talebinin dilekçede yer alması |
| Kısmi itiraz | Dava değerinin itiraz edilen kısma göre belirlenmesi |
| Yetki | Yetki itirazı yapılmışsa öncelikle bu hususun çözülmesi |
Altıncı satır, sonradan telafisi olmayan bir eksikliktir: icra inkâr tazminatı talebi dava dilekçesinde açıkça ileri sürülmezse hükmedilmez. Talep, hem miktar hem de dayanak gösterilerek yazılmalıdır.
İtiraz aşaması için ödeme emri geldiğinde yapılacaklar rehberimize bakabilirsiniz.
İcra İnkâr Tazminatının Şartları
İtirazın iptali davasında tazminat, davanın kabulüne otomatik olarak bağlı değildir; kanunda öngörülen şartların birlikte gerçekleşmesi aranır.
| Konu | İçerik |
|---|---|
| Talep | Tazminatın dava dilekçesinde açıkça istenmiş olması |
| Likit alacak | Alacağın likit, yani belirli veya belirlenebilir nitelikte olması |
| Haksız itiraz | Borçlunun itirazında haksız çıkması |
| Oran | Kanunda öngörülen asgari oran üzerinden hükmedilmesi |
| Karşı tazminat | Davanın reddi hâlinde alacaklı aleyhine tazminat gündeme gelebilir |
| Kısmi kabul | Kısmen kabul hâlinde tazminatın kabul edilen kısım üzerinden hesaplanması |
| Yargılama gideri | Tazminattan ayrı olarak yargılama giderleri ve vekâlet ücreti |
| Faiz | Tazminata faiz işletilip işletilmeyeceğinin talep edilmesi |
İkinci satır, tazminat taleplerinin en sık reddedildiği gerekçedir: alacağın likit olmaması hâlinde, borçlunun itirazı haksız çıksa dahi tazminata hükmedilmez. Bu nedenle dilekçede alacağın nasıl hesaplandığı ve neden belirlenebilir nitelikte olduğu ayrıca açıklanmalıdır.
Dava değeri, itiraz edilen kısımla sınırlıdır. Borçlu borcun tamamına değil bir kısmına itiraz etmişse, itiraz edilmeyen kısım bakımından takip kesinleşmiştir ve bu kısım dava konusu yapılamaz. Dava değerinin fazla gösterilmesi hem gereksiz harç ödemesine hem de reddedilen kısım üzerinden karşı vekâlet ücretine yol açar. Takip dosyasındaki itiraz dilekçesi, dava değerinin belirlenmesinde esas alınacak tek belgedir.
Sıkça Sorulan Sorular
İtirazın iptali davası nedir?
İİK m.67 uyarınca, icra takibine itiraz eden borçluya karşı alacaklının genel mahkemede açtığı; alacağın gerçek olduğunu ispatlayarak duran takibin devamını sağlayan davadır. Görevli mahkeme alacağın niteliğine göre asliye hukuk, asliye ticaret, tüketici, iş veya (kira alacaklarında) sulh hukuk mahkemesidir.
Dava ne zaman açılmalıdır?
İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu hak düşürücü süredir; geçirilirse dava hakkı sona erer.
İcra inkâr tazminatı nedir?
Dava kazanılırsa borçlu aleyhine dava konusu alacağın en az %20’si oranında tazminata hükmedilebilir. Bu talep dava dilekçesinde açıkça belirtilmelidir.
İtirazın kaldırılmasından farkı nedir?
İtirazın kaldırılması (icra hukuk mahkemesi, hızlı) yalnızca İİK m.68’de sayılan nitelikli belgelere dayanıldığında mümkündür; imzası ikrar edilmiş adi senet de bu kapsamdadır. İtirazın iptali (genel mahkeme, kapsamlı) ise her türlü alacak için kullanılabilir.
Dava kaybedilirse ne olur?
Alacaklının itirazın iptali davası reddedilirse takip son bulur. Alacaklı genel alacak davası açmaya devam edebilir. Ayrıca haksız takip gerekçesiyle borçlu kötü niyet tazminatı talep edebilir.
Kısmi itiraz için de dava açılır mı?
Evet. Borçlunun yalnızca bir kısmına itiraz ettiği hallerde itirazın iptali davası o kısım için açılabilir. Tartışmalı olmayan kısım için takip zaten devam eder.
İspat yükü kime aittir?
Alacaklıya aittir. Alacağının varlığını sözleşmeler, faturalar, banka kayıtları, yazışmalar ve tanıklarla ispatlaması gerekir.
İtirazın iptali davası hangi mahkemede açılır?
Alacağın niteliğine göre belirlenir: genel kural asliye hukuk mahkemesidir (HMK m.2). Ticari davalarda asliye ticaret, işçilik alacaklarında iş mahkemesi, tüketici işlemlerinde tüketici mahkemesi, kira ilişkisinden doğan alacaklarda ise HMK m.4/1-a uyarınca sulh hukuk mahkemesi görevlidir. İcra mahkemesi bu dava için görevli değildir.
Kira alacağı için açacağım itirazın iptali davası asliye hukukta mı açılır?
Hayır. Kira ilişkisinden doğan alacaklara ilişkin davalar HMK m.4/1-a uyarınca sulh hukuk mahkemesinde görülür. Uygulamada en sık yapılan görev hatalarından biri budur ve görevsizlik kararıyla sonuçlanır.
Davayı borçlunun bulunduğu yerde mi açmak zorundayım?
Genel kural budur (HMK m.6: davalının yerleşim yeri). Ancak alacak bir sözleşmeden doğuyorsa HMK m.10 uyarınca sözleşmenin ifa yeri mahkemesinde de dava açılabilir. İİK’da bu dava için özel yetki kuralı bulunmadığından genel hükümler uygulanır.
İcra takibinde yetki itirazı yapmamıştım, davada yetkiye itiraz edebilir miyim?
Evet. İcra dairesinin yetkisine itiraz ile mahkemenin yetkisine itiraz ayrı konulardır. Ancak yetki itirazı ilk itiraz niteliğinde olduğundan cevap dilekçesinde ileri sürülmeli ve yetkili sayılan mahkeme de gösterilmelidir; aksi hâlde yetkisiz mahkeme yetkili hâle gelir.
Arabuluculuk süreci bir yıllık dava açma süremi eritir mi?
Hayır. 6325 sayılı Kanun m.18/A-15 uyarınca arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Ancak koruma başvuru tarihinden itibaren başlar; başvuru yapılmadan geçen günler işlemeye devam eder.
Mahkeme görevsizlik kararı verdi, ne yapmalıyım?
Kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelisiniz (HMK m.20). Bu süre kaçırılırsa dava açılmamış sayılır; bu arada bir yıllık hak düşürücü süre dolmuşsa itirazın iptali yolu tümüyle kapanır.
Dava dilekçesi borçlunun icradaki avukatına tebliğ edilebilir mi?
Hayır. İtirazın iptali davası takip hukukuna değil genel hükümlere tabi bağımsız bir davadır; Yargıtay’ın içtihadı birleştirme kararında benimsenen anlayışa göre dilekçe doğrudan borçlunun kendisine tebliğ edilmelidir. Takip dosyasındaki vekâlet bu davada kendiliğinden geçerli sayılmaz.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman görüş esas alınmalıdır.


