Sıra Cetveline Şikâyet ile İtiraz Arasındaki Fark
29 Haziran 2026

Sıra Cetveline Şikâyet ile İtiraz Arasındaki Fark

Bir borçlunun malı satıldığında elde edilen para, tüm alacaklılara yetmiyorsa kim önce, ne kadar alacak? Bu sorunun cevabı sıra cetvelidir. İcra müdürlüğü, satıştan gelen parayı alacaklılar arasında kanuni sıraya göre dağıtmak için bir cetvel düzenler. Cetvele itirazınız varsa, tebliğden itibaren 7 gün içinde harekete geçmelisiniz.

Sıra Cetveli Ne Zaman Düzenlenir?

Sıra cetveli, aynı borçluya karşı birden fazla alacaklının takip yaptığı ve satıştan elde edilen paranın tüm alacakları karşılamaya yetmediği durumlarda düzenlenir. İcra ve İflas Kanunu m.140, satış tutarının alacaklılara dağıtımını düzenler; para herkese yetiyorsa cetvel yapılmaz, herkes alacağını alır.

Cetvel, alacakların türüne ve kanuni önceliğine göre bir sıralama içerir. Rehinli alacaklar, bazı kamu alacakları ve işçi alacakları gibi imtiyazlı kalemler öncelik taşır; adi alacaklar ise garameten (oranlı) pay alır.

İki Farklı İtiraz: Sıraya mı, Esasa mı?

Sıra cetveline yönelik iki ayrı yol vardır ve karıştırılmamalıdır:

1. Sıraya itiraz (şikâyet): Bir alacağın cetveldeki sırasının yanlış belirlendiğini düşünüyorsanız, bu bir sıra şikâyetidir ve icra mahkemesinde ileri sürülür.

2. Alacağın esasına itiraz: Başka bir alacaklının alacağının gerçekte var olmadığını veya miktarının yanlış olduğunu iddia ediyorsanız, İİK m.142 uyarınca cetvel suretinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde, takibin yapıldığı yer mahkemesinde ilgili alacaklı aleyhine dava açmanız gerekir.

Ayrımın Kanuni Dayanağı Tek Bir Cümlededir

Şikâyet ile itiraz arasındaki fark doktrinden değil, doğrudan kanun metninden doğar.

İİK m.142 şöyle der: cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı, takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir. Dava basit yargılama usulüyle görülür.

Ve ayrımı kuran cümle şudur: “İtiraz alacağın esas ve miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dairse şikayet yoliyle icra mahkemesine arzolunur.”

Buradan çıkan ölçüt nettir: iddianız alacağın esasına veya miktarına ilişkinse genel mahkemede dava; yalnızca sıraya ilişkinse icra mahkemesine şikâyet.

Başlık değil içerik belirler: dilekçenize “sıra cetveline itiraz” yazmanız yolu belirlemez; ileri sürdüğünüz iddianın niteliği belirler.

Sürecin başlangıcı da kanunda gösterilmiştir: sıra cetvelinin birer sureti icra dairesi tarafından ilgililere tebliğ edilir; yedi günlük süre bu tebliğden işler.

Borçlu Davalı Gösterilemez

İtiraz davasında en sık yapılan usul hatası budur ve dosyanın bir kısmının reddine yol açar.

Kural: sıra cetveline itiraz davasında takip borçlusunun alacaklı sıfatı bulunmadığından ve kendisine pay ayrılmadığından davalı sıfatı bulunmamaktadır.

Yargıtay’ın somut değerlendirmesi: davacının borçluyu da hasım olarak gösterdiği bir olayda, mahkemece borçlu ile ilgili davanın pasif husumet sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmemesi doğru bulunmamıştır.

Peki kim davalıdır? Kanun “alakadarlar aleyhine” der. Pratikte davalı, payınızı azaltan, sizden önce sıraya giren veya sizin yerinize pay alan alacaklılardır.

Davanın özü de bunu gerektirir: bu davalar, davalı alacaklı ile dava dışı olması gereken borçlu arasında alacağın muvazaalı oluşturulduğu ve davacı alacaklıdan mal kaçırma amacı güdüldüğü iddiasına dayanır.

Benzer iddianın farklı yolu: borçlunun malvarlığını azaltan işlemlerine karşı ayrıca tasarrufun iptali yolu vardır: tasarrufun iptali davası: borçlunun mal kaçırmasına karşı (İİK 277-284).

Dava Açılınca Para Bekler — Bir İstisna Dışında

İtirazın en görünür sonucu, paranın dağıtılmasının durmasıdır. Ancak kanun bunun için bir çıkış yolu öngörmüştür.

Genel kural: itiraz davası açılması, sıra cetveline göre yapılacak paylaştırma işlemlerini durdurur. Mahkeme kararı kesinleşmeden, cetvelin ilgili kısmı esas alınarak ödeme yapılması mümkün değildir.

Bunun sebebi şudur: sıra cetvelinin kesinleşmesi, alacaklılara ödeme yapılabilmesinin ön koşuludur; kesinleşmeyen bir cetvele dayanılarak paylaştırma yapılamaz.

İstisna — teminat mektubuyla tahsil: sıra cetvelinde hak sahibi görünen her alacaklı, bir bankanın kesin ve süresiz teminat mektubunu dosyaya ibraz ederek payına düşen meblâğı tahsil edebilir.

Bu, dava sürerken parasının kilitlenmesini istemeyen alacaklı için doğrudan bir çözümdür ve 2003 yılında kanuna eklenmiştir.

Teminat Mektubunun İçeriği: İki Zorunlu Taahhüt

Her teminat mektubu bu amaçla kabul edilmez; kanun içeriğini belirlemiştir.

Mektup “kesin ve süresiz” olmalıdır. Süreli veya şarta bağlı mektuplar bu hükmün amacını karşılamaz.

Birinci taahhüt — tahsil edilen tutar. Alacaklının dosyadan tahsil ettiği meblâğın, kısmen veya tamamen icra dosyasına iadesinin gerekmesi hâlinde ödeneceği taahhüt edilmelidir.

İkinci taahhüt — faiz. Bu meblâğın iade tarihine kadar geçecek süreye ait faizinin de ödeneceği taahhüt edilmelidir. Yani banka yalnızca anaparayı değil, bekleme süresinin faizini de garanti eder.

Ödeme şekli: her ikisi de icra dairesinin ilk yazılı talebi üzerine dosyaya ödenir. Bankanın ayrıca inceleme yapması veya itiraz etmesi öngörülmemiştir.

Tutarı kim belirler? Teminat mektubuyla garanti edilecek miktar icra dairesince belirlenir; alacaklının kendi hesabı esas alınmaz.

Şikâyet Kabul Edilirse Ne Olur?

İki yolun sonuçları da birbirinden farklıdır; bu, yol seçiminin ikinci boyutudur.

Şikâyet haklı bulunursa: icra mahkemesi icra müdürlüğünün işlem veya kararını iptal eder ve gerekirse sıra cetvelinin yeniden düzenlenmesini emreder.

Şikâyet reddedilirse: cetvel kesinleşir ve paylaştırma işlemi devam eder.

Fark şuradadır: şikâyet cetvelin kendisini hedef alır ve kabulü hâlinde cetvel yeniden kurulur. İtiraz davası ise belirli bir alacaklının payını hedef alır.

Yanlış yol seçiminin bedeli: yedi günlük süre içinde doğru yol seçilmezse, para paylaştırılır ve sonradan toparlamak hem zor hem masraflı hâle gelir.

Hangi alacaklıların aynı paraya yöneldiği ve iştirak şartları için hacze iştirak: aynı mala birden fazla alacaklı yönelirse (İİK 100-101); payını alamayan alacaklının elindeki belge için aciz vesikası (İİK 143): sonuçları ve 20 yıllık zamanaşımı sayfalarımıza bakabilirsiniz.

Cetvel Elinize Geçtiğinde: Üç Adımlık Kontrol

Yedi günlük süre kısa olduğundan, cetvel tebliğ edildiğinde sıralı bir okuma yapmak gerekir.

1. Tebliğ tarihini kaydedin. Süre, cetvel suretinin size tebliğ edildiği tarihten işler; icra dairesinin cetveli düzenlediği tarih değil.

2. İtirazınızın konusunu belirleyin. Bir alacaklının sırası mı yanlış, yoksa alacağının varlığı veya miktarı mı tartışmalı? Yol bu cevaba göre ayrılır.

3. Hedef alacaklıyı tespit edin. Dava yoluna gidecekseniz, payınızı azaltan alacaklıyı doğru belirlemek gerekir; borçlu bu davanın tarafı değildir.

Her ikisi birden gerekiyorsa: hem sıraya hem esasa yönelik iddialarınız varsa, her biri kendi merciine yöneltilmelidir. Tek dilekçeyle iki farklı mercii kapsamak mümkün değildir.

Kararsız kalınan hâllerde: iddianın ağırlık merkezine bakılır. “Bu alacak hiç yok” demek esasa; “bu alacak var ama benden önce gelmemeli” demek sıraya ilişkindir.

Sık Yapılan Dört Hata

Uygulamada hak kaybı çoğunlukla aynı hatalardan doğar.

1. Yanlış mercie başvurmak. Esasa ilişkin iddiayı icra mahkemesine şikâyet olarak sunmak veya sıraya ilişkin iddia için genel mahkemede dava açmak. Yedi gün bu arada tükenir.

2. Borçluyu davalı göstermek. Borçlunun pasif husumet sıfatı bulunmadığından, dava onun yönünden reddedilir.

3. Süreyi ilandan saymak. Haciz yoluyla takipte ölçüt tebliğdir; ilan esasına göre hesap yapmak iflas rejimine aittir.

4. Parayı beklemekle vakit kaybetmek. Dava süresince ödeme durur; oysa teminat mektubu ibraz ederek payı tahsil etmek mümkündür.

Ve bir hatırlatma: süre içinde hiçbir başvuru yapılmazsa sıra cetveli kesinleşir; kesinleşen cetvele karşı sonradan itiraz edilemez.

Haciz mi İflas mı? Süre ve Başlangıç Değişiyor

Aynı isimle anılan iki cetvel, süre rejimi bakımından farklıdır ve bu ayrım hak kaybına yol açabilir.

Haciz yoluyla takipte: süre, sıra cetveli suretinin tebliğinden başlar ve yedi gündür.

İflasta: süre tebliğ değil, ilan esas alınarak işler ve on beş gündür.

İki fark birlikte önem taşır: hem sürenin uzunluğu hem de başlangıç anı değişir. İflasta tebligat beklemek süre kaybına yol açar; ilanın takip edilmesi gerekir.

Bu nedenle ilk yapılacak iş dosyanın türünü netleştirmektir: haciz yoluyla takip mi, iflas tasfiyesi mi?

İflas tarafının ayrıntısı için iflasta sıra cetveli ve sıra cetveline itiraz davası (İİK 235); haciz yolundaki itiraz davasının usulü için sıra cetveline itiraz süresi ve itiraz davası (İİK 142) sayfalarımıza bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Şikâyet ile itiraz ayrımının kanuni dayanağı nedir?

İİK m.142’nin son cümlesi: “İtiraz alacağın esas ve miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dairse şikayet yoliyle icra mahkemesine arzolunur.” Esas ve miktara ilişkin iddialar genel mahkemede dava, yalnız sıraya ilişkin iddialar icra mahkemesinde şikâyet konusudur.

Dava kime karşı açılır, borçlu davalı olur mu?

Borçlu davalı gösterilemez: takip borçlusunun alacaklı sıfatı bulunmadığından ve kendisine pay ayrılmadığından davalı sıfatı yoktur. Davalı, payınızı azaltan veya sizin yerinize pay alan alacaklılardır.

Dava açılınca para dağıtılır mı?

Kural olarak hayır. İtiraz davası açılması paylaştırma işlemlerini durdurur; mahkeme kararı kesinleşmeden cetvelin ilgili kısmına dayanılarak ödeme yapılamaz. Sıra cetvelinin kesinleşmesi ödemenin ön koşuludur.

Dava sürerken payımı tahsil edebilir miyim?

Evet. Sıra cetvelinde hak sahibi görünen alacaklı, bir bankanın kesin ve süresiz teminat mektubunu dosyaya ibraz ederek payına düşen meblâğı tahsil edebilir.

Teminat mektubunda ne yazmalı?

İki taahhüt: tahsil edilen meblâğın kısmen veya tamamen iadesi gerekirse ödeneceği ve bu meblâğın iade tarihine kadar geçecek süreye ait faizinin de ödeneceği. Her ikisi de icra dairesinin ilk yazılı talebi üzerine dosyaya ödenir. Tutar icra dairesince belirlenir.

Şikâyet kabul edilirse ne olur?

İcra mahkemesi icra müdürlüğünün işlem veya kararını iptal eder ve gerekirse sıra cetvelinin yeniden düzenlenmesini emreder. Şikâyet reddedilirse cetvel kesinleşir ve paylaştırma devam eder.

İflasta süre de yedi gün müdür?

Hayır. Haciz yoluyla takipte süre cetvel suretinin tebliğinden başlar ve yedi gündür; iflasta ise süre tebliğ değil ilan esas alınarak işler ve on beş gündür.

Sıra cetveline kaç gün içinde itiraz edilir?

Sıra cetveli suretinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde itiraz edilmelidir (İİK m.142). Bu süre hak düşürücüdür.

Sıra cetveline itiraz nereye yapılır?

Alacağın esasına ilişkin itiraz, takibin yapıldığı yer mahkemesinde ilgili alacaklı aleyhine dava açılarak yapılır. Sıraya ilişkin şikâyet ise icra mahkemesine sunulur.

Hangi alacaklar öncelikli sırada yer alır?

Rehinli alacaklar, belirli işçi alacakları ve bazı kamu alacakları imtiyazlı sıralarda yer alır. Adi (imtiyazsız) alacaklar genellikle son sırada garameten paylaşılır.

Para tüm alacaklara yetiyorsa cetvel yapılır mı?

Hayır. Satıştan elde edilen para tüm alacakları karşılamaya yetiyorsa sıra cetveli düzenlenmez; her alacaklı alacağını tahsil eder.

Sıra şikâyeti ile esasa itiraz arasındaki fark nedir?

Sıra şikâyeti, alacağın cetveldeki sırasının yanlışlığına ilişkindir ve icra mahkemesinde görülür. Esasa itiraz ise başka bir alacağın varlığını veya miktarını hedef alır ve genel mahkemede dava ile ileri sürülür.

İtiraz süresini kaçırırsam ne olur?

7 günlük süreyi kaçırırsanız sıra cetveli kesinleşir ve dağıtım cetvele göre yapılır; sonradan itiraz hakkınız düşer.

Garameten Paylaşım Nasıl Hesaplanır?

Aynı sırada yer alan ve imtiyazı olmayan adi alacaklılar, satıştan kalan parayı alacakları oranında (garameten) paylaşır. Örneğin satıştan 100.000 TL kaldıysa ve iki adi alacaklının alacakları 60.000 TL ile 40.000 TL ise, para 60-40 oranında bölüşülür. İmtiyazlı alacaklar (rehinli alacak, belirli işçi alacakları, bazı kamu alacakları) ise kendi sıralarında öncelikle ödenir; ancak imtiyaz tamamen ödendikten sonra arta kalan, adi alacaklılara dağıtılır.

Bu nedenle sıra cetvelinde bir alacağın hangi sıraya konulduğu, ne kadar tahsilat yapılacağını doğrudan etkiler. Yanlış sıralama, hak kaybına yol açabileceği için itiraz hakkı önemlidir.

Sıra Cetveline İtirazda İspat ve Bilirkişi

Alacağın esasına itiraz davasında, itiraz eden alacaklı, hedef aldığı alacağın gerçekte var olmadığını veya miktarının yanlış olduğunu ispatlamakla yükümlüdür. Uygulamada bu davalar, borçlunun ticari defterleri, fatura ve banka kayıtları üzerinden bilirkişi incelemesiyle yürütülür. Sıra şikâyetinde ise inceleme, alacağın kanuni sırasının doğru belirlenip belirlenmediğine odaklanır.

İflasta Sıra Cetveli ile Farkı

Bireysel (cüz’i) icrada sıra cetveli, satılan belirli bir malın parasının dağıtımına ilişkindir. İflasta ise tüm malvarlığı tasfiye edilir ve İİK m.206’daki alacak sıralarına göre bir iflas sıra cetveli düzenlenir. İflas sıra cetvelinde işçi alacakları, nafaka alacakları gibi imtiyazlı kalemler belirli sıralarda korunur. Her iki durumda da cetvele itiraz, hak kaybını önlemek için süresinde yapılmalıdır.

Sıra cetveline itiraz veya alacak tahsilinde uzman desteği mi arıyorsunuz?

Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.

Post by Av. Fatma Öztürk