SGK Prim Borcu ve 6183 Sayılı Kanuna Göre Tahsil Süreci
24 Temmuz 2026

SGK Prim Borcu ve 6183 Sayılı Kanuna Göre Tahsil Süreci

İşvereniniz olarak SGK’ya prim borcunuz birikti ve elinize bir “ödeme emri” ulaştı. Bu, mahkemeden gelen bir icra emri değil; SGK’nın kendi yetkisiyle düzenlediği idari bir belgedir. İtiraz hakkınız var mı, hangi sürede ve nereye başvurmalısınız? Ödemezseniz banka hesabınız bloke edilir mi? Bu yazıda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında SGK prim borçlarının tahsil sürecini, ödeme emrine itiraz sürelerini ve mercilerini, haciz aşamasını, banka blokesi riskini ve tecil-taksitlendirme imkanlarını ele alıyoruz.

SGK’nın İdari İcra Yetkisi

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre ödenmeyen prim alacaklarına ilişkin ödeme emri düzenleme yetkisine sahiptir. Bu, İİK’daki genel icra sisteminden temel bir farktır: SGK tarafından yapılan takip idari icra takip yöntemidir; Kurum icra dairesine müracaata gerek kalmadan KENDİSİ ödeme emri düzenleyerek tebliğe çıkarır ve sonrasında icra takibine başlar.

Bu yetkinin kaynağı, kamu alacaklarının özel bir imtiyaza sahip olması ve devletin kendi alacaklarını daha hızlı ve etkin biçimde tahsil edebilmesi ihtiyacıdır. Vergi daireleri de aynı Kanun kapsamında benzer yetkiye sahiptir. Genel bir bakış için Kamu Alacağı ve Ödeme Emri yazımıza bakabilirsiniz.

Prim Tahakkukuna İtiraz (İdari Aşama)

SGK’nın tahakkuk ettirdiği ve tebliğ ettiği prim borcuna karşı borç henüz “ödeme emri” aşamasına gelmeden önce bir idari itiraz yolu vardır. Kurumca tahakkuk ettirilen ve tebliğ edilen prim borcuna karşı, TEBLİĞ TARİHİNDEN İTİBAREN BİR AY (30 gün) içinde, prim borcunu tebliğ eden üniteye dilekçe vermek veya taahhütlü olarak göndermek suretiyle işverence itiraz edilebilir.

İtiraz, işlemi durdurur. İtiraza Prim Tahakkuk İtiraz Komisyonu bakar; bu komisyon ünite amiri veya görevlendireceği yardımcısı, ilgili şef, dosya memuru ve varsa avukattan oluşur. İtiraz en geç 30 gün içinde karara bağlanır. Bu aşama, ödeme emri aşamasından ÖNCEKİ bir idari itiraz sürecidir ve dava açmadan çözüm sağlama imkanı verir.

Ödeme Emrine İtiraz (Yargısal Aşama)

Prim borcu kesinleştiğinde SGK, 6183 sayılı Kanun gereğince ÖDEME EMRİ düzenleyerek işverene tebliğ eder. Ödeme emrine karşı da itiraz hakkı vardır ancak bu kez süreç yargısaldır: 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesi uyarınca, kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişi, böyle bir borcu olmadığı, kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren belirlenen süre içinde YETKİLİ İŞ MAHKEMESİNDE dava açabilir.

Süre konusunda dikkat edilmesi gereken bir husus vardır: 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesindeki itiraz süresi kanun değişikliğiyle 7 günden 15 güne çıkarılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.10.2019 tarihli 2017/21-243 E., 2019/1061 K. sayılı ve 30.06.2020 tarihli 2018/10-1022 E., 2020/496 K. sayılı kararlarında da benimsendiği üzere bu süre HAK DÜŞÜRÜCÜ niteliktedir. Hak düşürücü süre, niteliği itibariyle def’i değil itiraz olup sonuçlarını kendiliğinden meydana getirir ve mahkemece RESEN göz önünde tutulur; yani süre kaçırılırsa borçlu bunu ileri sürmese bile mahkeme süre aşımını kendiliğinden dikkate alır.

İtiraz Sebepleri Sınırlıdır

Ödeme emrine itiraz davası, hukuki niteliği itibariyle “menfi tespit” niteliğindedir; ancak itiraz sebepleri son derece sınırlıdır. Borçlu SADECE şu üç iddiayı ileri sürebilir: (1) böyle bir borcu olmadığı; (2) borcu kısmen ödediği; (3) borcun zamanaşımına uğradığı. Bunların dışında başka bir itiraz nedeni ileri sürülemez. Örneğin “prim hesabı yanlış yapıldı” veya “işçi sayısı yanlış bildirildi” gibi tahakkukun esasına yönelik itirazlar, ödeme emri aşamasında değil, daha önceki idari itiraz aşamasında (Prim Tahakkuk İtiraz Komisyonu) ileri sürülmelidir.

Dava açılması, 6183 sayılı Kanun kapsamındaki idari icra takibini KENDİLİĞİNDEN DURDURMAZ. Bu, İİK’daki icra takiplerinden temel bir farklılık noktasıdır: ilamsız icra takibinde borçlunun itirazı takibi otomatik durdururken, 6183 kapsamındaki dava açılması otomatik durdurma sağlamaz. Takibin durdurulabilmesi için mahkemeden AYRICA ihtiyati tedbir kararı alınması zorunludur. Bu nedenle dava dilekçesiyle birlikte ödeme emrinin icrasının durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin de sunulması büyük önem taşır.

Davanın Reddi Halinde Sonuçlar

Ödeme emrine itiraz davasının reddedilmesi halinde: (1) borç kesinleşir ve tahsil aşamasına geçilir; (2) borçlunun 15 gün içinde mal bildiriminde bulunması ZORUNLU hale gelir; (3) bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hapis yaptırımına yol açabilir (İİK’daki mal beyanı yükümlülüğüne benzer bir mekanizma). Bu aşamadan sonra artık ödeme emrine itiraz davasında borcun esasına ilişkin savunma yapma imkanı ortadan kalkar; sadece ödeme veya zamanaşımı savunması yapılabilir.

Haciz Ihbarnamesi (İşveren için 7 Gün İtiraz)

SGK, ilgili dönemin prim borçlarından ve diğer alacaklardan dolayı işverene 6183 sayılı Kanun kapsamında HACİZ İHBARNAMESİ gönderebilir; bu, İİK m.89’a benzer bir mekanizmadır ancak 6183 sayılı Kanun kapsamında düzenlenir. Bu ihbarnameye 7 GÜN içinde itiraz edilebilir. İtiraz edilmediğinde Kurum tarafından takibe başlanacak ve işverene ödeme emri gönderilecektir.

⚖️ Hukuki Danışmanlık Alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 +90 554 648 37 15💬 WhatsApp

Süreç: Gecikme Zammından Haciz ve Satışa

SGK borcu ödenmediğinde izlenen aşamalar şu şekildedir: (1) Gecikme zammı uygulanır (her ay için, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen oranda); (2) Borç 6183 sayılı Kanun kapsamına girer; (3) Ödeme emri gönderilir; (4) 15 gün içinde dava açılmaz veya dava reddedilirse borç kesinleşir; (5) Banka hesaplarına bloke konulabilir; (6) Haciz işlemleri başlatılabilir (banka, araç, taşınmaz); (7) Satış işlemi başlatılabilir.

Bu nedenle SGK borcu ödenmezse banka blokesi riski oldukça yüksektir. SGK, ödeme emrinden sonra banka hesapları, araçlar, taşınmazlar ve üçüncü kişideki alacaklar gibi çeşitli mallara haciz uygulayabilir. Haciz sonrası satış işlemi İİK’daki genel satış usulüne benzer şekilde (kıymet takdiri, açık artırma, UYAP e-Satış) yürütülür.

Zamanaşımı

SGK prim alacaklarında zamanaşımı süresi ON YILDIR. Sürenin başlangıcı, prim borcunun muaccel olduğu tarihi izleyen takvim yılının birinci günüdür. 6183 sayılı Kanun’un 103. maddesi, zamanaşımını kesen çeşitli haller öngörmüştür: ödeme emrinin tebliği, borcun kısmen ya da tamamen ödenmesi, icra takip işlemlerinin yapılması ve mal bildirimi bu haller arasında sayılabilir.

Ödeme emrine itiraz davasında zamanaşımı, borçlu tarafından İLERİ SÜRÜLMESİ GEREKEN bir def’i niteliğindedir; mahkemece kendiliğinden (resen) gözetilmez. Yani borçlu zamanaşımı savunmasını açıkça ileri sürmezse mahkeme bunu kendiliğinden dikkate almaz; bu, hak düşürücü itiraz süresinden farklı bir özelliktir.

Tecil ve Taksitlendirme İmkanı

SGK prim borcu ödeyemeyen işverenler için 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesi kapsamında TECİL VE TAKSİTLENDİRME imkanı mevcuttur. Bu, borcun belirli bir vade planına yayılarak ödenmesini sağlar ve haciz/icra sürecini durdurabilir. Tecil için SGK’ya başvuru yapılması, borcun tecile uygun koşulları taşıması ve genellikle bir teminat gösterilmesi gerekir. Özel yapılandırma kanunları da zaman zaman çıkarılabilir; güncel durumun SGK’nın resmi kaynaklarından teyit edilmesi önerilir.

Kanuni Temsilcinin Sorumluluğu

Şirketin (özellikle limited şirketin) SGK prim borcundan kim sorumludur? Kanuni temsilciler (şirket müdürleri, yönetim kurulu üyeleri) belirli koşullarda şirketin kamu borçlarından şahsen sorumlu tutulabilir. Bu, 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi kapsamında düzenlenmiştir ve şirket malvarlığından tahsil edilemeyen kamu alacakları için kanuni temsilcilerin şahsi malvarlığına başvurulabileceği anlamına gelir. Detay için Kanuni Temsilcinin Vergi Sorumluluğu yazımıza bakabilirsiniz.

Uygulamada Sık Karşılaşılan Sorunlar

1) İki farklı itiraz süresinin karıştırılması: Prim tahakkukuna itiraz 30 gün (idari), ödeme emrine itiraz 15 gün (yargısal). Bu iki süre farklı aşamalar için geçerlidir ve karıştırılmamalıdır.

2) İhtiyati tedbir talep edilmemesi: Dava açmak tek başına takibi durdurmaz; ihtiyati tedbir talep edilmezse haciz süreci devam edebilir.

3) Şirket devri sonrası ödeme emri: Şirket hisseleri devredildikten sonraki döneme ait SGK borçları için devreden kişiye ödeme emri gönderilmesi hukuka aykırıdır (TBK m.202 uyarınca devir ilanından sonraki borçlanmalarda devreden sorumlu değildir).

4) Zamanaşımı def’inin unutulması: Zamanaşımı resen gözetilmediği için borçlunun bunu açıkça dilekçesinde ileri sürmesi gerekir; aksi halde mahkeme bu savunmayı değerlendirmez.

5) Mal bildirimi yükümlülüğünün ihmali: Dava kaybedildikten sonra 15 gün içinde mal bildiriminde bulunulmazsa hapis yaptırımı riski doğar.

Sonuç

SGK, 6183 sayılı Kanun kapsamında prim alacakları için idari icra yetkisine sahiptir; icra dairesine müracaat etmeden kendisi ödeme emri düzenler. Prim tahakkukuna karşı tebliğden itibaren 1 ay içinde idari itiraz (Prim Tahakkuk İtiraz Komisyonu); ödeme emrine karşı tebliğden itibaren 15 gün içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve resen gözetilir. İtiraz sebepleri sınırlıdır: borç yokluğu, kısmi ödeme, zamanaşımı. Dava açmak takibi otomatik durdurmaz; ihtiyati tedbir talep edilmelidir. Dava reddedilirse borç kesinleşir, 15 gün içinde mal bildirimi zorunlu hale gelir. Zamanaşımı süresi 10 yıldır ve def’i niteliğindedir (resen gözetilmez). Ödenmeyen borçlar banka blokesi ve haciz riskini beraberinde getirir; tecil ve taksitlendirme (6183 m.48) alternatif bir çözüm sunar. Kanuni temsilciler belirli koşullarda kamu borcundan şahsen sorumlu tutulabilir. İşverenlerin süreleri disiplinli takip etmesi ve gerektiğinde profesyonel destek alması kritik önemdedir.

Amme Alacağı Neden Farklı İşler?

Prim borçları icra dairesi yoluyla değil, kurumun kendi takip yetkisiyle tahsil edilir; bu, süreci ve savunma yollarını değiştirir.

Amme alacağı ile adi alacağın farkı
KonuAmme alacağıAdi alacak
Takip yoluKurum kendi takip ederİcra dairesi
Dayanak6183 sayılı Kanunİcra ve İflas Kanunu
Ödeme emriKurum düzenlerİcra dairesi
İtiraz süresiTebliğden itibaren on beş günYedi gün
İtiraz merciiVergi mahkemesiİcra mahkemesi
İtiraz sebepleriBorcu olmadığı, ödediği, zamanaşımıSınırlı
E-hacizKurum doğrudan uygulayabilirHâkim veya icra kararı
Tecil ve taksitTalep edilebilirAnlaşmaya bağlı
Gecikme zammıAyrıca işlerFaiz

Dördüncü ve beşinci satırlar en kritik iki farktır ve karıştırıldığında doğrudan hak kaybı doğurur: ödeme emrine itiraz süresi on beş gündür ve itiraz icra mahkemesine değil vergi mahkemesine yapılır. İcra mahkemesine yapılan başvuru görev yönünden reddedilir ve bu sırada süre dolabilir.

Sekizinci satır ise en pratik çıkış yoludur; ödeme güçlüğü hâlinde tecil ve taksitlendirme talebi yapılabilir, kabul edilirse hacizler kaldırılabilir.

Maaş ve gelir haczi rehberlerimiz: dörtte bir kuralı · emekli maaşı haczi · muvafakatin geçerliliği · 89/1 haciz ihbarnamesi · işten ayrılan çalışanın haczi · maaş haczi hesaplama aracı

İki Rejimin Karşılaştırması

Kamu alacağının takibi ile özel hukuk alacağının takibi farklı kanunlara tabidir.

Karşılaştırma
ÖlçütİİK (2004)6183 sayılı Kanun
NitelikAdli icraİdari icra
Merciİcra dairesiAlacaklı idare
Ödeme emriİİK m.60Kendi rejimindeki ödeme emri
İtirazİcra dairesine yedi gün (İİK m.62)Kendi rejimindeki süre ve merci
SebepSerbest itirazKanunda sayılan sınırlı sebepler
Hacizİcra dairesince (İİK m.78)İdarece
Üçüncü kişiHaciz ihbarnamesi (İİK m.89)Kendi rejimindeki bildirim
HaczedilmezlikİİK m.82-83Kendi rejimindeki koruma

Beşinci satır, iki rejim arasındaki en pratik farktır: özel hukuk alacaklarında borçlu gerekçe göstermeden itiraz edebilirken, kamu alacağında itiraz sebepleri sınırlıdır.

Alacağın niteliği ilk tespit edilecek husustur. Gelen ödeme emrinin hangi kanuna göre düzenlendiği, belgenin üzerindeki kanuni dayanaktan anlaşılır. Bu tespit yapılmadan başvurulan yol sonuç vermez; itiraz süresi, mercii ve ileri sürülebilecek sebepler her iki rejimde farklıdır.

Üçüncü Kişideki Alacakların Haczi

Her iki rejimde de üçüncü kişilerdeki alacaklar haciz konusu olur; usul farklıdır.

İhbarname karşılaştırması
ÖlçütİİK m.896183 sayılı Kanun
BildirimHaciz ihbarnamesi gönderilmesiKendi rejimindeki bildirim
İtirazYedi gün (İİK m.89/1)Kendi rejimindeki süre
Zimmetİtiraz edilmezse borcun zimmette sayılması (İİK m.89/2)Benzer sonuç
AşamaÜç ihbarname sistemiKendi rejimine göre
DavaMenfi tespit (İİK m.89/3)Kendi rejimindeki yol
TazminatGerçeğe aykırı beyan (İİK m.89/4)Sorumluluk hükümleri
MuhatapBanka, işveren, kiracıAynı kişiler
CevapSüresinde yazılı cevap zorunluluğuAynı şekilde

Sekizinci satır, her iki rejimde de ortak olan yükümlülüktür: bildirime hiç cevap verilmemesi, itiraz edilmemiş sayılması sonucunu doğurur.

Karşılaştırma için 6183 ile İİK karşılaştırması rehberimize bakabilirsiniz.

Haczedilmezlik Karşılaştırması

Her iki rejimde de borçluyu koruyan hükümler bulunur.

Koruma karşılaştırması
ÖlçütİİK (2004)6183 sayılı Kanun
DayanakİİK m.82-83Kendi rejimindeki hükümler
KonutHaline münasip ev (İİK m.82)Benzer koruma
Meslek aracıZorunlu araçlar (İİK m.82)Benzer koruma
MaaşKanuni kesinti sınırı (İİK m.83)Kendi rejimindeki sınır
FeragatTakipten önceki feragatin geçersizliği (İİK m.83/a)Kendi rejimine göre
İleri sürmeŞikâyet (İİK m.16)Kendi rejimindeki yol
SüreYedi günKendi rejimindeki süre
Merciİcra mahkemesiKendi rejimindeki merci

Altıncı ve sekizinci satırlar birlikte okunmalıdır: koruma her iki rejimde de bulunsa da ileri sürülme yolu ve mercii farklıdır. Yanlış mercie başvuru süre kaybına yol açar.

Aynı borçluda iki dosya ayrı izlenir. Hem kamu hem özel alacak takibi yürüyen dosyalarda her birinin süreleri, mercileri ve haciz sıraları ayrı ayrı izlenmelidir. Bir dosyadaki işlem diğerini etkilemez.

Mal Kaçırma İddiasında İki Rejim

Borçlunun malvarlığını kaçırdığı iddiası her iki rejimde de ileri sürülebilir.

Karşılaştırma
ÖlçütİİK m.277 vd.6183 s.K. m.24 vd.
Dayanakİcra ve İflâs Kanunu6183 sayılı Kanun
Ön şartKesin aciz vesikası veya iflasKendi rejimindeki şartlar
DavacıAlacaklıAlacaklı idare
SüreBeş yıl (İİK m.284)Kendi rejimine tabi
Sebeplerİvazsız tasarruflar, aciz hâli, zarar kastıKendi maddelerinde sayılanlar
TarafBorçlu ve üçüncü kişiAynı yapı
SonuçO mal üzerinden cebrî icraBenzer sonuç
MülkiyetDavacıya geçmemesiAynı şekilde

İkinci satır, iki rejim arasındaki en önemli usul farkıdır: özel hukuk alacaklarında kesin aciz vesikası aranırken, kamu alacaklarında bu şart kendi mevzuatındaki hâllere göre değerlendirilir.

Yanlış mevzuat davayı sonuçsuz bırakır. Kamu alacağı için İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine dayanılarak açılan dava veya bunun tersi, esasa girilmeden reddedilebilir. Bu nedenle alacağın kaynağı dilekçe hazırlanmadan önce netleştirilmelidir.

İşverene Gönderilen Bildirim

Prim borcu takibinde işveren nezdindeki alacaklar da haciz konusu olur.

Bildirim başlıkları
Konuİçerik
Muhatapİşveren veya üçüncü kişi
BildirimHaciz bildiriminin tebliği
Süreİlgili rejimdeki cevap süresi
CevapYazılı olarak sunulması
KapsamBorcun bulunup bulunmadığının açıklanması
TutarVarsa net tutarın bildirilmesi
ÖdemeTutarın ilgili mercie yatırılması
SorumlulukCevap verilmemesinin sonuçları

Sekizinci satır, muhatap bakımından en ağır sonucu doğurur: bildirime cevap verilmemesi, itiraz edilmemiş sayılması ve borcun zimmette kabul edilmesi sonucunu doğurabilir.

Doğrudan borçluya ödeme koruma sağlamaz. Bildirim tebliğ edildikten sonra üçüncü kişinin asıl borçluya ödeme yapması, alacaklıya karşı ileri sürülemez ve ikinci kez ödeme riski doğurur. Bu kural her iki rejimde de geçerlidir.

Aynı Borçluda İki Takip

Kamu ve özel alacak takibinin birlikte yürüdüğü dosyalarda ek hususlar doğar.

Birlikte yürütme
KonuDeğerlendirme
HacizAynı mala her iki rejimden haciz konulabilmesi
SıraHaciz tarihlerine göre sıralama
ÖncelikKamu alacağının kendi rejimindeki konumu
SatışMalın hangi dosyadan satılacağı
BedelSatış bedelinin paylaştırılması
CetvelSıra cetvelinin düzenlenmesi (İİK m.140)
İtirazCetvele karşı başvuru (İİK m.142)
İzlemeHer iki dosyanın ayrı takibi

Sekizinci satır, en pratik uyarıdır: bir dosyada yapılan işlem diğerinin sürelerini etkilemez. Bu nedenle her iki dosyanın süreleri, mercileri ve haciz durumları ayrı ayrı takip edilmelidir.

Kesinleşen cetvel düzeltilemez. Süresinde başvurulmayan sıra cetveli kesinleşir; alacağın sırası ve tutarı sonradan değiştirilemez. Bu nedenle cetvelin tebliğ tarihi kaydedilmeli ve inceleme gecikmeden yapılmalıdır.

Uygulamada Sık Yapılan Hatalar

İki rejimin karıştırılması tekrarlanan hatalara yol açar.

Hata başlıkları
HataSonucu
MevzuatYanlış kanuna dayanılması
MerciYanlış mercie başvurulması
Süreİlgili rejimdeki sürenin kaçırılması
SebepKanunda sayılan sebepler dışında itiraz
YolŞikâyet ile idari yargı yolunun karıştırılması
KorumaHaczedilmezliğin ileri sürülmemesi
SıraÖncelik hükümlerinin gözetilmemesi
TespitAlacağın niteliğinin belirlenmemesi

Dördüncü satır, kamu alacağına özgü sınırdır: itiraz sebepleri kanunda sınırlı olarak sayıldığından, bu kapsam dışındaki iddialar sonuç doğurmaz.

Belge üzerinden tespit yapılmalıdır. Gelen ödeme emrinin hangi kanuna göre düzenlendiği, belgenin üzerindeki kanuni dayanaktan anlaşılır. Bu tespit yapılmadan başvurulan yol sonuç vermez.

Ödeme ve Kapanış

Borcun ödenmesiyle süreç kendiliğinden sona ermez.

Kapanış adımları
Adımİçerik
HesapGüncel borç tutarının alınması
KalemlerAsıl alacak, gecikme zammı ve masraflar
ÖdemeTutarın yatırılması
BelgeÖdeme belgesinin saklanması
HacizlerKaldırma talebinde bulunulması
SicilKayıtların düşürülmesi
TeyitŞerhlerin fiilen kalktığının kontrolü
Diğer dosyaVarsa diğer takiplerin izlenmesi

Sekizinci satır, birden çok takip yürüyen dosyalarda önem taşır: bir dosyanın kapanması diğer dosyalardaki hacizleri etkilemez; her dosya için ayrı kaldırma talebi gerekir.

Her şerh kendi kaynağına göre kaldırılır. Aynı mal üzerinde hem kamu hem özel alacak kaynaklı şerh bulunabilir. Bir dosyadan alınan fek diğer şerhleri etkilemez; bu nedenle sicil kaydı bütün olarak çıkarılmalıdır.

Sıra ve Paylaştırma

Aynı borçlu hakkında hem kamu hem özel alacak takibi yürüdüğünde paylaştırma sorunu doğar.

Sıra başlıkları
KonuDeğerlendirme
Hacizde sıraHaciz tarihine göre oluşması
İştirakKanunda öngörülen şartlarla (İİK m.100)
Kamu alacağıKendi rejimindeki öncelik hükümleri
İmtiyazKanuni sıradaki konumu (İİK m.206)
CetvelSıra cetvelinin düzenlenmesi (İİK m.140)
ŞikâyetSıraya yönelik başvuru (İİK m.16)
DavaEsasa yönelik başvuru (İİK m.142)
GarameAynı sırada oransal paylaşım (İİK m.207)

Altıncı ve yedinci satırlar birlikte okunmalıdır: cetveldeki sıraya yönelik başvuru şikâyet, bir alacağın esasına yönelik başvuru ise dava yoluyla ileri sürülür.

Sıra cetveli düzenli izlenmelidir. Aynı mal üzerinde farklı rejimlerden haciz bulunması hâlinde satış bedelinin nasıl paylaştırılacağı cetvelle belirlenir. Cetvel tebliğ edildiğinde inceleme gecikmeden yapılmalıdır.

Sıra cetveli için sıra cetveli rehberimize bakabilirsiniz.

Kesinleşme Sonrası Paraya Çevirme

Özel hukuk alacağı bakımından takip kesinleştiğinde satış zinciri işler.

Paraya çevirme rejimi
KonuKuralDayanak
Satış istemeHacizden itibaren bir yılİİK m.106
Haczin düşmesiSüresinde satış istenmez veya gider on beş gün içinde yatırılmazsaİİK m.110
Kıymet takdiriRaporun ilgililere tebliğiİİK m.128
ŞikâyetTebliğden itibaren yedi gün; masraf da yedi gün içindeİİK m.128/a
Rızaen satışKıymet takdirinden itibaren yedi günİİK m.111/a
Elektronik artırmaPortalda yedi günlük teklif süresiİİK m.111/b
İlanEn az on beş gün önce ilanİİK m.114
İhale bedeliSonuç tutanağının ilanından itibaren yedi günİİK m.118

Birinci ve ikinci satırlar, aynı borçlu hakkında iki takip yürüyen dosyalarda ayrı ayrı izlenmelidir: her dosyanın kendi süreleri işler ve birinde yapılan işlem diğerini etkilemez.

Satış tek dosyadan yürür. Aynı mal üzerinde farklı rejimlerden haciz bulunması hâlinde satışın hangi dosyadan yürütüleceği ve bedelin nasıl paylaştırılacağı ayrıca belirlenir. Bu nedenle her iki dosyadaki haciz tarihleri ve sıra durumu kayıt altına alınmalıdır.

İki Rejimin Karşılaştırması

Kamu alacağının takibi ile özel hukuk alacağının takibi farklı kanunlara tabidir.

Karşılaştırma
ÖlçütİİK (2004)6183 sayılı Kanun
NitelikAdli icraİdari icra
Merciİcra dairesiAlacaklı idare
Ödeme emriİİK m.60Kendi rejimindeki ödeme emri
İtirazİcra dairesine yedi gün (İİK m.62)Kendi rejimindeki süre ve merci
SebepSerbest itirazKanunda sayılan sınırlı sebepler
Üçüncü kişiHaciz ihbarnamesi (İİK m.89)Kendi rejimindeki bildirim
HaczedilmezlikİİK m.82-83Kendi rejimindeki koruma
Tasarruf iptaliİİK m.277-2846183 s.K. m.24 vd.

Beşinci satır, iki rejim arasındaki en pratik farktır: özel hukuk alacaklarında borçlu gerekçe göstermeden itiraz edebilirken, kamu alacağında itiraz sebepleri sınırlıdır ve bu kapsam dışındaki iddialar sonuç doğurmaz.

Aynı borçluda iki dosya ayrı izlenir. Hem kamu hem özel alacak takibi yürüyen dosyalarda her birinin süreleri, mercileri ve haciz sıraları ayrı ayrı izlenmelidir. Bir dosyadaki işlem diğerini etkilemez; paylaştırma aşamasında ise sıra sorunu birlikte değerlendirilir.

Karşılaştırma için 6183 ile İİK karşılaştırması rehberimize bakabilirsiniz.

Üçüncü Kişideki Alacakların Haczi

Her iki rejimde de üçüncü kişilerdeki alacaklar haciz konusu olur; usul farklıdır.

İhbarname karşılaştırması
ÖlçütİİK m.896183 sayılı Kanun
BildirimHaciz ihbarnamesi gönderilmesiKendi rejimindeki bildirim
İtirazYedi gün (İİK m.89/1)Kendi rejimindeki süre
Zimmetİtiraz edilmezse borcun zimmette sayılması (İİK m.89/2)Benzer sonuç
AşamaÜç ihbarname sistemiKendi rejimine göre
DavaMenfi tespit (İİK m.89/3)Kendi rejimindeki yol
TazminatGerçeğe aykırı beyan (İİK m.89/4)Sorumluluk hükümleri
MuhatapBanka, işveren, kiracıAynı kişiler
CevapSüresinde yazılı cevap zorunluluğuAynı şekilde

Sekizinci satır, her iki rejimde de ortak olan yükümlülüktür: bildirime hiç cevap verilmemesi, itiraz edilmemiş sayılması sonucunu doğurur. Borcu bulunmayan muhatabın dahi süresinde yazılı cevap vermesi gerekir.

Doğrudan borçluya ödeme koruma sağlamaz. Haciz bildirimi tebliğ edildikten sonra üçüncü kişinin asıl borçluya ödeme yapması, alacaklıya karşı ileri sürülemez ve ikinci kez ödeme riski doğurur. Bu kural her iki rejimde de geçerlidir.

İhbarname için 89/1 haciz ihbarnamesi rehberimize bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

SGK prim borcu için icra dairesine mi başvurulur?

Hayır. SGK, 6183 sayılı Kanun kapsamında idari icra yetkisine sahiptir; icra dairesine müracaat etmeden kendisi ödeme emri düzenler ve tebliğ eder.

Prim tahakkukuna itiraz süresi ne kadar?

Tebliğ tarihinden itibaren 1 aydır (30 gün). İtiraz, ilgili üniteye dilekçe ile yapılır ve Prim Tahakkuk İtiraz Komisyonu tarafından 30 gün içinde karara bağlanır.

Ödeme emrine itiraz süresi ve mercii nedir?

Tebliğden itibaren 15 gün içinde YETKİLİ İŞ MAHKEMESİNDE dava açılmalıdır. Bu süre hak düşürücüdür ve mahkemece resen gözetilir (Yargıtay HGK kararları).

Dava açmak SGK takibini durdurur mu?

Hayır, kendiliğinden durdurmaz. Takibin durdurulması için mahkemeden ayrıca ihtiyati tedbir kararı alınması gerekir.

Ödeme emrine itirazda hangi sebepler ileri sürülebilir?

Sadece üç sebep: (1) böyle bir borcun olmadığı, (2) borcun kısmen ödendiği, (3) borcun zamanaşımına uğradığı. Başka itiraz nedeni ileri sürülemez.

SGK prim borcunda zamanaşımı süresi ne kadar?

10 yıldır. Süre, borcun muaccel olduğu tarihi izleyen takvim yılının ilk gününden başlar. Ödeme emri tebliği, kısmi ödeme ve haciz işlemleri zamanaşımını keser.

SGK borcu için taksitlendirme mümkün mü?

Evet. 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesi kapsamında tecil ve taksitlendirme imkanı vardır; genellikle teminat karşılığında borç taksitler halinde ödenebilir.

⚖️ Ücretsiz Ön Görüşme

Hukukçular Evi — Ankara

📞 Hemen Ara💬 WhatsApp

İlgili Rehberler

Post by Av. Fatma Öztürk