Çalışanınızın maaşına haciz konuldu, aylardır düzenli kesinti yapıp icra dosyasına yatırıyorsunuz. Sonra çalışan istifa etti ya da iş sözleşmesi sona erdi. Bu noktada işverenin yükümlülüğü biter mi, yoksa yeni bir yükümlülük mü doğar?
Uygulamada en çok atlanan konulardan biri budur. İşten ayrılma, işverenin sorumluluğunu kendiliğinden sona erdirmez; aksine, doğru yönetilmezse işverenin kendi malvarlığından sorumlu tutulmasına yol açabilir.
İşverenin konumu: üçüncü kişi
Maaş haczinde işveren, icra takibinin tarafı değildir. İşveren, borçlu çalışana karşı ücret borcu bulunan bir üçüncü kişidir ve bu sıfatla İİK 89 mekanizmasının içindedir.
İcra dairesi, borçlunun üçüncü kişide bulunan alacağının haczini bildirir. Üçüncü kişi konumundaki işverene, borcunu yalnızca icra dairesine ödeyebileceği bildirilir. Aksi hâlde borcun tamamından sorumlu tutulur.
Bu çerçeve, işten ayrılma hâlinde ne yapılacağını da belirler: ilişki sona erdiğinde bunun icra dairesine bildirilmesi gerekir. Çünkü icra dairesi, aksini öğrenmedikçe kesintinin devam ettiğini varsayar.
Bildirim neden zorunlu?
İşveren, çalışanın işten ayrıldığını icra dairesine bildirmezse iki risk doğar.
Birinci risk: sorumluluk. İcra dairesi kesinti beklemeye devam eder ve gelmeyen kesintiler bakımından işverene başvurabilir. Üçüncü kişi, kendisine tebliğ edilen ihbarnameye uygun davranmadığında borçtan sorumlu tutulabilir.
İkinci risk: alacaklının zararı. Alacaklı, çalışanın yeni işvereninde haciz işletebilmek için ayrılmayı zamanında öğrenmelidir. Geç bildirim, alacaklının bu imkânı kaybetmesine yol açabilir ve zarar iddiasına zemin hazırlar.
Bildirimin biçimi konusunda tereddüt edilmemelidir: yazılı ve dosya numarası belirtilerek yapılan, ayrılma tarihini ve yapılan son kesintiyi gösteren bir bildirim yeterlidir. Bildirimin kayda geçmesi, sonradan doğabilecek tartışmalarda işvereni korur.
Hacizli çalışanınız işten mi ayrıldı?
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
Son ödemelerde kesinti: hangi kalem, hangi oran?
İş ilişkisi sona erdiğinde çalışana yapılacak son ödemeler bakımından kesinti yükümlülüğü devam eder. Burada kalemlerin ayrıştırılması gerekir.
Ücret nitelikli ödemeler. Son ay ücreti, fazla mesai, prim gibi kalemler ücret niteliğindedir ve maaş haczi kurallarına tabidir. İİK 83 uyarınca maaş ve ücretlerin haczinde kanunda öngörülen sınır uygulanır; kesinti bu sınır içinde yapılır.
İş Kanunu kaynaklı sınır. İşçi ücretleri bakımından ayrıca İş Kanunu’nda öngörülen oransal sınır uygulanır ve işçinin aylık ücretinin belirli bir kısmından fazlası haczedilemez. Nafaka alacakları bakımından bu sınırlama uygulanmaz.
Tazminat nitelikli ödemeler. Kıdem ve ihbar tazminatı ücret niteliğinde değildir ve bunların haczi ayrı bir değerlendirme gerektirir. Bu kalemlerden kesinti yapılıp yapılmayacağı ve hangi oranda yapılacağı, dosyadaki haciz yazısının kapsamına ve alacağın niteliğine göre belirlenir.
Pratik yaklaşım şudur: son ödeme bordrosu hazırlanmadan önce icra dairesinden güncel bakiye ve kesinti talimatı istenmeli, hangi kalemlerin haczin kapsamında olduğu yazılı olarak teyit edilmelidir. Tereddütlü bir kalemi kendiliğinden çalışana ödemek de kendiliğinden icra dosyasına yatırmak da risk taşır.
Birden fazla haciz varsa
Çalışanın maaşında birden fazla haciz bulunuyorsa, son ödemede de aynı sıra korunur. Hacizler sıraya konur ve kanunda öngörülen sınır içinde karşılanır; sıradaki haciz, öncekinin bitmesiyle işlemeye başlar.
İşten ayrılma hâlinde bu sıranın bildirimde de gösterilmesi yerinde olur: hangi dosyaya ne kadar yatırıldığı, hangi dosyanın sırada beklediği belirtilirse, dosyalar arası karışıklık önlenir.
Yanlış kesinti yapan işverenin durumu
İşveren, icra dairesinin yazısına rağmen kesinti yapmaz veya keserek ilgili dosyaya yatırmazsa, kesmesi gereken tutardan sorumlu tutulabilir. Bu sorumluluk işverenin kendi malvarlığına yönelir.
Tersi de risklidir: sınırı aşan bir kesinti yapmak çalışanın hakkını ihlal eder. Sınırı aşan kesinti yazısı, çalışan tarafından şikâyet veya itiraz konusu yapılabilir; bu hâlde fazla kesilen tutarın iadesi gündeme gelir.
İki yönlü bu risk, işvereni ortada bırakır. Çıkış yolu, kendiliğinden karar vermek yerine icra dairesinden yazılı talimat almak ve talimata birebir uymaktır.
Kesinti sorumluluğu konusunda destek ister misiniz?
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
Çalışan ölürse veya işyeri devredilirse
İki özel hâl, işverenin bildirim yükümlülüğünü farklı biçimde etkiler.
Çalışanın ölümü. Borçlunun ölümü hâlinde takip kendiliğinden sürmez; kanunda öngörülen bekleme ve mirasçılara yöneltme usulü devreye girer. İşveren bakımından yapılacak şey aynıdır: durumu gecikmeden icra dairesine bildirmek ve ödenecek kalemler bakımından talimat istemek. Mirasçılara yapılacak ödemelerden kesinti yapılıp yapılmayacağı, işverenin kendiliğinden karar vereceği bir konu değildir.
İşyerinin devri. İşyeri devredildiğinde iş sözleşmeleri devralan işverene geçer. Bu hâlde ücret borcunun muhatabı değişir ve durumun icra dairesine bildirilmesi gerekir. Devralan işveren bakımından yeni bir ihbarname gerekip gerekmediği icra dairesince değerlendirilir; devreden işverenin kendiliğinden kesintiyi durdurması veya devralana devretmesi doğru değildir.
Her iki hâlde de ortak ilke şudur: işveren, ücret ilişkisindeki her yapısal değişikliği bildirir; hukuki sonucu icra dairesi belirler. Bildirim yapıldığı sürece işverenin sorumluluğu doğmaz.
Çalışan yeni işe girerse
Haciz, çalışanın kişisine değil belirli bir işverendeki ücret alacağına ilişkindir. Çalışan yeni bir işe girdiğinde, alacaklının yeni işverene ayrıca haciz ihbarnamesi göndertmesi gerekir.
Eski işverenin yükümlülüğü, ayrılmayı bildirmek ve son ödemelerdeki kesintiyi doğru yapmakla sınırlıdır. Çalışanın nerede işe girdiğini araştırmak veya yeni işvereni bilgilendirmek eski işverenin görevi değildir.
Buna karşılık, çalışanın yeni adresi veya iletişim bilgisi icra dairesince sorulursa, elindeki bilgiyi bildirmek işverenin yükümlülüğü kapsamında değerlendirilebilir.
Bildirim yükümlülüğü ne zaman sona erer?
İşverenin yükümlülüğü, iş ilişkisinin sona ermesiyle kendiliğinden bitmez; bildirimin yapılması ve son ödemelerdeki kesintinin tamamlanmasıyla biter. İki işlem de tamamlanmadan dosya işverenin üzerinden düşmez.
Uygulamada sık görülen bir yanılgı, çalışanın ayrıldığı ayın bordrosunun kapanmasıyla konunun bittiğinin düşünülmesidir. Oysa iş ilişkisinin sona ermesinden sonra yapılan ödemeler de kesinti kapsamına girebilir: bekleyen prim, kullanılmamış izin karşılığı, geç ödenen fazla mesai gibi kalemler bordro kapandıktan aylar sonra ödenebilir.
Bu nedenle bildirim yapılırken “ileride yapılacak ödeme bulunup bulunmadığı” da belirtilmelidir. Bekleyen bir ödeme varsa, bunun tutarı ve tahmini tarihi bildirilirse icra dairesi süreci buna göre yürütür ve işveren sonradan sorumlu tutulma riskinden korunur.
Aynı şekilde, çalışan işten ayrıldıktan sonra yeniden aynı işverende işe başlarsa durum yeniden bildirilmelidir. Önceki dosya kapanmışsa yeni bir ihbarname gerekir; kapanmamışsa kesintinin kaldığı yerden sürüp sürmeyeceği icra dairesinden teyit edilmelidir.
İşveren için kontrol listesi
- Ayrılmayı gecikmeden bildirin. Yazılı, dosya numaralı ve ayrılma tarihini içeren bir bildirim yapın.
- Son kesintiyi bildirimde gösterin. Hangi tarihte ne kadar yatırıldığı açıkça yazılsın.
- Son ödeme öncesi talimat isteyin. Güncel bakiye ve kesinti kapsamı için icra dairesine yazın.
- Kalemleri ayrıştırın. Ücret nitelikli ödemeler ile tazminat nitelikli ödemeler farklı değerlendirilir.
- Sınırı aşmayın. Fazla kesinti, çalışan tarafından şikâyete konu edilebilir.
- Eksik kesinti yapmayın. Kesilmesi gereken tutardan işveren sorumlu tutulabilir.
- Birden fazla haciz varsa sırayı koruyun ve bildirimde gösterin.
- Yazışmayı saklayın. Bildirim ve talimatların kaydı, sonraki tartışmalarda tek güvencedir.
Bu adımlar zaman almaz; atlanmaları hâlinde doğan sorumluluk ise işverenin kendi malvarlığına yönelir. Maaş haczinde işverenin konumu tarafsızdır, ancak edilgen değildir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hacizli çalışan işten ayrılırsa işveren ne yapmalı?
Ayrılmayı icra dairesine yazılı olarak bildirmelidir. Bildirimde dosya numarası, ayrılma tarihi ve yapılan son kesinti gösterilmelidir. İcra dairesi aksini öğrenmedikçe kesintinin sürdüğünü varsayar.
Bildirim yapılmazsa ne olur?
İcra dairesi kesinti beklemeye devam eder ve gelmeyen kesintiler bakımından işverene başvurabilir. Ayrıca alacaklının yeni işverende haciz işletme imkânını kaybetmesi nedeniyle zarar iddiası gündeme gelebilir.
Son ödemelerden kesinti yapılır mı?
Ücret nitelikli kalemler maaş haczi kurallarına tabidir ve kesinti yükümlülüğü devam eder. Kıdem ve ihbar tazminatı ücret niteliğinde olmadığından ayrı değerlendirme gerektirir; kapsam için icra dairesinden yazılı talimat alınmalıdır.
Ücretin ne kadarı kesilebilir?
Maaş ve ücretlerin haczinde kanunda öngörülen oransal sınır uygulanır. İşçi ücretleri bakımından İş Kanunu’ndaki sınır da devrededir. Nafaka alacakları bakımından bu sınırlama uygulanmaz.
Yanlış kesinti yaparsam sorumlu olur muyum?
Olabilirsiniz. İcra dairesinin yazısına rağmen kesinti yapmayan veya kesip dosyaya yatırmayan işveren, kesmesi gereken tutardan sorumlu tutulabilir. Sınırı aşan kesinti ise çalışan tarafından şikâyet konusu yapılabilir.
Birden fazla haciz varsa nasıl davranmalıyım?
Hacizler sıraya konur ve kanunda öngörülen sınır içinde karşılanır; sıradaki haciz öncekinin bitmesiyle işlemeye başlar. İşten ayrılma bildiriminde bu sıranın gösterilmesi karışıklığı önler.
Çalışanın yeni işverenini bildirmek zorunda mıyım?
Haciz, belirli bir işverendeki ücret alacağına ilişkindir; yeni işverene ayrıca ihbarname gönderilmesi alacaklının işidir. Eski işverenin yükümlülüğü ayrılmayı bildirmek ve son kesintiyi doğru yapmakla sınırlıdır.
İşveren icra takibinin tarafı mıdır?
Değildir. İşveren, borçlu çalışana karşı ücret borcu bulunan üçüncü kişi konumundadır ve bu sıfatla İİK 89 mekanizması içinde yükümlülük altındadır.
📘 İlgili Rehberler
Bu içerik İcra ve İflas Hukuku alanındadır. Tüm başlıklar için İcra ve İflas Hukuku Rehberi ve Hukuk Rehberleri sayfalarına bakabilirsiniz.


