İflas Davası Nasıl Açılır? Kimler İsteyebilir, Hangi Mahkeme?
16 Nisan 2026

İflas Davası Nasıl Açılır? Kimler İsteyebilir, Hangi Mahkeme?

İcra takibi tek bir alacaklının alacağını tahsil etmesine yönelikken, iflas borçlunun tüm malvarlığının tasfiye edilerek bütün alacaklıların topluca tatmin edilmesini amaçlar. Bu nedenle iflas, “külli icra” olarak da adlandırılır ve yalnızca belirli kişiler hakkında uygulanabilir. Ticari bir borç ilişkisinde alacaklı ya da borçlu olarak iflasın işleyişini bilmek, doğru adımı atmak bakımından önemlidir.

📘 Bu konunun ana rehberi: İflas ve İflasın Sonuçları

Bu yazıda iflasın ne olduğunu, kimlerin iflasa tâbi olduğunu, iflas yollarını, iflas davasını, iflas kararının sonuçlarını, alacakların sırasını ve iflasın ertelenmesinin yerini alan konkordatoyu yalın bir dille açıklıyoruz. İçerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir durumda bir avukata danışmanız önerilir.

İflas Nedir?

İflas, borçlunun haczedilebilir tüm malvarlığının bir bütün olarak tasfiye edilip elde edilen değerin alacaklılar arasında paylaştırıldığı toplu (külli) bir icra yoludur. Tek bir mala yönelen ferdî icradan farkı, borçlunun tüm malvarlığını ve tüm alacaklılarını kapsamasıdır. Amaç, alacaklılar arasında düzenli ve adil bir tatmin sağlamaktır.

Kimler İflasa Tabidir?

İflas, kural olarak Türk Ticaret Kanunu uyarınca tacir sayılan kişiler ile kanunen iflasa tâbi tutulan kişiler hakkında uygulanır. Örneğin ticaret şirketleri bu kapsamdadır. Tacir olmayan kişiler kural olarak iflasa tâbi değildir; bu kişiler hakkında haciz yoluyla takip yürütülür.

İflas Yolları: Genel Bakış

İflas, takipli ya da takipsiz (doğrudan) olarak istenebilir. Takipli iflasta önce bir iflas takibi başlatılır; takipsiz iflasta ise kanunda sayılan belirli hâllerde doğrudan mahkemeden iflas talep edilir. Hangi yolun açık olduğu, somut olayın koşullarına ve alacağın niteliğine göre belirlenir.

Takipli İflas: Adi İflas Yolu

Adi iflas yolunda alacaklı, iflas yoluyla bir takip başlatır ve borçluya ödeme emri gönderilir. Borçlu süresinde ödeme yapmaz ya da itirazları sonuçsuz kalırsa, alacaklı ticaret mahkemesinde iflas davası açabilir. Mahkeme, koşullar gerçekleşmişse borçlunun iflasına karar verir.

⚖️ Hukuki Danışmanlık Alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 +90 554 648 37 15💬 WhatsApp

Kambiyo Senetlerine Özgü İflas Yolu

Alacağı çek, bono veya poliçe gibi bir kambiyo senedine dayanan ve borçlusu iflasa tâbi olan alacaklı, kambiyo senetlerine özgü iflas yoluna başvurabilir. Bu yol, kambiyo senedinin sağladığı kolaylıklarla daha hızlı ilerleyebilir; ancak yine ticaret mahkemesi önünde bir iflas aşamasını içerir.

Doğrudan (Takipsiz) İflas

Kanunda sayılan bazı hâllerde, önceden takip yapılmasına gerek kalmadan doğrudan iflas istenebilir. Örneğin borçlunun yerleşim yerinin belli olmaması, taahhütlerinden kurtulmak amacıyla kaçması ya da ödemelerini tatil etmiş olması gibi durumlar bu kapsamda değerlendirilebilir. Bu hâllerde alacaklı mahkemeye doğrudan başvurabilir.

Borçlunun Kendi İflasını İstemesi

İflas yalnızca alacaklı tarafından değil, borçlu tarafından da istenebilir. Mali durumu borçlarını karşılamaya yetmeyen bir borçlu, kanunda öngörülen çerçevede kendi iflasını talep edebilir. Bu, borçlunun durumunu düzenli bir tasfiyeyle sonuçlandırmasına olanak tanır.

İflas Davası ve Yetkili Mahkeme

İflas talepleri, kural olarak borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde görülür. Mahkeme, takipli iflasta gerektiğinde borçluya borcu ödemesi veya teminat göstermesi için bir “depo emri” verebilir. Sürecin sonunda koşullar varsa iflas kararı verilir.

İflas Kararının Sonuçları: İflas Masası

İflas kararıyla birlikte, müflisin haczedilebilir tüm malları “iflas masası”nı oluşturur ve müflisin bu mallar üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlanır. Müflis hakkındaki mevcut takipler kural olarak durur; alacaklılar alacaklarını iflas masasına kaydettirir. Böylece tasfiye, tek elden ve düzenli biçimde yürütülür.

Alacakların Sırası: Sıra Cetveli

İflas masasına kaydedilen alacaklar, kanunda belirlenen sıraya göre bir sıra cetvelinde sıralanır. Genel olarak rehinle güvence altına alınmış alacaklar rehin konusu değer üzerinden öncelik taşır; ardından işçi alacakları gibi imtiyazlı alacaklar ve devamında adi alacaklar gelir. Bu sıralama, paylaşımda hangi alacağın önce karşılanacağını belirler.

Vadesi Gelmemiş Borçların Durumu

İflasın açılmasıyla, müflisin vadesi henüz gelmemiş borçları da kural olarak muaccel (istenebilir) hâle gelir. Böylece tüm alacaklılar tasfiyeye aynı anda katılabilir. Bu kural, toplu tasfiyenin bütünlüğünü sağlamaya yöneliktir.

İflasın Ertelenmesi Kaldırıldı: Konkordato

Geçmişte mali durumu bozulan şirketler için öngörülen “iflasın ertelenmesi” kurumu yürürlükten kaldırılmıştır. Bugün, borçlarını ödeyemeyen ya da ödeyememe tehlikesiyle karşılaşan borçlular için öne çıkan yol, güçlendirilmiş konkordato sürecidir. Konkordato, tasfiye yerine borçların yeniden yapılandırılmasını hedefler; bu konudaki ayrıntıları ilgili rehberimizde bulabilirsiniz.

İflasın Kapanması ve Aciz Vesikası

Tasfiye tamamlandığında iflas kapanır. Alacaklarını masadan tam olarak alamayan alacaklılara, karşılanmayan kısım için aciz vesikası verilebilir. Bu belge, alacaklının ileride borçlunun edineceği mallara yönelmesinde dayanak oluşturabilir.

Pratik Öneriler

Alacaklı için, borçlunun iflasa tâbi olup olmadığını ve hangi iflas yolunun açık olduğunu baştan değerlendirmek doğru strateji için önemlidir. Mali durumu bozulan borçlu için ise iflası beklemek yerine konkordato gibi yeniden yapılandırma yollarını erkenden değerlendirmek, hem işletmenin sürekliliği hem de alacaklılarla ilişkiler bakımından yararlı olabilir.

Kimler İflasa Tabidir? Ölçüt Tacir Sıfatıdır

İflas talebinin ilk ve çoğu zaman belirleyici sorusu budur: karşı taraf iflasa tabi mi? Değilse iflas yolu kapalıdır ve haciz yoluyla takip yapılır.

İflasa tabi olanlar: İİK m.43 ve Türk Ticaret Kanunu uyarınca tacirler, ticaret şirketleri, bankalar ve kooperatifler iflasa tabidir.

Kural olarak tabi olmayanlar: esnaf ve çiftçiler. Bu kişiler hakkında iflas değil, haciz yoluyla takip yürütülür.

Bu nedenle takip başlatmadan önce borçlunun ticaret siciline kayıtlı olup olmadığı, faaliyetinin esnaf ölçeğini aşıp aşmadığı incelenmelidir. Sıfat yanlış değerlendirilirse borçlu “iflasa tabi kişilerden olmadığı” itirazını ileri sürer ve süreç baştan sarsılır.

Ticareti terk eden tacirler bakımından ise özel bir rejim vardır; bu kişilerin mal beyanı yükümlülüğü ve buna bağlı sorumluluğu için ticareti terk suçu ve mal beyanı yükümlülüğü (İİK 337/a) sayfamıza bakabilirsiniz.

Üç İflas Yolu: Hangisi Size Açık?

İflas tek bir usulle istenmez. Kanun üç ayrı yol öngörür ve hangisinin açık olduğu alacağın niteliğine ve olayın koşullarına bağlıdır.

1. Adi (genel) iflas yolu. Her türlü para veya teminat alacağı için kullanılabilir. Önce icra dairesinde iflas takibi başlatılır, borçluya iflas ödeme emri gönderilir. Ayrıntı: iflas yoluyla adi takip: ödeme emri ve itiraz (İİK 155-156).

2. Kambiyo senetlerine özgü iflas yolu. Alacak çek, bono veya poliçeye dayanıyorsa bu özel yol kullanılabilir; süreleri ve itiraz rejimi farklıdır. Ayrıntı: kambiyo senetlerine özgü iflas yolu (İİK 171-176).

3. Doğrudan doğruya (takipsiz) iflas. Kanunda sayılan belirli hâllerde takip aşaması hiç yaşanmadan doğrudan mahkemeye başvurulur. Ayrıntı: doğrudan doğruya (takipsiz) iflas (İİK 177).

Görevli ve yetkili mahkeme her üç yolda aynıdır: görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi, yetkili mahkeme ise borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.

Adi İflas Yolunda İki Kritik Süre: Yedi Gün ve Bir Yıl

Bu bölüm, iflas takibinin en çok hak kaybı doğuran kısmıdır.

Borçlu için yedi gün. İflas ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde borçlu; borcu bulunmadığına, iflasa tabi kişilerden olmadığına veya yetkiye ilişkin itirazını ileri sürebilir. İki biçim şartı vardır: itiraz dilekçeyle ve icra dairesine yapılır — sözlü itiraz geçerli değildir. İtiraz üzerine takip durur.

İtiraz etmeyen borçlu için de bir çıkış vardır: aynı yedi gün içinde borcu ile takip harç ve giderlerini öderse iflas takibi sona erer.

Alacaklı için bir yıl. İflas isteme hakkı, iflas ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren bir yıl geçmekle düşer. Dava bu süre içinde açılmalıdır; süre kaçırılırsa baştan yeni bir takip başlatmak gerekir.

Haciz yolundan en önemli farkı burada: iflas yolunda icra mahkemesinde “itirazın kaldırılması” aşaması yoktur. Alacaklı, asliye ticaret mahkemesinde açacağı iflas davasında itirazın kaldırılmasını ve borçlunun iflasını birlikte ister. Haciz yolundaki İİK m.68 usulünü burada aramak, kaybedilen zaman demektir.

Depo Emri: Borçlunun Son Çıkış Kapısı

İflas davasında mahkeme, koşullar oluşmuşsa hemen iflasa karar vermez; önce borçluya bir imkân tanır.

Depo emri, iflas takibi kesinleştikten sonra mahkemenin borçluya borcunu ve takip giderlerini ödemesi (depo etmesi) için verdiği süredir. Borçlu bu süre içinde ödeme yaparsa iflas talebi reddedilir; ödemezse iflas kararı yolu açılır.

Usul bakımından iki nokta önemlidir. Depo emri bir ara karardır ve tek başına temyiz edilemez; bu nedenle borçlunun stratejisi depo emrine itiraz etmek değil, süre içinde ödeme veya savunma üretmek olmalıdır.

Doğrudan doğruya iflasta depo emri uygulanmaz. Bu yolda borçluya ödeme emri gönderilmediği gibi depo emri hükümleri de işletilmez; mahkeme kanunda sayılan sebeplerin varlığını tespit ederse depo kararı vermeden doğrudan iflasa karar verir. Ayrıntı: iflas davası ve depo emri (İİK 158).

Doğrudan Doğruya İflas Hangi Hâllerde İstenebilir?

Bu yol takip aşamasını atladığı için hızlıdır; ancak yalnızca kanunda sayılan hâllerde açıktır.

Alacaklının talebiyle doğrudan doğruya iflas istenebilecek başlıca hâller şunlardır: borçlunun yerleşim yerinin belli olmaması; taahhütlerinden kurtulmak amacıyla kaçması; alacaklıların haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması veya buna teşebbüs etmesi; haciz yoluyla yapılan takipte mallarını saklaması; ödemelerini tatil etmiş olması; teklif edilen konkordatonun tasdik olunmaması.

Borçlunun kendi talebiyle de doğrudan doğruya iflas istenebilir. Başlıca hâller: borçlunun aciz hâlinde bulunması; malvarlığının yarısına haciz konulmuş olup kalan kısmın muaccel olan ve bir yıl içinde muaccel olacak borçları ödemeye yetmemesi; sermaye şirketlerinde pasiflerin aktifleri aşması, yani borca batıklık.

Sermaye şirketleri ve kooperatifler bakımından borca batıklık ayrı bir rejime tabidir; ayrıntı için sermaye şirketlerinde borca batıklık ve iflas (İİK 179) sayfamıza bakınız.

İflas Kararı Verilince Ne Değişir?

İflas kararı, tek bir alacaklı-borçlu ilişkisini değil, borçlunun tüm malvarlığını ve tüm alacaklılarını aynı anda etkiler.

Malvarlığı masaya girer. Müflisin haczedilebilir tüm malları iflas masasını oluşturur ve müflisin bu mallar üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlanır.

Bireysel takipler durur. Alacaklılar artık kendi başlarına takip yürütmez; alacaklarını masaya kaydettirir ve tasfiye tek elden yürür.

Vadesi gelmemiş borçlar muaccel olur. Böylece bütün alacaklılar tasfiyeye aynı anda katılabilir. Faiz ve takas bakımından da özel kurallar devreye girer; ayrıntı: iflasın alacaklara etkisi: muacceliyet, faiz ve takas.

Ödeme sırası kanunla belirlenir. Rehinle güvence altına alınmış alacaklar rehin konusu değer üzerinden öncelik taşır; ardından işçi alacakları gibi imtiyazlı alacaklar, en sonda adi alacaklar gelir. Sıralamanın ayrıntısı için iflas masası ve alacakların sırası (İİK 206) sayfamıza bakabilirsiniz.

İflas Yerine Konkordato: Hangi Durumda Hangisi?

İflasın ertelenmesi kurumu 7101 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırılmış ve yerini güçlendirilmiş konkordato almıştır. Bu, mali zorluktaki borçlu için tercihin artık “erteleme” değil “yeniden yapılandırma” ile “tasfiye” arasında olduğu anlamına gelir.

Borçlu bakımından: işletmenin faaliyetini sürdürme ihtimali varsa konkordato, tasfiyeye göre neredeyse her zaman daha iyidir; borçlu işletmesinin başında kalır ve mühlet süresince takip baskısı kalkar. Buna karşılık konkordato belge yükü ağır ve zaman baskılı bir süreçtir; erken başlamak belirleyicidir.

Alacaklı bakımından: ölçüt tahsil oranıdır. Konkordato projesindeki teklif, iflas hâlinde eline geçecek muhtemel tutardan daha iyi mi? Bu karşılaştırma konkordato dosyasında zaten bir belge olarak sunulur ve alacaklının pozisyonunu belirlemesinde ilk bakacağı yerdir.

Uygulamada iki kurum karşılıklı da işler: teklif edilen konkordatonun tasdik olunmaması, alacaklı için doğrudan doğruya iflas sebeplerinden biridir.

İflas Yollarının Kanuni Çerçevesi

İflas, farklı yollarla istenebilir; her yolun kendi şartları ve usulü vardır.

İflas yolları
KonuKuralDayanak
İflas yoluyla takipAlacaklı, iflâsa tabi borçlu hakkında iflas yoluyla takip yapabilirİİK m.154 vd.
Ödeme emriBorçluya iflas ödeme emri gönderilirİİK m.155
İtirazBorçlunun itirazı ve sonuçlarıİİK m.156
Depoİflas davasında borcun ödenmesi için süre verilmesiİİK m.158
Kambiyoya özgü yolKambiyo senetlerine özgü iflas yolu ayrıca düzenlenmiştirİİK m.171 vd.
Doğrudan iflasKanunda sayılan hâllerde takip yapılmaksızın iflas istenebilirİİK m.177
Borçlunun talebiBorçlunun kendi iflasını istemesiİİK m.178
Borca batıklıkSermaye şirketleri ve kooperatiflerde özel hükümİİK m.179

Altıncı satır, en çok karıştırılan noktadır: doğrudan iflas sebepleri kanunda sınırlı sayıda düzenlenmiştir. Genel nitelikte ödeme güçlüğü iddiası tek başına bu yolu açmaz; dilekçede hangi bende dayanıldığı açıkça gösterilmelidir.

İflâsa tabi olmak, tacir olmakla sınırlı değildir. Kanun, tacirler dışında da iflâsa tabi kişileri ayrıca belirlemiştir. Bu nedenle takip veya dava başlatılmadan önce, borçlunun iflâsa tabi olup olmadığının ticaret sicili ve faaliyet kayıtları üzerinden tespit edilmesi gerekir. İflâsa tabi olmayan borçlu hakkında açılan iflas davası esasa girilmeden reddedilir.

Karar Sonrası Tasfiye

İflas kararının verilmesiyle birlikte tasfiye rejimi işlemeye başlar.

Tasfiye aşamaları
Aşamaİçerik
İlanİflas kararının ilan edilmesi
Bireysel takiplerTakiplerin düşmesi ve alacakların masaya kaydolması
MasaHaczi kabil malvarlığının masayı oluşturması
KayıtAlacaklıların alacaklarını süresinde bildirmesi
İstihkakÜçüncü kişi iddialarının ayrı usule tabi olması (İİK m.96 vd.)
SatışMalvarlığının paraya çevrilmesi
Sıra cetveliAlacakların kanuni sıraya göre yerleştirilmesi (İİK m.206)
Aciz vesikasıKarşılanamayan alacak için belge düzenlenmesi (İİK m.143)

Dördüncü satır, alacaklı bakımından en kritik eşiktir: mevcut bir icra dosyasının bulunması, alacağın masada kendiliğinden dikkate alınacağı anlamına gelmez. İlan edilen süre içinde masaya kayıt başvurusunun ayrıca yapılması gerekir.

Doğrudan iflas için doğrudan doğruya iflas rehberimize bakabilirsiniz.

İflas Davasında Usul

İflas davası, kendine özgü usul kurallarına tabidir.

Usul başlıkları
KonuDeğerlendirme
GörevAsliye ticaret mahkemesinin görevli olması
YetkiBorçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer
TarafAlacaklı veya borçlunun talebi
Depo kararıBorcun ödenmesi için süre verilmesi (İİK m.158)
İlanTalebin ilan edilmesi
Diğer alacaklılarSürece katılım imkânı
Kararİflas kararının verilmesi
Kanun yoluKarara karşı başvurunun süresinde yapılması

Dördüncü satır, borçlu bakımından son fırsattır: mahkemece verilen süre içinde borcun ödenmesi veya teminat gösterilmesi hâlinde iflas kararı verilmez. Bu nedenle depo kararının tebliği, borçlu için kritik bir tarihtir.

Muamele merkezi fiilî durumla belirlenir. Yetki bakımından esas alınan yer, borçlunun işlemlerinin fiilen yürütüldüğü merkezdir. Ticaret sicilindeki adres tek başına belirleyici değildir; çalışan sayısı, banka hareketleri ve faturaların düzenlendiği yer birlikte değerlendirilir. Yetki itirazında bu unsurların belgeyle ortaya konması gerekir.

Takipli İflasın İşleyişi

Alacaklının iflas yoluyla takip başlatması hâlinde izlenen sıra bellidir.

Takip akışı
AşamaKuralDayanak
Takip talebiİflas yoluyla takip talebinin verilmesiİİK m.154
Ödeme emriBorçluya iflas ödeme emri gönderilmesiİİK m.155
İtirazBorçlunun süresinde itiraz etmesiİİK m.156
İtiraz edilmezseAlacaklının iflas davası açabilmesi
DavaTicaret mahkemesinde iflas davası
DepoBorcun ödenmesi için süre verilmesiİİK m.158
Kararİflas kararının verilmesi
TasfiyeMasanın oluşması ve tasfiye

Dördüncü satır, alacaklı bakımından geçilmesi gereken eşiktir: ödeme emrine itiraz edilmemesi veya itirazın bertaraf edilmesi hâlinde iflas davası açılabilir. Takip aşaması tamamlanmadan doğrudan dava açılması, kanunda sayılan doğrudan iflas hâlleri dışında mümkün değildir.

İflas takibi, alacağın tahsilini garanti etmez. İflas kararı verilse dahi alacak, sıra cetveline göre ve masadaki malvarlığı ölçüsünde karşılanır (İİK m.206). Adi alacaklının tahsilat beklentisi çoğu dosyada düşüktür. Bu nedenle iflas yolunun seçilmesi, haciz yoluyla takipten beklenen sonuçla karşılaştırılarak değerlendirilmelidir.

İflasa Tabi Kişilerin Belirlenmesi

Talep öncesinde borçlunun iflâsa tabi olup olmadığı tespit edilmelidir.

Tespit ölçütleri
KonuNe kontrol edilir
Tacir sıfatıTicaret sicilindeki kayıt
Şirket türüSermaye şirketi veya şahıs şirketi olması
KooperatifKooperatiflerin durumu
Kanuni hâllerKanunda ayrıca iflâsa tabi tutulanlar
FaaliyetFiilen ticari faaliyet yürütülmesi
TerkinTicaret sicilinden terkin edilmiş şirketler
TasfiyeTasfiye hâlindeki şirketlerin durumu
BelgeSicil kayıtlarının dosyaya sunulması

Altıncı satır, uygulamada tartışma doğuran hâldir: ticaret sicilinden terkin edilmiş bir şirket hakkında iflas istenip istenemeyeceği, terkin tarihi ve alacağın doğum zamanı birlikte değerlendirilerek belirlenir.

İflâsa tabi olmayan borçlu için haciz yolu işler. Tacir olmayan veya kanunen iflâsa tabi bulunmayan borçlular hakkında yalnızca haciz yoluyla takip yapılabilir. Bu borçlular hakkında açılan iflas davası esasa girilmeden reddedilir ve alacaklı hem zaman hem masraf kaybeder. Bu nedenle sıfat tespiti ilk adımdır.

İflasın Kapanması ve Sonuçları

Tasfiyenin tamamlanmasıyla süreç sona erer ve alacaklılar bakımından sonuçlar doğar.

Kapanış
Konuİçerik
TasfiyeMalvarlığının paraya çevrilmesi ve dağıtım
CetvelSıra cetveline göre paylaştırma (İİK m.206)
Aciz vesikasıKarşılanamayan alacak için belge (İİK m.143)
ZamanaşımıAciz vesikasına bağlı alacakta yirmi yıl
FaizAciz vesikasına bağlı alacakta faiz istenememesi
Tasarruf iptaliBelgeye dayalı iptal davası (İİK m.277)
KapanmaTasfiyenin sonlandırılması
KaldırmaKanunda öngörülen hâllerde iflasın kaldırılması

Altıncı satır, alacaklı bakımından tasfiye sonrasının en önemli imkânıdır: aciz vesikası, borçlunun iflastan önce yaptığı bazı devirlerin iptali için dava açma şartını sağlar.

Aciz vesikası borç ikrarı niteliğindedir. Bu belge, alacağın varlığını ve karşılanamadığını gösterir; yirmi yıllık özel zamanaşımına tabidir ve bu alacak için faiz istenemez. Borçlunun sonradan mal edinmesi hâlinde belge, yeni takip için dayanak oluşturur. Bu nedenle vesikanın saklanması gerekir.

Alacaklı Bakımından Yol Tercihi

İflas yolu ile haciz yolu arasındaki tercih, alacağın ve borçlunun durumuna göre yapılır.

Karşılaştırma
ÖlçütHaciz yoluİflas yolu
KapsamBelirli mallara yönelikTüm malvarlığı
Diğer alacaklılarSıra hacze göreSıra cetveline göre (İİK m.206)
SüreGenellikle daha kısaTasfiye nedeniyle uzun
MasrafDaha düşükTasfiye giderleri yüksek
SonuçHacizli maldan tahsilatMasadan oransal pay
SıfatHer borçlu içinYalnızca iflâsa tabi borçlular
Aciz belgesiŞartları varsa düzenlenirTasfiye sonunda düzenlenir (İİK m.143)
TercihTespit edilebilir mal varsaMalvarlığı dağınık veya çok alacaklı varsa

Sekizinci satır, tercihin pratik ölçütünü verir: borçlunun tespit edilebilir ve alacağı karşılayacak malı varsa haciz yolu daha hızlı sonuç verir; malvarlığı dağınıksa ve çok sayıda alacaklı varsa iflas yolu gündeme gelir.

İflas talebi diğer alacaklıları da devreye sokar. İflas kararıyla birlikte tüm alacaklılar masaya kaydolur ve tahsilat oransal hâle gelir. Bu nedenle tek başına hareket eden ve borçlunun malını tespit edebilen alacaklı için haciz yolu genellikle daha avantajlıdır. Yol tercihi bu karşılaştırmaya dayanmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Herkes iflas edebilir mi?

Hayır. İflas kural olarak tacirler ve kanunen iflasa tâbi tutulan kişiler hakkında uygulanır; tacir olmayanlar kural olarak iflasa tâbi değildir.

İflas davası nerede açılır?

İflas talepleri kural olarak borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde görülür.

İflas kararı verilince ne olur?

Müflisin haczedilebilir tüm malları iflas masasını oluşturur, müflisin tasarruf yetkisi kısıtlanır ve alacaklılar alacaklarını masaya kaydettirerek sıra cetveline göre tatmin edilir.

Hangi alacaklar önce ödenir?

Genel olarak rehinle güvence altına alınmış alacaklar öncelik taşır; ardından işçi alacakları gibi imtiyazlı alacaklar ve devamında adi alacaklar gelir.

İflasın ertelenmesi hâlâ var mı?

Hayır. İflasın ertelenmesi kurumu yürürlükten kaldırılmıştır; mali durumu bozulan borçlular için bugün öne çıkan yol güçlendirilmiş konkordatodur.

İflas ödeme emrine nasıl ve ne kadar sürede itiraz edilir?

Tebliğden itibaren yedi gün içinde, dilekçeyle ve icra dairesine yapılır; sözlü itiraz geçerli değildir. Borçlu bu itirazla borcu bulunmadığını, iflasa tabi kişilerden olmadığını veya yetkisizliği ileri sürebilir. İtiraz takibi durdurur.

İtiraz edilirse alacaklı ne yapar?

Haciz yolundan farklı olarak iflas yolunda icra mahkemesinde “itirazın kaldırılması” aşaması yoktur. Alacaklı, asliye ticaret mahkemesinde açacağı iflas davasında itirazın kaldırılmasını ve borçlunun iflasını birlikte ister.

Alacaklının iflas davası açma süresi ne kadardır?

İflas isteme hakkı, iflas ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren bir yıl geçmekle düşer. Dava bu süre içinde açılmalıdır; süre kaçırılırsa yeniden takip başlatmak gerekir.

Depo emri nedir, itiraz edebilir miyim?

Depo emri, iflas takibi kesinleştikten sonra mahkemenin borçluya borcu ve takip giderlerini ödemesi için verdiği süredir. Ara karar niteliğindedir ve tek başına temyiz edilemez. Süre içinde ödeme yapılırsa iflas talebi reddedilir.

Doğrudan doğruya iflasta da depo emri verilir mi?

Hayır. Bu yolda borçluya ödeme emri gönderilmediği gibi depo emri hükümleri de uygulanmaz; mahkeme kanunda sayılan sebeplerin varlığını tespit ederse depo kararı vermeden iflasa karar verir.

Borçlu kendi iflasını hangi hâllerde isteyebilir?

Başlıca hâller: aciz hâlinde bulunmak; malvarlığının yarısına haciz konulup kalanın muaccel olan ve bir yıl içinde muaccel olacak borçları ödemeye yetmemesi; sermaye şirketlerinde pasiflerin aktifleri aşması, yani borca batıklık.

Esnaf veya çiftçi iflas eder mi?

Kural olarak hayır. İİK m.43 ve TTK uyarınca tacirler, ticaret şirketleri, bankalar ve kooperatifler iflasa tabidir; esnaf ve çiftçiler kural olarak tabi değildir ve haklarında haciz yoluyla takip yürütülür.

Sonuç

İflas, borçlunun tüm malvarlığını kapsayan toplu bir tasfiye yoludur; iflas yolunun seçimi, alacak sırası ve konkordato alternatifi sonucu doğrudan etkiler. Bir iflas talebini değerlendirmek ya da mali zorlukta yeniden yapılandırma seçeneklerini görüşmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Atıf yapılan başlıca mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu (İİK) m. 155 ve devamı (adi iflas yolu), m. 171 ve devamı (kambiyo senetlerine özgü iflas yolu), m. 177-178 (doğrudan iflas), m. 184 (iflas masası), m. 195 (muacceliyet), m. 206 (sıra cetveli) ve konkordatoya ilişkin hükümler; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun tacire ilişkin hükümleri. Somut emsal için güncel yargı kararlarının incelenmesi gerekir.

Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş ya da avukatlık hizmeti niteliği taşımaz. Mevzuat ve uygulama zaman içinde değişebilir; her somut durum için avukat görüşü esastır.

⚖️ Hukuki Danışmanlık Alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 +90 554 648 37 15💬 WhatsApp
Post by Av. Fatma Öztürk