SPK’ya Karşı Tam Yargı Davası ve Denetim Kusuru 2026 (İYUK m.12-13, SPKn m.133-134, Anayasa m.125): Kuruluştan Tahsil Edilemeyen Zarar İçin İdari Yargı Yolu — Ön Başvuru Dilekçesi Örneğiyle
21 Eylül 2026

SPK’ya Karşı Tam Yargı Davası ve Denetim Kusuru 2026 (İYUK m.12-13, SPKn m.133-134, Anayasa m.125): Kuruluştan Tahsil Edilemeyen Zarar İçin İdari Yargı Yolu — Ön Başvuru Dilekçesi Örneğiyle

Kurucu şirketin ödeme gücü yetersiz kaldığında gündeme gelen soru şudur: piyasayı denetimle görevli kamu otoritesi görevini gereği gibi yapmamışsa yatırımcı ona karşı talepte bulunabilir mi? Anayasa m.125, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu öngörür; bu talep adli yargıda değil idari yargıda tam yargı davasıyla ileri sürülür. Denetim kusuru çoğu kez bir eylemsizlikten doğduğundan İYUK m.13 uyarınca dava öncesinde bir yıl içinde idareye başvurulması şarttır. SPKn m.133/4 ise Kurul personeline karşı açılacak tazminat davalarında husumetin Kurula yöneltileceğini açıkça düzenler.

Kuruluştan tahsil edilemeyen zarar

İdari yargı yolunu birlikte değerlendirelim. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Kısaca: Önce idareye başvuru, husumet Kurul’a

İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı öder. Anayasa m.125’in son fıkrası, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu düzenler.

Kurul personeline doğrudan dava açılmaz. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.133/4, Kurul Başkan ve üyeleri ile Kurul personeli aleyhine Kurulun görevlerine ilişkin karar, eylem ve işlemleri sebebiyle açılmış veya açılacak her türlü tazminat ve alacak davasının Kurul aleyhine açılmış sayılacağını ve husumetin Kurula yöneltileceğini düzenler.

Eylemden doğan zararda önce idareye başvurulur. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.13/1, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmaları gerektiğini düzenler.

Kuruluştan Tahsil Edilemeyen Zarar İçin Devlete Karşı Yol

Fon zararı uyuşmazlıklarında ilk muhatap kurucu şirket, saklayıcı ve aracı kuruluştur. Ancak bu kuruluşların ödeme gücü yetersiz kalabilir.

Bu durumda gündeme gelen soru şudur: piyasayı gözetim ve denetimle görevli kamu otoritesi, görevini gereği gibi yerine getirmemişse, yatırımcı zararından bu otoriteye karşı talepte bulunabilir mi?

Türk hukukunda bu talep adli yargıda değil idari yargıda, tam yargı davası yoluyla ileri sürülür. Usulü, süreleri ve ön şartları adli yargıdaki tazminat davasından belirgin biçimde farklıdır.

Bu yazı, Sermaye Piyasası Kurulunun eylem ve işlemlerinden doğan zararlar için idari yargı yolunu, Kurul personelinin sorumluluğuna ilişkin özel hükümleri ve ceza soruşturmasındaki izin rejimini ele alır.

Kurul kararlarına karşı iptal davası SPK idari para cezası ve iptal davası yazımızda ele alındı.

Yatırım tavsiyesi değildir. Bu yazı hiçbir fonun alınması, satılması veya elde tutulması yönünde öneri içermez, herhangi bir kamu kurumu veya görevlisi hakkında isnat taşımaz ve somut bir dosya hakkında hukuki görüş niteliği taşımaz. İdarenin sorumluluğunun şartları her dosyada ayrıca değerlendirilir.

Anayasal Temel: m.125 ve m.129

İdareye karşı tazminat yolunun dayanağı Anayasa’dadır.

Anayasa m.125’in birinci fıkrası, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğunu düzenler.

Aynı maddenin son fıkrası, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu hükme bağlar.

Bu iki fıkra birlikte okunduğunda iki sonuç çıkar: idari eylem ve işlemler yargı denetimine tabidir ve bunlardan doğan zararın tazmini idarenin anayasal yükümlülüğüdür.

Kamu görevlilerinin kişisel sorumluluğu bakımından Anayasa m.129’un beşinci fıkrası, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabileceğini düzenler.

Bu fıkra belirleyicidir: görevli kişiye doğrudan dava açılamaz; dava idareye karşı açılır ve idare ödeme yaparsa görevliye rücu eder.

Ceza kovuşturması bakımından aynı maddenin altıncı fıkrası, memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılmasının, kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idari merciin iznine bağlı olduğunu belirtir.

Anayasal çerçeve

HükümKuralFon dosyasındaki sonucu
m.125/1İdarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıkKurul kararları ve eylemleri yargı denetimine tabi
m.125/sonİdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı öderTam yargı davasının anayasal dayanağı
m.129/5Görev kusurundan doğan davalar ancak idare aleyhine açılırKurul personeline doğrudan dava açılmaz
m.129/6Ceza kovuşturması kural olarak izne bağlıKurul personeli hakkında soruşturma izni aranır

İdari Dava Türleri: İYUK m.2

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2/1, idari dava türlerini sayar.

(a) bendi iptal davalarını düzenler: idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar.

(b) bendi tam yargı davalarını düzenler: idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar.

Bu iki dava türü arasındaki fark talebin niteliğindedir. İptal davasında işlemin ortadan kaldırılması, tam yargı davasında ise uğranılan zararın tazmini istenir.

Tam yargı davasında aranan unsur “kişisel hakların doğrudan muhtel olması”dır. Bu ölçüt iptal davasındaki “menfaat ihlali” ölçütünden daha dardır.

Aynı maddenin ikinci fıkrası bir sınır çizer: idari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır; idari mahkemeler yerindelik denetimi yapamaz.

Bu sınır denetim kusuru iddiasında önemlidir: Kurulun takdir yetkisinin nasıl kullanılacağı değil, yetkinin hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığı incelenir.

İşlemden ve Eylemden Doğan Zarar: m.12 ve m.13

Zararın kaynağının işlem mi eylem mi olduğu, izlenecek yolu belirler.

İşlemden doğan zarar bakımından İYUK m.12, ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabileceklerini düzenler.

Aynı madde üçüncü bir seçenek de tanır: ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması hâlinde verilecek kararın tebliği ya da işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açılabilir.

Aynı madde, bu hâlde ilgililerin m.11 uyarınca idareye başvurma haklarının saklı olduğunu belirtir.

Eylemden doğan zarar bakımından İYUK m.13/1, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce; bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiğini düzenler.

Aynı fıkra, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi hâlinde bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceğini belirtir.

Denetim kusuru iddiası çoğu kez bir işlemden değil, bir eylemsizlikten, yani denetim yetkisinin zamanında veya gereği gibi kullanılmamasından kaynaklanır. Bu nedenle fon dosyalarında izlenecek yol genellikle m.13’teki ön başvurudur.

m.13/2 bir kolaylık öngörür: görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi hâlinde, sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda birinci fıkradaki idareye başvurma şartı aranmaz.

Zararın kaynağına göre yol

KaynakYolÖn şartDayanak
İdari işlemDoğrudan tam yargı veya iptal ile birlikteDava süresi içinde; idareye başvuru hakkı saklıİYUK m.12
İdari işlemÖnce iptal, sonra tam yargıİptal kararının tebliği veya icrasından itibaren dava süresiİYUK m.12
İdari eylem veya eylemsizlikÖnce idareye başvuru, sonra tam yargıÖğrenmeden bir yıl, her hâlde eylemden beş yılİYUK m.13/1
Adli yargıda görev reddiDoğrudan idari yargıİdareye başvuru şartı aranmazİYUK m.13/2

Süreler: m.7, m.10 ve m.11

İdari yargıdaki süreler adli yargıya göre çok daha kısadır ve hak düşürücü niteliktedir.

2577 sayılı Kanun m.7/1, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gün olduğunu düzenler.

m.7/2-(a), bu sürelerin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağını belirtir.

İdarenin sessiz kalması bakımından m.10/2, idareye yapılan başvuruya otuz gün içinde cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağını ve ilgililerin otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde dava açabileceklerini düzenler.

Aynı fıkra bir bekleme imkânı tanır: otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi kesin cevabı da bekleyebilir; bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez.

Üst makama başvuru bakımından m.11/1, ilgililerin idari dava açılmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasını üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma süresi içinde isteyebileceklerini düzenler.

Aynı fıkra önemli bir sonuç bağlar: bu başvurma işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.

m.11/3, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması hâlinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağını ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağını belirtir.

Fon dosyalarında bu süre zinciri dikkatle takip edilmelidir: bir yıllık ön başvuru süresi, otuz günlük cevap süresi ve altmış günlük dava süresi birbirini izler.

Süre zinciri

AşamaSüreBaşlangıçDayanak
Eylem nedeniyle idareye başvuruBir yıl; her hâlde beş yılÖğrenme; eylem tarihim.13/1
İdarenin cevap süresiOtuz günBaşvurum.13/1, m.10/2
Kesin olmayan cevapta beklemeEn çok dört ayBaşvurum.10/2
Dava açmaAltmış günRet işleminin tebliği veya otuz günün bitimim.7/1, m.13/1
Üst makama başvuruDava süresini durdururBaşvuru tarihim.11/1

Adli yargıdaki süre rejimiyle karşılaştırma süreler, adli tatil ve eski hâle getirme yazımızda ele alındı.

Görev, Yetki ve Dilekçe

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.134/1, Kurul kararlarına karşı açılacak idari davaların idare mahkemelerinde görüleceğini düzenler.

Aynı fıkra, Kurul kararlarına karşı yapılan başvuruların acele işlerden sayılacağını belirtir.

Yetki bakımından 2577 sayılı Kanun m.36, idari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkemeyi sırasıyla belirler.

Birinci sırada, zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili mahkeme gelir.

İkinci sırada, zarar bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuşsa hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer mahkemesi yer alır.

Üçüncü sırada ise diğer hâllerde davacının ikametgâhının bulunduğu yer idare mahkemesi bulunur.

Dilekçe içeriği bakımından m.3/1, idari davaların Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağını düzenler.

m.3/2 dilekçede gösterilecek hususları sayar. Bunlar arasında tarafların ve vekillerinin bilgileri, davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller ve davaya konu idari işlemin yazılı bildirim tarihi yer alır.

(d) bendi tam yargı davaları için özel bir unsur arar: uyuşmazlık konusu miktar dilekçede gösterilmelidir.

Husumet ve Kurul Personelinin Sorumluluğu: SPKn m.133/4

Bu hüküm, fon mağdurlarının sıkça yöneldiği bir yolu kapatır ve doğru yolu gösterir.

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.133/4, Kurul Başkan ve üyeleri ile Kurul personeli aleyhine; Kurulun bu Kanunda belirtilen görevlere ilişkin karar, eylem ve işlemleri sebebiyle, gerek görevlerinin ifası sırasında gerek görevden ayrılmalarından sonra açılmış veya açılacak her türlü tazminat ve alacak davasının Kurul aleyhine açılmış sayılacağını düzenler.

Aynı fıkra açık bir kural koyar: bu davalarda husumet Kurula yöneltilir.

Rücu bakımından aynı fıkra, yargılama sonucunda Kurul aleyhine karar verilmesi ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Kurulun ödeme yapması hâlinde, Kurulun bu meblağı ilgililerinden talep edeceğini belirtir.

Aynı fıkra rücu için bir şart getirir: Kurulun yaptığı ödemeleri ilgililerinden talep edebilmesi için bu kişiler hakkında kusurlu olduklarına ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesi gerekir.

Bu hüküm Anayasa m.129/5 ile uyumludur ve iki pratik sonuç doğurur.

Birincisi, Kurul personeline kişisel olarak açılacak tazminat davası Kurul aleyhine açılmış sayılır; davalı sıfatı Kurula aittir.

İkincisi, yatırımcı bakımından muhatap tektir ve ödeme gücü sorunu bulunmaz.

Aynı fıkra ayrıca, bu hukuk davalarında dava giderleri ile belirli bir üst sınır içinde avukatlık ücretinin Kurul bütçesinden karşılanacağını öngören üçüncü fıkra hükmünün aynen geçerli olduğunu belirtir.

Ceza Soruşturmasında İzin Rejimi: SPKn m.133/1-3

Denetim kusuru iddiasının cezai boyutu da ayrı bir rejime tabidir.

6362 sayılı Kanun m.133/1, Kurul Başkan ve üyeleri ile Kurul personelinin görevleriyle bağlantılı olarak işledikleri iddia edilen suçlara ilişkin soruşturmaların; Kurul Başkan ve üyeleri için ilgili Bakanın, Kurul personeli için ise Başkanın izin vermesi kaydıyla genel hükümlere göre yapılacağını düzenler.

Aynı fıkra, Kurul üyeleri ile Kurul personelinin iştirak hâlinde işledikleri iddia edilen suçlara ilişkin soruşturmalarda Kurul personeli hakkında soruşturma izni verme yetkisinin ilgili Bakana ait olduğunu belirtir.

İznin şartı bakımından m.133/2 yüksek bir eşik koyar: soruşturma izni verilebilmesi için bu kişilerin kendilerine çıkar sağlamak veya Kurula zarar vermek kastıyla hareket ederek bu işlemler sonucunda kendilerine çıkar sağlamış oldukları hususunda açık ve yeterli emarelerin bulunması gerekir.

Bu şart iki unsuru birlikte arar: özel bir kast ve çıkar sağlandığına ilişkin açık ve yeterli emare.

Aynı fıkra kanun yolunu gösterir: soruşturmaya izin verilmesine ya da verilmemesine dair kararlar aleyhine, tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Danıştay nezdinde itiraz yoluna başvurulabilir.

Aynı fıkra bir bekleme kuralı öngörür: izin verilmiş olsa dahi itiraz süresi geçene kadar veya Danıştaya yapılan itiraz sonucunda hüküm tesis olunana kadar soruşturma başlatılamaz.

m.133/3, bu soruşturma ve kovuşturmaların ilgili üye veya personelin talebi hâlinde Kurulca görevlendirilecek bir avukat tarafından takip edileceğini ve giderlerin belirli sınırlar içinde Kurul bütçesinden karşılanacağını düzenler.

Fon dosyalarında bu eşik gözetilmelidir: salt denetim eksikliği iddiası, cezai soruşturma izni için aranan kast ve çıkar emaresi şartını kendiliğinden karşılamaz. Bu durumda uygun yol, cezai şikâyet yerine idari yargıda tam yargı davasıdır.

Sermaye piyasası suçları ve suç duyurusu sermaye piyasası suçları yazımızda ele alındı.

Kurul personeline yönelik iki yol

KonuTazminatCeza
MuhatapKurul; husumet Kurula yöneltilirİlgili kişi; izin şartıyla
Ön şartİdareye başvuru (eylemde)Soruşturma izni
EşikZarar, idareye yüklenebilirlik ve illiyetÖzel kast ve çıkar sağlandığına dair açık ve yeterli emare
Kanun yoluİdari yargıda istinaf ve temyizİzin kararına karşı on beş gün içinde Danıştaya itiraz
Kişisel sorumlulukKurul ödeme yaparsa, kusur kararı kesinleşince rücuGenel hükümler
DayanakSPKn m.133/4; Anayasa m.129/5SPKn m.133/1-2; Anayasa m.129/6

Sorumluluğun Esasları ve Denetim Kusuru

Anayasa, idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceğini ayrıca göstermemiştir. Bu esaslar yargı kararları ve öğretide hizmet kusuru ile kusursuz sorumluluk ilkeleri üzerinden şekillenmiştir.

Hangi ilkeye dayanılırsa dayanılsın üç unsur aranır: bir zararın varlığı, zarara yol açan eylem veya işlemin idareye yüklenebilir nitelikte olması ve zarar ile eylem arasında illiyet bağı.

Fon dosyalarında hizmet kusuru iddiası genellikle Kurulun kanundan doğan denetim ve tedbir yetkilerinin zamanında ve etkin kullanılmamasına dayandırılır.

Bu yetkilerin kaynağı bakımından 6362 sayılı Kanun m.88/1, bu Kanun ve diğer kanunların sermaye piyasası ile ilgili hükümlerinin uygulanmasının ve her türlü sermaye piyasası faaliyet ve işlemlerinin denetimine meslek personelinin yetkili olduğunu düzenler.

m.88/2, Kurulun denetim faaliyetlerine ilişkin önemlilik ve öncelik ilkeleri ile risk değerlendirmelerinde dikkate alınacak ölçütleri ve uygulama esaslarını belirleyeceğini ve denetimin bu kapsamda oluşturulacak program uyarınca yürütüleceğini belirtir.

Tedbir bakımından m.96/1, Kurulun sermaye piyasası kurumlarının mevzuat, Kurulca belirlenen standartlar, esas sözleşme ve fon iç tüzüğü hükümlerine aykırı faaliyetlerinin tespit edilmesi hâlinde aykırılıkların giderilmesini istemeye, faaliyetlerin kapsamını sınırlandırmaya veya geçici olarak durdurmaya, yetkilerini iptal etmeye ya da öngöreceği diğer her türlü tedbiri almaya yetkili olduğunu düzenler.

Genel görev bakımından m.128/1-(b), Kurulun görevleri arasında kamunun zamanında, yeterli ve doğru olarak aydınlatılmasını sağlamak amacıyla genel ve özel nitelikte kararlar almayı sayar.

Kurulun denetim ve tedbir yetkileri SPK’nın denetim ve tedbir yetkileri yazımızda ele alındı.

Bu iddianın sınırları da gözetilmelidir.

Birincisi, İYUK m.2/2 uyarınca idari yargı yerindelik denetimi yapamaz. Denetimin önemlilik ve öncelik ilkelerine göre programlanması bir takdir alanı yaratır; iddia, bu takdirin hukuka aykırı kullanıldığı noktasında kurulmalıdır.

İkincisi, piyasa riskinden doğan zararlar idareye yüklenemez. Zararın denetim eksikliğinden mi yoksa yatırım riskinin gerçekleşmesinden mi doğduğu illiyet bağı bakımından belirleyicidir.

Üçüncüsü, zararın asıl sorumlusu kuruluş olduğundan, idarenin sorumluluğu ile kuruluşun sorumluluğu arasındaki ilişki ve aynı zararın iki kez tazmin edilmemesi gözetilir.

Denetim kusuru iddiasının kurulması

UnsurOrtaya konulacak husus
YetkiKurulun ilgili denetim veya tedbir yetkisinin kanuni dayanağı
BilgiAykırılığın Kurulca bilindiği veya bilinmesi gerektiği tarih
EylemsizlikYetkinin kullanılmadığı veya geç kullanıldığı süre
Hukuka aykırılıkTakdir yetkisinin hukuka aykırı kullanıldığı; salt yerindelik tartışması değil
ZararKuruluştan tahsil edilemeyen kısım dâhil zararın miktarı
İlliyetZamanında tedbir alınsaydı zararın doğmayacağı veya azalacağı

Altıncı satır bu davaların en zor unsurudur ve çoğu kez bilirkişi incelemesiyle ortaya konulur.

Yürütmenin Durdurulması ve Kararların Sonuçları

İptal davası yönüyle, dava açılması işlemin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz.

2577 sayılı Kanun m.27/1, dava açılmasının dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmayacağını düzenler.

m.27/2, idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebileceğini belirtir.

Bu iki şart birlikte aranır ve kararda her ikisinin gerekçesi gösterilir.

Kararların uygulanması bakımından m.28/1, esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararların icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğunu ve bu sürenin kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceğini düzenler.

m.28/3, mahkeme kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hâllerde idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabileceğini belirtir.

m.28/4, mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davasının ancak ilgili idare aleyhine açılabileceğini düzenler.

Adli Yargı ve İdari Yargı Yollarının Birlikte Yürütülmesi

Fon mağdurunun önünde iki ayrı yargı yolu vardır ve bunlar birbirini dışlamaz.

İki yargı yolunun karşılaştırması

KonuKuruluşa karşıKurula karşı
Yargı yoluAdli yargıİdari yargı
MahkemeAsliye ticaret mahkemesiİdare mahkemesi
Dava türüTazminat davasıTam yargı davası
Ön şartTicari uyuşmazlıkta dava şartı arabuluculukEylemde idareye başvuru
Dava süresiZamanaşımı süreleriHak düşürücü; kural olarak altmış gün
Sorumluluk esasıHaksız fiil ve sözleşmeye aykırılıkHizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk
PersonelYöneticilere doğrudan dava açılabilirPersonele doğrudan dava açılmaz; husumet Kurula

Bu iki yolun birlikte yürütülmesi hâlinde aynı zararın iki kez tazmin edilmemesi gözetilir. Kuruluştan yapılan tahsilat, idareye karşı talepte dikkate alınır.

Kuruluşa karşı arabuluculuk ön şartı ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk yazımızda ele alındı.

Kuruluş yöneticilerinin kişisel sorumluluğu ise yönetim kurulu ve yöneticilerin sorumluluğu yazımızda ele alındı.

Fon Dosyasında Uygulama

Duruma göre yol

DurumYolDayanak
Kurulun denetimde eylemsiz kaldığı iddiasıBir yıl içinde Kurula başvuru, ardından tam yargı davasıİYUK m.13
Kurulun bir kararından doğan zararİptal ve tam yargı birlikte veya doğrudan tam yargıİYUK m.12
Kurul personeline dava açma isteğiHusumet Kurula; kişisel dava açılmazSPKn m.133/4
Kurul personeline suç duyurusuSoruşturma izni; kast ve çıkar emaresi şartıSPKn m.133/1-2
Kurul başvuruya cevap vermediOtuz günün bitiminden itibaren altmış gün içinde davaİYUK m.10/2, m.13/1
Adli yargıda görevsizlik kararıİdareye başvurmadan idari yargıda davaİYUK m.13/2
Dava dilekçesiUyuşmazlık konusu miktar gösterilirİYUK m.3/2-(d)
Kuruluştan kısmi tahsilat yapıldıİdareye karşı talepte mahsup edilirGenel ilkeler

Dördüncü satır uygulamada sıkça karşılaşılan bir yanlışı gösterir: denetim eksikliği iddiası, cezai soruşturma izni için aranan yüksek eşiği kendiliğinden karşılamaz.

Altıncı satır ise yanlış yargı yolunda açılmış davalar için bir güvencedir.

İdareye Ön Başvuru Dilekçesi Örneği

Aşağıdaki metin, denetim kusuru iddiasıyla tam yargı davası öncesinde yapılacak ön başvuru için hazırlanmış çerçevedir.

SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANLIĞINA

BAŞVURAN: [Ad Soyad] — [TC Kimlik No] — [Adres]

VEKİLİ: Av. [Ad Soyad]

KONU: 2577 sayılı Kanunun 13. maddesi uyarınca zararın tazmini istemli başvurumuzdur.

AÇIKLAMALAR

1. Başvuran, [kurucu portföy yönetim şirketi] tarafından kurulan [fon adı ve kodu] unvanlı fonun katılma payı sahibidir. Paylar [tarih] tarihinde [tutar] TL bedelle edinilmiştir. Hesap ekstresi ektedir.

2. Anılan fon [tarih] tarihinde tasfiyeye tabi tutulmuş ve başvuran [tutar] TL zarara uğramıştır. Kurucu şirket aleyhine açılan [mahkeme ve esas numarası] sayılı dava sürmekte olup zararın [tutar] TL’lik kısmının kurucudan tahsilinin mümkün olmadığı [dayanak] ile anlaşılmaktadır.

3. [Somut eylemsizlik: Kurulun hangi tarihte hangi aykırılıktan haberdar olduğu veya olması gerektiği; kamuya açıklanmış hangi bilgi, bildirim veya raporun bu farkındalığı gösterdiği; hangi tedbirin hangi süre boyunca alınmadığı. Dayanak belgeler gösterilir.]

İdarenin sorumluluğu — Anayasa m.125

Anayasanın 125. maddesinin son fıkrası, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu öngörmektedir. Kurulun kanundan doğan denetim ve tedbir yetkilerini zamanında kullanmaması, başvuranın zararıyla illiyet bağı içinde bulunan bir hizmet kusurudur.

Denetim ve tedbir yükümlülüğü — Sermaye Piyasası Kanunu m.88 ve m.96

Anılan Kanunun 88. maddesi her türlü sermaye piyasası faaliyet ve işleminin denetimini Kurul meslek personelinin görevine vermiş; 96. maddesinin birinci fıkrası ise sermaye piyasası kurumlarının mevzuat ve fon iç tüzüğü hükümlerine aykırı faaliyetlerinin tespiti hâlinde Kurulu, aykırılıkların giderilmesini istemeye, faaliyetleri sınırlandırmaya veya durdurmaya ve gerekli her türlü tedbiri almaya yetkili kılmıştır. [Somut tarihlerde] mevcut olan aykırılık karşısında bu yetkiler kullanılmamış; tedbir ancak [tarih] tarihinde alınmıştır. Zamanında tedbir alınmış olsaydı zararın [doğmayacağı veya şu ölçüde azalacağı] [dayanak] ile ortaya konulmaktadır.

Husumet — Sermaye Piyasası Kanunu m.133

Anılan maddenin dördüncü fıkrası, Kurul Başkan ve üyeleri ile Kurul personeli aleyhine Kurulun görevlerine ilişkin karar, eylem ve işlemleri sebebiyle açılacak her türlü tazminat davasının Kurul aleyhine açılmış sayılacağını ve husumetin Kurula yöneltileceğini öngörmektedir. İşbu başvuru bu nedenle Kurula yöneltilmiştir.

Başvuru süresi — İdari Yargılama Usulü Kanunu m.13

Anılan maddenin birinci fıkrası, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmalarını öngörmektedir. Başvuran zarara yol açan eylemsizliği [tarih] tarihinde öğrenmiş olup başvuru süresi içindedir.

HUKUKİ SEBEPLER: Anayasa m.125, m.129; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2, m.10, m.13; 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.88, m.96, m.128, m.133, m.134 ve ilgili mevzuat.

DELİLLER: Hesap ekstresi ve işlem dekontları; fonun kamuyu aydınlatma açıklamaları ve portföy dağılım raporları; Kurul bültenleri; kurucu aleyhine açılan davaya ait belgeler; tahsil imkânsızlığını gösteren belgeler; her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle başvuranın uğradığı [tutar] TL maddi zararın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini, aksi hâlde yasal süre içinde tam yargı davası açılacağını bildiririz.

Başvuran Vekili
Av. [Ad Soyad] — [İmza]

Başvurunun alındığına ilişkin kayıt saklanmalıdır; otuz günlük cevap süresi ve ardından işleyen dava süresi bu kayda göre hesaplanır.

Sık Yapılan Hatalar

Birinci hata, Kurula karşı tazminat talebini adli yargıda açmaktır. SPKn m.134/1, Kurul kararlarına karşı idari davaların idare mahkemelerinde görüleceğini öngörür.

İkinci hata, Kurul personeline kişisel olarak dava açmaktır. SPKn m.133/4 ve Anayasa m.129/5 uyarınca husumet Kurula yöneltilir.

Üçüncü hata, eylemden doğan zararda idareye başvurmadan dava açmaktır. İYUK m.13/1, dava öncesinde idareye başvuruyu şart koşar.

Dördüncü hata, bir yıllık başvuru süresini kaçırmaktır. Aynı fıkra süreyi öğrenme tarihinden başlatır ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yılla sınırlar.

Beşinci hata, idarenin sessizliğini beklemekte ısrar etmektir. İYUK m.10/2, otuz gün içinde cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağını öngörür.

Altıncı hata, altmış günlük dava süresini adli yargıdaki zamanaşımı gibi değerlendirmektir. İYUK m.7/1’deki süre hak düşürücüdür.

Yedinci hata, dilekçede uyuşmazlık konusu miktarı göstermemektir. İYUK m.3/2-(d), tam yargı davalarında bunu arar.

Sekizinci hata, denetim eksikliği iddiasını doğrudan suç duyurusuna dönüştürmektir. SPKn m.133/2, soruşturma izni için özel kast ve çıkar sağlandığına dair açık ve yeterli emare arar.

Dokuzuncu hata, yerindelik tartışmasına dayanmaktır. İYUK m.2/2, idari yargının yerindelik denetimi yapamayacağını belirtir; iddia hukuka aykırılık üzerine kurulmalıdır.

Onuncu hata, piyasa riskinden doğan zararı idareye yüklemeye çalışmaktır. İlliyet bağı, zararın denetim eksikliğinden doğduğunun ortaya konulmasını gerektirir.

Denetim kusurunun delili: SPK’daki inceleme belgelerine bilgi edinme ve idari dava içinde İYUK m.20 ile SPKn m.135/2 yoluyla ulaşma SPK’dan bilgi ve belge istemek yazımızda ele alındı.

İç hukuk yolları tükendikten sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılması, mülkiyet hakkı iddialarının hangi aşamada ve nasıl ileri sürülmesi gerektiği ve AİHM süreci fon mağdurları Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapabilir mi yazımızda anlatıldı.

Sıkça Sorulan Sorular

SPK’ya karşı tazminat davası açılabilir mi?

Anayasa m.125’in son fıkrası, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu düzenler. Bu talep idari yargıda tam yargı davası yoluyla ileri sürülür.

Bu dava hangi mahkemede açılır?

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.134/1, Kurul kararlarına karşı açılacak idari davaların idare mahkemelerinde görüleceğini ve bu başvuruların acele işlerden sayılacağını düzenler.

Tam yargı davası nedir?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2/1-(b), tam yargı davalarını idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak tanımlar.

İdari işlemden doğan zararda hangi yol izlenir?

İYUK m.12, ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla doğrudan tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabileceklerini ya da önce iptal davası açıp sonrasında tam yargı davası açabileceklerini düzenler.

İdari eylemden doğan zararda dava öncesi başvuru gerekir mi?

Evet. İYUK m.13/1, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmaları gerektiğini düzenler.

İdare başvuruya cevap vermezse ne olur?

İYUK m.13/1 ve m.10/2, istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde isteğin reddedilmiş sayılacağını ve bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceğini düzenler.

İdari davada dava açma süresi nedir?

İYUK m.7/1, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğunu düzenler.

Üst makama başvuru süreyi etkiler mi?

İYUK m.11/1, idari dava açılmadan önce üst makama veya işlemi yapan makama yapılan başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağını düzenler.

Adli yargıda açılan dava görevsizlikle reddedilirse ne olur?

İYUK m.13/2, görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi hâlinde, sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda idareye başvurma şartının aranmayacağını düzenler.

Tam yargı davasında yetkili mahkeme hangisidir?

İYUK m.36, idari sözleşmelerden doğanlar dışındaki tam yargı davalarında sırasıyla zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili mahkemenin, zarar bir hizmetten veya eylemden doğmuşsa hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer mahkemesinin, diğer hâllerde davacının ikametgâhının bulunduğu yer idare mahkemesinin yetkili olduğunu düzenler.

Tam yargı dava dilekçesinde neler bulunur?

İYUK m.3/2, dilekçede tarafların bilgilerinin, davanın konu ve sebepleri ile delillerin, işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterilmesini; (d) bendi ise tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktarın gösterilmesini arar.

SPK personeline doğrudan dava açılabilir mi?

Hayır. SPKn m.133/4, Kurul Başkan ve üyeleri ile Kurul personeli aleyhine Kurulun görevlerine ilişkin karar, eylem ve işlemleri sebebiyle açılacak her türlü tazminat ve alacak davasının Kurul aleyhine açılmış sayılacağını ve husumetin Kurula yöneltileceğini düzenler.

Kurul ödeme yaparsa personele rücu eder mi?

SPKn m.133/4, Kurulun ödeme yapması hâlinde bu meblağı ilgililerinden talep edeceğini; ancak bunun için bu kişiler hakkında kusurlu olduklarına ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesi gerektiğini düzenler.

Kamu görevlilerine karşı tazminat davası nasıl açılır?

Anayasa m.129/5, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabileceğini düzenler.

SPK personeli hakkında soruşturma nasıl başlar?

SPKn m.133/1, Kurul Başkan ve üyeleri için ilgili Bakanın, Kurul personeli için ise Başkanın izin vermesi kaydıyla soruşturmanın genel hükümlere göre yapılacağını düzenler.

Soruşturma izni hangi şarta bağlıdır?

SPKn m.133/2, bu kişilerin kendilerine çıkar sağlamak veya Kurula zarar vermek kastıyla hareket ederek bu işlemler sonucunda kendilerine çıkar sağlamış oldukları hususunda açık ve yeterli emarelerin bulunmasını arar.

Soruşturma izni kararına itiraz edilebilir mi?

SPKn m.133/2, soruşturmaya izin verilmesine ya da verilmemesine dair kararlar aleyhine tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Danıştay nezdinde itiraz yoluna başvurulabileceğini ve itiraz sonuçlanana kadar soruşturma başlatılamayacağını düzenler.

İdari yargı SPK’nın takdirini denetleyebilir mi?

İYUK m.2/2, idari yargı yetkisinin idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğunu ve idari mahkemelerin yerindelik denetimi yapamayacağını düzenler.

İdari davada yürütmenin durdurulması şartları nelerdir?

İYUK m.27/2, idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verilebileceğini düzenler.

Mahkeme kararına uyulmazsa ne olur?

İYUK m.28/1 idarenin kararın tebliğinden itibaren otuz günü geçmeksizin işlem tesis etmesini zorunlu kılar; m.28/3 ise kararlara göre işlem tesis edilmeyen hâllerde idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabileceğini düzenler.

İlgili Rehberler

Önce idareye başvuru şart

Bir yıllık süre öğrenmeden işler. 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Bir yıllık başvuru süresi dolmadan birlikte değerlendirelim. Telefon: 0554 648 37 15

İletişime Geçin

Bu içerik idare hukuku ve sermaye piyasası hukuku alanındadır.

Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi  ·  Tasfiye edilen fonlar listesi  ·  Tüm hukuk dalları

Post by Av. Fatma Öztürk