SPK’nın Fon Tasfiye ve İşleme Kapatma Kararına Karşı İptal Davası 2026 — Yatırımcı Dava Açabilir mi? Son Gün 16 Kasım 2026, Kurula Başvuru (İYUK m.11), Yürütmenin Durdurulması ve Görevli Mahkeme (SPKn m.96, 134; İYUK m.2, 7, 27) (Dava Dilekçesi Örneğiyle)
21 Eylül 2026

SPK’nın Fon Tasfiye ve İşleme Kapatma Kararına Karşı İptal Davası 2026 — Yatırımcı Dava Açabilir mi? Son Gün 16 Kasım 2026, Kurula Başvuru (İYUK m.11), Yürütmenin Durdurulması ve Görevli Mahkeme (SPKn m.96, 134; İYUK m.2, 7, 27) (Dava Dilekçesi Örneğiyle)

SPK’nın 17.09.2026 tarihli 57/1707 sayılı işleme kapatma ve tasfiye kararı, aynı tarihli 57/1708 sayılı tasfiye usul ve esasları kararı ve 20.09.2026 tarihli 59/1710 sayılı süre uzatımı kararı idari işlemdir; bunlara karşı katılma payı sahibi yatırımcı da idare mahkemesinde iptal davası açabilir (İYUK m.2/1-a; SPKn m.134). Dava açma süresi altmış gündür (İYUK m.7/1): 2026/60 ve 2026/61 sayılı bültenlerde 17.09.2026’da ilan edilen kararlar için son gün 16 Kasım 2026 Pazartesi, 20.09.2026’da ilan edilen 59/1710 sayılı karar için 19 Kasım 2026 Perşembedir. Süre, dava açılmadan önce Kurula yapılacak başvuruyla durdurulabilir (İYUK m.11). Dava açmak işlemin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz; yürütmenin durdurulması için telafisi güç zarar ile açık hukuka aykırılığın birlikte bulunması gerekir (İYUK m.27/2). İptal davası tazminat sağlamaz; zarar için ayrıca tam yargı veya adli yargıda tazminat davası gerekir.

SPK kararına karşı süre işliyor

İptal davasının sizin fonunuz için anlamlı olup olmadığını birlikte değerlendirelim. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Kısaca: Dava açılabilir, ama doğru soruyla başlamak gerekir

Takvim dar. 17 Eylül kararları için altmış günlük süre 16 Kasım 2026’da, 20 Eylül kararı için 19 Kasım 2026’da doluyor. Kurula yapılacak İYUK m.11 başvurusu süreyi durdurur; ancak başvuru da bu süre içinde yapılmalıdır.

İptal ile tazminat ayrı şeylerdir. İdare mahkemesi yalnızca kararın hukuka uygunluğunu denetler; yerindelik denetimi yapamaz (İYUK m.2/2; SPKn m.117/2). İptal kararı, fon zararınızın ödenmesi anlamına gelmez. Tazminat için ayrı yollar vardır.

Her yatırımcı için aynı sonuç doğurmaz. Tasfiyenin iptali, bir yatırımcı grubunun lehine, başka bir grubun aleyhine sonuç doğurabilir. Dava açmadan önce, iptalin sizin fonunuz ve sizin konumunuz için ne değiştireceği somut olarak hesaplanmalıdır.

Bu Yazı Kimin İçin?

Sermaye Piyasası Kurulu, 17 Eylül 2026’da yedi portföy yönetim şirketinin kurucusu olduğu ve TEFAS’ta işlem gören bütün yatırım fonlarını alım ve satım yönünde işleme kapattı; bunlardan 131 fonun Kurulca tayin edilecek yöntemle tasfiye ettirilmesine karar verdi. Aynı gün tasfiyenin usul ve esaslarını belirledi, üç gün sonra da tasfiye süresini üç aydan altı aya çıkardı. Kararların 500 binin üzerinde yatırımcıyı doğrudan ilgilendirdiği kamuoyuna yansıdı.

Bu yazı, bu kararlara karşı idari yargıda dava açmayı düşünen yatırımcılar için hazırlandı. Hangi kararların dava konusu olabileceğini, yatırımcının dava açma hakkı bulunup bulunmadığını, sürenin hangi tarihten başladığını, dava açmadan önce Kurula başvurmanın ne sağladığını, görevli ve yetkili mahkemeyi, hangi hukuka aykırılık iddialarının ileri sürülebileceğini, yürütmenin durdurulmasının şartlarını ve masraf riskini ele alır. Sonunda iptal ve yürütmenin durdurulması istemli bir dava dilekçesi örneği yer alıyor.

Yazıdaki karar tarihleri, sayıları ve içerikleri SPK’nın resmî bültenlerinden (2026/60, 2026/61 ve 2026/62) ve Kurulun 21 Eylül 2026 tarihli açıklamasından; kanun hükümleri 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun yürürlükteki metinlerinden alınmıştır.

Bilgilendirme amaçlıdır. Bu yazı genel bilgi verir; SPK kararlarının hukuka aykırı olduğu yönünde bir tespit içermez ve somut bir dosya hakkında hukuki görüş niteliği taşımaz. Aşağıda yer verilen iptal gerekçeleri, ileri sürülebilecek iddiaların çerçevesini gösterir; mahkemenin bunları kabul edip etmeyeceği dosyanın somut verilerine bağlıdır. Yatırım tavsiyesi değildir.

Dava Konusu Olabilecek Kararlar

Fon tasfiyesi tek bir karardan ibaret değildir. SPK Kurul Karar Organı, üç gün içinde birbirine bağlı dört karar almış ve bunları üç ayrı bültenle ilan etmiştir. Her biri ayrı bir idari işlemdir; dava açılırken hangisinin, hangi yönden iptalinin istendiği açıkça yazılmalıdır.

Kararlar ve ilan tarihleri (SPK bültenleri)

KararBülten ve tarihİçerikDayanak (karar metninde)
57/17062026/60 — 17.09.2026Kredili işlemlerde özkaynak koruma oranının 02.10.2026 seans sonuna kadar asgari %20 olarak esnek uygulanabilmesiSPKn m.1, m.128/1-(a)
57/17072026/60 — 17.09.2026Yedi portföy yönetim şirketinin TEFAS’taki bütün fonlarının alım ve satım yönünde işleme kapatılması ve listelenen fonların Kurulca tayin edilecek yöntemle tasfiye ettirilmesiSPKn m.1, m.128/1-(a), m.96/1
57/17082026/61 — 17.09.2026Tasfiye usul ve esasları, TEFAS dışı kanallarda iade talimatlarının da gerçekleştirilmemesi ve tasfiye listesinin 131 fon olarak güncellenmesi57/1707 sayılı karar
59/17102026/62 — 20.09.2026Usul ve esasların (A/8) maddesindeki üç aylık tasfiye süresinin altı ay olarak değiştirilmesi57/1708 sayılı karar

57/1708 sayılı kararla belirlenen usul ve esasların yatırımcıyı doğrudan etkileyen başlıca hükümleri şunlardır: Tera Portföy fonlarında T. İş Bankası, diğer altı şirketin fonlarında TC Ziraat Bankası portföy saklayıcısı olarak görevlendirilmiş ve tasfiye süreçlerini yürütmekle yetkilendirilmiştir (A/1). Fon portföyündeki varlıklar yatırımcı menfaati, piyasa derinliği ve likidite koşulları gözetilerek bankanın belirleyeceği sıklıkta nakde dönüştürülür; elde edilen nakit, bankaların belirleyeceği dönemler itibarıyla yatırımcıların mutabakatı yapılmış bireysel saklama hesaplarına katılma payı oranında aktarılır (A/5). İhbarlı fonlarda 17.09.2026 saat 13.30’dan sonra, para piyasası fonlarında ise izahnamedeki valör atlama saatinden sonra iletilen iade talimatları tasfiye kapsamındadır; TEFAS’ta verilip gerçekleşmeyen iade talimatlarının karşılığı fon hesabına borç olarak tahakkuk ettirilir ve elde edilen nakitle öncelikle bu borçlar ödenir (A/6). Saklama hesabının bankalara devrinden itibaren fon yönetim ücreti tasfiyeyi gerçekleştiren banka adına tahakkuk ettirilir (A/4).

Kurul, 21 Eylül 2026 tarihli açıklamasında, süre değişikliğinin tasfiye konusu fonların portföy yapıları ve piyasa koşulları dikkate alınarak varlıkların mümkün olduğunca uygun koşullarda satılabilmesi amacıyla yapıldığını, altı aylık sürenin tasfiyenin mutlaka altı ay süreceği anlamına gelmediğini ve usul ve esasların diğer hükümlerinde değişiklik yapılmadığını belirtmiştir. Kararların ayrıntılı özeti SPK tasfiye usul ve esasları yazımızda, fon listesi ise tasfiye edilen fonlar tam listesi yazımızda yer alıyor.

Kararların Hukuki Dayanağı

57/1707 sayılı kararın metninde üç kanun hükmüne dayanılmıştır. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 1. maddesi, Kanunun amacını sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişinin ve gelişmesinin sağlanması ile yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması olarak tanımlar. m.128/1-(a), Kurula bu Kanunla verilen görevler ile Kanunun emrettiği uygulamaların yerine getirilmesini ve öngörülen neticelerin sağlanmasını teminen gerekli iş ve işlemleri yapma görevini verir.

Kararın özgül dayanağı ise m.96/1’dir. Bu hükme göre Kurul, sermaye piyasası kurumlarının mevzuat, Kurulca belirlenen standartlar, esas sözleşme ve fon iç tüzüğü hükümlerine aykırı faaliyetlerinin tespit edilmesi hâlinde; ilgililerden aykırılıkların belirlenen bir sürede giderilmesini istemeye ya da doğrudan bu kurumların faaliyetlerinin kapsamını sınırlandırmaya veya geçici olarak durdurmaya, tamamen veya belirli faaliyetler itibarıyla yetkilerini iptal etmeye ya da öngöreceği diğer her türlü tedbiri almaya yetkilidir.

Kurul kararları Kurul Karar Organı tarafından alınır. SPKn m.123/3 uyarınca Kurul Karar Organı en az beş üyeyle toplanır ve en az dört üyenin aynı yöndeki oyuyla karar alır. m.117/2 ise Kurulun görev ve yetkilerini bağımsız olarak kullandığını ve kararlarının yerindelik denetimine tabi tutulamayacağını belirtir. SPK’nın tedbir yetkilerinin genel çerçevesi SPK’nın denetim ve tedbir yetkileri yazımızda anlatıldı.

İptal Davası Neyi Sağlar, Neyi Sağlamaz?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-(a) maddesi iptal davasını, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan dava olarak tanımlar. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre idari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır; idari mahkemeler yerindelik denetimi yapamaz ve idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde karar veremez.

Bu tanımın yatırımcı açısından üç sonucu vardır. Birincisi, mahkeme “tasfiye yerine başka bir çözüm daha iyi olurdu” şeklindeki bir değerlendirmeyi tek başına iptal sebebi yapamaz; iddianın hukuka aykırılığa bağlanması gerekir. İkincisi, iptal kararı işlemi hukuk âleminden kaldırır ama davacıya para ödenmesine hükmetmez. Üçüncüsü, idare mahkemesinin kararından sonra idare, İYUK m.28/1 uyarınca kararın icaplarına göre gecikmeksizin ve her hâlde kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde işlem tesis etmek zorundadır; ancak o tarihe kadar tasfiye tamamlanmışsa, iptal kararının pratik etkisi sınırlı kalabilir.

İptal davasının sonuçları

SoruCevapDayanak
Mahkeme kararın yerinde olup olmadığını inceler mi?Hayır, yalnızca hukuka uygunluğunu incelerİYUK m.2/2; SPKn m.117/2
Dava açmak tasfiyeyi durdurur mu?Hayır, ayrıca yürütmenin durdurulması kararı gerekirİYUK m.27/1
İptal kararı zararımı öder mi?Hayır, tazminat için tam yargı veya adli yargıda dava gerekirİYUK m.2/1-(b), m.12
İptal kararından sonra SPK ne yapar?Karara uygun işlemi en geç otuz gün içinde tesis ederİYUK m.28/1
İptal ve tazminat birlikte istenebilir mi?Evet, idari yargıda iptal ve tam yargı davası birlikte açılabilirİYUK m.12

SPK’nın denetim kusuruna dayanan tazminat talebi ve bunun için idareye ön başvuru şartı SPK’ya karşı tam yargı davası yazımızda ele alındı. Kurucuya, saklayıcıya ve dağıtıcı bankaya karşı açılacak tazminat davaları ise adli yargının görev alanındadır ve bu yol fon davası hangi mahkemede açılır yazımızda anlatıldı.

Yatırımcı Dava Açabilir mi? Menfaat İlişkisi

İptal davası açabilmek için hakkın ihlal edilmiş olması gerekmez; İYUK m.2/1-(a) menfaat ihlalini yeterli sayar. Danıştay içtihadında bu menfaatin meşru, kişisel ve güncel olması aranır. Kararın muhatabı olan portföy yönetim şirketlerinin dava açma ehliyeti tartışmasızdır. Katılma payı sahibi yatırımcının durumu da güçlüdür: Tasfiye kararı, yatırımcının fondaki payının hangi yöntemle, hangi sürede ve hangi koşullarda nakde dönüştürüleceğini doğrudan belirler; işleme kapatma kararı ise payın iadesini engeller. Bu nedenle yatırımcı ile bu kararlar arasında kişisel ve güncel bir menfaat ilişkisi bulunduğu savunulabilir.

Menfaat ilişkisi dilekçede somutlaştırılmalıdır. Hangi fonda, kaç adet katılma payına sahip olunduğu MKK kayıtlarıyla gösterilmeli; kararın hangi hükmünün yatırımcıyı hangi yönden etkilediği açıklanmalıdır. İYUK m.14/3 uyarınca dilekçeler ilk incelemede görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ve dilekçe şartları yönünden sırasıyla incelenir; ehliyet yönünden eksik kurulmuş bir dilekçe esasa girilmeden reddedilebilir.

Aynı fonda payı bulunan birden fazla yatırımcı tek dilekçeyle dava açabilir. İYUK m.5/2, birden fazla kişinin müşterek dilekçeyle dava açabilmesi için davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunmasını ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olmasını arar. m.5/1 ise aralarında maddi veya hukuki bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı tek dilekçeyle dava açılmasına izin verir; bu nedenle 57/1707, 57/1708 ve 59/1710 sayılı kararlar aynı dilekçede dava konusu edilebilir.

Yatırımcılar arasında çıkar çatışması olabilir. Usul ve esasların (A/6) maddesi, TEFAS’ta verilip gerçekleşmeyen iade talimatlarının fon hesabına borç olarak kaydedilmesini ve tasfiyeden elde edilen nakitle öncelikle bu borçların ödenmesini öngörür. Bu hüküm, talimatı gerçekleşmemiş yatırımcının lehine, fonda kalan diğer yatırımcıların aleyhine sonuç doğurabilir. Süre uzatımı da bazı yatırımcılar için daha iyi satış fiyatı, bazıları için daha geç ödeme demektir. Bir hükmün iptali, aynı fondaki başka bir yatırımcı grubunun konumunu zayıflatabilir. Dava stratejisi bu farklılıklar dikkate alınarak kurulmalıdır. Ayrıntılar fon satış talimatım iptal edildi ve tasfiye edilen fonlarda hangi yatırımcı avantajlı yazılarımızda.

İptal Davası Sizin İçin Gerçekten Yararlı mı?

Bu soru, dava dilekçesi yazılmadan önce cevaplanması gereken sorudur. İptal davası, doğru kurulduğunda yatırımcıya somut bir fayda sağlayabilir; yanlış hedefe yöneltildiğinde ise hem masraf doğurur hem de beklenen sonucu vermez. Aşağıdaki tablo, en sık karşılaşılan taleplerin olası sonuçlarını gösterir.

Talebe göre olası sonuç

Talepİptal edilirse ne olabilir?Dikkat edilecek nokta
Tasfiye listesinde olmayan, yalnızca işleme kapatılan fon için işleme kapatma kararının iptaliFonun iade talimatlarına yeniden açılması gündeme gelebilirKurucunun Kurula fon bazında başvurusu daha hızlı sonuç verebilir
Belirli bir fonun tasfiye kapsamına alınmasının iptaliFon tasfiyeden çıkarılıp başka bir tedbire tabi tutulabilirİşleme kapatma devam ederse likidite sorunu sürer
Tasfiye yöntemine ilişkin bir hükmün iptaliKurul yeni bir usul belirlemek zorunda kalırYeni usul her yatırımcı için daha iyi olmayabilir
Süre uzatımının iptaliSatışların daha kısa sürede tamamlanması gündeme gelebilirKısa süre, düşük satış fiyatı riski taşır
İptal ile birlikte tazminatKurulun hizmet kusurundan doğan zarar talep edilebilirZararın illiyet bağıyla ispatı gerekir

Bu tablo iki pratik sonuca işaret eder. Yatırımcının asıl hedefi parasını en kısa sürede ve en az kayıpla almaksa, iptal davası bu hedefe her zaman en uygun araç olmayabilir; kurucunun Kurula fon bazında başvurması, kontrollü iade planı ve tasfiye bankasının satış süreçlerinin izlenmesi daha hızlı sonuç verebilir. Yatırımcının hedefi kararın hukuka aykırılığını tespit ettirmek ve bu tespite dayanarak zararını talep etmekse, iptal davası ile tam yargı davasının birlikte düşünülmesi gerekir. İşleme kapatma kararının Kurul eliyle kaldırılması yolu fonlar ödeme yapmak istiyor, SPK izin vermiyor yazımızda anlatıldı.

Süre: Altmış Gün Hangi Tarihten Başlar?

İYUK m.7/1 uyarınca dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde altmış gündür. 6362 sayılı Kanun, Kurul kararlarına karşı iptal davası için özel bir süre öngörmemiştir; m.134/1 yalnızca bu davaların idare mahkemelerinde görüleceğini ve Kurul kararlarına karşı yapılan başvuruların acele işlerden sayılacağını belirtir.

Sürenin başlangıcı İYUK m.7/2-(a) uyarınca yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen gündür. Yatırımcılara bu kararlar ayrıca tebliğ edilmemiştir; kararlar SPK bülteninde ve usul ve esaslar KAP’ta yayımlanmıştır. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde süre, m.7/4 uyarınca ilan tarihini izleyen günden başlar. Tebliğ edilmeyen işlemlerde Danıştay içtihadı öğrenme tarihini esas alır. Hangi yorumun uygulanacağı tartışma konusu olabileceğinden, güvenli yol en erken ilan tarihine göre hesap yapmaktır.

Son dava açma günleri (en erken ilan tarihine göre)

Kararİlan tarihiSürenin ilk günüSon gün
57/1707 (işleme kapatma ve tasfiye)17.09.2026 (Bülten 2026/60)18.09.202616 Kasım 2026 Pazartesi
57/1708 (usul ve esaslar)17.09.2026 (Bülten 2026/61)18.09.202616 Kasım 2026 Pazartesi
59/1710 (süre uzatımı)20.09.2026 (Bülten 2026/62)21.09.202619 Kasım 2026 Perşembe

İYUK m.8/1 uyarınca süreler tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar; m.8/2 uyarınca sürenin son günü tatile rastlarsa süre, tatili izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzar. Yukarıdaki son günler çalışma günüdür. Dava, İYUK m.6/1 uyarınca dilekçenin harç ve posta ücreti alındıktan sonra deftere kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. Dilekçe, m.4 uyarınca yetkili mahkemeye gönderilmek üzere başka bir yerdeki idare mahkemesine, idare mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk hâkimliğine, yurt dışında Türk konsolosluğuna da verilebilir; dava UYAP üzerinden elektronik ortamda da açılabilir.

Süreyi kaçıran yatırımcı için bu kararlara karşı iptal davası açma imkânı kural olarak kapanır. Kurulun ileride alacağı yeni bir karar, örneğin yeni bir süre uzatımı, liste değişikliği veya usul değişikliği, kendi dava süresini başlatır; ancak eski kararın iptali için yeni bir süre doğmaz. Fon uyuşmazlığındaki diğer süreler süre hesaplama aracı sayfamızda birlikte gösterildi.

Dava Açmadan Önce Kurula Başvuru: İYUK m.11

İYUK m.11/1 uyarınca ilgililer, idari dava açmadan önce idari işlemin kaldırılmasını, geri alınmasını, değiştirilmesini veya yeni bir işlem yapılmasını üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde isteyebilir. Kurul kararları bakımından üst makam bulunmadığından başvuru Kurula yapılır. Bu başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur. m.11/2 uyarınca otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. m.11/3 uyarınca isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması hâlinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvuru tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır.

Örnek vermek gerekirse: 17.09.2026’da ilan edilen karar için 1 Ekim 2026’da Kurula başvuran yatırımcının altmış günlük süresinin yaklaşık on dördü geçmiş, kırk altısı kalmıştır. Kurul otuz gün içinde cevap vermezse istek 31 Ekim 2026’da reddedilmiş sayılır ve kalan kırk altı gün bu tarihten sonra işlemeye devam eder; son gün yaklaşık olarak 16 Aralık 2026’ya kayar. Kurul başvuruyu daha önce açıkça reddederse kalan süre, ret cevabının tebliğinden itibaren işler. Gün hesabındaki küçük farklar hak kaybına yol açabileceğinden, bu yol kullanılacaksa başvurunun tarihi ve tebliği belgelenmeli ve dava mümkün olduğunca erken açılmalıdır.

Kurula başvuru mu, doğrudan dava mı?

ÖlçütİYUK m.11 başvurusuDoğrudan dava
Süreye etkisiSüreyi durdurur, kalan süre sonra işlerSüre sorunu dava açılınca biter
Sonuç alma hızıKurul otuz gün içinde değerlendirebilirMahkeme süreci aylar sürer
Fon bazında çözümKurul kararını fon bazında değiştirebilirMahkeme ancak iptal edebilir
Yürütmenin durdurulmasıMümkün değilİstenebilir
MasrafHarç yokturHarç, posta ve vekâlet ücreti riski

Başvuru, belirli bir fon için kararın değiştirilmesini somut verilere dayanarak isteyen, gerekçeli bir dilekçeyle yapılmalıdır. Kurula yapılan genel şikâyet ile İYUK m.11 başvurusu aynı şey değildir; dilekçede başvurunun bu madde kapsamında yapıldığı ve hangi kararın hangi yönden kaldırılmasının veya değiştirilmesinin istendiği açıkça yazılmalıdır. SPK’ya şikâyet başvurusunun genel usulü SPK’ya şikâyet başvurusu yazımızda anlatıldı.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görev konusunda özel bir hüküm vardır. 6362 sayılı Kanunun 134. maddesine göre Kurul kararlarına karşı açılacak idari davalar idare mahkemelerinde görülür ve Kurul kararlarına karşı yapılan başvurular acele işlerden sayılır. Bu nedenle SPK kararına karşı iptal davası Danıştayda değil, ilk derecede idare mahkemesinde açılır. SPK’ya karşı adli yargıda, örneğin asliye ticaret veya tüketici mahkemesinde açılan dava, yargı yolu yönünden reddedilir. İYUK m.9/1 uyarınca adli yargıda açılan davanın görev yönünden reddi hâlinde kararın kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli idare mahkemesinde dava açılabilir ve adli yargıya başvurma tarihi idare mahkemesine başvurma tarihi olarak kabul edilir.

Yetki konusunda İYUK m.32/1 uygulanır: Özel kanunlarda yetkili mahkeme gösterilmemişse yetkili idare mahkemesi, dava konusu işlemi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. m.32/2 uyarınca idari yargıda yetki kamu düzenindendir. Kurul, kararlarını Ankara’daki merkezinde almaktadır; bültenlerinde de merkez adresi olarak Ankara gösterilmektedir. Uygulamada SPK kararlarına karşı iptal davaları Ankara idare mahkemelerinde görülmüştür.

Yetki konusunda bir ayrıntı. 6362 sayılı Kanunun 117/1. maddesi Kurulun merkezinin İstanbul’da olduğunu belirtir; ancak Kurul fiilen Ankara’daki merkezinde faaliyet göstermektedir. Yetkisiz mahkemeye açılan dava İYUK m.15/1-(a) uyarınca yetki yönünden reddedilerek dosya yetkili mahkemeye gönderilir; bu durum dava açma süresini ortadan kaldırmaz, ancak zaman kaybettirir. Dilekçe verilmeden önce güncel uygulama kontrol edilmelidir.

Hukuka Aykırılık İddiaları Nasıl Kurulur?

İptal davasında mahkeme işlemi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden inceler ve İYUK m.20/1 uyarınca bu incelemeyi kendiliğinden yapar; gerekli gördüğü belge ve bilgileri taraflardan ve ilgili yerlerden isteyebilir. Aşağıdaki başlıklar, bu kararlar bakımından ileri sürülebilecek iddiaların çerçevesini gösterir. Her birinin başarı ihtimali, davacının fonuna ilişkin somut verilere ve Kurulun savunmada ortaya koyacağı gerekçeye bağlıdır.

Unsurlara göre inceleme

UnsurSorulacak soruFon kararları bakımından tartışılabilecek nokta
YetkiKurul bu tedbiri almaya yetkili mi?SPKn m.96/1’in öngördüğü tedbirin, fonların tasfiye ettirilmesini ve yöntemin sonradan belirlenmesini kapsayıp kapsamadığı
ŞekilKarar usulüne uygun alınmış ve gerekçelendirilmiş mi?Kurul Karar Organının toplantı ve karar nisabı (m.123/3) ile kararın fon bazındaki gerekçesi
SebepKararı haklı kılan maddi olgu var mı?m.96/1’in aradığı aykırı faaliyet tespitinin her fon için ayrı ayrı yapılıp yapılmadığı
KonuSeçilen tedbir amaçla ölçülü mü?Likit portföylü bir fon için tasfiye yerine daha hafif bir tedbirin yeterli olup olmadığı
MaksatKarar kamu yararı amacıyla mı alınmış?Yatırımcıların korunması amacı ile seçilen yöntemin uyumu

Sebep unsuru. SPKn m.96/1, Kurulun tedbir yetkisini sermaye piyasası kurumlarının mevzuata, standartlara, esas sözleşmeye veya fon iç tüzüğüne aykırı faaliyetlerinin tespit edilmesi şartına bağlar. 57/1707 sayılı kararın metninde karar, Borsa İstanbul piyasalarında gerçekleşen gelişmelerin dikkate alınmasına ve yatırımcıların hak ve yararlarının korunması amacına dayandırılmıştır. Davacı, kendi fonu bakımından m.96/1’in aradığı aykırılık tespitinin somut olarak hangi olguya dayandığının ortaya konulmasını isteyebilir. Kurul ise savunmasında fonlara ilişkin tespitlerini ve piyasa verilerini sunacaktır; İYUK m.20/1 uyarınca mahkeme bu belgeleri kendiliğinden de isteyebilir.

Konu unsuru ve ölçülülük. m.96/1, aykırılıkların giderilmesini istemekten faaliyetin sınırlandırılmasına, geçici durdurmadan yetki iptaline kadar kademeli tedbirler sayar. Aynı gün yedi şirketin bütün fonları işleme kapatılmış, ancak yalnızca 131 fon tasfiyeye alınmıştır; bu ayrım, Kurulun fonları ayrı ayrı değerlendirdiğini gösterir. Davacı, kendi fonunun portföy yapısını ortaya koyarak, örneğin likit varlıklardan oluşan bir portföyde kontrollü bir iade planının amaca ulaşmak için yeterli olduğunu, tasfiyenin ise yatırımcının mülkiyet hakkına daha ağır bir müdahale oluşturduğunu ileri sürebilir. Anayasa m.35 mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğini, m.13 ise sınırlamaların ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağını düzenler.

Usul ve esaslar ile süre uzatımı. 57/1708 ve 59/1710 sayılı kararlar bakımından tartışma daha teknik bir zemindedir: tasfiye yönteminin varlıkları değerinin altında satma riskini nasıl yönettiği, yönetim ücretinin tasfiye süresince tahakkukuna devam edilmesinin (A/4) altı aylık süre karşısında yatırımcıya maliyeti ve gerçekleşmemiş iade talimatlarına tanınan önceliğin (A/6) eşitlik ilkesiyle uyumu. Bu hükümlere yöneltilecek iddiaların, aynı fondaki diğer yatırımcıların konumunu nasıl etkileyeceği ayrıca değerlendirilmelidir. Fon yönetim ücreti ve giderlerin genel rejimi fon toplam gideri ve gider üst sınırı yazımızda anlatıldı.

Kurulun savunmasında, sermaye piyasalarında sistemik riskin önlenmesi bakımından geniş bir takdir yetkisine sahip olduğunu ve kararların yerindelik denetimine tabi olmadığını ileri sürmesi beklenir. Takdir yetkisi, idareye kanunun çizdiği sınırlar içinde ve kamu yararı amacıyla seçim yapma imkânı verir; bu yetkinin kullanımının somut olgulara dayanması ve ölçülü olması hukuka uygunluk denetiminin konusudur. Mahkemenin bu dengeyi nasıl kuracağı, davacının kendi fonuna ilişkin ortaya koyacağı verilerin somutluğuna bağlıdır.

Yürütmenin Durdurulması

İYUK m.27/1 uyarınca dava açılması, dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. Tasfiyenin davayla birlikte durmasını isteyen yatırımcının yürütmenin durdurulmasını ayrıca talep etmesi gerekir. m.27/2’ye göre mahkeme, idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilir. Uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerin yürütülmesi ise savunma alınmaksızın da durdurulabilir.

Tasfiye bakımından bu ayrım önemlidir. Tasfiye sürecinde fon varlıkları satılır ve satılan bir varlık geri alınamaz; bu özellik, satış işlemlerinin uygulanmakla etkisi tükenecek nitelikte olduğunun ileri sürülmesine imkân verir. Öte yandan yürütmenin durdurulması kararı, tasfiye sürecini bütün yatırımcılar için dondurabilir; bu da ödemelerin gecikmesi sonucunu doğurabilir. Mahkemeler bu tür taleplerde, kararın uygulanmasının yatırımcıya vereceği zarar ile durdurmanın piyasaya ve diğer yatırımcılara etkisini birlikte gözetir.

Yürütmenin durdurulmasına ilişkin kurallar

KuralAçıklamaDayanak
İki şart birlikte aranırTelafisi güç veya imkânsız zarar ve açık hukuka aykırılıkİYUK m.27/2; Anayasa m.125
Savunma sonrası kararKural olarak idarenin savunması alındıktan sonra karar verilirİYUK m.27/2
Savunmasız durdurmaUygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerde mümkündürİYUK m.27/2
TeminatKural olarak teminat karşılığında verilir; durumun gereklerine göre aranmayabilirİYUK m.27/6
İtirazTebliği izleyen günden itibaren yedi gün içinde bölge idare mahkemesine, bir defaya mahsusİYUK m.27/7
Tekrar istemAynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması istenemezİYUK m.27/10
ÖncelikYürütmenin durdurulması kararı verilen dosyalar öncelikle incelenirİYUK m.27/8

m.27/10’daki kural nedeniyle yürütmenin durdurulması istemi ilk dilekçede en güçlü gerekçeleriyle birlikte ileri sürülmelidir. Zayıf kurulmuş bir istemin reddedilmesi, aynı sebeplerle yeniden istemde bulunmayı engeller.

Dava Dilekçesinin Unsurları ve Ekleri

İYUK m.3/1 uyarınca idari davalar, idare mahkemesi başkanlığına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır. m.3/2’ye göre dilekçede tarafların ve varsa vekillerinin ad, soyad veya unvanları ile adresleri ve gerçek kişilerin T.C. kimlik numarası, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı deliller ve dava konusu idari işlemin yazılı bildirim tarihi gösterilir; tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar da yazılır. m.3/3 uyarınca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örnekleri dilekçeye eklenir; dilekçe ve ekleri karşı taraf sayısından bir fazla örnek olarak verilir.

Dilekçeye eklenecek belgeler

BelgeNereden alınır?Ne için gerekli?
SPK Bülteni 2026/60, 2026/61, 2026/62spk.gov.trDava konusu kararların metni ve ilan tarihi
Fonun KAP’taki tasfiye duyurusuKamuyu Aydınlatma PlatformuUsul ve esasların fona uygulanması
Katılma payı sahipliği dökümüMKK e-Yatırımcı veya aracı kuruluşMenfaat ilişkisi ve dava ehliyeti
Alım dekontları ve hesap ekstresiBanka veya aracı kurumYatırımın tutarı ve tarihi
Fonun portföy dağılım raporuKAPÖlçülülük iddiasının somut dayanağı
Gerçekleşmeyen iade talimatı kaydı, varsaBanka veya aracı kurumTalimatın zamanı ve (A/6) kapsamındaki konum

Portföy dağılım raporunun nasıl okunacağı KAP portföy dağılım raporu nasıl okunur yazımızda anlatıldı. İYUK m.17/1 uyarınca iptal davalarında taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılır; duruşma talebi dava dilekçesinde yapılabilir.

Yargılama Süreci: İlk İncelemeden Kesinleşmeye

Dava açıldıktan sonra dilekçe önce ilk incelemeden geçer. İlk incelemede kanuna aykırılık görülmezse dilekçe davalı SPK’ya tebliğ edilir. İYUK m.16/3 uyarınca taraflar tebliğe karşı otuz gün içinde cevap verebilir; bu süre haklı sebeple bir defaya mahsus ve en çok otuz gün uzatılabilir. Davacının cevaba cevap dilekçesi ve idarenin ikinci savunması da aynı usulle tebliğ edilir.

Aşamalar ve süreler

AşamaSüreDayanak
Dava açmaAltmış günİYUK m.7/1
Savunma ve cevapTebliğden itibaren otuz günİYUK m.16/3
Yürütmenin durdurulması kararına itirazTebliği izleyen günden itibaren yedi günİYUK m.27/7
Kararın idarece uygulanmasıTebliğden itibaren en geç otuz günİYUK m.28/1
İstinafKararın tebliğinden itibaren otuz günİYUK m.45/1
TemyizBölge idare mahkemesi kararının tebliğinden itibaren otuz günİYUK m.46/1-(n)

İYUK m.46/1-(n), düzenleyici ve denetleyici kurullar tarafından görevli oldukları piyasa veya sektörle ilgili olarak alınan kararlara karşı açılan davalarda bölge idare mahkemesi kararlarının Danıştayda temyiz edilebileceğini düzenler. SPK kararlarına karşı açılan davalar bu kapsamdadır. SPKn m.134’teki acele iş niteliği ve yürütmenin durdurulması kararı verilen dosyaların öncelikle incelenmesi kuralı süreci hızlandırabilir; ancak ilk derece, istinaf ve temyiz aşamalarının toplamı yine de aylar sürebilir.

Masraf ve Karşı Vekâlet Ücreti Riski

İdare mahkemesinde dava açılırken 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca başvurma harcı, yürütmenin durdurulması istenmişse ayrıca yürütmenin durdurulması harcı ve posta gideri avansı yatırılır; dava sonunda karar ve ilam harcı alınır. İYUK m.6/4 uyarınca harç veya posta ücreti eksik yatırılmışsa otuz gün içinde tamamlanması istenir; tamamlanmazsa dava açılmamış sayılır.

Davanın reddedilmesi hâlinde yargılama giderleri davacıya yüklenir. SPK davada avukatları tarafından temsil edildiğinden, ret hâlinde Kurul lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekâlet ücretine hükmedilir. 2025-2026 tarifesinde idare mahkemelerinde duruşmasız takip edilen davalar için maktu ücret 30.000 TL’dir; duruşmalı davalarda tutar daha yüksektir. Ödeme gücü bulunmayan yatırımcılar İYUK m.31’in yollamasıyla HMK hükümleri çerçevesinde adli yardım isteyebilir; adli yardımdan yararlananlardan yürütmenin durdurulması için teminat da alınmaz (İYUK m.27/6). Adli yardım feragat, kabul, sulh ve adli yardım yazımızda anlatıldı.

İptal Davası, Tam Yargı Davası ve Tazminat Davası Arasındaki İlişki

Fon tasfiyesinde yatırımcının önünde üç ayrı dava yolu bulunabilir ve bunlar birbirinin yerine geçmez. İptal davası SPK kararının hukuka uygunluğunu denetler. Tam yargı davası, SPK’nın hukuka aykırı işleminden veya denetim kusurundan doğan zararın idareden tazminini sağlar. Adli yargıdaki tazminat davası ise kurucuya, portföy saklayıcısına veya fonu satan bankaya yöneltilir.

İYUK m.12 uyarınca ilgililer, haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla doğrudan tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi, önce iptal davası açıp bu davanın karara bağlanması üzerine kararın tebliğinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası da açabilirler. İdari eylemden doğan zararlarda ise m.13 uyarınca dava açmadan önce, eylemin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurulması gerekir.

Üç dava yolu

YolDavalıMahkemeSonuç
İptal davasıSPKİdare mahkemesiKararın hukuka aykırılık nedeniyle kaldırılması
Tam yargı davasıSPKİdare mahkemesiİdarenin hizmet kusurundan doğan zararın tazmini
Tazminat davasıKurucu, saklayıcı, dağıtıcı bankaTüketici, asliye ticaret veya asliye hukukÖzel hukuk kişilerinin sorumluluğundan doğan zararın tazmini

Bu yollar farklı yargı kollarına ait olduğundan aynı davada birleştirilemez. Adli yargıdaki tazminat davası, SPK kararına karşı açılan iptal davasının sonucunu beklemek zorunda değildir; ancak iptal davasının sonucu adli yargıdaki uyuşmazlığı etkileyecek nitelikteyse bekletici mesele yapılması gündeme gelebilir. Bekletici mesele kavramı davanın ihbarı, müdahale ve bekletici mesele yazımızda, kurucu ve saklayıcıya karşı sorumluluk ise fon tasfiyesinde zararımı kimden alırım yazımızda ele alındı.

Kurucu Şirketin Davası ve Yatırımcının Katılması

Kararların muhatabı olan portföy yönetim şirketleri de bu kararlara karşı dava açabilir. Kurucunun davası ile yatırımcının davası aynı kararlara yöneltilse de amaçları her zaman örtüşmez: Kurucu, tasfiyenin kaldırılması ve faaliyetlerine devam etmesi yönünde bir sonuç isteyebilir; yatırımcı ise öncelikle payının en kısa sürede ve en yüksek değerle nakde dönüşmesini ister.

İYUK m.31/1, bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde üçüncü kişilerin davaya katılması konusunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağını belirtir. Bu nedenle kurucunun açtığı davada yatırımcının, davanın sonucunda hukuki yararı bulunduğunu göstererek taraflardan birinin yanında davaya katılması mümkündür. Ancak katılan kişi davanın tarafı olmaz ve kendi talebini ileri süremez; kendi fonuna ilişkin özel bir talebi olan yatırımcının ayrı dava açması daha doğru olabilir. Davaya katılma ve ihbar kurumları, yukarıda bağlantısı verilen yazımızda anlatıldı.

İptal ve Yürütmenin Durdurulması İstemli Dava Dilekçesi Örneği

Aşağıdaki metin, tasfiye listesinde yer alan bir fonun katılma payı sahibi olan bireysel yatırımcının, 57/1707, 57/1708 ve 59/1710 sayılı kararlara karşı açacağı iptal davası için hazırlanmış bir çerçevedir. Köşeli parantezli kısımlar dosyaya göre doldurulmalıdır. Fonun portföy yapısına ilişkin açıklamalar KAP’taki raporlara dayanılarak somutlaştırılmadan dilekçe verilmemelidir. Dava, 17.09.2026 tarihli kararlar bakımından en geç 16 Kasım 2026, 20.09.2026 tarihli karar bakımından en geç 19 Kasım 2026 tarihinde açılmalıdır.

ANKARA NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

Yürütmenin durdurulması ve duruşma istemlidir.

DAVACI: [Ad Soyad], T.C. Kimlik No: [ ], Adres: [ ]

VEKİLİ: Av. [Ad Soyad], [ ] Barosu, Adres: [ ]

DAVALI: Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığı, Eskişehir Yolu 8. Km No:156, 06530 ANKARA

DAVA KONUSU İŞLEMLER: 1) Kurul Karar Organının 17.09.2026 tarih ve 57/1707 sayılı kararının, davacının katılma payı sahibi olduğu [fon unvanı ve kodu] fonunun Kurulca tayin edilecek yöntemle tasfiye ettirilmesine ilişkin kısmı; 2) Aynı tarih ve 57/1708 sayılı kararla belirlenen tasfiye usul ve esaslarının [ilgili madde numaraları] numaralı hükümleri; 3) Kurul Karar Organının 20.09.2026 tarih ve 59/1710 sayılı kararı.

İLAN TARİHLERİ: 17.09.2026 (SPK Bülteni 2026/60 ve 2026/61); 20.09.2026 (SPK Bülteni 2026/62).

KONU: Dava konusu işlemlerin öncelikle yürütmelerinin durdurulması, ardından iptalleri istemidir.

AÇIKLAMALAR

1. Müvekkil, [tarih] tarihinde [dağıtıcı kuruluş] aracılığıyla [fon unvanı ve kodu] fonundan [adet] adet katılma payı edinmiştir. Müvekkilin pay sahipliği, ekte sunulan Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtları ile sabittir.

2. Davalı Kurul, 17.09.2026 tarih ve 57/1707 sayılı kararıyla, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 96. maddesinin birinci fıkrasına dayanarak, [kurucu unvanı] dahil yedi portföy yönetim şirketinin kurucusu olduğu ve TEFAS’ta işlem gören bütün fonların alım ve satım yönünde işleme kapatılmasına ve listede sayılan fonların Kurulca tayin edilecek yöntemle tasfiye ettirilmesine karar vermiştir. Müvekkilin payını taşıdığı fon bu listede yer almaktadır. Aynı gün 57/1708 sayılı kararla tasfiyenin usul ve esasları belirlenmiş, 20.09.2026 tarih ve 59/1710 sayılı kararla da tasfiye süresi üç aydan altı aya çıkarılmıştır.

3. Fonun KAP’ta yayımlanan son portföy dağılım raporuna göre fon portföyü [portföy yapısının özeti: ters repo, mevduat, kamu borçlanma aracı, pay vb. oranları] şeklindedir. [Fonun likidite durumuna, varsa ilişkili taraf ve pay repo pozisyonlarının bulunmadığına dair somut veriler.]

Davanın süresinde açıldığı — 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7 ve m.8

Dava konusu işlemler müvekkile ayrıca tebliğ edilmemiş, 17.09.2026 ve 20.09.2026 tarihli Kurul bültenlerinde ilan edilmiştir. Kanunun 7. maddesi uyarınca dava açma süresi altmış gün olup 8. maddesi uyarınca ilan tarihini izleyen günden işlemeye başlar. En erken ilan tarihi esas alındığında dahi dava süresinde açılmıştır.

Müvekkilin dava açmakta menfaatinin bulunduğu — İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2/1-(a)

İptal davası, idari işlemle menfaati ihlal edilenler tarafından açılabilir. Dava konusu kararlar, müvekkilin fondaki payının hangi yöntemle, hangi sürede ve hangi koşullarda nakde dönüştürüleceğini doğrudan belirlemekte, payının iadesini ise işleme kapatma yoluyla engellemektedir. Kararların muhatabının kurucu şirket olması, fon malvarlığının payı oranında sahibi olan müvekkilin bu kararlarla kurulan kişisel ve güncel menfaat ilişkisini ortadan kaldırmaz; tasfiyenin bütün ekonomik sonuçlarına katlanacak olan, fonun katılma payı sahipleridir.

Görevli ve yetkili mahkeme — 6362 sayılı Kanun m.134 ve İdari Yargılama Usulü Kanunu m.32

Kanunun 134. maddesi uyarınca Kurul kararlarına karşı açılacak idari davalar idare mahkemelerinde görülür ve bu başvurular acele işlerden sayılır. İdari Yargılama Usulü Kanununun 32. maddesi uyarınca yetkili mahkeme, işlemi yapan Kurulun bulunduğu yer idare mahkemesidir.

Tasfiye kararının sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu — 6362 sayılı Kanun m.96/1

Kurula tedbir alma yetkisi veren 96. maddenin birinci fıkrası, bu yetkiyi sermaye piyasası kurumlarının mevzuata, standartlara, esas sözleşmeye veya fon iç tüzüğüne aykırı faaliyetlerinin tespit edilmesi şartına bağlamıştır. Dava konusu karar metninde ise gerekçe olarak Borsa İstanbul piyasalarında gerçekleşen gelişmelere işaret edilmiş, müvekkilin payını taşıdığı fon bakımından hangi aykırı faaliyetin tespit edildiği gösterilmemiştir. Kurulun sermaye piyasasının istikrarını korumak amacıyla geniş bir takdir yetkisine sahip olduğu kuşkusuzdur. Ne var ki takdir yetkisi, kanunun yetkiyi bağladığı şartların varlığını gerektirmekten kurtarmaz; bu şartların bulunup bulunmadığı yerindeliğe değil hukuka uygunluğa ilişkindir ve yargısal denetimin konusudur. Fona ilişkin tespitlere dayanak yapılan inceleme ve değerlendirme belgelerinin, Kanunun 20. maddesi uyarınca davalı idareden istenmesi gerekmektedir.

Seçilen tedbirin ölçüsüz olduğu — 6362 sayılı Kanun m.96/1, Anayasa m.13 ve m.35

96. maddenin birinci fıkrası, aykırılığın giderilmesini istemekten faaliyetin sınırlandırılmasına ve geçici olarak durdurulmasına kadar uzanan kademeli tedbirler öngörmektedir. Davalı Kurul, aynı gün yedi şirketin bütün fonlarını işleme kapatmış, ancak bunlardan yalnızca bir kısmını tasfiyeye almıştır; bu ayrım fonların ayrı ayrı değerlendirilebildiğini göstermektedir. Müvekkilin payını taşıdığı fonun yukarıda açıklanan portföy yapısı karşısında, kontrollü bir iade planı veya süreli bir işleme kapatma gibi daha hafif bir tedbir yatırımcıların korunması amacına ulaşmaya yeterlidir. Varlıkların kısa süre içinde ve piyasa koşullarından bağımsız olarak nakde dönüştürülmesini öngören tasfiye, Anayasanın 35. maddesiyle güvence altına alınan mülkiyet hakkına, 13. maddesindeki ölçülülük ilkesiyle bağdaşmayacak ölçüde müdahale oluşturmaktadır.

Tasfiye usul ve esasları ile süre uzatımının hukuka aykırı olduğu — İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2/1-(a)

[Dosyaya göre: usul ve esasların hangi hükmünün, müvekkilin konumunu hangi yönden etkilediği; örneğin tasfiye süresinin uzatılmasıyla birlikte yönetim ücretinin tahakkukuna devam edilmesinin müvekkile maliyeti veya satış yönteminin varlıkların değerinin altında elden çıkarılması riskini gidermeye elverişli olmadığı. Bu bölüm, aynı fondaki diğer yatırımcıların konumu da gözetilerek yazılmalıdır.]

Yürütmenin durdurulması şartlarının bulunduğu — İdari Yargılama Usulü Kanunu m.27/2 ve m.27/6

Tasfiye kapsamında fon varlıkları satılmakta, satılan varlıkların geri alınması mümkün olmamaktadır. İşlemin uygulanması, müvekkil bakımından telafisi güç veya imkânsız zararlara yol açacak ve dava sonunda verilecek iptal kararını sonuçsuz bırakacaktır. Yukarıda açıklanan nedenlerle işlem açıkça hukuka aykırıdır. Satış işlemleri uygulanmakla etkisi tükenecek nitelikte olduğundan yürütmenin savunma alınmaksızın durdurulması, müvekkilin bireysel yatırımcı olması ve zararın niteliği gözetilerek de teminat aranmaması gerekmektedir.

HUKUKİ SEBEPLER: Anayasa m.13, 35, 125; 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.1, 96, 117, 123, 128, 134; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2, 5, 7, 8, 17, 20, 27 ve ilgili mevzuat.

DELİLLER: SPK Bülteni 2026/60, 2026/61 ve 2026/62; fonun KAP duyuruları ve portföy dağılım raporları; MKK pay sahipliği kayıtları; alım dekontları ve hesap ekstreleri; davalı idareden istenecek işlem dosyası ve karara dayanak inceleme belgeleri; her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; öncelikle dava konusu işlemlerin, uygulanmakla etkisi tükenecek nitelikleri gözetilerek savunma alınmaksızın, bu mümkün görülmezse savunma alındıktan sonra teminatsız olarak yürütmelerinin durdurulmasına; yapılacak yargılama sonunda işlemlerin iptaline; yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine; İdari Yargılama Usulü Kanununun 17. maddesi uyarınca duruşma yapılmasına karar verilmesini saygıyla talep ederiz.

[Tarih]

Davacı Vekili Av. [Ad Soyad] — [imza]

EKLER: Vekâletname örneği; SPK Bülteni 2026/60, 2026/61, 2026/62; KAP duyurusu ve portföy dağılım raporu; MKK kaydı; dekontlar.

Bu çerçeve yalnızca başlangıç noktasıdır. Dilekçedeki her iddianın, davacının payını taşıdığı fona ilişkin somut verilerle desteklenmesi gerekir. Birden fazla fonda payı bulunan yatırımcı için her fonun durumu ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Sık Yapılan Hatalar

  • Süreyi, kararın öğrenildiği varsayılan daha geç bir tarihten hesaplamak. Güvenli yol, 17 Eylül kararları için 16 Kasım 2026, 20 Eylül kararı için 19 Kasım 2026 tarihini esas almaktır.
  • SPK’ya karşı davayı asliye ticaret veya tüketici mahkemesinde açmak. SPKn m.134 uyarınca Kurul kararlarına karşı davalar idare mahkemelerinde görülür.
  • Kurula yapılan her şikâyetin süreyi durdurduğunu sanmak. Süreyi durduran, İYUK m.11 kapsamında ve dava süresi içinde yapılan, işlemin kaldırılmasını veya değiştirilmesini isteyen başvurudur.
  • Dava açmanın tasfiyeyi kendiliğinden durduracağını düşünmek. İYUK m.27/1 uyarınca yürütmenin durdurulması ayrıca istenmelidir.
  • Yürütmenin durdurulması istemini zayıf gerekçeyle ileri sürmek. m.27/10 uyarınca aynı sebeplerle ikinci kez istemde bulunulamaz.
  • İptal kararının zararı karşılayacağını beklemek. Tazminat için tam yargı davası veya adli yargıda dava gerekir.
  • Dava konusu kararları ve iptali istenen hükümleri dilekçede açıkça göstermemek. İYUK m.3’e uygun olmayan dilekçe m.15/1-(d) uyarınca otuz gün içinde yeniden düzenlenmek üzere reddedilir; bu da zaman kaybettirir.
  • Menfaat ilişkisini belgelememek. MKK kaydı ve dekontlar dilekçeye eklenmelidir.
  • Aynı fondaki diğer yatırımcıların konumunu hesaba katmadan bir hükmün iptalini istemek.
  • Karşı vekâlet ücreti riskini hesaba katmamak. Ret hâlinde Kurul lehine tarifeye göre vekâlet ücretine hükmedilir.

CİMER, Kamu Denetçiliği Kurumu veya TBMM Dilekçe Komisyonuna yapılan başvuruların dava açma süresine etkisi ve hangi başvurunun süreyi durdurduğu fon mağdurları CİMER’e başvurursa ne olur yazımızda ayrıntılı olarak anlatıldı.

İç hukuk yolları tükendikten sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılması, mülkiyet hakkı iddialarının hangi aşamada ve nasıl ileri sürülmesi gerektiği ve AİHM süreci fon mağdurları Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapabilir mi yazımızda anlatıldı.

Sıkça Sorulan Sorular

SPK’nın fon tasfiye kararına karşı yatırımcı dava açabilir mi?

Evet. İYUK m.2/1-(a) iptal davası için menfaat ihlalini yeterli sayar; tasfiye edilen fonun katılma payı sahibi, kararla kişisel ve güncel bir menfaat ilişkisi içindedir.

SPK kararına karşı dava hangi mahkemede açılır?

SPKn m.134 uyarınca Kurul kararlarına karşı idari davalar idare mahkemelerinde görülür. Yetkili mahkeme İYUK m.32 uyarınca işlemi yapan merciin bulunduğu yer idare mahkemesidir; uygulamada Ankara idare mahkemeleridir.

Dava açma süresi ne zaman doluyor?

İYUK m.7/1 uyarınca süre altmış gündür. 17.09.2026’da ilan edilen 57/1707 ve 57/1708 sayılı kararlar için son gün 16 Kasım 2026, 20.09.2026’da ilan edilen 59/1710 sayılı karar için 19 Kasım 2026’dır.

Süre hangi tarihten başlar?

İYUK m.8/1 uyarınca ilan tarihini izleyen günden işler. Kararlar yatırımcıya ayrıca tebliğ edilmediğinden öğrenme tarihi tartışılabilir; güvenli yol en erken ilan tarihini esas almaktır.

Hangi kararlar dava konusu yapılabilir?

17.09.2026 tarihli 57/1707 sayılı işleme kapatma ve tasfiye kararı, aynı tarihli 57/1708 sayılı usul ve esaslar kararı ve 20.09.2026 tarihli 59/1710 sayılı süre uzatımı kararı.

Kurula başvurmak dava süresini durdurur mu?

Evet. İYUK m.11 uyarınca dava süresi içinde işlemin kaldırılması veya değiştirilmesi için Kurula yapılan başvuru süreyi durdurur. Otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve kalan süre işlemeye devam eder.

Dava açınca tasfiye durur mu?

Hayır. İYUK m.27/1 uyarınca dava açılması işlemin yürütülmesini durdurmaz; yürütmenin durdurulması ayrıca istenmelidir.

Yürütmenin durdurulması için hangi şartlar gerekir?

İYUK m.27/2 uyarınca işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartları birlikte aranır.

Yürütmenin durdurulması için teminat gerekir mi?

İYUK m.27/6 uyarınca kural olarak teminat karşılığında verilir; durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Adli yardımdan yararlananlardan teminat alınmaz.

Yürütmenin durdurulması reddedilirse ne yapılır?

İYUK m.27/7 uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bölge idare mahkemesine bir defaya mahsus itiraz edilebilir. Aynı sebeplerle ikinci kez istemde bulunulamaz (m.27/10).

İptal kararı zararımı karşılar mı?

Hayır. İptal kararı işlemi kaldırır; tazminat için idari yargıda tam yargı davası veya kurucu ve bankalara karşı adli yargıda tazminat davası gerekir.

İptal ve tazminat birlikte istenebilir mi?

Evet. İYUK m.12 uyarınca iptal ve tam yargı davaları birlikte açılabilir veya önce iptal davası açılıp kararın tebliğinden sonra tam yargı davası açılabilir.

Mahkeme SPK kararının yerinde olup olmadığını inceler mi?

Hayır. İYUK m.2/2 uyarınca idari yargı yerindelik denetimi yapamaz; SPKn m.117/2 de Kurul kararlarının yerindelik denetimine tabi olmadığını belirtir. İnceleme hukuka uygunlukla sınırlıdır.

SPK kararının dayanağı nedir?

57/1707 sayılı kararın metninde SPKn m.1, m.128/1-(a) ve m.96/1 hükümlerine dayanılmıştır. m.96/1, aykırı faaliyet tespiti hâlinde Kurula her türlü tedbiri alma yetkisi verir.

Birden fazla yatırımcı birlikte dava açabilir mi?

Evet. İYUK m.5/2 uyarınca davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması hâlinde müşterek dilekçeyle dava açılabilir.

Üç kararı tek dilekçeyle dava edebilir miyim?

Evet. İYUK m.5/1, aralarında maddi veya hukuki bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı tek dilekçeyle dava açılmasına izin verir.

Dilekçeyi başka şehirde verebilir miyim?

Evet. İYUK m.4 uyarınca dilekçe, yetkili mahkemeye gönderilmek üzere bulunduğunuz yerdeki idare mahkemesine, idare mahkemesi yoksa asliye hukuk hâkimliğine, yurt dışında konsolosluğa verilebilir.

Dava reddedilirse ne öderim?

Yargılama giderleri ve SPK lehine tarifeye göre vekâlet ücreti. 2025-2026 tarifesinde idare mahkemesinde duruşmasız davalar için maktu ücret 30.000 TL’dir.

Karara karşı istinaf ve temyiz mümkün mü?

Evet. İYUK m.45/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf; m.46/1-(n) uyarınca düzenleyici ve denetleyici kurul kararlarına ilişkin davalarda bölge idare mahkemesi kararına karşı otuz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.

İptal kararından sonra SPK ne yapmak zorundadır?

İYUK m.28/1 uyarınca kararın icaplarına göre gecikmeksizin ve her hâlde tebliğden itibaren otuz gün içinde işlem tesis etmek zorundadır.

Kurucu şirketin açtığı davaya katılabilir miyim?

İYUK m.31/1 uyarınca üçüncü kişilerin davaya katılmasında HMK hükümleri uygulanır; hukuki yararınızı göstererek taraflardan birinin yanında katılabilirsiniz, ancak kendi talebinizi ileri süremezsiniz.

İptal davası her yatırımcı için yararlı mı?

Hayır. Tasfiye yöntemi, süre veya öncelik hükümlerinin iptali bir yatırımcı grubunun lehine, başka bir grubun aleyhine sonuç doğurabilir. Dava öncesinde iptalin sizin fonunuz için ne değiştireceği hesaplanmalıdır.

İlgili Rehberler

16 Kasım 2026’dan önce karar verin

Fonunuz için iptal davası, Kurula başvuru veya tazminat yolunu birlikte seçelim: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Fonunuzun portföy yapısını, sürelerinizi ve iptalin sizin için ne değiştireceğini birlikte inceleyelim. Telefon: 0554 648 37 15

İletişime Geçin

Bu içerik sermaye piyasası hukuku alanındadır.

Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi  ·  Tasfiye edilen fonlar listesi  ·  Tüm hukuk dalları

Post by Av. Fatma Öztürk