Feragat, Kabul, Sulh ve Adli Yardım 2026 (HMK m.307-315, m.334-340): Uzlaşma Teklifine İmza Atmadan Önce — Sulh Dilekçesi Örneğiyle
21 Eylül 2026

Feragat, Kabul, Sulh ve Adli Yardım 2026 (HMK m.307-315, m.334-340): Uzlaşma Teklifine İmza Atmadan Önce — Sulh Dilekçesi Örneğiyle

Fon zararı davalarının önemli bir kısmı hükümle değil taraf işlemleriyle sona erer: tasfiye sürecinde kuruluş kısmi ödeme karşılığında davadan vazgeçilmesini önerebilir. Bu işlemlerin sonuçları ağırdır; HMK m.311 ve m.315 feragat, kabul ve sulhun kesin hüküm gibi sonuç doğuracağını öngörür. Uygulamadaki en kritik ayrım m.309/4 ile m.313/4 arasındadır: feragat kayıtsız ve şartsız olmak zorundadır, sulh ise şarta bağlanabilir. Dolayısıyla ödeme karşılığında vazgeçme feragat olarak değil sulh olarak kurulmalıdır. Dava masraflarını karşılayamayan yatırımcı için ise m.334 adli yardım imkânı tanır.

Uzlaşma teklifi mi aldınız?

Feragat şartsızdır, sulh şarta bağlanabilir. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Kısaca: Feragat ve sulh kesin hüküm etkisi doğurur

Feragat geri alınamaz nitelikte sonuç doğurur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.311, feragat ve kabulün kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağını; ancak irade bozukluğu hâllerinde feragat ve kabulün iptalinin istenebileceğini düzenler.

Sulh dava konusu dışındaki hususları da kapsayabilir. m.313/3, dava konusunun dışında kalan hususların da sulhun kapsamına dâhil edilebileceğini belirtir.

Ödeme gücü olmayan adli yardımdan yararlanır. m.334/1, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken yargılama veya takip giderlerini ödeme gücünden yoksun olan kimselerin, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabileceklerini düzenler.

Davayı Hükümden Önce Bitiren İşlemler

Fon zararı davalarının önemli bir kısmı hükümle değil, taraf işlemleriyle sona erer.

Tasfiye sürecinde kuruluş kısmi ödeme karşılığında dava açılmamasını veya açılmış davadan vazgeçilmesini önerebilir. Yatırımcı ise yargılamanın uzunluğu karşısında uzlaşmayı tercih edebilir.

Bu işlemlerin sonuçları ağırdır: feragat, kabul ve sulh kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Dolayısıyla imzalanan metnin kapsamı dikkatle belirlenmelidir.

Öte yandan zarara uğramış yatırımcı için dava masrafları ayrı bir engel oluşturabilir. Kanun bu durumda adli yardım imkânı tanır.

Bu yazı, davaya son veren taraf işlemlerini ve adli yardımı fon dosyalarındaki görünümüyle ele alır.

Dava şartı arabuluculuk ve anlaşma belgesi ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk yazımızda ele alındı.

Yatırım tavsiyesi değildir. Bu yazı hiçbir fonun alınması, satılması veya elde tutulması yönünde öneri içermez ve somut bir dosya hakkında hukuki görüş niteliği taşımaz. Bir uzlaşma teklifinin kabul edilip edilmemesi her dosyada ayrıca değerlendirilir.

Feragat ve Kabul: Tanım ve Sınırlar

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.307, feragati davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlar.

Kabul bakımından m.308/1, kabulü davacının talep sonucuna davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesi olarak tanımlar.

Bu iki tanım birbirinin karşılığıdır: feragat davacının, kabul davalının işlemidir.

Sınır bakımından m.308/2, kabulün ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğuracağını belirtir.

Fon zararından doğan tazminat ve iade talepleri, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri alacaklardır; bu nedenle feragat, kabul ve sulh bu davalarda mümkündür.

Tasarruf ilkesi yargılama ilkeleri ve yargılamanın ertelenmesi yazımızda ele alındı.

Şekil ve Şartlar: m.309

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.309/1, feragat ve kabulün dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağını düzenler.

m.309/2 önemli bir kural getirir: feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir.

Bu kural, feragat ve kabulün tek taraflı işlemler olduğunu gösterir; karşı taraf itiraz etse dahi sonuç doğar.

Kısmi işlem bakımından m.309/3, kısmen feragat veya kabulde feragat edilen veya kabul edilen kısmın dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerektiğini belirtir.

Bu hüküm fon dosyalarında değer taşır: talebin bir kısmından vazgeçiliyorsa, hangi kısmın kapsandığı açıkça gösterilmelidir.

Aksi hâlde feragatin kapsamı tartışma konusu olur.

m.309/4, feragat ve kabulün kayıtsız ve şartsız olması gerektiğini düzenler.

Bu kural sulhtan ayrılan temel noktadır: feragat ve kabul şarta bağlanamazken, sulh şarta bağlı olarak yapılabilir.

Dolayısıyla kısmi ödeme karşılığında davadan vazgeçilecekse, bu işlem feragat olarak değil, sulh olarak kurulmalıdır.

Feragat ve kabulün şartları (HMK m.309)

KonuKuralFıkra
ŞekilDilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarakm.309/1
Karşı tarafın muvafakatiAranmazm.309/2
Mahkemenin muvafakatiAranmazm.309/2
Kısmi işlemKapsanan kısım açıkça gösterilmelim.309/3
ŞartKayıtsız ve şartsız olmalım.309/4

Zaman ve Kanun Yolundaki Etki: m.310

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.310/1, feragat ve kabulün hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceğini düzenler.

Bu kural, kanun yolu aşamasında da feragat ve kabulün mümkün olduğunu gösterir.

m.310/2, 7251 sayılı Kanunla eklenmiş olup; feragat veya kabulün hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi dosyanın kanun yolu incelemesine gönderilmeyeceğini ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verileceğini düzenler.

m.310/3, feragat veya kabulün dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa Yargıtayın temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye göndereceğini belirtir.

Bu düzenleme usul ekonomisine hizmet eder: kanun yolu aşamasındaki taraf işlemleri için ayrıca inceleme yapılmaz.

Kanun yolu rejimi fon davasında istinaf ve temyiz yazımızda ele alındı.

Sonuçlar: m.311-312

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.311, feragat ve kabulün kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağını düzenler.

Bu sonucun anlamı şudur: feragat edilen talep bakımından aynı taraflar arasında yeniden dava açılamaz.

Aynı madde bir çıkış yolu öngörür: irade bozukluğu hâllerinde feragat ve kabulün iptali istenebilir.

İrade bozukluğu hâlleri yanılma, aldatma ve korkutmadır; bu hâllerde Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri uygulanır.

İrade bozukluğu rejimi genel işlem koşulları ve irade bozukluğu yazımızda ele alındı.

Giderler bakımından m.312/1, feragat veya kabul beyanında bulunan tarafın davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceğini düzenler.

Aynı fıkra, feragat ve kabulün talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin olması hâlinde yargılama giderlerine mahkûmiyetin ona göre belirleneceğini belirtir.

Bu kural feragatin maliyetini gösterir: feragat eden davacı, karşı tarafın vekâlet ücreti dâhil giderleri öder.

m.312/2 davalı lehine bir istisna öngörür: davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez.

Bu istisna iki şartı birlikte arar: davaya sebebiyet vermemiş olma ve ilk duruşmada kabul.

Yargılama giderleri rejimi fon davasında yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yazımızda ele alındı.

Sulh: m.313-315

Fon dosyalarında en sık başvurulan davaya son verme yolu budur.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.313/1, sulhu; görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşme olarak tanımlar.

Bu tanımda üç unsur yer alır: görülmekte olan dava, uyuşmazlığın sona erdirilmesi amacı ve mahkeme huzurunda yapılma.

m.313/2, sulhun ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabileceğini belirtir.

Kapsam bakımından m.313/3, dava konusunun dışında kalan hususların da sulhun kapsamına dâhil edilebileceğini düzenler.

Bu hüküm fon dosyalarında hem imkân hem risk taşır. İmkân yönüyle, tüm uyuşmazlık tek işlemle çözülebilir. Risk yönüyle ise dava konusu dışındaki talepler de sulhla sona erebilir.

Dolayısıyla sulh metninde kapsamın açıkça gösterilmesi, saklı tutulan hakların ayrıca belirtilmesi gerekir.

m.313/4, sulhun şarta bağlı olarak da yapılabileceğini belirtir.

Bu kural feragatten ayrılır ve fon dosyalarında belirleyicidir: ödeme şartına bağlı sulh mümkündür.

Zaman bakımından m.314/1, sulhun hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceğini düzenler.

m.314/2 ve m.314/3, kanun yolu aşamasında yapılan sulh bakımından m.310/2 ve m.310/3 ile paralel kurallar öngörür: dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve sulh doğrultusunda ek karar verilir.

Etki bakımından m.315/1, sulhun ilgili bulunduğu davayı sona erdireceğini ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağını düzenler.

Aynı fıkra karar türünü gösterir: mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse karar verilmesine yer olmadığına karar verir.

Bu ayrım icra bakımından önemlidir: sulhe göre karar verilmesi istenirse, sulh sözleşmesi ilam niteliği kazanır ve ilamlı icraya konu olabilir.

Dolayısıyla ödeme şartına bağlı sulhlerde sulhe göre karar verilmesinin istenmesi, sonraki tahsil bakımından güvence sağlar.

İlamlı icra fon davasında ilamlı icra ve tahsil yazımızda ele alındı.

İptal bakımından m.315/2, irade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptalinin istenebileceğini belirtir.

Bu fıkra feragat ve kabulden farklı olarak aşırı yararlanmayı da iptal sebebi sayar.

Aşırı yararlanma, edimler arasında açık oransızlık bulunması ve bunun zor durumdan, düşüncesizlikten veya deneyimsizlikten yararlanılarak gerçekleştirilmesidir. Zor durumdaki yatırımcıya yapılan orantısız sulh teklifleri bu açıdan incelenebilir.

Feragat, kabul ve sulh karşılaştırması

KonuFeragatKabulSulh
Kimin işlemiDavacıDavalıHer iki taraf
NitelikTek taraflıTek taraflıSözleşme
Şarta bağlanmaMümkün değilMümkün değilMümkün
Dava dışı hususlarKapsama dâhil edilebilir
ZamanHüküm kesinleşinceye kadarHüküm kesinleşinceye kadarHüküm kesinleşinceye kadar
SonuçKesin hüküm gibiKesin hüküm gibiKesin hüküm gibi
İptal sebebiİrade bozukluğuİrade bozukluğuİrade bozukluğu ve aşırı yararlanma
Dayanakm.307, m.309-312m.308-312m.313-315

Davanın Geri Alınması: m.123

Feragatten farklı olarak, davanın geri alınması talebin kendisinden vazgeçmek anlamına gelmez.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.123, davacının hüküm kesinleşinceye kadar ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabileceğini düzenler.

Aynı madde sonucu gösterir: bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.

Bu kurumun feragatten iki temel farkı vardır.

Birincisi, geri alma davalının açık rızasına bağlıdır; feragat ise karşı tarafın muvafakatine bağlı değildir.

İkincisi, geri almada dava açılmamış sayılır ve talep yeniden ileri sürülebilir; feragat ise kesin hüküm gibi sonuç doğurur.

Fon dosyalarında bu ayrım belirleyicidir: davacı yanlış mahkemede veya eksik delille dava açtığını fark ederse, feragat yerine geri almayı tercih ederek talebini koruyabilir. Ancak bunun için davalının açık rızası gerekir.

Zamanaşımı bakımından dikkat edilmelidir: dava açılmamış sayıldığında davanın zamanaşımını kesme etkisi tartışma konusu olabilir; bu husus somut dosyada ayrıca değerlendirilir.

Zamanaşımının kesilmesi sebepsiz zenginleşme ve iade talebi yazımızda ele alındı.

Davanın Takipsiz Bırakılması: m.150

Taraf işlemi olmaksızın davanın sona ermesine yol açabilecek bir diğer hâl, takipsiz bırakmadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.150/1, usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan tarafların duruşmaya gelmemeleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirmeleri hâlinde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verileceğini düzenler.

m.150/2, taraflardan birinin duruşmaya gelip diğerinin gelmemesi hâlinde, gelen tarafın talebi üzerine yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edileceğini veya dosyanın işlemden kaldırılacağını belirtir.

Aynı fıkra bir yaptırım öngörür: geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.

Yenileme bakımından m.150/4, dosyası işlemden kaldırılmış olan davanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebileceğini düzenler.

Aynı fıkra harç bakımından bir ayrım yapar: dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa yeniden harç alınır; bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez.

Sonuç bakımından m.150/5, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davaların sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılacağını ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kaydın kapatılacağını düzenler.

m.150/6, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan davanın ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamayacağını; aksi hâlde davanın açılmamış sayılacağını belirtir.

m.150/7, hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talebin dahi vaki olmamış sayılacağını düzenler.

Bu son fıkra ağır bir sonuç öngörür: açılmamış sayılan davadaki talep hiç yapılmamış gibi değerlendirilir.

Davayı sona erdiren işlem ve hâller

KurumKarşı tarafın rızasıSonuçDayanak
FeragatAranmazKesin hüküm gibi; talep yeniden ileri sürülemezm.307, m.311
KabulAranmazKesin hüküm gibim.308, m.311
SulhSözleşmedirKesin hüküm gibim.313, m.315
Geri almaDavalının açık rızası şartDava açılmamış sayılırm.123
Takipsiz bırakmaÜç ayda yenilenmezse açılmamış sayılırm.150

Vekilin Özel Yetkisi: m.74

Davaya son veren taraf işlemleri çoğu kez vekil aracılığıyla yapılır; bu durumda özel yetki aranır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.74/1, açıkça yetki verilmemiş ise vekilin maddede sayılan işlemleri yapamayacağını düzenler.

Bu sayımda davaya son veren işlemler açıkça yer alır: vekil sulh olamaz, davadan veya kanun yollarından feragat edemez, karşı tarafı ibra ve davasını kabul edemez.

Aynı sayımda alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurma da yer alır.

Fon dosyalarında bu hüküm iki yönde önem taşır.

Birincisi, müvekkilin kendi vekâletnamesinde bu yetkilerin bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir.

İkincisi, karşı tarafın vekilinin sulh beyanında bulunması hâlinde onun vekâletnamesinde özel yetkinin bulunduğu doğrulanmalıdır. Özel yetkisi olmayan vekilin sulh beyanı müvekkilini bağlamaz.

Vekâlet ve özel yetki davanın ihbarı, müdahale ve bekletici mesele yazımızda ele alındı.

Dava Dışında İbra: TBK m.132

Uzlaşma çoğu kez dava açılmadan önce, ibraname imzalanması yoluyla gerçekleşir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.132, borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borcun, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabileceğini düzenler.

Bu hüküm iki özellik gösterir. Birincisi, ibra sözleşmesi şekle bağlı değildir. İkincisi, borç tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir.

İbra bir sözleşme olduğundan, sözleşmelere ilişkin genel hükümler uygulanır. İrade bozukluğu ve aşırı yararlanma hâlleri ibra bakımından da ileri sürülebilir.

Fon dosyalarında matbu ibranamelerin kapsamı genel işlem koşulları denetimine de tabi olabilir. Belirsiz ibra kayıtları düzenleyenin aleyhine yorumlanır.

Ayrıca kuruluş yöneticilerine karşı sorumluluk bakımından ibranın etkisi ayrı bir rejime tabidir; bu rejim yönetim kurulu ve yöneticilerin sorumluluğu yazımızda ele alındı.

Adli Yardım: m.334-336

Zarara uğramış yatırımcı bakımından dava masrafları ayrı bir engel oluşturabilir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.334/1, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin; iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde adli yardımdan yararlanabileceklerini düzenler.

Bu fıkrada iki şart yer alır.

Birincisi mali durumdur: giderleri ödemenin kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmesi.

İkincisi talebin niteliğidir: talebin açıkça dayanaktan yoksun olmaması.

Kapsam bakımından fıkra geniştir: iddia, savunma, geçici hukuki korunma ve icra takibi.

Maddenin ikinci fıkrası, Anayasa Mahkemesinin 24/9/2024 tarihli ve E.2024/78, K.2024/164 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.

m.334/3, yabancıların adli yardımdan yararlanabilmelerinin ayrıca karşılıklılık şartına bağlı olduğunu belirtir.

Kapsam bakımından m.335/1, adli yardım kararının ilgiliye dört imkân sağladığını düzenler.

Adli yardımın kapsamı (HMK m.335/1)

Bentİmkân
(a)Yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet
(b)Yargılama ve takip giderleri için teminat göstermekten muafiyet
(c)Dava ve icra takibi sırasında yapılması gereken tüm giderlerin Devlet tarafından avans olarak ödenmesi
(ç)Davanın avukat ile takibi gerekiyorsa ücreti sonradan ödenmek üzere bir avukat temini

(b) bendi fon dosyalarında ayrı değer taşır: ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz talebinde teminat yükümlülüğünden muafiyet sağlar.

İhtiyati tedbir ve haciz fon davasında ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir yazımızda ele alındı.

m.335/2, mahkemenin talepte bulunanın bu hususlardan bir kısmından yararlanmasına da karar verebileceğini belirtir.

m.335/3, adli yardımın hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğini düzenler.

Talep bakımından m.336/1, adli yardımın asıl talep veya işin karara bağlanacağı mahkemeden; icra ve iflas takiplerinde ise takibin yapılacağı yerdeki icra mahkemesinden isteneceğini düzenler.

m.336/2, talepte bulunan kişinin iddiasının özeti ile birlikte iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorunda olduğunu belirtir.

m.336/3, kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebinin bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılacağını düzenler.

m.336/4, adli yardım talebine ilişkin evrakın her türlü harç ve vergiden muaf olduğunu belirtir.

İnceleme, Kaldırma ve Tahsil: m.337-340

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.337/1, mahkemenin adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebileceğini; ancak talep hâlinde incelemenin duruşmalı olarak yapılacağını düzenler.

Aynı fıkra bir gerekçe yükümlülüğü getirir: adli yardım taleplerinin reddine ilişkin mahkeme kararlarında sunulan bilgi ve belgelerin kabul edilmeme sebebi açıkça belirtilir.

Bu yükümlülük, ret kararına karşı itirazda dayanak sağlar.

Kaldırma bakımından m.338, adli yardımdan yararlanan kişinin mali durumu hakkında kasten veya ağır kusuru sonucu yanlış bilgi verdiğinin ortaya çıkması veya sonradan mali durumunun yeteri derecede iyileştiğinin anlaşılması hâlinde adli yardım kararının kaldırılacağını düzenler.

Fon dosyalarında bu hüküm değer taşır: sulh veya kısmi tahsil yoluyla mali durum iyileşirse adli yardım kaldırılabilir.

Tahsil bakımından m.339/1, adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avansların dava veya takip sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunacağını düzenler.

Aynı fıkra, adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkması hâlinde uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebileceğini belirtir.

Bu hüküm adli yardımın niteliğini gösterir: bir bağış değil, erteleme ve avans mekanizmasıdır. Davada haklı çıkan yatırımcı bakımından giderler karşı taraftan tahsil edilir.

Avukat ücreti bakımından m.340, adli yardımdan yararlanan kişi için mahkemenin talebi üzerine baro tarafından görevlendirilen avukatın ücretinin yargılama gideri olarak Hazineden ödeneceğini düzenler.

Adli yardım rejimi

KonuKuralDayanak
ŞartlarÖdeme gücünden yoksunluk; talebin açıkça dayanaktan yoksun olmamasım.334/1
YabancılarKarşılıklılık şartım.334/3
SüreHükmün kesinleşmesine kadarm.335/3
MerciiAsıl işin mahkemesi; icrada icra mahkemesi; kanun yolunda üst mahkemem.336
Belgelerİddia özeti, deliller ve mali durum belgelerim.336/2
HarçTalep evrakı her türlü harç ve vergiden muafm.336/4
Ret gerekçesiBelgelerin kabul edilmeme sebebi açıkça belirtilirm.337/1
KaldırmaYanlış bilgi veya mali durumun iyileşmesim.338
TahsilHaksız çıkan kişiden; haksız çıkan yararlanan için bir yıla kadar taksitm.339

Fon Dosyasında Uygulama

Duruma göre yol

DurumDoğru yolDayanak
Kısmi ödeme karşılığı davadan vazgeçmeŞarta bağlı sulh; feragat değilm.309/4, m.313/4
Ödemenin tahsil güvencesiSulhe göre karar verilmesini istemekm.315/1
Talebin bir kısmından vazgeçmeKısmi feragat; kısım açıkça gösterilirm.309/3
Diğer talepleri saklı tutmaSulh metninde açıkça belirtmem.313/3
Yanıltılarak imzalatılan feragatİrade bozukluğu nedeniyle iptalm.311
Zor durumdan yararlanılarak yapılan sulhAşırı yararlanma nedeniyle iptalm.315/2
Kanun yolu aşamasında uzlaşmaDosya incelemeye gönderilmez; ek kararm.310/2, m.314/2
Dava masraflarını karşılayamamaAdli yardım talebim.334-336
İhtiyati tedbirde teminat engeliAdli yardımla teminattan muafiyetm.335/1-(b)

Birinci satır uygulamada en sık yapılan hatayı gösterir: ödeme şartına bağlı vazgeçme feragat olarak kurulursa şart geçersiz kalır ve feragat kayıtsız sonuç doğurur.

İkinci satır ise sulhun tahsil güvencesini sağlar: sulhe göre karar verilmesi istenmezse, ödeme yapılmadığında yeniden dava açmak gerekebilir.

Sulh Beyanı Dilekçesi Örneği

Aşağıdaki metin, görülmekte olan davada ödeme şartına bağlı sulh beyanı için hazırlanmış çerçevedir.

[ ] ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE

DOSYA NO: [ ] Esas

DAVACI: [Ad Soyad] — [TC Kimlik No]

VEKİLİ: Av. [Ad Soyad]

DAVALI: [Kurucu portföy yönetim şirketi]

VEKİLİ: Av. [Ad Soyad]

KONU: Taraflar arasında yapılan sulhün beyanı ve sulhe göre karar verilmesi talebimizdir.

AÇIKLAMALAR

1. Sayın Mahkemenizde görülmekte olan davada taraflar, aralarındaki uyuşmazlığı aşağıdaki koşullarla sulh yoluyla sona erdirmek üzere anlaşmışlardır. Tarafların vekillerinin sulh olmaya özel yetkisi bulunduğu dosyada mevcut vekâletnamelerden anlaşılmaktadır.

Sulhun koşulları — Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.313

Anılan maddenin birinci fıkrası sulhu, görülmekte olan bir davada tarafların aralarındaki uyuşmazlığı sona erdirmek amacıyla mahkeme huzurunda yaptıkları bir sözleşme olarak tanımlamakta; dördüncü fıkrası ise sulhun şarta bağlı olarak da yapılabileceğini öngörmektedir. Taraflar şu koşullarda anlaşmışlardır:

a) Davalı, davacıya [tutar] TL’yi [tarih] tarihine kadar davacının [banka ve IBAN] hesabına ödeyecektir.

b) Ödemenin süresinde ve tam olarak yapılması şartıyla davacı, dava konusu [talep kalemi] talebinden vazgeçmiş sayılacaktır.

c) Ödemenin süresinde yapılmaması hâlinde sulh hükümsüz kalacak ve davacının dava konusu talebinin tamamı saklı olacaktır.

d) Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti bakımından taraflar birbirinden talepte bulunmayacaktır.

Sulhun kapsamı — Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.313

Anılan maddenin üçüncü fıkrası dava konusunun dışında kalan hususların da sulhun kapsamına dâhil edilebileceğini öngörmektedir. Taraflar, işbu sulhun yalnızca dava konusu [talep kalemi] talebine ilişkin olduğunu; davacının [saklı tutulan talepler: başka fon, başka davalı, kamuyu aydınlatma belgelerinden doğan talepler vb.] ile ilgili haklarının saklı olduğunu kabul etmişlerdir.

Sulhun etkisi — Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.315

Anılan maddenin birinci fıkrası, mahkemenin taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse sulh sözleşmesine göre karar vereceğini öngörmektedir. Taraflar sulh sözleşmesine göre karar verilmesini talep etmektedir.

HUKUKİ SEBEPLER: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.313, m.314, m.315 ve ilgili mevzuat.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda koşulları gösterilen sulh sözleşmesine göre karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti bakımından taraflar lehine veya aleyhine hüküm kurulmamasını taraf vekilleri olarak talep ederiz.

Davacı Vekili — Av. [Ad Soyad] — [İmza]
Davalı Vekili — Av. [Ad Soyad] — [İmza]

Vekilin sulh olabilmesi için vekâletnamede özel yetki bulunması gerektiği gözetilmelidir.

Sık Yapılan Hatalar

Birinci hata, ödeme şartına bağlı vazgeçmeyi feragat olarak kurmaktır. HMK m.309/4, feragatin kayıtsız ve şartsız olmasını arar; şarta bağlı işlem sulh olarak kurulmalıdır.

İkinci hata, sulhe göre karar verilmesini istememektir. m.315/1, bu talep yoksa karar verilmesine yer olmadığına karar verileceğini öngörür.

Üçüncü hata, sulhun kapsamını belirsiz bırakmaktır. m.313/3, dava dışı hususların da kapsama dâhil edilebileceğini öngördüğünden saklı tutulan haklar açıkça gösterilmelidir.

Dördüncü hata, kısmi feragatte kısmı göstermemektir. m.309/3, kapsanan kısmın açıkça gösterilmesini arar.

Beşinci hata, feragatin maliyetini hesaba katmamaktır. m.312/1, feragat edenin aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödeyeceğini öngörür.

Altıncı hata, feragatin geri alınabileceğini sanmaktır. m.311, feragatin kesin hüküm gibi sonuç doğuracağını belirtir; yalnız irade bozukluğunda iptal istenebilir.

Yedinci hata, sulhta aşırı yararlanma imkânını gözden kaçırmaktır. m.315/2, bunu ayrıca iptal sebebi sayar.

Sekizinci hata, vekâletnamede özel yetkiyi kontrol etmemektir. Vekilin feragat, kabul ve sulh yapabilmesi özel yetkiye bağlıdır.

Dokuzuncu hata, adli yardım imkânını hiç değerlendirmemektir. m.334/1, ödeme gücünden yoksun kişilere bu yolu açar.

Onuncu hata, adli yardımı bağış sanmaktır. m.339/1, ertelenen giderlerin haksız çıkan kişiden tahsil edileceğini öngörür.

Sıkça Sorulan Sorular

Feragat nedir?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.307, feragati davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlar.

Kabul nedir?

HMK m.308/1, kabulü davacının talep sonucuna davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesi olarak tanımlar; m.308/2 ise kabulün ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğuracağını düzenler.

Feragat ve kabul nasıl yapılır?

HMK m.309/1, feragat ve kabulün dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağını düzenler.

Feragat için karşı tarafın onayı gerekir mi?

Hayır. HMK m.309/2, feragat ve kabulün hüküm ifade etmesinin karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığını düzenler.

Feragat şarta bağlanabilir mi?

Hayır. HMK m.309/4, feragat ve kabulün kayıtsız ve şartsız olması gerektiğini düzenler. Şarta bağlı vazgeçme sulh olarak kurulmalıdır.

Kısmi feragat nasıl yapılır?

HMK m.309/3, kısmen feragat veya kabulde feragat edilen veya kabul edilen kısmın dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerektiğini düzenler.

Feragat ne zamana kadar yapılabilir?

HMK m.310/1, feragat ve kabulün hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceğini düzenler.

Kanun yolu aşamasında feragat edilirse ne olur?

HMK m.310/2, feragat veya kabulün hükmün verilmesinden sonra yapılması hâlinde, kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi dosyanın kanun yolu incelemesine gönderilmeyeceğini ve feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verileceğini düzenler.

Feragatin sonucu nedir?

HMK m.311, feragat ve kabulün kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağını; irade bozukluğu hâllerinde ise iptalinin istenebileceğini düzenler.

Feragat edenin yargılama giderleri ne olur?

HMK m.312/1, feragat veya kabul beyanında bulunan tarafın davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceğini düzenler.

Davalı kabul ederse gider öder mi?

HMK m.312/2, davalının davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve ilk duruşmada davacının talep sonucunu kabul etmiş olması hâlinde yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmeyeceğini düzenler.

Sulh nedir?

HMK m.313/1, sulhu görülmekte olan bir davada tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla mahkeme huzurunda yaptıkları bir sözleşme olarak tanımlar.

Sulh dava dışındaki hususları kapsayabilir mi?

HMK m.313/3, dava konusunun dışında kalan hususların da sulhun kapsamına dâhil edilebileceğini düzenler.

Sulh şarta bağlanabilir mi?

Evet. HMK m.313/4, sulhun şarta bağlı olarak da yapılabileceğini düzenler.

Sulhun etkisi nedir?

HMK m.315/1, sulhun ilgili bulunduğu davayı sona erdireceğini ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağını; taraflar isterse sulh sözleşmesine göre, istemezlerse karar verilmesine yer olmadığına karar verileceğini düzenler.

Sulh hangi hâllerde iptal edilebilir?

HMK m.315/2, irade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptalinin istenebileceğini düzenler.

Dava dışında ibra nasıl yapılır?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.132, borcu doğuran işlem şekle bağlı olsa bile borcun tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabileceğini düzenler.

Adli yardımdan kimler yararlanabilir?

HMK m.334/1, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama veya takip giderlerini ödeme gücünden yoksun olan kimselerin, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabileceklerini düzenler.

Adli yardım neleri kapsar?

HMK m.335/1; yargılama ve takip giderlerinden geçici muafiyet, teminat göstermekten muafiyet, giderlerin Devlet tarafından avans olarak ödenmesi ve gerekiyorsa ücreti sonradan ödenmek üzere avukat temini imkânlarını sayar.

Adli yardım talebi nereye yapılır?

HMK m.336/1, adli yardımın asıl talep veya işin karara bağlanacağı mahkemeden, icra ve iflas takiplerinde ise takibin yapılacağı yerdeki icra mahkemesinden isteneceğini; m.336/3 ise kanun yollarında talebin bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılacağını düzenler.

Adli yardımla ertelenen giderler kimden alınır?

HMK m.339/1, ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avansların dava veya takip sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunacağını düzenler.

İlgili Rehberler

Dava masrafı engel olmasın

Adli yardım imkânını değerlendirelim. 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Uzlaşma teklifini imzalamadan önce birlikte inceleyelim. Telefon: 0554 648 37 15

İletişime Geçin

Bu içerik yargılama usulü alanındadır.

Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi  ·  12. Yargı Paketi rehberi  ·  Tüm hukuk dalları

Post by Av. Fatma Öztürk