Fon zararı uyuşmazlıklarında sorumluluk tek kişide toplanmaz: kurucu, portföy saklayıcısı ve satışa aracılık eden kuruluş ayrı yükümlülükler taşır. Bu yapı üç usulî soruyu doğurur — birlikte mi dava açılacak, davalı diğerine ihbarda mı bulunacak, ayrı davalar birleştirilebilir mi? HMK m.57/1-(c) vakıa ve hukuki sebep benzerliğini ihtiyari dava arkadaşlığı sebebi sayar. m.61/1 rücu ihtimali bulunan tarafa tahkikat sonuçlanıncaya kadar ihbar imkânı tanır; m.64 ile m.69/2 ise ihbarın asıl sonucunu doğurur: ihbar edilen, sonraki rücu davasında asıl davada yanlış karar verildiğini ileri süremez. m.165 bekletici meseleyi, m.166 ise bağlantılı davaların birleştirilmesini düzenler.
Rücu ihtimali varsa ihbar edin
İhbar, sonraki rücu davasında elinizi güçlendirir. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsAppKısaca: İhbar, rücu davasında elinizi güçlendirir
Rücu ihtimali varsa dava ihbar edilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.61/1, taraflardan birinin davayı kaybettiği takdirde üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünmesi hâlinde, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebileceğini düzenler.
İhbar edilen sonradan itiraz edemez. m.69/2, fer’î müdahilin tarafla rücu ilişkisinde asıl davadaki uyuşmazlık hakkında yanlış karar verildiği iddiasının dinlenilmeyeceğini belirtir.
Bağlantılı davalar birleştirilebilir. m.166/4, davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda bağlantının var sayılacağını düzenler.
Fon Dosyalarının Çok Taraflı Yapısı
Fon zararından doğan uyuşmazlıklarda sorumluluk tek bir kişide toplanmaz. Kurucu portföy yönetim şirketi, portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş ve katılma payı satışına aracılık eden kuruluş ayrı ayrı yükümlülükler taşır.
Bu yapı üç usulî soruyu beraberinde getirir. Bu kişilere birlikte mi dava açılacak, yoksa biri hakkındaki dava diğerlerine ihbar mı edilecek? Ayrı ayrı açılmış davalar birleştirilebilir mi? Devam eden bir idari süreç veya ceza davası, hukuk davasının bekletilmesini gerektirir mi?
Bu yazı, dava arkadaşlığı, davanın ihbarı, davaya müdahale, birleştirme ile ayırma ve bekletici mesele kurumlarını fon dosyalarındaki görünümleriyle ele alır.
Tarafların belirlenmesi dava şartları ve ilk itirazlar yazımızda ele alındı.
İhtiyari ve Mecburi Dava Arkadaşlığı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.57/1, birden çok kişinin maddede sayılan hâllerde birlikte dava açabileceklerini ve aleyhlerine de birlikte dava açılabileceğini düzenler.
Bu hâller üç bentte gösterilmiştir: davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması; ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri; davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması.
Fon dosyaları bakımından (c) bendi doğrudan uygulanır: aynı fona ilişkin zarar iddiasıyla kurucuya, saklayıcıya ve aracı kuruluşa açılan davalarda vakıalar ve hukuki sebepler benzerdir.
Aynı bent, birden çok yatırımcının birlikte dava açması bakımından da dayanak oluşturur.
Mecburi dava arkadaşlığı bakımından m.59, maddi hukuka göre bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde mecburi dava arkadaşlığının bulunduğunu düzenler.
Sonuç bakımından m.60, mecburi dava arkadaşlarının ancak birlikte dava açabileceklerini veya aleyhlerine birlikte dava açılabileceğini; bu tür dava arkadaşlığında dava arkadaşlarının birlikte hareket etmek zorunda olduklarını belirtir.
Aynı madde bir kolaylık getirir: duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemleri, usulüne uygun olarak davet edildiği hâlde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları bakımından da hüküm ifade eder.
Fon dosyalarında sorumluluk müteselsil nitelikte olduğunda, alacaklı sorumlulardan dilediğine başvurabildiğinden kural olarak ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu olur.
İki dava arkadaşlığı türü
| Konu | İhtiyari | Mecburi |
|---|---|---|
| Dayanak | m.57 | m.59, m.60 |
| Birlikte dava | Mümkün, zorunlu değil | Zorunlu |
| Şart | Hak veya borcun ortaklığı, ortak işlem ya da vakıa ve hukuki sebep benzerliği | Maddi hukuka göre birlikte kullanma ve tek hüküm zorunluluğu |
| Hareket | Her biri bağımsız | Birlikte hareket zorunluluğu |
| Gelmeyen arkadaş | Kendi davası etkilenir | Gelenlerin işlemleri onun için de hüküm ifade eder |
Davanın İhbarı: m.61-64
Fon dosyalarının en çok kullanılabilecek kurumu budur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.61/1, taraflardan birinin davayı kaybettiği takdirde üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünmesi hâlinde, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebileceğini düzenler.
Bu hükümde iki yön vardır: ihbar eden, üçüncü kişiye rücu edecek olabileceği gibi üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini de düşünebilir.
Zaman sınırı tahkikatın sonuçlanmasıdır.
Zincirleme ihbar bakımından m.61/2, dava kendisine ihbar edilen kişinin de aynı şartlarda bir başkasına ihbarda bulunmasının mümkün olduğunu ve bu şekilde ihbarın tevali ettirilebileceğini belirtir.
Şekil bakımından m.62/1, ihbarın yazılı olarak yapılacağını; ihbar sebebinin gerekçeleriyle birlikte açıklanmasının ve yargılamanın hangi aşamada bulunduğunun belirtilmesinin gerektiğini düzenler.
Bu fıkra ihbar dilekçesinin içeriğini belirler: sebep ve gerekçe ile yargılamanın aşaması gösterilmelidir.
Yargılamaya etkisi bakımından m.62/2, davanın ihbarı sebebiyle yargılamanın bir başka güne bırakılamayacağını ve ihbarın tevali etmesi gibi zorunlu olan durumlar dışında süre verilemeyeceğini belirtir.
Bu hüküm önemlidir: ihbar, yargılamayı geciktirmez.
İhbar edilenin durumu bakımından m.63, dava kendisine ihbar edilen kişinin, davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılabileceğini düzenler.
Dolayısıyla ihbar, üçüncü kişiyi davaya katılmaya zorlamaz; katılma imkânı tanır.
Etkisi bakımından m.64, ihbar edilen davada verilen hükmün ihbar eden kişiye etkisi hakkında m.69/2 hükmünün kıyasen uygulanacağını belirtir.
Bu atıf, ihbarın asıl sonucunu doğurur ve aşağıda açıklanmaktadır.
İhbarın Asıl Sonucu: m.69/2
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.69/1, müdahilin de yer aldığı asıl davada hükmün taraflar hakkında verileceğini düzenler.
m.69/2 ise rücu ilişkisi bakımından belirleyici bir kural getirir: fer’î müdahilin, tarafla rücu ilişkisinde asıl davadaki uyuşmazlık hakkında yanlış karar verildiği iddiası dinlenilmez.
Bu kural, ihbarın stratejik değerini oluşturur. İhbar edilen kişi, sonraki rücu davasında “asıl davada yanlış karar verildi” savunmasını yapamaz.
Aynı fıkra üç istisna öngörür. Müdahil; zamanında ihbar yapılmadığı için davaya geç katıldığını, yanında katıldığı tarafın iddia ve savunma imkânlarını kullanmasını engellediğini ya da kendisince bilinmeyen iddia ve savunma imkânlarının tarafın ağır kusuru sebebiyle kullanılamadığını belirterek, yanında katıldığı tarafın yargılamayı hatalı yürüttüğünü ileri sürebilir.
Bu istisnalar, ihbarın zamanında ve usulüne uygun yapılmasının önemini gösterir: geç ihbar, sonraki rücu davasında bu savunmanın kapısını açar.
Fon dosyalarında bu kurum iki yönde kullanılabilir.
Birincisi, davalı kuruluşun kendi sorumluluğunu doğuran işlemde payı bulunan diğer kuruluşa davayı ihbar etmesidir.
İkincisi, yatırımcının yalnız bir kuruluşa dava açtığı hâllerde, o kuruluşun diğerlerine ihbarda bulunmasıdır.
Kuruluşların rolleri portföy saklayıcısının görevleri ve satışa aracılık eden kuruluşun sorumluluğu yazılarımızda ele alındı.
Asli ve Fer’î Müdahale
Üçüncü kişinin davaya katılmasının iki biçimi vardır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.65/1, bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişinin; hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabileceğini düzenler.
m.65/2, asli müdahale davası ile asıl yargılamanın birlikte yürütüleceğini ve karara bağlanacağını belirtir.
Asli müdahalede üçüncü kişi, taraflardan birinin yanında değil, ikisine de karşı hak iddia eder.
Fer’î müdahale bakımından m.66, üçüncü kişinin; davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar fer’î müdahil olarak davada yer alabileceğini düzenler.
Talep bakımından m.67/1, müdahale talebinde bulunan üçüncü kişinin; yanında katılmak istediği tarafı, müdahale sebebini ve bunun dayanaklarını belirten bir dilekçeyle mahkemeye başvuracağını belirtir.
m.67/2, müdahale dilekçesinin davanın taraflarına tebliğ edileceğini; mahkemenin gerekirse taraflarla birlikte üçüncü kişiyi de dinlemek üzere davet edeceğini ve gelmeseler dahi müdahale talebi hakkında karar vereceğini düzenler.
Müdahilin konumu bakımından m.68/1, müdahale talebinin kabulü hâlinde müdahilin davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebileceğini belirtir.
Aynı fıkra, müdahilin; yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebileceğini ve onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemlerini yapabileceğini düzenler.
Bu hüküm müdahilin sınırını çizer: yanında katıldığı tarafın işlem ve açıklamalarına aykırı hareket edemez.
Asli ve fer’î müdahale
| Konu | Asli müdahale | Fer’î müdahale |
|---|---|---|
| Konum | Her iki tarafa karşı hak iddiası | Bir tarafın yanında ve ona yardımcı |
| Şart | Yargılamanın konusu hak veya şey üzerinde hak iddiası | Davayı kazanmasında hukuki yarar |
| Zaman | Hüküm verilinceye kadar | Tahkikat sona erinceye kadar |
| Nasıl | Aynı mahkemede dava açılır | Dilekçeyle müdahale talebi |
| Yürütülmesi | Asıl yargılamayla birlikte yürütülür ve karara bağlanır | Davaya bulunduğu noktadan katılır |
| Sınır | Bağımsız taleple gelir | Yanında katıldığı tarafın işlemlerine aykırı hareket edemez |
| Dayanak | m.65 | m.66, m.67, m.68 |
Bekletici Mesele: m.165
Fon dosyalarında sıkça gündeme gelen bir kurum da budur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.165/1, bir davada hüküm verilebilmesi; başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılamanın bekletilebileceğini düzenler.
Bu fıkrada üç bağlılık hâli sayılır: başka bir dava, idari makamın tespiti ve bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmaması.
Fıkranın ifadesi takdirîdir: yargılama bekletilebilir. Dolayısıyla bekletici mesele yapılması mahkemenin takdirindedir.
Fon dosyalarında bu kurum tipik olarak şu hâllerde tartışılır: kurucu hakkında yürütülen idari süreç, aynı olaylara ilişkin ceza soruşturması veya kovuşturması ve tasfiye sürecinin devam etmesi.
Tasfiye süreci ve idari kararlar SPK fon tasfiye kararı yazımızda ele alındı.
Başvuru yükümlülüğü bakımından m.165/2, bir davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması başka bir davanın veya idari makamın çözümüne bağlı ise mahkemenin, ilgili tarafa görevli mahkemeye veya idari makama başvurması için uygun bir süre vereceğini düzenler.
Aynı fıkra bir yaptırım öngörür: bu süre içinde görevli mahkemeye veya idari makama başvurulmadığı takdirde, ilgili taraf bu husustaki iddiasından vazgeçmiş sayılarak esas dava hakkında karar verilir.
Bu hüküm dikkat gerektirir: bekletici mesele yapılmasını isteyen taraf, kendisine verilen süre içinde ilgili mercie başvurmakla yükümlüdür. Aksi hâlde iddiasından vazgeçmiş sayılır.
Davaların Birleştirilmesi: m.166
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.166/1, aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davaların; aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebileceğini düzenler.
Aynı fıkranın ikinci cümlesi 2026 yılında 7589 sayılı Kanunla değiştirilmiştir: ilk davanın açıldığı mahkeme, birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır.
Bu değişiklik, bağlılığın doğduğu anı kesinleşmeye bağlar. 7589 sayılı Kanunun getirdiği diğer değişiklikler 12. Yargı Paketi rehberi yazımızda ele alındı.
Farklı yargı çevreleri bakımından m.166/2, davaların ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış olması hâlinde, bağlantı sebebiyle birleştirmenin ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebileceğini belirtir.
Aynı fıkra, birinci davanın açıldığı mahkemenin; talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren bununla bağlı olduğunu düzenler.
m.166/3, birleştirme kararının derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirileceğini belirtir.
Bağlantının tanımı bakımından m.166/4, davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda bağlantının var sayılacağını düzenler.
Bu tanım fon dosyalarında geniş uygulama alanı bulur: aynı fona ilişkin farklı yatırımcıların açtığı davalar, aynı veya benzer sebeplerden doğar.
İstinaf bakımından m.166/5, istinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebileceğini belirtir.
Ayırma ve Kanun Yolu: m.167 ve m.168
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.167, mahkemenin; yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her aşamasında talep üzerine veya kendiliğinden karar verebileceğini düzenler.
Aynı madde, bu durumda mahkemenin ayrılmasına karar verilen davalara bakmaya devam edeceğini belirtir.
Kanun yolu bakımından m.168, 2026 yılında 7589 sayılı Kanunla değiştirilmiştir.
m.168/1, aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı sadece istinaf yoluna başvurulabileceğini düzenler.
m.168/2, ilk derece mahkemelerince verilen ayırma kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararları hakkında ise temyiz yoluna başvurulabileceğini belirtir.
Kanun yolu rejimi fon davasında istinaf ve temyiz yazımızda ele alındı.
Birleştirme ve ayırma
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Aynı yargı çevresinde birleştirme | İlk davanın açıldığı mahkemede; her aşamada, talep üzerine veya resen | m.166/1 |
| Bağlılığın doğduğu an | Birleştirme kararının kesinleşmesi | m.166/1 |
| Farklı yargı çevresinde | İkinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilir | m.166/2 |
| Bağlantı ne zaman var sayılır | Aynı veya benzer sebeplerden doğma ya da birinin hükmünün diğerini etkilemesi | m.166/4 |
| Ayırma | Yargılamanın iyi yürütülmesi için her aşamada | m.167 |
| Birleştirme kararına karşı | Sadece istinaf | m.168/1 |
| Ayırma kararına karşı | İstinaf; BAM kararlarında temyiz | m.168/2 |
Davaya Vekâlet ve Özel Yetki Gereken İşlemler
Çok taraflı fon dosyalarında vekâletin kapsamı da ayrı bir sorun oluşturur. İhbar, müdahale ve sulh gibi işlemlerin bir kısmı özel yetki gerektirir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.71, dava ehliyeti bulunan herkesin davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabileceğini ve takip edebileceğini düzenler.
Kapsam bakımından m.73/1, davaya vekâletin; kanunda özel yetki verilmesini gerektiren hususlar saklı kalmak üzere, hüküm kesinleşinceye kadar vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına, hükmün yerine getirilmesine, yargılama giderlerinin tahsili ile buna ilişkin makbuz vermesine ve bu işlemlerin tamamının kendisine karşı da yapılabilmesine ilişkin yetkiyi kapsadığını belirtir.
Özel yetki bakımından m.74/1, açıkça yetki verilmemişse vekilin yapamayacağı işlemleri sayar.
Özel yetki gerektiren işlemler (HMK m.74/1)
| İşlem |
|---|
| Sulh olmak |
| Hâkimi reddetmek |
| Davanın tamamını ıslah etmek |
| Yemin teklif etmek; yemini kabul, iade veya reddetmek |
| Başkasını tevkil etmek |
| Haczi kaldırmak |
| Müvekkilin iflasını istemek |
| Tahkim ve hakem sözleşmesi yapmak |
| Konkordato veya yeniden yapılandırma teklifinde bulunmak ve bunlara muvafakat vermek |
| Alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurmak |
| Davadan veya kanun yollarından feragat etmek |
| Karşı tarafı ibra etmek ve davayı kabul etmek |
| Yargılamanın iadesi yoluna gitmek |
| Hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine tazminat davası açmak |
| Hangileri hakkında yetki verildiği açıklanmadıkça kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaları açmak ve takip etmek |
Bu listede fon dosyaları bakımından dört kalem öne çıkar: yemin teklif etmek, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurmak, sulh olmak ve davanın tamamını ıslah etmek.
Yemin teklifi ve bunun geri alınamaz sonucu tanık delili ve yemin yazımızda; ıslah ise ıslah ve talep artırımı yazımızda ele alındı.
Arabuluculuk, alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olduğundan bu kapsamda değerlendirilir; dava şartı arabuluculuk rejimi ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk yazımızda ele alındı.
Vekâletname bakımından m.76/1, avukatın; açtığı veya takip ettiği dava ve işlerde noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekâletname aslını veya avukat tarafından onaylanmış aslına uygun örneğini, dava yahut takip dosyasına konulmak üzere ibraz etmek zorunda olduğunu düzenler.
Yaptırım bakımından m.77/1, vekâletnamesinin aslını veya onaylı örneğini vermeyen avukatın dava açamayacağını ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamayacağını belirtir.
Aynı fıkra bir istisna tanır: gecikmesinde zarar doğabilecek hâllerde mahkeme, vereceği kesin süre içinde vekâletnamesini getirmek koşuluyla avukatın dava açmasına veya usul işlemlerini yapmasına izin verebilir.
Vekâletnamenin bulunması dava şartıdır; bu husus dava şartları ve ilk itirazlar yazımızda ele alındı.
Azil ve İstifanın Sonuçları
Vekâlet ilişkisinin sona ermesi, yargılamada süre doğuran sonuçlar yaratır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.81, vekilin azli veya istifasının mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade edebilmesi için; bu konudaki beyanın dilekçeyle bildirilmesi veya tutanağa geçirilmesi ve gerektiğinde ilgilisine yapılacak tebligat giderinin de peşin olarak ödenmesinin zorunlu olduğunu düzenler.
Bu hüküm önemlidir: azil veya istifa, iç ilişkide sonuç doğursa da mahkeme ve karşı taraf bakımından ancak bu şartlarla hüküm ifade eder.
İstifa bakımından m.82/1, istifa eden vekilin vekâlet görevinin; istifanın müvekkiline tebliğinden itibaren iki hafta süreyle devam edeceğini belirtir.
Bu iki haftalık süre, müvekkile yeni vekil görevlendirmesi için zaman tanır.
m.82/2, vekilin istifa etmiş olması hâlinde vekâlet veren davayı takip etmez ve başka bir vekil de görevlendirmezse tarafın yokluğu hâlinde uygulanacak hükümlere göre işlem yapılacağını düzenler.
Azil bakımından m.83, vekil ile takip edilen davada vekilin azli hâlinde vekâlet verenin davayı takip etmemesi ve iki hafta içinde bir başka vekil de görevlendirmemesi hâlinde tarafın yokluğu hâlinde uygulanacak hükümlere göre işlem yapılacağını belirtir.
Tarafın yokluğu hâlinde uygulanacak hükümler, dosyanın işlemden kaldırılmasına ve yenileme zincirine götürür; bu rejim süreler, adli tatil ve eski hâle getirme yazımızda ele alındı.
Azil ve istifa
| Konu | İstifa | Azil |
|---|---|---|
| Hüküm ifade şartı | Dilekçeyle bildirim veya tutanağa geçirme; gerektiğinde tebligat gideri peşin | Aynı şartlar |
| Görevin devamı | Tebliğden itibaren iki hafta | Azille sona erer |
| Yeni vekil görevlendirilmezse | Tarafın yokluğu hükümleri uygulanır | İki hafta içinde görevlendirilmezse aynı sonuç |
| Dayanak | m.81, m.82 | m.81, m.83 |
Fon Dosyasında Taraf ve Katılım Stratejisi
Hangi durumda hangi kurum?
| Durum | Kurum | Dayanak |
|---|---|---|
| Kurucu, saklayıcı ve aracı kuruluşa birlikte dava | İhtiyari dava arkadaşlığı | m.57/1-(c) |
| Birden çok yatırımcının birlikte dava açması | İhtiyari dava arkadaşlığı | m.57/1-(c) |
| Davalının diğer sorumluya rücu ihtimali | Davanın ihbarı | m.61/1 |
| İhbar edilenin zincirleme ihbarı | İhbarın tevali etmesi | m.61/2 |
| Üçüncü kişinin bir taraf yanında katılması | Fer’î müdahale | m.66 |
| Üçüncü kişinin her iki tarafa karşı hak iddiası | Asli müdahale | m.65 |
| Aynı fona ilişkin ayrı davalar | Birleştirme | m.166 |
| İdari süreç veya ceza davasının beklenmesi | Bekletici mesele | m.165 |
İhbar kararı verilirken iki husus tartılır. Birincisi, m.69/2’nin sağladığı korumadır: ihbar edilen, sonraki rücu davasında asıl davada yanlış karar verildiğini ileri süremez. İkincisi, ihbarın zamanıdır: geç ihbar, aynı fıkranın istisnasını devreye sokar.
Birleştirme talebi ise iki yönlü değerlendirilir. Birleştirme, delil ve bilirkişi incelemesinin tek dosyada yürütülmesini sağlar; buna karşılık dosyanın hacmi büyüdükçe yargılama uzayabilir.
İhbar Dilekçesi Örneği
Aşağıdaki metin, davalı kuruluşun diğer sorumluya davayı ihbar etmesi için hazırlanmış çerçevedir. İhbar sebebinin gerekçeleriyle açıklanması ve yargılamanın aşamasının belirtilmesi zorunludur.
[ ] ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE
DOSYA NO: [ ] Esas
İHBAR EDEN (DAVALI): [Unvan] — [Adres]
VEKİLİ: Av. [Ad Soyad]
KENDİSİNE İHBAR EDİLEN: [Unvan] — [Adres]
DAVACI: [Ad Soyad]
KONU: Davanın ihbarı talebimizdir.
AÇIKLAMALAR
1. İşbu davada davacı, [fon adı] unvanlı fonun katılma payı sahibi sıfatıyla uğradığını ileri sürdüğü [tutar] TL zararın tazminini talep etmektedir.
2. Dava konusu dönemde [kendisine ihbar edilen kuruluş] da uyuşmazlık konusu işlemlerde görev almış olup, müvekkil aleyhine hüküm kurulması hâlinde anılan kuruluşa rücu edilmesi söz konusu olacaktır. Rücu ilişkisinin dayanağı [somut ilişki ve mevzuat hükmü] olup, ilgili belgeler ektedir.
İhbarın şartları — Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.61
Anılan maddenin birinci fıkrası, taraflardan birinin davayı kaybettiği takdirde üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünmesi hâlinde tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebileceğini öngörmektedir. Müvekkil bakımından bu şart gerçekleşmiş olup işbu ihbar tahkikat sonuçlanmadan yapılmaktadır.
İhbarın şekli — Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.62
Anılan maddenin birinci fıkrası, ihbarın yazılı olarak yapılacağını; ihbar sebebinin gerekçeleriyle birlikte açıklanmasının ve yargılamanın hangi aşamada bulunduğunun belirtilmesinin gerektiğini öngörmektedir. İhbar sebebi yukarıda açıklanmış olup yargılama [aşama: ön inceleme tamamlanmış, tahkikat aşamasında, bilirkişi incelemesi yapılmakta] safhasındadır.
Yargılamaya etkisi — Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.62
Anılan maddenin ikinci fıkrası, davanın ihbarı sebebiyle yargılamanın bir başka güne bırakılamayacağını öngörmektedir. İşbu ihbar yargılamanın gecikmesine yol açmayacaktır.
HUKUKİ SEBEPLER: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.61, m.62, m.63, m.64, m.69; 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve ilgili mevzuat.
DELİLLER: Sayın Mahkemenin [ ] sayılı dosyası; taraflar arasındaki sözleşmeler; rücu ilişkisine dayanak belgeler; her türlü yasal delil.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle işbu ihbar dilekçesinin ve eklerinin [kendisine ihbar edilen kuruluşa] tebliğine karar verilmesini vekâleten talep ederiz.
İhbar Eden Vekili
Av. [Ad Soyad] — [İmza]
İhbarın tahkikat sonuçlanmadan yapılması gerekir; geç ihbar, m.69/2’deki istisnayı devreye sokar.
Sık Yapılan Hatalar
Birinci hata, ihbarı tahkikat sona erdikten sonra yapmaya çalışmaktır. HMK m.61/1, ihbarın tahkikat sonuçlanıncaya kadar yapılabileceğini öngörür.
İkinci hata, ihbar dilekçesinde sebebi gerekçeleriyle açıklamamaktır. m.62/1, ihbar sebebinin gerekçeleriyle birlikte açıklanmasını ve yargılamanın aşamasının belirtilmesini arar.
Üçüncü hata, ihbarın üçüncü kişiyi davaya katılmaya zorladığını sanmaktır. m.63, ihbar edilen kişinin davaya katılabileceğini belirtir; katılma zorunluluğu getirmez.
Dördüncü hata, ihbarın rücu davasındaki etkisini gözden kaçırmaktır. m.64 ile m.69/2, ihbar edilenin sonraki rücu davasında asıl davada yanlış karar verildiği iddiasını ileri süremeyeceğini öngörür.
Beşinci hata, fer’î müdahilin bağımsız hareket edebileceğini düşünmektir. m.68/1, müdahilin yanında katıldığı tarafın işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan usul işlemlerini yapabileceğini belirtir.
Altıncı hata, bekletici mesele talebinden sonra ilgili mercie başvurmamaktır. m.165/2, verilen süre içinde başvurulmazsa ilgili tarafın iddiasından vazgeçmiş sayılacağını öngörür.
Yedinci hata, birleştirme kararının hemen bağlayıcı olduğunu sanmaktır. m.166/1, ilk davanın açıldığı mahkemenin birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlı olduğunu belirtir.
Sekizinci hata, birleştirme ve ayırma kararlarına karşı kanun yolunu karıştırmaktır. m.168, birleştirme kararına karşı sadece istinaf yolunu; ayırma kararlarında istinaf, bölge adliye mahkemesi kararlarında ise temyiz yolunu öngörür.
Sıkça Sorulan Sorular
Birden çok kişiye birlikte dava açılabilir mi?
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.57/1; hak veya borcun ortak olması, ortak bir işlemle hak doğması ya da yükümlülük altına girilmesi veya davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı ya da birbirine benzer olması hâllerinde birden çok kişinin birlikte dava açabileceğini ve aleyhlerine birlikte dava açılabileceğini düzenler.
Mecburi dava arkadaşlığı ne zaman doğar?
HMK m.59, maddi hukuka göre bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde mecburi dava arkadaşlığının bulunduğunu düzenler.
Dava kime ve ne zaman ihbar edilir?
HMK m.61/1, taraflardan birinin davayı kaybettiği takdirde üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünmesi hâlinde, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebileceğini düzenler.
İhbar dilekçesinde neler bulunmalıdır?
HMK m.62/1, ihbarın yazılı olarak yapılacağını; ihbar sebebinin gerekçeleriyle birlikte açıklanmasının ve yargılamanın hangi aşamada bulunduğunun belirtilmesinin gerektiğini düzenler.
İhbar yargılamayı geciktirir mi?
Hayır. HMK m.62/2, davanın ihbarı sebebiyle yargılamanın bir başka güne bırakılamayacağını ve ihbarın tevali etmesi gibi zorunlu durumlar dışında süre verilemeyeceğini düzenler.
İhbar edilen kişi davaya katılmak zorunda mıdır?
Hayır. HMK m.63, dava kendisine ihbar edilen kişinin, davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılabileceğini düzenler.
İhbarın rücu davasındaki etkisi nedir?
HMK m.64, ihbar edilen davada verilen hükmün ihbar eden kişiye etkisi hakkında m.69/2 hükmünün kıyasen uygulanacağını düzenler. m.69/2 ise fer’î müdahilin, tarafla rücu ilişkisinde asıl davadaki uyuşmazlık hakkında yanlış karar verildiği iddiasının dinlenilmeyeceğini belirtir.
İhbar edilen hangi hâllerde itiraz edebilir?
HMK m.69/2, müdahilin; zamanında ihbar yapılmadığı için davaya geç katıldığını, yanında katıldığı tarafın iddia ve savunma imkânlarını kullanmasını engellediğini ya da kendisince bilinmeyen iddia ve savunma imkânlarının tarafın ağır kusuru sebebiyle kullanılamadığını belirterek yargılamanın hatalı yürütüldüğünü ileri sürebileceğini düzenler.
Asli müdahale nedir?
HMK m.65/1, bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişinin hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabileceğini; m.65/2 ise asli müdahale davası ile asıl yargılamanın birlikte yürütülüp karara bağlanacağını düzenler.
Fer’î müdahil ne yapabilir?
HMK m.68/1, müdahale talebinin kabulü hâlinde müdahilin davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebileceğini; yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebileceğini ve onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemini yapabileceğini düzenler.
Bekletici mesele nedir?
HMK m.165/1, bir davada hüküm verilebilmesi başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılamanın bekletilebileceğini düzenler.
Bekletici mesele talebinden sonra ne yapılmalıdır?
HMK m.165/2, mahkemenin ilgili tarafa görevli mahkemeye veya idari makama başvurması için uygun bir süre vereceğini; bu süre içinde başvurulmadığı takdirde ilgili tarafın bu husustaki iddiasından vazgeçmiş sayılarak esas dava hakkında karar verileceğini düzenler.
Davalar hangi hâlde birleştirilir?
HMK m.166/1, aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davaların, aralarında bağlantı bulunması durumunda davanın her aşamasında talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebileceğini düzenler.
Bağlantı ne zaman var sayılır?
HMK m.166/4, davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda bağlantının var sayılacağını düzenler.
Birleştirme ve ayırma kararlarına karşı hangi kanun yoluna başvurulur?
HMK m.168/1, aynı yargı çevresindeki mahkemelerde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı sadece istinaf yoluna başvurulabileceğini; m.168/2 ise ilk derece mahkemelerinin ayırma kararlarına karşı istinaf, bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararları hakkında ise temyiz yoluna başvurulabileceğini düzenler.
İlgili Rehberler
- Dava şartları ve ilk itirazlar
- Portföy saklayıcısının görevleri
- Satışa aracılık eden kuruluşun sorumluluğu
- Şirketler topluluğunda sorumluluk
- Fon davasında istinaf ve temyiz
- Tanık delili ve yemin
- Hüküm, kesin hüküm, tavzih ve tamamlama
- Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi
Ayrı davalar birleştirilebilir
Aynı fona ilişkin davalarda bağlantı var sayılabilir. Değerlendirme için: 0554 648 37 15
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsAppDosyanız için değerlendirme
Taraf yapısını ve ihbar kararını birlikte belirleyelim. Telefon: 0554 648 37 15
İletişime GeçinBu içerik yargılama usulü alanındadır.
Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi · 12. Yargı Paketi rehberi · Tüm hukuk dalları


