Hüküm, Kesin Hüküm, Tavzih ve Tamamlama 2026 (HMK m.294-306): Hükmün Kapsamı, Kesin Hükmün Sınırları ve Ek Karar — Talep Dilekçesi Örneğiyle
20 Eylül 2026

Hüküm, Kesin Hüküm, Tavzih ve Tamamlama 2026 (HMK m.294-306): Hükmün Kapsamı, Kesin Hükmün Sınırları ve Ek Karar — Talep Dilekçesi Örneğiyle

Fon zararı davalarında hüküm, sürecin sonu değil yeni bir aşamanın başıdır: hükmün icraya konulabilmesi kapsamının tartışmasız olmasına bağlıdır. HMK m.297 hükmün kapsamını beş bentte sayar; m.298/2 gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağını belirtir. m.303/1, kesin hüküm için tarafların, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olmasını arar; m.303/2 yalnız hükme bağlanmış talepler bakımından kesin hüküm doğacağını, m.303/5 ise müteselsil borçlulardan biri hakkındaki kesin hükmün diğerleri için geçerli olmadığını düzenler. Hükümdeki eksiklikler için üç ayrı yol vardır: tashih, tavzih ve tamamlama.

Gerekçeli karar geldi mi?

Tereddüt, hesap hatası ve atlanan husus için üç ayrı yol vardır. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Kısaca: Kesin hüküm için üç unsurun aynı olması gerekir

Kesin hükmün şartı üçlüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.303/1, şeklî anlamda kesinleşmiş bir hükmün diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerektiğini düzenler.

Müteselsil borçlularda kesin hüküm yayılmaz. m.303/5, müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında oluşan kesin hükmün diğerleri hakkında geçerli olmadığını belirtir.

Tavzih hükmü değiştiremez. m.305/2, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağını, genişletilemeyeceğini ve değiştirilemeyeceğini düzenler.

Hüküm Elde Edildikten Sonra Başlayan Sorunlar

Fon zararı davalarında hüküm, sürecin sonu değil yeni bir aşamanın başıdır. Hükmün icraya konulabilmesi, kapsamının tartışmasız olmasına bağlıdır.

Uygulamada bu aşamada üç sorun çıkar. Birincisi hükmün açık olmaması veya icrasında tereddüt uyandırmasıdır. İkincisi hükümde yazı veya hesap hatası bulunmasıdır. Üçüncüsü ise hakkında karar verilmesi gereken bir hususun atlanmış olmasıdır.

Ayrıca kesin hükmün sınırları, kısmî dava açılan dosyalarda kalan kısım bakımından belirleyici olur.

Bu yazı, hükmün kapsamını, kesin hükmün sınırlarını ve tashih, tavzih ile tamamlama yollarını ele alır.

Kanun yolları rejimi fon davasında istinaf ve temyiz yazımızda ele alındı.

Yatırım tavsiyesi değildir. Bu yazı hiçbir fonun alınması, satılması veya elde tutulması yönünde öneri içermez ve somut bir dosya hakkında hukuki görüş niteliği taşımaz. Hükmün kapsamı ve kesin hükmün sınırları her dosyada ayrıca değerlendirilir.

Hüküm ve Tefhim

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.294/1, mahkemenin usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdireceğini; yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai kararın hüküm olduğunu düzenler.

Bu ayrım önemlidir: usule ilişkin nihai karar da davayı sona erdirir ancak hüküm sayılmaz.

m.294/2, hükmün yargılamanın sona erdiği duruşmada verileceğini ve tefhim olunacağını belirtir.

m.294/3, hükmün tefhiminin her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olacağını düzenler.

Gerekçeli karar bakımından m.294/4, zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerektiğini öngörür.

Bu hüküm, kanun yolu sürelerinin hesabında doğrudan etki doğurur: tefhim ile gerekçeli kararın tebliği arasındaki fark, sürenin başlangıcını belirler.

İcra mahkemesi kararlarında sürenin tefhimden de başlayabileceği ayrıca düzenlenmiştir; bu husus icra mahkemesi kararlarına karşı istinaf ve temyiz yazımızda ele alındı.

Hükmün Kapsamı: m.297

Hükümde bulunması gereken hususlar tek tek sayılmıştır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.297/1, hükmün “Türk Milleti Adına” verileceğini ve bu ibareden sonra maddede sayılan hususları kapsayacağını düzenler.

Hükmün kapsamı (HMK m.297/1)

Bentİçerik
(a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları; mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiği
(b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adresleri
(c)Tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler
(ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresi
(d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzaları

(c) bendi, gerekçenin unsurlarını gösterir ve bu unsurların eksikliği kanun yolunda denetlenir.

(ç) bendi ise fon dosyalarında ayrıca önem taşır: yargılama giderleri ile avansın harcanmayan kısmının iadesi hüküm sonucunda gösterilir. Gider rejimi yargılama ve takip giderleri ile vekâlet ücreti yazımızda ele alındı.

Yazım ve imza bakımından m.298/1, hükmün; hükmü veren hâkim, toplu mahkemelerde başkan veya hükme katılmış olan hâkimlerden başkanın seçeceği bir üye tarafından yazılacağını düzenler.

m.298/2 kesin bir kural koyar: gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.

Bu kural, tefhim ile gerekçeli karar arasındaki çelişkiyi kanun yolunda bir bozma sebebi hâline getirir.

m.298/3, hükümde gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verileceğini; m.298/4 ise hükmün, hükmü veren hâkim veya hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanacağını belirtir.

İlam ve Harç

Hükmün taraflara verilen nüshası ayrı bir hukuki nitelik taşır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.301/1, hüküm yazılıp imza edildikten ve mahkeme mührü ile mühürlendikten sonra nüshalarının yazı işleri müdürü tarafından taraflardan her birine makbuz karşılığında verileceğini ve bir nüshasının da gecikmeksizin diğer tarafa tebliğ edileceğini düzenler.

m.301/2, taraflardan her birine verilen hüküm nüshasının ilam olduğunu belirtir.

Bu nitelik, ilamlı icra takibinin dayanağını oluşturur; bu rejim ilamlı icra ve tahsil yazımızda ele alındı.

m.301/3, tarafların elinde bulunan hüküm nüshalarının farklı olması hâlinde karar kartonundaki nüshanın esas alınacağını düzenler.

Harç bakımından m.302/1, tarafların harcının ödenmiş olup olmamasına bakılmaksızın ilamı her zaman alabileceklerini belirtir.

m.302/2 bunu tamamlar: bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması; hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez.

m.302/3, Harçlar Kanunu dâhil diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümlerinin uygulanmayacağını düzenler.

Bu üç fıkra birlikte okunduğunda ortaya çıkan sonuç açıktır: harç eksikliği, hükmün icraya konulmasını engellemez.

Kesinleşme kaydı bakımından m.302/4, hükmün kesinleştiğinin ilamın altına veya arkasına yazılıp tarih ve mahkeme mührü konmak ve başkan veya hâkim tarafından imzalanmak suretiyle belirtileceğini düzenler.

m.302/5, kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin de ilk derece mahkemesince yapılacağını belirtir.

Kesin Hükmün Sınırları: m.303

Bu madde, fon dosyalarında en çok pratik sonuç doğuran hükümlerden biridir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.303/1, bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için; her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerektiğini düzenler.

Bu üç unsurdan biri farklıysa kesin hüküm oluşmaz.

Kapsam bakımından m.303/2, bir hükmün; davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil edeceğini belirtir.

Bu fıkra kısmî dava bakımından belirleyicidir: hükme bağlanmayan kısım için kesin hüküm doğmaz. Kısmî dava ve talep artırımı rejimi ıslah ve talep artırımı yazımızda ele alındı.

Küllî halefler bakımından m.303/3, kesin hükmün tarafların küllî halefleri hakkında da geçerli olduğunu düzenler.

Devralan kişiler bakımından m.303/4, bir dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hükmün; o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer’î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerli olduğunu belirtir. Aynı fıkra, Türk Medenî Kanunu’nun iyiniyetle mal edinmeye ait hükümlerinin saklı olduğunu öngörür.

Müteselsil sorumluluk bakımından m.303/5 kritik bir sınır çizer: müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında yahut müteselsil alacaklılardan biri veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hüküm, diğerleri hakkında geçerli değildir.

Bu fıkra fon dosyalarında doğrudan uygulanır. Kurucu, portföy saklayıcısı ve satışa aracılık eden kuruluş müteselsil sorumlu konumundaysa, bunlardan biri hakkında verilen hüküm diğerleri bakımından kesin hüküm oluşturmaz.

Dolayısıyla bir davalı hakkındaki olumsuz sonuç, diğer davalılara karşı dava açılmasını kendiliğinden engellemez.

Kesin hükmün kişi bakımından etkisi

KişiKesin hüküm geçerli miDayanak
Davanın taraflarıEvetm.303/1
Tarafların küllî halefleriEvetm.303/3
Kesinleşmeden sonra dava konusunu devralanlarEvet; iyiniyetle mal edinme hükümleri saklım.303/4
Dava konusu üzerinde sınırlı ayni hak kazananlarEvet; aynı kayıtlam.303/4
Diğer müteselsil borçlularHayırm.303/5
Diğer müteselsil alacaklılarHayırm.303/5

Hükmün Tashihi: m.304

Hükümdeki açık hatalar ayrı bir usulle düzeltilir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.304/1, hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebileceğini düzenler.

Aynı fıkra bir usul şartı getirir: hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir.

Şekil bakımından m.304/2, tashih kararı verildiği takdirde düzeltilen hususlarla ilgili kararın; mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılacağını ve imzalanacağını düzenler.

Tashihin kapsamı sınırlıdır: yazı ve hesap hataları ile bunlara benzer açık hatalar. Esasa ilişkin bir değerlendirme hatası tashih yoluyla düzeltilemez.

Fon dosyalarında tipik tashih konusu, hüküm fıkrasındaki tutarın hesaplama sonucuyla uyuşmamasıdır.

Tavzih: m.305

Hükmün anlamının açıklanması ayrı bir yoldur.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.305/1, hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa; icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her birinin hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebileceğini düzenler.

Bu fıkrada üç sebep sayılır: açık olmama, icrada tereddüt ve fıkralar arası aykırılık.

Zaman sınırı da belirtilmiştir: icrası tamamlanıncaya kadar. Dolayısıyla tavzih için ayrı bir süre öngörülmemiş, icranın tamamlanması sınır kabul edilmiştir.

Kapsam bakımından m.305/2 kesin bir sınır koyar: hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.

Bu fıkra, tavzihin sınırını çizer: tavzih hükmü açıklar, değiştirmez.

Fon dosyalarında tavzih, faizin başlangıç tarihi, hangi davalının hangi tutardan sorumlu olduğu veya müteselsil sorumluluğun kapsamı gibi noktalarda gündeme gelir.

Hükmün Tamamlanması: m.305/A

2020 yılında getirilen bu yol, atlanan hususlar için öngörülmüştür.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.305/A, taraflardan her birinin; nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda ek karar verilmesini isteyebileceğini düzenler.

Aynı madde, bu karara karşı kanun yoluna başvurulabileceğini belirtir.

Bu hüküm, tavzihten ayrılır: tavzih mevcut hükmü açıklarken, tamamlama hakkında hiç karar verilmemiş bir hususta ek karar verilmesini sağlar.

Süre bakımından da fark vardır: tavzih için icranın tamamlanmasına kadar süre varken, tamamlama için nihaî kararın tebliğinden itibaren bir aylık süre öngörülmüştür.

Fon dosyalarında tamamlama tipik olarak şu hâllerde gündeme gelir: faize ilişkin talep hakkında karar verilmemesi, bir davalı hakkında hüküm kurulmaması veya yargılama giderlerinin hükme geçirilmemesi.

Üç yolun karşılaştırması

KonuTashihTavzihTamamlama
SebepYazı ve hesap hataları ile benzeri açık hatalarAçık olmama, icrada tereddüt, fıkralar arası aykırılıkHakkında karar verilmemiş husus
SüreÖngörülmemiş; resen de mümkünİcrası tamamlanıncaya kadarNihaî kararın tebliğinden bir ay
Resen yapılabilir miEvetTalep üzerineTalep üzerine
Hükmü değiştirir miAçık hatayı düzeltirHayır; haklar ve borçlar değiştirilemezEk karar verilir
Kanun yoluGenel hükümlere göreGenel hükümlere göreEk karara karşı başvurulabilir
Dayanakm.304m.305m.305/A

Talep Usulü: m.306

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.306/1, tavzih veya tamamlamanın; dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebileceğini düzenler.

Aynı fıkra, dilekçenin bir nüshasının cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edileceğini; cevabın ise talepte bulunan tarafa tebliğ olunacağını belirtir.

İnceleme bakımından m.306/2, mahkemenin cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar vereceğini; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebileceğini düzenler.

Sonuç bakımından m.306/3, mahkemenin tavzih veya tamamlama talebini yerinde gördüğü takdirde m.304 uyarınca işlem yapacağını belirtir.

Bu atıf önemlidir: tavzih ve tamamlama kararı da, tashihte olduğu gibi mevcut nüshaların altına veya eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır.

Talebin hükmü veren mahkemeden istenmesi gereği, kanun yolu aşamasındaki dosyalar bakımından ayrıca dikkat gerektirir.

Davayı Sona Erdiren Taraf İşlemleri

Hüküm, mahkemenin kararıyla olduğu kadar tarafların iradesiyle de doğabilir. Bu işlemler kesin hüküm gibi sonuç doğurduğundan burada ele alınmalıdır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.307, feragatin; davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olduğunu düzenler.

m.308/1, kabulün; davacının talep sonucuna davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesi olduğunu belirtir. m.308/2, kabulün ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğuracağını öngörür.

Şekil bakımından m.309/1, feragat ve kabulün dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağını düzenler.

m.309/2 önemli bir kural içerir: feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir.

m.309/3, kısmen feragat veya kabulde; feragat edilen veya kabul edilen kısmın dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerektiğini belirtir.

m.309/4, feragat ve kabulün kayıtsız ve şartsız olması gerektiğini düzenler.

Bu iki fıkra fon dosyalarında dikkat gerektirir: kısmî feragat beyanının kapsamı açıkça gösterilmeli ve beyan şarta bağlanmamalıdır.

Zaman bakımından m.310/1, feragat ve kabulün hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceğini belirtir.

m.310/2, feragat veya kabulün hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa; taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi dosyanın kanun yolu incelemesine gönderilmeyeceğini öngörür.

Sonuç bakımından m.311, feragat ve kabulün kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağını; irade bozukluğu hâllerinde feragat ve kabulün iptalinin istenebileceğini düzenler.

Gider bakımından m.312/1, feragat veya kabul beyanında bulunan tarafın davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceğini; feragat ve kabulün talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin olması hâlinde mahkûmiyetin ona göre belirleneceğini belirtir.

m.312/2 bir istisna getirir: davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmişse yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez.

Feragat, kabul ve sulh

İşlemTanımSonuçDayanak
FeragatDavacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesiKesin hüküm gibim.307, m.311
KabulDavalının talep sonucuna kısmen veya tamamen muvafakatiKesin hüküm gibim.308, m.311
SulhUyuşmazlığı sona erdirmek amacıyla mahkeme huzurunda yapılan sözleşmeDavayı sona erdirir, kesin hüküm gibim.313, m.315
ZamanHüküm kesinleşinceye kadarHükümden sonraysa dosya kanun yoluna gönderilmezm.310, m.314
İptalİrade bozukluğu; sulhta ayrıca aşırı yararlanmaİptal istenebilirm.311, m.315/2

Sulh ve Fon Dosyalarındaki Görünümü

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.313/1, sulhun; görülmekte olan bir davada tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşme olduğunu düzenler.

m.313/2, sulhun ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabileceğini belirtir.

Kapsam bakımından m.313/3, dava konusunun dışında kalan hususların da sulhun kapsamına dâhil edilebileceğini; m.313/4 ise sulhun şarta bağlı olarak da yapılabileceğini düzenler.

Bu iki fıkra fon dosyalarında önem taşır: sulh, dava konusu zararla sınırlı kalmayıp taraflar arasındaki diğer uyuşmazlıkları da kapsayabilir ve şarta bağlanabilir.

Zaman bakımından m.314/1, sulhun hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceğini belirtir.

Sonuç bakımından m.315/1, sulhun ilgili bulunduğu davayı sona erdireceğini ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağını düzenler.

Aynı fıkra mahkemenin nasıl karar vereceğini de gösterir: taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse mahkeme sulh sözleşmesine göre; istemezlerse karar verilmesine yer olmadığına karar verir.

m.315/2, irade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptalinin istenebileceğini belirtir.

Sulh ile arabuluculuk anlaşması arasındaki fark, yapıldığı yer ve doğurduğu sonuç bakımındadır: sulh mahkeme huzurunda yapılırken, arabuluculuk anlaşması icra edilebilirlik şerhiyle ilam niteliği kazanır. Arabuluculuk rejimi ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk yazımızda ele alındı.

Fon dosyalarında sulh değerlendirilirken üç husus öne çıkar. Birincisi, sulhun kesin hüküm gibi sonuç doğurmasıdır: kapsamı dışında kalan talepler için ayrıca dava açılabilir, kapsamına girenler için açılamaz. İkincisi, kısmî davada sulhun hangi kısmı kapsadığının açıkça gösterilmesidir. Üçüncüsü ise müteselsil sorumluluk hâlinde sulhun diğer davalılara etkisidir.

Fon Dosyasında Hüküm Kontrolü

Gerekçeli karar tebliğ edildiğinde yapılması gereken inceleme bellidir.

Gerekçeli karar geldiğinde

AdımKontrolEksikse yol
1Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna uygun mu?Kanun yolu; m.298/2
2Hüküm fıkrasındaki tutar hesaplamayla uyumlu mu?Tashih; m.304
3Faizin türü ve başlangıç tarihi gösterilmiş mi?Karar verilmemişse tamamlama; m.305/A
4Her davalı bakımından ayrı hüküm kurulmuş mu?Karar verilmemişse tamamlama; m.305/A
5Müteselsil sorumluluğun kapsamı açık mı?Tereddüt varsa tavzih; m.305
6Yargılama giderleri ve avans iadesi gösterilmiş mi?m.297/1-(ç); eksikse tamamlama
7Kanun yolu ve süresi yazılmış mı?m.297/1-(ç)
8Hüküm fıkraları birbiriyle çelişiyor mu?Tavzih; m.305/1

Bu kontrolün gecikmeden yapılması gerekir: tamamlama için bir aylık süre, kanun yolu süreleriyle birlikte işler.

Tavzih ve Tamamlama Talebi Dilekçesi Örneği

Aşağıdaki metin, gerekçeli kararda tereddüt bulunan ve bir hususta karar verilmemiş olan hâller için hazırlanmış çerçevedir.

[ ] ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE

DOSYA NO: [ ] Esas — [ ] Karar

TALEP EDEN (DAVACI): [Ad Soyad] — [TC Kimlik No]

VEKİLİ: Av. [Ad Soyad]

KARŞI TARAF (DAVALILAR): [Kurucu portföy yönetim şirketi], [portföy saklayıcısı]

KARARIN TEBLİĞ TARİHİ: [tarih]

KONU: Hükmün tavzihi ve tamamlanması taleplerimizdir.

AÇIKLAMALAR

1. Sayın Mahkemenin [tarih] tarihli kararı müvekkil vekiline [tarih] tarihinde tebliğ edilmiştir. İşbu talep yasal süresi içinde sunulmaktadır.

Tavzih talebimiz — Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.305

Anılan maddenin birinci fıkrası, hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her birinin hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebileceğini öngörmektedir. Hüküm fıkrasında davalıların sorumluluğunun müteselsil olup olmadığı ve her bir davalının hangi tutardan sorumlu tutulduğu hususunda tereddüt bulunmaktadır. Bu hususun açıklığa kavuşturulmasını talep ederiz.

Tavzihin sınırı — Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.305

Anılan maddenin ikinci fıkrası, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağını, genişletilemeyeceğini ve değiştirilemeyeceğini öngörmektedir. Talebimiz hükmün değiştirilmesine değil, mevcut hükmün açıklığa kavuşturulmasına yöneliktir.

Tamamlama talebimiz — Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.305/A

Anılan madde, taraflardan her birinin nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde; yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda ek karar verilmesini isteyebileceğini öngörmektedir. Dava dilekçemizde talep edilmiş olmasına rağmen [faize ilişkin talep / yargılama giderleri / ilgili husus] hakkında hüküm kurulmamıştır. Bu hususta ek karar verilmesini talep ederiz.

[Hesap hatası varsa] Tashih talebimiz — Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.304

Anılan maddenin birinci fıkrası, hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebileceğini öngörmektedir. Hüküm fıkrasında yer alan [tutar] TL, gerekçede benimsenen hesaplama sonucuyla uyuşmamaktadır.

Usul — Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.306

Anılan maddenin birinci fıkrası uyarınca işbu dilekçeye taraf sayısı kadar nüsha eklenmiştir.

HUKUKİ SEBEPLER: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.294, m.297, m.298, m.301, m.302, m.304, m.305, m.305/A, m.306 ve ilgili mevzuat.

DELİLLER: Sayın Mahkemenin [ ] sayılı dosyası; gerekçeli karar; bilirkişi raporu; duruşma tutanakları.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1. Hüküm fıkrasındaki tereddüdün giderilmesi suretiyle hükmün tavzihine,

2. Hakkında karar verilmeyen [husus] bakımından ek karar verilmek suretiyle hükmün tamamlanmasına,

3. [Varsa] Hüküm fıkrasındaki hesap hatasının tashihine karar verilmesini vekâleten talep ederiz.

Talep Eden Vekili
Av. [Ad Soyad] — [İmza]

Tamamlama talebinin nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde sunulması gerekir; m.305/A bu süreyi açıkça öngörmektedir.

Sık Yapılan Hatalar

Birinci hata, tavzih yoluyla hükmün değiştirilmesini istemektir. HMK m.305/2, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağını, genişletilemeyeceğini ve değiştirilemeyeceğini öngörür.

İkinci hata, tamamlama için öngörülen bir aylık süreyi kaçırmaktır. m.305/A, süreyi nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay olarak belirler.

Üçüncü hata, tashih ile tavzihi karıştırmaktır. m.304 yazı ve hesap hataları ile benzeri açık hataları; m.305 ise hükmün açık olmaması, icrada tereddüt ve fıkralar arası aykırılığı kapsar.

Dördüncü hata, müteselsil borçlulardan biri hakkındaki hükmün diğerlerini de bağladığını sanmaktır. m.303/5, bu hâlde kesin hükmün diğerleri hakkında geçerli olmadığını belirtir.

Beşinci hata, hükme bağlanmayan talepler için de kesin hüküm doğduğunu düşünmektir. m.303/2, hükmün yalnız hükme bağlanmış talepler hakkında kesin hüküm teşkil edeceğini öngörür.

Altıncı hata, harç ödenmeden ilam alınamayacağını sanmaktır. m.302/1 ve m.302/2, harcın ödenmiş olup olmamasına bakılmaksızın ilamın her zaman alınabileceğini ve bakiye harcın takibe konmaya engel olmadığını belirtir.

Yedinci hata, gerekçeli karar ile tefhim arasındaki çelişkiyi gözden kaçırmaktır. m.298/2, gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağını öngörür.

Sekizinci hata, tavzih talebini kanun yolu süresi yerine geçen bir yol saymaktır. Tavzih hükmü açıklar; kanun yolu süreleri kendi rejimine göre işler.

Basit usul: İki dilekçe kuralı, erken başlayan yasak ve delil tespiti basit yargılama usulü yazımızda ele alındı.
Çekişmesiz yargı: Görev, yetki, resen araştırma ve kesin hüküm sorunu çekişmesiz yargı yazımızda ele alındı.
İlkeler: Taleple bağlılık, taraflarca getirilme ve hukuki dinlenilme hakkı yargılama ilkeleri yazımızda ele alındı.
Yabancı karar: Tanıma, tenfiz ve karşılıklılık yabancı mahkeme ve hakem kararlarının tanınması ve tenfizi yazımızda ele alındı.
Uzlaşma: Feragat, kabul, sulh ve adli yardım feragat, kabul, sulh ve adli yardım yazımızda ele alındı.

Sıkça Sorulan Sorular

Hüküm nedir?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.294/1, mahkemenin usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdireceğini; yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai kararın hüküm olduğunu düzenler.

Gerekçeli karar ne zaman yazılır?

HMK m.294/4, zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerektiğini düzenler.

Gerekçeli karar tefhime aykırı olabilir mi?

Hayır. HMK m.298/2, gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağını düzenler.

Hükümde neler bulunmalıdır?

HMK m.297/1; mahkeme ve hâkimlerin bilgileri, tarafların kimlikleri, iddia ve savunmaların özeti ile delillerin tartışılması ve hukuki sebepler, hüküm sonucu ile yargılama giderleri ve avans iadesi ve varsa kanun yolları ile süresi, hükmün verildiği tarih ve imzaları sayar.

İlam nedir?

HMK m.301/2, taraflardan her birine verilen hüküm nüshasının ilam olduğunu düzenler. m.301/3 ise tarafların elindeki nüshaların farklı olması hâlinde karar kartonundaki nüshanın esas alınacağını belirtir.

Harç ödenmeden ilam alınabilir mi?

HMK m.302/1, tarafların harcının ödenmiş olup olmamasına bakılmaksızın ilamı her zaman alabileceklerini; m.302/2 ise bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğini düzenler.

Kesin hüküm hangi şartlarla oluşur?

HMK m.303/1, şeklî anlamda kesinleşmiş bir hükmün diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerektiğini düzenler.

Hükme bağlanmayan talepler için kesin hüküm doğar mı?

Hayır. HMK m.303/2, bir hükmün davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil edeceğini düzenler.

Müteselsil borçlularda kesin hüküm yayılır mı?

Hayır. HMK m.303/5, müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında yahut müteselsil alacaklılardan biri veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hükmün diğerleri hakkında geçerli olmadığını düzenler.

Kesin hüküm haleflere etki eder mi?

HMK m.303/3, kesin hükmün tarafların küllî halefleri hakkında da geçerli olduğunu; m.303/4 ise hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusunun mülkiyetini devralan yahut üzerinde sınırlı ayni hak ya da fer’î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerli olduğunu, Türk Medenî Kanunu’nun iyiniyetle mal edinme hükümlerinin saklı olduğunu düzenler.

Hükümdeki hesap hatası nasıl düzeltilir?

HMK m.304/1, hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebileceğini; hüküm tebliğ edilmişse hâkimin tarafları dinlemeden hatayı düzeltemeyeceğini düzenler.

Tavzih hangi hâllerde istenir?

HMK m.305/1, hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her birinin hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebileceğini düzenler.

Tavzih ile hüküm değiştirilebilir mi?

Hayır. HMK m.305/2, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağını, genişletilemeyeceğini ve değiştirilemeyeceğini düzenler.

Hakkında karar verilmemiş husus için ne yapılır?

HMK m.305/A, taraflardan her birinin nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde; yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda ek karar verilmesini isteyebileceğini ve bu karara karşı kanun yoluna başvurulabileceğini düzenler.

Tavzih ve tamamlama nasıl talep edilir?

HMK m.306/1, tavzih veya tamamlamanın dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebileceğini; m.306/2 mahkemenin cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar vereceğini düzenler.

İlgili Rehberler

Tamamlama süresi bir ay

Hakkında karar verilmemiş husus için süre tebliğden itibaren işler. Değerlendirme için: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Gerekçeli kararı kanun yolu süresi işlerken birlikte inceleyelim. Telefon: 0554 648 37 15

İletişime Geçin

Bu içerik yargılama usulü alanındadır.

Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi  ·  12. Yargı Paketi rehberi  ·  Tüm hukuk dalları

Post by Av. Fatma Öztürk