Yabancı mahkeme veya hakem kararı Türkiye’de kendiliğinden hüküm doğurmaz. MÖHUK m.50/1, yabancı ilâmların Türkiye’de icra olunabilmesini yetkili Türk mahkemesince tenfiz kararı verilmesine bağlar. Tanıma ile tenfiz arasındaki en pratik fark m.58/1’dedir: tanımada karşılıklılık şartı aranmaz, dolayısıyla yabancı karar yalnız kesin delil veya kesin hüküm olarak kullanılacaksa süreç belirgin biçimde kolaylaşır. m.54 dört tenfiz şartı öngörür; bunlardan aşırı yetki ve savunma hakkı ihlali resen değil itiraz üzerine incelenir. m.55/2 itiraz sebeplerini sınırlı sayar ve yabancı kararın esasının yeniden tartışılmasına imkân vermez. Yabancı hakem kararlarında ise m.62/2, sekiz ret sebebinden altısı bakımından ispat yükünü hakkında tenfiz istenen tarafa yükler.
Yabancı kararınız var mı?
Tenfiz olmadan Türkiye’de icra edilemez. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsAppKısaca: Tanımada karşılıklılık aranmaz, temyiz icrayı durdurur
Tenfiz kararı olmadan icra edilemez. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.50/1, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş ilâmların Türkiye’de icra olunabilmesinin, yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlı olduğunu düzenler.
Tanımada karşılıklılık şartı yoktur. m.58/1, yabancı ilâmın kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesinin tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlı olduğunu; tanımada m.54/1-(a) hükmünün uygulanmayacağını belirtir.
Temyiz yerine getirmeyi durdurur. m.57/2, tenfiz isteminin kabul veya reddi hususunda verilen kararların temyizinin genel hükümlere tâbi olduğunu ve temyizin yerine getirmeyi durduracağını düzenler.
Fon Dosyalarında Yabancı Karar Nerede Karşımıza Çıkar?
Fon zararı uyuşmazlıklarının sınır ötesi boyutu göründüğünden daha geniştir. Yabancı mahkeme veya hakem kararı üç ayrı noktada gündeme gelebilir.
Birincisi, yurt dışında yerleşik yatırımcıların veya yurt dışında ikamet eden Türk vatandaşlarının kendi ülkelerinde aldıkları kararlardır.
İkincisi, kurucu şirketin veya grup şirketlerinin yabancı ülkelerde taraf olduğu uyuşmazlıklardan doğan kararlardır. Bu kararlar, Türkiye’deki malvarlığına yöneltilmek istenebilir.
Üçüncüsü, portföydeki yabancı varlıklara ilişkin uyuşmazlıklarda verilen kararlar ile kurumsal sözleşmelerdeki tahkim şartlarına dayanılarak alınan yabancı hakem kararlarıdır.
Bu kararların Türkiye’de hüküm doğurabilmesi kendiliğinden gerçekleşmez; kanunda öngörülen usulün izlenmesi gerekir.
Bu yazı, yabancı mahkeme ve hakem kararlarının tanınması ile tenfizini ele alır. Yurt dışındaki alıcının altın veya mücevher bedelini ödememesi hâlinde uluslararası alacak tahsili, ihtiyati haciz ve yabancı kararın tenfizi için yurt dışındaki alıcı altın bedelini ödemedi rehberimize bakılabilir.
İç tahkim rejimi tahkim yazımızda ele alındı.
Tanıma ile Tenfiz Arasındaki Fark
Kanun iki ayrı kurum öngörür ve bunların sonuçları birbirinden farklıdır.
Tenfiz bakımından 5718 sayılı Kanun m.50/1, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye’de icra olunabilmesinin yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlı olduğunu düzenler.
Bu fıkrada üç şart yer alır: hukuk davasına ilişkin olması, verildiği devlet kanunlarına göre kesinleşmiş olması ve Türk mahkemesince tenfiz kararı verilmesi.
Ceza ilâmları bakımından m.50/2, yabancı mahkemelerin ceza ilâmlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz kararı istenebileceğini belirtir.
Bu fıkra fon dosyalarında değer taşır: yabancı bir ceza yargılamasında hükmedilen kişisel hak tazminatı bakımından tenfiz yolu açıktır.
Tanıma bakımından m.58/1, yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesinin, yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlı olduğunu düzenler.
Aynı fıkra belirleyici bir istisna getirir: tanımada m.54/1-(a) uygulanmaz.
Bu istisna, karşılıklılık şartının tanımada aranmaması anlamına gelir ve iki kurum arasındaki en pratik farkı oluşturur.
m.58/2, ihtilafsız kaza kararlarının tanınmasının da aynı hükme tâbi olduğunu belirtir.
m.58/3, yabancı mahkeme ilâmına dayanılarak Türkiye’de idarî bir işlemin yapılmasında da aynı usulün uygulanacağını düzenler.
Etki bakımından m.59, yabancı ilâmın kesin hüküm veya kesin delil etkisinin, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade edeceğini belirtir.
Bu hüküm önemlidir: etkinin başlangıcı Türk mahkemesinin tanıma kararı değil, yabancı kararın kesinleştiği andır.
Tanıma ve tenfiz karşılaştırması
| Konu | Tanıma | Tenfiz |
|---|---|---|
| Amaç | Kesin delil veya kesin hüküm etkisi | Türkiye’de icra edilebilirlik |
| Karşılıklılık | Aranmaz | Aranır |
| Diğer şartlar | Tenfiz şartlarının tespiti gerekir | m.54’teki şartlar |
| Etkinin başlangıcı | Yabancı kararın kesinleştiği an | Tenfiz kararıyla icra edilebilir |
| İdarî işlem | Aynı usul uygulanır | — |
| Dayanak | m.58, m.59 | m.50, m.54, m.57 |
Uygulamada bu ayrım stratejik sonuç doğurur. Alacağın Türkiye’de tahsili amaçlanıyorsa tenfiz gerekir. Yabancı kararın yalnız bir vakıanın ispatı için kullanılması amaçlanıyorsa tanıma yeterlidir ve karşılıklılık aranmaz.
Kesin hükmün şartları hüküm, kesin hüküm, tavzih ve tamamlama yazımızda ele alındı.
Görevli ve Yetkili Mahkeme: m.51
5718 sayılı Kanun m.51/1, tenfiz kararları hakkında görevli mahkemenin asliye mahkemesi olduğunu düzenler.
Yetki bakımından m.51/2 üç kademeli bir sıra öngörür.
Birinci sırada, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesi yer alır.
İkinci sırada, yerleşim yeri yoksa sakin olduğu yer mahkemesi gelir.
Üçüncü sırada ise, Türkiye’de yerleşim yeri veya sakin olduğu bir yer mevcut değilse Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri bulunur.
Bu son kademe fon dosyalarında sıkça uygulanır: kendisine karşı tenfiz istenen tarafın Türkiye’de yerleşim yeri bulunmadığı hâllerde bu üç yerden biri seçilebilir.
Yetki kuralları ve itiraz usulü dava şartları ve ilk itirazlar yazımızda ele alındı.
Yabancı hakem kararları bakımından yetki ayrı düzenlenmiştir ve aşağıda ele alınmaktadır.
Tenfiz İstemi ve Dilekçe İçeriği: m.52
5718 sayılı Kanun m.52/1, kararın tenfiz edilmesinde hukukî yararı bulunan herkesin tenfiz isteminde bulunabileceğini düzenler.
Bu ifade geniştir: istem hakkı yalnız kararda lehine hüküm kurulan tarafla sınırlı değildir, hukukî yararı bulunan herkes istemde bulunabilir.
Aynı fıkra, tenfiz isteminin dilekçe ile olacağını ve dilekçeye karşı tarafın sayısı kadar örnek ekleneceğini belirtir.
Aynı fıkra dilekçede yer alacak hususları üç bentte sayar.
Tenfiz dilekçesinin içeriği (MÖHUK m.52/1)
| Bent | İçerik |
|---|---|
| (a) | Tenfiz isteyenle karşı tarafın ve varsa kanunî temsilci ile vekillerinin ad, soyad ve adresleri |
| (b) | Tenfiz konusu hükmün hangi devlet mahkemesinden verilmiş olduğu, mahkemenin adı, ilâmın tarih ve numarası ile hükmün özeti |
| (c) | Tenfiz hükmün bir kısmı hakkında isteniyorsa bunun hangi kısım olduğu |
(c) bendi kısmî tenfiz imkânını gösterir: ilâmın tamamı değil, belirli bir kısmı için tenfiz istenebilir.
Bu imkân fon dosyalarında kullanılabilir: yabancı ilâmın yalnız tazminata ilişkin bölümü için tenfiz istenip, kamu düzenine aykırılık tartışması doğurabilecek bölümleri kapsam dışı bırakılabilir.
Dilekçeye Eklenecek Belgeler: m.53
5718 sayılı Kanun m.53/1, tenfiz dilekçesine eklenecek belgeleri iki bentte sayar.
(a) bendi; yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslını veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneğini ve onanmış tercümesini arar.
(b) bendi; ilâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesini arar.
Bu iki bent birlikte okunduğunda dört belge ortaya çıkar: onanmış ilâm, onanmış tercümesi, kesinleşme belgesi ve onun onanmış tercümesi.
Uygulamada en sık karşılaşılan eksiklik, kesinleşme belgesinin sunulmamasıdır. m.50/1 kesinleşmeyi bir şart olarak öngördüğünden, bu belge zorunludur.
Onama işlemi bakımından ilgili devletin taraf olduğu milletlerarası düzenlemeler çerçevesinde apostil şerhi uygulanabilir; bu husus somut dosyada ayrıca değerlendirilir.
Belgelerin ibrazı ve celbi fon davasında ispat ve deliller yazımızda ele alındı.
Tenfiz Şartları: m.54
Bu madde, tenfiz yargılamasının merkezindedir.
5718 sayılı Kanun m.54/1, yetkili mahkemenin tenfiz kararını maddede sayılan şartlar dâhilinde vereceğini düzenler ve dört bent öngörür.
Tenfiz şartları (MÖHUK m.54/1)
| Bent | Şart |
|---|---|
| (a) | Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması |
| (b) | İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu ya da taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması |
| (c) | Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması |
| (ç) | O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında ya da yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin bu hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması |
Bu dört şart farklı nitelikte olup uygulamada ayrı ayrı tartışılır.
Karşılıklılık: m.54/1-(a)
Bu bent üç alternatif öngörür ve bunlardan birinin bulunması yeterlidir.
Birincisi, iki devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşmanın bulunmasıdır.
İkincisi, ilgili devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün bulunmasıdır.
Üçüncüsü, fiilî uygulamanın bulunmasıdır. Bu alternatif, yazılı bir düzenleme olmasa dahi uygulamada Türk ilâmlarının tenfiz edildiğinin ortaya konulmasıyla karşılanabilir.
Karşılıklılığın varlığı, tenfiz isteminde açıkça ileri sürülmeli ve mümkünse belgelendirilmelidir.
Tanımada ise bu bent uygulanmaz; m.58/1 bunu açıkça belirtir.
Münhasır Yetki ve Aşırı Yetki: m.54/1-(b)
Bu bent iki ayrı hâli düzenler.
Birinci hâl, ilâmın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmiş olmamasıdır. Bu husus mahkemece resen gözetilir.
İkinci hâl ise aşırı yetki olarak adlandırılır: ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmasıdır.
Bu ikinci hâl bakımından bent bir şart getirir: davalının itiraz etmesi gerekir.
Dolayısıyla aşırı yetki iddiası resen dikkate alınmaz; karşı tarafın ileri sürmesi aranır.
Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi bakımından m.40, bu yetkinin iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarıyla tayin edileceğini düzenler.
Yetki sözleşmesi bakımından m.47/1, yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde tarafların; aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabileceklerini belirtir.
Aynı fıkra, anlaşmanın yazılı delille ispat edilmesi hâlinde geçerli olacağını ve davanın ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görüleceğini öngörür.
m.47/2, iş, tüketici ve sigorta sözleşmelerine ilişkin maddelerde belirlenen mahkemelerin yetkisinin tarafların anlaşmasıyla bertaraf edilemeyeceğini düzenler.
Bu hüküm koruyucu nitelik taşır: belirli sözleşme türlerinde yetki anlaşmasıyla Türk mahkemelerinin yetkisi kaldırılamaz.
Kamu Düzeni: m.54/1-(c)
Bu bent, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmamasını arar.
Ölçütte “açıkça” ifadesi yer alır. Dolayısıyla her farklılık değil, açık aykırılık aranır.
Kamu düzeni kavramı ayrıca m.5’te de yer alır: yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde Türk hukuku uygulanır.
Doğrudan uygulanan kurallar bakımından m.6, yetkili yabancı hukukun uygulandığı durumlarda; düzenleme amacı ve uygulama alanı bakımından Türk hukukunun doğrudan uygulanan kurallarının kapsamına giren hâllerde o kuralın uygulanacağını düzenler.
Sermaye piyasası mevzuatının yatırımcıyı koruyan hükümleri bakımından bu değerlendirme fon dosyalarında gündeme gelebilir.
Kamu düzeni denetiminin bir revizyon denetimi olmadığı, yani yabancı kararın esasının yeniden incelenmediği kabul edilir; denetim, hükmün sonucunun Türk kamu düzeniyle bağdaşıp bağdaşmadığıyla sınırlıdır.
Savunma Hakkı: m.54/1-(ç)
Bu bent, yabancı yargılamada savunma hakkının ihlal edilmemiş olmasını arar.
Bent üç ihlal hâli sayar: hükmü veren mahkemeye usulüne uygun şekilde çağrılmama, o mahkemede temsil edilmeme ve o kanunlara aykırı şekilde gıyapta ya da yoklukta hüküm verilmesi.
Ölçüt, “o yer kanunları”dır: usulün uygunluğu, kararın verildiği yer hukukuna göre değerlendirilir.
Bent ayrıca bir şart getirir: bu kişinin anılan hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması.
Dolayısıyla savunma hakkı ihlali de resen değil, itiraz üzerine incelenir.
Hukuki dinlenilme hakkı yargılama ilkeleri ve yargılamanın ertelenmesi yazımızda ele alındı.
Şartların incelenme biçimi
| Şart | İnceleme | Dayanak |
|---|---|---|
| Karşılıklılık | Tenfizde aranır; tanımada uygulanmaz | m.54/1-(a), m.58/1 |
| Münhasır yetki | Resen gözetilir | m.54/1-(b) |
| Aşırı yetki | Davalının itirazı şarttır | m.54/1-(b) |
| Kamu düzeni | Açık aykırılık aranır | m.54/1-(c) |
| Savunma hakkı | İtiraz üzerine incelenir; ölçüt o yer kanunlarıdır | m.54/1-(ç) |
Tebliğ, İtiraz ve Yargılama Usulü: m.55
5718 sayılı Kanun m.55/1, tenfiz istemine ilişkin dilekçenin duruşma günü ile birlikte karşı tarafa tebliğ edileceğini düzenler.
Aynı fıkra, ihtilafsız kaza kararlarının tanınması ve tenfizinin de aynı hükme tâbi olduğunu; hasımsız ihtilafsız kaza kararlarında tebliğ hükmünün uygulanmayacağını belirtir.
Aynı fıkra usulü de gösterir: istem, basit yargılama usulü hükümlerine göre incelenerek karara bağlanır.
Basit yargılama usulünün uygulanması, iki dilekçelik yapı ve sınırlı duruşma sayısı gibi sonuçlar doğurur; bu rejim basit yargılama usulü yazımızda ele alındı.
İtiraz sebepleri bakımından m.55/2 sınırlı bir çerçeve çizer: karşı taraf ancak bu bölüm hükümlerine göre tenfiz şartlarının bulunmadığını veya yabancı mahkeme ilâmının kısmen ya da tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu öne sürerek itiraz edebilir.
Bu fıkra, tenfiz yargılamasının esasa ilişkin bir yargılama olmadığını gösterir: yabancı kararın esası yeniden tartışılamaz.
Karşı tarafın ileri sürebileceği itirazlar üç kategoridedir: tenfiz şartlarının bulunmaması, ilâmın yerine getirilmiş olması ve yerine getirilmesine engel bir sebebin ortaya çıkmış olması.
Üçüncü kategori fon dosyalarında değer taşır: yabancı kararın verilmesinden sonra doğan ödeme, ibra veya takas gibi sebepler bu kapsamda ileri sürülebilir.
Karar, Yerine Getirme ve Kanun Yolu
5718 sayılı Kanun m.56/1, mahkemece ilâmın kısmen veya tamamen tenfizine ya da istemin reddine karar verilebileceğini düzenler.
Aynı fıkra, bu kararın yabancı mahkeme ilâmının altına yazılacağını ve hâkim tarafından mühürlenip imzalanacağını belirtir.
Kısmî tenfiz imkânı, m.52/1-(c) ile birlikte okunduğunda iki yönlü işler: taraf kısmî tenfiz isteyebileceği gibi, mahkeme de kısmî tenfize karar verebilir.
İcra bakımından m.57/1, tenfizine karar verilen yabancı ilâmların Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmlar gibi icra olunacağını düzenler.
Bu hüküm, tenfiz kararının sonucunu gösterir: ilâmlı icra yolu açılır.
İlamlı icra rejimi ilamlı icra ve tahsil yazımızda ele alındı.
Kanun yolu bakımından m.57/2, tenfiz isteminin kabul veya reddi hususunda verilen kararların temyizinin genel hükümlere tâbi olduğunu ve temyizin yerine getirmeyi durduracağını belirtir.
Bu son cümle önemlidir: genel kuraldan ayrılarak temyize durdurucu etki tanınmıştır.
Kanun yolu rejimi fon davasında istinaf ve temyiz yazımızda ele alındı.
Yabancı Hakem Kararlarının Tenfizi: m.60-61
Yabancı hakem kararları ayrı bir rejime tâbidir.
5718 sayılı Kanun m.60/1, kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan yabancı hakem kararlarının tenfiz edilebileceğini düzenler.
Bu fıkrada ölçüt alternatiflidir: kesinleşme ve icra kabiliyeti kazanma ya da taraflar için bağlayıcı olma.
Yetki bakımından m.60/2, yabancı hakem kararlarının tenfizinin tarafların yazılı olarak kararlaştırdıkları yer asliye mahkemesinden dilekçeyle isteneceğini belirtir.
Aynı fıkra, taraflar arasında böyle bir anlaşma olmadığı takdirde; aleyhine karar verilen tarafın Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sakin olduğu, bu da yoksa icraya konu teşkil edebilecek malların bulunduğu yer mahkemesinin yetkili sayılacağını düzenler.
Bu son seçenek mahkeme kararlarındaki yetki kuralından farklıdır: malların bulunduğu yer mahkemesi yetkili olabilir.
Belgeler bakımından m.61/1, yabancı hakem kararının tenfizini isteyen tarafın dilekçesine ekleyeceği belgeleri sayar: tahkim sözleşmesi veya şartının aslı yahut usulüne göre onanmış örneği; hakem kararının usulen kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcılık kazanmış aslı ya da usulüne göre onanmış örneği; bu belgelerin tercüme edilmiş ve usulen onanmış örnekleri.
m.61/2, mahkemece hakem kararlarının tenfizinde m.55, m.56 ve m.57 hükümlerinin kıyasen uygulanacağını belirtir.
Bu atıf sonucu şudur: hakem kararlarında da basit yargılama usulü uygulanır, kısmî tenfiz mümkündür ve temyiz yerine getirmeyi durdurur.
Hakem Kararlarında Ret Sebepleri: m.62
5718 sayılı Kanun m.62/1, mahkemenin maddede sayılan hâllerde yabancı hakem kararının tenfizi istemini reddedeceğini düzenler ve sekiz bent öngörür.
Yabancı hakem kararında ret sebepleri (MÖHUK m.62/1)
| Bent | Sebep |
|---|---|
| (a) | Tahkim sözleşmesi yapılmamış veya esas sözleşmeye tahkim şartı konulmamış olması |
| (b) | Hakem kararının genel ahlâka veya kamu düzenine aykırı olması |
| (c) | Karara konu uyuşmazlığın Türk kanunlarına göre tahkim yoluyla çözümünün mümkün olmaması |
| (ç) | Taraflardan birinin hakemler önünde usulüne göre temsil edilmemiş ve yapılan işlemleri sonradan açıkça kabul etmemiş olması |
| (d) | Hakkında tenfiz istenen tarafın hakem seçiminden usulen haberdar edilmemesi yahut iddia ve savunma imkânından yoksun bırakılması |
| (e) | Tahkim sözleşmesi veya şartının, taraflarca tâbi kılındığı kanuna, bu konuda anlaşma yoksa hakem hükmünün verildiği ülke hukukuna göre hükümsüz olması |
| (f) | Hakemlerin seçimi veya uyguladıkları usulün, tarafların anlaşmasına, böyle bir anlaşma yoksa hakem hükmünün verildiği ülke hukukuna aykırı olması |
| (g) | Kararın, hakem sözleşmesinde veya şartında yer almayan bir hususa ilişkin olması ya da sözleşme veya şartın sınırlarını aşması (bu kısım hakkında) |
| (h) | Kararın tâbi olduğu veya verildiği ülke hukuku hükümlerine ya da tâbi olduğu usule göre kesinleşmemiş yahut icra kabiliyeti veya bağlayıcılık kazanmamış veya verildiği yerin yetkili mercii tarafından iptal edilmiş olması |
(g) bendi kısmî ret imkânı tanır: sözleşme sınırlarını aşan kısım bakımından ret verilir.
İspat yükü bakımından m.62/2 belirleyici bir kural getirir: birinci fıkranın (ç), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yazılı hususların ispat yükü, hakkında tenfiz istenen tarafa aittir.
Dolayısıyla altı bent bakımından ispat yükü karşı taraftadır. Buna karşılık (a), (b) ve (c) bentleri bu sayıma dâhil değildir.
Tanıma bakımından m.63, yabancı hakem kararlarının tanınmasının da tenfizine ilişkin hükümlere tâbi olduğunu belirtir.
Yabancıların Teminat Yükümlülüğü: m.48
5718 sayılı Kanun m.48/1, Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişilerin; yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorunda olduklarını düzenler.
Muafiyet bakımından m.48/2, mahkemenin; dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutacağını belirtir.
Bu hüküm, tenfiz isteminde bulunan yabancı taraf bakımından uygulanabilir.
Teminat rejimi hâkimin yasaklılığı, reddi ve sorumluluğu yazımızda genel hükümler bakımından ele alındı.
Yargı muafiyeti bakımından m.49/1, yabancı devlete özel hukuk ilişkilerinden doğan hukukî uyuşmazlıklarda yargı muafiyeti tanınmayacağını düzenler.
m.49/2, bu gibi uyuşmazlıklarda yabancı devletin diplomatik temsilcilerine tebligat yapılabileceğini belirtir.
Sözleşmeye Uygulanacak Hukuk: m.24
Yabancılık unsuru taşıyan fon uyuşmazlıklarında, tenfiz sorunundan önce uygulanacak hukukun belirlenmesi gündeme gelebilir.
5718 sayılı Kanun m.24/1, sözleşmeden doğan borç ilişkilerinin tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tâbi olduğunu düzenler.
Aynı fıkra, sözleşme hükümlerinden veya hâlin şartlarından tereddüde yer vermeyecek biçimde anlaşılabilen hukuk seçiminin de geçerli olduğunu belirtir.
m.24/2, tarafların seçilen hukukun sözleşmenin tamamına veya bir kısmına uygulanacağını kararlaştırabileceklerini düzenler.
m.24/3, hukuk seçiminin taraflarca her zaman yapılabileceğini veya değiştirilebileceğini; sözleşmenin kurulmasından sonraki hukuk seçiminin, üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak kaydıyla geriye etkili olarak geçerli olacağını belirtir.
Seçim yapılmamışsa m.24/4, sözleşmeden doğan ilişkiye o sözleşmeyle en sıkı ilişkili olan hukukun uygulanacağını düzenler.
Aynı fıkra bu hukuku somutlaştırır: karakteristik edim borçlusunun sözleşmenin kuruluşu sırasındaki mutad meskeni hukuku; ticarî veya meslekî faaliyetler gereği kurulan sözleşmelerde karakteristik edim borçlusunun işyeri hukuku.
Bu kurallar, yurt dışı unsuru taşıyan yatırım sözleşmelerinde hangi hukukun uygulanacağını belirler.
Hukukun resen uygulanması ve nitelendirme yargılama ilkeleri ve yargılamanın ertelenmesi yazımızda ele alındı.
Fon Dosyasında Yol Haritası
Durum bazında izlenecek yol
| Durum | Yol | Dayanak |
|---|---|---|
| Yabancı ilâmla Türkiye’de tahsil amaçlanıyor | Tenfiz; karşılıklılık aranır | m.50, m.54/1-(a) |
| Yabancı ilâm yalnız delil olarak kullanılacak | Tanıma; karşılıklılık aranmaz | m.58/1 |
| Karşı tarafın Türkiye’de yerleşim yeri yok | Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemeleri | m.51/2 |
| İlâmın yalnız bir kısmı tenfiz edilecek | Kısmî tenfiz istemi | m.52/1-(c), m.56/1 |
| Kesinleşme belgesi temin edilemiyor | Tenfiz şartı eksik kalır | m.50/1, m.53/1-(b) |
| Karar sonrası ödeme veya ibra doğmuş | İtiraz sebebi olarak ileri sürülür | m.55/2 |
| Yabancı hakem kararı var | Tahkim sözleşmesi ve karar belgeleriyle tenfiz | m.60, m.61 |
| Hakem kararı verildiği yerde iptal edilmiş | Ret sebebi; ispat yükü karşı tarafta | m.62/1-(h), m.62/2 |
| Yabancı taraf Türkiye’de dava açıyor | Teminat; karşılıklılıkta muafiyet | m.48 |
| Tenfiz kararı verildi, karşı taraf temyiz etti | Temyiz yerine getirmeyi durdurur | m.57/2 |
Bu tablodaki ikinci satır sıkça gözden kaçar. Amaç tahsil değil de bir vakıanın ispatıysa, tanıma yolu karşılıklılık şartını devre dışı bırakır ve süreci kolaylaştırır.
Altıncı satır ise savunma tarafı bakımından önemlidir: yabancı kararın verilmesinden sonra doğan sebepler, tenfiz yargılamasında ileri sürülebilir.
Tenfiz Dilekçesi Örneği
Aşağıdaki metin, yabancı mahkeme ilâmının tenfizi için hazırlanmış çerçevedir.
[ ] ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE
TENFİZ İSTEYEN: [Ad Soyad/Unvan] — [Adres]
VEKİLİ: Av. [Ad Soyad]
KARŞI TARAF: [Ad Soyad/Unvan] — [Türkiye’deki adresi]
KONU: [Devlet adı] [Mahkeme adı] tarafından verilen [tarih] tarihli ve [numara] sayılı ilâmın tenfizi talebimizdir.
AÇIKLAMALAR
1. Müvekkil ile karşı taraf arasındaki [uyuşmazlığın konusu] uyuşmazlığı, [devlet adı] [mahkeme adı] nezdinde görülmüş ve [tarih] tarihli, [numara] sayılı ilâm ile karşı tarafın müvekkile [tutar ve para birimi] ödemesine karar verilmiştir. Anılan ilâm [tarih] tarihinde kesinleşmiştir.
2. Karşı tarafın Türkiye’deki yerleşim yeri Sayın Mahkemenizin yargı çevresindedir. [Yerleşim yeri bulunmaması hâlinde: Karşı tarafın Türkiye’de yerleşim yeri veya sakin olduğu bir yer bulunmadığından işbu istem Ankara mahkemelerinden talep edilmektedir.]
Tenfiz kararı zorunluluğu — Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.50
Anılan maddenin birinci fıkrası, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye’de icra olunabilmesinin yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlı olduğunu öngörmektedir. Tenfizi istenen ilâm hukuk davasına ilişkin olup verildiği devlet kanunlarına göre kesinleşmiştir.
Görev ve yetki — Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.51
Anılan maddenin birinci fıkrası tenfiz kararları hakkında görevli mahkemenin asliye mahkemesi olduğunu; ikinci fıkrası ise bu kararların kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sakin olduğu yer mahkemesinden, bunlar yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istenebileceğini öngörmektedir.
Karşılıklılık — Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.54
Anılan maddenin birinci fıkrasının (a) bendi, Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunmasını aramaktadır. [Somut dayanak: iki devlet arasındaki anlaşma, ilgili devletin kanun hükmü veya fiilî uygulamaya ilişkin bilgi ve belgeler gösterilir.]
Diğer tenfiz şartları — Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.54
Aynı fıkranın (b) bendi ilâmın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olmasını; (c) bendi hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmamasını; (ç) bendi ise kendisine karşı tenfiz istenen kişinin savunma hakkının ihlal edilmemiş olmasını aramaktadır. Tenfizi istenen ilâm bakımından bu şartların tamamı gerçekleşmiştir. İlâm, tarafların ticari ilişkisinden doğan bir alacak uyuşmazlığına ilişkin olup münhasır yetki kapsamında değildir. Karşı taraf yabancı yargılamada usulüne uygun olarak çağrılmış ve vekille temsil edilmiş olup duruşma tutanakları ektedir.
Eklenecek belgeler — Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.53
Anılan maddenin birinci fıkrası, tenfiz dilekçesine yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ile onanmış tercümesinin; ayrıca ilâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin ekleneceğini öngörmektedir. Anılan belgeler ekte sunulmaktadır.
Yargılama usulü — Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.55
Anılan maddenin birinci fıkrası, tenfiz istemine ilişkin dilekçenin duruşma günü ile birlikte karşı tarafa tebliğ edileceğini ve istemin basit yargılama usulü hükümlerine göre incelenerek karara bağlanacağını öngörmektedir.
HUKUKİ SEBEPLER: 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.50, m.51, m.52, m.53, m.54, m.55, m.56, m.57; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili mevzuat.
DELİLLER: [Devlet adı] [mahkeme adı] tarafından verilen [tarih] tarihli ve [numara] sayılı ilâmın onanmış örneği ve onanmış tercümesi; kesinleşme şerhini gösterir onanmış belge ve onanmış tercümesi; karşılıklılığa ilişkin bilgi ve belgeler; yabancı yargılamaya ait duruşma tutanakları; her türlü yasal delil.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle [devlet adı] [mahkeme adı] tarafından verilen [tarih] tarihli ve [numara] sayılı ilâmın tenfizine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekâleten talep ederiz.
Tenfiz İsteyen Vekili
Av. [Ad Soyad] — [İmza]
Yalnız kesin delil veya kesin hüküm etkisi amaçlanıyorsa istem tanıma olarak kurulur; bu hâlde karşılıklılık şartı aranmaz.
Sık Yapılan Hatalar
Birinci hata, yabancı ilâmın Türkiye’de doğrudan icraya konulabileceğini sanmaktır. MÖHUK m.50/1, icranın tenfiz kararına bağlı olduğunu öngörür.
İkinci hata, tanıma istenen hâllerde karşılıklılık aramaktır. m.58/1, tanımada m.54/1-(a) hükmünün uygulanmayacağını belirtir.
Üçüncü hata, kesinleşme belgesini sunmamaktır. m.53/1-(b), ilâmın kesinleştiğini gösteren onanmış belge ile tercümesini arar.
Dördüncü hata, tenfiz yargılamasında yabancı kararın esasını tartışmaya çalışmaktır. m.55/2, itiraz sebeplerini sınırlı olarak sayar.
Beşinci hata, aşırı yetki iddiasının resen inceleneceğini düşünmektir. m.54/1-(b), bu hâl bakımından davalının itiraz etmesini şart koşar.
Altıncı hata, kamu düzeni denetiminin esas incelemesi olduğunu sanmaktır. m.54/1-(c), hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmamasını arar.
Yedinci hata, hakem kararlarında ispat yükünü gözden kaçırmaktır. m.62/2, altı bent bakımından ispat yükünü hakkında tenfiz istenen tarafa yükler.
Sekizinci hata, temyizin icrayı durdurmayacağını varsaymaktır. m.57/2, temyizin yerine getirmeyi durduracağını açıkça öngörür.
Dokuzuncu hata, kısmî tenfiz imkânını kullanmamaktır. m.52/1-(c) ve m.56/1, ilâmın bir kısmı bakımından tenfize imkân tanır.
Onuncu hata, yabancı tarafın teminat yükümlülüğünü gözden kaçırmaktır. m.48/1 teminat gösterme zorunluluğunu, m.48/2 ise karşılıklılık hâlinde muafiyeti öngörür.
Sıkça Sorulan Sorular
Yabancı mahkeme kararı Türkiye’de doğrudan icra edilebilir mi?
Hayır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.50/1, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş ilâmların Türkiye’de icra olunabilmesinin yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlı olduğunu düzenler.
Tanıma ile tenfiz arasındaki fark nedir?
Tenfiz, yabancı ilâmın Türkiye’de icra edilebilmesini sağlar. Tanıma ise MÖHUK m.58/1 uyarınca ilâmın kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilmesini sağlar ve aynı fıkra gereğince tanımada m.54/1-(a) hükmü, yani karşılıklılık şartı uygulanmaz.
Ceza ilâmları için tenfiz istenebilir mi?
MÖHUK m.50/2, yabancı mahkemelerin ceza ilâmlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz kararı istenebileceğini düzenler.
Tenfizde görevli mahkeme hangisidir?
MÖHUK m.51/1, tenfiz kararları hakkında görevli mahkemenin asliye mahkemesi olduğunu düzenler.
Tenfizde yetkili mahkeme nasıl belirlenir?
MÖHUK m.51/2, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sakin olduğu yer mahkemesini; Türkiye’de yerleşim yeri veya sakin olduğu bir yer yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birini yetkili sayar.
Tenfiz istemini kim yapabilir?
MÖHUK m.52/1, kararın tenfiz edilmesinde hukukî yararı bulunan herkesin tenfiz isteminde bulunabileceğini düzenler.
Tenfiz dilekçesine hangi belgeler eklenir?
MÖHUK m.53/1; yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya onanmış örneği ile onanmış tercümesinin, ayrıca ilâmın kesinleştiğini gösteren onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin ekleneceğini düzenler.
Tenfiz şartları nelerdir?
MÖHUK m.54/1; karşılıklılık, ilâmın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya aşırı yetkiye dayanmaması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması ve savunma hakkının ihlal edilmemiş olması şartlarını sayar.
Karşılıklılık nasıl sağlanır?
MÖHUK m.54/1-(a); iki devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma, o devlette Türk ilâmlarının tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmü veya fiilî uygulama alternatiflerinden birinin bulunmasını yeterli sayar.
Aşırı yetki iddiası resen incelenir mi?
Hayır. MÖHUK m.54/1-(b), ilâmın dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olması hâlini davalının itiraz etmesi şartına bağlar.
Kamu düzeni denetimi esas incelemesi midir?
MÖHUK m.54/1-(c), hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmamasını arar. Denetim, yabancı kararın esasının yeniden incelenmesi değil, hükmün sonucunun Türk kamu düzeniyle bağdaşıp bağdaşmadığıyla sınırlıdır.
Tenfiz yargılamasında hangi usul uygulanır?
MÖHUK m.55/1, tenfiz istemine ilişkin dilekçenin duruşma günü ile birlikte karşı tarafa tebliğ edileceğini ve istemin basit yargılama usulü hükümlerine göre incelenerek karara bağlanacağını düzenler.
Karşı taraf hangi itirazları ileri sürebilir?
MÖHUK m.55/2, karşı tarafın ancak tenfiz şartlarının bulunmadığını veya yabancı mahkeme ilâmının kısmen ya da tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu öne sürerek itiraz edebileceğini düzenler.
İlâmın yalnız bir kısmı tenfiz edilebilir mi?
MÖHUK m.52/1-(c) tenfizin hükmün bir kısmı hakkında istenebileceğini; m.56/1 ise mahkemece ilâmın kısmen veya tamamen tenfizine karar verilebileceğini düzenler.
Tenfiz kararı nasıl icra edilir?
MÖHUK m.57/1, tenfizine karar verilen yabancı ilâmların Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmlar gibi icra olunacağını düzenler.
Temyiz icrayı durdurur mu?
Evet. MÖHUK m.57/2, tenfiz isteminin kabul veya reddi hususunda verilen kararların temyizinin genel hükümlere tâbi olduğunu ve temyizin yerine getirmeyi durduracağını düzenler.
Yabancı ilâmın kesin hüküm etkisi ne zaman başlar?
MÖHUK m.59, yabancı ilâmın kesin hüküm veya kesin delil etkisinin yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade edeceğini düzenler.
Yabancı hakem kararlarında yetkili mahkeme hangisidir?
MÖHUK m.60/2, tenfizin tarafların yazılı olarak kararlaştırdıkları yer asliye mahkemesinden isteneceğini; böyle bir anlaşma yoksa aleyhine karar verilen tarafın Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sakin olduğu, bu da yoksa icraya konu teşkil edebilecek malların bulunduğu yer mahkemesinin yetkili sayılacağını düzenler.
Yabancı hakem kararında ret sebepleri nelerdir?
MÖHUK m.62/1; tahkim sözleşmesinin bulunmaması, genel ahlâka veya kamu düzenine aykırılık, uyuşmazlığın tahkime elverişli olmaması, usulüne göre temsil edilmeme, hakem seçiminden haberdar edilmeme veya savunma imkânından yoksun bırakılma, tahkim sözleşmesinin hükümsüzlüğü, hakem seçimi ya da usulün anlaşmaya aykırılığı, kararın sözleşme sınırlarını aşması ve kararın kesinleşmemiş ya da iptal edilmiş olması hâllerini sayar.
Hakem kararı ret sebeplerinde ispat yükü kimdedir?
MÖHUK m.62/2, birinci fıkranın (ç), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yazılı hususların ispat yükünün hakkında tenfiz istenen tarafa ait olduğunu düzenler.
Yabancı taraf Türkiye’de dava açarsa teminat gösterir mi?
MÖHUK m.48/1, Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişilerin mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorunda olduklarını; m.48/2 ise mahkemenin karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutacağını düzenler.
İlgili Rehberler
- Tahkim, tahkim itirazı ve iptal davası
- Hüküm, kesin hüküm, tavzih ve tamamlama
- İlamlı icra ve tahsil
- Basit yargılama usulü
- Dava şartları ve ilk itirazlar
- Fon davasında istinaf ve temyiz
- Yargılama ilkeleri ve yargılamanın ertelenmesi
- Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi
Tanımada karşılıklılık aranmaz
Amaç delil etkisiyse süreç kolaylaşır. Değerlendirme için: 0554 648 37 15
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsAppDosyanız için değerlendirme
Tanıma mı tenfiz mi gerektiğini birlikte belirleyelim. Telefon: 0554 648 37 15
İletişime GeçinBu içerik yargılama usulü alanındadır.
Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi · 12. Yargı Paketi rehberi · Tüm hukuk dalları


