Yabancı Unsurlu Fon Uyuşmazlıkları 2026 (MÖHUK m.24-48): Uygulanacak Hukuk, Türk Mahkemelerinin Yetkisi, Yabancı Mahkeme Kaydı ve Teminat — Yurt Dışındaki Yatırımcı İçin Dilekçe Örneğiyle
21 Eylül 2026

Yabancı Unsurlu Fon Uyuşmazlıkları 2026 (MÖHUK m.24-48): Uygulanacak Hukuk, Türk Mahkemelerinin Yetkisi, Yabancı Mahkeme Kaydı ve Teminat — Yurt Dışındaki Yatırımcı İçin Dilekçe Örneğiyle

Tasfiye edilen fonların yatırımcıları arasında yurt dışında yaşayan vatandaşlar, Türkiye’de yaşayan yabancılar ve yurt dışından yatırım yapanlar da vardır; Türkiye’deki yatırımcılara yabancı fon payı satıldığı da olur. Bu dosyalarda iki soru öne çıkar: hangi hukuk uygulanır ve dava nerede açılır? MÖHUK m.40, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yetki kurallarına bağlar; bu nedenle yurt dışında yaşayan yatırımcı Türkiye’deki kuruluşa karşı çoğu kez Türkiye’de dava açabilir. Tüketici yatırımcı için m.45 ayrıca özel yetki tanır ve m.47/2 bu yetkinin sözleşmedeki yabancı mahkeme kaydıyla kaldırılamayacağını öngörür.

Yurt dışından fon davası

Türkiye’deki kuruluşa karşı Türkiye’de dava açılabilir. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Kısaca: Yurt dışında yaşayan yatırımcı Türkiye’de dava açabilir

Tüketici, karşı tarafın Türkiye’deki işyerinde dava açabilir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.45/1, tüketici sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda tüketicinin seçimine göre tüketicinin yerleşim yeri veya mutad meskeni ya da karşı tarafın işyeri, yerleşim yeri veya mutad meskeninin bulunduğu Türk mahkemelerinin yetkili olduğunu düzenler.

Bu yetki anlaşmayla kaldırılamaz. m.47/2, tüketici sözleşmelerine ilişkin m.45’te belirlenen mahkemelerin yetkisinin tarafların anlaşmasıyla bertaraf edilemeyeceğini belirtir.

Seçilen hukuk tüketicinin asgari korumasını kaldıramaz. m.26/1, tüketici sözleşmelerinin tüketicinin mutad meskeni hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgari koruma saklı kalmak kaydıyla tarafların seçtikleri hukuka tabi olduğunu düzenler.

Fon Uyuşmazlığına Yabancılık Unsuru Nereden Girer?

Tasfiye edilen fonların yatırımcıları yalnız Türkiye’de yaşayan Türk vatandaşlarından oluşmaz. Yurt dışında yaşayıp Türkiye’deki bankası aracılığıyla fon payı alan vatandaşlar, Türkiye’de yaşayan yabancı uyruklu yatırımcılar ve yurt dışından doğrudan yatırım yapanlar da vardır.

Bunun tersi de mümkündür: Türkiye’de yaşayan bir yatırımcıya yurt dışında kurulmuş bir fonun payları Türkiye’deki bir dağıtıcı aracılığıyla satılmış olabilir.

Bu hâllerde iki soru ortaya çıkar. Birincisi, uyuşmazlığa hangi ülkenin hukuku uygulanacaktır? İkincisi, dava hangi ülkenin mahkemesinde açılabilir?

Türk hukukunda bu iki sorunun cevabı 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’da yer alır. Bu yazı, yabancı unsurlu fon uyuşmazlıklarında uygulanacak hukuku ve Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini ele alır.

Yabancı mahkemede alınmış bir kararın Türkiye’de uygulanması ise yabancı mahkeme ve hakem kararlarının tanınması ve tenfizi yazımızda ele alındı.

Yatırım tavsiyesi değildir. Bu yazı hiçbir fonun alınması, satılması veya elde tutulması yönünde öneri içermez ve somut bir dosya hakkında hukuki görüş niteliği taşımaz. Yalnız Türk hukukunu ele alır; yabancı bir ülkede dava açma imkânı o ülkenin hukukuna göre ayrıca değerlendirilir.

Kanunun Kapsamı ve Milletlerarası Sözleşmeler: m.1

5718 sayılı Kanun m.1/1, yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukukun, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin ve yabancı kararların tanınması ile tenfizinin bu Kanunla düzenlendiğini belirtir.

m.1/2, Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerinin saklı olduğunu düzenler.

Dolayısıyla somut dosyada önce Türkiye ile ilgili ülke arasında bir milletlerarası sözleşme bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir. Böyle bir sözleşme varsa Kanun hükümlerinden önce o uygulanır.

Fon ilişkisinde yabancılık unsurunun tipik görünümleri

DurumYabancılık unsuru
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşı Türk fonuna yatırım yapmışYatırımcının mutad meskeni yurt dışında
Türkiye’de yaşayan yabancı uyruklu yatırımcıYatırımcının vatandaşlığı
Yurt dışında yaşayan yabancı yatırımcıVatandaşlık ve mutad mesken
Yabancı fonun payları Türkiye’de satılmışFonun ve yöneticisinin yabancı olması
Fon portföyündeki varlık veya karşı taraf yabancıPortföy işleminin yabancı unsuru

Son satır bakımından bir ayrım gözetilmelidir: fon portföyündeki yabancı varlıklara ilişkin uyuşmazlıklar kural olarak fonu temsil eden kurucunun uyuşmazlığıdır. Yatırımcının kendi talebi ise çoğu kez Türkiye’deki kuruluşlara yöneliktir.

Yabancı Hukukun Uygulanması: m.2

5718 sayılı Kanun m.2/1, hâkimin Türk kanunlar ihtilafı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku resen uygulayacağını düzenler.

Aynı fıkra, hâkimin yetkili yabancı hukukun muhtevasının tespitinde tarafların yardımını isteyebileceğini belirtir.

Bu hüküm iki sonuç doğurur. Birincisi, uygulanacak hukuk tarafların ileri sürmesine bağlı değildir; hâkim kendiliğinden belirler. İkincisi, yabancı hukukun içeriğinin tespitinde taraflardan destek istenebilir.

m.2/2, yabancı hukukun olaya ilişkin hükümlerinin tüm araştırmalara rağmen tespit edilememesi hâlinde Türk hukukunun uygulanacağını düzenler.

m.2/4, uygulanacak hukuku seçme imkânı verilen hâllerde taraflarca aksi açıkça kararlaştırılmadıkça seçilen hukukun maddi hukuk hükümlerinin uygulanacağını belirtir.

Bu son fıkra önemlidir: sözleşmede bir ülke hukuku seçilmişse, o ülkenin kanunlar ihtilafı kuralları yoluyla başka bir hukuka gidilmez; doğrudan maddi hükümler uygulanır.

Sözleşme İlişkisine Uygulanacak Hukuk: m.24

5718 sayılı Kanun m.24/1, sözleşmeden doğan borç ilişkilerinin tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tabi olduğunu düzenler.

Aynı fıkra, sözleşme hükümlerinden veya hâlin şartlarından tereddüde yer vermeyecek biçimde anlaşılabilen hukuk seçiminin de geçerli olduğunu belirtir.

m.24/4, hukuk seçimi yapılmamışsa sözleşmeye en sıkı ilişkili hukukun uygulanacağını ve bu hukukun karakteristik edim borçlusunun mutad meskeni hukuku, ticari veya mesleki faaliyetler gereği kurulan sözleşmelerde ise karakteristik edim borçlusunun işyeri hukuku olarak kabul edileceğini düzenler.

Fon ilişkisinde karakteristik edimi, yani sözleşmeyi niteleyen hizmeti, yatırımcı değil kuruluş ifa eder. Dolayısıyla hukuk seçimi yoksa, Türkiye’deki bir kuruluşla kurulan ilişkide çoğu kez Türk hukuku uygulanır.

Aynı fıkra bir kaçış kaydı içerir: hâlin bütün şartlarına göre sözleşmeyle daha sıkı ilişkili bir hukuk bulunursa sözleşme bu hukuka tabi olur.

Bu madde tanıma ve tenfiz yazımızda ayrıntılı olarak ele alındığından burada kısa tutulmuştur.

Tüketici Sözleşmeleri: m.26

Bireysel yatırımcı tüketici niteliği taşıyorsa, genel kural yerine özel kural uygulanır.

5718 sayılı Kanun m.26/1, mesleki veya ticari olmayan amaçla mal veya hizmet ya da kredi sağlanmasına yönelik tüketici sözleşmelerinin, tüketicinin mutad meskeni hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgari koruma saklı kalmak kaydıyla tarafların seçtikleri hukuka tabi olduğunu düzenler.

Bu fıkra hukuk seçimine bir taban koyar. Kuruluşun hazırladığı sözleşmede bir ülke hukuku seçilmiş olabilir; ancak bu seçim, tüketicinin kendi mutad meskeni hukukunun emredici kuralları uyarınca sahip olacağı asgari korumayı ortadan kaldıramaz.

Hukuk seçimi yoksa m.26/2, tüketicinin mutad meskeni hukukunun uygulanacağını düzenler.

Aynı fıkra bunu üç hâlden birinin varlığına bağlar.

Mutad mesken hukukunun uygulanma şartları (MÖHUK m.26/2)

BentŞart
(a)Sözleşmenin tüketicinin mutad meskeninin bulunduğu ülkede ona gönderilen özel bir davet üzerine veya ilan sonucunda kurulmuş olması ve sözleşmenin kurulması için tüketicinin yapması gerekli hukuki fiillerin bu ülkede yapılmış olması
(b)Diğer tarafın veya temsilcisinin tüketicinin siparişini bu ülkede almış olması
(c)Satım sözleşmesinde satıcının tüketiciyi satın almaya ikna etmek için bir gezi düzenlemiş ve tüketicinin siparişini diğer ülkede vermiş olması

Yurt dışında yaşayan yatırımcı bakımından (a) bendi önem taşır. Örneğin yatırımcıya bulunduğu ülkede kişisel bir teklif yapılmış veya ürün orada tanıtılmış ve yatırımcı işlemi o ülkeden gerçekleştirmişse bu bentteki şartlar tartışılabilir.

Şekil bakımından m.26/3, ikinci fıkradaki şartlar altında yapılan tüketici sözleşmelerinin şekline tüketicinin mutad meskeni hukukunun uygulanacağını belirtir.

Kapsam bakımından m.26/4, bu maddenin paket turlar hariç taşıma sözleşmelerine ve tüketiciye hizmetin onun mutad meskeninin bulunduğu ülkeden başka bir ülkede sağlanması zorunlu olan sözleşmelere uygulanmayacağını düzenler.

Bu istisna fon ilişkisinde tartışılabilir: portföy yönetimi hizmeti Türkiye’de ifa edilir. Hizmetin yatırımcının mutad meskeni dışında sağlanmasının “zorunlu” olup olmadığı, uzaktan erişimle sunulan hizmetler bakımından somut olayda ayrıca değerlendirilir.

Yatırımcının tüketici niteliği fon yatırımcısı tüketici mi yazımızda ele alındı. Aynı ölçüt, “mesleki veya ticari olmayan amaç” ifadesiyle bu maddede de kullanılmıştır.

Sözleşmenin Kurulması ve Geçerliliği: m.32

5718 sayılı Kanun m.32/1, sözleşmeden doğan ilişkinin veya bir hükmünün varlığı ve maddi geçerliliğinin, sözleşmenin geçerli olması hâlinde hangi hukuk uygulanacaksa o hukuka tabi olduğunu düzenler.

Bu hüküm, sözleşmenin geçersizliği iddiasında da aynı hukukun uygulanacağını gösterir. Örneğin sorumluluğu sınırlayan bir kaydın geçerliliği, sözleşmenin tabi olduğu hukuka göre değerlendirilir.

m.32/2, taraflardan birinin davranışına hüküm tanımanın uygulanacak hukuka tabi kılınmasının hakkaniyete uygun olmayacağı hâllerde ayrı bir çözüm öngörür.

Haksız Fiil ve Sebepsiz Zenginleşme: m.34 ve m.39

Fon zararı talebi her zaman sözleşmeye dayanmaz. Yatırımcının doğrudan sözleşme ilişkisi bulunmayan bir kuruluşa karşı talebi haksız fiile dayanabilir.

5718 sayılı Kanun m.34/1, haksız fiilden doğan borçların haksız fiilin işlendiği ülke hukukuna tabi olduğunu düzenler.

m.34/2, haksız fiilin işlendiği yer ile zararın meydana geldiği yerin farklı ülkelerde olması hâlinde zararın meydana geldiği ülke hukukunun uygulanacağını belirtir.

Salt malvarlığı zararlarında zararın hangi ülkede meydana geldiğinin belirlenmesi kolay değildir: fonun yönetildiği ülke mi, yatırımcının hesabının bulunduğu ülke mi, yatırımcının yaşadığı ülke mi? Bu belirleme somut olaya göre yapılır.

m.34/3 bir kaçış kaydı öngörür: haksız fiilden doğan borç ilişkisinin başka bir ülkeyle daha sıkı ilişkili olması hâlinde o ülke hukuku uygulanır.

Fon dosyalarında haksız fiil çoğu kez bir sözleşme ilişkisiyle bağlantılıdır. Bu durumda sözleşmeye uygulanan hukuk, daha sıkı ilişki değerlendirmesinde belirleyici olabilir.

m.34/5, tarafların haksız fiilin meydana gelmesinden sonra uygulanacak hukuku açık olarak seçebileceklerini düzenler.

Sebepsiz zenginleşme bakımından m.39/1, sebepsiz zenginleşmeden doğan taleplerin zenginleşmeye sebep olan mevcut veya mevcut olduğu iddia edilen hukuki ilişkiye uygulanan hukuka tabi olduğunu; diğer hâllerde zenginleşmenin gerçekleştiği ülke hukukunun uygulanacağını belirtir.

Bu hüküm, sözleşmenin geçersizliği nedeniyle yapılan iade taleplerinde sözleşmeye uygulanan hukukun esas alınacağını gösterir.

Sorumluluk ve iade rejimleri fon zararında sorumluluk temeli ile sebepsiz zenginleşme ve iade talebi yazılarımızda ele alındı.

Talebin dayanağına göre uygulanacak hukuk

DayanakKuralHükmün yeri
SözleşmeSeçilen hukuk; yoksa en sıkı ilişkili hukukm.24
Tüketici sözleşmesiSeçilen hukuk, mutad mesken hukukunun asgari koruması saklı; seçim yoksa belirli şartlarla mutad mesken hukukum.26
Sözleşmenin geçerliliğiSözleşme geçerli olsaydı uygulanacak hukukm.32
Haksız fiilİşlendiği yer; farklıysa zararın meydana geldiği yer; daha sıkı ilişkim.34
Sebepsiz zenginleşmeDayanılan hukuki ilişkiye uygulanan hukukm.39

Kamu Düzeni ve Doğrudan Uygulanan Kurallar: m.5, m.6, m.31

Yabancı hukuk uygulanacak olsa bile Türk hukukunun bazı kuralları devrede kalır.

5718 sayılı Kanun m.5, yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde bu hükmün uygulanmayacağını ve gerekli görülen hâllerde Türk hukukunun uygulanacağını düzenler.

Bu hüküm istisnaidir: aykırılığın “açık” olması aranır ve denetim somut olaya uygulanan hükmün sonucuyla sınırlıdır.

m.6, yetkili yabancı hukukun uygulandığı durumlarda düzenleme amacı ve uygulama alanı bakımından Türk hukukunun doğrudan uygulanan kurallarının kapsamına giren hâllerde o kuralın uygulanacağını belirtir.

Doğrudan uygulanan kurallar, hangi hukuk uygulanırsa uygulansın kendi uygulama alanına giren olaylara uygulanmak isteyen kurallardır. Türk sermaye piyasası mevzuatındaki yatırımcıyı koruyan ve kamu gözetimine ilişkin bazı hükümlerin bu nitelikte olup olmadığı somut kural bazında değerlendirilir.

m.31, sözleşmeden doğan ilişkinin tabi olduğu hukuk uygulanırken sözleşmeyle sıkı ilişkili olduğu takdirde üçüncü bir devletin hukukunun doğrudan uygulanan kurallarına etki tanınabileceğini ve bu konuda kuralların amacı, niteliği ve muhtevasının dikkate alınacağını düzenler.

Türk Mahkemelerinin Milletlerarası Yetkisi: m.40

5718 sayılı Kanun m.40, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarının tayin edeceğini düzenler.

Bu hüküm pratikte şu anlama gelir: Türkiye’deki bir mahkeme iç hukuka göre yer bakımından yetkiliyse, uyuşmazlık yabancılık unsuru taşısa bile Türk mahkemesi milletlerarası bakımdan da yetkilidir.

Dolayısıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yer bakımından yetki kuralları burada doğrudan uygulanır.

6100 sayılı Kanun m.6/1, genel yetkili mahkemenin davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu düzenler.

m.7/1, davalının birden fazla olması hâlinde davanın bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceğini belirtir.

m.10, sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceğini düzenler.

m.14/1, bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda o şubenin bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğunu belirtir.

m.16, haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğunu düzenler.

Bu kurallar birlikte okunduğunda, yurt dışında yaşayan bir yatırımcının Türkiye’deki kuruluşa karşı açacağı davada Türk mahkemelerinin yetkisi çoğu kez tartışmasızdır: davalı kuruluşun merkezi veya işlemi yapan şube Türkiye’dedir.

Yetki kuralları dava şartları ve ilk itirazlar yazımızda ele alındı.

Tüketici Davalarında Özel Yetki: m.45

5718 sayılı Kanun m.45/1, m.26’da tanımlanan tüketici sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda, tüketicinin seçimine göre, tüketicinin yerleşim yeri veya mutad meskeni ya da karşı tarafın işyeri, yerleşim yeri veya mutad meskeninin bulunduğu Türk mahkemelerinin yetkili olduğunu düzenler.

Bu hüküm seçimi tüketiciye bırakır. Yurt dışında yaşayan tüketici yatırımcı, karşı tarafın Türkiye’deki işyerinin bulunduğu yerde dava açabilir. Türkiye’de yerleşim yeri veya mutad meskeni bulunan yabancı yatırımcı ise kendi yerleşim yerinde de dava açabilir.

m.45/2, bu şekilde yapılan tüketici sözleşmeleri hakkında tüketiciye karşı açılacak davalarda yetkili mahkemenin tüketicinin Türkiye’deki mutad meskeni mahkemesi olduğunu belirtir.

Bu fıkra tüketiciyi korur: kuruluş, tüketiciye karşı dava açmak istediğinde onun Türkiye’deki mutad meskenine gitmek zorundadır.

Yetki Anlaşmaları: m.47 ve HMK m.17-18

Fon ve yatırım sözleşmelerinde, özellikle yabancı fonların satış belgelerinde, yabancı bir ülke mahkemesini yetkili kılan hükümlere sık rastlanır.

5718 sayılı Kanun m.47/1, yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde tarafların, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabileceklerini düzenler.

Aynı fıkra bir şekil şartı getirir: anlaşma yazılı delille ispat edilmesi hâlinde geçerli olur.

Aynı fıkra anlaşmanın etkisini de gösterir: dava ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülür.

Bu son cümle yetki itirazının önemini gösterir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.19/2, yetkinin kesin olmadığı davalarda yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerektiğini; m.19/4 ise süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunulmazsa davanın açıldığı mahkemenin yetkili hâle geleceğini düzenler.

Dolayısıyla yabancı mahkeme lehine yetki anlaşması bulunan bir sözleşmede, yatırımcı Türkiye’de dava açtığında davalı süresinde itiraz etmezse Türk mahkemesi davaya bakar.

Tüketici bakımından ise belirleyici hüküm m.47/2’dir: 44, 45 ve 46. maddelerde belirlenen mahkemelerin yetkisi tarafların anlaşmasıyla bertaraf edilemez.

Bu hüküm, tüketici niteliği taşıyan yatırımcının m.45 kapsamındaki Türk mahkemelerinde dava açma hakkının, sözleşmedeki yabancı mahkeme lehine yetki kaydıyla ortadan kaldırılamayacağını gösterir.

İç hukuktaki yetki sözleşmeleri bakımından ise 6100 sayılı Kanun m.17, yetki sözleşmesi yapma imkânını tacirler veya kamu tüzel kişileriyle sınırlar. m.18/1, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinde yetki sözleşmesi yapılamayacağını; m.18/2 ise yetki sözleşmesinin yazılı olması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili mahkemenin gösterilmesi şartlarını arar.

Bu hükümler, tacir olmayan bireysel yatırımcının sözleşmedeki Türkiye içi yetki kaydıyla bağlı olmadığını gösterir.

Yetki kayıtlarının geçerliliği

KayıtYatırımcı tacir değilYatırımcı tüketiciDayanak
Belirli bir Türk mahkemesini yetkili kılan kayıtBağlayıcı değilBağlayıcı değilHMK m.17
Yabancı mahkemeyi yetkili kılan yazılı kayıtKural olarak geçerli; itiraz edilmezse Türk mahkemesi bakarm.45 yetkisini kaldıramazMÖHUK m.47/1-2
Yetki itirazı süresiCevap dilekçesiyleCevap dilekçesiyleHMK m.19/2

Yabancı Davacının Teminat Yükümlülüğü: m.48

5718 sayılı Kanun m.48/1, Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişilerin, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorunda olduğunu düzenler.

m.48/2, mahkemenin dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutacağını belirtir.

Bu hüküm yabancı uyruklu yatırımcılar için önem taşır. Muafiyet bakımından karşılıklılığın yanında, m.1/2 uyarınca Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmeler de dikkate alınır.

Hükmün kapsamı yabancı gerçek ve tüzel kişilerle sınırlıdır. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları bu hükmün kapsamında değildir.

Teminat konusu tanıma ve tenfiz yazımızda da ele alındı.

Senaryolara Göre Yol Haritası

Yabancı unsurlu fon uyuşmazlıklarında yol haritası

SenaryoUygulanacak hukukTürk mahkemesinin yetkisiDikkat
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşı, Türk bankası aracılığıyla Türk fonuSeçilen hukuk veya kuruluşun işyeri hukuku; tüketici ise m.26Davalının merkezi veya şubesi; tüketici ise m.45Teminat gerekmez
Türkiye’de yaşayan yabancı uyruklu yatırımcıGenellikle Türk hukukuGenel kurallar; tüketici ise kendi yerleşim yeri deTeminat ve muafiyet
Yurt dışında yaşayan yabancı yatırımcım.24 veya m.26Davalının Türkiye’deki merkezi veya şubesiTeminat ve muafiyet
Türkiye’deki yatırımcıya yabancı fon payı satışıSatış belgelerindeki seçim; tüketici ise asgari korumaTürk dağıtıcıya karşı genel kurallar; yabancı yöneticiye karşı m.40 ve HMK m.16Yabancı mahkeme kaydı; tüketici için m.47/2
Yabancı mahkemede karar alınmışTanıma veya tenfizMÖHUK m.50-63

Dördüncü satır özellikle dikkat gerektirir: yabancı fonun yöneticisine karşı talepte hem uygulanacak hukuk hem de yetki tartışmalı olabilir. Türkiye’deki dağıtıcı kuruluşa karşı talep ise çoğu kez daha kolay yürütülür.

Dağıtıcı kuruluşun sorumluluğu katılma payı satışına aracılık eden kuruluşun sorumluluğu yazımızda ele alındı.

Yurt Dışında Yaşayan Yatırımcının Dava Dilekçesi Örneği

Aşağıdaki metin, mutad meskeni yurt dışında bulunan tüketici yatırımcının Türkiye’deki dağıtıcı kuruluşa karşı açacağı dava için hazırlanmış çerçevedir.

[DAVALININ MERKEZİ VEYA İŞLEMİ YAPAN ŞUBENİN BULUNDUĞU YER] TÜKETİCİ MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE

DAVACI: [Ad Soyad] — [TC Kimlik No] — [Yurt dışı adresi]

VEKİLİ: Av. [Ad Soyad] — [Türkiye adresi]

DAVALI: [Katılma payı satışına aracılık eden kuruluş]

KONU: Fon katılma paylarının satışından doğan zararın tazmini istemli kısmi davamızdır.

DAVA DEĞERİ: [tutar] TL (fazlaya ilişkin haklarımız saklıdır)

AÇIKLAMALAR

1. Müvekkil Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup [yıl] yılından bu yana [ülke]’de yaşamaktadır. Müvekkil davalının [şube] şubesinde açılmış hesabı aracılığıyla, kişisel birikimini değerlendirmek amacıyla, [tarih] tarihinde [fon adı ve kodu] unvanlı fonun katılma paylarını [tutar] TL bedelle edinmiştir. Hesap ekstresi ektedir.

2. [Somut olaylar ve davalının yükümlülüğe aykırı davranışları, tarih ve belgeyle.]

3. Dava öncesinde [tarih] tarihinde arabulucuya başvurulmuş, taraflar anlaşamamıştır. Son tutanak ektedir.

Milletlerarası yetki — Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.40 ve m.45

Anılan Kanunun 40. maddesi Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarına bağlamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6. maddesi uyarınca davalının merkezi, 14. maddesi uyarınca işlemi yapan şubenin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Ayrıca 45. maddenin birinci fıkrası, tüketici sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda tüketicinin seçimine göre karşı tarafın işyerinin bulunduğu Türk mahkemesini yetkili kılmaktadır. Müvekkil bu seçimini Sayın Mahkemeniz lehine kullanmaktadır.

Yetki kaydının etkisizliği — Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.47

Taraflar arasındaki çerçeve sözleşmenin [madde numarası] maddesinde yer alan yetki kaydı, anılan maddenin ikinci fıkrası uyarınca 45. maddede belirlenen mahkemelerin yetkisini bertaraf edemez. Kayıt ayrıca tacir olmayan müvekkil bakımından 6100 sayılı Kanunun 17. maddesi uyarınca da bağlayıcı değildir.

Uygulanacak hukuk — Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.24 ve m.26

Çerçeve sözleşmede Türk hukuku seçilmiştir. Hukuk seçimi yapılmamış olsaydı dahi 24. maddenin dördüncü fıkrası uyarınca karakteristik edim borçlusu olan davalının işyeri hukuku olarak Türk hukuku uygulanacaktı. 26. maddenin birinci fıkrası uyarınca müvekkilin mutad meskeni hukukunun emredici hükümleri gereğince sahip olacağı asgari koruma saklıdır.

Teminat — Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.48

Anılan maddenin birinci fıkrasındaki teminat yükümlülüğü yabancı gerçek ve tüzel kişilere ilişkindir. Müvekkil Türk vatandaşı olduğundan teminat yükümlülüğü bulunmamaktadır.

Sorumluluk — Türk Borçlar Kanunu m.112

Anılan madde, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlunun kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının zararını gidermekle yükümlü olduğunu öngörmektedir. Davalı yukarıda açıklanan yükümlülüklerini gereği gibi ifa etmemiştir.

HUKUKİ SEBEPLER: 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.24, m.26, m.40, m.45, m.47, m.48; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.6, m.14, m.17; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.73; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.112 ve ilgili mevzuat.

DELİLLER: Hesap ekstresi ve işlem dekontları; çerçeve sözleşme ve ekleri; yurt dışı ikamet belgesi; nüfus kaydı; fon izahnamesi ve yatırımcı bilgi formu; arabuluculuk son tutanağı; bilirkişi incelemesi; her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla [tutar] TL tazminatın [tarih] tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini vekâleten talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. [Ad Soyad] — [İmza]

Yurt dışında yaşayan davacı için Türkiye’de bir tebligat adresi, çoğu kez vekilin adresi, gösterilmelidir. Yabancı uyruklu davacıda ise teminat bölümü karşılıklılık veya milletlerarası sözleşmeye dayalı muafiyet talebi olarak kurulur.

Sık Yapılan Hatalar

Birinci hata, yurt dışında yaşamanın Türkiye’de dava açmaya engel olduğunu sanmaktır. MÖHUK m.40, milletlerarası yetkiyi iç hukukun yer bakımından yetki kurallarına bağlar.

İkinci hata, milletlerarası sözleşmeleri kontrol etmemektir. m.1/2, Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmeleri saklı tutar.

Üçüncü hata, sözleşmedeki yabancı mahkeme kaydını kesin engel saymaktır. m.47/1, itiraz edilmezse Türk mahkemesinin davaya bakacağını; m.47/2 ise tüketici davalarında m.45 yetkisinin kaldırılamayacağını öngörür.

Dördüncü hata, yetki itirazını cevap dilekçesinden sonra yapmaktır. HMK m.19/2 itirazın cevap dilekçesinde ileri sürülmesini arar.

Beşinci hata, seçilen yabancı hukukun tüketicinin bütün korumasını kaldırdığını sanmaktır. m.26/1, mutad mesken hukukunun emredici asgari korumasını saklı tutar.

Altıncı hata, yabancı hukuku ispat edilecek bir vakıa gibi görmektir. m.2/1 uyarınca hâkim yabancı hukuku resen uygular; taraflardan yalnız yardım isteyebilir.

Yedinci hata, haksız fiil talebinde yalnız fiilin işlendiği yeri esas almaktır. m.34/2 ve m.34/3, zararın meydana geldiği yeri ve daha sıkı ilişkiyi de gözetir.

Sekizinci hata, yabancı uyruklu davacı için teminatı hesaba katmamaktır. m.48/1 teminat yükümlülüğü öngörür; muafiyet karşılıklılık veya milletlerarası sözleşmeye dayanır.

Dokuzuncu hata, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşından teminat istenmesine itiraz etmemektir. m.48 yalnız yabancı gerçek ve tüzel kişilere ilişkindir.

Onuncu hata, Türkiye’deki dağıtıcıya karşı daha kolay yürütülebilecek talebi bırakıp yalnız yabancı fon yöneticisine yönelmektir. Aynı zarar için Türkiye’deki kuruluşun sorumluluğu ayrıca değerlendirilmelidir.

Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları: m.48’deki teminat yükümlülüğü yabancılara ilişkindir. Türkiye’de mutad meskeni olmayan Türk vatandaşından ise HMK m.84/1-a uyarınca teminat istenebilir; HMK m.85 muafiyet hâllerini sayar ve m.88 uyarınca süresinde gösterilmeyen teminat davanın usulden reddine yol açar. Vekâletname ve teminat fon davası için vekâletname yazımızda ele alındı.

Sıkça Sorulan Sorular

Yurt dışında yaşayan yatırımcı Türkiye’de dava açabilir mi?

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.40, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarının tayin edeceğini düzenler. Davalı kuruluşun merkezi veya işlemi yapan şubesi Türkiye’deyse Türk mahkemesi yetkilidir.

Hangi Türk mahkemesi yetkilidir?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.6 davalının yerleşim yeri mahkemesini genel yetkili kılar; m.14 şube işlemlerinden doğan davalarda şubenin bulunduğu yer mahkemesini, m.16 ise haksız fiil davalarında fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yer mahkemesini de yetkili kılar.

Tüketici yatırımcı için özel yetki kuralı var mı?

MÖHUK m.45/1, tüketici sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda tüketicinin seçimine göre tüketicinin yerleşim yeri veya mutad meskeni ya da karşı tarafın işyeri, yerleşim yeri veya mutad meskeninin bulunduğu Türk mahkemelerinin yetkili olduğunu düzenler.

Sözleşmedeki yabancı mahkeme kaydı geçerli midir?

MÖHUK m.47/1, münhasır yetki bulunmayan hâllerde tarafların yabancılık unsuru taşıyan borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesi konusunda yazılı delille ispat edilebilen bir anlaşma yapabileceklerini düzenler.

Yabancı mahkeme kaydı varken Türkiye’de dava açılırsa ne olur?

MÖHUK m.47/1, bu durumda davanın ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemesinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görüleceğini düzenler.

Tüketici yatırımcının Türk mahkemesindeki yetkisi sözleşmeyle kaldırılabilir mi?

Hayır. MÖHUK m.47/2, 44, 45 ve 46. maddelerde belirlenen mahkemelerin yetkisinin tarafların anlaşmasıyla bertaraf edilemeyeceğini düzenler.

Bireysel yatırımcı Türkiye içindeki yetki kaydıyla bağlı mıdır?

6100 sayılı Kanun m.17, yetki sözleşmesi yapma imkânını tacirler veya kamu tüzel kişileriyle sınırlar. Tacir olmayan bireysel yatırımcı bu tür bir kayıtla bağlı değildir.

Uyuşmazlığa hangi ülkenin hukuku uygulanır?

MÖHUK m.24/1, sözleşmeden doğan borç ilişkilerinin tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tabi olduğunu; m.24/4 ise seçim yoksa en sıkı ilişkili hukukun, yani karakteristik edim borçlusunun mutad meskeni veya işyeri hukukunun uygulanacağını düzenler.

Tüketici sözleşmelerinde hukuk seçimi sınırsız mıdır?

Hayır. MÖHUK m.26/1, tüketici sözleşmelerinin tüketicinin mutad meskeni hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgari koruma saklı kalmak kaydıyla seçilen hukuka tabi olduğunu düzenler.

Hukuk seçimi yoksa tüketici sözleşmesine hangi hukuk uygulanır?

MÖHUK m.26/2, hukuk seçimi yoksa tüketicinin mutad meskeni hukukunun uygulanacağını ve bunun sözleşmenin tüketicinin ülkesinde özel davet veya ilan üzerine kurulması ya da siparişin orada alınması gibi şartlara bağlı olduğunu düzenler.

Hâkim yabancı hukuku kendiliğinden uygular mı?

Evet. MÖHUK m.2/1, hâkimin Türk kanunlar ihtilafı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku resen uygulayacağını ve yabancı hukukun içeriğinin tespitinde tarafların yardımını isteyebileceğini düzenler.

Yabancı hukukun içeriği tespit edilemezse ne olur?

MÖHUK m.2/2, yabancı hukukun olaya ilişkin hükümlerinin tüm araştırmalara rağmen tespit edilememesi hâlinde Türk hukukunun uygulanacağını düzenler.

Haksız fiil taleplerinde hangi hukuk uygulanır?

MÖHUK m.34, haksız fiilden doğan borçların fiilin işlendiği ülke hukukuna tabi olduğunu; fiil ve zarar farklı ülkelerdeyse zararın meydana geldiği ülke hukukunun, daha sıkı ilişki varsa o ülke hukukunun uygulanacağını düzenler.

Sebepsiz zenginleşmeye hangi hukuk uygulanır?

MÖHUK m.39/1, sebepsiz zenginleşmeden doğan taleplerin zenginleşmeye sebep olan hukuki ilişkiye uygulanan hukuka, diğer hâllerde zenginleşmenin gerçekleştiği ülke hukukuna tabi olduğunu düzenler.

Sözleşmenin geçerliliğine hangi hukuk uygulanır?

MÖHUK m.32/1, sözleşmenin veya bir hükmünün varlığı ve maddi geçerliliğinin sözleşme geçerli olsaydı uygulanacak hukuka tabi olduğunu düzenler.

Yabancı hukuk Türk kamu düzenine aykırıysa ne olur?

MÖHUK m.5, yabancı hukukun olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde uygulanmayacağını ve gerekli hâllerde Türk hukukunun uygulanacağını düzenler.

Doğrudan uygulanan kurallar nedir?

MÖHUK m.6, yabancı hukuk uygulansa bile düzenleme amacı ve uygulama alanı bakımından Türk hukukunun doğrudan uygulanan kurallarının kapsamına giren hâllerde o kuralın uygulanacağını düzenler.

Yabancı uyruklu yatırımcı teminat göstermek zorunda mıdır?

MÖHUK m.48/1, Türk mahkemesinde dava açan yabancı gerçek ve tüzel kişilerin mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorunda olduğunu; m.48/2 ise karşılıklılık esasına göre teminattan muafiyet tanınacağını düzenler.

Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşı teminat gösterir mi?

Hayır. MÖHUK m.48’deki teminat yükümlülüğü yalnız yabancı gerçek ve tüzel kişilere ilişkindir.

Milletlerarası sözleşmeler öncelikli midir?

MÖHUK m.1/2, Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerinin saklı olduğunu düzenler.

İlgili Rehberler

Yabancı mahkeme kaydı engel olmayabilir

Tüketici için m.47/2 koruması var. 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Yurt dışından takip edilen dosyalarda yetkili mahkemeyi ve uygulanacak hukuku birlikte belirleyelim. Telefon: 0554 648 37 15

İletişime Geçin

Bu içerik milletlerarası özel hukuk ve sermaye piyasası hukuku alanındadır.

Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi  ·  Tasfiye edilen fonlar listesi  ·  Tüm hukuk dalları

Post by Av. Fatma Öztürk