Bireysel fon yatırımcısının dava hazırlığında ilk cevaplanması gereken soru, yatırımcının tüketici olup olmadığıdır. Bu soru görevli mahkemeyi, dava öncesi arabuluculuğun türünü, harcı, yetkiyi ve sözleşme denetiminin kapsamını birlikte belirler. 6502 sayılı Kanun m.3 tüketici işlemini vekâlet, simsarlık ve bankacılık sözleşmelerini de kapsayacak biçimde tanımlar; m.83/2 ise işlemin başka bir kanunda düzenlenmiş olmasının tüketici mahkemesinin görevini engellemeyeceğini söyler. Ancak ölçüt yatırımcının sıfatı değil, işlemin ticari veya mesleki olmayan amaçla yapılıp yapılmadığıdır ve bu her dosyada somut olgulara göre değerlendirilir.
Tüketici mahkemesi mi, ticaret mahkemesi mi?
Yanlış mahkeme zaman kaybettirir. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsAppKısaca: Mahkemeyi, arabuluculuğu ve harcı aynı soru belirler
Tüketici işlemi bankacılık ve vekâlet sözleşmelerini de kapsar. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.3/1-(l), tüketici işlemini ticari veya mesleki amaçlarla hareket edenler ile tüketiciler arasında kurulan; eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlar.
Başka kanunda düzenlenmiş olması engel değildir. m.83/2, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğini düzenler.
Tüketicinin açtığı dava harçtan muaftır. m.73/2, tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler tarafından açılan davaların Harçlar Kanunu’nda düzenlenen harçlardan muaf olduğunu belirtir.
Neden Bu Soru Her Şeyi Belirler?
Bireysel fon yatırımcısının dava hazırlığında ilk cevaplanması gereken soru şudur: yatırımcı tüketici midir, katılma payı alımı bir tüketici işlemi midir?
Bu sorunun cevabı beş ayrı sonucu belirler.
Birincisi görevli mahkemedir: tüketici mahkemesi mi, asliye ticaret mahkemesi mi?
İkincisi dava öncesi arabuluculuğun türüdür: tüketici arabuluculuğu mu, ticari arabuluculuk mu?
Üçüncüsü harçtır: tüketicinin tüketici mahkemesinde açtığı dava harçtan muaftır.
Dördüncüsü yetkidir: tüketici, kendi yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de dava açabilir.
Beşincisi sözleşme denetimidir: tüketici sözleşmelerinde haksız şart denetimi, genel işlem koşullarına ilişkin genel hükümlerden daha koruyucudur.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan yanlış mahkemede açılan dava görevsizlikle sonuçlanır ve zaman kaybettirir. Bu yazı, fon yatırımcısının tüketici sıfatını, görev çatışmasını ve her iki ihtimale göre izlenecek yolu ele alır.
Dava şartları ve görev dava şartları ve ilk itirazlar yazımızda ele alındı.
Kanunun Kapsamı ve Tanımlar: m.2 ve m.3
6502 sayılı Kanun m.2/1, Kanunun her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsadığını düzenler.
Tüketici bakımından m.3/1-(k), tüketiciyi ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlar.
Bu tanımda iki unsur belirleyicidir. Birincisi ölçüttür: amaç ticari veya mesleki olmamalıdır. İkincisi kapsamdır: tüzel kişiler de tüketici olabilir.
Tüketici işlemi bakımından m.3/1-(l), mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan; eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi tüketici işlemi sayar.
Bu tanım fon ilişkisi bakımından önemlidir. Sayımda vekâlet, simsarlık ve bankacılık sözleşmeleri açıkça yer alır ve sayım “benzeri sözleşmeler” ile açık bırakılmıştır.
Hizmet bakımından m.3/1-(d), hizmeti bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan ya da yapılması taahhüt edilen mal sağlama dışındaki her türlü tüketici işleminin konusu olarak tanımlar.
Sağlayıcı bakımından m.3/1-(ı), sağlayıcıyı ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına veya hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlar.
Bu tanımlar birlikte okunduğunda, katılma payı satışına aracılık, portföy yönetimi ve saklama hizmetleri “hizmet” kavramına; bu hizmetleri sunan kuruluşlar ise “sağlayıcı” kavramına girebilir.
Fon ilişkisinin vekâlet niteliği portföy yönetiminde vekâlet hükümleri yazımızda ele alındı.
Diğer Kanunlarda Düzenleme: m.83/2
Fon ilişkisi Sermaye Piyasası Kanunu ve ikincil düzenlemelerle ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Bu durum tüketici hukukunun uygulanmasını engeller mi?
6502 sayılı Kanun m.83/2 bu soruya açık cevap verir: taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez.
Bu hüküm iki ayrı sonuç doğurur. Birincisi nitelendirme bakımındandır: özel kanunda düzenlenmiş olma, işlemin tüketici işlemi niteliğini ortadan kaldırmaz. İkincisi usul bakımındandır: özel kanunda düzenlenmiş olma, tüketici mahkemesinin görevini ortadan kaldırmaz.
Genel hükümler bakımından m.83/1, bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde genel hükümlerin uygulanacağını belirtir.
Fon Yatırımcısı Tüketici midir?
Kanun tüketiciyi sıfata göre değil amaca göre tanımlar. Dolayısıyla soru “yatırımcı kimdir” değil, “yatırımcı bu işlemi hangi amaçla yapmıştır” sorusudur.
Her yatırımda getiri elde etme beklentisi vardır. Bu nedenle tartışma, getiri beklentisinin tek başına işlemi ticari veya mesleki amaçlı hâle getirip getirmediği noktasında toplanır.
Bu konuda yargı kararları tek yönlü değildir. Özellikle kaldıraçlı alım satım işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklarda bölge adliye mahkemelerinin, yatırımcının somut olayda ticari amaçla hareket edip etmediğine göre farklı sonuçlara ulaştığı görülmektedir. Sermaye piyasası mevzuatındaki müşteri sınıflandırmalarının tüketici kavramıyla ilişkisi de öğretide tartışılmaktadır.
Bu nedenle nitelendirme dosya bazında yapılmalı ve aşağıdaki olgular değerlendirilmelidir.
Tüketici niteliği değerlendirilirken dikkate alınabilecek olgular
| Olgu | Tüketici niteliğini destekleyen | Tüketici niteliğini zayıflatan |
|---|---|---|
| Yatırımcının sıfatı | Gerçek kişi; tacir değil | Tacir veya şirket; yatırım işletmeyle bağlantılı |
| Paranın kaynağı | Kişisel birikim | İşletme nakdi veya ticari fon |
| İşlem sıklığı ve hacmi | Seyrek, birikim amaçlı | Sık ve yüksek hacimli, meslek edinilmiş |
| Mesleki uzmanlık | Finans alanında mesleki faaliyeti yok | Sermaye piyasası mesleğini icra ediyor |
| Müşteri sınıflandırması | Genel müşteri | Profesyonel müşteri talebiyle sınıflandırılmış |
| Sözleşmedeki beyan | Beyan yok veya matbu beyan | Müzakere edilmiş ticari amaç beyanı |
Son satır bakımından bir husus gözetilmelidir: sözleşmedeki matbu “ticari amaçla” ibaresi tek başına belirleyici değildir. Tüketici tanımı fiilî amaca dayanır; ayrıca matbu şartlar aşağıda ele alınan haksız şart denetimine tabidir.
Nitelikli yatırımcı beyanının etkisi nitelikli yatırımcı beyanı yazımızda ele alındı.
Tüzel kişi yatırımcılar bakımından ise tanım tüzel kişileri kapsamakla birlikte, işletme nakdini fonda değerlendiren bir şirketin çoğu kez ticari amaçla hareket ettiği kabul edilir. Bu durumdaki şirketler için şirketimin parası fonda kilitli yazımız yol gösterir.
Görev Çatışması: TTK m.4/1-(f) ve 6502 m.73
Fon uyuşmazlıklarında iki görev kuralı çatışır.
Bir yanda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.4/1 vardır. Bu fıkra, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddede sayılan düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarını ticari dava sayar. Sayımın (f) bendi bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemeleri içerir.
Bu tür davalar mutlak ticari dava olarak adlandırılır ve kural olarak asliye ticaret mahkemesinde görülür.
Öte yanda 6502 sayılı Kanun m.73/1, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu düzenler.
Çatışmayı çözen hüküm m.83/2’dir: diğer kanunlarda düzenleme olması, Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez. Öğretide bu hükme dayanılarak, mutlak ticari dava niteliğindeki bir uyuşmazlıkta taraflardan biri tüketici ise tüketici mahkemesinin görevli olduğu kabul edilmektedir.
Dolayısıyla asıl belirleyici olan, bir önceki bölümde ele alınan sorudur: yatırımcı somut işlemde tüketici midir?
Görev bakımından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.1, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceğini ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğunu belirtir.
Bu nedenle görev, tarafların iradesine bırakılamaz ve mahkemece kendiliğinden gözetilir.
İki ihtimale göre usul
| Konu | Yatırımcı tüketici ise | Yatırımcı tüketici değilse |
|---|---|---|
| Görevli mahkeme | Tüketici mahkemesi | Asliye ticaret mahkemesi |
| Dayanak | 6502 m.73/1, m.83/2 | TTK m.4/1 |
| Dava öncesi | Hakem heyeti veya tüketici arabuluculuğu | Ticari arabuluculuk |
| Harç | Muaf | Genel hükümler |
| Yargılama usulü | Basit yargılama | Kural olarak yazılı yargılama |
| Yetki | Genel yetkiye ek olarak tüketicinin yerleşim yeri | Genel yetki kuralları |
| Sözleşme denetimi | 6502 m.5 haksız şart denetimi | TBK m.20-25 genel işlem koşulları |
Tüketici Mahkemesinin Sağladıkları: m.73
Harç bakımından 6502 sayılı Kanun m.73/2, tüketici mahkemeleri nezdinde Bakanlık, tüketiciler ve tüketici örgütleri tarafından açılan davaların Harçlar Kanunu’nda düzenlenen harçlardan muaf olduğunu düzenler.
Bu muafiyet fon davalarında belirleyici bir avantajdır: dava değeri yüksek olsa dahi başvurma ve karar harcı yükü doğmaz.
Muafiyetin kapsamı tüketicinin açtığı davalarla sınırlıdır; tüketiciye karşı açılan davalar bu hükmün kapsamında değildir.
Yargılama giderleri rejimi fon davasında yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yazımızda ele alındı.
Usul bakımından m.73/4, tüketici mahkemelerinde görülecek davaların Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Altıncı Kısım hükümlerine, yani basit yargılama usulüne göre yürütüleceğini belirtir.
Basit yargılama usulünde HMK m.317/3 uyarınca taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremez; m.319/1 uyarınca ise iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla başlar. Bu nedenle dava dilekçesinin ilk anda eksiksiz kurulması gerekir.
Basit yargılama usulü basit yargılama usulü yazımızda ele alındı.
Yetki bakımından m.73/5, tüketici davalarının tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabileceğini düzenler.
Hükümdeki “de” ifadesi, bu yetkinin genel yetki kurallarına ek bir seçenek olduğunu gösterir. Farklı illerdeki yatırımcılar bakımından, kuruluşun merkezinin bulunduğu yere gitmek zorunluluğunu ortadan kaldırır.
Tüketici Hakem Heyeti: m.68
Düşük değerli uyuşmazlıklarda yol mahkeme değil, tüketici hakem heyetidir.
6502 sayılı Kanun m.68/1, tarafların İcra ve İflas Kanunu’ndaki hakları saklı kalmak kaydıyla değeri Kanunda gösterilen tutarın altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetlerine başvurunun zorunlu olduğunu ve bu değerin üzerindeki uyuşmazlıklar için hakem heyetine başvuru yapılamayacağını düzenler.
m.68/4, bu parasal sınırların her takvim yılı başından itibaren geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağını belirtir. Bu nedenle başvuru tarihindeki güncel sınır ayrıca kontrol edilmelidir.
m.68/3, başvurunun tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki tüketici hakem heyetine yapılabileceğini düzenler.
m.68/5, bu maddenin tüketicilerin ilgili mevzuatına göre alternatif uyuşmazlık çözüm mercilerine başvurmasına engel olmadığını belirtir.
Fon uyuşmazlıklarında tutarlar çoğu kez bu sınırın üzerindedir; ancak küçük yatırımcılar veya kısmi talepler bakımından hakem heyeti yolu gündeme gelebilir.
Dava Şartı Arabuluculuk: m.73/A
6502 sayılı Kanun m.73/A/1, tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğunu düzenler.
Aynı fıkra, dava şartı arabuluculuğa ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı hâlleri sayar.
Tüketici arabuluculuğunun uygulanmadığı hâller (6502 m.73/A/1)
| Bent | Hâl |
|---|---|
| (a) | Tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar |
| (b) | Tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar |
| (c) | Bakanlık, tüketici örgütleri ve kamu kurumlarınca genel olarak tüketicileri ilgilendiren hâllerde açılan davalar |
| (ç) | Seri malların üretiminin veya satışının durdurulmasına ilişkin davalar |
| (d) | Tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar |
Fon uyuşmazlıkları bu istisnalardan hiçbirine girmediğinden, hakem heyeti sınırını aşan uyuşmazlıklarda tüketici mahkemesinde dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur.
Tüketiciyi koruyan özel hükümler de vardır.
m.73/A/2, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A’nın on birinci fıkrasının tüketici aleyhine uygulanmayacağını düzenler. Anılan fıkra, geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmayan tarafa, davada haklı çıksa bile yargılama giderleri ve vekâlet ücreti bakımından yaptırım öngörür. Fıkra, Anayasa Mahkemesinin 14/3/2024 tarihli ve E.2023/160, K.2024/77 sayılı kararıyla iptal edilmiş ve sonradan yeniden düzenlenmiştir. Hangi metin uygulanırsa uygulansın, bu yaptırım tüketici aleyhine işletilemez.
Ücret bakımından m.73/A/3, arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya tarafların anlaşmaları ya da anlaşamamaları hâlinde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücretinin Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacağını belirtir.
Aynı fıkra bu ödemeyi bir üst sınırla bağlar: tarifenin ilgili kısmına göre iki saatlik ücret tutarı.
m.73/A/4, arabuluculuk sonunda açılan davanın tüketici lehine sonuçlanması hâlinde arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsil olunacağını düzenler.
Ticari arabuluculukla karşılaştırma bakımından ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk yazımız yol gösterir. Arabuluculuk bürosuna başvuruda uyuşmazlığın türü belirtildiğinden, türün dava stratejisiyle uyumlu seçilmesi gerekir.
Haksız Şart Denetimi: m.5
Fon ilişkisinde yatırımcının imzaladığı çerçeve sözleşmeler, risk bildirim formları ve talimat formları matbudur. Tüketici sıfatı, bu metinler üzerinde güçlü bir denetim imkânı tanır.
6502 sayılı Kanun m.5/1, haksız şartı tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme şartları olarak tanımlar.
m.5/2, tüketiciyle akdedilen sözleşmelerde yer alan haksız şartların kesin olarak hükümsüz olduğunu düzenler.
Aynı fıkra, sözleşmenin haksız şartlar dışındaki hükümlerinin geçerliliğini koruyacağını ve sözleşmeyi düzenleyenin kesin olarak hükümsüz sayılan şartlar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremeyeceğini belirtir.
İspat bakımından m.5/3, bir sözleşme şartının önceden hazırlanmış ve standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse o şartın müzakere edilmediğinin kabul edileceğini düzenler.
Aynı fıkra ispat yükünü düzenleyene yükler: sözleşmeyi düzenleyen bir standart şartın münferiden müzakere edildiğini iddia ediyorsa bunu ispatla yükümlüdür.
Yorum bakımından m.5/4, sözleşmede yer alan bir hükmün açık ve anlaşılır olmaması veya birden çok anlama gelmesi hâlinde bu hükmün tüketicinin lehine yorumlanacağını düzenler.
Fon ilişkisi bakımından en önemli fıkra m.5/5’tir: faaliyetlerini kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi veya kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de niteliklerine bakılmaksızın bu madde hükümleri uygulanır.
Bu hüküm, izinle faaliyet gösteren sermaye piyasası kurumlarının hazırladığı sözleşmelerin de haksız şart denetimine tabi olduğunu gösterir.
Haksız şart denetimi ile genel işlem koşulları denetiminin karşılaştırılması
| Konu | 6502 m.5 haksız şart | TBK m.20-25 genel işlem koşulu |
|---|---|---|
| Uygulama alanı | Tüketici sözleşmeleri | Tüm sözleşmeler |
| Müzakere ispatı | Düzenleyen ispat eder | Genel ispat kuralları |
| İzinli kuruluşların sözleşmeleri | Açıkça kapsamda | Genel hükümler |
| Sonuç | Kesin hükümsüzlük | Yazılmamış sayılma |
| Belirsiz hüküm | Tüketici lehine yorum | Düzenleyen aleyhine yorum |
Genel işlem koşulları denetimi genel işlem koşulları ve irade bozukluğu yazımızda ele alındı.
Sözleşmenin Şekli ve Değişmezliği: m.4
6502 sayılı Kanun m.4/1, bu Kanunda yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen sözleşmeler ile bilgilendirmelerin en az on iki punto büyüklüğünde, anlaşılabilir bir dilde, açık, sade ve okunabilir bir şekilde düzenleneceğini ve bir nüshasının kâğıt üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısı ile tüketiciye verileceğini düzenler.
Aynı fıkra, sözleşmede bulunması gereken şartlardan birinin veya birkaçının bulunmamasının sözleşmenin geçerliliğini etkilemeyeceğini ve eksikliğin düzenleyen tarafından derhâl giderileceğini belirtir.
m.4/2, sözleşmede öngörülen koşulların sözleşme süresi içinde tüketici aleyhine değiştirilemeyeceğini düzenler.
Bu hükmün fon ilişkisindeki etkisi, izahname ve iç tüzük değişikliklerinin Kurul onayına bağlı olduğu dikkate alınarak ayrıca değerlendirilir. Ancak dağıtıcı kuruluşun kendi çerçeve sözleşmesinde tek taraflı olarak yaptığı aleyhe değişiklikler bu hükmün doğrudan konusudur.
Yanlış Mahkeme Riskinin Yönetimi
Görev tartışmalı olduğunda davanın yanlış mahkemede açılması ihtimali her zaman vardır. Bu riskin sonuçları sınırlıdır, ancak sürelere uyulmazsa ağırlaşır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.20/1, görevsizlik kararı verilmesi hâlinde taraflardan birinin; karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmişse kesinleşme tarihinden, kanun yoluna başvurulmuşsa başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerektiğini düzenler.
Aynı fıkra ağır bir sonuç bağlar: aksi takdirde dava açılmamış sayılır.
Bu iki haftalık sürenin kaçırılması, özellikle zamanaşımı bakımından telafisi güç sonuçlar doğurabilir.
Süreler rejimi süreler, adli tatil ve eski hâle getirme yazımızda ele alındı.
Uygulamada riski azaltmak için dava dilekçesinde görev konusu ayrı bir husus olarak açıklanmalı; yatırımcının tüketici niteliğini gösteren olgular ve belgeler baştan ortaya konulmalıdır. Arabuluculuk başvurusunda seçilen tür ile dava açılan mahkeme de birbiriyle uyumlu olmalıdır.
Fon Dosyasında Uygulama
Duruma göre yol
| Durum | Yol | Dayanak |
|---|---|---|
| Kişisel birikimini fona yatıran gerçek kişi | Tüketici niteliği güçlü; tüketici mahkemesi | 6502 m.3/1-(k), m.73/1 |
| İşletme nakdini fona yatıran şirket | Ticari amaç ağır basar; asliye ticaret | TTK m.4/1 |
| Özel kanunda düzenleme bulunduğu itirazı | Tüketici işlemi niteliğini ortadan kaldırmaz | 6502 m.83/2 |
| Hakem heyeti sınırı altındaki talep | Tüketici hakem heyeti | 6502 m.68/1 |
| Sınırın üzerindeki talep | Tüketici arabuluculuğu, ardından dava | 6502 m.73/A/1 |
| Yatırımcı başka ilde oturuyor | Kendi yerleşim yerindeki tüketici mahkemesi | 6502 m.73/5 |
| Yüksek dava değeri | Harç muafiyeti | 6502 m.73/2 |
| Matbu “ticari amaç” beyanı | Fiilî amaç ve haksız şart denetimi | 6502 m.3/1-(k), m.5 |
| Sorumluluğu sınırlayan matbu kayıt | Haksız şart; ispat düzenleyende | 6502 m.5/3, m.5/5 |
| Görevsizlik kararı verildi | İki hafta içinde dosyanın gönderilmesi talebi | HMK m.20/1 |
İkinci satır bir sınırı gösterir: tüketici hukukunun avantajları her yatırımcı için değil, tüketici niteliği taşıyan yatırımcı için geçerlidir.
Son satır ise görev tartışmasının en somut riskidir.
Tüketici Mahkemesinde Dava Dilekçesi Örneği
Aşağıdaki metin, bireysel yatırımcının dağıtıcı kuruluşa karşı tüketici mahkemesinde açacağı dava için hazırlanmış çerçevedir.
[YERLEŞİM YERİ] TÜKETİCİ MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE
DAVACI: [Ad Soyad] — [TC Kimlik No] — [Adres]
VEKİLİ: Av. [Ad Soyad]
DAVALI: [Katılma payı satışına aracılık eden kuruluş]
KONU: Fon katılma paylarının satışından doğan zararın tazmini istemli kısmi davamızdır.
DAVA DEĞERİ: [tutar] TL (fazlaya ilişkin haklarımız saklıdır)
AÇIKLAMALAR
1. Müvekkil, [meslek] olarak çalışan ve sermaye piyasası alanında mesleki faaliyeti bulunmayan bir gerçek kişidir. Müvekkil, kişisel birikimini değerlendirmek amacıyla [tarih] tarihinde davalı kuruluş aracılığıyla [fon adı ve kodu] unvanlı fonun katılma paylarını [tutar] TL bedelle edinmiştir. Müvekkil davalı nezdinde genel müşteri olarak sınıflandırılmıştır. Hesap ekstresi ve müşteri sınıflandırma belgesi ektedir.
2. [Somut olaylar: ürünün müvekkilin risk profiline uygun olmadığı, yeterli bilgilendirme yapılmadığı, talimatın zamanında yerine getirilmediği vb. Her olay tarih ve belgeyle gösterilir.]
3. Dava öncesinde [tarih] tarihinde arabulucuya başvurulmuş, taraflar anlaşamamıştır. Son tutanak ektedir.
Tüketici sıfatı ve tüketici işlemi — Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.3
Anılan maddenin birinci fıkrasının (k) bendi tüketiciyi ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek kişi olarak, (l) bendi ise tüketici işlemini vekâlet, simsarlık, bankacılık ve benzeri sözleşmeler dâhil her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlamaktadır. Müvekkil tacir değildir, işlem kişisel birikimle ve birikim amacıyla yapılmıştır, müvekkil davalı tarafından genel müşteri olarak sınıflandırılmıştır. Davalı ise katılma payı satışına aracılık hizmetini ticari amaçla sunan sağlayıcıdır. Çerçeve sözleşmede yer alan matbu “ticari amaç” ibaresi müvekkilin fiilî amacını değiştirmez; bu ibare müzakere edilmemiş standart bir şarttır.
Görev — Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.73 ve m.83
Anılan Kanunun 73. maddesinin birinci fıkrası tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda tüketici mahkemelerini görevli kılmakta; 83. maddesinin ikinci fıkrası ise işlemin diğer kanunlarda düzenlenmiş olmasının tüketici işlemi sayılmasını ve Kanunun görev hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğini öngörmektedir. Uyuşmazlığın sermaye piyasası mevzuatında düzenlenmiş olması ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi kapsamında değerlendirilebilecek olması, taraflardan biri tüketici olduğundan Sayın Mahkemenizin görevini ortadan kaldırmaz.
Yetki ve harç — Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.73
Anılan maddenin beşinci fıkrası tüketici davalarının tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açılabileceğini, ikinci fıkrası ise tüketicilerin açtığı davaların harçtan muaf olduğunu öngörmektedir. Müvekkilin yerleşim yeri Sayın Mahkemenizin yargı çevresindedir.
Haksız şart — Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.5
Çerçeve sözleşmenin [madde numarası] maddesinde yer alan ve davalının sorumluluğunu [içerik] şeklinde sınırlayan hüküm müvekkille müzakere edilmemiş, dürüstlük kuralına aykırı biçimde müvekkil aleyhine dengesizlik yaratmaktadır. Anılan maddenin ikinci fıkrası uyarınca bu şart kesin olarak hükümsüzdür. Beşinci fıkra uyarınca izinle faaliyet gösteren kuruluşların sözleşmeleri de bu denetime tabidir; üçüncü fıkra uyarınca şartın münferiden müzakere edildiğini ispat yükü davalıya aittir.
Sorumluluk — Türk Borçlar Kanunu m.112
Anılan madde, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlunun kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının zararını gidermekle yükümlü olduğunu öngörmektedir. Davalı yukarıda açıklanan yükümlülüklerini gereği gibi ifa etmemiştir.
HUKUKİ SEBEPLER: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.3, m.5, m.73, m.73/A, m.83; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.112; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.109; 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat.
DELİLLER: Hesap ekstresi ve işlem dekontları; çerçeve sözleşme ve eklerinin örnekleri; müşteri sınıflandırma ve risk profili belgeleri; fon izahnamesi ve yatırımcı bilgi formu; arabuluculuk son tutanağı; bilirkişi incelemesi; her türlü yasal delil.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla [tutar] TL tazminatın [tarih] tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, çerçeve sözleşmenin [madde numarası] maddesinin kesin hükümsüz olduğunun tespitine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini vekâleten talep ederiz.
Davacı Vekili
Av. [Ad Soyad] — [İmza]
Tüketici niteliğini gösteren belgelerin, özellikle müşteri sınıflandırma belgesinin ve paranın kaynağını gösteren kayıtların dava dilekçesine eklenmesi görev tartışmasını baştan sınırlar.
Sık Yapılan Hatalar
Birinci hata, görev sorusunu hiç sormadan dava açmaktır. HMK m.1 uyarınca görev kamu düzenindendir ve mahkemece kendiliğinden gözetilir.
İkinci hata, özel kanunda düzenleme bulunmasını tüketici hukukunu dışlayan bir sebep saymaktır. 6502 m.83/2 bunun aksini öngörür.
Üçüncü hata, her yatırımcıyı otomatik olarak tüketici saymaktır. m.3/1-(k) ölçütü ticari veya mesleki olmayan amaçtır ve somut olgulara göre değerlendirilir.
Dördüncü hata, matbu “ticari amaç” ibaresini belirleyici saymaktır. Tanım fiilî amaca dayanır ve matbu şartlar m.5 denetimine tabidir.
Beşinci hata, yanlış türde arabuluculuğa başvurmaktır. Başvurulan tür, dava açılacak mahkemeyle uyumlu olmalıdır.
Altıncı hata, hakem heyeti sınırını kontrol etmemektir. m.68/4 uyarınca sınır her yıl güncellenir.
Yedinci hata, harç muafiyetinden habersiz harç yatırmaktır. m.73/2, tüketicinin tüketici mahkemesinde açtığı davaları harçtan muaf tutar.
Sekizinci hata, basit yargılama usulünü gözetmeden eksik dilekçeyle dava açmaktır. m.73/4 basit yargılamayı öngörür; HMK m.319/1 uyarınca iddianın genişletilmesi yasağı dava açılmasıyla başlar.
Dokuzuncu hata, görevsizlik kararından sonra iki haftalık süreyi kaçırmaktır. HMK m.20/1, bu hâlde davanın açılmamış sayılacağını öngörür.
Onuncu hata, izinle faaliyet gösteren kuruluşların sözleşmelerinin haksız şart denetimi dışında olduğunu sanmaktır. m.5/5 bunun aksini açıkça düzenler.
Sıkça Sorulan Sorular
Fon yatırımcısı tüketici sayılır mı?
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.3/1-(k), tüketiciyi ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlar. Kişisel birikimini fonda değerlendiren gerçek kişi bu tanıma girebilir; ancak değerlendirme somut olgulara göre yapılır.
Katılma payı alımı tüketici işlemi midir?
6502 m.3/1-(l), tüketici işlemini ticari veya mesleki amaçlarla hareket edenler ile tüketiciler arasında kurulan; eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlar.
Fon ilişkisinin Sermaye Piyasası Kanunu’nda düzenlenmesi tüketici hukukunu dışlar mı?
Hayır. 6502 m.83/2, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğini düzenler.
Fon davası hangi mahkemede açılır?
Yatırımcı tüketici ise 6502 m.73/1 uyarınca tüketici mahkemesi görevlidir. Yatırımcı ticari amaçla hareket etmişse 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.4/1 kapsamında asliye ticaret mahkemesi görevli olur.
TTK’daki mutlak ticari dava hükmü tüketici mahkemesinin görevini engeller mi?
TTK m.4/1-(f), finansal kurumlara ilişkin düzenlemelerden doğan davaları ticari dava sayar. Ancak 6502 m.83/2 uyarınca diğer kanunlarda düzenleme olması tüketici mahkemesinin görevini engellemez; öğretide taraflardan biri tüketici ise tüketici mahkemesinin görevli olduğu kabul edilmektedir.
Görev kuralı neden önemlidir?
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.1, göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğunu düzenler. Görev mahkemece kendiliğinden gözetilir ve yanlış mahkemede açılan dava görevsizlikle sonuçlanır.
Tüketici davası harçlı mıdır?
6502 m.73/2, tüketici mahkemeleri nezdinde Bakanlık, tüketiciler ve tüketici örgütleri tarafından açılan davaların Harçlar Kanunu’nda düzenlenen harçlardan muaf olduğunu düzenler.
Tüketici mahkemesinde hangi usul uygulanır?
6502 m.73/4, tüketici mahkemelerindeki davaların Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Altıncı Kısım hükümlerine, yani basit yargılama usulüne göre yürütüleceğini düzenler.
Tüketici kendi şehrinde dava açabilir mi?
Evet. 6502 m.73/5, tüketici davalarının tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabileceğini düzenler.
Tüketici hakem heyetine ne zaman başvurulur?
6502 m.68/1, değeri Kanunda gösterilen tutarın altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvurunun zorunlu olduğunu düzenler; m.68/4 uyarınca bu tutar her yıl yeniden değerleme oranında artırılır.
Tüketici davasında arabuluculuk zorunlu mudur?
6502 m.73/A/1, tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğunu düzenler; hakem heyetinin görevine giren uyuşmazlıklar gibi bazı hâller istisnadır.
Tüketici arabuluculuk ücreti öder mi?
6502 m.73/A/3, arabuluculuk sonunda anlaşma sağlanması veya sağlanamaması gibi hâllerde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücretinin iki saatlik ücret tutarını geçmemek üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacağını düzenler.
İlk arabuluculuk toplantısına katılmayan tüketiciye yaptırım uygulanır mı?
6502 m.73/A/2, ilk toplantıya mazeretsiz katılmamanın yaptırımını düzenleyen 6325 sayılı Kanun m.18/A’nın on birinci fıkrasının tüketici aleyhine uygulanmayacağını düzenler.
Haksız şart nedir?
6502 m.5/1, haksız şartı tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme şartı olarak tanımlar; m.5/2 bu şartların kesin olarak hükümsüz olduğunu düzenler.
Standart şartın müzakere edildiğini kim ispat eder?
6502 m.5/3, sözleşmeyi düzenleyenin bir standart şartın münferiden müzakere edildiğini iddia etmesi hâlinde bunu ispatla yükümlü olduğunu düzenler.
İzinli sermaye piyasası kurumlarının sözleşmeleri haksız şart denetimine tabi midir?
Evet. 6502 m.5/5, faaliyetlerini kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi veya kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de niteliklerine bakılmaksızın haksız şart hükümlerinin uygulanacağını düzenler.
Belirsiz sözleşme hükmü nasıl yorumlanır?
6502 m.5/4, sözleşmedeki bir hükmün açık ve anlaşılır olmaması veya birden çok anlama gelmesi hâlinde tüketicinin lehine yorumlanacağını düzenler.
Sözleşme koşulları sonradan tüketici aleyhine değiştirilebilir mi?
6502 m.4/2, sözleşmede öngörülen koşulların sözleşme süresi içinde tüketici aleyhine değiştirilemeyeceğini düzenler.
Görevsizlik kararı verilirse ne yapılır?
HMK m.20/1, görevsizlik kararından sonra kanunda gösterilen tarihten itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurularak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi gerektiğini; aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağını düzenler.
Şirket olarak fona yatırım yapan tüketici sayılır mı?
6502 m.3/1-(k) tüzel kişileri de kapsar; ancak işletme nakdini fonda değerlendiren bir şirketin çoğu kez ticari amaçla hareket ettiği kabul edilir ve bu durumda uyuşmazlık asliye ticaret mahkemesinde görülür.
İlgili Rehberler
- Dava şartları ve ilk itirazlar
- Ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk
- Basit yargılama usulü
- Genel işlem koşulları ve irade bozukluğu
- Nitelikli yatırımcı beyanı
- Katılma payı satışına aracılık eden kuruluşun sorumluluğu
- Fon davasında yargılama giderleri
- Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi
Tüketicinin açtığı dava harçtan muaf
Doğru nitelendirme maliyeti değiştirir. 0554 648 37 15
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsAppDosyanız için değerlendirme
Tüketici niteliğini ve doğru mahkemeyi dava açmadan önce birlikte belirleyelim. Telefon: 0554 648 37 15
İletişime GeçinBu içerik tüketici hukuku ve sermaye piyasası hukuku alanındadır.
Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi · Tasfiye edilen fonlar listesi · Tüm hukuk dalları


