Genel İşlem Koşulları ve İrade Bozukluğu 2026 (TBK m.20-25, m.36-39): Matbu Sözleşme Kayıtlarına Karşı Üç Aşamalı Denetim — Dilekçe Örneğiyle
21 Eylül 2026

Genel İşlem Koşulları ve İrade Bozukluğu 2026 (TBK m.20-25, m.36-39): Matbu Sözleşme Kayıtlarına Karşı Üç Aşamalı Denetim — Dilekçe Örneğiyle

Fon dosyalarında savunmanın omurgasını çoğu kez imzalanmış matbu belgeler oluşturur: çerçeve sözleşme, risk bildirim formu ve bilgilendirme belgeleri. Kanun bu tür hükümleri üç aşamalı bir denetime tabi tutar. TBK m.20, “her maddesi tartışılarak kabul edilmiştir” biçimindeki matbu kayıtların tek başına bir hükmü genel işlem koşulu olmaktan çıkarmayacağını açıkça öngörür. m.21, bilgilendirme yapılmayan koşulları yazılmamış sayar ve bu bilgilendirmenin ispatı düzenleyene düşer. m.23 belirsizliği düzenleyenin aleyhine yorumlar, m.25 ise dürüstlük kurallarına aykırı biçimde karşı tarafın durumunu ağırlaştıran hükümleri yasaklar.

İmzaladım diye bağlı mıyım?

Matbu kayıtlar denetime tabidir. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Kısaca: “Okudum, anladım” kaydı tek başına yeterli değil

Tartışılarak kabul kaydı niteliği değiştirmez. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.20, genel işlem koşullarını içeren sözleşmeye veya ayrı bir sözleşmeye konulan, bu koşulların her birinin tartışılarak kabul edildiğine ilişkin kayıtların tek başına onları genel işlem koşulu olmaktan çıkarmayacağını düzenler.

Bilgilendirilmeyen koşul yazılmamış sayılır. m.21, karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşme kapsamına girmesini; düzenleyenin bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi vermesine, içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın kabulüne bağlar.

Belirsizlik düzenleyenin aleyhine yorumlanır. m.23, genel işlem koşullarında yer alan bir hüküm açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanacağını düzenler.

Matbu Sözleşmeler ve Formlar

Fon dosyalarında savunmanın omurgasını çoğu kez imzalanmış belgeler oluşturur: çerçeve sözleşme, risk bildirim formu, uygunluk testi ve bilgilendirme belgeleri.

Bu belgelerin ortak özelliği önceden hazırlanmış ve tek taraflı düzenlenmiş olmalarıdır. Kanun bu tür hükümleri ayrı bir denetime tabi tutar.

Denetim üç aşamalıdır: kapsama girip girmediği, nasıl yorumlanacağı ve içeriğinin dürüstlük kurallarına uygun olup olmadığı.

Bu yazı, genel işlem koşullarına ilişkin hükümleri fon dosyalarındaki görünümüyle ele alır ve irade bozukluğu hâllerini de kapsar. Pazaryerinde hesabı kapatılan veya hakedişi bloke edilen mücevher satıcısının 6563 sayılı Kanun kapsamındaki hakları için pazaryeri hesabı kapatıldı, hakediş bloke rehberimize bakılabilir.

Belgelerin ispat gücü fon davasında ispat ve deliller yazımızda ele alındı.

Yatırım tavsiyesi değildir. Bu yazı hiçbir fonun alınması, satılması veya elde tutulması yönünde öneri içermez ve somut bir dosya hakkında hukuki görüş niteliği taşımaz. Bir hükmün genel işlem koşulu olup olmadığı her dosyada ayrıca değerlendirilir.

Sözleşmenin Yorumunda Gerçek İrade: TBK m.19

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.19/1, bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında; tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradelerinin esas alınacağını düzenler.

Bu hüküm, sözleşmenin başlığına veya kullanılan terimlere değil gerçek iradeye bakılmasını gerektirir.

Fon dosyalarında bu kural, ilişkinin hukuki niteliğinin belirlenmesinde kullanılır: sözleşmenin adı değil, tarafların gerçek iradesi ve edimlerin niteliği esas alınır.

m.19/2, borçlunun, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamayacağını belirtir.

Portföy yönetimi ilişkisinin niteliği portföy yönetiminde vekâlet hükümleri yazımızda ele alındı.

Genel İşlem Koşulunun Tanımı: m.20

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.20/1, genel işlem koşullarını; bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri olarak tanımlar.

Bu tanımda dört unsur yer alır: ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanma amacı, önceden hazırlanmışlık, tek başına hazırlama ve karşı tarafa sunma.

Aynı fıkra nitelendirmede önem taşımayan hususları da gösterir: bu koşulların sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şekli nitelendirmede önem taşımaz.

Dolayısıyla koşulun ekte yer alması veya küçük puntoyla yazılmış olması niteliğini değiştirmez.

Aynı fıkra bir kaçış yolunu da kapatır: aynı amaçla düzenlenen sözleşmelerin metinlerinin özdeş olmaması, bu sözleşmelerin içerdiği hükümlerin genel işlem koşulu sayılmasını engellemez.

Aynı fıkranın son cümlesi fon dosyalarında en sık başvurulan dayanaktır: genel işlem koşulları içeren sözleşmeye veya ayrı bir sözleşmeye konulan, bu koşulların her birinin tartışılarak kabul edildiğine ilişkin kayıtlar, tek başına onları genel işlem koşulu olmaktan çıkarmaz.

Bu cümle, “her maddesi ayrı ayrı okunup müzakere edilmiştir” biçimindeki matbu kayıtların tek başına sonuç doğurmayacağını gösterir.

Genel işlem koşulunun unsurları (TBK m.20)

Unsurİçerik
Amaçİleride çok sayıda benzer sözleşmede kullanma
ZamanÖnceden hazırlanmış olma
HazırlayanDüzenleyenin tek başına hazırlaması
SunumKarşı tarafa sunulmuş olma
Önem taşımayanlarMetinde veya ekte yer alma, kapsam, yazı türü ve şekli
Metin farklılığıÖzdeş olmama nitelendirmeyi engellemez
Tartışma kaydıTek başına genel işlem koşulu olmaktan çıkarmaz

Kapsam Denetimi: m.21 ve m.22

İlk denetim aşaması, koşulun sözleşmeye dâhil olup olmadığıdır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.21/1, karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesini üç şarta bağlar.

Birincisi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi vermesidir.

İkincisi, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasıdır.

Üçüncüsü, karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesidir.

Aynı fıkra sonucu gösterir: aksi takdirde genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.

Aynı fıkra ikinci bir yazılmamış sayılma hâli daha öngörür: sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır.

Bu ikinci hâl, sözleşmeyle ilgisiz veya beklenmeyen hükümleri kapsam dışı bırakır.

Etki bakımından m.22, sözleşmenin yazılmamış sayılan genel işlem koşulları dışındaki hükümlerinin geçerliliğini koruyacağını düzenler.

Aynı madde önemli bir sınır koyar: bu durumda düzenleyen, yazılmamış sayılan koşullar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremez.

Bu hüküm kısmî hükümsüzlüğün genel rejiminden ayrılır: düzenleyen, sözleşmenin tamamının geçersizliğini ileri süremez.

Fon dosyalarında bu kural belirleyicidir: yazılmamış sayılan bir sorumsuzluk kaydı, sözleşmenin geri kalanını etkilemez.

Yorum Denetimi: m.23

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.23, genel işlem koşullarında yer alan bir hükmün; açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanacağını düzenler.

Bu kural iki hâli kapsar: anlaşılmazlık ve çok anlamlılık.

Fon dosyalarında bu hüküm, risk açıklamalarının ve sorumluluk sınırlamalarının yorumunda kullanılır.

Belirsiz kaleme alınmış bir risk kaydı, düzenleyen kuruluşun aleyhine yorumlanır.

Bu kural, izahname ve bilgilendirme belgelerindeki anlaşılabilirlik standardıyla paralel işler.

Belgelerdeki açıklama standardı izahname ve kamuyu aydınlatma sorumluluğu yazımızda ele alındı.

Değiştirme Yasağı: m.24

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.24, genel işlem koşullarının bulunduğu bir sözleşmede veya ayrı bir sözleşmede yer alan ve düzenleyene tek yanlı olarak karşı taraf aleyhine genel işlem koşulları içeren sözleşmenin bir hükmünü değiştirme ya da yeni düzenleme getirme yetkisi veren kayıtların yazılmamış sayılacağını düzenler.

Bu hüküm, tek taraflı değişiklik yetkisi veren kayıtları doğrudan kapsam dışı bırakır.

Fon dosyalarında bu kural, sözleşmede yer alan tek taraflı değişiklik ve güncelleme yetkisi kayıtları bakımından tartışılabilir.

Hükmün kapsamı iki koşulu birlikte arar: yetkinin tek yanlı olması ve karşı taraf aleyhine olması.

Ayrıca bu kayıt ayrı bir sözleşmede yer alsa dahi hüküm uygulanır.

İçerik Denetimi: m.25

Üçüncü ve en geniş denetim aşaması budur.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.25, genel işlem koşullarına; dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamayacağını düzenler.

Bu hükümde iki ölçüt yer alır: karşı tarafın aleyhine olma ve durumunu ağırlaştırıcı nitelik. Her ikisi de dürüstlük kurallarına aykırılık süzgecinden geçirilir.

Bu denetim, koşulun kapsama girdiği ve anlaşılır olduğu hâllerde dahi uygulanır.

Fon dosyalarında içerik denetimine konu olabilecek kayıtlar şunlardır: sorumluluk sınırlamaları, ispat yükünü tersine çeviren kayıtlar, zamanaşımı veya hak düşürücü süre kısaltmaları ve tek taraflı fesih yetkileri.

Sorumsuzluk anlaşmalarına ilişkin özel hükümler ise ayrıca uygulanır; bu rejim fon zararında sorumluluk temeli yazımızda ele alındı.

Üç denetim aşaması

AşamaSoruSonuçDayanak
KapsamBilgi verildi ve öğrenme imkânı sağlandı mı?Sağlanmadıysa yazılmamış sayılırm.21
KapsamSözleşmenin niteliğine yabancı mı?Yabancıysa yazılmamış sayılırm.21
YorumAçık ve anlaşılır mı, tek anlamlı mı?Değilse düzenleyen aleyhine yorumlanırm.23
DeğiştirmeTek yanlı değişiklik yetkisi veriyor mu?Veriyorsa yazılmamış sayılırm.24
İçerikDürüstlük kurallarına aykırı olarak aleyhe mi?Aykırıysa konulamazm.25

Kesin Hükümsüzlük ve Aşırı Yararlanma

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.27/1, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz olduğunu düzenler.

m.27/2, sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olmasının diğerlerinin geçerliliğini etkilemeyeceğini; ancak bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa sözleşmenin tamamının kesin olarak hükümsüz olacağını belirtir.

Bu fıkra, genel işlem koşullarındaki m.22 hükmünden ayrılır: orada düzenleyen tamamının geçersizliğini ileri süremezken, burada bu imkân vardır.

Aşırı yararlanma bakımından m.28, bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık bulunması ve bu oransızlığın; zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirilmiş olması hâlinde zarar görenin iki seçeneğe sahip olduğunu düzenler.

Birinci seçenek, sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini istemektir.

İkinci seçenek, sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini istemektir.

Aynı madde bu hakkın kullanılmasını süreye bağlar; süre, düşüncesizlik veya deneyimsizlik hâllerinde ayrıca değerlendirilir.

Fon dosyalarında “deneyimsizlik” unsuru, yatırımcının bilgi ve tecrübe düzeyiyle ilgili tartışmalarda gündeme gelebilir.

Uygunluk ve yerindelik değerlendirmesi emir kayıtları ve yerindelik testi yazımızda ele alındı.

İrade Bozukluğu: Yanılma, Aldatma ve Korkutma

Belgelerin imzalanmış olmasına rağmen sözleşmeyle bağlı olunmadığı iddiası bu hükümlere dayandırılır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.30, sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen tarafın sözleşme ile bağlı olmayacağını düzenler.

Esaslı yanılma hâlleri bakımından m.31, maddede sayılan hâllerin esaslı olduğunu belirtir.

Bu hâller arasında; kurulmasını istediği sözleşmeden başka bir sözleşme için irade açıklaması, istediğinden başka bir konu için irade açıklaması ve gerçekte üstlenmek istediğinden önemli ölçüde fazla bir edim için ya da gerçekte istediğinden önemli ölçüde az bir karşı edim için irade açıklaması yer alır.

Aldatma bakımından m.36/1, taraflardan birinin diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı olmayacağını düzenler.

Bu fıkra önemli bir fark yaratır: aldatmada yanılmanın esaslı olması aranmaz.

m.36/2, üçüncü bir kişinin aldatması sonucu sözleşme yapan tarafın; sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde sözleşmeyle bağlı olmayacağını belirtir.

Süre bakımından m.39/1, yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan tarafın; yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse sözleşmeyi onamış sayılacağını düzenler.

Bu bir yıllık süre hak düşürücü niteliktedir ve dikkatle takip edilmelidir.

m.39/2, aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılmasının tazminat hakkını ortadan kaldırmayacağını belirtir.

Bu fıkra önemlidir: süre geçmiş olsa dahi tazminat talebi ayrıca ileri sürülebilir.

İrade bozukluğu hâlleri

HâlŞartSüreDayanak
YanılmaEsaslı olmalıÖğrenmeden itibaren bir yılm.30, m.31, m.39
AldatmaEsaslılık aranmazÖğrenmeden itibaren bir yılm.36, m.39
Üçüncü kişinin aldatmasıKarşı tarafın bilmesi veya bilecek durumda olmasıAynı sürem.36/2
KorkutmaKorkutmanın etkisiEtkinin kalkmasından itibaren bir yılm.39
Onama sonrasıTazminat hakkı saklım.39/2

Yetkisiz Temsil: TBK m.45-47

Kuruluş çalışanının veya temsilcisinin yetkisi aşarak işlem yaptığı iddiası bu hükümlerle değerlendirilir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.45/1, temsilcinin yetkisinin sona ermiş olduğunu bilmediği sürece, temsil olunanın veya haleflerinin temsilcinin yapmış olduğu hukuki işlemlerin sonuçlarıyla bağlı olduklarını düzenler.

Aynı madde bir istisna öngörür: bu kural, üçüncü kişilerin yetkinin sona ermiş olduğunu bildikleri durumlarda uygulanmaz.

Yetkisiz temsil bakımından m.46/1, bir kimsenin yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yapması durumunda, bu işlemin ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlayacağını düzenler.

m.46/2, yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer tarafın; temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebileceğini belirtir.

Aynı fıkra sonucu gösterir: bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur.

Fon dosyalarında bu hükümler iki yönde uygulanabilir.

Birincisi, yatırımcı adına yetkisiz kişi tarafından verilen talimatlar bakımından tartışılır.

İkincisi, kuruluş adına yetkisi bulunmayan kişinin yaptığı işlemler bakımından gündeme gelir.

Ancak kurumsal yapılarda temsil yetkisinin kapsamı ticaret siciline tescil edilen kayıtlara ve iç yönergelere göre belirlenir; bu husus somut dosyada ayrıca incelenir.

Şirket temsili ve yönetim yetkisi yönetim kurulu ve yöneticilerin sorumluluğu yazımızda ele alındı.

İfa İmkânsızlığı ve Aşırı İfa Güçlüğü: TBK m.136-138

Fon tasfiyesi süreçlerinde ödemelerin yapılamaması hâlinde bu hükümler gündeme gelebilir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.136/1, borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa borcun sona ereceğini düzenler.

m.136/2, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlunun; karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olduğunu ve henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybedeceğini belirtir.

m.136/4 bir bildirim yükümlülüğü getirir: borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür.

Bu fıkra fon dosyalarında değer taşır: imkânsızlık savunmasında bulunan kuruluşun bildirim ve zararı azaltma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği ayrıca incelenir.

Kısmi imkânsızlık bakımından m.137/1, borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle kısmen imkânsızlaşırsa borçlunun borcunun sadece imkânsızlaşan kısmından kurtulacağını düzenler.

Aynı fıkra bir istisna öngörür: bu kısmi ifa imkânsızlığı önceden öngörülseydi taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa borcun tamamı sona erer.

m.137/2, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde bir tarafın borcu kısmen imkânsızlaşır ve alacaklı kısmi ifaya razı olursa karşı edimin de o oranda ifa edileceğini; alacaklının razı olmaması veya karşı edimin bölünemeyen nitelikte olması durumunda tam imkânsızlık hükümlerinin uygulanacağını belirtir.

Aşırı ifa güçlüğü bakımından m.138/1, sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi hâlinde borçlunun; borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması şartıyla, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğunu düzenler.

Aynı fıkra, sürekli edimli sözleşmelerde borçlunun kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanacağını belirtir.

Bu maddedeki şartlar dar yorumlanır: öngörülmezlik, borçludan kaynaklanmama ve dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede değişim birlikte aranır.

Ayrıca borçlunun haklarını saklı tutmadan ifa etmiş olması hâlinde bu yola başvuramayacağı öngörülmüştür.

İmkânsızlık ve uyarlama hükümleri

KurumŞartSonuçDayanak
Tam imkânsızlıkBorçlunun sorumlu tutulamayacağı sebepBorç sona erer; alınan edim geri verilirm.136
Bildirim yükümlülüğüİmkânsızlığın doğmasıGecikmeksizin bildirim ve zararı azaltmam.136
Kısmi imkânsızlıkKısmen imkânsızlaşmaSadece o kısımdan kurtulmam.137/1
Kısmi imkânsızlıkta istisnaÖngörülseydi sözleşme yapılmayacaktıBorcun tamamı sona ererm.137/1
Aşırı ifa güçlüğüÖngörülmeyen olağanüstü durumUyarlama; mümkün değilse dönme veya fesihm.138

Bu hükümler savunma tarafından ileri sürüldüğünde, şartların tamamının gerçekleşip gerçekleşmediği ayrı ayrı incelenir.

Fon Dosyasında Uygulama

Belge ve kayıt türüne göre dayanak

Kayıt veya belgeİtirazDayanak
“Tüm maddeler müzakere edilmiştir” kaydıTek başına niteliği değiştirmezm.20
Ekte yer alan matbu koşullarEkte olması niteliği etkilemezm.20
Bilgilendirme yapılmadan sunulan koşulYazılmamış sayılırm.21
Sözleşmenin niteliğine yabancı koşulYazılmamış sayılırm.21
Belirsiz risk veya sorumluluk kaydıDüzenleyen aleyhine yorumlanırm.23
Tek taraflı değişiklik yetkisiYazılmamış sayılırm.24
Aleyhe ve ağırlaştırıcı hükümlerİçerik denetimine tabim.25
Yanıltıcı beyanla imzalatılan belgeAldatma; esaslılık aranmazm.36

Birinci satır uygulamada en sık karşılaşılan savunmayı karşılar: matbu müzakere kaydı tek başına sonuç doğurmaz.

Üçüncü satır ise ispat bakımından önemlidir: bilgilendirmenin yapıldığını ve öğrenme imkânı sağlandığını ortaya koymak düzenleyene düşer.

Sekizinci satırda ise süre gözetilmelidir: m.39/1’deki bir yıllık süre hak düşürücüdür; ancak m.39/2 uyarınca tazminat hakkı saklıdır.

Genel İşlem Koşulu İtirazı İçeren Dilekçe Bölümü Örneği

Aşağıdaki metin, davalı tarafça sunulan sözleşme kayıtlarına karşı itirazın kurulmasına yönelik çerçevedir.

[ ] ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE

DOSYA NO: [ ] Esas

DAVACI: [Ad Soyad] — [TC Kimlik No]

VEKİLİ: Av. [Ad Soyad]

DAVALI: [Kurucu portföy yönetim şirketi]

KONU: Davalının dayandığı sözleşme kayıtlarına ilişkin beyanlarımızdır.

AÇIKLAMALAR

1. Davalı taraf cevap dilekçesinde, taraflar arasındaki [tarih] tarihli çerçeve sözleşmenin [madde numarası] maddesine dayanarak sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürmüştür.

2. Anılan sözleşme, davalı tarafından önceden ve tek başına hazırlanmış matbu bir metin olup müvekkilin katkısı olmaksızın sunulmuştur. Sözleşmenin aynı içerikle çok sayıda yatırımcıya sunulduğu davalıdan sorulmakla anlaşılacaktır.

Genel işlem koşulu niteliği — Türk Borçlar Kanunu m.20

Anılan madde, genel işlem koşullarını; bir sözleşme yapılırken düzenleyenin ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla önceden ve tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri olarak tanımlamakta; bu koşulların sözleşme metninde veya ekinde yer almasının, kapsamının, yazı türü ve şeklinin nitelendirmede önem taşımayacağını öngörmektedir. Aynı madde ayrıca, koşulların her birinin tartışılarak kabul edildiğine ilişkin kayıtların tek başına onları genel işlem koşulu olmaktan çıkarmayacağını hükme bağlamaktadır. Sözleşmedeki matbu müzakere kaydı bu nedenle sonuç doğurmaz.

Kapsam denetimi — Türk Borçlar Kanunu m.21

Anılan madde, karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşme kapsamına girmesini; düzenleyenin sözleşmenin yapılması sırasında bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi vermesine, içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın kabulüne bağlamakta; aksi takdirde bu koşulların yazılmamış sayılacağını öngörmektedir. Davalı, müvekkile anılan koşullar hakkında açıkça bilgi verdiğini ve içeriğini öğrenme imkânı sağladığını ispatla yükümlüdür.

Yazılmamış sayılmanın etkisi — Türk Borçlar Kanunu m.22

Anılan madde, sözleşmenin yazılmamış sayılan genel işlem koşulları dışındaki hükümlerinin geçerliliğini koruyacağını ve düzenleyenin, yazılmamış sayılan koşullar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremeyeceğini öngörmektedir.

Yorum denetimi — Türk Borçlar Kanunu m.23

Anılan madde, genel işlem koşullarında yer alan bir hüküm açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanacağını öngörmektedir. Davalının dayandığı kayıt [somut belirsizlik] yönünden açık ve anlaşılır değildir.

İçerik denetimi — Türk Borçlar Kanunu m.25

Anılan madde, genel işlem koşullarına dürüstlük kurallarına aykırı olarak karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamayacağını öngörmektedir. Anılan kayıt, müvekkilin durumunu ağırlaştırıcı nitelikte olup bu denetime tabidir.

HUKUKİ SEBEPLER: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.19, m.20, m.21, m.22, m.23, m.24, m.25, m.27; 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili mevzuat.

DELİLLER: Taraflar arasındaki sözleşme ve ekleri; davalının aynı dönemde diğer yatırımcılarla akdettiği örnek sözleşmeler; bilgilendirme yapıldığına ilişkin kayıtlar; her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının dayandığı sözleşme kayıtlarının genel işlem koşulu niteliğinde olduğunun ve yazılmamış sayılması gerektiğinin tespitiyle davamızın kabulüne karar verilmesini vekâleten talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. [Ad Soyad] — [İmza]

Bilgilendirmenin yapıldığını ve öğrenme imkânı sağlandığını ispat yükü düzenleyene aittir.

Sık Yapılan Hatalar

Birinci hata, matbu müzakere kaydını kabul etmektir. TBK m.20, bu kayıtların tek başına koşulları genel işlem koşulu olmaktan çıkarmayacağını öngörür.

İkinci hata, ekte yer alan koşulları kapsam dışı saymaktır. Aynı madde, metinde veya ekte yer almanın nitelendirmede önem taşımadığını belirtir.

Üçüncü hata, sözleşme metinlerinin farklı olmasını nitelendirmeye engel görmektir. Aynı madde, özdeş olmamanın genel işlem koşulu sayılmasını engellemeyeceğini öngörür.

Dördüncü hata, bilgilendirme yükümlülüğünü gözden kaçırmaktır. m.21, açık bilgi verme ve öğrenme imkânı sağlamayı kapsam şartı sayar.

Beşinci hata, yazılmamış sayılmanın sözleşmenin tamamını etkileyeceğini sanmaktır. m.22, diğer hükümlerin geçerliliğini koruyacağını belirtir.

Altıncı hata, belirsiz kayıtların lehe yorumlanabileceğini düşünmektir. m.23, belirsizliği düzenleyenin aleyhine yorumlar.

Yedinci hata, tek taraflı değişiklik yetkisi kayıtlarını geçerli saymaktır. m.24, bu kayıtları yazılmamış sayar.

Sekizinci hata, içerik denetimini yalnız kapsam dışı kalan kayıtlarla sınırlı görmektir. m.25, kapsama giren ve anlaşılır olan kayıtlar bakımından da uygulanır.

Dokuzuncu hata, aldatmada yanılmanın esaslı olmasını aramaktır. m.36/1, aldatmada esaslılık aranmayacağını öngörür.

Onuncu hata, bir yıllık sürenin geçmesiyle tüm hakların düştüğünü sanmaktır. m.39/2, onanmış sayılmanın tazminat hakkını ortadan kaldırmayacağını belirtir.

İade talebi: Sebepsiz zenginleşme, elden çıkma savunması ve zamanaşımı sebepsiz zenginleşme ve iade talebi yazımızda ele alındı.
Kefalet: El yazısı şartı, eşin rızası ve on yıllık sona erme kefalet ve kişisel güvence yazımızda ele alındı.
Görevli mahkeme: Bireysel yatırımcının tüketici mahkemesi, tüketici arabuluculuğu ve harç muafiyeti fon yatırımcısı tüketici mi yazımızda ele alındı.

Sıkça Sorulan Sorular

Genel işlem koşulu nedir?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.20, genel işlem koşullarını; bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri olarak tanımlar.

Koşulun ekte yer alması niteliğini değiştirir mi?

Hayır. TBK m.20, bu koşulların sözleşme metninde veya ekinde yer almasının, kapsamının, yazı türü ve şeklinin nitelendirmede önem taşımayacağını düzenler.

Sözleşme metinleri farklıysa genel işlem koşulu sayılmaz mı?

TBK m.20, aynı amaçla düzenlenen sözleşmelerin metinlerinin özdeş olmamasının, bu sözleşmelerin içerdiği hükümlerin genel işlem koşulu sayılmasını engellemeyeceğini düzenler.

“Her madde tartışılarak kabul edilmiştir” kaydı geçerli midir?

TBK m.20, bu koşulların her birinin tartışılarak kabul edildiğine ilişkin kayıtların tek başına onları genel işlem koşulu olmaktan çıkarmayacağını düzenler.

Bir koşulun sözleşme kapsamına girmesi neye bağlıdır?

TBK m.21, karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının kapsama girmesini; düzenleyenin sözleşmenin yapılması sırasında bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi vermesine, içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın kabulüne bağlar.

Bilgilendirme yapılmazsa ne olur?

TBK m.21, bu şartların sağlanmaması hâlinde genel işlem koşullarının yazılmamış sayılacağını düzenler.

Sözleşmenin niteliğine yabancı koşullar geçerli midir?

TBK m.21, sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşullarının da yazılmamış sayılacağını düzenler.

Yazılmamış sayılma sözleşmenin tamamını etkiler mi?

Hayır. TBK m.22, sözleşmenin yazılmamış sayılan genel işlem koşulları dışındaki hükümlerinin geçerliliğini koruyacağını ve düzenleyenin, bu koşullar olmasaydı sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremeyeceğini düzenler.

Belirsiz koşullar nasıl yorumlanır?

TBK m.23, genel işlem koşullarında yer alan bir hüküm açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanacağını düzenler.

Tek taraflı değişiklik yetkisi veren kayıtlar geçerli midir?

TBK m.24, düzenleyene tek yanlı olarak karşı taraf aleyhine sözleşmenin bir hükmünü değiştirme ya da yeni düzenleme getirme yetkisi veren kayıtların yazılmamış sayılacağını düzenler.

İçerik denetimi neyi kapsar?

TBK m.25, genel işlem koşullarına dürüstlük kurallarına aykırı olarak karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamayacağını düzenler.

Sözleşme nasıl yorumlanır?

TBK m.19/1, bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradelerinin esas alınacağını düzenler.

Sözleşmenin bir kısmı hükümsüzse tamamı geçersiz olur mu?

TBK m.27/2, hükümlerden bir kısmının hükümsüz olmasının diğerlerinin geçerliliğini etkilemeyeceğini; ancak bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa tamamının kesin olarak hükümsüz olacağını düzenler.

Aşırı yararlanma hâlinde ne yapılabilir?

TBK m.28, edimler arasında açık oransızlık bulunması ve bunun zarar görenin zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılarak gerçekleştirilmesi hâlinde zarar görenin; sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak oransızlığın giderilmesini isteyebileceğini düzenler.

Esaslı yanılma nedir?

TBK m.30, sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen tarafın sözleşme ile bağlı olmayacağını; m.31 ise hangi yanılma hâllerinin esaslı olduğunu düzenler.

Aldatmada yanılmanın esaslı olması gerekir mi?

Hayır. TBK m.36/1, taraflardan birinin diğerinin aldatması sonucu sözleşme yapması hâlinde, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı olmayacağını düzenler.

Üçüncü kişinin aldatması sonuç doğurur mu?

TBK m.36/2, üçüncü bir kişinin aldatması sonucu sözleşme yapan tarafın; sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde sözleşmeyle bağlı olmayacağını düzenler.

İrade bozukluğunda süre ne kadardır?

TBK m.39/1, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmeyen veya verdiği şeyi geri istemeyen tarafın sözleşmeyi onamış sayılacağını düzenler.

Süre geçerse tazminat hakkı da düşer mi?

Hayır. TBK m.39/2, aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılmasının tazminat hakkını ortadan kaldırmayacağını düzenler.

İlgili Rehberler

Belirsizlik düzenleyenin aleyhine

Bilgilendirmeyi ispat yükü kuruluştadır. Değerlendirme için: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Sözleşmenizdeki kayıtları birlikte inceleyelim. Telefon: 0554 648 37 15

İletişime Geçin

Bu içerik borçlar hukuku alanındadır.

Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi  ·  Tasfiye edilen fonlar listesi  ·  Tüm hukuk dalları

Post by Av. Fatma Öztürk