Kefalet ve Kişisel Güvence 2026 (TBK m.581-603): El Yazısı Şartı, Eşin Rızası, Azamî Miktar ve On Yıllık Sona Erme — İtiraz Dilekçesi Örneğiyle
21 Eylül 2026

Kefalet ve Kişisel Güvence 2026 (TBK m.581-603): El Yazısı Şartı, Eşin Rızası, Azamî Miktar ve On Yıllık Sona Erme — İtiraz Dilekçesi Örneğiyle

Fon dosyalarında kişisel güvence iki yönden gündeme gelir: yatırımcının fona yatırmak üzere aldığı kredideki kefil ve ihraçtaki garantör. Her iki hâlde de belirleyici olan şekil şartlarıdır. TBK m.583, kefilin sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olduğunu kendi el yazısıyla belirtmesini arar; bu unsurlardan birinin matbu basılmış olması geçersizlik doğurur. m.598/3 ise gerçek kişi kefaletinin on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağını öngörür. m.603 ise bu şekil şartlarını, başka ad altında yapılan kişisel güvence sözleşmelerine de uygular.

Kefalet sözleşmenizde el yazısı var mı?

Üç unsur el yazısıyla yazılmalıdır. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Kısaca: El yazısı şartı ve on yıllık kendiliğinden sona erme

Üç unsur kefilin el yazısıyla yazılmalıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.583, kefilin; sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğunu düzenler.

Gerçek kişinin kefaleti on yılda kendiliğinden kalkar. m.598, bir gerçek kişi tarafından verilmiş her türlü kefaletin, sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağını belirtir.

Başka ad altındaki kişisel güvenceler de aynı şekle tabidir. m.603, kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümlerin; gerçek kişilerce kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanacağını düzenler.

Fon Dosyalarında Kişisel Güvence

Fon zararı uyuşmazlıklarında kişisel güvence iki yönden gündeme gelir.

Birincisi, yatırımcının fona yatırmak üzere aldığı kredide kefil bulunmasıdır. Fon kilitlendiğinde kefilin konumu tartışılır.

İkincisi, ihraçta garantör bulunmasıdır. Sermaye Piyasası Kanunu m.10/1, zararın ihraççılardan tazmin edilememesi hâlinde varsa garantörün de sorumlu olacağını öngörür.

Her iki hâlde de kefalet hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı ve şekil şartlarının sağlanıp sağlanmadığı belirleyicidir.

Bu yazı, kefalet rejimini ve kişisel güvencelere ilişkin hükümleri ele alır.

Kredi ve taksit boyutu kredi çekip fona yatırdım, taksit ödeyemiyorum yazımızda ele alındı.

Yatırım tavsiyesi değildir. Bu yazı hiçbir fonun alınması, satılması veya elde tutulması yönünde öneri içermez ve somut bir dosya hakkında hukuki görüş niteliği taşımaz. Kefaletin geçerliliği ve kapsamı her dosyada ayrıca değerlendirilir.

Tanım ve Asıl Borç: m.581-582

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.581, kefalet sözleşmesini; kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşme olarak tanımlar.

Bu tanımda iki unsur öne çıkar: sorumluluğun kişisel olması ve borcun ifa edilmemesi sonuçlarına bağlanması.

Kefalet bir teminat sözleşmesidir ve asıl borca bağlıdır.

Asıl borç bakımından m.582/1, kefalet sözleşmesinin mevcut ve geçerli bir borç için yapılabileceğini düzenler.

Bu fıkra bağlılık ilkesini gösterir: geçersiz bir borç için kefalet de geçerli olmaz.

Aynı madde bir genişletme yapar: gelecekte doğacak veya koşula bağlı bir borç için de, bu borç doğduğunda veya koşul gerçekleştiğinde hüküm ifade etmek üzere kefalet sözleşmesi kurulabilir.

Fon dosyalarında bu bağlılık ilkesi değer taşır. Asıl sözleşmenin geçersizliği ileri sürülüyorsa, kefaletin akıbeti de buna bağlıdır.

Sözleşmelerin geçersizliği genel işlem koşulları ve irade bozukluğu yazımızda ele alındı.

Şekil Şartları: m.583

Bu madde uygulamada en sık başvurulan geçersizlik sebebidir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.583/1, kefalet sözleşmesinin; yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağını düzenler.

Bu fıkrada üç unsur aranır: yazılı şekil, azamî miktar ve kefalet tarihi.

Aynı fıkra daha ağır bir şart getirir: kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.

El yazısı şartı üç unsuru kapsar: azamî miktar, tarih ve müteselsillik.

Bu unsurlardan birinin kefilin el yazısıyla yazılmamış olması geçersizlik sonucu doğurur.

Aynı fıkra kapsamı genişletir: kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır.

m.583/2, tarafların yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu belirli bir miktarla sınırlandırabilecekleri esasını düzenler.

Uygulamada matbu sözleşmelerde bu unsurların önceden basılmış olması sıkça karşılaşılan bir durumdur ve geçersizlik iddiasına dayanak oluşturur.

Kefalette şekil şartları (TBK m.583)

UnsurŞartEksikliğin sonucu
Yazılı şekilSözleşme yazılı olmalıdırGeçersizlik
Azamî miktarBelirtilmeli ve kefilin el yazısıyla yazılmalıdırGeçersizlik
Kefalet tarihiBelirtilmeli ve kefilin el yazısıyla yazılmalıdırGeçersizlik
MüteselsillikMüteselsil kefalette kefilin el yazısıyla belirtilmelidirMüteselsillik doğmaz
Özel yetki ve kefalet vaadiAynı şekil koşullarına tabidirGeçersizlik

Eşin Rızası: m.584

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.584/1, eşlerden birinin; mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceğini düzenler.

Aynı fıkra zaman şartı getirir: bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.

Dolayısıyla sonradan verilen rıza geçersizliği gidermez.

m.584/2 bir istisna öngörür: kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez.

Bu fıkra karşıt anlamıyla okunduğunda üç değişiklik türü için rıza gerektiği ortaya çıkar: miktarın artması, adi kefaletin müteselsile dönüşmesi ve kefil yararına güvencelerin önemli ölçüde azalması.

Fon dosyalarında yapılandırma işlemleri bu açıdan incelenir: yapılandırma kefilin sorumluluğunu artırıyorsa eşin rızası aranır.

Adi ve Müteselsil Kefalet: m.585-586

İki kefalet türü arasındaki fark alacaklının başvuru sırasında ortaya çıkar.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.585/1, adi kefalette alacaklının, borçluya başvurmadıkça kefili takip edemeyeceğini düzenler.

Aynı fıkra dört istisna sayar ve bu hâllerde doğrudan doğruya kefile başvurulabileceğini öngörür.

Adi kefalette doğrudan başvuru hâlleri (TBK m.585/1)

BentHâl
1Borçlu aleyhine yapılan takibin sonucunda kesin aciz belgesi alınması
2Borçlu aleyhine Türkiye’de takibatın imkânsız hâle gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi
3Borçlunun iflasına karar verilmesi
4Borçluya konkordato mehli verilmiş olması

m.585/2, alacağın kefaletten önce veya kefalet sırasında rehinle de güvence altına alınmış olması hâlinde adi kefalette kefilin, alacağın öncelikle rehin konusundan alınmasını isteyebileceğini düzenler.

Müteselsil kefalet bakımından m.586/1, kefilin müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmesi hâlinde alacaklının; borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebileceğini düzenler.

Aynı fıkra bir şart getirir: bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.

Bu şart sıkça gözden kaçar: müteselsil kefalette dahi doğrudan takip mutlak değildir, borçlunun temerrüdü veya ödeme güçsüzlüğü aranır.

m.586/2, alacağın teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmış olması hâlinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamayacağını belirtir.

Bu hüküm müteselsil kefalette de bir sıra öngörür.

Sorumluluğun Kapsamı: m.589 ve m.592

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.589/1, kefilin her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azamî miktara kadar sorumlu olduğunu düzenler.

Bu hüküm mutlak bir tavan koyar: azamî miktar aşılamaz.

Aynı madde, aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa kefilin, belirtilen azamî miktarla sınırlı olmak üzere maddede sayılanlardan sorumlu olacağını belirtir.

Bu sayımda asıl borç ile borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçları ve belirli şartlarla takip ile davaların masrafları yer alır.

İkinci kalem bakımından bir bildirim şartı öngörülmüştür: alacaklının, kefile, onun borcu ödeyerek yapılmalarını önleyebileceği uygun bir zaman önce bildirmesi koşulu aranır.

Güvencelerin azaltılması bakımından m.592/1, alacaklının; kefalet sırasında var olan veya daha sonra asıl borçludan alacağın özel güvencesi olmak üzere elde ettiği rehin haklarını, güvenceyi ve rüçhan haklarını kefilin zararına olarak azaltması hâlinde kefilin sorumluluğunun da buna uygun düşen bir miktarda azalacağını düzenler.

Aynı fıkra ispat yükünü gösterir: zararın daha az olduğu alacaklı tarafından ispat edilmedikçe bu azalma gerçekleşir.

Aynı fıkra, kefilin fazladan ödediği miktarın geri verilmesini isteme hakkının saklı olduğunu belirtir.

Bu hüküm alacaklıya bir yükümlülük yükler: teminatları kefilin zararına azaltamaz.

Kefilin Halefiyeti: m.596

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.596/1, kefilin; alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde onun haklarına halef olacağını düzenler.

Aynı fıkra, kefilin bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabileceğini belirtir.

m.596/2, kefilin aksi kararlaştırılmamışsa; rehin hakları ile aynı alacak için sağlanmış diğer güvencelerden sadece kefalet anında var olan veya bizzat asıl borçlu tarafından sonradan özellikle bu alacak için verilmiş bulunanlara halef olacağını düzenler.

m.596/3, alacaklıya kısmen ifada bulunan kefilin, rehin hakkının sadece bunu karşılayan kısmına halef olacağını belirtir.

Bu hükümler, ödeme yapan kefilin asıl borçluya ve diğer güvencelere başvurma imkânını düzenler.

Halefiyet rejimi alacağın devri ve halefiyet yazımızda ele alındı.

Kefaletin Sona Ermesi: m.598

Bu madde fon dosyalarında zaman boyutunu belirler.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.598/1, hangi sebeple olursa olsun asıl borç sona erince kefilin de borcundan kurtulacağını düzenler.

Bu fıkra bağlılık ilkesinin sonucudur.

m.598/2, borçlu ve kefil sıfatının aynı kişide birleşmesi hâlinde alacaklı için kefaletten doğan özel yararların saklı kalacağını belirtir.

m.598/3 belirleyici bir kural getirir: bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.

Bu hüküm gerçek kişi kefiller bakımından mutlak bir süre öngörür.

Aynı fıkra, kefaletin on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile; uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefilin ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebileceğini belirtir.

Uzatma bakımından aynı fıkra, kefalet süresinin; en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabileceğini öngörür.

Bu uzatma iki şarta bağlıdır: zaman şartı ve şekil şartı.

Fon dosyalarında bu süre dikkatle hesaplanmalıdır: on yıl geçmişse kefalet kendiliğinden sona ermiş olabilir.

Kefaletin sona ermesi (TBK m.598)

HâlSonuç
Asıl borcun sona ermesiKefil de borcundan kurtulur
Gerçek kişi kefaletinde on yılın geçmesiKefalet kendiliğinden ortadan kalkar
On yıldan uzun süreli kefaletKefil ancak on yıl doluncaya kadar takip edilebilir
UzatmaSona ermeden en erken bir yıl önce, kefalet şekline uygun yazılı açıklamayla azamî on yıl
Borçlu ve kefil sıfatının birleşmesiKefaletten doğan özel yararlar saklı kalır

Başka Ad Altındaki Kişisel Güvenceler: m.603

Bu madde, kefalet hükümlerinin dolanılmasını önler.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.603, kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümlerin; gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanacağını düzenler.

Bu hüküm kapsamı şu yönlerden belirler.

Birincisi, uygulanacak hükümler sınırlıdır: şekil, ehliyet ve eşin rızası.

İkincisi, kapsam gerçek kişilerle sınırlıdır.

Üçüncüsü, sözleşmenin adı önem taşımaz: kişisel güvence niteliği taşıyan her sözleşme kapsamdadır.

Fon dosyalarında bu hüküm, garanti sözleşmesi veya benzeri adlar altında düzenlenen taahhütler bakımından tartışılabilir.

Bir taahhüt kefalet olarak nitelendirilmese dahi, gerçek kişi tarafından verilmiş kişisel güvence niteliğindeyse m.583’teki el yazısı şartı ve m.584’teki eşin rızası şartı uygulanır.

Sözleşmenin gerçek niteliğinin belirlenmesinde Türk Borçlar Kanunu m.19 uyarınca tarafların gerçek ve ortak iradesi esas alınır.

İhraçta garantörün sorumluluğu izahname ve kamuyu aydınlatma sorumluluğu yazımızda ele alındı.

Birlikte Kefalet ve Kefile Kefil: m.587-588

Birden çok kefil bulunması hâlinde sorumluluğun yapısı değişir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.587/1, birden çok kişinin aynı borca birlikte kefil olmaları hâlinde her birinin; kendi payı için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olacağını düzenler.

Bu fıkra önemli bir sonuç doğurur: birlikte kefalette her kefil kural olarak kendi payından sorumludur, borcun tamamından değil.

m.587/2, borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına giren kefillerden her birinin borcun tamamından sorumlu olacağını belirtir.

Dolayısıyla fark, müteselsillik kaydının bulunup bulunmamasına bağlıdır.

Bu kayıt ise m.583/1 uyarınca kefilin el yazısıyla belirtilmiş olmalıdır. Aksi hâlde müteselsillik doğmaz ve m.587/1’deki pay esası uygulanır.

Kefile kefil bakımından m.588/1, alacaklıya kefilin borcu için güvence veren kefile kefilin, kefil ile birlikte adi kefil gibi sorumlu olacağını düzenler.

m.588/2, rücua kefili; kefilin borçludan rücu alacağı için güvence veren kefil olarak tanımlar.

Birden çok kefil hâlinde sorumluluk

DurumSorumlulukDayanak
Birlikte kefalet, müteselsillik kaydı yokKendi payı için adi kefil, diğerlerinin payı için kefile kefil gibim.587/1
Müteselsil kefaletHer biri borcun tamamından sorumlum.587/2
Kefile kefilKefil ile birlikte adi kefil gibim.588/1
Rücua kefilKefilin rücu alacağı için güvence verirm.588/2

Kefilin Def’ileri ve Alacaklının Yükümlülükleri

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.591/1, kefilin; asıl borçluya veya mirasçılarına ait olan ve asıl borçlunun ödeme güçsüzlüğünden doğmayan bütün def’ileri alacaklıya karşı ileri sürme hakkına sahip olduğu gibi bunları ileri sürmek zorunda olduğunu düzenler.

Bu fıkrada hem hak hem yükümlülük vardır: kefil def’ileri ileri sürmek zorundadır.

Aynı fıkra bir istisna öngörür: yanılma veya sözleşme yapma ehliyetsizliği ya da zamanaşımına uğramış bir borç sebebiyle borçlunun yükümlü olmadığı bir borca bilerek kefalet hâli bu hükmün dışındadır.

m.591/2, asıl borçlunun kendisine ait olan bir def’iden vazgeçmiş olması hâlinde dahi kefilin bu def’iyi alacaklıya karşı ileri sürebileceğini belirtir.

Bu hüküm kefili korur: borçlunun vazgeçmesi kefilin savunmasını ortadan kaldırmaz.

m.591/3, kefilin asıl borçluya ait def’ilerin varlığını bilmeksizin ödemede bulunması hâlindeki rücu rejimini düzenler.

Fon dosyalarında bu hükümler değer taşır: asıl sözleşmedeki geçersizlik veya zamanaşımı def’ileri kefil tarafından da ileri sürülebilir.

Zamanaşımı rejimi sebepsiz zenginleşme ve iade talebi yazımızda ele alındı.

Alacaklının bildirim yükümlülüğü bakımından m.594/1, asıl borçlunun; anaparanın veya yarım yıllık döneme ait faizin ödenmesinde ya da yıldan yıla yapılması öngörülen anapara ödemelerinde altı ay gecikmesi hâlinde alacaklının durumu kefile bildirmesi gerektiğini düzenler.

Aynı madde, istek hâlinde alacaklının her zaman asıl borcun kapsamı hakkında kefile bilgi vermek zorunda olduğunu belirtir.

Bu bilgi verme yükümlülüğü, kefilin konumunu değerlendirebilmesi için önemlidir.

Aynı madde iflas ve konkordato hâlinde alacaklının; alacağını kaydettirmek ve haklarının korunması için gerekeni yapmak zorunda olduğunu öngörür.

Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, m.592 çerçevesinde kefilin sorumluluğunun azalması sonucunu doğurabilir.

İflasta alacak kaydı iflasta alacakların sırası ve tasfiye yazımızda ele alındı.

Kefaletten Dönme ve Süreli Kefalet: m.599-602

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.599, gelecekte doğacak bir borca kefalette; borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumunun kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulması veya mali durumunun kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğunun ortaya çıkması hâlinde kefilin, alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebileceğini düzenler.

Aynı madde bir sınır getirir: kefil, alacaklının kefalete güvenmesi sebebiyle uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.

Bu hüküm iki şarttan birine bağlıdır: mali durumun sonradan önemli ölçüde bozulması veya kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğunun ortaya çıkması.

Süreli kefalet bakımından m.600, süreli kefalette kefilin sürenin sonunda borcundan kurtulacağını düzenler.

Süresiz kefalet bakımından m.601, süreli olmayan kefalette kefilin; asıl borç muaccel olunca, adi kefalette her zaman ve müteselsil kefalette ise kanunun öngördüğü hâllerde alacaklıdan, bir ay içinde borçluya karşı dava ve takip haklarını kullanmasını, varsa rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçmesini ve ara vermeden takibe devam etmesini isteyebileceğini düzenler.

Bu hüküm kefile bir inisiyatif tanır: alacaklıyı harekete geçmeye zorlayabilir.

Çalışanlara kefalet bakımından m.602, çalışanlara süreli olmayan kefalette kefilin; her üç yılda bir, ertesi yılın sonunda geçerli olmak üzere sözleşmeyi feshettiğini bildirebileceğini düzenler.

Kefilin çıkış yolları

YolŞartDayanak
Gelecekteki borca kefalette dönmeMali durumun bozulması; borç doğmadan; yazılı bildirimm.599
Sürenin dolmasıSüreli kefaletm.600
Alacaklıyı takibe zorlamaSüresiz kefalet; asıl borcun muaccel olmasım.601
Çalışanlara kefalette fesihHer üç yılda bir, ertesi yılın sonunda geçerli olmak üzerem.602
On yıllık sürenin dolmasıGerçek kişi kefaletim.598/3

Fon Dosyasında Uygulama

İtiraz ve dayanak eşleştirmesi

İtirazDayanakSonuç
Azamî miktar el yazısıyla yazılmamışm.583/1Kefalet geçersizdir
Kefalet tarihi el yazısıyla yazılmamışm.583/1Kefalet geçersizdir
Müteselsillik el yazısıyla belirtilmemişm.583/1Müteselsil kefalet doğmaz
Eşin rızası alınmamış veya sonradan alınmışm.584/1Kefalet geçersizdir
Yapılandırmayla sorumluluk artmış, eşin rızası yokm.584/2Artırıma ilişkin değişiklik ileri sürülemez
Adi kefalette borçluya başvurulmamışm.585/1Kefil takip edilemez
Müteselsil kefalette temerrüt veya ödeme güçsüzlüğü yokm.586/1Doğrudan takip şartı gerçekleşmemiştir
Azamî miktar aşılmışm.589/1Aşan kısımdan sorumluluk yoktur
Alacaklı teminatları azaltmışm.592/1Kefilin sorumluluğu buna uygun miktarda azalır
Kefaletten on yıl geçmişm.598/3Kefalet kendiliğinden ortadan kalkmıştır
Asıl sözleşme geçersizm.582/1, m.598/1Kefalet de geçerli olmaz veya sona erer

Yedinci satır uygulamada gözden kaçar: müteselsil kefalette dahi doğrudan takip için borçlunun temerrüdü veya açık ödeme güçsüzlüğü aranır.

Dokuzuncu satır ise alacaklıya yükümlülük getirir ve teminatların akıbeti incelenmelidir.

Kefalete İtiraz Dilekçesi Örneği

Aşağıdaki metin, kefil aleyhine yürütülen takibe itiraz için hazırlanmış çerçevedir.

[ ] İCRA HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE

DOSYA NO: [ ] İcra Dosyası

DAVACI (BORÇLU): [Ad Soyad] — [TC Kimlik No]

VEKİLİ: Av. [Ad Soyad]

DAVALI (ALACAKLI): [Kurum]

KONU: Kefaletin geçersizliği nedeniyle takibin iptali talebimizdir.

AÇIKLAMALAR

1. Davalı alacaklı tarafından müvekkil aleyhine [tarih] tarihinde takip başlatılmış olup dayanak olarak [tarih] tarihli kefalet sözleşmesi gösterilmiştir. Takip dosyası ve kefalet sözleşmesi ektedir.

2. [Somut eksiklik: azamî miktarın, kefalet tarihinin veya müteselsillik ifadesinin kefilin el yazısıyla yazılmamış olduğu, sözleşme üzerinden gösterilir.]

Şekil şartı — Türk Borçlar Kanunu m.583

Anılan maddenin birinci fıkrası, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağını; kefilin sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla yükümlülük altına girdiğini sözleşmede kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğunu öngörmektedir. Dava konusu sözleşmede bu unsurlar matbu olarak basılmış olup müvekkilin el yazısı bulunmamaktadır.

Eşin rızası — Türk Borçlar Kanunu m.584

Anılan maddenin birinci fıkrası, eşlerden birinin ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceğini ve bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olmasının şart olduğunu öngörmektedir. Dosyada müvekkilin eşinin usulüne uygun rızasını gösterir belge bulunmamaktadır.

Takip şartı — Türk Borçlar Kanunu m.586

Anılan maddenin birinci fıkrası, müteselsil kefilin doğrudan takip edilebilmesi için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Asıl borçluya usulüne uygun ihtar çekildiğine ve sonuçsuz kaldığına ilişkin bir belge dosyada mevcut değildir.

Sorumluluğun sınırı — Türk Borçlar Kanunu m.589

Anılan maddenin birinci fıkrası, kefilin her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azamî miktara kadar sorumlu olduğunu öngörmektedir. Takibe konu tutar sözleşmede gösterilen azamî miktarı aşmaktadır.

HUKUKİ SEBEPLER: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.581, m.582, m.583, m.584, m.585, m.586, m.589, m.592, m.598; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili mevzuat.

DELİLLER: Takip dosyası; kefalet sözleşmesinin aslı; asıl borç sözleşmesi; eşin rızasına ilişkin belgeler; asıl borçluya çekilen ihtarname ve tebliğ belgeleri; bilirkişi incelemesi; her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle müvekkil yönünden takibin iptaline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini vekâleten talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. [Ad Soyad] — [İmza]

Kefalet sözleşmesinin aslının dosyaya getirtilmesi, el yazısı unsurunun incelenebilmesi için gereklidir.

Sık Yapılan Hatalar

Birinci hata, sözleşmenin imzalanmış olmasını yeterli saymaktır. TBK m.583/1, üç unsurun kefilin el yazısıyla belirtilmesini arar.

İkinci hata, eşin rızasının sonradan alınabileceğini sanmaktır. m.584/1, rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmesini şart koşar.

Üçüncü hata, yapılandırmada eşin rızasını gözden kaçırmaktır. m.584/2, sorumluluğun artmasına sebep olan değişiklikler için rıza arar.

Dördüncü hata, müteselsil kefalette doğrudan takibi mutlak saymaktır. m.586/1, borçlunun temerrüdünü veya açık ödeme güçsüzlüğünü şart koşar.

Beşinci hata, adi kefalette sıra şartını gözden kaçırmaktır. m.585/1, kural olarak önce borçluya başvurulmasını arar.

Altıncı hata, azamî miktarın aşılabileceğini düşünmektir. m.589/1, kefilin her durumda bu miktara kadar sorumlu olduğunu belirtir.

Yedinci hata, teminatların azaltılmasını sorgulamamaktır. m.592/1, kefilin sorumluluğunun buna uygun miktarda azalacağını öngörür.

Sekizinci hata, on yıllık süreyi hesaplamamaktır. m.598/3, gerçek kişi kefaletinin on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağını belirtir.

Dokuzuncu hata, uzatmanın her zaman yapılabileceğini sanmaktır. Aynı fıkra, uzatmanın en erken sona ermeden bir yıl önce ve kefalet şekline uygun yazılı açıklamayla yapılabileceğini öngörür.

Onuncu hata, başka ad altındaki güvenceleri kapsam dışı saymaktır. m.603, şekil, ehliyet ve eşin rızasına ilişkin hükümleri bu sözleşmelere de uygular.

Kira kefilleri için: Fon kilidi nedeniyle kira ödeyemeyen kiracının durumu ve kefile başvurma param fonda kilitli, kiramı ödeyemiyorum yazımızda ele alındı.

Sıkça Sorulan Sorular

Kefalet sözleşmesi nedir?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.581, kefalet sözleşmesini; kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşme olarak tanımlar.

Geçersiz bir borç için kefalet verilebilir mi?

TBK m.582/1, kefalet sözleşmesinin mevcut ve geçerli bir borç için yapılabileceğini düzenler; gelecekte doğacak veya koşula bağlı borç için de borç doğduğunda ya da koşul gerçekleştiğinde hüküm ifade etmek üzere kefalet kurulabilir.

Kefalette şekil şartları nelerdir?

TBK m.583/1, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağını düzenler.

Hangi unsurlar kefilin el yazısıyla yazılmalıdır?

TBK m.583/1; kefilin sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla yükümlülük altına girdiğini kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğunu düzenler.

Kefil olma vaadi de şekle tabi midir?

TBK m.583/1, kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulmasının da aynı şekil koşullarına bağlı olduğunu düzenler.

Eşin rızası ne zaman alınmalıdır?

TBK m.584/1, eşlerden birinin ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceğini ve bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olmasının şart olduğunu düzenler.

Hangi değişiklikler için eşin rızası gerekmez?

TBK m.584/2, kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızasının gerekmediğini düzenler.

Adi kefalette alacaklı doğrudan kefile başvurabilir mi?

TBK m.585/1, adi kefalette alacaklının borçluya başvurmadıkça kefili takip edemeyeceğini; ancak kesin aciz belgesi alınması, Türkiye’de takibatın imkânsız hâle gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi, borçlunun iflasına karar verilmesi ve borçluya konkordato mehli verilmiş olması hâllerinde doğrudan başvurabileceğini düzenler.

Adi kefalette rehin varsa ne olur?

TBK m.585/2, alacağın kefaletten önce veya kefalet sırasında rehinle de güvence altına alınmış olması hâlinde adi kefalette kefilin, alacağın öncelikle rehin konusundan alınmasını isteyebileceğini düzenler.

Müteselsil kefil doğrudan takip edilebilir mi?

TBK m.586/1, müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına giren kefilin borçlu takip edilmeden takip edilebileceğini; ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerektiğini düzenler.

Taşınır rehni varsa müteselsil kefile başvurulabilir mi?

TBK m.586/2, alacağın teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmış olması hâlinde rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamayacağını düzenler.

Kefil azamî miktarın üzerinde sorumlu olur mu?

Hayır. TBK m.589/1, kefilin her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azamî miktara kadar sorumlu olduğunu düzenler.

Alacaklı teminatları azaltırsa ne olur?

TBK m.592/1, alacaklının rehin haklarını, güvenceyi ve rüçhan haklarını kefilin zararına olarak azaltması hâlinde, zararın daha az olduğu alacaklı tarafından ispat edilmedikçe kefilin sorumluluğunun da buna uygun düşen bir miktarda azalacağını düzenler.

Ödeme yapan kefil kime başvurabilir?

TBK m.596/1, kefilin alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde onun haklarına halef olacağını ve bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabileceğini düzenler.

Asıl borç sona ererse kefalet devam eder mi?

Hayır. TBK m.598/1, hangi sebeple olursa olsun asıl borç sona erince kefilin de borcundan kurtulacağını düzenler.

Gerçek kişinin kefaleti ne kadar sürer?

TBK m.598/3, bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefaletin, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağını düzenler.

On yıldan uzun süreli kefalet mümkün müdür?

TBK m.598/3, kefalet on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefilin ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebileceğini düzenler.

Kefalet süresi nasıl uzatılır?

TBK m.598/3, kefalet süresinin en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabileceğini düzenler.

Garanti gibi başka adlarla verilen güvenceler kefalet hükümlerine tabi midir?

TBK m.603, kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümlerin; gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanacağını düzenler.

İlgili Rehberler

On yıl geçmiş olabilir

Gerçek kişi kefaleti kendiliğinden sona erer. 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Kefalet sözleşmenizi şekil şartları yönünden inceleyelim. Telefon: 0554 648 37 15

İletişime Geçin

Bu içerik borçlar hukuku alanındadır.

Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi  ·  Tasfiye edilen fonlar listesi  ·  Tüm hukuk dalları

Post by Av. Fatma Öztürk