Fon zararından doğan tazminat talepleri kurucu portföy yönetim şirketine ve diğer sorumlulara yöneltildiğinde ticari dava niteliği taşır; bu nedenle dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunludur. TTK m.5/A-1, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı sayar; m.5/A-2 süreyi altı hafta, zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatmalı olarak belirler. 6325 sayılı Kanun m.18/A-2, son tutanağın aslının veya onaylı örneğinin dava dilekçesine eklenmesini arar: eklenmemişse bir haftalık kesin süre verilir, hiç başvurulmamışsa herhangi bir işlem yapılmaksızın dava usulden reddedilir. m.18/A-15 ise başvurudan son tutanağa kadar zamanaşımının duracağını ve hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini düzenler.
Dava açmadan önceki zorunlu adım
Son tutanak olmadan açılan dava usulden reddedilir. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsAppKısaca: Son tutanak olmadan dava açılamaz
Ticari alacak ve tazminat davalarında arabuluculuk dava şartıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.5/A, ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğunu düzenler.
Son tutanak dilekçeye eklenir. 6325 sayılı Kanun m.18/A-2, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğunu düzenler.
Süreç zamanaşımını durdurur. m.18/A-15, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımının duracağını ve hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini belirtir.
Fon Davalarında Arabuluculuk Neden İlk Adımdır?
Fon zararından doğan tazminat talepleri, kurucu portföy yönetim şirketine ve diğer sorumlulara yöneltildiğinde ticari dava niteliği taşır. Bu nedenle dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.5/A-1, bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan; konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğunu düzenler.
Bu sayımda beş dava türü yer alır ve hepsinin ortak yönü konusunun bir miktar para olmasıdır.
Süre bakımından m.5/A-2, arabulucunun yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandıracağını; bu sürenin zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabileceğini belirtir.
Bu süre, genel dava şartı arabuluculuk rejimindeki üç haftalık süreden farklıdır. Ticari uyuşmazlıklarda altı hafta, gerektiğinde sekiz haftaya kadar uzayabilir.
Dava dilekçesinin hazırlanması fon zararı kısmi dava dilekçesi örneği yazımızda ele alındı.
Dava Şartının İhlali: İki Farklı Sonuç
6325 sayılı Kanun m.18/A-2, dava şartının yerine getirilmemesi hâlinde iki ayrı durumu düzenler ve bunların sonuçları farklıdır.
Birinci durum, arabuluculuğa başvurulmuş ancak son tutanağın dilekçeye eklenmemiş olmasıdır. Aynı fıkra, bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya; son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderileceğini düzenler.
Aynı fıkra, ihtarın gereği yerine getirilmezse dava dilekçesinin karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verileceğini belirtir.
İkinci durum, hiç arabulucuya başvurulmadan dava açılmış olmasıdır. Aynı fıkra bu hâlde, herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceğini düzenler.
İki durum arasındaki fark belirleyicidir: birincisinde bir haftalık düzeltme imkânı verilirken, ikincisinde doğrudan ret kararı verilir.
Dolayısıyla arabuluculuğa hiç başvurmadan dava açmak, düzeltilemeyecek bir eksikliktir.
Dava şartı eksikliğinin sonuçları
| Durum | Sonuç | Dayanak |
|---|---|---|
| Başvurulmuş, son tutanak eklenmemiş | Bir haftalık kesin süre içeren ihtarlı davetiye; gereği yerine getirilmezse tebliğe çıkarılmaksızın usulden ret | m.18/A-2 |
| Hiç başvurulmamış | Herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğundan usulden ret | m.18/A-2 |
| Tahkim şartı veya başka bir zorunlu alternatif yol varsa | Dava şartı olarak arabuluculuk hükümleri uygulanmaz | m.18/A-18 |
Başvuru ve Arabulucunun Görevlendirilmesi
6325 sayılı Kanun m.18/A-4, başvurunun uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yer arabuluculuk bürosuna; arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılacağını düzenler.
Arabulucunun belirlenmesi bakımından m.18/A-5, arabulucunun komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirleneceğini; ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucunun görevlendirileceğini belirtir.
Bu hüküm taraflara bir seçim imkânı tanır: uzlaşılan bir arabulucu varsa büro onu görevlendirir.
İletişim bilgileri bakımından m.18/A-6, başvuran tarafın kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna vereceğini; büronun tarafların resmî kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkili olduğunu düzenler. Aynı fıkra, ilgili kurum ve kuruluşların büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlü olduğunu belirtir.
Davet bakımından m.18/A-7, arabulucunun elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendireceğini ve ilk toplantıya davet edeceğini düzenler.
Aynı fıkra önemli bir kural içerir: avukatı bulunsa bile asıl tarafı da bilgilendirir. Arabulucu, bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar.
Bu hüküm, kurumsal muhataplarda özellikle önem taşır: vekile yapılan bildirim, asıl tarafa yapılan bildirimin yerine geçmez.
Yetki İtirazı
Büronun yetkisine itiraz usulü ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.
6325 sayılı Kanun m.18/A-8, arabulucunun görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamayacağını; karşı tarafın en geç ilk toplantıda yetkiye ilişkin belgeleri sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebileceğini düzenler.
Bu hüküm iki sınır getirir: itiraz resen incelenmez ve en geç ilk toplantıda ileri sürülmelidir.
Usul bakımından aynı fıkra, bu durumda arabulucunun dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim edeceğini; mahkemenin harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda en geç bir hafta içinde yetkili büroyu kesin olarak karara bağlayacağını ve dosyayı büroya iade edeceğini belirtir.
Sonuç bakımından aynı fıkra iki ihtimali düzenler.
Yetki itirazının reddi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve süreler yeni görevlendirme tarihinden başlar.
Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Aynı fıkra bir koruma getirir: bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir.
Bu son cümle, zamanaşımının durması bakımından belirleyicidir: yanlış büroya başvurulmuş olması, başvuru tarihinin kaybedilmesine yol açmaz.
Yetki itirazının işleyişi (m.18/A-8)
| Aşama | Kural |
|---|---|
| Resen inceleme | Arabulucu yetkiyi kendiliğinden dikkate alamaz |
| İtiraz zamanı | En geç ilk toplantıda, yetkiye ilişkin belgeler sunularak |
| İnceleme | Sulh hukuk mahkemesi, harç alınmaksızın dosya üzerinden, en geç bir hafta içinde kesin karar |
| İtiraz reddedilirse | Aynı arabulucu yeniden görevlendirilir; süreler yeni görevlendirmeden başlar |
| İtiraz kabul edilirse | Tebliğden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulur |
| Başvuru tarihi | Yetkisiz büroya başvurma tarihi, yetkili büroya başvurma tarihi sayılır |
Süreler ve Sürecin Sona Ermesi
Genel dava şartı rejiminde 6325 sayılı Kanun m.18/A-9, arabulucunun yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandıracağını; bu sürenin zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabileceğini düzenler.
Ticari uyuşmazlıklarda ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.5/A-2 özel bir süre öngörür: altı hafta, zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatma.
6325 sayılı Kanun m.18/A-19, ilgili kanunlarda dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin kabul edilen özel hükümlerin saklı olduğunu belirtir. Dolayısıyla ticari uyuşmazlıklarda TTK’daki süre uygulanır.
Sona erme hâlleri bakımından m.18/A-10, arabulucunun; taraflara ulaşılamaması veya taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması ya da tarafların anlaşması yahut tarafların anlaşamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdireceğini ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildireceğini düzenler.
Genel sona erme sebepleri m.17/1’de sayılmıştır: tarafların anlaşmaya varması; taraflara danışıldıktan sonra arabuluculuk için daha fazla çaba sarf edilmesinin gereksiz olduğunun arabulucu tarafından tespit edilmesi; taraflardan birinin karşı tarafa veya arabulucuya arabuluculuk faaliyetinden çekildiğini bildirmesi; tarafların anlaşarak faaliyeti sona erdirmesi; uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olmadığının tespit edilmesi.
Belgelendirme bakımından m.17/2, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya faaliyetin nasıl sonuçlandığının bir tutanak ile belgelendirileceğini; bu belgenin arabulucu, taraflar, kanunî temsilcileri veya avukatlarınca imzalanacağını düzenler.
Aynı fıkra, belgenin taraflar, kanunî temsilcileri veya avukatlarınca imzalanmaması hâlinde sebebi belirtilmek suretiyle işlem yapılacağını öngörür.
Süre karşılaştırması
| Uyuşmazlık | Asıl süre | Uzatma | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Ticari uyuşmazlıklar | Altı hafta | En fazla iki hafta | TTK m.5/A-2 |
| Genel dava şartı arabuluculuk | Üç hafta | En fazla bir hafta | 6325 m.18/A-9 |
| Yetki itirazı incelemesi | En geç bir hafta | — | 6325 m.18/A-8 |
| Yetkili büroya yeniden başvuru | Tebliğden bir hafta | — | 6325 m.18/A-8 |
| Son tutanağın sonradan sunulması | Bir haftalık kesin süre | — | 6325 m.18/A-2 |
İlk Toplantıya Katılmamanın Bedeli
Sürecin en çok tartışılan hükmü, toplantıya katılmama hâlindeki yaptırımdır.
6325 sayılı Kanun m.18/A-11, taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda; toplantıya katılmayan tarafın son tutanakta belirtileceğini düzenler.
Yaptırım bakımından aynı fıkra, bu tarafın davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulacağını belirtir.
Aynı fıkra ayrıca, bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedileceğini öngörür.
Her iki tarafın katılmaması hâlinde ise aynı fıkra, her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılacağını düzenler.
Bu hükmün önceki hâli daha ağırdı: katılmayan taraf yargılama giderinin tamamından sorumlu tutuluyordu. Anayasa Mahkemesi bu bölümü iptal etmiş, iptal hükmü yürürlüğe girmeden önce fıkra 2024 yılında kanunla değiştirilerek yürürlükteki hâlini almıştır.
Dolayısıyla güncel rejimde yaptırım, giderlerin yarısı ve vekâlet ücretinin yarısı ile sınırlıdır.
Uygulamada belirleyici olan kavram “geçerli mazeret”tir. Mazeretin belgelenmesi ve son tutanağa geçirilmesi, sonraki aşamada yaptırımın tartışılmasını sağlar.
Yargılama giderleri rejimi yargılama ve takip giderleri ile vekâlet ücreti yazımızda ele alındı.
Arabuluculuk Ücreti ve Giderler
Ücret rejimi, sürecin nasıl sonuçlandığına göre değişir.
6325 sayılı Kanun m.18/A-12, tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde arabuluculuk ücretinin, ilgili tarifenin ikinci kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanacağını düzenler. Aynı fıkra, bu durumda ücretin tarifenin birinci kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamayacağını belirtir.
Anlaşamama hâlinde m.18/A-13 ayrı bir rejim öngörür: taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir.
Aynı fıkra, iki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde iki saati aşan kısma ilişkin ücretin aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde, uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak tarifenin birinci kısmına göre karşılanacağını belirtir.
Niteliği bakımından aynı fıkra, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücretinin yargılama giderlerinden sayılacağını düzenler.
Zaruri giderler bakımından m.18/A-14, arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderlerin; anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacağını belirtir.
Adli yardım bakımından m.13/3, arabuluculuk ücretini karşılamak için adli yardıma ihtiyaç duyan tarafın, arabuluculuk bürosunun bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesinin kararıyla adli yardımdan yararlanabileceğini; bu konuda Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun adli yardıma ilişkin maddelerinin kıyasen uygulanacağını düzenler.
Ücretin kim tarafından karşılanacağı
| Durum | Ücret | Dayanak |
|---|---|---|
| Anlaşma | Aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit; iki saatlik tutardan az olamaz | m.18/A-12 |
| Ulaşılamama veya katılmama | İki saatlik tutar Adalet Bakanlığı bütçesinden | m.18/A-13 |
| İki saatten az görüşme, anlaşamama | İki saatlik tutar Adalet Bakanlığı bütçesinden | m.18/A-13 |
| İki saatten fazla görüşme, anlaşamama | İki saati aşan kısım taraflarca eşit | m.18/A-13 |
| Büronun zaruri giderleri | Anlaşmada taraflarca; anlaşmamada ileride haksız çıkandan tahsil | m.18/A-14 |
| Ödeme gücü yoksa | Sulh hukuk mahkemesi kararıyla adli yardım | m.13/3 |
Zamanaşımı, Tedbir ve Takip Bağlantısı
Arabuluculuk süreci, diğer hukuki yolları da etkiler.
Zamanaşımı bakımından 6325 sayılı Kanun m.18/A-15, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımının duracağını ve hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini düzenler.
Bu hüküm fon dosyalarında belirleyicidir: zamanaşımı süresinin dolmasına az kalmışsa, arabuluculuk başvurusu süreyi durdurur. Zamanaşımı rejimi fon zararında zamanaşımı yazımızda ele alındı.
Geçici hukuki koruma bakımından m.18/A-16, dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı verilmesi hâlinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ilgili maddesinde, ihtiyati haciz kararı verilmesi hâlinde ise İcra ve İflas Kanunu m.264’te düzenlenen dava açma süresinin; arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemeyeceğini düzenler.
Bu hüküm, tedbir veya haciz aldıktan sonra arabuluculuğa giden tarafı korur: dava açma süresi süreç boyunca işlemez. İhtiyati haciz rejimi ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir yazımızda ele alındı.
Takip bağlantısı bakımından aynı fıkra, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından sonra başvuran taraf aleyhine uyuşmazlık konusuyla ilgili olarak icra takibi yapılması durumunda; başvuran tarafın bu takibe karşı son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde İcra ve İflas Kanunu m.72 uyarınca menfi tespit davası açması ve talep etmesi hâlinde m.72/2 hükmünün uygulanacağını düzenler.
Menfi tespit rejimi menfi tespit ve istirdat davası yazımızda ele alındı.
Gizlilik ve Delil Yasağı
Arabuluculuk sürecinde ortaya konan bilgilerin sonraki yargılamada kullanılması sınırlanmıştır.
6325 sayılı Kanun m.4/1, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça arabulucunun; arabuluculuk faaliyeti çerçevesinde kendisine sunulan veya diğer bir şekilde elde ettiği bilgi ve belgeler ile diğer kayıtları gizli tutmakla yükümlü olduğunu düzenler.
m.4/2, aksi kararlaştırılmadıkça tarafların ve görüşmelere katılan diğer kişilerin de bu konudaki gizliliğe uymak zorunda olduklarını belirtir.
Delil yasağı bakımından m.5/1, tarafların, arabulucunun veya arabuluculuğa katılanlar da dâhil üçüncü bir kişinin; uyuşmazlıkla ilgili olarak hukuk davası açıldığında yahut tahkim yoluna başvurulduğunda maddede sayılan beyan veya belgeleri delil olarak ileri süremeyeceğini ve bunlar hakkında tanıklık yapamayacağını düzenler.
Sayılan beyan ve belgeler şunlardır: taraflarca yapılan arabuluculuk daveti veya bir tarafın arabuluculuk faaliyetine katılma isteği; uyuşmazlığın arabuluculuk yolu ile sona erdirilmesi için taraflarca ileri sürülen görüşler ve teklifler; arabuluculuk faaliyeti esnasında taraflarca ileri sürülen öneriler veya herhangi bir vakıa ya da iddianın kabulü.
Bu düzenleme, tarafların süreçte serbestçe teklif verebilmesini sağlar: görüşmede yapılan bir kabul, davada aleyhe delil olarak kullanılamaz.
Dolayısıyla arabuluculuk aşamasında yapılan indirim veya ödeme teklifleri, sonraki davada karşı tarafça ileri sürülemez.
Anlaşma Belgesi ve İcra Edilebilirlik
Anlaşma sağlanması hâlinde ortaya çıkan belge, icra bakımından güçlü bir konuma sahiptir.
6325 sayılı Kanun m.18/1, arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamının taraflarca belirleneceğini; anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde bu belgenin taraflar ve arabulucu tarafından imzalanacağını düzenler.
m.18/2, tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varmaları hâlinde bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebileceklerini belirtir.
Aynı fıkra, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa şerhin arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden; davanın görülmesi sırasında arabuluculuğa başvurulmuşsa davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebileceğini düzenler.
En önemli sonuç aynı fıkrada belirtilmiştir: bu şerhi içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır.
Bu nitelik, anlaşmanın ilamlı icra yoluyla takibe konulabilmesini sağlar. İlamlı icra rejimi ilamlı icra ve tahsil yazımızda ele alındı.
İnceleme bakımından m.18/3, icra edilebilirlik şerhinin verilmesinin çekişmesiz yargı işi olduğunu ve buna ilişkin incelemenin dosya üzerinden yapılacağını düzenler.
Aynı fıkra incelemenin kapsamını da sınırlar: bu inceleme, anlaşmanın içeriğinin arabuluculuğa ve cebrî icraya elverişli olup olmadığı hususlarıyla sınırlıdır.
Harç bakımından aynı fıkra, anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi için mahkemeye yapılacak başvuru ile bunun üzerine verilecek kararlara karşı ilgili tarafından istinaf yoluna gidilmesi hâlinde maktu harç alınacağını belirtir.
Fon Dosyalarında Arabuluculuk Stratejisi
Fon zararı dosyalarında arabuluculuk aşaması, davanın hazırlığı bakımından da değer taşır.
Birinci husus taraf belirlemesidir. Kurucu portföy yönetim şirketi, portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş ve satışa aracılık eden kuruluşa birlikte başvurulması, dava aşamasındaki taraf yapısıyla uyumlu olmalıdır. Aksi hâlde dava dilekçesinde yer alan bir davalı bakımından dava şartı eksikliği doğar.
İkinci husus talep tutarıdır. Kısmî dava düşünülüyorsa, arabuluculuk başvurusunda talebin nasıl ifade edildiği önem taşır. Başvuruda gösterilen tutar ile dava dilekçesindeki tutar arasındaki ilişki değerlendirilmelidir.
Üçüncü husus belge toplamadır. Arabuluculuk sürecinde karşı taraftan alınan bilgi ve belgeler, dava aşamasında yol gösterir. Ancak m.5’teki delil yasağı gözetilmelidir.
Dördüncü husus zamanaşımıdır. m.18/A-15, başvurudan son tutanağa kadar zamanaşımının duracağını öngördüğünden, süre bakımından sıkışık dosyalarda başvurunun zamanlaması belirleyicidir.
Beşinci husus toplantıya katılımdır. m.18/A-11, geçerli mazeret göstermeksizin katılmamanın gider yükü doğuracağını öngördüğünden, katılım kararı gerekçelendirilmelidir.
Başvuru öncesi kontrol listesi
| Adım | Kontrol | Dayanak |
|---|---|---|
| 1 | Uyuşmazlık ticari dava mı ve konusu bir miktar para mı? | TTK m.5/A-1 |
| 2 | Tahkim şartı veya başka bir zorunlu yol var mı? | 6325 m.18/A-18 |
| 3 | Başvuru yetkili mahkemenin bulunduğu yer bürosuna mı yapılıyor? | 6325 m.18/A-4 |
| 4 | Davada davalı olacak herkes başvuruda yer alıyor mu? | TTK m.5/A-1 |
| 5 | Karşı tarafın iletişim bilgileri büroya verildi mi? | 6325 m.18/A-6 |
| 6 | Yetki itirazı ihtimali değerlendirildi mi? | 6325 m.18/A-8 |
| 7 | İlk toplantıya katılım veya geçerli mazeret hazırlandı mı? | 6325 m.18/A-11 |
| 8 | Son tutanağın aslı veya onaylı örneği dilekçeye eklendi mi? | 6325 m.18/A-2 |
Arabuluculuk Başvuru Formu Örneği
Aşağıdaki metin, fon zararından doğan talep için arabuluculuk bürosuna sunulacak başvuru çerçevesidir. Talep ve taraflar somut dosyaya göre belirlenir.
[ ] ARABULUCULUK BÜROSU’NA
BAŞVURAN: [Ad Soyad] — [TC Kimlik No] — [Adres] — [Telefon, e-posta]
VEKİLİ: Av. [Ad Soyad]
KARŞI TARAFLAR: 1- [Kurucu portföy yönetim şirketi] — [Adres]
2- [Portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş] — [Adres]
3- [Katılma payı satışını yapan kuruluş] — [Adres]
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU: Yatırım fonu katılma payı sahibi olan başvuranın uğradığı zararın tazmini
TALEP TUTARI: [tutar] TL
AÇIKLAMALAR
1. Başvuran, [fon adı] unvanlı fonun [adet] adet katılma payına sahiptir. Paylar [tarih] tarihinde [tutar] TL bedelle edinilmiş olup hesap ekstresi ektedir.
2. [Tarih] tarihinde fonun tasfiyesine karar verilmiş; tasfiye sonucunda başvurana [tutar] TL ödeme yapılmıştır. Başvuranın zararı [tutar] TL’dir.
3. Zararın doğmasında karşı tarafların mevzuattan doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi etkili olmuştur. [Somut aykırılıklar, dayanak hükümleriyle birlikte özetlenir.]
Başvurunun dava şartı niteliği — Türk Ticaret Kanunu m.5/A
Anılan maddenin birinci fıkrası, ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğunu düzenlemektedir. İşbu başvuru bu hüküm uyarınca yapılmaktadır.
Yetki — Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A
Anılan maddenin dördüncü fıkrası, başvurunun uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yer arabuluculuk bürosuna yapılacağını öngörmektedir. Müdürlüğünüz bu bakımdan yetkilidir.
TALEP: Yukarıda açıklanan nedenlerle karşı taraflardan müştereken ve müteselsilen [tutar] TL’nin tahsili talebimize ilişkin arabuluculuk sürecinin başlatılmasını ve tarafların ilk toplantıya davet edilmesini talep ederiz.
EKLER: Hesap ekstresi ve işlem dekontları; fon bilgilendirme dokümanları; Sermaye Piyasası Kurulu bülteni; tasfiye ödemesine ilişkin belgeler; vekâletname.
Başvuran Vekili
Av. [Ad Soyad] — [İmza]
Başvuruda davada davalı olacak tüm kişilerin gösterilmesi gerekir; dava şartı her davalı bakımından ayrı ayrı aranır.
Sık Yapılan Hatalar
Birinci hata, arabuluculuğa hiç başvurmadan dava açmaktır. 6325 sayılı Kanun m.18/A-2, bu hâlde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verileceğini öngörür.
İkinci hata, son tutanağı dilekçeye eklememektir. Aynı fıkra bir haftalık kesin süre verilmesini öngörse de, ihtarın gereği yerine getirilmezse dava dilekçesi tebliğe çıkarılmaksızın dava reddedilir.
Üçüncü hata, ticari uyuşmazlıklarda üç haftalık süreyi esas almaktır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.5/A-2, süreyi altı hafta olarak belirler ve en fazla iki hafta uzatmaya izin verir.
Dördüncü hata, başvuruda tüm davalıları göstermemektir. Dava şartı her davalı bakımından ayrı ayrı aranır; başvuruda yer almayan kişi aleyhine açılan dava bu yönden eksik olur.
Beşinci hata, ilk toplantıya mazeretsiz katılmamaktır. 6325 sayılı Kanun m.18/A-11, bu tarafın davada haklı çıksa bile yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulacağını ve lehine tarifeye göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedileceğini öngörür.
Altıncı hata, yetki itirazını ilk toplantıdan sonra ileri sürmektir. m.18/A-8, itirazın en geç ilk toplantıda yetkiye ilişkin belgeler sunularak yapılmasını arar.
Yedinci hata, görüşmede yapılan kabulleri davada delil sanmaktır. m.5/1, arabuluculuk faaliyeti esnasında ileri sürülen öneriler ile vakıa veya iddia kabullerinin delil olarak ileri sürülemeyeceğini düzenler.
Sekizinci hata, anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi aldırmamaktır. m.18/2, şerhi içeren anlaşmanın ilam niteliğinde belge sayılacağını belirtir; şerh alınmadan bu nitelik doğmaz.
Sıkça Sorulan Sorular
Fon zararı davasında arabuluculuk zorunlu mudur?
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.5/A-1, ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğunu düzenler.
Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk ne kadar sürer?
TTK m.5/A-2, arabulucunun yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandıracağını; bu sürenin zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabileceğini düzenler.
Son tutanak dava dilekçesine eklenmezse ne olur?
6325 sayılı Kanun m.18/A-2, mahkemece davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderileceğini; ihtarın gereği yerine getirilmezse dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verileceğini düzenler.
Hiç başvurmadan dava açılırsa ne olur?
6325 sayılı Kanun m.18/A-2, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceğini düzenler.
Başvuru nereye yapılır?
6325 sayılı Kanun m.18/A-4, başvurunun uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yer arabuluculuk bürosuna; arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılacağını düzenler.
Arabulucu nasıl belirlenir?
6325 sayılı Kanun m.18/A-5, arabulucunun komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirleneceğini; ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucunun görevlendirileceğini düzenler.
Büronun yetkisine nasıl itiraz edilir?
6325 sayılı Kanun m.18/A-8, arabulucunun yetkiyi kendiliğinden dikkate alamayacağını; karşı tarafın en geç ilk toplantıda yetkiye ilişkin belgeleri sunmak suretiyle itiraz edebileceğini; sulh hukuk mahkemesinin harç alınmaksızın dosya üzerinden en geç bir hafta içinde yetkili büroyu kesin olarak karara bağlayacağını düzenler.
Yetkisiz büroya başvurulmuşsa tarih kaybedilir mi?
Hayır. 6325 sayılı Kanun m.18/A-8, yetki itirazının kabulü hâlinde kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabileceğini ve bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihinin yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edileceğini düzenler.
İlk toplantıya katılmamanın yaptırımı nedir?
6325 sayılı Kanun m.18/A-11, geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmayan tarafın son tutanakta belirtileceğini; bu tarafın davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulacağını ve lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedileceğini düzenler.
Her iki taraf da katılmazsa ne olur?
6325 sayılı Kanun m.18/A-11, her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılacağını düzenler.
Arabuluculuk ücretini kim öder?
6325 sayılı Kanun m.18/A-12, anlaşma hâlinde ücretin aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanacağını ve iki saatlik ücret tutarından az olamayacağını; m.18/A-13 ise taraflara ulaşılamaması, katılmama veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda anlaşamama hâllerinde iki saatlik tutarın Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceğini düzenler.
Arabuluculuk zamanaşımını durdurur mu?
6325 sayılı Kanun m.18/A-15, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımının duracağını ve hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini düzenler.
Tedbir veya haciz aldıktan sonra dava açma süresi işler mi?
6325 sayılı Kanun m.18/A-16, dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı verilmesi hâlinde HMK’nın ilgili maddesinde, ihtiyati haciz kararı verilmesi hâlinde ise İİK m.264’te düzenlenen dava açma süresinin arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemeyeceğini düzenler.
Görüşmede söylenenler davada delil olur mu?
Hayır. 6325 sayılı Kanun m.5/1, arabuluculuk daveti veya katılma isteğinin, uyuşmazlığın sona erdirilmesi için ileri sürülen görüş ve tekliflerin, faaliyet esnasında ileri sürülen önerilerin veya herhangi bir vakıa ya da iddianın kabulünün delil olarak ileri sürülemeyeceğini ve bunlar hakkında tanıklık yapılamayacağını düzenler.
Anlaşma belgesi nasıl icraya konur?
6325 sayılı Kanun m.18/2, tarafların anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebileceklerini; dava açılmadan önce başvurulmuşsa şerhin arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden isteneceğini ve bu şerhi içeren anlaşmanın ilam niteliğinde belge sayılacağını düzenler.
İlgili Rehberler
- Fon zararı kısmi dava dilekçesi örneği
- Tasfiyede param eksik geldi
- Fon zararında zamanaşımı
- İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir
- Menfi tespit ve istirdat davası
- İlamlı icra ve tahsil
- Yargılama ve takip giderleri ile vekâlet ücreti
- Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi
Başvuru zamanaşımını durdurur
Süre bakımından sıkışık dosyalarda başvurunun zamanlaması belirleyicidir. Değerlendirme için: 0554 648 37 15
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsAppDosyanız için değerlendirme
Başvuruda kimlerin yer alacağını ve talep tutarını birlikte belirleyelim. Telefon: 0554 648 37 15
İletişime GeçinBu içerik yargılama usulü alanındadır.
Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi · 12. Yargı Paketi rehberi · Tüm hukuk dalları


