Fon tasfiyesinden doğan zarar talebinde zamanaşımı tek bir süreyle cevaplanamaz; süre, talebin dayandırıldığı hukuki sebebe göre değişir. Haksız fiile dayanılırsa TBK m.72/1 uyarınca zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten on yıl işler; iki yıllık sürenin başlaması için iki unsurun birlikte öğrenilmesi aranır. Aynı fıkra, tazminat ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa o sürenin uygulanacağını belirtir; 6362 sayılı Kanun m.107’deki piyasa dolandırıcılığı suçları bu bakımdan doğrudan ilgilidir. Sözleşmeye aykırılığa dayanılırsa TBK m.146 uyarınca kural on yıldır; TBK m.147 bazı alacaklar için beş yıl öngörür. Kamuyu aydınlatma belgelerinden doğan talep ise 6362 sayılı Kanun m.32/6 uyarınca zararın meydana geldiği tarihten itibaren altı ayda zamanaşımına uğrar. TBK m.148 ve TTK m.6, bu sürelerin sözleşmeyle değiştirilemeyeceğini düzenler.
Hangi süre işliyor, hesaplayalım
Talebin dayandırıldığı hukuki sebep süreyi belirler: iki yıl, altı ay veya on yıl. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsAppKısaca: Hangi hukuki sebebe dayandığınız süreyi belirler
Haksız fiilde iki yıl ve on yıl. TBK m.72/1, tazminat isteminin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağını düzenler.
Sözleşmeye dayanırsa kural on yıldır. TBK m.146, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağın on yıllık zamanaşımına tabi olduğunu belirtir.
Kamuyu aydınlatma belgelerinde altı ay. 6362 sayılı Kanun m.32/6, kamuyu aydınlatma belgelerinden doğan tazminat talebinin, zararın meydana geldiği tarihten itibaren altı ay içinde zamanaşımına uğrayacağını düzenler.
Neden Tek Bir Süre Yok?
Fon tasfiyesinden doğan bir zarar talebinde zamanaşımı sorusu tek bir cevapla karşılanamaz. Çünkü süre, talebin dayandırıldığı hukuki sebebe göre değişir.
Aynı olgudan birden çok hukuki sebep doğabilir: portföy yönetim sözleşmesine aykırılık, haksız fiil, kamuyu aydınlatma belgelerindeki eksiklik veya yanlışlık. Her biri farklı bir süreye tabidir ve bu süreler farklı anlarda başlar.
Bu nedenle dava açılmadan önce yapılacak ilk iş, talebin hangi sebebe dayandırılacağını belirlemektir. Sebebin seçimi yalnız zamanaşımını değil, ispat yükünü de etkiler; bu husus savunmaların karşılanması yazımızda ele alındı.
Haksız Fiile Dayanan Talep: TBK m.72
TBK m.72/1, tazminat isteminin; zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağını düzenler.
Bu hükümde iki süre birlikte işler. İki yıllık süre öznel bir ana bağlıdır: zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesi. On yıllık süre ise nesnel bir ana bağlıdır: fiilin işlendiği tarih.
İki yıllık sürenin başlaması için iki unsurun birlikte bilinmesi gerekir. Zararın varlığını öğrenmek tek başına yeterli değildir; tazminat yükümlüsünün kim olduğunun da bilinmesi aranır.
Fon dosyalarında bu ayrım önem taşır. Fonun değer kaybettiğinin fark edilmesi ile bu kaybın kimden kaynaklandığının anlaşılması farklı tarihlere denk gelebilir. Portföy yönetiminde kusurun hangi kişi veya kuruluşa ait olduğu çoğu kez denetim raporlarıyla veya Kurul işlemleriyle ortaya çıkar.
Zararın kapsamı bakımından da öğrenme anı tartışılır: zararın miktarının kesin olarak belirlenemediği hâllerde sürenin işlemeye başlaması için zararın varlığının ve genel çerçevesinin bilinmesi aranır.
Ceza Zamanaşımının Uzatıcı Etkisi
TBK m.72/1’in devamı önemli bir istisna getirir: ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.
Bu hüküm, fon dosyalarında doğrudan uygulanabilir niteliktedir. Zararın kaynağı olan davranış aynı zamanda bir suç oluşturuyorsa, o suça ilişkin ceza zamanaşımı süresi tazminat talebine de uygulanır.
Sermaye piyasası mevzuatında bu bakımdan iki hüküm öne çıkar. 6362 sayılı Kanun m.107/1, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarına, fiyat değişimlerine, arz ve taleplerine ilişkin olarak yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla alım veya satım yapanları, emir verenleri, emir iptal edenleri, emir değiştirenleri veya hesap hareketleri gerçekleştirenleri üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırır.
Aynı maddenin ikinci fıkrası, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan ya da bunları yayan ve bu suretle menfaat sağlayanlar için üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası öngörür.
Bu suçlar bakımından öngörülen ceza zamanaşımı süresi, TBK m.72’deki iki yıllık süreden uzun olduğu ölçüde tazminat talebine uygulanır. Bu nedenle ceza soruşturması bulunan dosyalarda zamanaşımı değerlendirmesi ayrıca yapılmalıdır.
Ceza tarafındaki malvarlığı tedbirleri ise ayrı bir konudur ve fon yöneticilerinin malvarlığına el konulması yazımızda ele alındı.
Hukuki sebebe göre süreler
| Hukuki sebep | Süre | Başlangıç | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Haksız fiil | İki yıl | Zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesi | TBK m.72/1 |
| Haksız fiil (dış sınır) | On yıl | Fiilin işlendiği tarih | TBK m.72/1 |
| Fiil suç oluşturuyorsa | Ceza zamanaşımı daha uzunsa o süre | İlgili ceza hükümlerine göre | TBK m.72/1 |
| Sözleşmeye aykırılık | On yıl | Alacağın muaccel olması | TBK m.146 |
| Vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar | Beş yıl | Alacağın muaccel olması | TBK m.147/5 |
| Kamuyu aydınlatma belgeleri | Altı ay | Zararın meydana geldiği tarih | 6362 s.K. m.32/6 |
| Rücu istemi | İki yıl ve on yıl | Tazminatın tamamının ödenmesi ve birlikte sorumlunun öğrenilmesi | TBK m.73 |
Sözleşmeye Dayanan Talep: On Yıl ve Beş Yıl Ayrımı
Talep sözleşmeye aykırılığa dayandırılırsa farklı bir rejim işler.
TBK m.112, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde borçlunun, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olduğunu düzenler. Bu hüküm, sözleşmeye dayalı sorumlulukta ispat yükünü borçluya yükler.
Zamanaşımı bakımından genel kural TBK m.146’dadır: kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.
Ancak TBK m.147 bazı alacaklar için beş yıllık süre öngörür. Bu maddenin dördüncü ve beşinci bentleri fon dosyaları bakımından tartışma konusu olabilir.
m.147/4, bir ortaklıkta ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacakları beş yıllık zamanaşımına tabi kılar.
m.147/5 ise vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında simsarlık sözleşmesinden doğan alacakları beş yıla tabi tutar.
Portföy yönetim ilişkisinin niteliği bu noktada belirleyici olur. İlişki vekâlet olarak nitelendirilirse m.147/5 gündeme gelebilir; bu nitelendirme somut sözleşme hükümlerine ve talebin konusuna göre yapılır.
Sürelerin değiştirilemezliği bakımından TBK m.148 açıktır: bu ayırımda belirlenen zamanaşımı süreleri sözleşmeyle değiştirilemez. Ticari hükümler bakımından TTK m.6/1 de aynı yönde bir kural getirir: ticari hükümler koyan kanunlarda öngörülen zamanaşımı süreleri, Kanunda aksine düzenleme yoksa sözleşme ile değiştirilemez.
Bu iki hüküm birlikte okunduğunda, fon iç tüzüğüne veya sözleşmeye konulan kısaltıcı zamanaşımı kayıtlarının geçerli olmayacağı sonucu doğar.
Kamuyu Aydınlatma Belgeleri: Altı Aylık Kısa Süre
Sermaye piyasası mevzuatı, belirli bir sorumluluk türü için çok kısa bir süre öngörür.
6362 sayılı Kanun m.32/1, m.10 çerçevesinde sorumlu olduğu belirtilen kişiler ile mevzuat uyarınca izahname, pay alım tekliflerinde hazırlanan bilgi formu, özel durum açıklaması, birleşme ve bölünme işlemlerinde hazırlanacak duyuru metinleri, borsada işlem görme duyurusu ve finansal raporlar gibi Kurulca kamuyu aydınlatma amacı ile düzenlenmesi öngörülen sair kamuyu aydınlatma belgelerini imzalayanların veya bu belgeler kendi adına imzalanan tüzel kişilerin; bu belgelerde yer alan yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgilerden kaynaklanan zararlardan müteselsilen sorumlu olduğunu düzenler.
m.32/2, bağımsız denetim, derecelendirme ve değerleme kuruluşları gibi kamuyu aydınlatma belgelerinde yer alan veya bu belgelere dayanak olmak üzere hazırlanan raporları hazırlayan kişi ve kurumların da bu Kanun hükümleri çerçevesinde sorumlu olduğunu belirtir.
Kurtuluş imkânı m.32/3’tedir: kamuyu aydınlatma belgelerinde yer alan bilgilerin yanlış, yanıltıcı veya eksik olması konusunda bilgi sahibi olmadığını ve bu bilgi eksikliğinin kast veya ağır ihmallerinden kaynaklanmadığını ispatlayan kişiler sorumlu olmaz.
İlliyet bağı bakımından m.32/4, maddede sayılan koşullarda kamuyu aydınlatma belgesi ile zarar arasında illiyet bağının kurulmuş sayılacağını öngörür. Bu, davacı bakımından önemli bir ispat kolaylığıdır.
Buna karşılık süre çok kısadır: m.32/6, kamuyu aydınlatma belgelerinden doğan tazminat talebinin, dördüncü fıkradaki zararın meydana geldiği tarihten itibaren altı ay içinde zamanaşımına uğrayacağını düzenler.
Bu altı aylık süre, öğrenmeye değil zararın meydana geldiği tarihe bağlıdır. Dolayısıyla bu sebebe dayanacak yatırımcının hızlı hareket etmesi gerekir.
Sorumsuzluk kayıtları bakımından m.32/7 açıktır: kamuyu aydınlatma belgelerinden doğan sorumluluğu hafifleten ya da kaldıran anlaşmalar, hüküm veya ifadeler geçersizdir.
Kamuyu aydınlatma sorumluluğunun unsurları
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Sorumlu olanlar | Belgeleri imzalayanlar veya adına imzalanan tüzel kişiler; müteselsil sorumluluk | m.32/1 |
| Rapor hazırlayanlar | Bağımsız denetim, derecelendirme ve değerleme kuruluşları da sorumludur | m.32/2 |
| Kurtuluş | Bilgi sahibi olmadığını ve kast veya ağır ihmalinin bulunmadığını ispat | m.32/3 |
| İlliyet bağı | Maddede sayılan koşullarda kurulmuş sayılır | m.32/4 |
| Talebin reddi hâlleri | Dört bent hâlinde sayılmıştır | m.32/5 |
| Zamanaşımı | Zararın meydana geldiği tarihten altı ay | m.32/6 |
| Sorumsuzluk kaydı | Sorumluluğu hafifleten veya kaldıran anlaşmalar geçersizdir | m.32/7 |
Başlangıç Anının Tespiti: Somut Ölçütler
Zamanaşımı tartışmasının merkezinde çoğu kez sürenin ne zaman başladığı sorusu bulunur. TBK m.72/1’deki iki yıllık süre bakımından bu soru iki unsura ayrılır: zararın öğrenilmesi ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesi.
Zararın öğrenilmesi bakımından, fon katılma payının değer kaybetmesi tek başına her zaman belirleyici değildir. Piyasa koşullarından kaynaklanan dalgalanma ile yönetimden kaynaklanan kayıp farklı niteliktedir; yatırımcının ikincisini ayırt edebilmesi, çoğu kez ancak ek bilgiyle mümkün olur.
Tazminat yükümlüsünün öğrenilmesi bakımından ise sorumluluk zincirinin kim olduğu önem taşır. Fon yapısında kurucu portföy yönetim şirketi, portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş ve satışa aracılık eden kuruluş ayrı ayrı konumlardadır. 6362 sayılı Kanun m.56/1, kolektif yatırım kuruluşlarının portföylerindeki varlıkların bu kuruluşlar adına açılmış ayrı bir saklama hesabında saklanmak üzere portföy saklama hizmetini yürüten kuruluşa teslim edileceğini düzenler ve aynı madde bu kuruluşun denetim yükümlülüklerini sayar.
Dolayısıyla hangi kuruluşun hangi yükümlülüğü ihlal ettiğinin anlaşıldığı an, o kuruluş bakımından sürenin başlangıcını oluşturur. Bu an, kuruluşlara göre farklı tarihlere denk gelebilir.
Uygulamada başlangıç anının tespitinde şu belgeler dayanak yapılır.
Öğrenme tarihinin dayanakları
| Belge veya olgu | Neyi gösterir |
|---|---|
| Kurul bülteni ve ilanları | Tasfiye, durdurma veya tedbir kararının kamuya duyurulduğu tarih |
| Denetim ve inceleme raporları | Kusurun ve sorumlu kuruluşun tespit edildiği tarih |
| Kamuya açıklanan özel durum açıklamaları | Fona ilişkin olumsuzluğun duyurulduğu tarih |
| Yatırımcıya yapılan bildirimler | Bireysel olarak bilgilendirilme tarihi |
| Tasfiye sonucu yapılan ödeme | Zararın miktarının belirginleştiği tarih |
| Ceza soruşturması işlemleri | İsnat edilen fiilin ve şüphelilerin belirlendiği tarih |
Bu belgelerin dosyaya eksiksiz sunulması, zamanaşımı def’ine karşı yapılacak savunmanın temelini oluşturur. Öğrenme tarihinin soyut biçimde ileri sürülmesi yeterli olmaz.
Tasfiye sonrası ödemenin eksik yapılması hâlinde izlenecek adımlar tasfiyede param eksik geldi yazımızda ele alındı.
Birden Çok Sorumlu ve Süre Farklılığı
Fon dosyalarında sorumluluk çoğu kez birden çok kuruluşa yöneltilir. Bu durumda zamanaşımı her sorumlu bakımından ayrı değerlendirilir; ancak kanun bazı bağlantılar kurar.
Müteselsil sorumluluk söz konusuysa TBK m.155 devreye girer ve birine karşı kesilen zamanaşımı diğerlerine karşı da kesilmiş sayılır. Kamuyu aydınlatma belgelerinden doğan sorumlulukta 6362 sayılı Kanun m.32/1 müteselsil sorumluluğu açıkça öngördüğünden bu bağlantı doğrudan kurulabilir.
Rücu ilişkisi bakımından ise ayrı bir süre işler. TBK m.73, rücu isteminin tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağını düzenler.
Bu hüküm, tazminatı ödeyen sorumlunun diğerlerine başvurması bakımından uygulanır ve ana talepten bağımsız bir süre öngörür.
Toplu dava ve dava arkadaşlığı bakımından da zamanaşımı ayrıca değerlendirilir; bu konu fon mağdurları toplu dava açabilir mi yazımızda ele alındı.
Zamanaşımının Kesilmesi: TBK m.154
Zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması sonun geldiği anlamına gelmez; belirli işlemler süreyi keser.
TBK m.154, zamanaşımının şu durumlarda kesileceğini düzenler: borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse; alacaklı dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa.
Bu hüküm, fon dosyalarında üç somut sonuç doğurur. Birincisi, borçlunun kısmî ödeme yapması süreyi keser. İkincisi, dava açılması süreyi keser. Üçüncüsü, icra takibi başlatılması da süreyi keser.
Müteselsil sorumlulukta kesilmenin etkisi m.155’te düzenlenmiştir: zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur. Zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilince kefile karşı da kesilmiş olur; zamanaşımı kefile karşı kesilince asıl borçluya karşı kesilmiş olmaz.
Bu hüküm, kamuyu aydınlatma belgelerinden doğan müteselsil sorumlulukta ayrıca önem taşır: sorumlulardan birine karşı kesilen zamanaşımı diğerlerine karşı da kesilmiş sayılır.
Yeni sürenin başlaması bakımından TBK m.156, zamanaşımının kesilmesiyle yeni bir süre işlemeye başlayacağını; borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmışsa yeni sürenin her zaman on yıl olacağını belirtir.
Bu son cümle, hüküm alındıktan sonraki dönem bakımından belirleyicidir ve icra aşamasındaki on yıllık süre ile birlikte değerlendirilir; takip aşamasındaki süreler icra takibinde zamanaşımı ve takibin düşmesi yazımızda ele alındı.
Zamanaşımının Durması: TBK m.153
TBK m.153, belirli durumlarda zamanaşımının işlemeye başlamayacağını, başlamışsa duracağını düzenler. Maddede yedi hâl sayılmıştır.
Bunlar arasında fon dosyaları bakımından en çok gündeme gelebilecek olanı altıncı bentteki hâldir: alacağı Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmadığı sürece zamanaşımı durur.
Diğer bentler velayet, vesayet, evlilik, hizmet ilişkisi, intifa hakkı ve alacaklı-borçlu sıfatlarının birleşmesi hâllerini kapsar.
Konkordato bakımından ayrı bir durdurucu hüküm vardır: İİK m.294/1, mühlet içinde bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetlerin işlemeyeceğini düzenler. Bu husus konkordatoda alacaklının hakları yazımızda ele alındı.
Arabuluculuk ve Zamanaşımı
Ticari nitelikteki uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunludur.
TTK m.5/A/1, bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğunu düzenler.
m.5/A/2, arabulucunun yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandıracağını; bu sürenin zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabileceğini belirtir.
Arabuluculuk süreci ile zamanaşımı ilişkisi, kısa süreli taleplerde özellikle önemlidir. Kamuyu aydınlatma belgelerine dayanan ve altı aylık süreye tabi taleplerde başvurunun zamanlaması dikkatle planlanmalıdır.
Arabuluculuk aşaması ve dava dilekçesinin hazırlanması fon zararı kısmi dava dilekçesi örneği yazımızda ele alındı.
Kısmî Dava ve Talep Artırımı
Zararın tam olarak belirlenemediği dosyalarda kısmî dava yoluna başvurulur. Bu tercihin zamanaşımı bakımından sonucu vardır.
Kısmî dava açılması, dava edilen kısım bakımından zamanaşımını keser. Dava edilmeyen kısım bakımından ise sürenin işlemeye devam edip etmeyeceği, talep artırımının ne zaman yapılacağına bağlı olarak tartışılır.
Bu nedenle kısmî dava ve talep artırımı rejiminin zamanaşımı ile birlikte planlanması gerekir. 7589 sayılı Kanun’la HMK m.109/4’e getirilen düzenleme ve talep artırımının hangi rapordan sonra yapılacağı bu planlamanın merkezindedir; konu bilirkişi raporuna itiraz ve 12. Yargı Paketi rehberi yazılarımızda ele alındı.
Zamanaşımı Def’i Nasıl İleri Sürülür?
Zamanaşımı, hâkim tarafından resen gözetilmez; bir def’i olarak ileri sürülmelidir.
Bu def’i, cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. HMK m.129, cevap dilekçesinin içeriğini düzenler ve savunma sebeplerinin burada gösterilmesini arar.
Süresinde ileri sürülmeyen def’i bakımından HMK m.141’deki iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gündeme gelir. Bu husus savunmaların karşılanması yazımızda ayrıntılı ele alındı.
Davacı bakımından ise zamanaşımı def’ine karşı ileri sürülebilecek hususlar şunlardır: sürenin henüz dolmadığı; sürenin kesildiği (TBK m.154); sürenin durduğu (TBK m.153); daha uzun bir ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği (TBK m.72/1).
Haksız fiilde ayrıca TBK m.72’nin son fıkrası bir imkân tanır: haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir.
Dosya Bazında Değerlendirme Sırası
Adım adım
| Adım | Kontrol | Dayanak |
|---|---|---|
| 1 | Talep hangi hukuki sebebe dayandırılacak? Sözleşme, haksız fiil, kamuyu aydınlatma | TBK m.112, m.72; 6362 s.K. m.32 |
| 2 | Haksız fiilde zarar ve tazminat yükümlüsü ne zaman öğrenildi? Belgelendirin | TBK m.72/1 |
| 3 | Fiil suç oluşturuyor mu? Ceza zamanaşımı daha uzunsa o uygulanır | TBK m.72/1; 6362 s.K. m.107 |
| 4 | Kamuyu aydınlatma belgesine dayanılacaksa zarar tarihi ve altı aylık süre | 6362 s.K. m.32/6 |
| 5 | Süreyi kesen bir işlem var mı? Kısmî ödeme, ikrar, dava, takip | TBK m.154 |
| 6 | Müteselsil sorumlularda kesilmenin yayılan etkisi | TBK m.155 |
| 7 | Süreyi durduran bir hâl var mı? | TBK m.153; İİK m.294 |
| 8 | Arabuluculuk zorunluluğu ve süresi hesaba katıldı mı? | TTK m.5/A |
| 9 | Sözleşmedeki kısaltıcı zamanaşımı kaydı geçersizdir | TBK m.148; TTK m.6 |
Zamanaşımı Def’ine Cevap Dilekçesi Örneği
Aşağıdaki metin, davalının zamanaşımı def’i ileri sürmesi üzerine davacı tarafından sunulacak cevaba cevap için hazırlanmış çerçevedir. Dosyanın koşullarına göre hangi hususların ileri sürüleceği değişir.
[ ] ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE
DOSYA NO: [ ] Esas
DAVACI: [Ad Soyad] — [TC Kimlik No]
VEKİLİ: Av. [Ad Soyad]
DAVALI: [Portföy yönetim şirketi / ilgili kuruluş]
KONU: Davalının cevap dilekçesindeki zamanaşımı def’ine karşı beyanlarımızın sunulmasıdır.
AÇIKLAMALAR
1. Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilin talebinin zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür. Bu def’i yerinde değildir.
Öğrenme tarihi — Türk Borçlar Kanunu m.72
Anılan maddenin birinci fıkrası, tazminat isteminin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağını düzenlemektedir. Hükümde iki unsurun birlikte öğrenilmesi aranmaktadır. Müvekkil, fonun değer kaybını [tarih] tarihinde fark etmişse de, bu kaybın davalının portföy yönetimindeki işlem ve kararlarından kaynaklandığını ancak [tarih] tarihli [Kurul işlemi / denetim raporu / kamuya açıklanan belge] ile öğrenebilmiştir. İki yıllık süre bu ikinci tarihten işlemeye başlar ve dava bu süre içinde açılmıştır.
Ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği — Türk Borçlar Kanunu m.72
Anılan fıkra, tazminatın ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğması hâlinde bu zamanaşımının uygulanacağını öngörmektedir. Dava konusu zarara sebebiyet veren davranışlar hakkında [ ] Cumhuriyet Başsavcılığı’nın [ ] soruşturma sayılı dosyası bulunmakta olup, isnat edilen fiil 6362 sayılı Kanun’un [107.] maddesi kapsamındadır. Bu itibarla anılan suça ilişkin ceza zamanaşımı süresi uygulanmalıdır.
Zamanaşımının kesildiği — Türk Borçlar Kanunu m.154
Anılan madde, borçlunun borcu ikrar etmesi, özellikle kısmen ifada bulunması hâlinde zamanaşımının kesileceğini düzenlemektedir. Davalı, [tarih] tarihinde müvekkile [tutar] TL ödeme yapmış olup bu ödeme borcun ikrarı niteliğindedir. Aynı maddenin ikinci bendi uyarınca dava açılması da zamanaşımını kesmiştir.
Müteselsil sorumlulukta kesilmenin etkisi — Türk Borçlar Kanunu m.155
Anılan madde, zamanaşımının müteselsil borçlulardan birine karşı kesilmesi hâlinde diğerlerine karşı da kesilmiş olacağını öngörmektedir. [Diğer sorumlu] aleyhine [tarih] tarihinde başlatılan [dava/takip] ile kesilen zamanaşımı, davalı bakımından da kesilmiştir.
Sözleşmedeki kısaltıcı kaydın geçersizliği — Türk Borçlar Kanunu m.148 ve Türk Ticaret Kanunu m.6
Davalı, [sözleşme/iç tüzük] hükmüne dayanarak daha kısa bir süre ileri sürmektedir. Anılan maddeler, zamanaşımı sürelerinin sözleşmeyle değiştirilemeyeceğini açıkça düzenlemektedir. Bu itibarla dayanılan kayıt geçersizdir.
HUKUKİ SEBEPLER: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.72, m.112, m.146, m.148, m.153, m.154, m.155, m.156; 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.32, m.107; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.5/A, m.6; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili mevzuat.
DELİLLER: Öğrenme tarihini gösteren belgeler; Kurul işlemleri ve ilanları; denetim raporları; davalının ödeme kayıtları; [ ] Cumhuriyet Başsavcılığı’nın [ ] sayılı soruşturma dosyası; bilirkişi incelemesi; tanık ve her türlü yasal delil.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının zamanaşımı def’inin reddine ve davamızın kabulüne karar verilmesini vekâleten talep ederiz.
Davacı Vekili
Av. [Ad Soyad] — [İmza]
Öğrenme tarihinin belgeyle ortaya konulması gerekir; TBK m.72 iki yıllık süreyi zararın ve tazminat yükümlüsünün birlikte öğrenilmesine bağlamaktadır.
Sık Yapılan Hatalar
Birinci hata, tek bir zamanaşımı süresi olduğunu varsaymaktır. Süre, talebin dayandırıldığı hukuki sebebe göre değişir.
İkinci hata, TBK m.72’deki iki yıllık süreyi zararın fark edildiği tarihten başlatmaktır. Hüküm, zararın ve tazminat yükümlüsünün birlikte öğrenilmesini arar.
Üçüncü hata, ceza zamanaşımının uzatıcı etkisini gözden kaçırmaktır. TBK m.72/1, fiil ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü bir suçu oluşturuyorsa o sürenin uygulanacağını belirtir.
Dördüncü hata, kamuyu aydınlatma belgelerine dayanan talepte altı aylık süreyi kaçırmaktır. 6362 sayılı Kanun m.32/6, bu talebin zararın meydana geldiği tarihten itibaren altı ay içinde zamanaşımına uğrayacağını düzenler.
Beşinci hata, sözleşmedeki kısaltıcı zamanaşımı kaydına geçerlilik tanımaktır. TBK m.148 ve TTK m.6, zamanaşımı sürelerinin sözleşmeyle değiştirilemeyeceğini öngörür.
Altıncı hata, müteselsil sorumlularda kesilmenin yayılan etkisini kullanmamaktır. TBK m.155, zamanaşımının müteselsil borçlulardan birine karşı kesilmesi hâlinde diğerlerine karşı da kesilmiş olacağını belirtir.
Yedinci hata, zamanaşımı def’ini süresinde ileri sürmemektir. Def’i resen gözetilmez ve cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir.
Sekizinci hata, hüküm alındıktan sonra sürenin durduğunu sanmaktır. TBK m.156, borcun mahkeme kararına bağlanması hâlinde yeni sürenin on yıl olacağını; İİK m.39 ise ilama müstenit takibin son muamele üzerinden on sene geçmekle zamanaşımına uğrayacağını düzenler.
Sıkça Sorulan Sorular
Fon zararında zamanaşımı kaç yıldır?
Tek bir süre yoktur; süre talebin dayandırıldığı hukuki sebebe göre değişir. Haksız fiilde TBK m.72/1 uyarınca iki yıl ve her hâlde on yıl; sözleşmeye aykırılıkta TBK m.146 uyarınca kural olarak on yıl; kamuyu aydınlatma belgelerinden doğan talepte 6362 sayılı Kanun m.32/6 uyarınca altı ay uygulanır.
İki yıllık süre ne zaman başlar?
TBK m.72/1, tazminat isteminin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağını düzenler. Sürenin başlaması için zararın varlığı ile tazminat yükümlüsünün kim olduğunun birlikte bilinmesi aranır.
On yıllık dış sınır neye bağlıdır?
TBK m.72/1, her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağını belirtir. Bu süre öğrenmeye değil, fiilin işlendiği tarihe bağlıdır.
Fiil suç oluşturuyorsa süre değişir mi?
TBK m.72/1, tazminatın ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğması hâlinde bu zamanaşımının uygulanacağını düzenler.
Sermaye piyasasında hangi fiiller suç sayılır?
6362 sayılı Kanun m.107/1, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarına, fiyat değişimlerine, arz ve taleplerine ilişkin yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak amacıyla alım satım yapanları, emir verenleri, iptal veya değiştirenleri ya da hesap hareketleri gerçekleştirenleri üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adlî para cezasına tabi tutar. m.107/2 ise yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi vererek menfaat sağlayanlar için üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası öngörür.
Sözleşmeye dayanan talepte süre nedir?
TBK m.146, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağın on yıllık zamanaşımına tabi olduğunu düzenler. TBK m.147 ise bazı alacaklar için beş yıllık süre öngörür; dördüncü bent ortaklık ilişkilerinden doğan alacakları, beşinci bent vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden doğan alacakları kapsar.
Sözleşmeye dayalı sorumlulukta ispat yükü kimdedir?
TBK m.112, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde borçlunun, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olduğunu düzenler.
Kamuyu aydınlatma belgelerinde süre neden kısa?
6362 sayılı Kanun m.32/6, kamuyu aydınlatma belgelerinden doğan tazminat talebinin dördüncü fıkradaki zararın meydana geldiği tarihten itibaren altı ay içinde zamanaşımına uğrayacağını düzenler. Bu süre öğrenmeye değil, zararın meydana geldiği tarihe bağlıdır.
Kamuyu aydınlatma sorumluluğunda kim sorumludur?
6362 sayılı Kanun m.32/1, kamuyu aydınlatma belgelerini imzalayanlar veya bu belgeler kendi adına imzalanan tüzel kişilerin, belgelerdeki yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgilerden kaynaklanan zararlardan müteselsilen sorumlu olduğunu; m.32/2 ise bağımsız denetim, derecelendirme ve değerleme kuruluşlarının da sorumlu olduğunu düzenler.
Sözleşmeyle daha kısa süre kararlaştırılabilir mi?
Hayır. TBK m.148, bu ayırımda belirlenen zamanaşımı sürelerinin sözleşmeyle değiştirilemeyeceğini; TTK m.6/1 ise ticari hükümler koyan kanunlarda öngörülen zamanaşımı sürelerinin, Kanunda aksine düzenleme yoksa sözleşme ile değiştirilemeyeceğini düzenler. 6362 sayılı Kanun m.32/7 de kamuyu aydınlatma sorumluluğunu hafifleten veya kaldıran anlaşmaları geçersiz sayar.
Zamanaşımı hangi hâllerde kesilir?
TBK m.154, borçlunun borcu ikrar etmesi, özellikle faiz ödemesi veya kısmen ifada bulunması ya da rehin vermesi veya kefil göstermesi hâlinde; alacaklının dava veya def’i yoluyla mahkemeye ya da hakeme başvurması, icra takibinde bulunması veya iflas masasına başvurması hâlinde zamanaşımının kesileceğini düzenler.
Müteselsil sorumlularda kesilmenin etkisi nedir?
TBK m.155, zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince diğerlerine karşı da kesilmiş olacağını düzenler. Zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilince kefile karşı da kesilmiş olur; kefile karşı kesilmesi ise asıl borçluya etki etmez.
Kesilmeden sonra süre ne kadar işler?
TBK m.156, zamanaşımının kesilmesiyle yeni bir süre işlemeye başlayacağını; borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmışsa yeni sürenin her zaman on yıl olacağını belirtir.
Zamanaşımı hangi hâllerde durur?
TBK m.153 yedi hâl sayar; bunlar arasında alacağı Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmadığı süre de yer alır. Ayrıca İİK m.294/1, konkordato mühleti içinde bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetlerin işlemeyeceğini düzenler.
Zamanaşımı def’i resen gözetilir mi?
Hayır. Zamanaşımı bir def’i olarak ileri sürülmelidir ve cevap dilekçesinde gösterilmesi gerekir. Süresinde ileri sürülmeyen def’i bakımından iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gündeme gelir.
İlgili Rehberler
- Fon zararı kısmi dava dilekçesi örneği
- Fon davasında savunmaların karşılanması
- İcra takibinde zamanaşımı ve takibin düşmesi
- Bilirkişi raporuna itiraz
- 12. Yargı Paketi (7589 sayılı Kanun)
- Konkordatoda alacaklının hakları
- Fon yöneticilerinin malvarlığına el konulması
- Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi
Öğrenme tarihini belgelemek şarttır
İki yıllık süre, zararın ve tazminat yükümlüsünün birlikte öğrenildiği tarihten işler. Değerlendirme için: 0554 648 37 15
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsAppDosyanız için değerlendirme
Öğrenme tarihini belgeleyip hangi sürenin işlediğini birlikte belirleyelim. Telefon: 0554 648 37 15
İletişime GeçinBu içerik sermaye piyasası ve borçlar hukuku alanındadır.
Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi · 12. Yargı Paketi rehberi · Tüm hukuk dalları


