Tasfiye bitmeden dava açılabilir. Zararın doğması ile tutarının kesinleşmesi farklı anlardır: zarar çoğu zaman tasfiye bitmeden doğar, tutar ise tasfiye sonunda netleşir. Zamanaşımı tutarın kesinleşmesini beklemez; kamuyu aydınlatma belgesine dayanan talepte SPKn m.32/6 altı ay, SPK’nın eyleminden doğan zararda İYUK m.13/1 bir yıl, SPK kararının iptalinde İYUK m.7 altmış gün öngörür. Tasfiye ödemesi ve ihtarname zamanaşımını kesmez; arabuluculuk durdurur, dava keser. Çözüm, bilinen tutar için kısmi dava açıp tasfiye sonunda HMK m.109/4 uyarınca talebi bir defaya mahsus artırmaktır; bu durumda artırılan kısım için de zamanaşımı dava tarihinden kesilmiş sayılır.
Tasfiyenin bitmesini beklemeli misiniz?
Bazı süreler tasfiyeden kısa. Dosyanıza göre birlikte hesaplayalım. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsAppKısaca: Zararın tutarı belli olmadan da süre işler
Dava açmak için zararın tam tutarının belli olması gerekmez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.109/4, kısmi davada talebin tahkikatın sona ermesine kadar bir defaya mahsus artırılabileceğini ve zamanaşımının artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacağını düzenler.
Bazı süreler tasfiyeden kısadır. Kamuyu aydınlatma belgelerinden doğan talepte 6362 sayılı Kanun m.32/6 altı aylık, SPK’nın eylemlerinden doğan zararda İYUK m.13/1 bir yıllık süre öngörür; SPK kararının iptali için dava süresi İYUK m.7 uyarınca altmış gündür.
Tasfiye ödemesi zamanaşımını kesmez. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.154 zamanaşımını kesen sebepleri sayar; fonun kendi varlıklarından yapılan tasfiye dağıtımı, tazminat borçlusunun ikrarı veya kısmi ifası değildir.
Neden Bu Soru Bu Kadar Önemli?
Tasfiye edilen fonlardaki yatırımcıların çoğu aynı mantıkla hareket eder: tasfiye bitsin, ne kadar alacağımı göreyim, zararımı sonra hesaplarım. Bu mantık ilk bakışta makuldür; zararın tutarı gerçekten de tasfiye tamamlanmadan tam olarak bilinemez.
Ancak hukuk, zararın tutarının kesinleşmesini beklemez. Zamanaşımı ve hak düşürücü süreler, zararın varlığının öğrenildiği andan veya kanunun gösterdiği başka bir andan itibaren işlemeye başlar. Tasfiye süresi SPK’nın 20.09.2026 tarih ve 59/1710 sayılı kararıyla altı aya çıkarılmıştır; bazı hak arama süreleri ise bundan kısadır.
Bu yazı, iki soruyu birlikte cevaplar: tasfiye bitmeden dava açılabilir mi ve zarar hukuken ne zaman kesinleşir? Zararın doğması ile tutarının belli olması arasındaki farkı, bu farkın zamanaşımına etkisini, tasfiye sürerken kullanılabilecek hukuki araçları ve tasfiye bittikten sonra talebin nasıl tamamlanacağını ele alır.
Kısa Cevap: Evet, Açılabilir; Mesele Nasıl Açılacağı
Tasfiye sürerken dava açılabilir. Önemli olan, hangi talep için, hangi tutarla ve hangi muhataba karşı açılacağıdır.
Kanun bu durumu öngörmüştür. HMK m.109/1, talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda sadece bir kısmının dava yoluyla ileri sürülebileceğini düzenler. m.109/3, dava açılırken kalan kısımdan açıkça feragat edilmedikçe kısmi dava açılmasının geri kalan kısımdan feragat anlamına gelmeyeceğini belirtir.
16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla HMK m.109’a eklenen dördüncü fıkra ise tasfiye durumuna tam oturan bir çözüm getirmiştir. Bu fıkraya göre alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Aynı fıkra, bu durumda zamanaşımının artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacağını düzenler.
Aynı Kanunla belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m.107 yürürlükten kaldırılmıştır. Bu nedenle tutarı sonradan netleşecek talepler bakımından doğru araç, kısmi dava ve m.109/4’teki artırım hakkıdır.
Zarar Hukuken Ne Zaman Doğar?
Tazminat hukukunda zarar, kişinin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen azalmadır. Uygulamada zarar, zarar verici olay olmasaydı malvarlığının bulunacağı durum ile olaydan sonraki durum arasındaki fark olarak değerlendirilir.
Tasfiye edilen bir fonda bu fark tek bir anda ortaya çıkmaz. En az üç önemli an vardır ve her biri farklı bir hukuki sonuç doğurabilir.
Tasfiye edilen fonda zararın ortaya çıktığı anlar
| An | Ne olur? | Hukuki önemi |
|---|---|---|
| Tedbir ve tasfiye kararının ilanı (17.09.2026) | Fon işleme kapanır; pay nakde çevrilemez; tasfiye kararı kamuya duyurulur | Zararın varlığının ve muhatabın öğrenilmesi tartışmasının başladığı an |
| Her dönemsel tasfiye ödemesi | Nakit kısım kısım hesaba geçer | Zararın bir kısmı somutlaşır; hesap netleşmeye başlar |
| Tasfiyenin sona ermesi | Dağıtım tamamlanır; izahname sicilden terkin edilir | Zararın tutarı kesinleşir |
Satış talimatı verip parasını alamayan yatırımcının durumu farklıdır. SPK’nın 2026/61 sayılı Bülteninin A/6 maddesi, TEFAS üzerinden verilip gerçekleştirilemeyen iade talimatlarının karşılığında oluşan tutarın fon hesabına borç olarak tahakkuk ettirileceğini ve öncelikle ödeneceğini düzenler. Bu yatırımcı bakımından bir zarardan önce, fona karşı belirli bir alacak söz konusudur. Ayrıntılar fon satış talimatım gerçekleşmedi yazımızda ele alındı.
Zararın Doğması ile Tutarının Kesinleşmesi Farklı Şeylerdir
Bu yazının en önemli ayrımı budur. Zararın doğması, malvarlığında bir azalmanın meydana gelmesidir; tutarının kesinleşmesi ise bu azalmanın ne kadar olduğunun son olarak belirlenmesidir. İkisi aynı anda gerçekleşmek zorunda değildir.
Tasfiye edilen bir fonda zarar, çoğu zaman tutarı kesinleşmeden önce doğmuş olur. Tedbir kararıyla pay nakde çevrilemez hâle gelir, portföydeki varlıkların tasfiye koşullarında satılacağı bellidir ve kuruluşların hangi kusurla sorumlu tutulabileceği tartışılmaya başlanır. Tutar ise ancak tasfiye bittiğinde netleşir.
Bu ayrımın iki sonucu vardır. Birincisi, dava açmak için tutarın kesinleşmesini beklemek gerekmez; kısmi dava ve m.109/4 bunun için vardır. İkincisi, zamanaşımı tutarın kesinleşmesini beklemeden işlemeye başlayabilir. Bekleyen yatırımcı, dava açma imkânını değil, süresini kaybetme riskini taşır.
Zararın doğması ve tutarının kesinleşmesi
| Konu | Zararın doğması | Tutarın kesinleşmesi |
|---|---|---|
| Anlamı | Malvarlığında azalmanın meydana gelmesi | Azalmanın son tutarının belirlenmesi |
| Tasfiyede zamanı | Çoğu zaman tasfiye bitmeden | Tasfiye sona erdiğinde |
| Dava açmaya etkisi | Dava açılabilir | Talep m.109/4 ile tamamlanır |
| Zamanaşımına etkisi | Süre işlemeye başlayabilir | Beklenmesi süreyi durdurmaz |
Zamanaşımı Ne Zaman Başlar?
Tek bir cevap yoktur; süre, talebin dayandırıldığı hukuki sebebe göre değişir.
Haksız fiile dayanılan taleplerde TBK m.72, tazminat isteminin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağını düzenler. Aynı madde, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa o zamanaşımının uygulanacağını belirtir.
İki yıllık sürenin başlaması için iki unsurun birlikte öğrenilmesi gerekir: zarar ve tazminat yükümlüsü. Uygulamada “öğrenme”, zararın varlığı ve esaslı unsurları hakkında dava açmaya yeterli bilgiye ulaşılması olarak anlaşılır; zararın gelişmeye devam ettiği hâllerde başlangıcın ileri bir tarihe kaydırılması gerektiği de savunulur. Hangi tarihin esas alınacağı dosyaya göre tartışmalı olabileceğinden, ihtiyatlı yaklaşım, sürenin en erken ihtimal olan tarihten işlediğini kabul etmektir.
Sözleşmeye aykırılığa dayanılan taleplerde TBK m.149, zamanaşımının alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağını düzenler. Genel süre TBK m.146 uyarınca on yıldır; TBK m.147 bazı alacaklar için beş yıl öngörür.
Kamuyu aydınlatma belgelerine dayanan taleplerde süre çok daha kısadır. 6362 sayılı Kanun m.32/6, kamuyu aydınlatma belgelerinden doğan tazminat talebinin dördüncü fıkradaki zararın meydana geldiği tarihten itibaren altı ay içinde zamanaşımına uğrayacağını düzenler. Dördüncü fıkra, zararı gerçeğe uygun bilginin ortaya çıktığı tarihten hemen sonra borsada yapılan alım veya satıma bağlar. Fon payları borsada değil TEFAS’ta işlem gördüğünden bu hükmün fon yatırımcılarına uygulanması tartışmalı olabilir; ancak izahname veya KAP açıklamasındaki bir bilgiye dayanılacaksa bu altı aylık süre en kısa ihtimal olarak hesaba katılmalıdır.
Talebin dayanağına göre süreler
| Dayanak | Süre | Başlangıç | Hüküm |
|---|---|---|---|
| Kamuyu aydınlatma belgesi | Altı ay | Dördüncü fıkradaki zararın meydana gelmesi | SPKn m.32/6 |
| SPK kararının iptali | Altmış gün | İlan veya öğrenme | İYUK m.7 |
| SPK’nın eyleminden zarar | Bir yıl; her hâlde beş yıl | Eylemin öğrenilmesi | İYUK m.13/1 |
| Haksız fiil | İki yıl; her hâlde on yıl | Zararın ve yükümlünün öğrenilmesi | TBK m.72 |
| Suç oluşturan fiil | Ceza zamanaşımı daha uzunsa o | Fiil | TBK m.72 |
| Sözleşmeye aykırılık | On yıl; bazı alacaklarda beş yıl | Muacceliyet | TBK m.146, m.147, m.149 |
Tablonun ilk üç satırındaki süreler, altı aylık tasfiye süresinden kısa veya ona yakındır. Tasfiyenin bitmesini beklemek, bu yollar bakımından hak kaybına yol açabilir. Süreler fon zararında zamanaşımı yazımızda ayrıntılı olarak ele alındı.
SPK’ya Karşı Yollarda Süre Daha Kısadır
SPK’ya karşı iki ayrı yol vardır ve ikisi de tasfiyenin bitmesini beklemeye elverişli değildir.
Birincisi, kararın kendisine karşı iptal davasıdır. İYUK m.7/1, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde dava açma süresinin altmış gün olduğunu düzenler. Kurula İYUK m.11 uyarınca yapılacak başvuru bu süreyi durdurur. Bu yol fonlar ödeme yapmak istiyor, SPK izin vermiyor yazımızda ele alındı.
İkincisi, denetim kusuruna dayanan tam yargı yoludur. İYUK m.13/1, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce bu eylemleri öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmaları gerektiğini düzenler. İstek reddedilir veya otuz gün içinde cevap verilmezse dava süresi içinde dava açılabilir.
Bu başvuru için zararın tam tutarının bilinmesi gerekmez; talep, bilinen tutar üzerinden yapılabilir. Ayrıntılar SPK’ya karşı tam yargı davası yazımızda ele alındı.
Tasfiye Ödemesi Zamanaşımını Keser mi?
Bu, sık yapılan ve tehlikeli bir varsayımdır. TBK m.154, zamanaşımının kesildiği hâlleri sayar: borçlunun borcu ikrar etmesi, özellikle faiz ödemesi veya kısmen ifada bulunması, rehin vermesi veya kefil göstermesi; alacaklının dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurması, icra takibinde bulunması ya da iflas masasına başvurması.
Tasfiye ödemesi bu hâllerden biri değildir. Tasfiye nakdi, fonun kendi varlıklarının satışından elde edilir ve 2026/61 sayılı Bültenin A/5 maddesi uyarınca görevli banka tarafından payı oranında yatırımcıya aktarılır. Bu ödeme, tazminat borçlusu olduğu ileri sürülen kurucunun veya dağıtıcı kuruluşun borcunu ikrarı ya da kısmi ifası niteliğinde değildir. Dolayısıyla tasfiye ödemesi alınması, bu kuruluşlara karşı işleyen zamanaşımını kural olarak kesmez.
İhtarname de zamanaşımını kesmez; TBK m.154’te sayılmamıştır. Zamanaşımını durduran bir araç ise arabuluculuktur: 6325 sayılı Kanun m.18/A-15, arabulucuya başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımının duracağını ve hak düşürücü sürelerin işlemeyeceğini düzenler.
Zamanaşımı kesildiğinde TBK m.156 uyarınca yeni bir süre işlemeye başlar. Dava veya def’i yoluyla kesilmiş zamanaşımı bakımından TBK m.157, dava süresince zamanaşımının tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlayacağını düzenler.
Zamanaşımına etkisi bakımından işlemler
| İşlem | Etkisi | Dayanak |
|---|---|---|
| Tasfiye ödemesi alınması | Kural olarak kesmez | TBK m.154 kapsamında değil |
| İhtarname | Kesmez | TBK m.154 kapsamında değil |
| Arabulucuya başvuru | Son tutanağa kadar durdurur | 6325 m.18/A-15 |
| Dava açılması | Keser | TBK m.154/2 |
| İcra takibi | Keser | TBK m.154/2 |
| Kısmi davada artırım | Artırılan kısım dava tarihinden kesilmiş sayılır | HMK m.109/4 |
Tasfiye Sürerken Kullanılabilecek Dört Araç
Tasfiye bitmeden atılabilecek adımlar yalnızca dava açmaktan ibaret değildir. Dört farklı araç vardır ve her biri farklı bir ihtiyaca cevap verir.
Birinci araç kısmi eda davasıdır. Zararın bilinen ve kanıtlanabilir kısmı için dava açılır, zamanaşımı kesilir ve talep tasfiye sonunda m.109/4 uyarınca artırılır. Bu, tutarı sonradan netleşecek talepler için kanunun öngördüğü doğrudan yoldur.
İkinci araç tespit davasıdır. HMK m.106/1, tespit davası yoluyla bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun belirlenmesinin istenebileceğini düzenler. Ancak m.106/2, davacının hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmasını arar; m.106/3 ise maddi vakıaların tek başına tespit davasının konusu olamayacağını belirtir. Eda davası açılabilen durumlarda tespit davasındaki hukuki yarar tartışmalı hâle gelebileceğinden, fon dosyalarında tespit davası çoğu zaman kısmi eda davasının yerini tutmaz.
Üçüncü araç delil tespitidir. Tasfiye sürecinde portföy, işlem ve talimat kayıtlarının kaybolma veya değişme ihtimali varsa, dava açılmadan önce delil tespiti istenebilir. Ayrıntılar delil tespiti, bilirkişi ve uzman görüşü yazımızda ele alındı.
Dördüncü araç geçici hukuki korumadır. HMK m.389/1, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden endişe edilmesi hâllerinde ihtiyati tedbir kararı verilebileceğini düzenler. Para alacakları bakımından İİK m.257, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının ihtiyati haciz isteyebileceğini; vadesi gelmemiş borçtan dolayı ise yalnızca borçlunun belli bir yerleşim yeri bulunmaması veya mallarını kaçırmaya hazırlanması gibi hâllerde ihtiyati haciz istenebileceğini düzenler. Ayrıntılar fon davasında ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir yazımızda ele alındı.
Tasfiye sürerken kullanılabilecek araçlar
| Araç | Ne sağlar? | Sınırı | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Kısmi eda davası | Zamanaşımını keser; talep sonra artırılır | Artırım bir defaya mahsus | HMK m.109 |
| Tespit davası | Hukuki ilişkinin belirlenmesi | Güncel hukuki yarar şartı; vakıa tespiti olmaz | HMK m.106 |
| Delil tespiti | Kaybolabilecek delilin korunması | Hakkı değil delili korur | HMK m.400 |
| İhtiyati tedbir | Mevcut durumun korunması | Değişme tehlikesi aranır | HMK m.389 |
| İhtiyati haciz | Borçlunun malvarlığının korunması | Vadesi gelmiş para alacağı; istisnalar dar | İİK m.257 |
Dava Sürerken Tasfiye Ödemesi Gelirse Ne Olur?
Tasfiye sürerken açılan davada, dava devam ederken tasfiye ödemeleri gelmeye devam edecektir. Bu, davanın boşa açıldığı anlamına gelmez; ancak talebin ve giderlerin nasıl düzenleneceği önem kazanır.
Tazminat hesabında tasfiye yoluyla alınan tutarlar zarardan düşülür. Kısmi dava, bilinen ve kanıtlanabilir en düşük tutardan açıldığında bu mahsup genellikle talebi aşmaz; talep tasfiye sonunda gerçek zarara göre artırılır.
Tasfiye ödemeleri beklenenden yüksek olur ve dava konusu talebin karşılanmasına yol açarsa davanın konusuz kalması gündeme gelebilir. HMK m.331/1, davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde hâkimin yargılama giderlerini davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre takdir ve hükmedeceğini düzenler. Bu hüküm, davanın açıldığı tarihte haklı olan davacıyı gider yükünden korur.
Talebin daraltılması ise ayrı bir işlemdir; feragatin farklı gider sonuçları vardır. Ayrıntılar feragat, kabul, sulh ve adli yardım yazımızda ele alındı.
Mahkeme Tasfiyenin Sonucunu Bekler mi?
Mahkeme, zararın tutarını belirlemek için tasfiyenin tamamlanmasını beklemek isteyebilir. HMK m.165/1, bir davada hüküm verilebilmesinin başka bir davaya, idari makamın tespitine veya bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı olması hâlinde mahkemenin o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılamayı bekletebileceğini düzenler.
Bekletme kararı davacı için hak kaybı anlamına gelmez. Zamanaşımı dava açılmakla kesilmiştir ve TBK m.157 uyarınca dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar; bu nedenle bekletme döneminde de dosyanın düzenli olarak takip edilmesi ve gerekli beyanların verilmesi önemlidir. Tasfiye tamamlandığında bilirkişi incelemesi son verilere göre yapılır ve talep m.109/4 uyarınca artırılır.
Bu nedenle “mahkeme nasıl olsa tasfiyeyi bekleyecek, o hâlde dava açmanın anlamı yok” düşüncesi doğru değildir. Davayı açmak süreyi korur; bekletmek yalnızca hükmün zamanını etkiler. Ayrıntılar davanın ihbarı, müdahale, birleştirme ve bekletici mesele yazımızda ele alındı.
Zarar Nasıl Hesaplanır? Muhataba Göre Üç Yöntem
Zararın tutarı, kime karşı ve hangi sebeple talepte bulunulduğuna göre farklı hesaplanır. Bu fark, tasfiye bitmeden hangi kısmın kesin olarak bilinebileceğini de belirler.
Birinci yöntem, satışa aracılık eden kuruluşa karşı uygunsuz satış veya eksik bilgilendirme iddiasında kullanılır. Bu iddianın özü, yatırımcının söz konusu fona hiç yönlendirilmemesi gerektiğidir. Zarar, yatırılan tutar ile yatırımcının fondan fiilen geri alacağı tutar arasındaki fark olarak hesaplanır. Yatırılan tutar baştan bellidir; bu nedenle tasfiye sürerken bile zararın asgari bir kısmı güvenle hesaplanabilir ve kısmi davaya konu edilebilir.
İkinci yöntem, kurucuya karşı yönetim kusuru iddiasında kullanılır. Burada zarar, kusurlu yönetim kararlarının fon değerinde yol açtığı kaybın yatırımcının payına düşen kısmıdır. Bu hesap portföy verilerine ve tasfiyede fiilen elde edilen satış fiyatlarına bağlıdır; tutar büyük ölçüde tasfiye sonunda netleşir.
Üçüncü yöntem, gerçekleşmeyen satış talimatları bakımından kullanılır. 2026/61 sayılı Bültenin A/6 maddesi uyarınca talimatın karşılığı fona borç yazılır ve öncelikle ödenir. Bu yatırımcı için hesap, talimat karşılığında oluşan tutar ile öncelikli ödemede fiilen alınan tutar arasındaki farka dayanır.
Muhataba göre zarar hesabı
| İddia | Zarar | Tasfiye sürerken bilinen | Tasfiye sonunda netleşen |
|---|---|---|---|
| Uygunsuz satış (dağıtıcı) | Yatırılan tutar − geri alınan tutar | Yatırılan tutar; alınan ödemeler | Toplam dağıtım |
| Yönetim kusuru (kurucu) | Kusurun fon değerinde yol açtığı kaybın payı | Portföy yapısı; kusur iddiası | Satış fiyatları ve kayıp |
| Gerçekleşmeyen talimat | Talimat karşılığı − öncelikli ödeme | Talimat kaydı | Öncelikli ödemenin tutarı |
Her üç yöntemde de zararın bir kısmı tasfiye bitmeden bilinebilir durumdadır. Kısmi dava bu bilinen kısım üzerinden açılır; kalan kısım tasfiye sonunda m.109/4 ile tamamlanır. Faiz ve sorumluluğun temeli fon zararında sorumluluk temeli ve fon davasında faiz rejimi yazılarımızda ele alındı.
Özel Durumlarda Zamanlama
Bazı yatırımcı grupları bakımından tasfiyeyi beklemenin maliyeti daha yüksektir.
Mirasçılar için ayrı bir süre vardır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.606, mirasın üç ay içinde reddolunabileceğini ve bu sürenin yasal mirasçılar için kural olarak mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten işlemeye başlayacağını düzenler. Mirasbırakanın fon payları tasfiyedeyse, mirasçılar tasfiyenin sonucunu görmeden bu süreye ilişkin kararı vermek zorunda kalabilir. Ayrıntılar fon yatırımcısı vefat etti: mirasçıların hakları yazımızda ele alındı.
Şirketler bakımından ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk süresi TTK m.5/A-2 uyarınca altı haftadır. Arabuluculuk süresince zamanaşımı durduğundan, şirketin tasfiye sürerken arabulucuya başvurması hem süreyi korur hem de uzlaşma imkânını erkenden sınar.
Yurt dışında yaşayan yatırımcılar için vekâletnamenin düzenlenmesi ve Türkiye’ye ulaşması haftalar alabilir. Süre dolmak üzereyse HMK m.77 uyarınca vekâletname için kesin süre istenerek dava açılabilir; Türkiye’de mutad meskeni olmayan Türk vatandaşından HMK m.84/1-a uyarınca teminat istenebileceği de hesaba katılmalıdır. Ayrıntılar fon davası için vekâletname yazımızda ele alındı.
Beklemenin ve Erken Davranmanın Riskleri
İki seçeneğin de riski vardır. Doğru karar, bu riskleri karşılaştırarak verilir.
Risk karşılaştırması
| Konu | Tasfiyenin sonunu beklemek | Tasfiye sürerken harekete geçmek |
|---|---|---|
| Süreler | Kısa süreler dolabilir (SPKn m.32/6, İYUK m.7, m.13) | Zamanaşımı kesilir |
| Delil | Kayıtlar kaybolabilir veya değişebilir | Delil erkenden güvenceye alınır |
| Karşı tarafın malvarlığı | Zamanla azalabilir | Geçici hukuki koruma istenebilir |
| Tutar | Kesin tutarla dava açılır | Kısmi tutarla başlanır; m.109/4 ile artırılır |
| Gider | Tek seferde tam harç | Başlangıçta düşük harç; artırımda tamamlanır |
| Konusuz kalma | Söz konusu olmaz | Olursa giderler dava tarihindeki haklılığa göre (HMK m.331/1) |
Tablo bir noktayı açıkça gösterir: beklemenin riskleri çoğunlukla geri dönüşsüzdür, erken davranmanın riskleri ise kanunun sağladığı araçlarla yönetilebilir.
Muhataba Göre Zamanlama
Her muhatap için zamanlama farklıdır; çünkü her birine karşı talebin dayanağı ve zararın hesap yöntemi farklıdır.
Muhataplara göre zamanlama
| Muhatap | Tipik iddia | Zararın hesabı | Zamanlama |
|---|---|---|---|
| Dağıtıcı kuruluş | Uygunsuz satış, eksik bilgilendirme | Yatırılan tutar ile alınacak tutar arasındaki fark | Kısmi dava tasfiye sürerken açılabilir |
| Kurucu | Yönetim kusuru | Tasfiye verilerine bağlı | Kısmi dava; tutar tasfiye sonunda artırılır |
| İzahname veya açıklamadan sorumlular | Yanlış veya eksik bilgi | Kanundaki karineye göre | Altı aylık süre ihtimali nedeniyle beklenmemeli |
| SPK | Tedbirin hukuka aykırılığı veya denetim kusuru | İptal veya tam yargı | Altmış gün ve bir yıllık süreler |
| Sorumlu kişiler | Suç oluşturan fiiller | Ceza yolu ve hukuk yolu birlikte | Şikâyet beklemeden yapılabilir |
Muhataplar ve sorumluluk dayanakları durumunuza göre hukuki yol haritası ve izahname ve kamuyu aydınlatma sorumluluğu yazılarımızda ele alındı.
Adım Adım Zaman Planı
Aşağıdaki plan, tasfiye sürecinin aşamalarıyla hak arama adımlarını eşleştirir. Somut dosyada hangi adımın gerektiği, muhataba ve talebin dayanağına göre değişir.
Tasfiye aşamalarına göre hak arama planı
| Dönem | Yapılacaklar | Neden |
|---|---|---|
| İlk 30 gün | Belge toplama, KVKK başvurusu, hesap ve talimat kayıtlarının alınması | Delil ve hesap zemini |
| İlk 60 gün | SPK kararına itiraz edilecekse İYUK m.11 başvurusu veya iptal davası | İYUK m.7 altmış günlük süre |
| Tasfiye sürerken | Arabuluculuk; gerekiyorsa kısmi dava; SPK’ya İYUK m.13 başvurusu | Zamanaşımını kesmek veya durdurmak |
| Her tasfiye ödemesinde | Ödeme belgesinin saklanması ve dosyaya sunulması | Mahsup ve zarar hesabı |
| Tasfiye sonu | Nihai dağıtım belgesi; bilirkişi incelemesi | Tutarın kesinleşmesi |
| Tahkikat sona ermeden | HMK m.109/4 uyarınca talep artırımı | Tek kullanımlık hak |
Süre ve masraf planlaması fon davası ne kadar sürer, masrafı ne kadar, tasfiye sonunda eksik ödeme hâli tasfiyede param eksik geldi yazılarımızda ele alındı.
Tasfiye Sonunda Talep Artırım Dilekçesi Örneği
Aşağıdaki metin, tasfiye sürerken kısmi dava olarak açılmış bir fon davasında, tasfiyenin tamamlanması ve bilirkişi raporunun alınmasından sonra HMK m.109/4 uyarınca talebin artırılması için hazırlanmış bir çerçevedir. Hak bir defaya mahsus olduğundan, artırım bilirkişi raporu ve itirazlar netleştikten sonra ve tahkikat sona ermeden yapılmalıdır.
[ ] MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE
DOSYA NO: [Esas No]
DAVACI: [Ad Soyad] — [TC Kimlik No] — [Adres]
VEKİLİ: Av. [Ad Soyad] — [Adres]
DAVALI: [Kuruluş Unvanı] — [Adres]
KONU: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.109/4 uyarınca talep artırımına ilişkin beyanımızdır.
AÇIKLAMALAR
1. Eldeki dava, müvekkilin [fon unvanı] unvanlı fonun tasfiyesi nedeniyle uğradığı zararın tazmini için [tarih] tarihinde kısmi dava olarak açılmış, dava dilekçesinde [tutar] TL talep edilmiş ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuştur. Dava açıldığı tarihte fonun tasfiyesi devam etmekte olduğundan zararın tamamı henüz belirlenememiştir.
2. Fonun tasfiyesi, 2026/61 sayılı SPK Bülteninin 2026/62 sayılı Bültenle değişik A/8 maddesi uyarınca [tarih] tarihinde tamamlanmış; müvekkile tasfiye kapsamında toplam [tutar] TL ödenmiştir. Ödeme belgeleri dosyaya sunulmuştur. Mahkemenizce alınan [tarih] tarihli bilirkişi raporunda müvekkilin zararı, tasfiye ödemeleri mahsup edildikten sonra [tutar] TL olarak hesaplanmıştır.
Talep artırımının kanuni dayanağı — 6100 sayılı Kanun m.109/4
16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla Hukuk Muhakemeleri Kanununun 109. maddesine eklenen dördüncü fıkra, alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusunun aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabileceğini düzenlemektedir. Dosyada tahkikat henüz sona ermemiş olup müvekkil bu hakkı ilk kez kullanmaktadır.
Zamanaşımı — 6100 sayılı Kanun m.109/4
Aynı fıkra, talep artırımı hâlinde zamanaşımının artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacağını açıkça hükme bağlamıştır. Davalının artırılan kısma yönelik olarak ileri sürebileceği zamanaşımı def’i, bu açık hüküm karşısında sonuç doğurmayacaktır. Kaldı ki müvekkilin zararının tutarı ancak tasfiyenin sona ermesiyle kesinleşmiştir.
Artırılan tutarın dayanağı — 6100 sayılı Kanun m.266 ve m.281
Artırılan tutar, tasfiyenin sona ermesiyle kesinleşen dağıtım verilerine ve bu verilere dayanılarak düzenlenen bilirkişi raporuna dayanmaktadır. Rapora karşı taraflarca yapılan itirazlar [ek rapor / değerlendirme] ile karşılanmış olup hesap tartışmasız hâle gelmiştir.
Faiz
Artırılan kısım bakımından da faiz, davalının [temerrüt tarihi / dava tarihi] itibarıyla temerrüde düşmüş olması nedeniyle bu tarihten itibaren talep edilmektedir.
Artırılan kısım üzerinden eksik harç yatırılmış olup makbuzu dilekçemiz ekindedir.
HUKUKİ SEBEPLER: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.109, m.266, m.281; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.154; 2026/61 ve 2026/62 sayılı SPK Bültenleri ve ilgili mevzuat.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; dava dilekçesinde [tutar] TL olarak gösterilen talebimizin 6100 sayılı Kanunun 109. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca [artırılan tutar] TL artırılarak toplam [toplam tutar] TL’ye yükseltildiğinin kabulüne, bu tutarın [tarih] tarihinden itibaren işleyecek [yasal / ticari] faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini saygıyla talep ederiz.
Davacı Vekili
Av. [Ad Soyad] — [İmza]
Artırım hakkı bir defaya mahsus olduğundan erken kullanılmamalıdır; tasfiye tamamlanmadan ve bilirkişi hesabı netleşmeden yapılan artırım, sonradan ortaya çıkacak fark için yeni bir artırım imkânı bırakmaz.
Sık Yapılan Hatalar
Birinci hata, zararın tutarı belli olmadan dava açılamayacağını düşünmektir. HMK m.109 kısmi davaya ve m.109/4 sonradan artırıma imkân verir.
İkinci hata, tasfiye ödemesinin zamanaşımını kestiğini sanmaktır. Tasfiye dağıtımı, tazminat borçlusunun ikrarı veya kısmi ifası değildir.
Üçüncü hata, ihtarname göndererek süreyi koruduğunu düşünmektir. TBK m.154 ihtarnameyi saymaz.
Dördüncü hata, kamuyu aydınlatma belgesine dayanan talepte altı aylık süre ihtimalini gözden kaçırmaktır. SPKn m.32/6 bu kısa süreyi öngörür.
Beşinci hata, SPK kararına karşı altmış günlük süreyi tasfiyenin sonuna bırakmaktır. İYUK m.7 bu süreyi öngörür.
Altıncı hata, SPK’ya karşı tam yargı yolunda bir yıllık başvuru süresini beklemektir. İYUK m.13/1 bu süreyi öngörür.
Yedinci hata, belirsiz alacak davası açmaya çalışmaktır. HMK m.107 7589 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır.
Sekizinci hata, m.109/4’teki artırım hakkını erken kullanmaktır. Hak bir defaya mahsustur.
Dokuzuncu hata, tasfiye ödeme belgelerini saklamamaktır. Zarar hesabında mahsup bu belgelerle yapılır.
Onuncu hata, mahkemenin tasfiyeyi bekleyeceği düşüncesiyle dava açmamaktır. Açık bir davada bekletme hak kaybına yol açmaz; dava açılmaması ise süreyi işletir.
Sıkça Sorulan Sorular
Tasfiye bitmeden dava açılabilir mi?
Evet. HMK m.109/1 bölünebilir taleplerin bir kısmının dava edilmesine izin verir; m.109/4 uyarınca talep tasfiye sonunda aynı davada bir defaya mahsus artırılabilir.
Zararın tutarı belli değilken nasıl dava açılır?
Bilinen ve kanıtlanabilir tutar üzerinden kısmi dava açılır; fazlaya ilişkin haklar saklı tutulur ve tutar kesinleşince HMK m.109/4 uyarınca talep artırılır.
Belirsiz alacak davası açabilir miyim?
Hayır. HMK m.107’deki belirsiz alacak davası 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır; yerine kısmi dava ve m.109/4’teki artırım hakkı kullanılır.
Talep artırımında zamanaşımı sorun olur mu?
HMK m.109/4 uyarınca zamanaşımı artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
Talep artırımı kaç kez yapılabilir?
HMK m.109/4 uyarınca aynı davada bir defaya mahsus ve tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir; bu nedenle tutar netleşmeden kullanılmamalıdır.
Zarar hukuken ne zaman doğar?
Malvarlığındaki azalmanın meydana geldiği anda; tasfiye edilen fonda bu çoğu zaman tasfiye bitmeden, tedbir kararı ve dağıtımlarla birlikte ortaya çıkar. Tutar ise tasfiye sonunda kesinleşir.
Zamanaşımı ne zaman başlar?
Dayanağa göre değişir: haksız fiilde TBK m.72 uyarınca zararın ve yükümlünün öğrenilmesinden itibaren iki yıl, sözleşmede TBK m.149 uyarınca muacceliyetten itibaren; kamuyu aydınlatma belgesinde SPKn m.32/6 uyarınca zararın meydana gelmesinden itibaren altı ay.
Kamuyu aydınlatma belgesine dayanan talepte süre neden önemli?
SPKn m.32/6 altı aylık süre öngörür; hükmün fon paylarına uygulanması tartışmalı olabilse de izahname veya KAP açıklamasına dayanılacaksa bu kısa süre hesaba katılmalıdır.
SPK’ya karşı hangi süreler işler?
Kararın iptali için İYUK m.7 uyarınca altmış gün; denetim kusuruna dayanan tam yargı için İYUK m.13/1 uyarınca eylemin öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde idareye başvuru.
Tasfiye ödemesi alınca zamanaşımı kesilir mi?
Kural olarak hayır. TBK m.154 borçlunun ikrarını veya kısmi ifasını sayar; tasfiye nakdi fonun kendi varlıklarından dağıtılır ve tazminat borçlusunun ifası değildir.
İhtarname zamanaşımını keser mi?
Hayır. TBK m.154 zamanaşımını kesen sebepleri sayar; ihtarname bunlar arasında değildir.
Arabuluculuk zamanaşımını etkiler mi?
Evet. 6325 sayılı Kanun m.18/A-15 uyarınca arabulucuya başvurulmasından son tutanağa kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süreler işlemez.
Dava açıldıktan sonra zamanaşımı işler mi?
TBK m.157 uyarınca dava ile kesilen zamanaşımı, dava süresince tarafların her yargılama işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar; dosyanın takip edilmesi önemlidir.
Tespit davası açmak daha mı güvenli?
HMK m.106/2 güncel hukuki yarar arar ve m.106/3 maddi vakıaların tek başına tespit konusu olamayacağını belirtir; eda davası açılabilen durumlarda tespit davası çoğu zaman kısmi davanın yerini tutmaz.
Tasfiye sürerken delilleri nasıl korurum?
Kayıtların kaybolma veya değişme ihtimali varsa HMK m.400 uyarınca dava öncesinde delil tespiti istenebilir; KVKK başvurusuyla kendi kayıtlarınızı da alabilirsiniz.
Tasfiye sürerken ihtiyati haciz istenebilir mi?
İİK m.257 uyarınca kural olarak vadesi gelmiş para alacağı için; vadesi gelmemiş borçta ancak borçlunun belli yerleşim yeri yoksa veya mal kaçırma hazırlığı varsa istenebilir.
Dava sürerken tasfiye ödemesi gelirse ne olur?
Alınan tutarlar zarardan düşülür. Dava konusu talep karşılanırsa davanın konusuz kalması gündeme gelir ve HMK m.331/1 uyarınca giderler davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre belirlenir.
Mahkeme tasfiyenin bitmesini bekler mi?
Bekleyebilir. HMK m.165/1 hükmün başka bir davaya veya idari makamın tespitine bağlı olduğu hâllerde yargılamanın bekletilmesine imkân verir; bekletme açılmış davada hak kaybı doğurmaz.
Satış talimatı verip parasını alamayanlar için durum farklı mı?
Evet. 2026/61 sayılı Bültenin A/6 maddesi uyarınca gerçekleşmeyen TEFAS iade talimatlarının tutarı fona borç yazılır ve öncelikle ödenir; bu yatırımcıların fona karşı belirli bir alacağı vardır.
Tasfiye bitince ilk ne yapmalıyım?
Nihai dağıtım belgesini alın, açık davada bilirkişi incelemesinin son verilere göre yapılmasını isteyin ve tahkikat sona ermeden HMK m.109/4 uyarınca talebi artırın.
İlgili Rehberler
- Fon zararında zamanaşımı
- Fon zararı kısmi dava dilekçesi
- Fon davası ne kadar sürer, masrafı ne kadar
- Tasfiyede param eksik geldi
- SPK’ya karşı tam yargı davası
- Fon davasında ihtiyati haciz ve tedbir
- Durumunuza göre hukuki yol haritası
- Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi
Tasfiye ödemesi zamanaşımını kesmez
Süreyi korumanın yolunu birlikte belirleyelim. 0554 648 37 15
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsAppDosyanız için değerlendirme
Hangi sürenin işlediğini ve ne zaman harekete geçileceğini birlikte hesaplayalım. Telefon: 0554 648 37 15
İletişime GeçinBu içerik sermaye piyasası hukuku alanındadır.
Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi · Tasfiye edilen fonlar listesi · Tüm hukuk dalları


