Fon Mağdurları Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Yapabilir mi? 2026 — Mülkiyet Hakkı (Anayasa m.35), Kamu Gücü Şartı, Başvuru Yollarının Tüketilmesi, 30 Günlük Süre ve AİHM (6216 m.45-50; AİHS Ek 1 No.lu Protokol m.1) (Başvuru Formu Metin Örneğiyle)
21 Eylül 2026

Fon Mağdurları Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Yapabilir mi? 2026 — Mülkiyet Hakkı (Anayasa m.35), Kamu Gücü Şartı, Başvuru Yollarının Tüketilmesi, 30 Günlük Süre ve AİHM (6216 m.45-50; AİHS Ek 1 No.lu Protokol m.1) (Başvuru Formu Metin Örneğiyle)

Fon mağdurları Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapabilir; ancak bu yol ilk değil, son başvuru yoludur. Anayasanın 148/3 maddesi ve 6216 sayılı Kanunun 45. maddesi uyarınca başvuru, Anayasada ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde birlikte güvence altına alınan bir hakkın kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla ve kanunda öngörülen idari ve yargısal başvuru yollarının tamamı tüketildikten sonra yapılır. Süre, başvuru yollarının tüketildiği tarihten itibaren otuz gündür (m.47/5). Fon dosyalarında öne çıkan haklar mülkiyet hakkı (Anayasa m.35; AİHS Ek 1 No.lu Protokol m.1) ile adil yargılanma hakkıdır (Anayasa m.36). Düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan başvuru yapılamaz (m.45/3). Portföy yönetim şirketinin veya özel bir bankanın işlemleri kamu gücü sayılmaz; başvuru ancak SPK kararları ve mahkeme kararları gibi devlete atfedilebilen işlemler için yapılabilir. Bireysel başvuru kararın icrasını durdurmaz; Anayasa Mahkemesi tedbiri kural olarak yaşam ile maddi ve manevi bütünlüğe yönelik ciddi tehlike hâllerinde verir. İhlal kararı çıkarsa yeniden yargılama veya tazminata hükmedilir (m.50). AYM’den sonra AİHM’e başvuru süresi dört aydır.

Anayasa Mahkemesine yol, bugün açılan davadan geçer

Bireysel başvuru hakkınızı korumak için dava stratejisini baştan birlikte kuralım. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Kısaca: Anayasa Mahkemesi dördüncü derece mahkeme değildir

Önce dava, sonra bireysel başvuru. SPK kararına karşı idari yargı, zarar için adli yargı yolları sonuna kadar kullanılmadan Anayasa Mahkemesine gidilemez. Bugün 16 Kasım 2026’ya kadar açılmayan bir dava, yarının bireysel başvurusunu da ortadan kaldırır.

Anayasa Mahkemesi parayı ödetmez, hakkın ihlalini inceler. Yatırımın kaybedildiği değil, devletin mülkiyet hakkına ölçüsüz müdahale edip etmediği veya yargılamanın adil olup olmadığı incelenir. İhlal bulunursa dosya yeniden yargılamaya gönderilir veya tazminata hükmedilir.

Başvuru hakkı bugünden kurulur. Anayasal ihlal iddialarının özü, dava dilekçesinden itibaren derece mahkemeleri önünde de ileri sürülmelidir. Anayasa Mahkemesi önünde ilk kez dile getirilen şikâyet kabul edilebilirlik aşamasında sorun yaratabilir.

Bu Yazı Kimin İçin?

SPK’nın 17 Eylül 2026 kararlarıyla fonları tasfiyeye alınan yatırımcılar arasında, “Bu karar mülkiyet hakkımı ihlal ediyor, Anayasa Mahkemesine gideceğim” düşüncesi yaygındır. Bu düşünce hukuken temelsiz değildir: Fon payı ekonomik değeri olan bir hak olarak mülkiyet güvencesinden yararlanır ve kamu gücünün bu değere ölçüsüz biçimde müdahale etmesi bireysel başvurunun konusu olabilir. Ancak bireysel başvuru, sıradan bir dava yolu değildir; şartları katı, süresi kısa ve kapsamı dardır.

Bu yazı; fon mağdurunun hangi haklar bakımından, kime karşı, hangi aşamadan sonra ve hangi süre içinde Anayasa Mahkemesine başvurabileceğini, başvurunun nasıl yapıldığını, başvuruların çoğunun neden kabul edilemez bulunduğunu, ihlal kararının sonuçlarını ve Anayasa Mahkemesinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gidilmesini anlatır. Sonunda, başvuru formunun olaylar ve ihlal iddiaları bölümü için hazırlanmış bir metin örneği yer alıyor.

Kanun hükümleri 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 01.07.2025 tarihli son değişiklikleri işlenmiş metninden ve Anayasanın konsolide metninden; usul bilgileri Anayasa Mahkemesinin “Bireysel Başvuruya Dair Sık Sorulan Sorular” yayınından alınmıştır.

Bilgilendirme amaçlıdır. Bu yazı genel bilgi verir ve herhangi bir SPK kararının veya mahkeme kararının anayasaya aykırı olduğu yönünde bir tespit içermez. Bireysel başvurunun kabul edilebilirliği ve sonucu, her dosyanın kendi olgularına ve Anayasa Mahkemesinin içtihadına göre belirlenir.

Bireysel Başvuru Nedir, Ne Değildir?

Anayasanın 148/3 maddesi herkese, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurma hakkı tanır ve başvuru için olağan kanun yollarının tüketilmiş olmasını şart koşar. Aynı maddenin dördüncü fıkrası, bireysel başvuruda kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamayacağını belirtir. 6216 sayılı Kanunun 45/1 maddesi bu kapsamı Sözleşmeye ek ve Türkiye’nin taraf olduğu protokollerle birlikte tekrarlar.

Bu iki hüküm, bireysel başvurunun sınırlarını çizer. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin delilleri değerlendirmesini, zararı hesaplamasını veya kanunu yorumlamasını yeniden denetleyen bir üst derece mahkemesi değildir. 6216 m.49/6 uyarınca bir mahkeme kararına karşı yapılan başvurularda inceleme, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağıyla sınırlıdır. m.50/1 uyarınca Mahkeme yerindelik denetimi yapamaz ve idari eylem ve işlem niteliğinde karar veremez.

Bireysel başvuru neyi sağlar, neyi sağlamaz?

BeklentiDeğerlendirmeDayanak
“SPK kararını Anayasa Mahkemesi iptal eder”Mahkeme idari işlem niteliğinde karar veremez; ihlal tespit eder ve giderilmesi için yapılacakları gösterir6216 m.50/1
“Zararımı Anayasa Mahkemesi öder”Uygun bir tazminata hükmedebilir veya genel mahkemelerde dava yolunu gösterebilir; fon zararının tamamını karşılamak amacını taşımaz6216 m.50/2
“Tasfiye durur”Başvuru kamu gücü işleminin icrasını durdurmaz; tedbir istisnaidir6216 m.49/5; AYM yayını
“Mahkeme davayı yeniden görür”Kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlar incelenmezAnayasa m.148/4; 6216 m.49/6
“Dava açmadan doğrudan giderim”Başvuru yollarının tamamı önce tüketilmelidir6216 m.45/2
“İhlal bulunursa yeniden yargılanırım”İhlal mahkeme kararından kaynaklanıyorsa dosya yeniden yargılama için gönderilir6216 m.50/2

Fon Mağduru İçin Hangi Haklar Gündeme Gelir?

Bireysel başvuru yalnızca hem Anayasada hem de Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu protokollerde güvence altına alınan haklar için yapılabilir. Fon dosyalarında ağırlık taşıyan haklar şunlardır:

Fon uyuşmazlıklarında ileri sürülebilecek başlıca haklar

HakAnayasaAİHSFon dosyasındaki olası görünümü
Mülkiyet hakkım.35Ek 1 No.lu Protokol m.1Katılma paylarına erişimin engellenmesi, tasfiye yönteminin ölçüsüzlüğü, devletin denetim yükümlülüğü
Mahkemeye erişimm.36m.6Davanın aşırı şekilci bir yorumla süre veya usul yönünden reddedilmesi
Gerekçeli karar hakkım.36, m.141m.6Esaslı iddiaların mahkemece hiç karşılanmaması
Makul sürede yargılanmam.36, m.141m.6Tazminat davalarının yıllarca sürmesi
Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamam.36m.6Karşı tarafın belgelerine erişim verilmemesi, bilirkişi raporuna itiraz imkânının tanınmaması
Etkili başvuru hakkım.40m.13Mülkiyet hakkı şikâyeti için etkili bir iç hukuk yolunun bulunmaması
İfade özgürlüğüm.26m.10Mağdurların eleştirel paylaşımları nedeniyle yaptırıma maruz kalması

Yatırımın değer kaybetmesi, tek başına bir hak ihlali değildir. Mülkiyet güvencesi, yatırımın kârlı olacağını veya anaparanın korunacağını garanti etmez; devletin mülke müdahalesinin hukuka ve ölçülülüğe uygun olmasını ve mülkiyeti koruma yükümlülüğünü yerine getirmesini güvence altına alır. Bu ayrım, başvurunun “açıkça dayanaktan yoksun” bulunmaması için belirleyicidir.

Kamu Gücü Şartı: Kime Karşı Başvurulur?

Bireysel başvurunun konusu, kamu gücünün işlem, eylem veya ihmalidir. Anayasa Mahkemesinin yayınında da belirtildiği gibi, ancak Türkiye Cumhuriyeti devletinin kamu gücü kullanan organlarına atfedilebilen ihlaller bireysel başvurunun konusu olabilir. Bu şart, fon dosyalarında muhatabın doğru belirlenmesini zorunlu kılar.

Fon dosyasındaki aktörler ve kamu gücü şartı

Aktör veya işlemKamu gücü mü?Açıklama
SPK’nın tasfiye ve işleme kapatma kararlarıEvetKamu tüzel kişiliğini haiz Kurulun idari işlemleridir (SPKn m.117/1); önce idari yargı yolu tüketilir
İdare mahkemesi, bölge idare mahkemesi ve Danıştay kararlarıEvetYargı yetkisi kamu gücüdür; adil yargılanma şikâyetlerinin konusu olur
Asliye ticaret ve tüketici mahkemeleri, istinaf ve Yargıtay kararlarıEvetTazminat davalarındaki yargılama süreci bireysel başvurunun konusu olabilir
Portföy yönetim şirketinin ve yöneticilerinin işlemleriHayırÖzel hukuk kişisidir; bu işlemler için yol tazminat davasıdır
Dağıtıcı bankanın satış süreciKural olarak hayırÖzel hukuk ilişkisidir; devletin sorumluluğu ancak koruma yükümlülüğü üzerinden tartışılabilir
Tasfiyeyi yürüten bankaTartışmalıSPK kararıyla görevlendirilmiştir; bankanın bağımsızlık derecesi ve sermaye yapısı değerlendirilir
SPK’nın denetim ve gözetim eksikliği iddiasıEvet, ihmal olarakÖnce tam yargı davası ile tüketilmelidir

Tasfiyeyi yürüten banka bakımından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Kotov/Rusya kararı yol göstericidir. Büyük Daire, 3 Nisan 2012 tarihli ve 54522/00 başvuru numaralı kararında, özel bir bankanın tasfiyesini yürüten tasfiye memurunun önemli ölçüde operasyonel ve kurumsal bağımsızlığa sahip olduğunu, bu nedenle devletin onun hukuka aykırı eylemlerinden doğrudan sorumlu tutulamayacağını kabul etmiş; devletin pozitif yükümlülüklerini ise iç hukukun tasfiye memuruna karşı tazminat davası açma imkânı tanımasını dikkate alarak yerine getirilmiş bulmuş ve mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Bu yaklaşım, tasfiye bankasının satış işlemlerinden doğan zararlar için asıl yolun bankaya karşı tazminat davası olduğunu, bireysel başvurunun ise ancak bu yolun etkisiz kalması hâlinde gündeme gelebileceğini gösterir. Tasfiye bankasına karşı yollar tasfiye bankası fon varlıklarını değerinin altında satarsa yazımızda anlatıldı.

Devletin pozitif yükümlülükleri ayrıca önemlidir. Mülkiyet hakkı yalnızca devletin müdahaleden kaçınmasını değil, bazı durumlarda mülkiyeti korumak için etkili bir hukuki çerçeve ve etkili başvuru yolları sunmasını da gerektirir. Sermaye piyasasında denetim eksikliği iddiası bu çerçevede ileri sürülebilir; ancak bunun için önce SPK’ya karşı tam yargı davası açılması gerekir. Bu dava SPK’ya karşı tam yargı davası yazımızda anlatıldı.

Mülkiyet Hakkı Açısından Fon Payı

Anayasanın 35. maddesi herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğunu, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğini ve mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağını düzenler. Anayasanın 13. maddesi ise temel hakların özlerine dokunulmaksızın, yalnızca Anayasada belirtilen sebeplere bağlı olarak ve kanunla sınırlanabileceğini, bu sınırlamaların demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağını belirtir. Sözleşmeye Ek 1 No.lu Protokolün 1. maddesi de her gerçek veya tüzel kişinin mal ve mülkünün dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkını güvence altına alır.

Katılma payı, sahibine fonun net varlık değeri üzerinden pay oranında hak veren ve ekonomik değeri olan bir haktır. Bu nedenle mülkiyet güvencesinin kapsamında değerlendirilmesi mümkündür. Bireysel başvuruda asıl soru, kamu gücünün bu hakka yaptığı müdahalenin hukuka uygun olup olmadığıdır. Bu inceleme genellikle şu sıralamayla yapılır:

Mülkiyete müdahalenin denetimi (Anayasa m.13, m.35)

AşamaSoruFon tasfiyesi bakımından
MüdahaleKamu gücünün mülke bir müdahalesi var mı?İşleme kapatma ve tasfiye kararlarıyla payların iadesinin durdurulması
KanunilikMüdahalenin açık, öngörülebilir bir kanuni dayanağı var mı?SPKn m.54/1-(a) Kurula tasfiye usul ve esaslarını belirleme yetkisi verir
Meşru amaçMüdahale kamu yararı amacı taşıyor mu?Yatırımcıların korunması ve piyasa istikrarı gibi amaçlar ileri sürülebilir
Elverişlilik ve gereklilikAmaca ulaşmaya elverişli mi, daha hafif bir araç var mıydı?İşleme kapatmanın kapsamı, sürenin uzunluğu, alternatif çözümler
OrantılılıkBireye aşırı bir yük yüklenmiş mi, usul güvenceleri var mı?Bilgilendirme, itiraz ve tazmin imkânları, tasfiyenin yürütülme biçimi

Bu tablodaki sorular, Anayasa Mahkemesine gitmeden önce idare mahkemesinde de sorulacak sorulardır. Bireysel başvuruda başarı şansı, bu iddiaların dava dilekçesinden başlayarak derece mahkemeleri önünde ne kadar somut biçimde ileri sürüldüğüne bağlıdır. Kurulun kararlarının yerindeliği ise denetlenemez; SPKn m.117/2 Kurul kararlarının yerindelik denetimine tabi tutulamayacağını, 6216 m.50/1 de Anayasa Mahkemesinin yerindelik denetimi yapamayacağını belirtir. İddialar, kararın hukuka ve ölçülülüğe uygunluğu üzerine kurulmalıdır.

Başvuru Yollarının Tüketilmesi

6216 sayılı Kanunun 45/2 maddesi, ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem veya ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvurudan önce tüketilmesini zorunlu kılar. m.45/3 ise yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamayacağını düzenler. Bu hüküm fon dosyaları için özellikle önemlidir: Tasfiye usul ve esaslarını belirleyen 57/1708 sayılı kararın düzenleyici nitelik taşıdığı kabul edilirse, bu karara karşı doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurulamaz; önce idari yargıda dava açılması ve sonuna kadar takip edilmesi gerekir.

Fon dosyalarında tüketilmesi gereken yollar

Şikâyetin konusuTüketilecek yolSon aşama
SPK’nın tasfiye veya işleme kapatma kararıİdare mahkemesinde iptal davası; bölge idare mahkemesinde istinafDanıştayda temyiz (İYUK m.46/1-(n): düzenleyici ve denetleyici kurul kararları)
SPK’nın denetim eksikliğinden doğan zararİdareye başvuru ve tam yargı davası; istinafParasal sınır ve dava türüne göre temyiz
Kurucu, yönetici veya bankaya karşı tazminat davasındaki yargılamaDava şartı arabuluculuk; asliye ticaret veya tüketici mahkemesi; istinafYargıtay temyizi veya kesin istinaf kararı
Yargılamanın aşırı uzamasıYargılama sürecinin kendisiAnayasa Mahkemesi içtihadına göre ayrıca değerlendirilir

Tüketme şartı yalnızca yolların şeklen kullanılmasını değil, anayasal şikâyetin özünün bu yollarda dile getirilmesini de kapsar. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerine hiç sunulmamış bir iddiayı ilk kez kendisine getirilen başvurularda tüketme şartı yönünden sorunlu görebilir. Bu nedenle mülkiyet hakkına ve ölçülülüğe ilişkin iddiaların dava dilekçesinde, istinaf ve temyiz dilekçelerinde açıkça Anayasa m.35 ve Ek 1 No.lu Protokol m.1’e dayandırılarak ileri sürülmesi gerekir. İdari yargı yolu ve süreleri SPK’nın tasfiye kararına karşı iptal davası yazımızda, adli yargıda görevli mahkeme ise fon davası hangi mahkemede açılır yazımızda anlatıldı.

Süre: Otuz Gün

6216 m.47/5 uyarınca bireysel başvuru, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmalıdır. Haklı bir mazereti nedeniyle süresinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle başvurabilir; Mahkeme önce mazeretin geçerli olup olmadığını inceler. Anayasa Mahkemesi adli tatile tabi değildir; bu nedenle başvuru süresi adli tatilde de işler.

Uygulamada süre, kesin kararın başvurucuya tebliğ edildiği veya başvurucunun kararı öğrendiği tarihten başlatılır. Başvuru formuna nihai karar ya da işlemi öğrenme tarihini gösteren belgenin eklenmesi zorunludur. UYAP üzerinden erişilebilir hâle gelen kararlarda öğrenme tarihinin nasıl belirleneceği tartışma doğurabileceğinden, kararın erişime açıldığı tarih esas alınarak en erken son gün hesaplanmalıdır.

Fon dosyalarında bireysel başvuruya kadar olan takvim

AşamaSüreDayanak
SPK kararına karşı iptal davası57/1707 ve 57/1708 için 16 Kasım 2026; 59/1710 için 19 Kasım 2026İYUK m.7, m.8
İdare mahkemesi kararına karşı istinafKararın tebliğinden itibaren otuz günİYUK m.45
Bölge idare mahkemesi kararına karşı temyizKararın tebliğinden itibaren otuz günİYUK m.46/1
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruKesin kararın tebliğ veya öğrenilmesinden itibaren otuz gün6216 m.47/5
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuruAnayasa Mahkemesi kararından itibaren dört ayAİHS m.35/1

Tablonun ilk satırı, bütün zincirin başlangıcıdır. İlk davanın süresinde açılmaması, sonraki bütün aşamaları ortadan kaldırır. CİMER veya benzeri başvuruların bu takvimi durdurup durdurmadığı fon mağdurları CİMER’e başvurursa ne olur yazımızda anlatıldı.

Başvuru Nasıl Yapılır?

6216 m.47/1 uyarınca bireysel başvuru doğrudan Anayasa Mahkemesine ya da mahkemeler veya yurt dışı temsilcilikler aracılığıyla yapılabilir. Başvurular, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 59. maddesi uyarınca İçtüzük ekinde yer alan ve Mahkemenin internet sitesinde yayımlanan başvuru formu kullanılarak yapılır; form kullanılmadan yazılan serbest bir dilekçe yeterli değildir. Başvuru harca tabidir (m.47/2); harcı ödeme gücü bulunmayanlar belgeleriyle birlikte adli yardım talep edebilir. Anayasa Mahkemesinin yayınına göre başvuru veya incelenme sürecinde avukat tutmak zorunlu değildir; ancak başvuru avukat aracılığıyla yapılıyorsa vekâletnamenin sunulması gerekir (m.47/4).

Başvuru formunun içeriği ve eklenecek belgeler (İçtüzük m.59)

Formda yer alacaklarEklenecek belgeler
Başvurucunun ve varsa temsilcisinin kimlik ve iletişim bilgileriTemsil yetkisini gösteren belge ve harç makbuzu
Kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem veya ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özetiKimlik belgesinin onaylı örneği
Hangi hakkın hangi nedenle ihlal edildiği, gerekçeleri ve delilleriNihai karar veya işlemi öğrenme tarihini gösteren belge
İhlal edildiği iddia edilen hakların birbiriyle ilişkilendirilerek ayrı ayrı açıklanmasıİhlal iddialarını temellendiren belgelerin onaylı örnekleri
Başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin aşamalar ve tüketme tarihiOlağan ve olağanüstü kanun yolu dilekçelerinin onaylı örnekleri
Varsa süreye ilişkin mazeret ve başvurucunun talepleriTazminat istenecekse zarar ve buna ilişkin belgeler

Başvuru evrakında eksiklik varsa, 6216 m.47/6 uyarınca başvurucuya on beş günü geçmemek üzere süre verilir ve eksiklik bu sürede tamamlanmazsa başvurunun reddedileceği bildirilir. Süresinde yapılmayan veya şekil şartlarını taşımayan başvurular idari yönden reddedilir; bu karara karşı tebliğden itibaren yedi gün içinde Komisyona itiraz edilebilir. Aynı olay ve iddialara dayanılarak yapılan ikinci başvuru mükerrer başvuru olarak reddedilir. Başvurunun aşamaları e-Devlet üzerinden takip edilebilir.

Başvuruların Çoğu Neden Kabul Edilemez Bulunur?

6216 m.48/2, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verilebileceğini düzenler. Kabul edilebilirlik incelemesi komisyonlarca yapılır ve kabul edilemezlik kararları kesindir (m.48/3-4).

Anayasa Mahkemesinin yayını, açıkça dayanaktan yoksunluk kararının dört durumda verildiğini açıklar: ihlal iddialarının temellendirilememesi, iddiaların salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olması, başvurunun karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret olması ve temel haklara yönelik bir müdahalenin bulunmaması veya müdahalenin meşru olduğunun açık olması. Fon dosyalarında en sık risk, ikinci durumdur.

Kanun yolu şikâyeti ile anayasal şikâyet arasındaki fark

Kabul edilemez olma riski yüksek şikâyetAnayasal şikâyet olarak kurulabilecek iddia
“Bilirkişi zararı yanlış hesapladı”“Bilirkişi raporuna karşı esaslı itirazlarım hiç değerlendirilmeden hüküm kuruldu” (gerekçeli karar hakkı)
“Mahkeme kurucunun kusurunu kabul etmedi”“Delillerin toplanması talebim gerekçesiz reddedildi ve belgeler karşı tarafta kaldı” (silahların eşitliği)
“SPK kararı yanlıştır”“Müdahale ölçülü değildir; daha hafif araçlar değerlendirilmemiş ve mahkeme bu iddiayı incelememiştir” (mülkiyet hakkı)
“Dava geç bitti”“Dava, karmaşıklığıyla açıklanamayacak ölçüde uzun sürmüştür” (makul süre)
“Zamanaşımı yanlış hesaplandı”“Zamanaşımı öngörülemeyen bir yorumla başlatılarak mahkemeye erişimim engellenmiştir” (mahkemeye erişim)

Görüldüğü gibi, aynı olgu bir “kanun yolu şikâyeti” olarak da, bir “temel hak şikâyeti” olarak da kurulabilir. Anayasa Mahkemesi yalnızca ikincisini inceler. Bu nedenle başvuru formunda derece mahkemesinin kararına sadece itiraz etmek değil, hangi anayasal güvencenin nasıl zedelendiğini göstermek gerekir.

Tasfiyeyi Durdurmak İçin Tedbir İstenebilir mi?

6216 m.49/5, bölümlerin esas inceleme aşamasında başvurucunun temel haklarının korunması için zorunlu gördükleri tedbirlere karar verebileceğini düzenler. Ancak Anayasa Mahkemesinin yayınında açıkça belirtildiği gibi, bireysel başvuru kesinleşen kamu gücü işleminin icrasını durdurmaz ve bunun istisnası başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunması hâlidir. Başvuru formunda da tedbir talebi, İçtüzüğün 73. maddesi kapsamında maddi ve manevi bütünlüğe yönelik olarak düzenlenmiştir.

Bu nedenle fon tasfiyesinin veya varlık satışlarının Anayasa Mahkemesinden alınacak bir tedbirle durdurulması gerçekçi bir beklenti değildir. Tasfiye sürecine karşı acil koruma, idari yargıda iptal davasıyla birlikte istenecek yürütmenin durdurulması kararıyla aranmalıdır. Kaldı ki bireysel başvuru ancak yollar tüketildikten sonra yapılabildiğinden, o aşamaya gelindiğinde tasfiye büyük olasılıkla tamamlanmış olacaktır.

İhlal Kararı Çıkarsa Ne Olur?

6216 m.50/1 uyarınca esas inceleme sonunda başvurucunun hakkının ihlal edildiğine veya edilmediğine karar verilir; ihlal kararı verilirse ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. m.50/2 uyarınca tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa dosya yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamada hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapan mahkeme, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.

İhlal kararının olası sonuçları

İhlalin kaynağıOlası sonuçFon mağduru için anlamı
İdare mahkemesi kararı (örneğin mülkiyet iddiasının incelenmemesi)Yeniden yargılamaSPK kararı bu kez ihlal kararındaki ölçütlere göre yeniden denetlenir
Tazminat davasındaki mahkeme kararıYeniden yargılamaZarar talebi yeniden değerlendirilir
Yargılamanın aşırı uzamasıTazminatGecikme için ayrıca bir tazminat
Yeniden yargılamada hukuki yarar kalmamasıTazminat veya dava yolu gösterilmesiZararın kalan kısmı için genel mahkemelere yönlendirme

İhlal kararının fon zararının tamamını karşılaması beklenmemelidir. Anayasa Mahkemesinin asıl işlevi, ihlali tespit etmek ve yargı sürecini yeniden açmaktır. Asıl tazmin, çoğunlukla yeniden yapılan yargılamada veya genel mahkemelerde sağlanır.

Toplu Başvuru Mümkün mü?

6216 m.46/1 uyarınca bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir. m.46/2’ye göre özel hukuk tüzel kişileri yalnızca tüzel kişiliğe ait hakların ihlal edildiği gerekçesiyle başvurabilir. Bu nedenle bir derneğin veya platformun, üyeleri adına kendi tüzel kişiliğiyle bireysel başvuru yapması mümkün değildir; her yatırımcı kendi adına başvurmalıdır.

Aynı fonun yatırımcıları, ortak bir hukuki çerçeve ve ortak deliller üzerinden aynı avukat aracılığıyla ayrı ayrı başvuru yapabilir. Benzer olgulara dayanan başvurular Mahkemece birlikte ele alınabilir ve içtihadın ortaya konulması açısından ilkesel önemi haiz kararlar Resmî Gazetede de yayımlanır. Ancak her başvurunun süresi, başvurucunun kendi kesin kararına göre ayrı ayrı hesaplanır.

Anayasa Mahkemesinden Sonra: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitmeden önce tüketilmesi gereken bir iç hukuk yoludur. Sözleşmenin 35/1 maddesi uyarınca AİHM’e iç hukuk yolları tüketildikten sonra başvurulabilir. 15 No.lu Protokolün 1 Ağustos 2021’de yürürlüğe girmesiyle bu süre altı aydan dört aya indirilmiş, yeni süre 1 Şubat 2022 itibarıyla uygulanmaya başlanmıştır.

AİHM önünde de aynı sınırlar geçerlidir: Şikâyetin özü iç hukukta dile getirilmiş olmalı, ihlal devlete atfedilebilmelidir. Kotov/Rusya kararı, özel bir bankanın tasfiye sürecinde yatırımcının parasını alamamasının tek başına devletin sorumluluğunu doğurmadığını, iç hukukun etkili bir tazminat yolu sunmasının devletin koruma yükümlülüğü bakımından önemli olduğunu gösterir. AİHM’in bir ihlal kararı vermesi hâlinde, iç hukukta yargılamanın iadesi yoluna gidilebilir; HMK m.375/1-(ı) bu kararı yargılamanın iadesi sebepleri arasında sayar. Bu yol yargılamanın iadesi yazımızda, AİHM başvurusunun usulü ise AİHM başvurusu ve dört aylık süre yazımızda anlatıldı.

Bireysel Başvuru Hakkını Bugünden Korumak

Bireysel başvurunun kaderi, çoğu zaman Anayasa Mahkemesine gidilmeden yıllar önce, ilk dava dilekçesinde belirlenir. Anayasa Mahkemesi; iddianın derece mahkemelerine sunulup sunulmadığını, kanun yollarının kullanılıp kullanılmadığını ve sürelere uyulup uyulmadığını dosya üzerinden inceler. Aşağıdaki tablo, her aşamada yapılması gerekenleri gösterir.

Aşama aşama yapılacaklar

AşamaYapılacakNeden önemli?
Dava dilekçesiMülkiyet hakkı ve ölçülülük iddialarını Anayasa m.13, m.35 ve Ek 1 No.lu Protokol m.1’e açıkça dayandırmakŞikâyetin özü derece mahkemesine sunulmuş olur
Yürütmenin durdurulması talebiTelafisi güç zararı ve açık hukuka aykırılığı somut olarak göstermekEtkili başvuru hakkı şikâyetinin temeli olur
Delil talepleriBelge ibrazı, bilirkişi ve tanık taleplerini gerekçeli olarak yazılı sunmakSilahların eşitliği ve gerekçeli karar şikâyetlerini ispatlar
Bilirkişi raporuna itirazİtirazları ayrı ayrı ve esaslı biçimde yazmakKarşılanmayan esaslı iddia, gerekçeli karar ihlali olarak ileri sürülebilir
İstinaf ve temyiz dilekçeleriAnayasal iddiaları her dilekçede yeniden ve açıkça ileri sürmekYolların içerik bakımından da tüketildiğini gösterir
Kesin kararın tebliğiTebliğ veya UYAP’ta erişim tarihini belgelemek ve otuz günü hemen hesaplamakSüre kaçırılırsa başvuru idari yönden reddedilir
Tek tip hazır metinlerle yetinmeyin. Mağdur gruplarında dolaşan hazır dilekçeler çoğu zaman genel ifadeler içerir ve somut anayasal iddiayı kurmaz. Anayasa Mahkemesi, iddianın temellendirilmemesini açıkça dayanaktan yoksunluk sebebi sayar. Her dosyada hangi hakkın, hangi işlemle, nasıl ihlal edildiği başvurucunun kendi olgularıyla anlatılmalıdır.

Bireysel Başvuru Formu İçin Metin Örneği

Aşağıdaki metin, SPK’nın tasfiye kararına karşı açılan iptal davasının idare mahkemesi, bölge idare mahkemesi ve Danıştay aşamalarında reddedilmesi üzerine yapılacak bir bireysel başvurunun “olaylar”, “ihlal iddiaları” ve “talepler” bölümleri için hazırlanmış bir çerçevedir. Başvuru, Anayasa Mahkemesinin resmî başvuru formu kullanılarak yapılmalı; bu metin formun ilgili bölümlerine uyarlanmalıdır. Köşeli parantezli kısımlar dosyaya göre doldurulmalı, derece mahkemelerinde ileri sürülmemiş bir iddia eklenmemelidir.

OLAYLAR VE OLGULAR

1. Başvurucu, [fon unvanı] fonunun [adet] adet katılma payının sahibidir. Sermaye Piyasası Kurulu, 17.09.2026 tarihli ve 57/1707 sayılı kararıyla fonun katılma paylarının alım satımını durdurmuş ve fonun Kurulca tayin edilecek yöntemle tasfiyesine karar vermiş; 57/1708 sayılı kararla tasfiyenin usul ve esaslarını belirlemiştir.

2. Başvurucu, [tarih] tarihinde [idare mahkemesi] nezdinde kararların iptali ve yürütmelerinin durdurulması istemiyle dava açmış; dava dilekçesinde müdahalenin ölçüsüz olduğunu, [somut iddialar] hususlarının dikkate alınmadığını ve bunun Anayasanın 35. maddesi ile Sözleşmeye Ek 1 No.lu Protokolün 1. maddesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

3. [İdare mahkemesi] [tarih ve sayı] sayılı kararıyla davayı reddetmiş; [bölge idare mahkemesi] [tarih ve sayı] sayılı kararıyla istinaf başvurusunu, Danıştay [daire] [tarih ve sayı] sayılı kararıyla temyiz başvurusunu reddetmiştir. Kesin karar başvurucuya [tarih] tarihinde tebliğ edilmiştir.

Mülkiyet hakkının ihlali — Anayasa m.35 ve m.13; Ek 1 No.lu Protokol m.1

Başvurucunun katılma payları, ekonomik değeri olan ve mülkiyet güvencesi kapsamında kalan bir haktır. Kurul kararlarıyla payların iadesinin durdurulması ve fonun tasfiyesi, bu hakka yönelik bir müdahaledir. Müdahalenin kanuni dayanağı 6362 sayılı Kanunun 54/1-(a) maddesi olup yatırımcıların korunması amacı meşru kabul edilse dahi, müdahalenin ölçülülüğü derece mahkemelerince incelenmemiştir. Başvurucu, [daha hafif araçların değerlendirilmediği / tasfiye süresinin ve yönteminin belirlenmesinde yatırımcıların menfaatinin gözetilmediği / bilgilendirme ve itiraz imkânı tanınmadığı] yönündeki iddialarını her aşamada ileri sürmüş; ancak bu iddialar kararlarda karşılanmamıştır. Böylece başvurucuya, kamu yararı ile bireysel menfaat arasındaki dengeyi bozan aşırı bir yük yüklenmiştir.

Gerekçeli karar hakkının ihlali — Anayasa m.36 ve m.141; AİHS m.6

Başvurucunun ölçülülüğe ilişkin iddiaları davanın sonucunu etkileyebilecek nitelikte esaslı iddialardır. [İdare mahkemesi] kararında bu iddialara hiç değinilmemiş, kanun yolu mercileri de bu eksikliği gidermemiştir. Esaslı iddiaların karşılanmaması, adil yargılanma hakkının bir unsuru olan gerekçeli karar hakkını ihlal etmektedir.

Etkili başvuru hakkının ihlali — Anayasa m.40 ile birlikte m.35

[Varsa: Yürütmenin durdurulması talebinin gerekçesiz reddedilmesi ve tasfiye işlemlerinin dava süresince tamamlanması nedeniyle] başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik şikâyetini etkili biçimde inceletebileceği bir yol fiilen işlememiştir.

Başvuru yollarının tüketilmesi ve süre — 6216 sayılı Kanun m.45/2 ve m.47/5

Kanunda öngörülen bütün idari ve yargısal başvuru yolları tüketilmiş, ihlal iddialarının özü her aşamada ileri sürülmüştür. Kesin karar [tarih] tarihinde tebliğ edilmiş olup başvuru otuz günlük süre içinde yapılmaktadır.

TALEPLER: Başvurunun kabul edilebilir olduğuna; Anayasanın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine; ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine; [yeniden yargılamada hukuki yarar bulunmadığı takdirde] başvurucu lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini saygılarımla talep ederim.

Aynı çerçeve, tazminat davasının reddedilmesi üzerine yapılacak bir başvuruya da uyarlanabilir. O durumda ağırlık, mülkiyet hakkının doğrudan müdahale boyutundan çok, adil yargılanma hakkının unsurlarına ve devletin mülkiyeti koruma yükümlülüğüne kayar. Başvurunun sonuç doğurabilmesi, dava dilekçesinden itibaren iddiaların bu çerçeveye uygun kurulmasına bağlı olduğundan, dava stratejisinin baştan buna göre planlanması gerekir. Avukatla çalışmanın bu noktadaki önemi fon mağduru avukat tutmak zorunda mı yazımızda ele alındı.

Sık Yapılan Hatalar

  • SPK kararına karşı dava açmadan doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurmak. Başvuru yolları tüketilmeden yapılan başvuru kabul edilemez bulunur.
  • Düzenleyici nitelikteki usul ve esaslara karşı doğrudan bireysel başvuru yapmak. 6216 m.45/3 buna izin vermez.
  • Mülkiyet hakkı iddiasını ilk kez Anayasa Mahkemesinde ileri sürmek. Anayasal şikâyetin özü derece mahkemelerinde de dile getirilmelidir.
  • Portföy yönetim şirketi veya özel bir banka hakkında doğrudan bireysel başvuru yapmak. Özel kişilerin işlemleri kamu gücü değildir.
  • Otuz günlük süreyi, kararın UYAP’ta görüldüğü tarih yerine sonraki bir tarihe göre hesaplamak. Süre hesabında en erken tarih esas alınmalıdır.
  • Resmî başvuru formunu kullanmadan serbest dilekçe göndermek veya zorunlu belgeleri eklememek.
  • Başvuruda yalnızca derece mahkemesinin delil ve hesap değerlendirmesine itiraz etmek. Bu, kanun yolu şikâyeti olarak kabul edilemez bulunur.
  • Bireysel başvurunun tasfiyeyi durduracağını düşünmek. Tedbir istisnaidir; acil koruma idari yargıda yürütmenin durdurulmasıyla aranmalıdır.
  • Derneğin üyeleri adına kendi tüzel kişiliğiyle başvuru yapması. Her yatırımcı kendi adına başvurmalıdır.
  • Anayasa Mahkemesi kararından sonra AİHM için eski altı aylık süreyle hareket etmek. Süre dört aydır.

Sıkça Sorulan Sorular

Fon mağduru Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapabilir mi?

Evet; ancak Anayasa m.148/3 ve 6216 m.45 uyarınca Anayasada ve AİHS’te birlikte güvence altına alınan bir hakkın kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla ve başvuru yolları tüketildikten sonra.

SPK’nın tasfiye kararına karşı doğrudan Anayasa Mahkemesine gidebilir miyim?

Hayır. 6216 m.45/2 uyarınca önce idari yargı yolları tüketilmelidir; düzenleyici işlemler aleyhine ise m.45/3 uyarınca doğrudan başvuru yapılamaz.

Bireysel başvuru süresi ne kadar?

6216 m.47/5 uyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten itibaren otuz gündür; haklı mazeret hâlinde mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde başvurulabilir.

Adli tatilde bireysel başvuru süresi durur mu?

Hayır. Anayasa Mahkemesinin açıklamasına göre Mahkeme adli tatile tabi değildir ve süreler işlemeye devam eder.

Fon payı mülkiyet hakkının kapsamında mıdır?

Ekonomik değeri olan bir hak olarak mülkiyet güvencesi kapsamında değerlendirilebilir (Anayasa m.35; Ek 1 No.lu Protokol m.1). Ancak mülkiyet güvencesi yatırımın kârlı olacağını garanti etmez.

Portföy yönetim şirketi hakkında bireysel başvuru yapılabilir mi?

Hayır. Bireysel başvuru kamu gücünün işlemlerine karşıdır; özel hukuk kişilerinin işlemleri için yol tazminat davasıdır. Davadaki yargılama süreci ise sonradan bireysel başvuru konusu olabilir.

Tasfiye bankasının işlemleri kamu gücü sayılır mı?

Tartışmalıdır. AİHM Kotov/Rusya kararında bağımsız tasfiye memurunun işlemlerinden devleti doğrudan sorumlu tutmamış, iç hukukta tazminat yolu bulunmasını yeterli görmüştür.

Anayasa Mahkemesi SPK kararını iptal edebilir mi?

Hayır. 6216 m.50/1 uyarınca idari işlem niteliğinde karar veremez ve yerindelik denetimi yapamaz; ihlali tespit eder ve giderilmesi için yeniden yargılama veya tazminata hükmeder.

İhlal kararı çıkarsa ne olur?

İhlal mahkeme kararından kaynaklanıyorsa dosya yeniden yargılama için ilgili mahkemeye gönderilir; hukuki yarar yoksa tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava yolu gösterilebilir (m.50/2).

Bireysel başvuru tasfiyeyi durdurur mu?

Hayır. Başvuru kamu gücü işleminin icrasını durdurmaz; tedbir kural olarak yaşam ile maddi ve manevi bütünlüğe yönelik ciddi tehlike hâlinde verilir. Acil koruma idari yargıda yürütmenin durdurulmasıyla aranmalıdır.

Başvuruların çoğu neden kabul edilemez bulunur?

6216 m.48/2 uyarınca açıkça dayanaktan yoksun başvurular reddedilir; en sık sebep, derece mahkemesinin delil ve hukuk değerlendirmesine yönelik kanun yolu şikâyetleridir.

Mülkiyet hakkı iddiasını ilk kez AYM’de ileri sürebilir miyim?

Risklidir. Anayasal şikâyetin özünün derece mahkemeleri önünde de dile getirilmiş olması beklenir; iddialar dava dilekçesinden itibaren ileri sürülmelidir.

Başvuru için avukat zorunlu mu?

Anayasa Mahkemesinin açıklamasına göre zorunlu değildir; avukat aracılığıyla yapılan başvurularda vekâletname sunulur (m.47/4).

Başvuru nasıl yapılır?

Resmî başvuru formu kullanılarak, doğrudan Anayasa Mahkemesine ya da mahkemeler veya yurt dışı temsilcilikler aracılığıyla yapılır (m.47/1; İçtüzük m.59). Başvuru harca tabidir.

Harcı ödeyemezsem ne olur?

Adli yardım talep edilebilir; mali duruma ilişkin belgeler başvuru formuna eklenir ve talebin açıkça dayanaksız olmaması gerekir.

Başvuru formunda eksik varsa başvuru reddedilir mi?

6216 m.47/6 uyarınca on beş günü geçmeyen bir süre verilir; eksiklik tamamlanmazsa başvuru reddedilir ve bu karara karşı yedi gün içinde Komisyona itiraz edilebilir.

Dernek üyeleri adına başvuru yapabilir mi?

Hayır. 6216 m.46/2 uyarınca özel hukuk tüzel kişileri yalnızca kendi haklarının ihlali gerekçesiyle başvurabilir; her yatırımcı kendi adına başvurmalıdır.

Aynı konuda ikinci kez başvurabilir miyim?

Aynı olay ve iddialara dayanan ikinci başvuru mükerrer başvuru olarak reddedilir.

Anayasa Mahkemesinden sonra AİHM’e gidebilir miyim?

Evet. AİHS m.35/1 uyarınca iç hukuk yolları tüketildikten sonra; 15 No.lu Protokolle süre 1 Şubat 2022’den itibaren dört aydır.

AİHM ihlal kararı verirse ne olur?

İç hukukta yargılamanın iadesi yoluna gidilebilir; HMK m.375/1-(ı) AİHM’in ihlal kararını yargılamanın iadesi sebepleri arasında sayar.

Yargılama çok uzun sürerse bireysel başvuru yapılabilir mi?

Makul sürede yargılanma hakkı adil yargılanma hakkının bir unsurudur ve bireysel başvurunun konusu olabilir; başvuru koşulları Anayasa Mahkemesinin içtihadıyla belirlenmiştir.

İlgili Rehberler

Anayasal iddialar ilk dilekçede kurulur

Davanızı, ileride bireysel başvuruya taşınabilecek şekilde birlikte planlayalım: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

SPK kararına karşı dava, tazminat davası ve bireysel başvuru takvimini birlikte kuralım. Telefon: 0554 648 37 15

İletişime Geçin

Bu içerik sermaye piyasası hukuku alanındadır.

Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi  ·  Tasfiye edilen fonlar listesi  ·  Tüm hukuk dalları

Post by Av. Fatma Öztürk