Sermaye Piyasası Kurulu 22 Ekim 2026’da yayımladığı “Takas Kesinliği ve PBLK Hususlarına İlişkin Basın Duyurusu” ile, Sermaye Piyasası Kanunu’nun 79. maddesindeki takas kesinliği ilkesinin TEFAS’a verilen her talimatı korumadığını, takasın ancak satış bedelinin yatırımcının hesabına geçmesi ve katılma payı kaydının silinmesiyle tamamlandığını, bu nedenle e-Devlet’te PBLK görünen yatırımcıların tasfiyede diğer pay sahipleriyle aynı sıraya alınabileceğini açıkladı. Büromuzun değerlendirmesi farklıdır: SPKn m.79/1, “takas işlemlerini” değil, “takas talimat ve işlemlerini” ve bunların “tasfiye işlemlerine başlanması durumu da dâhil olmak üzere” geri alınamazlığını korur. Takas, nakit hesaba geçtiği anda tamamlanmış olsaydı bugünkü gibi bir kriz yaşanmaz, kanun koyucunun ayrıca bir kesinlik kuralına ihtiyaç duyması da gerekmezdi. Kurulun kendi 2026/61 sayılı Bülteninin A/6 maddesi de bu talimatların karşılığını fon borcu sayıp öncelikle ödenmesini öngörmüştü. Bu yazı, duyurunun neden SPKn m.79’un lafzına ve amacına, Anayasa m.35 ile AİHS’e Ek 1 No.lu Protokol m.1’in güvence altına aldığı mülkiyet hakkına ve hukuk devleti ilkesine aykırı olduğunu, kanun yürürlüğe girerse PBLK’daki yatırımcının hangi yollara başvurabileceğini adım adım anlatır.
Bu yazı hangi tarihe göre yazıldı? (22 Ekim 2026 akşamı) Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/3939, S. Sayısı 294) ilk beş maddesi 21 Ekim 2026’da TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Teklifin 3. maddesine eklenen önergeyle, 17 Eylül 2026 ve öncesinde TEFAS’a iletilip fonun temerrüdü veya katılma payı fiyatının açıklanmaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen talimatlar bakımından katılma payları bloke edilmiş olanlar “fon pay sahibi sıfatıyla” tasfiye hükümlerine tabi tutuldu. Genel Kurul kalan maddeler için 22 Ekim saat 14.00’te yeniden toplandı. SPK’nın duyurusu bu önergeyi savunmak amacıyla aynı gün yayımlandı.
Bu yazının yayımlandığı saat itibarıyla kanun Resmî Gazete’de yayımlanmamıştır. Kesin metin yayımlandığında yazı yeniden kontrol edilecektir. Teklifin bütün maddeleri fon kanun teklifi madde madde, PBLK kodunun anlamı e-Devlet’te PBLK ne demek yazılarımızda yer alıyor.
e-Devlet’te fonunuzun yanında PBLK mı yazıyor?
Talimat tarihiniz, blokaj kaydınız ve A/6 kapsamındaki fon borcu hakkınız kanun yürürlüğe girmeden önce belgelenmeli. Dosyanızı birlikte değerlendirelim: 0554 648 37 15.
İçindekiler
- Kısa cevap: Duyuru neden hukuka aykırı?
- SPK 22 Ekim 2026’da ne söyledi?
- Önerge ne getiriyor, kimleri etkiliyor?
- SPKn m.79/1’in lafzı: Kanun talimatı ayrıca korur
- Kesinlik ilkesinin amacı ve karşılaştırmalı hukuk
- “TEFAS klasik bir piyasa değildir” itirazı
- Temerrüt varsa borç da vardır
- SPK’nın kendi A/6 düzenlemesi ve meşru beklenti
- Mülkiyet hakkı: Anayasa m.35 ve 1 No.lu Protokol m.1
- Ölçülülük ve eşitlik testi
- Normlar hiyerarşisi: Duyuru, kanun ve Anayasa
- Karşı görüş ve belirsizlikler
- PBLK görünen yatırımcı şimdi ne yapmalı?
- Sıkça sorulan sorular
Kısa Cevap: SPK’nın Takas Kesinliği Duyurusu Neden Hukuka Aykırı?
SPK’nın duyurusu, bir kanun hükmünü kanunun kullanmadığı bir ölçütle daraltıyor. SPKn m.79/1, sermaye piyasası araçlarının takas talimat ve işlemleri ile ödeme işlemlerinin, merkezî takas kuruluşu üyelerinin faaliyetlerinin durdurulması ve idari ya da adli merciler nezdinde tasfiye işlemlerine başlanması hâlinde dahi geri alınamayacağını ve iptal edilemeyeceğini düzenler. Kanunda “takası tamamlanmış işlem” gibi bir sınırlama yoktur; tam tersine, kanun koyucu “talimat” kavramını “işlem”den ayrı olarak saymıştır. Bir hükmün korumasını yalnızca nakdin hesaba geçtiği ana bağlamak, o hükmü uygulanamaz hâle getirir; çünkü nakdi almış yatırımcının zaten korunmaya ihtiyacı yoktur. Kesinlik kuralı, tam da talimatın verildiği ile ödemenin yapıldığı an arasındaki boşlukta bir kuruluşun tasfiyeye girmesi riskine karşı konulmuştur.
İkinci olarak, PBLK statüsündeki yatırımcının talimatı “kendiliğinden” yarım kalmadı. Talimat, fonun temerrüdü veya katılma payı fiyatının açıklanmaması nedeniyle gerçekleştirilemedi. Temerrüt, ancak muaccel bir borcun varlığında söz konusu olabilir. Fonun ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesini, o yükümlülüğün hiç doğmadığına delil saymak, borçlunun kendi aykırılığından yararlanmasına yol açar. Üçüncü olarak Kurul, 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla yayımladığı 2026/61 sayılı Bültenin A/6 maddesinde, TEFAS üzerinden verilip gerçekleştirilemeyen iade talimatlarının karşılığını fon borcu olarak tahakkuk ettirmeyi ve tasfiye nakdinden öncelikle ödemeyi kendisi öngörmüştü. Yatırımcı bu düzenlemeye güvendi. Bugün aynı talimatların “takası başlamamış” sayılması, Anayasa m.35 ve AİHS’e Ek 1 No.lu Protokol m.1 anlamında bir alacağın, yani bir mülkün geriye dönük olarak ortadan kaldırılması demektir.
SPK’nın tezi ve hukuki değerlendirmemiz
| Konu | SPK’nın 22 Ekim duyurusu | Hukuki değerlendirmemiz | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Kesinliğin kapsamı | TEFAS’taki her talimata, işlemin aşamasına bakılmaksızın uygulanmaz | Kanun “talimat”ı ayrıca sayar; aşama ayrımı yapmaz | SPKn m.79/1 |
| Takasın tamamlanma anı | Nakdin yatırımcı hesabına geçmesi ve pay kaydının silinmesi | Bu, takasın bitiş anıdır; kanunun koruması talimattan başlar | SPKn m.79/1; AB 98/26/EC m.3, m.5 |
| Gerçekleşmeme nedeni | Ayrıca değerlendirilmiyor | Fonun temerrüdü veya fiyat açıklamaması; yatırımcının kusuru yok | TBK m.117; TMK m.2 |
| Kurulun önceki tutumu | Duyuruda değinilmiyor | A/6, bu talimatları fon borcu sayıp öncelikli ödeme öngörmüştü | SPK Bülteni 2026/61 A/6 |
| Ölçülülük | Düzenleme gerekli ve ölçülüdür | Zararın tamamı, kusuru olmayan tek bir gruba geriye dönük yükleniyor | Anayasa m.13, m.35; 1 No.lu Protokol m.1 |
| Eşitlik | PBLK sahipleri ayrı bir grup değildir, eşit değerlendirilecektir | İade hakkını kullanmış alacaklı ile fonda kalan pay sahibi farklı hukuki konumdadır | Anayasa m.10 |
SPK 22 Ekim 2026’da Ne Söyledi?
Kurul, duyurunun gerekçesini, TBMM’de görüşülen kanun teklifi nedeniyle kamuoyunda takas kesinliği ve pay blokajı konusunda tereddütler oluştuğunun anlaşılması olarak açıklıyor. Duyuru, SPKn m.79/1’in takas talimat ve işlemleri ile ödeme işlemlerinin ilgili kuruluşların faaliyetleri durdurulsa veya tasfiyeye girse dahi geri alınamayacağını düzenlediğini ve bu hükmün amacının sermaye piyasalarına duyulan güveni korumak olduğunu kabul ediyor. Tartışma, hükmün varlığı ya da TEFAS’a uygulanabilirliği üzerinde değil; korumanın hangi anda başladığı üzerindedir.
Duyurunun ana cümleleri şunlardır. Kurula göre “TEFAS’ta verilen her satış talimatı kendiliğinden tamamlanmış bir takas işlemi değildir.” Tasfiye sürecinde, özellikle pay blokajı alt hesabı (PBLK) statüsündeki yatırımcılar bakımından “satış talimatlarının verilmiş olması veya sistemde belirli bir kaydın bulunması tek başına takasın başladığı anlamına gelmemektedir.” Takas ise “alınan talimattan sonra nakdin yatırımcı hesabına geçirilmesi ve fon katılma payı sahipliği kaydının kaldırılması ile” tamamlanmaktadır. Duyuru ayrıca TEFAS’ı, klasik organize piyasalardan farklı olarak yatırımcının katılma payını kurucudan almasına ve kurucuya geri iade etmesine imkân tanıyan bir platform olarak tanımlıyor.
Kurul, kanun teklifindeki düzenlemenin tamamlanmış işlemleri etkilemediğini, yalnızca takas süreci tamamlanmamış talimatları kapsadığını, bu talimatların tasfiye kapsamına alınmasının fon varlıklarının yatırımcılar arasında daha adil dağıtılmasına katkı sağlayacağını belirtiyor. PBLK kaydı bulunanların 455.758 fon pay sahibi arasında yer aldığı ve ayrı bir grup oluşturmadığı, bu talimatların tasfiye sonucunda elde edilen tutarlar üzerinden diğer katılma payı sahipleriyle eşit koşullarda değerlendirileceği ifade ediliyor. Duyuru, düzenlemeyi pay sahiplerinin hukuki statüsüne açıklık kazandırmak için “gerekli ve ölçülü” bir yaklaşım olarak nitelendiriyor.
Duyurunun hukuki niteliği. Basın duyurusu, Kurulun bir kanun hükmünü nasıl anladığını kamuoyuna açıklamasıdır. Ne kanundur ne de Kurulun düzenleyici bir işlemidir. Kanun hükümlerinin bağlayıcı yorumu yargı mercilerine aittir. Bu nedenle duyuru, mahkemeleri SPKn m.79/1’i belirli bir biçimde okumaya zorlamaz; ancak Kurulun uygulamada izleyeceği yolu ve kanun teklifinin gerekçesini göstermesi bakımından önemlidir.
Önerge Ne Getiriyor, Kimleri Etkiliyor?
Basına yansıyan önerge metnine göre teklifin 3. maddesinin beşinci fıkrasına şu hüküm eklendi: “Şu kadar ki, tasfiyeye konu fonlara ilişkin olarak 17/9/2026 tarihi ve öncesinde TEFAS’a iletilmiş olmakla birlikte, ilgili fonun temerrüdü ve/veya katılma payı fiyatının açıklanmaması nedenleriyle gerçekleştirilemeyen talimatlar bakımından, katılma payları bloke edilmiş olanlar, fon pay sahibi sıfatıyla bu Kanundaki tasfiye hükümlerine tabidir.”
Hükmün üç unsuru vardır. Talimat 17 Eylül 2026 veya öncesinde TEFAS’a iletilmiş olmalıdır. Talimat, fonun temerrüdü ve/veya fiyatın açıklanmaması nedeniyle gerçekleştirilememiş olmalıdır. Yatırımcının katılma payları bu talimat nedeniyle bloke edilmiş, yani MKK kayıtlarında TEFASP İşlem Blokaj Althesabına (PBLK) alınmış olmalıdır. Bu üç unsuru taşıyan yatırımcı, kanun yürürlüğe girdiğinde artık fonun alacaklısı olarak değil, fonda kalmış bir pay sahibi olarak, net yatırım tutarı ve ara ödeme kuralları çerçevesinde ödeme alacaktır.
Basına yansıyan gerekçede, tasfiyeden önce iletilen bazı iade talimatlarının fonların nakit yükümlülüklerini yerine getirmesiyle olağan süreçte tamamlandığı, düzenlemenin yalnızca geçerliliğini koruyan ve takası tamamlanmamış emirleri kapsadığı, temerrüt veya fiyat açıklanmaması nedeniyle gerçekleşmeyen talimatların ise geçersiz hâle geldiği ifade ediliyor. Gerekçenin kendi içinde bir gerilim taşıdığı görülüyor: Aynı talimatlar bir yandan “geçerliliğini koruyan” emirler, öte yandan “geçersiz hâle gelen” talimatlar olarak tanımlanıyor. Bir talimat geçerliliğini koruyorsa SPKn m.79/1 gereği iptal edilemez; geçersiz hâle geldiği söyleniyorsa, bunu hangi işlemin, hangi hukuki dayanakla yaptığı gösterilmelidir. Kanunun kendisi, tasfiyenin başlamasını geçersizlik sebebi olarak kabul etmemiştir.
Talimat gruplarına göre durum
| Yatırımcı grubu | Önergeden önceki durum | Önergeyle (kanun yürürlüğe girerse) | Hukuki tartışma |
|---|---|---|---|
| Takası tamamlanmış, nakdi hesabına geçmiş yatırımcı | İşlem tamamlanmış, fonla ilişkisi sona ermiş | Etkilenmez; SPK da bunu teyit ediyor | Yok |
| 16 Eylül 2026 veya öncesinde talimatı TEFAS’a iletilmiş, temerrüt veya fiyat açıklanmaması nedeniyle gerçekleşmemiş, payları PBLK’da | 2026/61 A/6: Karşılığı fon borcu, tasfiye nakdinden öncelikli ödeme; 28 Eylül açıklaması da bu talimatları olağan işleyişe dahil saymıştı | Fon pay sahibi sıfatıyla tasfiyeye tabi; öncelik kalkar | Bu yazının konusu: SPKn m.79/1, Anayasa m.35, 1 No.lu Protokol m.1 |
| 17 Eylül 2026’da TEFAS’a talimat vermiş yatırımcı | SPK’nın 28 Eylül açıklamasıyla talimatlar iptal edilmiş, pay oranında ödeme | Payları bloke edilmişse önerge kapsamında; pay sahibi sıfatıyla tasfiye | İptal işleminin kendisi de m.79/1 karşısında tartışmalı |
| Hiç talimat vermemiş yatırımcı | Pay oranında dağıtım | Net yatırım tutarı ve ara ödeme kuralları | Ayrı bir mesele |
17 Eylül talimatlarının akıbetini SPK’nın 28 Eylül 2026 açıklaması, talimatı iptal edilen veya gerçekleşmeyen yatırımcının delil dosyasını fon satış talimatım iptal edildi yazımızda ayrıntılı ele aldık.
SPKn m.79/1’in Lafzı: Kanun Talimatı Ayrıca Korur
Hükmün metni şöyledir: “Sermaye piyasası araçlarının takas talimat ve işlemleri ile ödeme işlemleri, merkezî takas kuruluşlarının üyelerinin faaliyetlerinin geçici ya da sürekli olarak durdurulması, idari ve adli merciler nezdinde tasfiye işlemlerine başlanması durumu da dâhil olmak üzere, geri alınamaz ve iptal edilemez.” Bu cümlede korunan şey üç ayrı unsurdan oluşur: takas talimatları, takas işlemleri ve ödeme işlemleri. Kanun koyucu yalnızca “takas işlemleri” demekle yetinseydi SPK’nın yorumu tartışılabilirdi. Oysa metin “talimat”ı ayrı bir koruma konusu olarak yazmıştır.
Yorumun ilk kuralı, kanunun her sözcüğüne bir anlam verilmesidir. “Talimat” kelimesinin kanunda bulunmasının tek açıklaması, korumanın talimatın verildiği andan itibaren başlamasıdır. Takası tamamlanmış, nakdi hesabına geçmiş, pay kaydı silinmiş bir işlemin geri alınması zaten söz konusu olamaz; o işlem tamamlanmıştır ve tarafların artık birbirinden bir edim beklemesi yoktur. Kanunun “geri alınamaz ve iptal edilemez” ifadesi, ancak henüz tamamlanmamış, sürmekte olan bir talimat için anlam taşır. SPK’nın duyurusu, korumayı nakdin hesaba geçtiği ana bağladığında, “talimat” sözcüğünü kanundan fiilen silmiş olur.
Hükmün ikinci önemli unsuru, uygulanacağı durumları açıkça saymasıdır: Kesinlik, “tasfiye işlemlerine başlanması durumu da dâhil olmak üzere” geçerlidir. Kanun koyucu, tasfiyenin talimatları ortadan kaldırma gerekçesi olarak kullanılmasını önceden yasaklamıştır. Tasfiyesine karar verilen fonlar bakımından bugün yaşanan tam olarak budur: 17 Eylül 2026’da fonların tasfiyesine karar verilmiş, bu kararın ardından tasfiye öncesinde verilmiş talimatların sonuçsuz bırakılması gündeme gelmiştir. Kesinlik kuralının en çok ihtiyaç duyulduğu an, tasfiyenin başladığı andır. Kural tam bu anda devre dışı kalıyorsa, kural hiç yok demektir.
Üçüncü unsur, hükmün emredici niteliğidir. “Geri alınamaz ve iptal edilemez” ifadesi, tarafların, kuruluşların veya idarenin takdirine bırakılmış bir esneklik içermez. Bu emredici hükmün, bir basın duyurusuyla ya da Kurulun bülten kararıyla daraltılması mümkün değildir. Kanun koyucu ise elbette yeni bir kanunla farklı bir düzenleme yapabilir; ancak bu durumda yeni düzenleme Anayasa’ya ve Türkiye’nin taraf olduğu temel hak sözleşmelerine uygun olmak zorundadır. Bu konuyu aşağıda normlar hiyerarşisi başlığında ayrıca ele alıyoruz.
Takas talimatı ile işlemi arasındaki fark. Talimat, yatırımcının satış iradesinin sisteme iletilmesi ve sistemin bu iradeyi kabul etmesidir. İşlem, talimatın fiyatlanması ve karşılıklı edimlerin belirlenmesidir. Ödeme ise nakdin el değiştirmesidir. SPKn m.79/1 bu üç aşamanın üçünü de korur. PBLK’daki yatırımcı bakımından talimat verilmiş, sistemce kabul edilmiş ve paylar takas amacıyla bloke edilmiştir. Eksik kalan tek unsur, fonun ödemesi gereken nakittir.
Payların PBLK’ya alınması da bu açıdan dikkat çekicidir. MKK kayıtlarında PBLK, TEFAS’ta verilen bir talimat nedeniyle payların bloke edildiği alt hesaptır. Bu blokaj, yatırımcının takasta teslim edeceği edimin, yani katılma paylarının, serbest kullanımdan çıkarılıp takasa bağlanması anlamına gelir. Başka bir ifadeyle yatırımcı kendi tarafındaki yükümlülüğü yerine getirmiş, paylarını takasın emrine bırakmıştır. Takasın “başlamadığını” söylemek, bu blokajın neden ve hangi işlem için yapıldığı sorusunu cevapsız bırakır. Bir işlem başlamamışsa, o işlem için paylar bloke edilmez. MKK kaydı ile kesinlik ilişkisini kaydileştirme, MKK ve takas kesinliği yazımızda anlattık.
Kesinlik İlkesinin Amacı ve Karşılaştırmalı Hukuk
Takas kesinliği, bir piyasa katılımcısının iflas, faaliyet durdurma veya tasfiye gibi bir sebeple sistemden düşmesi hâlinde, o ana kadar sisteme girmiş talimatların sonuçsuz bırakılmasını önlemek için konulmuş bir ilkedir. Amaç, bir katılımcının düşmesinin zincirleme biçimde diğer katılımcılara yayılmasını engellemek ve piyasaya katılan herkesin, verdiği talimatın sonradan bir idari ya da yargısal işlemle ortadan kaldırılmayacağından emin olmasını sağlamaktır. SPK da duyurusunda hükmün amacının sermaye piyasalarına duyulan güveni korumak olduğunu kabul ediyor.
Bu amaç bakımından kritik soru, korumanın hangi anda başladığıdır. Avrupa Birliği’nin ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemlerinde mutabakatın kesinliğine ilişkin 98/26/EC sayılı Direktifi, bu soruya açık bir cevap verir. Direktifin 3. maddesinin birinci fıkrası, bir katılımcı hakkında iflas işlemleri açılmadan önce sisteme girmiş transfer talimatlarının, iflasa rağmen hukuken geçerli ve üçüncü kişilere karşı bağlayıcı olduğunu düzenler. Direktifin 5. maddesi ise bir transfer talimatının, sistem kurallarında belirlenen andan itibaren katılımcı veya üçüncü kişi tarafından geri alınamayacağını öngörür. Korumanın başlangıç anı, nakdin alıcının hesabına geçtiği an değil, talimatın sisteme girdiği ve sistem kurallarına göre geri alınamaz hâle geldiği andır.
Türk hukukundaki SPKn m.79/1 aynı mantığı taşır: Kanun “talimat”ı açıkça korur ve tasfiyeyi istisna saymaz. Karşılaştırmalı hukuktaki bu çözüm tesadüf değildir; çünkü nakdin hesaba geçmesine bağlanan bir kesinlik kuralı, ödeme zincirinde bir halkanın kopması hâlinde hiçbir koruma sağlamaz. SPK’nın duyurusunda benimsenen yaklaşım, takas kesinliğini yalnızca hiç sorun çıkmamış işlemler için geçerli bir ilkeye dönüştürmektedir. Oysa hiç sorun çıkmamış bir işlem için kesinlik kuralına zaten ihtiyaç yoktur.
Korumanın başladığı an: Üç okuma
| Ölçüt | Korumanın başladığı an | PBLK yatırımcısına sonucu | Kaynak |
|---|---|---|---|
| SPKn m.79/1 lafzı | Takas talimatının verilmesi ve sisteme iletilmesi | Talimat geri alınamaz, iptal edilemez; tasfiye istisna değildir | 6362 sayılı Kanun m.79/1 |
| AB Kesinlik Direktifi | Talimatın sisteme girmesi; sistem kurallarındaki geri alınamazlık anı | İflastan önce sisteme girmiş talimat bağlayıcıdır | 98/26/EC m.3/1, m.5 |
| SPK’nın 22 Ekim 2026 duyurusu | Nakdin hesaba geçmesi ve pay kaydının silinmesi | Koruma yok; pay sahibi gibi tasfiyeye tabi | SPK basın duyurusu, 22.10.2026 |
Merkezî takas ve merkezî karşı taraf sisteminin genel işleyişini, m.77 ve m.78 ile birlikte merkezî takas ve merkezî karşı taraf rehberimizde anlattık. Borsada gerçekleşmiş bir işlemin hangi dar hâllerde iptal edilebildiği ise borsada yanlış emir ve hatalı işlem yazımızın konusudur; orada da çıkış noktası m.79/1’in geri alınamazlık kuralıdır.
“TEFAS Klasik Bir Piyasa Değildir” İtirazı ve Cevabı
SPK, TEFAS’ın klasik organize piyasalardan farklı olduğunu, yatırımcının katılma payını kurucudan alıp kurucuya iade ettiği bir platform olduğunu vurguluyor. Bu tespit doğrudur; ancak SPKn m.79/1’in uygulanmasını engelleyen bir sonuç doğurmaz. Kanun, kesinliği borsada işlem gören araçlarla sınırlamamıştır; “sermaye piyasası araçlarının takas talimat ve işlemleri” ifadesi genel bir ifadedir. SPKn m.77/3, Kurulun borsalar ve teşkilatlanmış diğer pazar yerleri dışında gerçekleştirilen sermaye piyasası araçlarına ilişkin işlemlerin takasının da merkezî takas kuruluşu nezdinde yapılmasını zorunlu tutabileceğini düzenler. Yani kanun, takas sistemini borsa dışı işlemlere de açık tutmuştur.
TEFAS, merkezî takas kuruluşu olan İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş. (Takasbank) nezdinde kurulmuş ve Takasbank’ın hazırladığı TEFAS Uygulama Esasları ile işleyen bir platformdur. Takasbank’ın 2026 yazında yaptığı ve 20 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren değişiklikler, platformun netleştirme, takas ve alacak dağıtım süreçlerini yeniden düzenlemiştir. Bu değişikliklere ilişkin açıklamalara göre, üyenin operatörlüğünü yaptığı fonlara gelen satış talimatları fon bazında raporlanarak üyenin operatör olarak nakit borç yükümlülüğünü gösterecektir. Platformun kendi kuralları, satış talimatının fon tarafında bir nakit borç yükümlülüğü doğurduğunu kabul etmektedir. SPK’nın “talimat verilmiş olması tek başına bir şey ifade etmez” yaklaşımı, Takasbank’ın uyguladığı bu düzenle de bağdaşmaz.
Kurucuya iade ilişkisinin “alım-satım” değil “geri alım” olması da sonucu değiştirmez. Geri alımda kurucu, fon adına katılma payını yatırımcıdan geri almayı ve bedelini fon izahnamesinde belirlenen valörde ödemeyi üstlenir. Yatırımcının bu ilişkideki konumu, kurucunun bedel ödeme borcunun alacaklısı olmaktır. Bu borcun TEFAS aracılığıyla ifa edilecek olması, onu takas sisteminin dışına çıkarmaz; aksine kesinlik korumasının tam içine yerleştirir. TEFAS’ın işleyişini, talimatın aşamalarını ve aktörlerin görevlerini TEFAS nedir, nasıl çalışır yazımızda ayrıntılı anlattık.
Temerrüt Varsa Borç da Vardır
Önerge ve duyuru, talimatın neden gerçekleşmediği sorusunu ikinci plana itiyor. Oysa önergenin kendi metni bu sebebi açıkça yazıyor: Talimatlar, “ilgili fonun temerrüdü ve/veya katılma payı fiyatının açıklanmaması nedenleriyle” gerçekleştirilememiştir. Her iki sebep de tamamen fon ve kurucu tarafında ortaya çıkmıştır. Yatırımcı talimatını vermiş, payları bloke edilmiş, beklemeye başlamıştır. Talimatın gerçekleşmemesinde yatırımcının hiçbir katkısı yoktur.
Borçlar hukukunda temerrüt, muaccel bir borcun zamanında ifa edilmemesidir. TBK m.117/1 uyarınca muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer; ifa günü belirlenmiş borçlarda bu günün geçmesiyle temerrüt kendiliğinden gerçekleşir. Temerrüt kavramı, kendi tanımı gereği, var olan ve ifası gelmiş bir borcu varsayar. Ortada bir borç yoksa temerrütten söz edilemez. Fonun temerrüdünü kabul edip aynı anda yatırımcının bir alacağı doğmadığını söylemek, birbiriyle çelişen iki önermeyi birlikte savunmak anlamına gelir.
Fiyatın açıklanmaması da aynı değerlendirmeye tabidir. Katılma payı fiyatını hesaplamak ve açıklamak, kurucunun ve fonun yükümlülüğüdür. Bir yükümlülüğün yerine getirilmemesi, o yükümlülüğe bağlı hakları ortadan kaldırmaz. TMK m.2, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğunu ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağını düzenler. Borçlunun kendi edimini yerine getirmemesini, alacaklının alacağını yok sayan bir sebebe dönüştürmek bu ilkeyle bağdaşmaz. Talimatın yerine getirilmemesinden doğan zarar bakımından kurucu ve dağıtıcı kuruluşların sorumluluğu ayrıca gündeme gelir; bu hattı fon tasfiyesinde zararımı kimden alırım yazımızda anlattık.
SPK’nın kendi cümlesine bakın. Duyuruda takasın, talimattan sonra nakdin yatırımcı hesabına geçirilmesi ve pay kaydının kaldırılmasıyla tamamlandığı söyleniyor. Bu cümle, takasın talimatla başladığını ve nakit ödemesiyle bittiğini kabul eder. Başlamış ama bitmemiş bir takas, tam olarak SPKn m.79/1’in “geri alınamaz ve iptal edilemez” dediği talimattır.
SPK’nın Kendi A/6 Düzenlemesi ve Meşru Beklenti
Kurul, 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla 131 fonun tasfiyesine karar verirken tasfiyenin usul ve esaslarını 2026/61 sayılı Bültende yayımladı. Bültenin A/6 maddesi, TEFAS Platformu üzerinden fon satım emri verilen ve gerçekleştirilmeyen iade talimatları karşılığında oluşan tutarın fon hesabına borç olarak tahakkuk ettirileceğini ve tasfiyeden elde edilen nakitle öncelikli olarak bu borçların ödeneceğini öngördü. Kurul, 28 Eylül 2026 tarihli açıklamasında 17 Eylül günü verilen talimatları iptal edilmiş saydı; buna karşılık 16 Eylül 2026 ve öncesinde iletilen talimatların platformun olağan işleyişine dahil edildiğini, bunlardan fonun temerrüdü veya fiyat açıklamaması nedeniyle gerçekleştirilemeyenlerin A/6’nın uygulanması bakımından tasfiye kapsamında olduğunu açıkladı.
Bu iki işlem birlikte okunduğunda Kurulun 17 Eylül ile 22 Ekim arasındaki tutumu açıktır: Tasfiyeden önce TEFAS’a iletilmiş ve fonun kusuruyla gerçekleşmemiş talimatlar, fonun borcu olarak kabul edilmiş ve diğer pay sahiplerinden önce ödenecek alacaklar olarak sınıflandırılmıştır. Yatırımcılar yaklaşık beş hafta boyunca bu düzenlemeye güvenerek hareket etti; bir kısmı haklarını korumak için başvuru yaptı, ihtarname gönderdi, dava hazırlığına girdi. Bugün aynı talimatların “takası başlamamış” sayılması, Kurulun kendi işlemiyle yarattığı bir hukuki durumu bir basın duyurusuyla tersine çevirmesi anlamına gelir.
İdare hukukunda idarenin kendi işlemleriyle yarattığı güvene saygı göstermesi, hukuki güvenlik ilkesinin doğrudan sonucudur. Anayasa m.2’deki hukuk devleti ilkesi, bireylerin hukuki durumlarını öngörebilmelerini, idarenin ve kanun koyucunun oluşmuş hukuki durumları keyfî biçimde geriye dönük olarak bozmamasını gerektirir. A/6, yatırımcı lehine somut ve belirli bir alacak doğurmuştur. Bu alacağın varlığı, yalnızca bir beklenti değil; idarenin yayımladığı, kamuya açık, belirli bir hak tanıyan bir düzenlemeye dayanan bir hukuki konumdur. A/6’nın içeriğini ve uygulamasını emir farklı saatte iletildi yazımızda varsayımsal bir hesap örneğiyle gösterdik.
17 Eylül’den 22 Ekim’e PBLK talimatlarının hukuki statüsü
| Tarih | İşlem | PBLK talimatı için öngörülen statü | Etkisi |
|---|---|---|---|
| 17.09.2026 | SPK’nın 131 fonun tasfiyesi kararları; 2026/61 sayılı Bülten | A/6: Karşılığı fon borcu, tasfiye nakdinden öncelikli ödeme | Yatırımcı lehine somut alacak |
| 28.09.2026 | SPK basın açıklaması | 16 Eylül ve öncesi talimatlar olağan işleyişe dahil; gerçekleşmeyenler A/6 kapsamında | A/6 teyit edildi; yalnızca 17 Eylül talimatları ayrıldı |
| 09.10.2026 | Kanun teklifi TBMM’ye sunuldu (2/3939) | İlk metinde PBLK’ya özgü hüküm yok | — |
| 21.10.2026 | Genel Kurul’da 3. maddeye önerge | Fon pay sahibi sıfatıyla tasfiyeye tabi | Öncelik kalkıyor (kanun yürürlüğe girerse) |
| 22.10.2026 | SPK’nın takas kesinliği ve PBLK duyurusu | Takas tamamlanmamış; m.79/1 koruması yok | Önergenin gerekçesi olarak sunuluyor |
Mülkiyet Hakkı: Anayasa m.35 ve AİHS’e Ek 1 No.lu Protokol m.1
Anayasa m.35, herkesin mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğunu, bu hakların ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğini düzenler. AİHS’e Ek 1 No.lu Protokolün 1. maddesi de her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkını güvence altına alır; kimse, kamu yararı sebebiyle ve kanunda ve uluslararası hukukun genel ilkelerinde öngörülen koşullara uygun olmadan mülkünden yoksun bırakılamaz. Türkiye bu Protokole taraftır. Hem Anayasa Mahkemesi hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, “mülk” kavramını yalnızca taşınmaz ve taşınırlarla sınırlı görmez; yeterli hukuki temele dayanan alacak hakları ve meşru beklentiler de bu kavramın içindedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Kopecký/Slovakya davasında (Büyük Daire, 28.09.2004) bir beklentinin “mülk” sayılabilmesi için iç hukukta yeterli bir dayanağa sahip olması gerektiğini vurgulamıştır. PBLK yatırımcısı bakımından bu dayanak fazlasıyla mevcuttur: Bir yanda talimatın geri alınamazlığını öngören SPKn m.79/1, öte yanda bu talimatların karşılığını fon borcu sayan ve öncelikli ödeme öngören 2026/61 sayılı Bülten A/6 ve bunu teyit eden 28 Eylül açıklaması. Bu üç düzenlemenin birlikte yarattığı konum, soyut bir umut değil, miktarı hesaplanabilir ve kaynağı belli bir alacaktır.
Önerge bu alacağı ortadan kaldırarak yerine pay sahipliğine dayalı, miktarı tasfiye sonucuna bağlı ve öncelikli olmayan bir hak koymaktadır. Bu, mülkiyet hakkına yapılmış bir müdahaledir. Müdahalenin hukuka uygun sayılabilmesi için kanunla yapılması, meşru bir kamu yararı amacı taşıması ve bu amaçla bireyin hakkı arasında adil bir dengenin kurulması gerekir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sporrong ve Lönnroth/İsveç (23.09.1982) kararından bu yana, bireye “şahsi ve aşırı bir yük” yükleyen müdahalelerin adil dengeyi bozduğunu kabul eder.
İki karar, PBLK yatırımcısının durumuna özellikle yakındır. Pressos Compania Naviera ve Diğerleri/Belçika kararında (20.11.1995) Mahkeme, mevcut tazminat alacaklarını geriye etkili olarak ortadan kaldıran bir kanunun 1 No.lu Protokolün 1. maddesini ihlal ettiğine karar verdi. Stran Greek Refineries ve Stratis Andreadis/Yunanistan kararında (09.12.1994) ise kanun koyucunun, devletin taraf olduğu bir uyuşmazlığın sonucunu belirleyecek biçimde müdahale ederek kesinleşmiş bir alacağı ortadan kaldırmasının hem adil yargılanma hakkını hem de mülkiyet hakkını ihlal ettiği sonucuna ulaştı. Önerge de, 17 Eylül 2026 ve öncesinde verilmiş talimatlar bakımından, kanunun yürürlüğünden önce doğmuş alacakları geriye dönük olarak pay sahipliğine dönüştürmektedir. Bu talimatlar için SPK nezdinde başvuru yapmış veya idari yargıda dava açmış yatırımcılar bakımından, yasama işleminin derdest uyuşmazlıkların sonucunu belirlemesi sorunu da ayrıca gündeme gelir.
Müdahale testi kısaca. (1) Ortada bir mülk var mı? Evet: SPKn m.79/1 ve A/6’ya dayanan, miktarı belirli bir alacak. (2) Müdahale var mı? Evet: Alacak, öncelikli olmayan bir pay sahipliği hakkına dönüştürülüyor. (3) Kanunilik? Kanun yürürlüğe girerse şeklen sağlanır; ancak geriye etkili ve öngörülemez bir kanun bu ölçütü maddi anlamda karşılamayabilir. (4) Kamu yararı? Fon varlıklarının adil dağıtımı meşru bir amaç olabilir. (5) Adil denge? Zararın tamamı, kusuru olmayan ve hakkını tasfiyeden önce kullanmış bir gruba yükleniyor. Asıl tartışma bu son halkadadır.
Fon mağdurlarının Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru koşullarını, kamu gücü şartını, başvuru yollarının tüketilmesini ve otuz günlük süreyi fon mağdurları Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yazımızda, başvuru formu metin örneğiyle birlikte ayrıntılı anlattık.
Ölçülülük ve Eşitlik Testi
SPK, düzenlemeyi “gerekli ve ölçülü” olarak nitelendiriyor. Anayasa m.13 uyarınca temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın, yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir; bu sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. Ölçülülük; araçların amaca ulaşmaya elverişli olmasını, amaca daha hafif bir müdahaleyle ulaşılamamasını ve ulaşılmak istenen yarar ile bireye yüklenen külfet arasında makul bir oran bulunmasını gerektirir.
Elverişlilik bakımından, fon varlıklarının daha geniş bir yatırımcı grubuna dağıtılması amacına, öncelikli alacakları pay sahipliğine indirgemek elverişli bir araç olabilir. Gereklilik bakımından ise daha hafif araçlar mevcuttur: A/6 önceliğinin korunması ve diğer pay sahiplerinin zararının geri kazanım hesabı ile sorumlulardan yapılacak tahsilatlarla telafisi; öncelikli tutarın bir üst sınırla korunması; ya da yalnızca tasfiye kararıyla aynı gün verilmiş talimatların ayrı tutulması, ki bu son ayrım SPK’nın 28 Eylül açıklamasında zaten yapılmıştı. Önerge, bu ara çözümlerin hiçbirini değerlendirmeden en ağır sonucu, yani önceliğin tamamen kaldırılmasını seçmektedir.
Orantılılık bakımından ise yük dağılımına bakmak gerekir. Önerge, fonun temerrüdünden ve fiyat açıklamamasından kaynaklanan zararın tamamını, bu temerrütte hiçbir kusuru olmayan ve iade hakkını tasfiye kararından önce kullanmış olan yatırımcılara yüklemektedir. Kanun koyucunun amacı adil dağıtım ise, adaletin ilk şartı farklı hukuki konumdaki kişileri farklı değerlendirmektir.
Eşitlik ilkesi de bu noktada devreye girer. Anayasa m.10’daki kanun önünde eşitlik, aynı hukuki durumda olanlara aynı, farklı hukuki durumda olanlara farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Farklı durumdakilere aynı kuralın uygulanması da eşitsizlik doğurabilir. Tasfiyeden önce iade talimatı vermiş, paylarını takasa bağlamış ve SPK’nın kendi düzenlemesiyle fon alacaklısı sayılmış bir yatırımcı ile hiçbir talimat vermeden fonda kalmayı tercih etmiş bir yatırımcı aynı hukuki konumda değildir. SPK’nın “PBLK sahipleri ayrı bir grup oluşturmuyor” tespiti, sayısal bir tespittir; hukuki konum farkını ortadan kaldırmaz.
Anayasa m.13 ölçülülük testi
| Basamak | Soru | SPK’nın tezi | Değerlendirmemiz |
|---|---|---|---|
| Elverişlilik | Araç amaca ulaşmaya uygun mu? | Adil dağıtıma katkı sağlar | Dağıtımı genişletir; fakat bunu bir grubun alacağını ortadan kaldırarak yapar |
| Gereklilik | Daha hafif bir araç var mı? | Değinilmiyor | Önceliğin korunması, üst sınır, geri kazanım hesabıyla telafi gibi seçenekler mevcut |
| Orantılılık | Yük makul dağıtılmış mı? | Gerekli ve ölçülü | Zararın tamamı kusursuz bir gruba, geriye dönük yükleniyor |
| Öze dokunmama | Hak kullanılamaz hâle geliyor mu? | Haklar belirginleşiyor | Öncelikli alacak hakkı tamamen ortadan kalkıyor |
| Eşitlik (m.10) | Farklı durumdakiler farklı mı değerlendiriliyor? | Eşit koşullarda değerlendirme | Alacaklı ile pay sahibi aynı kurala tabi tutuluyor |
Normlar Hiyerarşisi: Duyuru, Kanun ve Anayasa
Normlar hiyerarşisinin en üstünde Anayasa yer alır. Anayasa m.90/5 uyarınca usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Ek 1 No.lu Protokol bu nitelikte antlaşmalardır. Kanunlar Anayasa’nın ve bu antlaşmaların altında, Kurulun düzenleyici işlemleri kanunların altındadır. Basın duyurusu ise bu sıralamanın hiçbir basamağında yer almaz; bir yorum ve bilgilendirme metnidir.
Bu sıralamanın pratik sonuçları, kanunun yürürlüğe girip girmemesine göre değişir. Kanun yürürlüğe girmeden önce, SPKn m.79/1 ve 2026/61 sayılı Bülten A/6 yürürlüktedir. Duyuru, ne kanunu ne de Kurulun yayımlanmış düzenlemesini değiştirebilir. Bu dönemde yatırımcının yapması gereken, A/6’ya dayanan alacak hakkını belgelemek ve ödeme süreçlerinde bu hakkı saklı tutmaktır.
Kanun yürürlüğe girerse önerge ile eklenen hüküm özel ve sonraki bir kanun hükmü olarak uygulanmaya başlayacaktır. Bu durumda mücadele, kanun hükmünün Anayasa’ya ve 1 No.lu Protokole uygunluğu üzerinden yürür. Üç yol öne çıkar:
- Somut norm denetimi (itiraz yolu, Anayasa m.152): Bir davaya bakan mahkeme, uygulanacak kanun hükmünü Anayasa’ya aykırı görürse veya taraflardan birinin aykırılık iddiasını ciddi bulursa, Anayasa Mahkemesinin vereceği karara kadar davayı geri bırakır. Mahkeme Anayasa Mahkemesinin kararı esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse ona uymak zorundadır. Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı hükmün Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz. Bu nedenle ilk itiraz başvurusunun güçlü ve eksiksiz hazırlanması belirleyicidir.
- Anayasa m.90/5 uyarınca Sözleşmenin doğrudan uygulanması: Önerge ile eklenen hüküm, 1 No.lu Protokolün 1. maddesiyle çatışıyorsa, davaya bakan mahkemeden Protokol hükmünü esas alması talep edilebilir. Bu talep, Anayasa Mahkemesine gitmeden de ileri sürülebilecek bir savunmadır.
- Soyut norm denetimi (Anayasa m.150, m.151): Cumhurbaşkanı, TBMM’de en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubu ve TBMM üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki üyeler, kanunun Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren altmış gün içinde Anayasa Mahkemesinde doğrudan iptal davası açabilir. Bu yol bireylere açık değildir.
Bireyler, kanun hükümlerine karşı Anayasa Mahkemesine doğrudan bireysel başvuruda bulunamaz; 6216 sayılı Kanun m.45/3, yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuruyu kabul etmez. Bu nedenle bireysel başvuru, kanuna dayanılarak yatırımcı hakkında yapılan somut işleme karşı başvuru yolları tüketildikten sonra, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde yapılabilir (6216 m.47/5). Bireysel başvurudan da sonuç alınamazsa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine iç hukuktaki kesin karardan itibaren dört ay içinde başvurulabilir. Kanun sonrası hak arama yollarının bütününü fon kanunu sonrası hukuki yollar yazımızda süreleriyle birlikte anlattık.
Kanun yürürlüğe girerse hukuki yollar
| Yol | Kim kullanabilir? | Süre | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Uygulama işlemine karşı iptal ve tam yargı davası | Hakkı etkilenen PBLK yatırımcısı | İşlemin tebliğinden itibaren 60 gün | İYUK m.7, m.12; SPKn m.134 |
| Davada Anayasa’ya aykırılık itirazı | Davanın tarafı; mahkeme re’sen de gönderebilir | Dava sürerken | Anayasa m.152 |
| Sözleşmenin doğrudan uygulanması talebi | Davanın tarafı | Dava sürerken | Anayasa m.90/5; 1 No.lu Protokol m.1 |
| Doğrudan iptal davası | Cumhurbaşkanı, iki büyük parti grubu, üye tamsayısının beşte biri | Resmî Gazete’de yayımdan itibaren 60 gün | Anayasa m.150, m.151 |
| Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru | Başvuru yollarını tüketmiş yatırımcı | Kesin kararın tebliğinden itibaren 30 gün | Anayasa m.148; 6216 m.45, m.47 |
| Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi | İç hukuk yollarını tüketmiş yatırımcı | Kesin karardan itibaren 4 ay | AİHS m.34, m.35 |
Karşı Görüş ve Belirsizlikler
Bir hukuki değerlendirme, karşı tarafın en güçlü argümanlarını da hesaba katmalıdır. SPK ve önergeyi savunanlar şu noktalara dayanmaktadır. Birincisi, SPKn m.53/3 uyarınca fon mal varlığının tasfiyesi durumunda yalnızca katılma payı sahiplerine ödeme yapılabilir; nakdi hesabına geçmemiş ve pay kaydı silinmemiş yatırımcı hâlâ pay sahibidir. İkincisi, temerrüde düşmüş bir fonda nakit sınırlıdır ve öncelikli ödeme, talimat vermemiş yatırımcıların payını küçültür; fon varlıklarının bütün yatırımcılar arasında paylaştırılması bir kamu yararı amacıdır. Üçüncüsü, TEFAS borsa gibi merkezî karşı taraflı bir piyasa değildir; Takasbank, fonun ödeme yükümlülüğünü garanti etmez. Genel Kurul görüşmelerinde de, yalnızca satış talimatı verilmesinin fon pay sahipliğini sona erdirmediği ve önergenin amacının bloke işlemi olan yatırımcıların hukuki statüsünü netleştirmek olduğu savunulmuştur.
Bu argümanların her biri ciddiye alınmalıdır; ancak hiçbiri yukarıdaki sonuçları değiştirmez. SPKn m.53/3, tasfiyede fon mal varlığının kimlere dağıtılacağını düzenler; tasfiye kararından önce doğmuş bir geri alım bedeli borcunun fonun borcu olup olmadığını belirlemez. Nitekim SPK’nın kendisi, A/6 ile bu talimatların karşılığını fon borcu saymış ve m.53/3’ü bir engel olarak görmemiştir. Kamu yararı amacı meşru olabilir; tartışma, bu amaca ulaşmak için seçilen aracın ölçülülüğü üzerindedir. Merkezî karşı taraf garantisinin yokluğu ise Takasbank’ın sorumluluğunu sınırlar; fonun yatırımcıya karşı borcunu ortadan kaldırmaz. SPKn m.78/2 de takas kuruluşlarının üyelerinin müşterilerine olan yükümlülüklerinden sorumlu olmadığını düzenlerken, bu yükümlülüklerin varlığını kabul eder.
Belirsizlikler de açıkça ortaya konmalıdır. Kanunun kesin metni Resmî Gazete’de yayımlanmadan, uygulamaya ilişkin Kurul kararları belli olmadan ve yargı mercileri konuya ilişkin ilk kararlarını vermeden, sonucun ne olacağını kesin olarak söylemek mümkün değildir. Mahkemeler, yasama organının ekonomik kriz dönemlerinde yaptığı düzenlemelerde geniş bir takdir alanı bulunduğunu kabul edebilir. Bu nedenle her PBLK yatırımcısının durumu, talimat tarihi ve saati, fonun türü, temerrüt veya fiyat açıklanmaması olgusu ve elindeki belgeler üzerinden ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Bu yazı genel bir hukuki değerlendirmedir; yatırım tavsiyesi değildir ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez.
PBLK Görünen Yatırımcı Şimdi Ne Yapmalı?
Kanunun yürürlüğe girmesi ile ödemelerin yapılması arasında geçecek süre, hakların korunması bakımından en kritik dönemdir. Bu dönemde atılmayan adımlar, ileride ileri sürülecek argümanları zayıflatabilir. Aşağıdaki sıra, dosyaların büyük bölümünde izlenmesi gereken asgari adımları gösterir. Teklif 22 Ekim’de 7596 sayılı Kanun olarak kabul edildi; yürürlük, 17 Eylül’den geçerlilik ve Anayasa Mahkemesi yolları için 7596 sayılı Fon Kanunu yazımıza bakabilirsiniz.
- PBLK kaydını tarihli olarak belgeleyin. e-Devlet’te MKK e-Yatırımcı ekranında fonunuzun yanındaki PBLK kaydının ekran görüntüsünü tarih ve saat görünecek biçimde alın; MKK’dan hesap ekstresi isteyin. Kanun yürürlüğe girdikten sonra kayıtlar değişebilir.
- Talimatınızın tarihini ve saatini yazılı olarak isteyin. Talimatı verdiğiniz banka veya aracı kurumdan talimatın alınma zamanını, TEFAS’a iletim zamanını ve talimat durumunu gösteren kayıtları yazılı olarak talep edin. Gerekirse kişisel veri başvurusuyla ses ve işlem kayıtlarını isteyin; örnek metin KVKK başvuru dilekçesi örneği yazımızda.
- Gerçekleşmeme sebebini belgeleyin. Talimatın fonun temerrüdü veya fiyatın açıklanmaması nedeniyle gerçekleşmediğini gösteren KAP açıklamalarını, kuruluşun bildirimlerini ve ekran görüntülerini saklayın. Bu belgeler, kusurun fon tarafında olduğunu ispatlar.
- A/6 alacağınızı yazılı olarak bildirin. Tasfiye ile görevli bankaya ve dağıtıcı kuruluşa, 2026/61 A/6 kapsamında fon borcu olarak tahakkuk ettirilmesi gereken alacağınızı ve SPKn m.79/1’e dayanan haklarınızı saklı tuttuğunuzu bildiren bir yazı gönderin. Fon mağduru dilekçe oluşturucu bu yazının iskeletini hazırlamanıza yardımcı olur.
- Ödeme alırken ihtirazi kayıt koyun. Ara ödeme veya tasfiye ödemesi aldığınızda, bunun alacağınızın tamamı olmadığını ve fark için haklarınızı saklı tuttuğunuzu yazılı olarak bildirin. Örnek metin: ihtirazi kayıt beyanı örneği.
- Dava sürelerini kaçırmayın. SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli 57/1707 ve 57/1708 sayılı kararlarına karşı iptal ve tam yargı davası için güvenli son gün 16 Kasım 2026 Pazartesidir. Kanuna dayanılarak alınacak yeni Kurul kararları ve yatırımcıya yapılacak bildirimler için süre, her işlemin tebliğinden itibaren ayrıca işler. Sürelerinizi fon uyuşmazlığı süre hesaplama aracı ile kontrol edebilirsiniz.
- Davada itiraz yolunu ve m.90/5 talebini baştan kurgulayın. Açılacak davada, kanun hükmünün Anayasa m.2, m.10, m.13 ve m.35’e aykırılığı ile 1 No.lu Protokolün 1. maddesinin doğrudan uygulanması talebi ilk dilekçeden itibaren ileri sürülmelidir. Sonraki bireysel başvuru ve AİHM başvurusu, iç hukukta bu şikâyetlerin usulüne uygun ileri sürülmüş olmasına bağlıdır.
- Kuruluşlara karşı tazminat hattını ayrıca değerlendirin. Talimatın gerçekleşmemesinden doğan zarar bakımından kurucu ve dağıtıcı kuruluşlara karşı tazminat yolu, kanundaki mahsup kuralları gözetilerek planlanmalıdır.
Adım adım belge ve süre listesi
| Adım | Ne yapılır? | Belge | Süre veya zaman |
|---|---|---|---|
| 1. Kayıt tespiti | PBLK ekranı ve MKK ekstresi alınır | Tarihli ekran görüntüsü, MKK ekstresi | Hemen, kanun yürürlüğe girmeden |
| 2. Talimat kaydı | Banka veya aracı kurumdan yazılı talep | Talimat formu, iletim zamanı, ses ve log kayıtları | Hemen; KVKK başvurusuna 30 gün içinde cevap verilir |
| 3. Gerçekleşmeme sebebi | Temerrüt veya fiyat açıklanmaması belgelenir | KAP açıklamaları, kuruluş bildirimleri | Hemen |
| 4. Hak saklı tutma | A/6 alacağı ve m.79/1 hakları bildirilir | Noter ihtarnamesi veya iadeli taahhütlü yazı | Kanun yürürlüğe girmeden ve ödemeden önce |
| 5. Ödemede çekince | İhtirazi kayıt beyanı | Yazılı beyan, gönderim kanıtı | Her ödeme alındığında |
| 6. İdari dava | İptal ve tam yargı davası | Dava dilekçesi, delil listesi | 17 Eylül kararları için 16 Kasım 2026; yeni işlemler için tebliğden 60 gün |
| 7. Anayasal itiraz | m.152 itirazı ve m.90/5 talebi | Dava dilekçesinde ayrı başlık | İlk dilekçeden itibaren |
Fonunuzun ve talimatınızın hangi gruba girdiğini, belgelerinizin yeterli olup olmadığını ve hangi yolun önce kullanılması gerektiğini birlikte değerlendirebiliriz. Hukukçular Evi Ankara’ya 0554 648 37 15 numaralı telefondan veya WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz. Tasfiye ödemelerinin güncel durumunu SPK ara ödeme kararı yazımızda, günlük gelişmeleri Fon Krizi Son Durum sayfamızda izleyebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
SPK’nın 22 Ekim 2026 duyurusu ne diyor?
SPK, SPKn m.79’daki takas kesinliği ilkesinin TEFAS’ta verilen her talimata, işlemin aşamasına bakılmaksızın uygulanmayacağını; takasın satış bedelinin yatırımcı hesabına geçmesi ve katılma payı kaydının silinmesiyle tamamlandığını, bu nedenle PBLK statüsündeki talimatların tasfiyede diğer pay sahipleriyle eşit koşullarda değerlendirileceğini açıkladı.
PBLK ne demek, benim hesabımda neden görünüyor?
PBLK, MKK kayıtlarındaki TEFASP İşlem Blokaj Althesabıdır. TEFAS’ta verdiğiniz satış talimatı nedeniyle paylarınız takas için bloke edilmiş, ancak fonun temerrüdü veya fiyatın açıklanmaması nedeniyle satış bedeli ödenmemişse bu kod görünür.
SPKn m.79 PBLK’daki talimatımı korur mu?
Büromuzun görüşüne göre korur. Hüküm, takas talimat ve işlemleri ile ödeme işlemlerinin tasfiye işlemlerine başlanması hâlinde dahi geri alınamayacağını ve iptal edilemeyeceğini düzenler. Kanun “talimat”ı ayrıca saymıştır ve korumayı nakdin hesaba geçmesine bağlamamıştır. SPK ise aksi görüştedir; konu yargı mercilerinde netleşecektir.
Önerge yasalaştı mı, ne zaman uygulanacak?
Önerge 21 Ekim 2026’da teklifin 3. maddesinde kabul edildi. Hüküm, teklifin tümünün kabulü ve kanunun Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla yürürlüğe girer. Bu yazının yayımlandığı saat itibarıyla kanun Resmî Gazete’de yayımlanmamıştır.
A/6 kapsamındaki öncelikli ödeme hakkım tamamen kayboldu mu?
Kanun yürürlüğe girerse önerge, bu talimatları pay sahipliği kapsamında değerlendirecektir. Ancak A/6’ya dayanan alacağın varlığı, kanun hükmünün Anayasa’ya ve 1 No.lu Protokole aykırılığı iddiasının temelini oluşturur. Bu nedenle hakkınızı belgelemek ve saklı tutmak önemlidir.
Kanuna karşı Anayasa Mahkemesine doğrudan başvurabilir miyim?
Hayır. Bireyler kanun hükümlerine karşı doğrudan bireysel başvuru yapamaz. Kanuna dayanılarak hakkınızda yapılan işleme karşı dava açabilir, bu davada Anayasa m.152 uyarınca aykırılık itirazında bulunabilir ve yolları tükettikten sonra bireysel başvuru yapabilirsiniz.
Mahkeme yeni kanun yerine AİHS’i uygulayabilir mi?
Anayasa m.90/5, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların çatışması hâlinde antlaşma hükümlerinin esas alınacağını düzenler. Bu nedenle davada 1 No.lu Protokolün 1. maddesinin doğrudan uygulanması talep edilebilir.
Tasfiye ödemesini kabul edersem hakkımı kaybeder miyim?
Ödemeyi kabul ederken bunun alacağınızın tamamı olmadığını ve fark için haklarınızı saklı tuttuğunuzu yazılı olarak bildirirseniz, ödemenin kabulü kural olarak kalan haklarınızdan vazgeçme anlamına gelmez. İhtirazi kayıt koymadan yapılan kabuller ileride tartışma yaratabilir.
17 Eylül günü talimat verdim; bu yazı beni de ilgilendiriyor mu?
Evet. SPK, 28 Eylül 2026 açıklamasıyla 17 Eylül talimatlarını iptal edilmiş saymıştır. Bu iptalin kendisi de SPKn m.79/1 karşısında tartışmalıdır. Payları bloke edilmişse önerge kapsamına da girersiniz.
Dava açmak için son gün ne zaman?
SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli 57/1707 ve 57/1708 sayılı kararlarına karşı iptal ve tam yargı davası için güvenli son gün 16 Kasım 2026 Pazartesidir. Kanuna dayanılarak yapılacak yeni işlemler için süre, işlemin tebliğinden itibaren altmış gündür.
Bu yazının kaynakları. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.53/3, 77/3, 78/2, 79/1, 134; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.2, 10, 13, 35, 90/5, 148, 150-153; 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m.45/3, 47/5; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7, 12; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.117; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.2; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.34, 35 ve Ek 1 No.lu Protokol m.1; AB’nin ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemlerinde mutabakatın kesinliğine ilişkin 98/26/EC sayılı Direktifi m.3/1 ve m.5; SPK’nın 22.10.2026 tarihli Takas Kesinliği ve PBLK Hususlarına İlişkin Basın Duyurusu, 28.09.2026 tarihli basın açıklaması ve 2026/61 sayılı Bülteni (A/6); Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi (2/3939, S. Sayısı 294) ve 21.10.2026 tarihli Genel Kurul birleşiminde 3. maddeye ilişkin kabul edilen önerge (basına yansıyan metin); Takasbank’ın 20.07.2026’da yürürlüğe giren TEFAS Uygulama Esasları değişikliklerine ilişkin açıklamaları; AİHM, Sporrong ve Lönnroth/İsveç (23.09.1982), Stran Greek Refineries ve Stratis Andreadis/Yunanistan (09.12.1994), Pressos Compania Naviera ve Diğerleri/Belçika (20.11.1995), Kopecký/Slovakya [BD] (28.09.2004).
📚 İlgili Rehberler
- 🧭 Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi (Hub)Fon krizinin tüm başlıkları
- 📰 Fon Krizi Son DurumGün gün gelişmeler
- E-Devlet’te PBLK Ne Demek?
- Fon Kanun Teklifi Madde Madde
- Merkezî Takas, Merkezî Karşı Taraf ve Takas Kesinliği (SPKn m.77-79)
- Fon Mağdurları Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru
- SPK’nın 28 Eylül 2026 Açıklaması
- Fon Satış Talimatım İptal Edildi, Gerçekleşmedi
- SPK Tasfiye Kararına Karşı İptal Davası
- SPK’ya Karşı Tam Yargı Davası
- SPK Hukuk Rehberi
PBLK’daki alacağınızı birlikte koruyalım
Talimat kaydınızı, A/6 hakkınızı ve kanun sonrası itiraz yolunu tek planda değerlendirelim. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15.
Bu içerik sermaye piyasası hukuku ve fon krizi kümesindedir.
Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi · SPK Hukuk Rehberi · Fon Krizi Son Durum · Tüm hukuk dalları
