Ayırt Etme Gücü Olmayan Yaşlıya Fon Satıldı 2026: Demans ve İşlemin Hükümsüzlüğü (TMK m.13-15), Paranın İadesi (TBK m.77), Kısıtlama ve Vasi (m.405, 462), Mirasçılar (m.599, 640), Vekâletin Sona Ermesi (TBK m.513) — Dava Dilekçesi Örneğiyle
21 Eylül 2026

Ayırt Etme Gücü Olmayan Yaşlıya Fon Satıldı 2026: Demans ve İşlemin Hükümsüzlüğü (TMK m.13-15), Paranın İadesi (TBK m.77), Kısıtlama ve Vasi (m.405, 462), Mirasçılar (m.599, 640), Vekâletin Sona Ermesi (TBK m.513) — Dava Dilekçesi Örneğiyle

Ayırt etme gücü bulunmayan bir yaşlıya, örneğin ileri demans hastasına fon satıldıysa işlem en baştan hükümsüzdür: TMK m.15 uyarınca ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz ve bu sonuç bankanın iyi niyetinden bağımsızdır. Hesaptan çekilen para, tasfiye ödemeleri mahsup edilerek TBK m.77 uyarınca geri istenir. Aile doğrudan dava açamaz: kişi hayattaysa önce kısıtlama (TMK m.405) ve vasi atanması gerekir, vasinin dava açması vesayet makamının iznine bağlıdır (m.462); kişi vefat etmişse mirasçılar onun haklarını kazanır (m.599). Kişi ayırt etme gücünü kaybettikten sonra eski vekâletnameyle yapılan işlemler de TBK m.513 uyarınca yetkisiz olabilir.

Yaşlı yakınınıza anlamadığı bir fon mu satıldı?

Hükümsüzlük ve iade yolunu birlikte değerlendirelim. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Kısaca: Ayırt etme gücü yoksa işlem hiç hüküm doğurmaz

İşlem en baştan geçersizdir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.15 uyarınca kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz. İleri demans gibi bir nedenle akla uygun davranma yeteneğini yitirmiş bir kişinin verdiği fon talimatı bu kapsamdadır; banka işlem sırasında bunu fark etmemiş olsa bile sonuç değişmez.

Bu, uygunsuz satıştan daha güçlü bir yoldur. Uygunsuz satışta kuruluşun kusuru ve zarar tartışılır; hükümsüzlükte ise işlemin kendisi ortadan kalkar ve hesaptan çekilen paranın iadesi istenir.

Aile doğrudan dava açamaz; vasi veya mirasçı açar. Kişi hayattaysa önce kısıtlama (TMK m.405) ve vasi atanması gerekir; vasinin dava açması vesayet makamının iznine bağlıdır (m.462). Kişi vefat etmişse mirasçılar onun haklarını kazanır (m.599).

Sorun Nasıl Ortaya Çıkıyor?

Fon tasfiyesinin ardından bazı aileler, yaşlı bir yakınlarının birikiminin bir fona yatırıldığını ilk kez öğrenir. Çoğu zaman bu yakın, işlem tarihinde demans, Alzheimer hastalığı veya benzeri bir nedenle günlük işlerini bile tek başına yürütemeyecek durumdadır. Banka şubesine gittiğinde müşteri temsilcisi ona bir fon önermiş, o da anlamadığı bir işlemi onaylamıştır.

Bu aileler için temel soru, fonun uygun olup olmadığı değil, yakınlarının bu işlemi yapabilecek durumda olup olmadığıdır. Türk hukukunda bu soru, fiil ehliyeti ve ayırt etme gücü kavramlarıyla cevaplanır. Ayırt etme gücü bulunmayan bir kişinin işlemi, kural olarak hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.

Bu yazı, ayırt etme gücü bulunmayan bir kişiye fon satılması hâlinde işlemin hükümsüzlüğünü, ispat sorununu, dava açabilecek kişileri, vekâletnameyle yapılan işlemleri, ayırt etme gücünün tamamen kaybolmadığı gri alanı, bankanın sorumluluğunu ve ailenin atması gereken adımları ele alır.

Bilgilendirme amaçlıdır. Bu yazı genel bilgi verir; bir kişinin belirli bir tarihte ayırt etme gücüne sahip olup olmadığı tıbbi değerlendirme ve mahkeme kararıyla belirlenir. Yakınınızın sağlık durumuna ilişkin kararlar için hekiminize, hukuki süreç için bir avukata başvurunuz.

Fiil Ehliyeti ve Ayırt Etme Gücü

Bir kişinin kendi işlemleriyle hak edinip borç altına girebilmesi fiil ehliyetine bağlıdır. TMK m.9, fiil ehliyetine sahip olan kimsenin kendi fiilleriyle hak edinebileceğini ve borç altına girebileceğini; m.10 ise ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyetinin bulunduğunu düzenler.

Ayırt etme gücü TMK m.13’te tanımlanır: yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes ayırt etme gücüne sahiptir. m.14 ise ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyetinin bulunmadığını belirtir.

Fiil ehliyetinin unsurları

DurumFiil ehliyetiİşlemin sonucuDayanak
Ergin, ayırt etme gücü var, kısıtlı değilTamİşlem geçerliTMK m.10
Ayırt etme gücü yokYokHukuki sonuç doğurmazTMK m.14, m.15
Kısıtlı, ayırt etme gücü varSınırlıYasal temsilcinin rızası olmadan borç altına giremezTMK m.16

Kısıtlı olup ayırt etme gücüne sahip kişiler bakımından TMK m.16, bu kişilerin yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremeyeceklerini düzenler. Vesayet altındaki bir kişiye, vasisinin rızası olmadan fon satılması da bu nedenle sorunludur; vesayet altındaki kişiler adına yapılan fon yatırımları çocuk ve vesayet altındaki kişi adına fon yatırımı yazımızda ele alındı.

Hükümsüzlüğün Sonucu

TMK m.15, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiillerinin hukuki sonuç doğurmayacağını düzenler. Bu hüküm, ayırt etme gücü bulunmayan bir kişinin verdiği fon alım talimatının en baştan hükümsüz olduğu anlamına gelir.

Bu sonucun en önemli özelliği, karşı tarafın iyi niyetine bağlı olmamasıdır. Banka çalışanının işlem sırasında müşterinin durumunu fark etmemiş olması, işlemi geçerli hâle getirmez. Hükümsüzlük, karşı tarafın bilgisinden bağımsız olarak kişinin kendisini korumaya yöneliktir.

İşlem hükümsüz olduğunda, taraflar işlemden önceki durumlarına döndürülür. Hesaptan çekilen para, geçerli bir işleme dayanmadığı için iade edilmelidir; tasfiye kapsamında kişinin hesabına yapılan ödemeler ise bu iadeden mahsup edilir. İadenin hukuki dayanağı olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.77’deki sebepsiz zenginleşme hükümleri de gündeme gelir: haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür ve bu yükümlülük özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan bir sebebe dayanması durumunda doğar.

Hükümsüzlük ile uygunsuz satış arasındaki fark

KonuHükümsüzlük (TMK m.15)Uygunsuz satış
Temel soruKişi işlemi yapabilecek durumda mıydı?Kuruluş yükümlülüklerini yerine getirdi mi?
Kuruluşun iyi niyetiSonucu değiştirmezKusur tartışması yapılır
Sonuçİşlem ortadan kalkar, para iade edilirZarar tazmin edilir
Kişinin kendi payıTartışılmazİndirim sebebi olabilir
İspat edilecekAyırt etme gücünün yokluğuKuruluşun yükümlülük ihlali ve zarar

Ayırt Etme Gücü Görelidir

Ayırt etme gücü, bir kişinin genel olarak sahip olduğu ya da olmadığı sabit bir nitelik değildir. Değerlendirme, somut işleme ve işlemin yapıldığı zamana göre yapılır. Aynı kişi, basit bir günlük alışverişi anlayabilecek durumdayken, karmaşık bir yatırım ürününün risklerini değerlendirecek durumda olmayabilir.

Bu görelilik, fon işlemleri bakımından önemlidir. Bir yatırım fonunun risklerini, likidite koşullarını ve olası kayıpları anlamak, belirli bir düzeyde bilişsel yetenek gerektirir. Bu nedenle demansın erken veya orta evresindeki bir kişinin, günlük yaşamını büyük ölçüde sürdürebilse bile, böyle bir yatırım kararını akla uygun biçimde verebilecek durumda olmadığı ileri sürülebilir.

Öte yandan bazı hastalıklarda kişinin durumu dönemsel olarak değişebilir. İşlemin kişinin durumunun görece iyi olduğu bir döneme denk gelip gelmediği, hükümsüzlük iddiasının değerlendirilmesinde belirleyici olabilir. Bu nedenle işlem tarihine en yakın tıbbi kayıtlar büyük önem taşır.

İspat

Uygulamada kişinin ayırt etme gücüne sahip olduğu kabul edilir ve ayırt etme gücünün bulunmadığını ileri süren taraf bunu ispat eder. Bu ispat, işlemin yapıldığı tarihteki sağlık durumunu gösteren objektif delillere dayanmalıdır.

Ayırt etme gücünün yokluğunu gösterebilecek deliller

DelilNe gösterir?
İşlem tarihine yakın nöroloji veya psikiyatri raporlarıHastalığın varlığı ve evresi
Bilişsel değerlendirme testlerinin sonuçlarıKarar verme yeteneğinin düzeyi
Kullanılan ilaçlar ve tedavi kayıtlarıHastalığın ağırlığı
Engellilik veya bakım ihtiyacı raporlarıGünlük yaşamda yardım ihtiyacı
Tanık beyanları (aile, komşu, bakıcı)İşlem dönemindeki davranışlar
Bankadaki işlem kayıtları ve ses kayıtlarıİşlem sırasındaki iletişimin niteliği
Adli Tıp veya uzman bilirkişi incelemesiİşlem tarihindeki ayırt etme gücü

Mahkeme, bu delilleri değerlendirmek için genellikle işlem tarihindeki ayırt etme gücüne ilişkin uzman incelemesine başvurur. Akli meleke raporunun nasıl alındığı akli meleke raporu nasıl alınır, bankadaki kayıtlara erişim KVKK başvurusu, delillerin korunması ise delil tespiti, bilirkişi ve uzman görüşü yazılarımızda ele alındı.

Kim Dava Açabilir?

Ayırt etme gücü bulunmayan bir kişi adına kimin hareket edebileceği, önemli bir pratik sorudur. Kişinin çocukları veya eşi, yakınlık ilişkisi nedeniyle kendiliğinden onun adına dava açamaz.

Kişi hayattaysa ve ayırt etme gücünü sürekli olarak kaybetmişse, önce kısıtlanması ve kendisine bir vasi atanması gerekir. TMK m.405, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken her erginin kısıtlanacağını düzenler. Atanan vasi, kısıtlı adına dava açabilir; ancak TMK m.462 uyarınca vasinin dava açması, acele hâllerde geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere vesayet makamının iznine bağlıdır.

Kişi vefat etmişse, mirasçıları onun haklarını kazanır. TMK m.599, mirasçıların mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak kazandığını ve mirasbırakanın alacaklarını ve diğer malvarlığı haklarını doğrudan doğruya kazandığını düzenler. Bu nedenle mirasçılar, mirasbırakanın ayırt etme gücü bulunmadan yaptığı fon işleminin hükümsüzlüğünü ileri sürerek hesaptan çekilen paranın iadesini isteyebilir. Mirasçıların hakları fon yatırımcısı vefat etti yazımızda ele alındı.

Dava açabilecek kişiler

DurumKim hareket eder?Dayanak
Kişi hayatta, ayırt etme gücünü sürekli kaybetmişKısıtlama sonrası atanan vasi, vesayet makamının izniyleTMK m.405, m.462
Acele önlem gereken durumVasi, geçici önlem yetkisiyleTMK m.462
Kişi vefat etmişMirasçılarTMK m.599
Kişinin durumu düzelmişKişinin kendisiTMK m.10

Kısıtlama Süreci

Ailenin ilk adımı çoğu zaman yakınının kısıtlanması için başvuruda bulunmaktır. Bu başvuru, yalnızca fon işlemi için değil, yakının gelecekteki işlemlerinin de korunması için önemlidir: kısıtlama kararından sonra kişinin tek başına yaptığı işlemler, TMK m.16 uyarınca yasal temsilcisinin rızası olmadıkça onu borç altına sokmaz.

TMK m.405 ayrıca, görevlerini yaparken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idari makamların, noterlerin ve mahkemelerin bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorunda olduğunu düzenler. Bu hüküm, kişinin durumunun resmî makamlarca da gözetilmesini sağlar.

Kısıtlama süreci tıbbi rapor gerektirir ve belirli bir süre alır. Bu süreçte fon işlemine ilişkin delillerin kaybolmaması için kayıtların bankadan istenmesi ve gerekirse delil tespiti yoluna gidilmesi önemlidir.

Vekâletnameyle Yapılan İşlemler

Bazı durumlarda fon işlemini yaşlı kişinin kendisi değil, ona vekâleten bir yakını yapmıştır. Bu durumda iki ayrı soru ortaya çıkar.

Birinci soru, vekâletnamenin verildiği tarihte kişinin ayırt etme gücüne sahip olup olmadığıdır. Ayırt etme gücü bulunmayan bir kişinin verdiği vekâletname de TMK m.15 uyarınca hukuki sonuç doğurmaz; bu durumda vekilin yaptığı işlemler de kişiyi bağlamaz.

İkinci soru, vekâletname geçerli olarak verildikten sonra kişinin ayırt etme gücünü kaybetmesidir. TBK m.513, sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça vekâlet sözleşmesinin vekâlet verenin ehliyetini kaybetmesiyle kendiliğinden sona ereceğini düzenler. Bu nedenle kişinin ayırt etme gücünü kaybetmesinden sonra eski bir vekâletnameyle yapılan fon işlemleri yetkisiz olabilir. Bununla birlikte TBK m.514, vekilin sözleşmenin sona erdiğini öğrenmeden önce yaptığı işlerden vekâlet verenin sözleşme devam ediyormuş gibi sorumlu olacağını öngörür; bu nedenle vekilin ve bankanın durumu bilip bilmediği ayrıca değerlendirilir. Vekâletname konusu fon davası için vekâletname yazımızda ele alındı.

Gri Alan: Ayırt Etme Gücü Var Ama Savunmasız

Her yaşlı yatırımcı ayırt etme gücünden yoksun değildir. Birçok durumda kişi işlemi yapabilecek durumdadır; ancak yaşı, deneyimsizliği veya bankaya duyduğu güven nedeniyle riskleri anlamadan bir fona yönlendirilmiştir. Bu durumda TMK m.15’teki hükümsüzlük uygulanmaz; başka yollar değerlendirilir.

İlk yol uygunsuz satıştır: payı satan kuruluşun uygunluk testi, müşteri sınıflandırması ve risk bildirimi yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği incelenir. Bu yol bana uygun olmayan fon satıldı yazımızda ele alındı.

İkinci yol irade bozukluğudur: kişi gerçeğe aykırı beyanlarla aldatılmışsa, işlemle bağlı olmadığını ileri sürebilir. İrade bozukluğu hâlleri genel işlem koşulları ve irade bozukluğu yazımızda anlatıldı.

Aşırı yararlanma ise fon işlemleri bakımından genellikle uygun bir yol değildir. TBK m.28, sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık bulunmasını ve bu oransızlığın zarar görenin zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlanılarak gerçekleştirilmesini arar. Fon payları işlem günündeki birim pay değeri üzerinden alındığından, edimler arasında açık bir oransızlık çoğu zaman bulunmaz. Ayrıca bu hakkın öğrenmeden itibaren bir yıl içinde kullanılması gerekir.

Gri alandaki yaşlı yatırımcılar bakımından manevi tazminat da gündeme gelebilir; bu konu fon zararında manevi tazminat yazımızda ele alındı.

Bankanın Sorumluluğu

Hükümsüzlük, bankanın kusurundan bağımsız olarak işlemi ortadan kaldırır. Ancak bankanın kusuru, ek taleplerin değerlendirilmesinde yine önem taşır.

Payı satan kuruluş, III-39.1 sayılı Tebliğ m.33 kapsamında müşterisinin bilgi ve tecrübesini, mali durumunu ve yatırım amaçlarını değerlendirerek ürünün müşteriye uygun olup olmadığını tespit etmekle yükümlüdür. Açıkça karışıklık yaşayan, sorulan soruları anlamayan veya daha önce hiç yatırım yapmamış ileri yaştaki bir müşteriye karmaşık bir fon satılması, bu yükümlülüğün yerine getirilip getirilmediği sorusunu doğurur.

Tebliğ bu yükümlülüğün sonucunu da açıkça düzenler. III-39.1 m.33/9, yatırım kuruluşunun uygunluk testi sonucunda bir ürünün müşteriye uygun olmadığı kanaatine ulaşması hâlinde müşteriyi yazılı olarak uyaracağını ve bu durumda söz konusu ürüne yönelik olarak müşteriye bire bir genel yatırım tavsiyesinde bulunamayacağını düzenler. m.33/8 ise müşterinin bilgi vermemesi veya eksik bilgi vermesi hâlinde de kuruluşun müşteriyi yazılı olarak uyarmasını öngörür. Müşteri temsilcisinin, anlamakta güçlük çeken yaşlı bir müşteriye belirli bir fonu bizzat önermesi, bu kurallar karşısında ayrıca sorgulanmalıdır.

Bankanın kusuru, hesaptan çekilen paranın iadesinin ötesindeki zararlar bakımından, örneğin paranın mevduatta kalması hâlinde elde edilecek getiri bakımından, tazminat talebinin dayanağı olabilir. Çalışanın davranışından kaynaklanan zararlar için bankanın sorumluluğu talimatım olmadan fon alındı yazımızda da ele alındı.

Varsayımsal Bir İade Hesabı

İade talebinin nasıl hesaplandığını varsayımsal bir örnekle gösterelim. Yaşlı bir kişinin vadeli mevduat hesabından 800.000 TL çekilerek fona yatırıldığını, fonun tasfiyeye alınmasından sonra hesabına 350.000 TL tasfiye ödemesi yapıldığını varsayalım.

Varsayımsal iade hesabı

KalemTutar
Hesaptan çekilerek fona yatırılan tutar800.000 TL
Tasfiye kapsamında hesaba yapılan ödemeler350.000 TL
İadesi istenecek tutar450.000 TL
Ek olarakFaiz ve varsa bankanın kusuruna dayanan ek zararlar

Hükümsüzlük yolunda iade talebi, uygunsuz satıştaki gibi yatırımcının kendi payı nedeniyle indirime uğramaz; çünkü tartışılan, yatırımcının kararının özensiz olup olmadığı değil, bir kararın hukuken hiç var olup olmadığıdır. Tasfiye ödemeleri sonraki aylarda da devam ederse, iadesi istenen tutar bu ödemeler oranında azalır; bu nedenle dava sırasında yapılan ödemelerin mahkemeye bildirilmesi gerekir.

Birden Fazla Mirasçı Varsa

Kişi vefat etmişse ve birden fazla mirasçısı varsa, iade talebi mirasçıların ortak hakkıdır. TMK m.640, birden çok mirasçı bulunması hâlinde paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceğini ve mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olarak terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edeceklerini düzenler.

Bu kural, davanın kural olarak bütün mirasçılar tarafından birlikte açılmasını gerektirir. Mirasçılardan bazıları davaya katılmak istemiyorsa veya ulaşılamıyorsa, aynı madde uyarınca mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir. Ayrıca her mirasçı, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir ve sağlanan korumadan bütün mirasçılar yararlanır.

Önleyici Bir Araç: Kendi İsteğiyle Kısıtlanma

Bu yazıda ele alınan sorunların önemli bir kısmı, önceden alınabilecek önlemlerle engellenebilir. Türk hukuku, ayırt etme gücünü henüz kaybetmemiş ancak işlerini yönetmekte zorlanan kişilere kendilerini koruma imkânı tanır.

TMK m.408, yaşlılığı, sakatlığı, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her erginin kısıtlanmasını isteyebileceğini düzenler. Bu yol, özellikle demansın erken evresinde, kişinin kendi iradesiyle güvendiği bir yakınının vasi olarak atanmasını ve gelecekteki işlemlerinin denetim altına alınmasını sağlar.

Kendi isteğiyle kısıtlanma, kişinin onurunu koruyan ve ileride çıkabilecek hükümsüzlük tartışmalarını önleyen bir araçtır. Ailelerin, yakınlarının durumu ağırlaşmadan bu seçeneği bir hekim ve bir avukatla birlikte değerlendirmesi yararlı olur.

Süreler

TMK m.15’teki hükümsüzlük, bir hakkın kullanılmasına bağlı değildir; işlem en baştan hüküm doğurmamıştır. Ancak hesaptan çekilen paranın iadesi talebi, dayandığı hukuki ilişkiye göre zamanaşımına tabi olabilir. Sebepsiz zenginleşmeye dayanan talepler bakımından TBK m.82, geri isteme hakkının öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıllık süreler öngörür.

Bu nedenle ailenin, yakınının durumunu ve fon işlemini öğrendikten sonra vakit kaybetmeden hareket etmesi gerekir. Sürelerin hesaplanması için fon uyuşmazlığı süre hesaplama aracımız kullanılabilir.

Aile İçin Adım Planı

Adım adım

SıraAdım
1İşlem tarihine yakın bütün sağlık kayıtlarını ve raporları toplamak
2Bankadan işlem kayıtlarını, ses kayıtlarını ve uygunluk testi belgelerini istemek
3Yakın hayattaysa kısıtlama ve vasi atanması için başvurmak
4Vasi atandıktan sonra dava için vesayet makamından izin almak
5Yakın vefat etmişse mirasçılık belgesi almak
6Bankaya hükümsüzlüğü ve iade talebini yazılı olarak bildirmek
7Bankanın sunduğu ibra veya uzlaşma metinlerini incelemeden imzalamamak

İşlemin Hükümsüzlüğünün Tespiti ve İade Davası Dilekçesi Örneği

Aşağıdaki metin, ileri evre Alzheimer hastası olan ve sonradan kısıtlanan bir kişi adına, vasisi tarafından vesayet makamının izniyle bankaya karşı açılacak dava için hazırlanmış bir çerçevedir. Köşeli parantezli kısımlar dosyaya göre doldurulmalıdır. Davanın türüne göre görevli mahkeme ve dava şartı arabuluculuk ayrıca değerlendirilmelidir.

[ ] MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE

DAVACI KISITLI: [Ad Soyad] — [TC Kimlik No] — [Adres]

KANUNİ TEMSİLCİSİ (VASİ): [Ad Soyad] — [TC Kimlik No] — [Adres]

VEKİLİ: Av. [Ad Soyad] — [Adres]

DAVALI: [Banka Unvanı] A.Ş. — [Adres]

DAVA DEĞERİ: [ ]

KONU: Davacının ayırt etme gücü bulunmadığı dönemde gerçekleştirilen fon alım işleminin hükümsüzlüğünün tespiti ile hesaptan çekilen tutarın iadesi talebidir.

AÇIKLAMALAR

1. Davacı, [yaş] yaşında olup [tarih] tarihinden bu yana [hastalık] tanısıyla tedavi görmektedir. [ ] Sulh Hukuk Mahkemesinin [esas/karar numarası] sayılı kararıyla kısıtlanmış ve kendisine müvekkil vasi atanmıştır. Bu dava, [ ] Sulh Hukuk Mahkemesinin vesayet makamı sıfatıyla verdiği [tarih ve sayı] sayılı izin kararına dayanılarak açılmaktadır.

2. Davacının davalı bankanın [şube] şubesindeki vadeli mevduat hesabında bulunan [tutar] TL, [tarih] tarihinde [fon unvanı] unvanlı fonun katılma paylarının alımında kullanılmıştır. Fon, Sermaye Piyasası Kurulunun 17.09.2026 tarihli 2026/60 sayılı Bülteniyle tasfiyeye alınmış, tasfiye kapsamında davacının hesabına bugüne kadar [tutar] TL ödeme yapılmıştır.

3. İşlem tarihinden [süre] önce düzenlenen [hastane] raporunda davacının [bulgu] olduğu ve [evre] evre [hastalık] tanısı aldığı belirtilmiştir. Davacı bu dönemde günlük yaşamını ancak ailesinin yardımıyla sürdürebilmekte, basit mali işlemleri dahi kavrayamamaktadır. Sağlık raporları ve tedavi kayıtları ektedir.

Ayırt etme gücünün bulunmaması — 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.13 ve m.14

Kanunun 13. maddesi uyarınca akıl hastalığı veya akıl zayıflığı gibi bir sebeple akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olan kişi ayırt etme gücüne sahip değildir; 14. maddesi uyarınca ayırt etme gücü bulunmayan kişinin fiil ehliyeti yoktur. Bir yatırım fonunun risklerini, likidite koşullarını ve olası kayıplarını değerlendirmek belirli bir bilişsel yetenek gerektirir; işlem tarihindeki sağlık durumu itibarıyla davacının bu değerlendirmeyi yapabilecek durumda olmadığı açıktır.

İşlemin hükümsüzlüğü — 4721 sayılı Kanun m.15

Kanunun 15. maddesi uyarınca ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz. Bu hükümsüzlük, karşı tarafın iyi niyetinden bağımsızdır; davalının, işlem sırasında davacının durumunun olağan göründüğü yönündeki olası savunması sonucu değiştirmez. Kaldı ki davalının müşteri temsilcisi, yıllardır yalnızca vadeli mevduat kullanan ve işlem sırasında sorulan soruları anlamakta açıkça güçlük çeken ileri yaştaki bir müşteriye karmaşık bir yatırım ürünü satarak, III-39.1 sayılı Tebliğin 33. maddesindeki uygunluk yükümlülüğünü de yerine getirmemiştir.

Hesaptan çekilen tutarın iadesi — 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.77

Hükümsüz bir işleme dayanılarak davacının hesabından çekilen tutar, geçerli bir sebebe dayanmamaktadır. Kanunun 77. maddesi uyarınca geçerli olmayan bir sebebe dayanan zenginleşme geri verilmelidir. Davacının hesabından çekilen [tutar] TL’den tasfiye kapsamında davacıya ödenen [tutar] TL mahsup edildiğinde, iadesi gereken tutar [tutar] TL’dir.

DELİLLER: Kısıtlama ve vesayet makamı izin kararları; sağlık raporları ve tedavi kayıtları; davalı bankadan celp edilecek işlem kayıtları, ses kayıtları ve uygunluk testi belgeleri; hesap hareketleri; tanık beyanları; Adli Tıp Kurumu veya uzman bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; [tarih] tarihli fon alım işleminin hükümsüz olduğunun tespitine, davacının hesabından çekilen tutardan tasfiye ödemeleri mahsup edildikten sonra kalan [tutar] TL’nin [tarih] tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini saygıyla talep ederiz.

Davacı Vasisi Vekili
Av. [Ad Soyad] — [İmza]

Dava açılmadan önce işlem tarihindeki sağlık durumunu gösteren belgelerin eksiksiz toplanması ve bankadan işlem kayıtlarının istenmesi, davanın başarısı için belirleyicidir. Kişi vefat etmişse dava mirasçılar tarafından mirasçılık belgesiyle açılır.

Sık Yapılan Hatalar

Birinci hata, yalnızca uygunsuz satış iddiasına odaklanıp hükümsüzlük yolunu gözden kaçırmaktır. Ayırt etme gücü yoksa işlem hiç hüküm doğurmaz.

İkinci hata, bankanın iyi niyetli olduğu için işlemin geçerli sayılacağını düşünmektir. TMK m.15’teki hükümsüzlük karşı tarafın iyi niyetinden bağımsızdır.

Üçüncü hata, aile üyelerinin yakınları adına doğrudan dava açabileceğini sanmaktır. Kişi hayattaysa vasi, vefat etmişse mirasçılar hareket eder.

Dördüncü hata, vasinin dava açmak için vesayet makamının iznini almamasıdır. TMK m.462 bu izni arar.

Beşinci hata, işlem tarihine yakın sağlık kayıtlarını toplamamaktır. Ayırt etme gücü işlem tarihine göre değerlendirilir.

Altıncı hata, eski bir vekâletnamenin kişi ayırt etme gücünü kaybettikten sonra da geçerli olduğunu varsaymaktır. TBK m.513 uyarınca vekâlet sona erer.

Yedinci hata, gri alandaki durumlarda aşırı yararlanmaya dayanmaktır; fon işlemlerinde edimler arasında açık oransızlık çoğu zaman bulunmaz.

Sekizinci hata, tasfiye ödemelerini iade talebinden mahsup etmemektir.

Dokuzuncu hata, bankanın sunduğu ibra veya uzlaşma metnini vasi olarak vesayet makamının iznini gözetmeden imzalamaktır.

Onuncu hata, kısıtlama sürecini geciktirerek hem yakının gelecekteki işlemlerini korumasız bırakmak hem de delillerin kaybolmasına yol açmaktır.

Sıkça Sorulan Sorular

Demans hastası annemin parası fona yatırılmış; ne yapabiliriz?

İşlem tarihinde ayırt etme gücü yoksa TMK m.15 uyarınca işlem hukuki sonuç doğurmaz; hesaptan çekilen para tasfiye ödemeleri mahsup edilerek geri istenebilir.

Ayırt etme gücü ne demek?

TMK m.13 uyarınca akıl hastalığı, akıl zayıflığı veya benzer bir sebeple akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes ayırt etme gücüne sahiptir.

Banka durumu fark etmediyse işlem geçerli olur mu?

Hayır. TMK m.15’teki hükümsüzlük karşı tarafın iyi niyetinden bağımsızdır.

Bu yol uygunsuz satıştan neden daha güçlü?

Uygunsuz satışta kuruluşun kusuru ve zarar tartışılır; hükümsüzlükte işlemin kendisi ortadan kalkar ve kişinin kendi payı tartışılmaz.

Ayırt etme gücü herkes için aynı mı değerlendirilir?

Hayır. Değerlendirme somut işleme ve zamana göre yapılır; basit bir işlemi anlayabilen kişi karmaşık bir yatırım ürününü değerlendiremeyebilir.

Ayırt etme gücünün yokluğunu kim ispat eder?

Uygulamada ayırt etme gücünün varlığı kabul edilir; yokluğunu ileri süren taraf işlem tarihine yakın sağlık kayıtları, tanıklar ve uzman incelemesiyle ispat eder.

Hangi deliller önemlidir?

İşlem tarihine yakın nöroloji veya psikiyatri raporları, bilişsel testler, ilaç ve tedavi kayıtları, bakım raporları, tanık beyanları, bankanın işlem ve ses kayıtları.

Çocukları olarak doğrudan dava açabilir miyiz?

Hayır. Kişi hayattaysa kısıtlanıp vasi atanması gerekir; vefat etmişse mirasçılar dava açabilir.

Kısıtlama nasıl olur?

TMK m.405 uyarınca akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya sürekli yardıma ihtiyacı olan ergin kısıtlanır; başvuru sulh hukuk mahkemesine yapılır.

Vasi dava açmak için izin almalı mı?

Evet. TMK m.462 uyarınca vasinin dava açması, acele hâllerde geçici önlem alma yetkisi saklı kalmak üzere vesayet makamının iznine bağlıdır.

Annem vefat etti; yine de dava açabilir miyiz?

Evet. TMK m.599 uyarınca mirasçılar mirasbırakanın alacaklarını ve malvarlığı haklarını kazanır; mirasçılık belgesiyle dava açılabilir.

Babamın bana verdiği vekâletnameyle fon aldım; geçerli mi?

Vekâletname verildiği tarihte ayırt etme gücü yoksa hükümsüzdür. Sonradan ayırt etme gücü kaybedilmişse TBK m.513 uyarınca vekâlet kural olarak sona erer; m.514 uyarınca vekilin bunu bilip bilmediği ayrıca değerlendirilir.

Yakınım ayırt etme gücüne sahipti ama kandırıldı; ne olur?

Bu durumda TMK m.15 uygulanmaz; uygunsuz satış ve irade bozukluğu yolları değerlendirilir.

Aşırı yararlanma (gabin) iddia edilebilir mi?

Genellikle uygun değildir; TBK m.28 edimler arasında açık oransızlık arar ve fon payları birim pay değerinden alındığından bu çoğu zaman bulunmaz.

Birden fazla mirasçı varsa dava nasıl açılır?

TMK m.640 uyarınca mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahiptir ve kural olarak birlikte hareket eder; mirasçılardan birinin istemiyle sulh mahkemesi miras ortaklığına temsilci atayabilir.

Yaşlı yakınımızı önceden nasıl koruyabiliriz?

TMK m.408 uyarınca yaşlılığı veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden ergin kendi isteğiyle kısıtlanabilir; bu, erken evrede güvenli bir koruma sağlar.

Banka uygun olmayan ürünü önerebilir mi?

III-39.1 m.33/9 uyarınca uygunluk testi sonucunda uygun olmadığı anlaşılan ürün için kuruluş müşteriyi yazılı olarak uyarır ve bire bir genel yatırım tavsiyesinde bulunamaz.

Tasfiye ödemeleri iadeden düşülür mü?

Evet. Hesaba yapılan tasfiye ödemeleri, iadesi istenen tutardan mahsup edilir.

Bankanın ayrıca tazminat sorumluluğu olur mu?

Uygunluk yükümlülüğüne aykırılık varsa, iadenin ötesindeki zararlar, örneğin yoksun kalınan mevduat getirisi için tazminat istenebilir.

Hükümsüzlük için süre var mı?

Hükümsüzlük bir hakkın kullanılmasına bağlı değildir; ancak iade talebi dayanağına göre zamanaşımına tabi olabilir. Sebepsiz zenginleşmede TBK m.82 uyarınca öğrenmeden itibaren iki yıl, her hâlde on yıl.

Kısıtlama gelecekteki işlemleri de korur mu?

Evet. TMK m.16 uyarınca kısıtlı, yasal temsilcisinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremez.

Banka ibra metni imzalatmak isterse ne yapmalıyız?

İncelemeden imzalamayın; vasi imzalayacaksa sulh için de vesayet makamının izni gerekir (TMK m.462).

Bankadan kayıtları nasıl isteriz?

Yazılı talep ve KVKK kapsamında erişim başvurusuyla; kayıtların kaybolmasından endişe varsa delil tespiti istenebilir.

İlgili Rehberler

İşlem tarihine yakın sağlık kayıtları belirleyicidir

Kayıtları toplamadan önce arayın. 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Yakınınızın sağlık kayıtları ve banka işlemleriyle birlikte yol haritasını kuralım. Telefon: 0554 648 37 15

İletişime Geçin

Bu içerik sermaye piyasası hukuku alanındadır.

Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi  ·  Tasfiye edilen fonlar listesi  ·  Tüm hukuk dalları

Post by Av. Fatma Öztürk