Tapu dairesinde satış imzası atılacağı ya da noterde vekâletname düzenleneceği gün, ileri yaştaki bir kişiye “akli meleke raporu getirmeniz gerekiyor” denmesi pek çok aileyi hazırlıksız yakalar. İşlem ertelenir, hastane randevusu aranır, alıcı ile satıcı arasında gerginlik çıkar. Öte yandan raporsuz yapılan bir satışın yıllar sonra “babamızın aklı yerinde değildi” iddiasıyla iptal davasına konu olması da sık görülen bir durumdur.
Halk arasında akli meleke raporu, resmi dilde ise ayırt etme gücü veya hukuki işlem yapma ehliyeti raporu olarak bilinen bu belgenin dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun fiil ehliyetine ilişkin 10, 13 ve 15. maddeleri, Tapu Sicili Tüzüğü’nün 19. maddesi ve Noterlik Kanunu Yönetmeliği’nin 91. maddesidir. Bu rehberde raporun ne olduğunu, tapu ve noterde hangi durumlarda istenebileceğini, 65 yaş kuralının gerçekten bulunup bulunmadığını, raporun nereden ve nasıl alındığını, vasiyetname ve vekâletnamede önemini ve raporsuz yapılmış bir işlemin sonradan iptalinin şartlarını anlatıyoruz. Somut durumunuz için Hukukçular Evi Ankara’yı 0554 648 37 15 numaralı telefondan arayabilirsiniz.
Beş cümlede özet
- Akli meleke raporu, kişinin yapacağı hukuki işlemin anlamını ve sonuçlarını kavrayabilecek ayırt etme gücüne sahip olup olmadığını gösteren sağlık raporudur; hukuki temeli TMK m.13’teki ayırt etme gücü tanımıdır.
- Mevzuatta 65 yaşını dolduran herkesten rapor istenmesini zorunlu kılan bir hüküm yoktur; Tapu Sicili Tüzüğü m.19 ve Noterlik Kanunu Yönetmeliği m.91, raporun ancak kişinin ifade, tavır, yaşlılık, hastalık veya dış görünüşünden ehliyetine dair şüphe doğması ya da ihbar ve şikâyet bulunması hâlinde istenebileceğini düzenler.
- Tapu Sicili Tüzüğü m.19’a göre müdürlük şüphe hâlinde resmi veya özel sağlık kuruluşundan fotoğraflı sağlık raporu ister; raporun tarihi ve numarası resmi senede yazılır ve aslı işlem dosyasında saklanır.
- TMK m.15’e göre ayırt etme gücü bulunmayan kişinin işlemleri hukuki sonuç doğurmaz; bu nedenle ehliyetsiz kişinin yaptığı satış, bağış veya vekâlet işlemine karşı yıllar sonra da tapu iptali ve tescil davası açılabilir.
- Rapor, işlem anındaki ayırt etme gücünü gösterdiği için mümkün olduğunca işlem gününe yakın tarihli olmalı; vasiyetnamede ayrıca TMK m.557 uyarınca tasarruf ehliyeti bulunmayan kişinin vasiyetnamesinin iptali istenebilir.
Akli meleke raporu nedir?
Bir kişinin tapuda satış yapabilmesi, noterde vekâletname verebilmesi veya vasiyetname düzenleyebilmesi için fiil ehliyetine sahip olması gerekir. Türk Medeni Kanunu’nun 10. maddesine göre ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. Kanunun 13. maddesi ayırt etme gücünü şöyle tanımlar: yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes ayırt etme gücüne sahiptir.
Akli meleke raporu, bu tanımın tıbbi olarak somutlaştırılmasıdır. Rapor, kişinin belirli bir hukuki işlemi yaparken işlemin ne anlama geldiğini, doğuracağı sonuçları ve kendi iradesinin bu işlem üzerindeki etkisini kavrayıp kavrayamadığını gösterir. Ayırt etme gücü hukuken nispi bir kavramdır; kişi basit bir günlük alışveriş için ayırt etme gücüne sahipken, yüksek değerli bir taşınmazın bağışlanması gibi karmaşık bir işlem için bu güce sahip olmayabilir. Bu nedenle rapor, mümkün olduğunca yapılacak işleme ve işlemin yapılacağı zamana ilişkin olmalıdır.
Akli meleke raporunun sonucu yalnızca işlemin o gün yapılıp yapılamayacağını değil, işlemin ileride geçerliliğini de doğrudan etkiler. Türk Medeni Kanunu’nun 15. maddesine göre ayırt etme gücü bulunmayan kişinin fiilleri, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, hukuki sonuç doğurmaz. Yani ayırt etme gücü olmadan yapılan satış, bağış veya vekâlet, resmi şekilde yapılmış olsa bile baştan hükümsüzdür.
Akli meleke raporunun hukuki dayanakları
| Düzenleme | İlgili hüküm | Uygulamadaki sonucu |
|---|---|---|
| TMK m.10 | Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her erginin fiil ehliyeti vardır | Kural ehliyetin varlığıdır; herkesin ehliyetinden şüphe edilemez |
| TMK m.13 | Ayırt etme gücünün tanımı: akla uygun biçimde davranma yeteneği | Raporun ölçütü, işlem anında akla uygun davranabilme yeteneğidir |
| TMK m.15 | Ayırt etme gücü bulunmayanın fiilleri hukuki sonuç doğurmaz | Ehliyetsiz kişinin tapu, noter işlemleri hükümsüzdür; iptal davası açılabilir |
| Tapu Sicili Tüzüğü m.19 | Fiil ehliyeti araştırılır; şüphe hâlinde fotoğraflı sağlık raporu istenir | Tapuda rapor istenmesi şüphe koşuluna bağlıdır |
| Noterlik Kanunu Yönetmeliği m.91 | Yaşlılık, hastalık, dış görünüş nedeniyle şüphe veya ihbar ve şikâyet hâlinde temyiz kudreti doktor raporuyla saptanır | Noter şüphe hâlinde rapor ister ve raporu işleme ekler |
| TMK m.502, m.557 | Vasiyet için ayırt etme gücü ve 15 yaş; ehliyetsizlikte vasiyetnamenin iptali | Vasiyetnamede ehliyet tartışması iptal davasının konusudur |
| TMK m.405, m.409 | Akıl hastalığı veya zayıflığı nedeniyle kısıtlama; resmi sağlık kurulu raporu şartı | Sürekli ehliyet kaybında tek işlemlik rapor yerine vesayet yolu gündeme gelir |
Tapuda akli meleke raporu ne zaman istenir?
Tapu işlemlerinde raporun dayanağı 2013 tarihli Tapu Sicili Tüzüğü’nün 19. maddesidir. Maddenin birinci fıkrasına göre istemde bulunanların fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı araştırılır. İkinci fıkra ise raporun hangi koşulda isteneceğini gösterir: müdürlük, istem sahibinin ifade, tavır ve davranışlarından fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunda şüpheye düşerse, resmi veya özel sağlık kuruluşundan ilgilinin ayırt etme gücüne sahip olup olmadığı hakkında fotoğraflı sağlık raporu ister. Raporun tarihi ve numarası resmi senet veya istem belgesi içeriğinde belirtilir ve raporun aslı işlem dosyasında saklanır.
Hükmün ölçütü kişinin yaşı değil, işlem sırasındaki ifade, tavır ve davranışlarıdır. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü de vatandaşlara yönelik açıklamalarında sağlık raporu için yaş sınırı bulunmadığını, yaş ileriliğinin tek başına rapor istenmesini gerektirmediğini ve esas olanın ayırt etme gücünün belirgin olup olmadığının tespiti olduğunu vurgulamaktadır. Uygulamada tapu görevlileri işlem sırasında kişiye adını, taşınmazın yerini, işlemin türünü ve bedelini sorarak bir kanaat edinir; cevaplar ve davranışlar ayırt etme gücünün varlığını gösteriyorsa rapor istenmesine gerek yoktur.
Raporun hangi sağlık kuruluşundan alınacağı konusunda dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır. Tüzük metni resmi veya özel sağlık kuruluşundan söz etse de, 19 Mayıs 2026 tarihli ve 33258 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Raporları Yönetmeliği’nin 54. maddesi, özel sağlık hizmeti sunucularının, tedavi ettikleri hastaların istirahat raporları ile ilaç ve tıbbi malzeme raporları dışında, Bakanlıkça izin verilen hâller hariç durum bildirir sağlık raporu düzenleyemeyeceğini hükme bağlamaktadır. Nitekim Genel Müdürlüğün bilgilendirme sayfalarında raporun devlet hastanelerinden alınması gerektiği yönünde ifadeler de yer alır. Bu nedenle işlem öncesinde ilgili tapu müdürlüğünden hangi kuruluşun raporunun kabul edileceğinin öğrenilmesi, gereksiz masraf ve zaman kaybını önler.
65 yaş üstü herkesten rapor istenebilir mi?
Hayır. Ne Tapu Sicili Tüzüğü’nde ne Noterlik Kanunu Yönetmeliği’nde 65 yaşını dolduran herkesten rapor istenmesini öngören bir hüküm vardır. Her iki düzenleme de raporu somut bir şüphe koşuluna bağlar. Yalnızca yaşa dayanılarak, kişinin ifade ve davranışlarında hiçbir şüphe unsuru yokken rapor istenmesi mevzuatın amacıyla bağdaşmaz. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu da bu yöndeki başvurularda, yalnızca yaş nedeniyle rapor istenmesini ayrımcılık yasağı açısından incelemiş ve ihlal kararları vermiştir. Bu durumla karşılaşan kişi, talebin gerekçesinin yazılı olarak açıklanmasını isteyebilir ve ilgili müdürlüğün bağlı olduğu makamlara başvurabilir.
Noterde akli meleke raporu ne zaman istenir?
Noterlik işlemlerinde temel hüküm Noterlik Kanunu Yönetmeliği’nin “Yeteneğin tespiti” başlıklı 91. maddesidir. Buna göre noterin, işlem yaptıracak kişinin yeteneği hakkında bir kanı sahibi olması gerekir; temyiz kudretine sahip olan ve işlemin niteliğine göre gerekli yaşa girdiği anlaşılan herkes hukuki işlemleri yapmaya ehildir. Aynı madde, ilgilinin yaşlılık, hastalık veya dış görünüşü itibarıyla yeteneğinden şüphe edilmesi ya da bu konuda ihbar ve şikâyet bulunması hâllerinde temyiz kudretinin varlığının doktor raporuyla saptanacağını, bu durumda raporun tarih ve numarasının işlem metninde belirtileceğini ve raporun aslının işlemin noterde kalan nüshasına ekleneceğini düzenler.
1512 sayılı Noterlik Kanunu da noterin iş yaptıracak kişilerin kimlik, adres ve yeteneğini ve gerçek isteklerini tamamen öğrenmekle yükümlü olduğunu belirtir. Noterin bu yükümlülüğü, hem işlemin geçerliliğini güvence altına almaya hem de ehliyetsiz bir kişinin işleminden doğacak zararlarda noterin hukuki sorumluluğunu önlemeye yöneliktir.
Noter uygulamasında tapuya göre önemli bir fark vardır: Yönetmelik “yaşlılık” ifadesini şüphe sebepleri arasında açıkça saymıştır. Bununla birlikte bu kelime de tek başına bir yaş sınırı anlamına gelmez; noterin yaşlılığı somut olayda yetenekten şüphe doğuran bir unsur olarak değerlendirmesi gerekir. Ayrıca bir yakının veya üçüncü kişinin noterliğe “bu kişinin aklı yerinde değil” diye ihbar veya şikâyette bulunması da raporu gerekli kılar. Bu nedenle mirasçılar arasında anlaşmazlık bulunan ailelerde, özellikle vekâletname ve satış vaadi işlemlerinde rapor istenmesi daha sık görülür.
Tapu ve noterde rapor istenmesinin karşılaştırması
| Konu | Tapu müdürlüğü | Noterlik |
|---|---|---|
| Dayanak | Tapu Sicili Tüzüğü m.19 | Noterlik Kanunu Yönetmeliği m.91; Noterlik Kanunu |
| Rapor istenme koşulu | İfade, tavır ve davranışlardan fiil ehliyetine dair şüphe | Yaşlılık, hastalık veya dış görünüş nedeniyle şüphe ya da ihbar ve şikâyet |
| Yaş sınırı | Yok | Yok; yaşlılık ancak somut şüphe unsuru olabilir |
| Raporun niteliği | Ayırt etme gücüne ilişkin fotoğraflı sağlık raporu | Temyiz kudretinin varlığını saptayan doktor raporu |
| Raporun işleme yansıması | Tarih ve numarası resmi senede yazılır, aslı dosyada saklanır | Tarih ve numarası metne yazılır, aslı noterde kalan nüshaya eklenir |
| Şüphe yoksa | Rapor istenmez; getirilen rapor alınmayabilir | Noter kanaat edinirse rapor istemez |
Akli meleke raporu nereden ve nasıl alınır?
Akli meleke raporu için genellikle devlet veya eğitim ve araştırma hastanelerinin ruh sağlığı ve hastalıkları (psikiyatri) polikliniğine başvurulur. Kişinin durumuna göre nöroloji muayenesi, bilişsel değerlendirme testleri ve görüntüleme gibi tetkikler de istenebilir. Raporun tek hekim tarafından mı yoksa sağlık kurulu tarafından mı düzenleneceği, hastanenin uygulamasına ve raporun kullanılacağı yerin talebine göre değişebilir. Bu nedenle tapu müdürlüğüne veya noterliğe, hangi hastaneden, hangi branştan ve hangi nitelikte raporun kabul edildiği önceden sorulmalıdır.
Başvuruda kişinin kimlik belgesi ve güncel fotoğrafı ile yapılacak işlemi belirten bilgi hazır bulundurulmalıdır. Raporda kişinin ayırt etme gücüne sahip olup olmadığı açık bir cümleyle yazılmalı, mümkünse yapılacak işlemin türü (taşınmaz satışı, bağış, vekâletname, vasiyetname gibi) ve raporun kullanılacağı yer belirtilmelidir. Kişinin kullandığı ilaçlar ve bilinen hastalıkları hekime eksiksiz bildirilmelidir; özellikle demans, Alzheimer, geçirilmiş inme veya psikiyatrik bir tanı varsa, hekimin bu hastalığın işlem günündeki etkisini değerlendirmesi gerekir.
Sağlık Raporları Yönetmeliği’nin 66. maddesine göre sürekli ibareli olarak düzenlenenler dışındaki durum bildirir sağlık raporları, hekimlerce aksine bir tarih belirtilmedikçe bir yıl boyunca geçerlidir. Ancak ayırt etme gücü işlemin yapıldığı anda aranan bir unsurdur ve özellikle ilerleyici hastalıklarda kişinin durumu kısa sürede değişebilir. Bu nedenle tapu müdürlükleri ve noterlikler uygulamada işlem gününe çok yakın, çoğu zaman aynı gün veya bir gün önce alınmış raporları tercih eder. Rapor alındıktan sonra işlemin gecikmeden yapılması, raporun değerini artırır.
Rapor alma sürecinde pratik kontrol listesi
| Adım | Açıklama |
|---|---|
| İşlem yapılacak yeri arayın | Tapu müdürlüğü veya noterden hangi hastanenin, hangi branşın ve ne tarihli raporun kabul edildiğini öğrenin |
| Uygun hastaneyi seçin | Devlet veya eğitim ve araştırma hastanesinin psikiyatri polikliniği; gerekirse nöroloji değerlendirmesi |
| Belgeleri hazırlayın | Kimlik, güncel fotoğraf, kullanılan ilaçlar, varsa önceki epikriz ve raporlar |
| İşlemi belirtin | Raporda yapılacak işlemin türünün ve kullanılacağı yerin yazılmasını isteyin |
| Rapor içeriğini kontrol edin | Ayırt etme gücüne sahip olduğu veya olmadığı açıkça yazılmış mı, fotoğraf ve imzalar tam mı |
| İşlemi geciktirmeyin | Raporu aldıktan sonra mümkün olan en kısa sürede tapu veya noter işlemini yapın |
Tapuda veya noterde akli meleke raporu nedeniyle işleminiz durduysa ya da ayırt etme gücü olmayan bir yakınınızın yaptığı satışın iptalini düşünüyorsanız, dosyanızı birlikte değerlendirelim.
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara. Telefon: 0554 648 37 15
Raporda “ayırt etme gücü yoktur” yazarsa ne olur?
Raporda kişinin ayırt etme gücüne sahip olmadığı belirtilirse, tapu müdürlüğü veya noter işlemi yapmaz. Bu durumda işlemin kişi adına yapılabilmesi için başka bir hukuki yol gerekir. Ayırt etme gücü geçici bir nedenle, örneğin ağır bir enfeksiyon, ilaç etkisi veya akut bir hastalık dönemiyle kaybolmuşsa, kişinin iyileşmesinin ardından yeni bir raporla işlem yapılabilir.
Ayırt etme gücü kaybı sürekli ise, kişinin mal varlığıyla ilgili işlemlerin yürütülebilmesi için vesayet yoluna gidilmesi gerekir. Türk Medeni Kanunu’nun 405. maddesine göre akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle işlerini göremeyen, korunması ve bakımı için sürekli yardıma ihtiyaç duyan veya başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır. Kanunun 409. maddesi uyarınca bu nedenle kısıtlama kararı ancak resmi sağlık kurulu raporu üzerine verilebilir. Vasi atandıktan sonra da taşınmaz satışı gibi önemli işlemler için TMK m.462 uyarınca vesayet makamının izni gerekir. Bu süreç için yaşlı veya hasta ebeveyn için vasi nasıl atanır?, kısıtlılık sebepleri ve vesayet ve kayyım atanması rehberlerimize bakabilirsiniz.
Rapor sonucuna itiraz edilecekse, raporun hangi hekim veya kurul tarafından, hangi muayene ve tetkiklere dayanılarak düzenlendiği önem taşır. Tek hekim raporuna karşı başka bir yetkili hastaneden değerlendirme istenebilir; sağlık kurulu raporlarında itiraz usulü için sağlık kurulu raporuna itiraz rehberimiz yol gösterir.
Vasiyetnamede akli meleke raporu
Vasiyetname, akli meleke tartışmalarının en sık yaşandığı işlemdir; çünkü tartışma genellikle vasiyetçinin ölümünden sonra, mirasçılar arasında ortaya çıkar ve vasiyetçi artık kendi ehliyetini savunamaz. Türk Medeni Kanunu’nun 502. maddesine göre ayırt etme gücüne sahip ve on beş yaşını doldurmuş olan herkes vasiyet yoluyla tasarruf edebilir.
Resmi vasiyetnamede memur ve tanıkların rolü önemlidir. TMK m.534 uyarınca tanıklar, vasiyetnamenin kendi huzurlarında okunup imzalandığını ve vasiyetçiyi tasarrufa ehil gördüklerini şerh ile doğrular. Ancak bu şerh, ayırt etme gücüne ilişkin kesin bir karine değildir; mirasçılar ehliyetsizlik iddiasıyla iptal davası açabilir. Bu nedenle özellikle ileri yaşta veya ağır hastalık sırasında vasiyetname düzenleyecek kişilerin, işlem gününe yakın tarihli bir akli meleke raporu alması, vasiyetin ileride iptal edilmesi riskini önemli ölçüde azaltır.
TMK m.557’ye göre vasiyetname tasarruf ehliyeti bulunmayan bir kişi tarafından yapılmışsa iptal davası açılabilir. TMK m.559 uyarınca iptal davası, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamenin açılması tarihinden başlayarak on yıl geçmekle düşer; bu süre iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıldır. Vasiyetnamenin iptal davası için vasiyet yaptığında aklı yerinde değildi yazımıza, geçerli bir vasiyetnamenin şekil şartları için vasiyetname düzenleme rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.
Vekâletnamede akli meleke ve vekâletin sona ermesi
İleri yaştaki anne veya babanın işlerini çocuklarından birine vekâletnameyle bırakması çok yaygındır. Vekâletname verilirken vekâlet verenin ayırt etme gücüne sahip olması şarttır; ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği vekâletname TMK m.15 uyarınca hükümsüzdür ve bu vekâletnameye dayanılarak yapılan işlemler de geçersiz sayılabilir.
Vekâletname geçerli şekilde verilmiş olsa bile, vekâlet verenin sonradan ehliyetini kaybetmesi vekâlet ilişkisini etkiler. Türk Borçlar Kanunu’nun 513. maddesine göre, aksi kararlaştırılmadıkça veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça vekâlet, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi veya iflası ile kendiliğinden sona erer. Alzheimer gibi ilerleyici bir hastalığı olan kişinin yıllar önce verdiği genel vekâletnameyle, ehliyetini kaybettikten sonra taşınmazının satılması bu nedenle tartışmalı hâle gelir. Vekâletname türleri ve sona erme hâlleri için vekâletname türleri ve iptali, ölüm sonrası yapılan işlemler için vekâletname ölümle sona erer yazılarımıza bakabilirsiniz.
Raporsuz yapılan satış veya bağış iptal edilebilir mi?
Tapuda rapor istenmemesi, işlemin geçerli olduğu anlamına gelmez. Ayırt etme gücü bulunmayan kişinin yaptığı işlem TMK m.15 uyarınca baştan hükümsüz olduğundan, bu kişinin kendisi, vasisi veya ölümünden sonra mirasçıları tapu iptali ve tescil davası açabilir. Ehliyetsizliğe dayalı tapu iptali davaları, işlemin kesin hükümsüzlüğüne dayandığı için genel olarak zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir.
Bu davalarda en önemli delil, işlem tarihindeki tıbbi durumdur. Mahkeme, kişinin hastane kayıtlarını, reçetelerini, varsa önceki raporlarını ve tanık beyanlarını toplar ve dosyayı çoğunlukla Adli Tıp Kurumuna göndererek işlem tarihinde ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığını geriye dönük olarak değerlendirir. İşlem sırasında alınmış bir akli meleke raporu varsa, bu rapor ehliyetin varlığı yönünde güçlü bir delildir; ancak raporun içeriği yetersiz, işlemden uzun süre önce alınmış veya kişinin bilinen hastalık tablosuyla çelişkili ise mahkeme bu raporla bağlı kalmayabilir.
Uygulamada ehliyetsizlik iddiası çoğu zaman muris muvazaası iddiasıyla birlikte ileri sürülür: yaşlı ebeveynin taşınmazını satış gibi göstererek bir çocuğuna bağışladığı ve diğer mirasçılardan mal kaçırdığı iddia edilir. Bu iki iddianın şartları ve ispatı farklıdır. Muris muvazaası için muris muvazaası rehberimize, ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali davası için ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali dilekçesi örneği sayfamıza, bağımlılık nedeniyle ayırt etme gücü tartışmaları için bağımlı yakınım evini sattı, işlem iptal edilir mi? yazımıza bakabilirsiniz.
İşlem türüne göre ehliyet sorunu ve hukuki sonuç
| İşlem | Ehliyet yoksa sonuç | Başvurulacak yol |
|---|---|---|
| Tapuda satış veya bağış | TMK m.15 uyarınca hükümsüz | Tapu iptali ve tescil davası (kişi, vasisi veya mirasçılar) |
| Vekâletname verilmesi | Vekâletname hükümsüz; buna dayalı işlemler tartışmalı | Vekâletnameye dayalı işlemin iptali davası |
| Vekâlet verenin sonradan ehliyet kaybı | TBK m.513 uyarınca vekâlet kural olarak sona erer | Sona ermeden sonra yapılan işlemlerin iptali |
| Vasiyetname | TMK m.557 uyarınca iptal sebebi | Vasiyetnamenin iptali davası; TMK m.559’daki sürelere dikkat |
| Sürekli ehliyet kaybı | Kişi tek başına işlem yapamaz | TMK m.405 ve m.409 uyarınca kısıtlama ve vasi atanması |
Yatağa bağımlı veya hastanede yatan kişiler
Ağır hasta veya yatağa bağımlı kişilerin tapu ya da noter işlemi yapması gerektiğinde, hem ehliyet hem de fiziki erişim sorunu birlikte ortaya çıkar. Kişinin daireye gelemediği durumlarda işlemin bulunduğu yerde yapılmasına ilişkin talep, ilgili tapu müdürlüğü veya noterlikle önceden görüşülmelidir. Bu tür işlemlerde kişinin bilinç durumunun değişkenliği nedeniyle ayırt etme gücüne ilişkin şüphe daha kolay doğar; raporun işlem saatine yakın düzenlenmesi ve işlem sırasında kişinin iradesinin açıkça kayda geçirilmesi önem taşır.
Kişinin hastanede yattığı dönemde düzenlenen epikriz ve hekim notları, bilinç durumu ve kullanılan sedatif ilaçlar hakkında bilgi içerdiğinden, ileride açılabilecek bir iptal davasında belirleyici delil olur. Hastane kayıtlarının nasıl alınacağı ve sağlık verilerinin kimlerle paylaşılabileceği için sağlık verilerinin korunması rehberimize bakabilirsiniz. Ceza yargılamasındaki akıl sağlığı değerlendirmesi ise ayrı kurallara tabidir; bu konu için akıl sağlığı ve ceza ehliyeti yazımızı inceleyebilirsiniz.
Akli meleke raporu, engelli raporu ve heyet raporu farkı
Akli meleke raporu, belirli bir hukuki işlem anındaki ayırt etme gücünü gösteren durum bildirir bir rapordur. Engelli sağlık kurulu raporu ise kişinin sürekli veya süreli engel oranını belirleyen ve sosyal haklara esas olan farklı bir belgedir; bu raporun nasıl alındığını engelli raporu nasıl alınır? rehberimizde anlattık. Engelli raporunda yüksek bir engel oranı bulunması, kişinin ayırt etme gücünün olmadığı anlamına gelmez; bedensel bir engeli olan kişi tam ayırt etme gücüne sahip olabilir. Aynı şekilde vesayet için gereken resmi sağlık kurulu raporu da tek bir işleme değil, kişinin genel olarak işlerini görebilme durumuna ilişkindir.
Miras planlaması yapmak isteyen ileri yaştaki kişiler için en güvenli yol, ayırt etme gücünün tartışmasız olduğu dönemde gerekli işlemleri yapmak ve bunu uygun bir raporla belgelemektir. Sağlığında kullanılabilecek hukuki araçlar için miras planlaması rehberimize, sağlık hukukundaki tüm rehberler için Malpraktis ve Sağlık Hukuku Rehberleri sayfamıza bakabilirsiniz.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Olası sonucu | Doğru yaklaşım |
|---|---|---|
| İşlem günü rapor istenebileceğini hesaba katmamak | İşlemin ertelenmesi, alıcıyla uyuşmazlık | İleri yaşta veya hastalık varsa önceden tapu veya noterle görüşmek |
| Kabul edilmeyecek bir kuruluştan rapor almak | Raporun reddi ve ikinci kez hastaneye gidilmesi | Hangi hastane ve branşın kabul edildiğini önceden sormak |
| İşlemden haftalar önce rapor almak | Raporun güncel sayılmaması veya delil değerinin zayıflaması | İşlem gününe yakın rapor alıp işlemi geciktirmemek |
| Raporsuz işlemin kesin geçerli olduğunu düşünmek | Yıllar sonra tapu iptali davasıyla karşılaşmak | Şüpheli durumlarda raporla işlemi belgelemek |
| Eski genel vekâletnameye güvenmek | Ehliyet kaybından sonra yapılan işlemin geçersizliği | Ehliyet kaybı hâlinde vesayet yoluna gitmek |
| Vasiyetnameyi ağır hastalık döneminde raporsuz yapmak | Mirasçıların iptal davası açması | Vasiyetname günü akli meleke raporu almak |
| Yalnızca yaş nedeniyle istenen rapora sessiz kalmak | Gereksiz masraf ve ayrımcı uygulamanın sürmesi | Talebin gerekçesini yazılı istemek, gerekirse başvuru yapmak |
| İptal davasında tıbbi kayıtları toplamamak | İşlem tarihindeki durumun ispat edilememesi | Hastane, reçete ve rapor kayıtlarını eksiksiz dosyaya sunmak |
Sıkça Sorulan Sorular
Akli meleke raporu nedir?
Kişinin yapacağı hukuki işlemin anlamını ve sonuçlarını kavrayabilecek ayırt etme gücüne sahip olup olmadığını gösteren sağlık raporudur. Hukuki temeli TMK m.13’teki ayırt etme gücü tanımıdır; tapu işlemlerinde Tapu Sicili Tüzüğü m.19, noter işlemlerinde Noterlik Kanunu Yönetmeliği m.91 uyarınca istenebilir.
65 yaş üstü herkes tapuda akli meleke raporu almak zorunda mı?
Hayır. Mevzuatta yaş sınırı yoktur. Tapu Sicili Tüzüğü m.19’a göre rapor, ancak kişinin ifade, tavır ve davranışlarından fiil ehliyetine dair şüphe doğarsa istenir. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü de yaş ileriliğinin tek başına rapor istenmesini gerektirmediğini belirtmektedir.
Noter hangi durumda akli meleke raporu ister?
Noterlik Kanunu Yönetmeliği m.91’e göre ilgilinin yaşlılık, hastalık veya dış görünüşü nedeniyle yeteneğinden şüphe edilmesi ya da bu konuda ihbar ve şikâyet bulunması hâlinde temyiz kudretinin varlığı doktor raporuyla saptanır. Raporun tarih ve numarası işleme yazılır, aslı noterde kalır.
Akli meleke raporu nereden alınır?
Genellikle devlet veya eğitim ve araştırma hastanelerinin psikiyatri polikliniğinden alınır; gerekirse nöroloji değerlendirmesi yapılır. Tüzük resmi veya özel sağlık kuruluşundan söz etse de özel kuruluşların durum bildirir rapor düzenleme yetkisi sınırlı olduğundan, raporun kabul edileceği kuruluş işlem yapılacak tapu müdürlüğü veya noterden önceden sorulmalıdır.
Akli meleke raporu kaç gün geçerli?
Sağlık Raporları Yönetmeliği m.66’ya göre durum bildirir raporlar, hekimce aksine tarih belirtilmedikçe bir yıl geçerlidir. Ancak ayırt etme gücü işlem anında aranır ve özellikle ilerleyici hastalıklarda durum hızla değişebilir. Bu nedenle uygulamada işlem gününe çok yakın tarihli rapor istenir; rapor alındıktan sonra işlemin geciktirilmemesi gerekir.
Raporsuz yapılan tapu satışı iptal edilebilir mi?
Evet. Rapor istenmemiş olsa bile satışı yapan kişinin işlem anında ayırt etme gücü yoksa TMK m.15 uyarınca işlem hükümsüzdür. Kişinin kendisi, vasisi veya mirasçıları tapu iptali ve tescil davası açabilir; mahkeme genellikle tıbbi kayıtlar ve Adli Tıp Kurumu raporuyla işlem tarihindeki ehliyeti değerlendirir.
Akli meleke raporu olan satış yine de iptal edilebilir mi?
Rapor ehliyetin varlığı yönünde güçlü bir delildir, ancak kesin değildir. Raporun yetersiz muayeneye dayandığı, işlemden uzun süre önce alındığı veya kişinin bilinen hastalık tablosuyla çeliştiği ispat edilirse mahkeme raporla bağlı kalmayabilir. Ayrıca muris muvazaası gibi farklı iptal sebepleri de ileri sürülebilir.
Vasiyetname için akli meleke raporu gerekli mi?
Kanunda zorunlu tutulmamıştır; ancak TMK m.502 uyarınca vasiyet için ayırt etme gücü şarttır ve TMK m.557’ye göre ehliyetsiz kişinin vasiyetnamesinin iptali istenebilir. İleri yaşta veya ağır hastalık döneminde vasiyetname günü alınan bir rapor, ölüm sonrası iptal davası riskini önemli ölçüde azaltır.
Alzheimer hastası tapuda satış yapabilir mi?
Hastalık tanısı tek başına ehliyetsizlik demek değildir; belirleyici olan işlem anında ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığıdır. Erken evrede ayırt etme gücü korunabilir, ileri evrede kaybolur. Şüphe hâlinde işlem günü alınan akli meleke raporu esas alınır; ehliyet sürekli kaybolmuşsa vesayet yoluna gidilmelidir.
Anne veya babanın verdiği vekâletname hastalandıktan sonra geçerli mi?
TBK m.513’e göre aksi kararlaştırılmadıkça veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça vekâlet, vekâlet verenin ehliyetini kaybetmesiyle kendiliğinden sona erer. Ehliyet kaybından sonra bu vekâletnameyle yapılan işlemler iptal davasına konu olabilir.
Raporda ayırt etme gücü yok yazarsa ne yapılır?
Tapu veya noter işlemi yapılmaz. Ehliyet kaybı geçiciyse iyileşme sonrası yeni raporla işlem yapılabilir. Sürekliyse TMK m.405 ve m.409 uyarınca resmi sağlık kurulu raporuyla kısıtlama ve vasi atanması istenir; vasinin taşınmaz satışı gibi işlemleri için vesayet makamının izni gerekir.
Yalnızca yaşım nedeniyle rapor istenirse ne yapabilirim?
Talebin gerekçesini yazılı olarak isteyebilir, ifade ve davranışlarınızda şüphe unsuru bulunmadığını belirtebilirsiniz. Mevzuat raporu somut şüphe koşuluna bağlar. Talep sürdürülürse ilgili müdürlüğün bağlı olduğu üst makama veya ayrımcılık iddiasıyla Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna başvuru değerlendirilebilir.
📘 İlgili Rehberler
- Malpraktis ve Sağlık Hukuku Rehberleri (Ana Rehber)
- Ehliyetsizlik Nedeniyle Tapu İptali Dilekçesi Örneği
- Vasiyet Yaptığında Aklı Yerinde Değildi: Vasiyetname İptali
- Yaşlı veya Hasta Ebeveyn İçin Vasi Nasıl Atanır?
- Muris Muvazaası
- Vekâletname Türleri ve İptali
- Engelli Raporu Nasıl Alınır?
- Miras Planlaması: Sağlığında Hukuki Araçlar
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (m.10, 13, 15, 405, 409, 462, 502, 534, 557, 559), 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.513, Tapu Sicili Tüzüğü m.19, 1512 sayılı Noterlik Kanunu ve Noterlik Kanunu Yönetmeliği m.91 hükümleri ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bilgilendirmelerine dayanır. Ayırt etme gücüne ilişkin tıbbi değerlendirmeyi hekim yapar. Somut durumunuz için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.


