Kısıtlılık (Hacir) Nedir? Kısıtlama Sebepleri (TMK 405-408)
27 Haziran 2026

Kısıtlılık (Hacir) Nedir? Kısıtlama Sebepleri (TMK 405-408)

Kısıtlılık, hukuk dilinde hacir olarak da bilinir ve bir kişinin kendi işlemlerini yapma ehliyetinin mahkemece sınırlanması anlamına gelir. Kanun, kısıtlama sebeplerini sınırlı biçimde sayar. Bu yazıda kısıtlılığın ne olduğunu ve sebeplerini sade bir dille açıklıyoruz.

Kısıtlılık (Hacir) Nedir?

Kısıtlılık, ergin bir kişinin kanunda belirtilen sebeplerden biri nedeniyle fiil ehliyetinin mahkeme kararıyla kaldırılması veya sınırlanmasıdır. Kısıtlanan kişiye vasi atanır (vesayet altına alınır) ve kişi, belirli işlemleri tek başına yapamaz hâle gelir. Amaç cezalandırma değil, kendi menfaatlerini yeterince koruyamayan kişiyi ve bazı hâllerde çevresini korumaktır. Kısıtlama sebepleri Türk Medeni Kanunu’nun 405 ilâ 408. maddelerinde sayılmıştır ve bu sayım sınırlıdır; kanunda yazılı olmayan bir sebeple kimse kısıtlanamaz.

Sebep 1: Akıl Hastalığı veya Akıl Zayıflığı (TMK 405)

İlk ve en yaygın sebep, akıl hastalığı ya da akıl zayıflığıdır. TMK m.405’e göre, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen, korunması ve bakımı için sürekli yardıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye düşüren ergin kısıtlanır. Bu sebeple kısıtlama kararı verilebilmesi için, kural olarak resmî sağlık kurulu raporu alınması zorunludur. Rapor, kişinin durumunu ve kısıtlamayı gerektirip gerektirmediğini ortaya koyar.

Sebep 2: Savurganlık, Bağımlılık, Kötü Yaşam Tarzı (TMK 406)

İkinci sebep grubu, kişinin kendisini veya ailesini zarara uğratan davranışlarıdır. TMK m.406’ya göre; savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı ya da malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık ya da yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden sürekli korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır. Bu sebeple kısıtlanacak kişinin, kural olarak mahkemece dinlenmesi gerekir.

Bir yakınınız için kısıtlama (vesayet) mı düşünüyorsunuz?

Sürecin doğru ve hızlı yürütülmesi için yanınızdayız.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Sebep 3: Özgürlüğü Bağlayıcı Ceza (TMK 407)

Üçüncü sebep cezaevinde bulunmaya ilişkindir ve bu madde 12 Mart 2024’te köklü biçimde değişmiştir (7499 sayılı Kanun m.5, RG 12.3.2024, S. 32487). Eski düzenlemede bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûm olan her ergin zorunlu olarak kısıtlanıyordu. Bu kural yürürlükten kalkmıştır.

Yürürlükteki TMK m.407’ye göre kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır. İstek bulunmasa dahi kısıtlama ancak toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasında ve kişiliğinin ya da malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâlinde mümkündür.

Eski m.407 (yürürlükten kalktı)Yürürlükteki m.407
EşikBir yıl ve üzeri cezaCezaevinde infazda bulunmak
KuralHer ergin kısıtlanır — zorunluİsteği üzerine kısıtlanır veya kayyım atanır
İstek olmadanAranmazdıYalnızca beş yıl ve üzeri cezada, korunma gerekliyse
Hükümlünün dinlenmesiÖngörülmemiştiVesayet makamı karar vermeden önce dinler

Cezayı yerine getirmekle görevli makam, infaza başlandığını derhâl vesayet makamına bildirir. Değişikliğin pratik anlamı şudur: cezaevine giren bir yakınınız artık kendiliğinden kısıtlı hâle gelmez; kısa süreli cezalarda karar onun kendi istemine bağlıdır ve kısıtlama yerine daha ölçülü olan kayyım yolu açıkça öngörülmüştür.

Hükümlülükte vesayetin ne zaman sona ereceğini vasilik ne zaman sona erer yazımızda ayrıntılı ele aldık; süreç ve belgeler için hükümlüye vasi tayini ne kadar sürer rehberimize bakabilirsiniz.

Sebep 4: Kişinin Kendi İsteği (TMK 408)

Dördüncü sebep, kişinin bizzat talebine dayanır. TMK m.408’e göre, yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini kanıtlayan her ergin, kısıtlanmasını isteyebilir. Burada kişi, kendi menfaatini korumak için gönüllü olarak vesayet altına girmeyi talep eder. Bu, özellikle malvarlığını tek başına yönetmekte zorlanan ve güvenilir bir desteğe ihtiyaç duyan kişiler için öngörülmüş, koruyucu bir imkândır.

Dört Sebep, Dört Farklı Usul: Karşılaştırma Tablosu

Kısıtlama sebepleri aynı görünse de kanun her biri için farklı bir usul öngörür. Yanlış usulle açılan dava reddedilir:

SebepDayanakZorunlu usulKim başlatır
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığıTMK m.405Resmî sağlık kurulu raporu zorunlu; hâkim raporu göz önünde tutarak kişiyi dinleyebilirİlgililer; ayrıca idarî makamlar, noterler ve mahkemeler bildirmek zorundadır
Savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama tarzı, kötü yönetimTMK m.406Kişinin dinlenmesi zorunlu — dinlenilmeden kısıtlanamazİlgililer
HükümlülükTMK m.407Kural olarak kişinin istemi; vesayet makamı hükümlüyü dinlerHükümlünün kendisi; beş yıl ve üzeri cezada resen de mümkün
Kendi isteği (yaşlılık, engellilik, deneyimsizlik, ağır hastalık)TMK m.408Dinlenme zorunlu; kişi durumunu ispat etmelidirYalnızca kişinin kendisi

m.405’teki bildirim yükümlülüğü sık atlanır. Görevlerini yaparken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumu öğrenen idarî makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadır. Yani süreç her zaman aile başvurusuyla başlamaz.

Görevli Mahkeme ve Süreç

Kısıtlama kararını, vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesi verir. Süreç, ilgili kişi, yakınları veya makamların bildirimi ya da kişinin kendi başvurusuyla başlayabilir. Mahkeme, sebebe göre gerekli araştırmayı yapar: akıl hastalığı/zayıflığında sağlık kurulu raporu alır, diğer bazı hâllerde kısıtlanacak kişiyi dinler. Kısıtlama kararı verilirse kişiye bir vasi atanır. Vesayet makamının işlemleri, denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesinin gözetimine tabidir. Bu yapı, hem kısıtlının haklarının korunmasını hem de sürecin denetlenmesini amaçlar.

Kısıtlamanın Sonuçları

Kısıtlama kararıyla birlikte kişinin fiil ehliyeti sınırlanır. Ayırt etme gücüne sahip kısıtlı, kural olarak sınırlı ehliyetli hâle gelir; kişiye ve malvarlığına ilişkin önemli işlemlerini vasisinin ve gerektiğinde vesayet makamının izniyle yapabilir. Üçüncü kişilerin korunması amacıyla, bazı kısıtlama kararları (örneğin savurganlık, bağımlılık ve benzeri hâllerde) ilan edilir. Kısıtlılık kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları (örneğin evlenme gibi) tümüyle ortadan kaldırmaz; her hakkın kısıtlıya etkisi ayrıca değerlendirilir. Sürecin ve sonuçlarının doğru anlaşılması için hukuki destek almak yerinde olur.

Vasi Kimdir, Nasıl Belirlenir?

Kısıtlama kararıyla birlikte kişiye bir vasi atanır. Vasi; kısıtlının kişiliğini ve malvarlığını korumak, onu temsil etmek ve menfaatlerini gözetmekle görevlidir. Vasi atanırken, kural olarak kısıtlının eşi, çocukları veya yakın hısımları gibi kişilere öncelik tanınır; ancak vesayet makamı, kısıtlının menfaatini esas alarak uygun bir kişiyi seçer. Vasi, önemli işlemlerde vesayet makamının (bazı hâllerde ayrıca denetim makamının) iznini almak zorundadır. Bu izin sistemi, kısıtlının haklarının korunması için ek bir güvence oluşturur.

Kısıtlılık Kalıcı mıdır?

Kısıtlılık, sebebine bağlı olarak kalıcı olmayabilir. Kısıtlamaya yol açan sebep ortadan kalkarsa (örneğin akıl sağlığının yerine gelmesi, bağımlılığın tedavisi ya da özgürlüğü bağlayıcı cezanın infazının tamamlanması), kısıtlılık kararının kaldırılması istenebilir. Bu talep, yetkili vesayet makamına yapılır ve gerekli inceleme (örneğin sağlık raporu) sonucunda mahkeme kısıtlılığı kaldırabilir. Özgürlüğü bağlayıcı ceza sebebiyle kısıtlanan kişi üzerindeki vesayet ise ayrıca karar alınmasına gerek olmaksızın, hapis hâlinin hukuka uygun bir şekilde sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar (TMK m.471). Bu nedenle kısıtlılık her zaman süresiz bir durum değildir; koşullar değiştiğinde gözden geçirilebilir.

Karar Verilmeden Önce: Dinleme ve Rapor Güvencesi

Kısıtlama, kişinin fiil ehliyetine yapılan ağır bir müdahaledir; bu nedenle kanun iki güvence koymuştur:

  • Dinlenme zorunluluğu. Bir kimse dinlenilmeden savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetimi ya da kendi isteği sebebiyle kısıtlanamaz (TMK m.409).
  • Resmî sağlık kurulu raporu. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebilir. Hâkim, kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir.

Bu güvencelere uyulmaması tek başına bozma sebebidir. Kısıtlı adayı dinlenmeden verilen kararlar, itiraz üzerine kaldırılmaktadır.

Yetki: vesayet işlerinde yetki, kısıtlanacak kişinin yerleşim yeri vesayet dairelerine aittir (TMK m.411). Görevli mahkeme vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesidir; işlemler denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesinin gözetimindedir.

İlân ve İyiniyetli Üçüncü Kişiler

Kısıtlama kararı kesinleşince, kısıtlının yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilân olunur (TMK m.410). İlânın işlevi yalnızca duyuru değildir; üçüncü kişilerin korunmasına ilişkin bir denge kurar:

Kısıtlama, iyiniyetli üçüncü kişileri ilândan önce etkilemez. Yani kısıtlama kararından haberi olmayan ve iyiniyetli olan kişi, ilân yapılmadan önce kısıtlıyla kurduğu ilişkide korunur. İlândan sonra ise iyiniyet iddiası dinlenmez.

Bu kural pratikte ticari ilişkiler bakımından önemlidir: bir kısıtlıyla sözleşme yapan tacir, ilândan önceki dönemde iyiniyetliyse hakları korunur.

Kısıtlama Fiil Ehliyetini Tümüyle Ortadan Kaldırır mı?

Hayır — ayırt etme gücünün varlığına göre iki farklı sonuç doğar. Bu ayrım, kısıtlının yaptığı işlemlerin geçerliliği bakımından belirleyicidir:

DurumSonuç
Ayırt etme gücü bulunmayan kısıtlıFiilleri kural olarak hukukî sonuç doğurmaz (TMK m.15)
Ayırt etme gücüne sahip kısıtlıYasal temsilcisinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremez (TMK m.16)
Karşılıksız kazanma (bağış kabulü gibi)Rıza gerekmez — kısıtlı tek başına yapabilir
Kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılmasıRıza gerekmez
Haksız fiilAyırt etme gücüne sahip kısıtlılar haksız fiillerinden sorumludur

Bu nedenle “kısıtlı hiçbir şey yapamaz” yaygın kanısı yanlıştır. Ayırt etme gücüne sahip bir kısıtlı, kendisine yük getirmeyen işlemleri tek başına yapabilir; sorumluluğu ise ortadan kalkmaz.

Kısıtlama Yerine Daha Hafif Yol: Yasal Danışman (TMK m.429)

Ailelerin çoğu tek seçeneğin kısıtlama olduğunu düşünür. Oysa kanun, kısıtlanması için yeterli sebep bulunmamakla beraber korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli görülen ergin bir kişiye yasal danışman atanmasını öngörür. Bu, çok daha ölçülü bir korumadır.

Yasal danışman atanan kişinin fiil ehliyeti tamdır; yalnızca kanunda sayılan işlemler için danışmanın olumlu görüşü gerekir:

#Görüş alınması gereken işler (TMK m.429/1)
1Dava açma ve sulh olma
2Taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka bir aynî hak kurulması
3Kıymetli evrakın alımı, satımı ve rehnedilmesi
4Olağan yönetim sınırları dışında kalan yapı işleri
5Ödünç verme ve alma
6Ana parayı alma
7Bağışlama
8Kambiyo taahhüdü altına girme
9Kefil olma

Maddenin ikinci fıkrası ayrı bir imkân daha tanır: aynı koşullar altında kişinin malvarlığını yönetme yetkisi, gelirlerinde dilediği gibi tasarruf hakkı saklı kalmak üzere kaldırılabilir. Böylece kişi maaşını veya kira gelirini serbestçe kullanmayı sürdürürken, ana malvarlığı korunmuş olur.

Yasal danışmanın olumlu görüşü alınmadan yapılan işlemler geçersiz sayılmaz; tek taraflı bağlamazlık yaptırımına tabidir. Yani işlem kısıtlıyı bağlamaz, karşı tarafı bağlar.

Kayyımlık ile arasındaki farkı kayyım ile vasi arasındaki fark yazımızda karşılaştırdık.

Sıkça Sorulan Sorular

Kısıtlılık (hacir) ne demektir?

Ergin bir kişinin, kanunda sayılan bir sebeple fiil ehliyetinin mahkeme kararıyla kaldırılması veya sınırlanmasıdır. Kısıtlanana vasi atanır ve kişi belirli işlemleri tek başına yapamaz. Amaç, kişiyi ve bazı hâllerde çevresini korumaktır.

Kısıtlama sebepleri nelerdir?

TMK 405-408’de sınırlı sayıda sayılır: akıl hastalığı veya akıl zayıflığı (m.405); savurganlık, alkol/uyuşturucu bağımlılığı, kötü yaşam tarzı veya kötü yönetim (m.406); bir yıl+ özgürlüğü bağlayıcı ceza (m.407); kişinin kendi isteği — yaşlılık, engellilik, deneyimsizlik, ağır hastalık (m.408).

Akıl hastalığında kısıtlama için ne gerekir?

TMK m.405 uyarınca, akıl hastalığı/zayıflığı sebebiyle kısıtlama kararı verilebilmesi için kural olarak resmî sağlık kurulu raporu alınması zorunludur. Rapor, kişinin durumunu ve kısıtlama gereğini ortaya koyar.

Cezaevindeki kişi kısıtlanır mı?

Evet. TMK m.407’ye göre bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûm olan her ergin kısıtlanır. Böylece hükümlünün mali ve hukuki işleri bir vasi aracılığıyla yürütülür.

Kişi kendi isteğiyle kısıtlanmasını isteyebilir mi?

Evet. TMK m.408 uyarınca yaşlılık, engellilik, deneyimsizlik veya ağır hastalık sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini kanıtlayan ergin, kendi menfaatini korumak için kısıtlanmasını talep edebilir.

Kısıtlama kararını hangi mahkeme verir?

Vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesi verir. Mahkeme sebebe göre sağlık kurulu raporu alır veya kişiyi dinler; kısıtlama kararı verilirse vasi atanır. Süreç, denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesinin gözetimindedir.

Vesayet ve kısıtlama süreçlerinde yanınızdayız

Hukukçular Evi Ankara — durumunuzu birlikte değerlendirelim.

Cezaevine giren yakınım otomatik olarak kısıtlanır mı?

Hayır. Bu kural 12 Mart 2024’te değişmiştir. Eski TMK m.407’de bir yıl ve üzeri cezaya mahkûm olan her ergin zorunlu olarak kısıtlanıyordu; bu hüküm yürürlükten kalkmıştır. Yürürlükteki düzenlemede kesinleşmiş hapis cezasının infazı için cezaevinde bulunan kişi kural olarak kendi isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır. İstek olmadan kısıtlama ancak toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş cezada ve korunma gerekli görülürse mümkündür.

Kısıtlanacak kişi mahkemede dinlenmek zorunda mı?

Sebebe göre değişir. TMK m.409 uyarınca bir kimse dinlenilmeden savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetimi ya da kendi isteği sebebiyle kısıtlanamaz. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ise ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir; hâkim raporu göz önünde tutarak kişiyi dinleyebilir.

Kısıtlama yerine daha hafif bir yol var mı?

Vardır. Kısıtlanması için yeterli sebep bulunmamakla beraber korunması gereken kişiye, TMK m.429 uyarınca yasal danışman atanabilir. Bu kişinin fiil ehliyeti tam kalır; yalnızca dava açma, taşınmaz alım satımı, kefil olma, bağışlama gibi kanunda sayılan dokuz işlem için danışmanın olumlu görüşü aranır. Ayrıca malvarlığını yönetme yetkisi, gelirlerinde dilediği gibi tasarruf hakkı saklı kalmak üzere kaldırılabilir.

Kısıtlı kişi hiçbir hukuki işlem yapamaz mı?

Bu yaygın kanı yanlıştır. Ayırt etme gücüne sahip kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremezler; ancak karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekmez (TMK m.16). Ayrıca ayırt etme gücüne sahip kısıtlılar haksız fiillerinden sorumludur.

Kısıtlama kararı ilân edilmezse geçersiz mi olur?

Karar geçersiz olmaz; ilânın işlevi üçüncü kişileri korumaktır. TMK m.410 uyarınca kısıtlama kararı kesinleşince kısıtlının yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilân olunur. Kısıtlama, iyiniyetli üçüncü kişileri ilândan önce etkilemez; yani ilândan önce kısıtlıyla ilişki kuran iyiniyetli kişi korunur.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut durumunuza ilişkin değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

Post by Av. Fatma Öztürk