Vesayet ve kayyımlık, korunmaya muhtaç kişilerin hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla oluşturulmuş özel hukuki koruma müesseseleridir. Küçükler, kısıtlılar veya çeşitli sebeplerle işlerini yürütmekte zorlanan kişiler için mahkeme kararı ile vasi veya kayyım atanır ve bu kişiler koruma altına alınır. Bu yazıda vesayetin ve kayyımlığın hukuki dayanağı, atama şartları, vasi ve kayyımların görevleri, vesayet organları, denetim mekanizması ve pratik uygulama esasları ayrıntılı biçimde açıklanmıştır.
1) Vesayet ve Kayyımlığın Hukuki Niteliği
Vesayet ve kayyımlık, Türk Medeni Kanunu’nda “Aile Hukuku” başlığı altında düzenlenmiş özel koruma müesseseleridir. TMK m.396 ve devamı hükümleri vesayet ile ilgili düzenlemeleri içerir. Kayyımlık ise TMK m.403 ve devamı hükümlerinde düzenlenmiştir. Her ikisinin de amacı, kendi işlerini görme yeterliliğine sahip olmayan veya belirli işleri yürütmede zorluk çeken kişilerin hukuki koruma altına alınmasıdır.
Vesayet ve kayyımlık arasında önemli farklar vardır. Vesayet, kişiye genel bir koruma sağlar ve vasi, korunan kişinin hem şahsî hem malî işlerini yönetir. Kayyımlık ise daha sınırlı bir koruma biçimidir; kayyım sadece belirli bir iş veya işlem için atanır ve görevi bu iş ile sınırlıdır. Örneğin bir kişinin belirli bir davada temsili için kayyım atanabilir; ancak vasi, korunan kişinin tüm hukuki temsili ve mal yönetiminden sorumludur. Bu ayrım, koruma ihtiyacının kapsamına göre yapılan bir düzenlemedir; ciddi ve sürekli koruma ihtiyacında vesayet, belirli bir konuda geçici koruma ihtiyacında kayyımlık uygulanır.
2) Vesayete Tabi Kişiler — TMK m.404 vd.
Vesayete tabi kişiler TMK m.404 ve devamı hükümlerinde belirlenmiştir. Bu düzenlemeler uyarınca vesayet altına alınması gereken kişiler şunlardır: (i) küçükler (velayet altında olmayan reşit olmamış çocuklar), (ii) kısıtlılar (mahkeme kararı ile kısıtlanmış ergin kişiler). Küçükler için TMK m.404 hükmü uyarınca “velâyet altında bulunmayan her küçük vesayet altına alınır.” Bu düzenleme, ana ve babası olmayan veya velayet hakkı kaldırılmış çocukların vasi tarafından korunmasını sağlar.
Kısıtlıların vesayet altına alınması TMK m.405 vd. hükümlerinde düzenlenmiştir. Bir kişinin kısıtlanması için belirli sebeplerin bulunması gerekir: (i) akıl hastalığı veya akıl zayıflığı ile işlerini görme yeterliliğinin bulunmaması (TMK m.405), (ii) savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı gibi sebeplerle malvarlığını tehlikeye düşürme (TMK m.406), (iii) bir yıl veya daha fazla özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olma (TMK m.407), (iv) kişinin kendi isteği ile kısıtlanma talebi (TMK m.408). Kısıtlama kararı sulh hukuk mahkemesi tarafından verilir ve nüfus siciline işlenir. Kısıtlanan kişi için vesayet düzenlenir ve vasi atanır.
3) Kayyımlık Halleri — TMK m.426
Kayyımlık, vesayete göre daha sınırlı bir koruma biçimidir ve belirli durumlarda uygulanır. TMK m.426 hükmü kayyımlık hallerini düzenler. Bu düzenleme uyarınca kayyım atanacak durumlar şunlardır: (i) bir işin görülmesi veya bir malvarlığının yönetilmesi için ergin bir kişinin bulunmaması durumu, (ii) yasal temsilcinin görevini yerine getirememesi durumu (uzun süreli seyahat, hastalık vb.), (iii) yasal temsilcinin menfaatinin, temsil edilenin menfaati ile çatıştığı durum, (iv) ergin kişinin çeşitli sebeplerle işi yapmakta zorluk çekmesi durumu.
Uygulamada kayyımlık en sık gündeme gelen durum “temsil kayyımlığı”dır (TMK m.426/2). Bu durumda, örneğin, bir küçük ile ebeveyni arasında menfaat çatışması bulunuyorsa (mirasla ilgili uyuşmazlık, tazminat davası vb.) çocuğun temsili için kayyım atanır. Ebeveyn kendi menfaati ile çocuğun menfaati arasında bulunduğu için çocuğu temsil edemez; bağımsız bir kişi (kayyım) atanır. Diğer bir yaygın uygulama “gaiplik kayyımlığı”dır; kişinin ortadan kaybolması ve durumu belirsiz kalmasında mal varlığının yönetimi için kayyım atanır. Ayrıca miras kayyımlığı; mirasın açılması sonrası mirasçı bulunmadığı veya mirasçıların belirli olmadığı durumlarda terekenin yönetimi için kayyım atanır.
4) Vasi ve Kayyımın Atanması
Vasi veya kayyım atama işlemi sulh hukuk mahkemesi tarafından yapılır. Atama için başvuru; korumaya muhtaç kişinin kendisi, yakınları, Cumhuriyet Savcılığı veya ilgili kamu kurumları tarafından yapılabilir. Örneğin bir küçük için vesayet talebi Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından açılabilir. Kısıtlama ve vesayet talebi için ise genellikle yakın akrabalar başvurur.
Mahkeme, uygun bir vasi veya kayyım belirler. Öncelikle yakın akrabalar arasından uygun kimse aranır; birinci derece akrabalar (eş, çocuklar, ana baba) tercih edilir. Uygun akraba yoksa daha uzak akrabalar veya güvenilen kimseler değerlendirilir. Vasi olabilmek için belirli koşullar vardır: (i) ergin olmak, (ii) medeni haklarını kullanabilir durumda olmak, (iii) yüz kızartıcı suçtan mahkum edilmiş olmamak, (iv) kısıtlı olmamak, (v) korunmaya muhtaç kişi ile ciddi menfaat çatışması içinde olmamak. Uygun akraba veya kimse bulunamadığında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkilileri veya vesayet mesleği icra eden kişiler görevlendirilebilir. Kararla birlikte vasinin göreve başlaması için “vesayet defteri” tutulur ve tutanağa geçirilir.
5) Vasi ve Kayyımın Görevleri
Vasi ve kayyımların görevleri TMK’da ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Vasinin temel görevleri şunlardır: (i) korunan kişinin şahsî bakımı ve eğitimi, (ii) hukuki temsili, (iii) malvarlığının yönetimi, (iv) hukuki işlemlerin yapılması, (v) düzenli olarak hesap verilmesi. Küçük vasilikte çocuğun bakım, eğitim ve terbiyesi de vasinin görevindedir; bu bakım için gerektiğinde vesayet dairesinin izni ile küçüğün başka bir aileye yerleştirilmesi mümkündür.
Kayyımın görevi kapsamı, atama kararında belirtilir. Kayyım sadece belirli bir iş veya işlem için yetkilidir; bu kapsam dışına çıkamaz. Örneğin belirli bir dava için atanan kayyım sadece o dava ile ilgili işlemleri yapar. Miras yönetimi için atanan kayyım terekenin yönetimi ile sınırlı yetkiye sahiptir. Vasi ve kayyımların ortak görevleri arasında; korunan kişinin hak ve menfaatini korumak, düzenli hesap tutmak, önemli işlemlerde vesayet dairesinin veya sulh hâkiminin izni almak yer alır. Ayrıca yıllık olarak vesayet dairesine hesap verme yükümlülüğü vardır (TMK m.462). Bu düzenli denetim, korunan kişinin menfaatinin gözetildiğini güvence altına alır.
6) Vesayet Organları ve Denetim
Vesayet sistemi belirli organlar tarafından denetlenir. Vesayet dairesi, TMK m.397 uyarınca kural olarak sulh hukuk mahkemesidir. Sulh hukuk mahkemesi vesayet ile ilgili günlük denetimi yürütür; vasi atanması, kayyım atanması, izinler, hesap denetimi bu mahkemenin görevindedir. Daha üst düzey denetim ise “denetim makamı” tarafından yapılır; TMK m.397 uyarınca denetim makamı asliye hukuk mahkemesidir.
Vesayet denetiminin önemli bir aracı yıllık hesap verme yükümlülüğüdür. Vasi ve kayyım, her yıl vesayet dairesine hesap sunar; bu hesapta korunan kişinin malvarlığının durumu, yapılan işlemler, gelir ve giderler ayrıntılı biçimde belirtilir. Vesayet dairesi hesabı inceler ve eksiklik veya usulsüzlük durumunda önlem alır. Ayrıca önemli işlemler için özel izin gereklidir; taşınmaz satışı, büyük tutarlı borç yapılması, dava açma gibi işlemler için vesayet dairesinin veya denetim makamının izni alınmalıdır. Bu düzenleme, vasi veya kayyımın korunan kişinin haklarına aykırı işlem yapmasını önler. Vasi veya kayyımın görevini kötüye kullanması durumunda sorumluluğu doğar; hem hukuki hem cezai sorumluluk söz konusu olabilir. Görevini iyi yapmayan vasi veya kayyım görevden alınabilir ve yerine yenisi atanır.
7) Vesayet ve Kayyımlığın Sona Ermesi
Vesayet ve kayyımlığın sona erme sebepleri TMK’da düzenlenmiştir. Küçük için vesayet, çocuğun ergin olması ile kendiliğinden sona erer. Kısıtlı için ise kısıtlama sebebinin ortadan kalkması ile vesayet sona erebilir; bu için kişi kendisi veya yakınları mahkemeye başvurarak kısıtlamanın kaldırılmasını talep eder. Mahkeme durumu değerlendirir; sağlık durumu, davranışların iyileşmesi vb. koşullar ışığında kısıtlamayı kaldırabilir. Ölüm de vesayet ve kayyımlığın sona erme sebebidir.
Kayyımlık ise atama gerekçesinin ortadan kalkması ile sona erer. Belirli bir iş için atanan kayyım, o iş tamamlandığında görevi biter. Yasal temsilcinin görev yapamaması sebebinden kayyım atanmışsa, yasal temsilcinin durumu düzelinceye kadar kayyımlık devam eder. Menfaat çatışması sebebinden kayyım atanmışsa, çatışmanın sona ermesi ile kayyımlık biter. Sona erme sonrası vasi veya kayyım son bir hesap sunar ve görevini teslim eder. Korunan kişi ergin olmuş veya yeteneğine kavuşmuşsa bu hesabı denetleyebilir ve gerektiğinde sorumluluk taleplerinde bulunabilir. Vesayet süresince yapılan işlemlerdeki eksiklik veya kötüye kullanmalar için tazminat davası açma imkânı vardır; ancak süreler dikkate alınmalıdır. Bu tür karmaşık aile hukuku alanlarında uzman avukat desteği hem koruma sürecinin doğru yönetimi hem de kişilerin haklarının etkin biçimde korunması için önemlidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Vesayet ile kayyımlık arasındaki fark nedir?
Vesayet kişiye genel koruma sağlar; vasi korunan kişinin şahsî ve malî işlerini yönetir. Kayyımlık daha sınırlıdır; kayyım sadece belirli bir iş veya işlem için atanır ve görevi bu iş ile sınırlıdır. Ciddi ve sürekli koruma ihtiyacında vesayet, belirli konuda geçici koruma ihtiyacında kayyımlık uygulanır.
Kimler vesayet altına alınır?
TMK m.404 vd. uyarınca velâyet altında bulunmayan küçükler ve mahkeme kararı ile kısıtlanmış ergin kişiler vesayet altına alınır. Kısıtlama sebepleri; akıl hastalığı, savurganlık, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, bir yıl veya daha fazla özgürlüğü bağlayıcı ceza mahkumiyeti, kendi isteği ile kısıtlanma talebidir.
Kayyım hangi durumlarda atanır?
TMK m.426 uyarınca bir işin görülmesi veya malvarlığının yönetilmesi için ergin kişinin bulunmaması, yasal temsilcinin görev yapamaması, temsilci ile temsil edilen arasında menfaat çatışması, ergin kişinin işi yapmakta zorluk çekmesi durumlarında kayyım atanır.
Vasi olabilmek için hangi şartlar vardır?
Ergin olmak, medeni haklarını kullanabilir durumda olmak, yüz kızartıcı suçtan mahkum edilmiş olmamak, kısıtlı olmamak, korunmaya muhtaç kişi ile ciddi menfaat çatışması içinde olmamak gerekir. Öncelikle yakın akrabalar arasından atama yapılır.
Vesayet ne kadar sürer?
Küçük için vesayet çocuğun ergin olması (18 yaş) ile kendiliğinden sona erer. Kısıtlı için ise kısıtlama sebebinin ortadan kalkması ile vesayet sona erebilir; bu için mahkemeye başvuru gereklidir. Ölüm de vesayeti sona erdirir.
Vasi hesap vermek zorunda mı?
Evet. TMK m.462 uyarınca vasi ve kayyım her yıl vesayet dairesine hesap sunar; hesapta malvarlığının durumu, yapılan işlemler, gelir ve giderler belirtilir. Ayrıca önemli işlemler için (taşınmaz satışı, büyük tutarlı borç, dava açma vb.) vesayet dairesinin izni gereklidir.
Vasi görevini kötüye kullanırsa ne olur?
Vasi veya kayyımın görevini kötüye kullanması durumunda sorumluluğu doğar; hem hukuki hem cezai sorumluluk söz konusu olabilir. Görevini iyi yapmayan vasi görevden alınır ve yerine yenisi atanır. Korunan kişi ergin olduktan sonra tazminat davası açma imkânı vardır.
⚖️ Ücretsiz Ön Görüşme İçin Bize Ulaşın
Ankara’da Uzman Avukat — Av. Fatma Öztürk
📞 Hemen Ara 💬 WhatsApp ile Yaz

