Boşanma Davası Devam Ederken Sadakat Yükümlülüğü Sürer mi?
25 Temmuz 2026

Boşanma Davası Devam Ederken Sadakat Yükümlülüğü Sürer mi?

Boşanma davası açan bir kişi, “Madem dava açtık, artık evlilik fiilen bitti, sadakat yükümlülüğü de kalktı” diye düşünebilir. Oysa hukuk, evliliğin yalnızca boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erdiğini kabul eder. Bu durum, dava sürerken yapılan sadakatsizlikler bakımından önemli sonuçlar doğurur.

Boşanma sürecinde doğru adımı atmak önemlidir

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Sadakat yükümlülüğü ne zamana kadar sürer ve dava sürecindeki davranışlar nasıl değerlendirilir?

⚖️ Mevzuat güncellemesi: TMK m.166/4’teki bekleme süresi, Anayasa Mahkemesi iptalinin ardından 14.11.2024 tarihli 7532 sayılı Kanun ile üç yıldan bir yıla indirilmiştir. Bu sayfa güncel düzenlemeye göre revize edilmiştir; internetteki birçok kaynak hâlâ eski üç yıllık süreyi vermektedir.

Yükümlülük kesinleşmeye kadar sürer

Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesine göre eşler birbirine sadık kalmak zorundadır ve bu yükümlülük yalnızca evlilik birliğinin sona ermesiyle, yani boşanma kararının kesinleşmesiyle ortadan kalkar. Sadakat, yalnızca cinsel değil; duygusal, sosyal ve ekonomik boyutları da olan geniş bir kavramdır.

Bu nedenle boşanma davası açılmış olması, dava sürerken eşlerin başka ilişkiler yaşamasını “serbest” hâle getirmez.

Dava tarihinden sonraki olayların kusura etkisi

Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, her dava açıldığı tarihteki şartlara tabidir. Görülmekte olan boşanma davasında, kural olarak dava tarihinden önceki olaylar kusur değerlendirmesine esas alınır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15.09.2015 tarihli, E. 2015/1895, K. 2015/15882 sayılı kararında; davalıya kusur olarak yüklenen sadakatsizlik eyleminin dava açılmasından sonra gerçekleştiği, davadan sonra oluşan vakıaların görülmekte olan boşanma davasında hükme esas alınamayacağı, ancak yeni bir dava konusu yapılıp ispatlanırsa birleştirilerek görülecek yeni davada boşanma sebebi olabileceği belirtilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu da (örneğin 2006/2-778 sayılı kararında) sadakat yükümlülüğünün boşanma kararı kesinleşinceye kadar devam ettiğini kabul etmiştir.

Pratikte ne anlama geliyor?

  • Dava sürerken yeni bir ilişkiye başlamak hukuken sadakatsizliktir ve risklidir.
  • Bu eylem, mevcut davada doğrudan kusur sayılmasa bile ayrı/yeni bir davaya konu olabilir.
  • Bu yüzden boşanma süreci tamamlanmadan atılacak adımlarda dikkatli olmak gerekir.

“Dava açıldı, artık özgürüm” düşüncesi hukuken yanıltıcıdır. Sadakat yükümlülüğü karar kesinleşene kadar sürer ve dava sürecindeki davranışlar ileride aleyhinize sonuç doğurabilir. Süreç bitene kadar temkinli olmak en doğrusudur.

Benzer bir durumla mı karşı karşıyasınız? Durumunuzu gizlilik içinde değerlendirip size özel bir yol haritası çıkarmamız için bizimle iletişime geçin.

İki ayrı soru, iki ayrı cevap

Bu konuda kafa karışıklığı, birbirine benzeyen ama farklı iki sorunun aynı sanılmasından doğar. Yargıtay her ikisini de yanıtlar ve cevaplar farklıdır.

Soru 1: Dava açılınca sadakat yükümlülüğü sona erer mi?

Hayır. Evlilik birliği, boşanma kararı kesinleşinceye kadar hukuken devam eder ve TMK 185/3’teki yükümlülük de bu süre boyunca sürer. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15.09.2015 tarihli, 2015/1895 E. ve 2015/15882 K. sayılı kararının özetinde bu husus açıkça belirtilmiştir: “Boşanma davasının açılması durumunda eşlerin sadakat yükümlülüğü ortadan kalkmasa da…”

Soru 2: Dava sonrası ihlal, o davada kusur sayılır mı?

Hayır. Aynı kararın devamı: “Her dava açıldığı tarihteki şartlara tabidir. Davadan sonra oluşan vakıalar görülmekte olan boşanma davasında hükme esas alınamaz, ancak yeni bir dava konusu yapılır ve ispat edilirse birleştirilerek görülecek yeni boşanma davasında bu sebeple boşanma kararı verilebilir.”

Ayrımın mantığı

Bu iki cevap çelişmez; farklı düzlemlere aittir. Birincisi maddi hukuk meselesidir: yükümlülük sürer. İkincisi usul hukuku meselesidir: boşanma yargılamasında uygulanacak usul emredici olduğundan, ön inceleme aşaması tamamlanıncaya kadar usulüne uygun biçimde dayanılmayan vakıalara sonradan dayanılamaz. Mahkeme, ön inceleme sonuç tutanağında yer alan ve taraflarca imzalanarak kabul edilen çekişmeli vakıaları esas almak zorundadır; başka yoldan gidilmesi ancak karşı tarafın açık muvafakatiyle mümkündür.

Yerleşik uygulama ve sınırları

Hukuk Genel Kurulu

Hukuk Genel Kurulu da bu çizgiyi benimsemiştir. 16.06.2010 tarihli kararında; TMK 185/3 uyarınca sadakat yükümlülüğünün ihlali olgusunun ancak boşanma davasından önce gerçekleşmesi ve davada buna dayanılması hâlinde hükme esas teşkil edebileceği, dava tarihinden sonraki ihlalin ancak yeni bir davanın konusunu oluşturabileceği kabul edilmiştir. 26.11.2008 tarihli, 2008/3-7698 E. ve 2008/711 K. sayılı kararında da dava tarihinden sonra meydana gelen olgunun hükme esas alınmasının olanaklı olmadığı benimsenmiştir.

Islah yolu da kapalı

Bu kural, ıslah yoluyla aşılamaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 03.02.2021 tarihli, 2020/6051 E. ve 2021/1004 K. sayılı kararında; dava açıldıktan sonra gerçekleşen vakıaların ıslah yoluyla davaya eklenemeyeceğine oy çokluğuyla karar verilmiştir.

Kesinleşmeden sonrası

Hukuk Genel Kurulu’nun 15.03.2023 tarihli, 2021/848 E. ve 2023/213 K. sayılı kararında; boşanma hükmünün kesinleşmesiyle evlilik birliğinin ve sadakat yükümlülüğünün sona erdiği, kesinleşmeden sonra açılan zina sebepli boşanma davasının, fer’î yargılamada kesinleşme tarihine kadar gerçekleşen olaylara ilişkin kusur belirlemesini etkilemeyeceği belirtilmiştir.

Sık rastlanan yanlış okuma

Bu içtihat zaman zaman “artık dava açıldıktan sonra sadakat yükümlülüğü yok” biçiminde yorumlanmaktadır. Bu okuma isabetli değildir: kararların kendi metninde yükümlülüğün ortadan kalkmadığı açıkça belirtilmiştir. Değişen şey yükümlülüğün varlığı değil, ihlalin hangi davada değerlendirilebileceğidir.

Pratikte ne anlama geliyor?

Dava açan taraf için

  • Dilekçeyi eksiksiz yazın. Dayanacağınız tüm vakıaları dava dilekçesinde belirtin. Ön inceleme tamamlandıktan sonra yeni vakıa eklemek kural olarak mümkün değildir.
  • Ön inceleme tutanağını okuyun. Çekişmeli vakıaları gösteren tutanak, yargılamanın çerçevesini belirler ve taraflarca imzalanır. Eksik veya hatalı yazılmışsa tutanağa itiraz edilmelidir.
  • Dava sonrası ihlal öğrenirseniz bunu mevcut davaya eklemeye çalışmak yerine, yeni dava açıp birleştirilmesini talep etmeyi değerlendirin.

Dava sürerken davranışlar

“Dava açıldı, artık özgürüm” düşüncesi hukuken yanıltıcıdır ve iki yönden risklidir:

  • Yeni dava riski. Karşı taraf, dava sonrası ihlali yeni bir davaya konu edip birleştirilmesini isteyebilir; bu durumda kusur dengesi değişebilir.
  • Dava reddedilirse. Mevcut dava reddedilirse evlilik devam eder ve bu dönemdeki davranışlar sonraki bir davada kusur olarak değerlendirilebilir.

Fer’î taleplerde durum

Kusur tespiti yalnızca boşanma kararını değil; TMK 174 kapsamındaki maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası taleplerini de belirler. Bu nedenle kusurun hangi tarihe kadarki olaylara göre saptandığı, doğrudan parasal sonuç doğurur.

Özet

Sadakat yükümlülüğü kesinleşmeye kadar sürer; ancak dava tarihinden sonraki ihlal, görülmekte olan davada değil ayrı bir davada değerlendirilir. Süreç tamamlanmadan atılacak adımlarda temkinli olmak, hem hukuki hem pratik açıdan en doğrusudur.

Sık sorulan yan durumlar

Ayrı yaşamaya başladık, yine de geçerli mi?

Evet. Fiilî ayrılık evliliği sona erdirmez; yükümlülük kesinleşmeye kadar sürer. Ayrı yaşamanın haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığı ise kusur değerlendirmesinde ayrıca ele alınır.

Anlaşmalı boşanmada durum

Anlaşmalı boşanmada da hüküm kesinleşinceye kadar evlilik devam eder. Ayrıca kesinleşmeden önce taraflardan birinin iradesinden dönmesi mümkün olduğundan, süreç tamamlanmadan yeni bir ilişki kurmak dosyayı çekişmeliye çevirebilir.

Dava reddedilirse ne olur?

Evlilik devam eder. TMK 166’nın son fıkrasına göre, boşanma sebeplerinden biriyle açılmış davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. Bu bir yıllık süre asgari bir süredir.

Karşı dava açılmışsa

Her dava kendi açılış tarihindeki şartlara tabidir. Bu nedenle asıl dava ile karşı davanın tarihleri farklıysa, her biri için değerlendirilecek vakıa kesiti de farklı olur. Bu ayrıntı, kusur karşılaştırmasında sonucu değiştirebilir ve dosyada açıkça ortaya konmalıdır.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Mevzuat ve içtihat zaman içinde değişebildiğinden, somut durumunuz için bir avukata danışmanız ve kanun metinlerini güncel hâliyle teyit etmeniz önerilir.

Tek bakışta: iki ayrı soru, iki ayrı cevap

Burada sık karıştırılan iki soru var ve cevapları birbirinden farklıdır: yükümlülük sürüyor mu ve eldeki davada kusur sayılır mı?

Tablo 1 — İki ayrı soru, iki ayrı cevap
SoruCevapDayanak
SORU 1 — Yükümlülük sürüyor mu?EVETTMK m.185/3
Kanun metni“Eşler birlikte yaşamak, BİRBİRİNE SADIK KALMAK ve yardımcı olmak zorundadırlar”TMK m.185/3
Ne zamana kadar?Boşanma davası açılmış ve eşler ayrı yaşamaya başlamış olsa bile, EVLİLİK BİRLİĞİ HÂLEN DEVAM ETTİĞİNDEN yükümlülük hükmün KESİNLEŞMESİNE kadar sürerYargıtay istikrarlı
Yargıtay ifadesi“Bir boşanma davasının açılması durumunda, eşlerin sadakat yükümlülüğü ELBETTE ORTADAN KALKMAZ. Bunun aksi de düşünülemezY2HD 01.06.2016, E.2016/3256, K.2016/10777
Kapsamı geniştirSadakat yalnız cinsel değil; duygusal, fiziksel, sosyal ve ekonomik boyutları da kapsarTMK m.185/3 · öğreti
SORU 2 — Eldeki davada kusur sayılır mı?KURAL OLARAK HAYIRYargıtay
Temel ilkeHER DAVA AÇILDIĞI TARİHTEKİ ŞARTLARA TABİDİR; davadan sonra oluşan vakıalar görülmekte olan boşanma davasında HÜKME ESAS ALINAMAZY2HD yerleşik
HGK kararı“TMK m.185/3 uyarınca eşlerin birbirine karşı sadakat yükümlülüğünün ihlali olgusunun, ANCAK BOŞANMA DAVASINDAN ÖNCE GERÇEKLEŞMESİ hâlinde ve buna davada dayanılması durumunda HÜKME ESAS TEŞKİL EDEBİLECEĞİYargıtay HGK 16.06.2010, E.2010/2-227, K.2010/324
SonucuDava tarihinden sonraki ihlal, ANCAK YENİ BİR DAVANIN KONUSUNU teşkil edebilirAynı karar
Tablo 2 — Yerleşik uygulama ve sınırları
KonuİçeriğiKünye
Davanın sınırıBoşanma davasının sınırlarını ÖN İNCELEME AŞAMASINA KADAR BİLDİRİLMİŞ VAKIALAR çizerY2HD 15.09.2015, E.2015/1895, K.2015/15882
Sonrası ne olur?Davadan sonra oluşan vakıalar hükme esas alınamaz; ancak YENİ BİR DAVA KONUSU YAPILIR ve ispat edilirse BİRLEŞTİRİLEREK görülecek yeni boşanma davasında bu sebeple boşanma kararı verilebilirAynı karar
Islahla ileri sürülemezIslah dilekçesiyle ileri sürülen ve dava tarihinden sonra gerçekleşen zina vakıası da taraflara kusur olarak yüklenemezY2HD
Tazminata etkisi“Dava sonrası sadakatsizlik” değerlendirme dışı bırakılınca, buna dayandırılan MANEVİ TAZMİNAT da DAYANAKSIZ kalırY2HD
İÇTİHADIN SEYRİYargıtay bir dönem, dava sonrası sadakat ihlalini evlilik birliğinin devam etmesi nedeniyle kusurlu davranış sayıp eldeki davadaki kusur tespitinde de nazara almıştırYargıtay
Geri dönüşHGK 16.06.2010 kararıyla genel kabul görmüş görüşe GERİ DÖNÜLMÜŞ ve dava sonrası ihlalin ancak yeni davanın konusu olabileceği benimsenmiştirHGK 2010
SınırBuna karşılık, dava sonrası davranışların bazı hâllerde (örneğin kesinleşmeden başkasıyla birlikte yaşama iddiası) dosyaya etki ettiği kararlar da bulunmaktadırsomut dosyada güncel içtihat kontrol edilmelidirYargıtay
Yeni davaYeni açılan dava, koşulları varsa eldeki davayla birleştirilebilirHMK m.166
Tablo 3 — Pratikte ne anlama geliyor?
DurumSonuçNot
Dava sürerken yeni ilişkiYükümlülük ihlal edilmiş olur; ancak eldeki davada kusur olarak yüklenmesi kural olarak mümkün değildirHGK 2010
Doğru yolYENİ BİR BOŞANMA DAVASI açmak ve birleştirilmesini istemekY2HD 2015
Dava reddedilirseYeni olgular, sonraki davada ileri sürülebilirTMK m.166
Bir yıl kuralıBoşanma davasının reddi kesinleşmiş ve bir yıl geçmişse, ortak hayat yeniden kurulamadığı takdirde birlik temelden sarsılmış sayılırTMK m.166/4
Nafaka ve tazminata etkisiKusur belirlemesi değişmediğinden, TMK m.174 ve m.175 talepleri dava tarihine kadarki olgulara göre değerlendirilirTMK m.174-175
Mal rejimiMal rejimi DAVA TARİHİNDEN geçerli olmak üzere sona erer; sonraki edinimler tasfiyeye girmezTMK m.225/2
Zina ve pay azaltmaZina nedeniyle boşanmada hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki payını azaltabilir veya kaldırabilirTMK m.236/2
Çocuk bakımındanVelayet ve kişisel ilişkide çocuğun üstün yararı esastır; yargılama sırasındaki gelişmeler de göz önünde tutulurYargıtay
Tedbir nafakasıKesinleşmeye kadar devam ederTMK m.169
Tablo 4 — Sık sorulan yan durumlar
SoruCevapDayanak
Ayrı yaşamak yükümlülüğü kaldırır mı?HAYIR — evlilik birliği kesinleşmeye kadar devam ederTMK m.185/3
Yeni ilişki suç mudur?Zina ceza kanununda SUÇ DEĞİLDİR; hukuki sonuçları aile hukuku alanındadırTCK · TMK m.161
Yeniden evlenilebilir mi?Boşanma hükmü KESİNLEŞMEDEN yeniden evlenilemezTMK · nüfus mevzuatı
Kadın için bekleme süresiEvliliğin sona ermesinden itibaren üç yüz gün geçmedikçe kadın yeniden evlenemez; doğurmakla süre biter, hâkim gebe olmadığının anlaşılması hâlinde süreyi kaldırırTMK m.132
Doğan çocuğun soybağıEvlilik devam ederken veya sona ermesinden başlayarak üç yüz gün içinde doğan çocuğun babası KOCADIRTMK m.285
Soybağının reddiKoca, soybağının reddi davası açabilir; süreler ve usul ayrıca değerlendirilirTMK m.286 vd.
Delil sınırıHukuka aykırı yolla elde edilen deliller kullanılamazHMK m.189/2
ÖneriDava sürerken yeni ilişkiden kaçınmak, hem kusur hem de yeni dava riski bakımından korunmanızı sağlar
Görevli mahkemeAİLE MAHKEMESİ4787 s.K.

🗺️ Aile ve Boşanma Hukuku Konu Haritası

Sürecin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

💔 Boşanma Davası

💰 Nafaka

👶 Velayet ve Çocuk

🏠 Mal Rejimi ve Paylaşım

🛡️ Şiddet ve Koruma (6284)

💍 Evlilik ve Statü

📚 Genel çerçeve için Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

⚖️ Güncel not: Anayasa Mahkemesi 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla TMK m.175/1’deki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmiştir; iptal, Resmî Gazete yayımından dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir. Geçiş döneminde mevcut nafaka kararları ve ödeme yükümlülüğü devam eder. Ayrıntı: AYM süresiz nafaka kararı (2026).

Boşanmada Yargılamanın Altı Özel Kuralı — TMK m.184

Dava sürerken yaşanan sadakat ihlalinin dosyaya nasıl gireceği, boşanma yargılamasının kendine özgü usulüne bağlıdır. TMK m.184, boşanma yargılamasının genel usul hükümlerine tâbi olduğunu söyler ama altı istisna sayar ve bu istisnalar sadakat tartışmasının seyrini doğrudan belirler.

Birinci kural ispatın eşiğini yükseltir: hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz. İkinci kural bir delil türünü tamamen kapatır: hâkim, bu olgular hakkında gerek re’sen gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez. Yani “yemin etsin” talebi boşanma sebebi olgular bakımından sonuç doğurmaz.

Üçüncü kural, uygulamada en çok yanılgıya yol açan hükümdür: tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hâkimi bağlamaz. Karşı taraf “evet, dava sürerken başka biriyle birlikteyim” dese bile hâkim bununla bağlı değildir; olgunun ayrıca ispatı aranır. Dördüncü kural bunu tamamlar: hâkim, kanıtları serbestçe takdir eder.

Beşinci kural malî tarafı bağlar: boşanma veya ayrılığın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz. Taraflar aralarında nafaka ve tazminat konusunda anlaşsa dahi, onay olmadan bu anlaşma hüküm doğurmaz. Altıncı kural ise mahremiyeti korur: hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir.

KuralSadakat tartışmasındaki karşılığı
Vicdani kanaat aranırŞüphe düzeyinde iddia yeterli değil
Yemin önerilemez“Yemin etsin” talebi sonuç doğurmaz
İkrar bağlamazKarşı tarafın kabulü tek başına yetmez
Deliller serbestçe takdir edilirTanık, mesaj ve kayıtlar bütün olarak değerlendirilir
Fer’î sonuç anlaşmaları onaya tâbiNafaka/tazminat protokolü onaysız geçersiz
Gizli duruşma istenebilirÖzel hayata ilişkin delillerde talep edilebilir

İspat aracının seçimi bu nedenle kritiktir; ayrıntı için boşanma davasında ispat yükü ve tanık beyanının değeri yazımıza ve boşanma davasında yemin delili yazımıza bakabilirsiniz.

Ayrı Yaşamak Sadakati Kaldırmaz — TMK m.197

“Zaten ayrı yaşıyoruz, artık sadakat yükümlülüğü yok” düşüncesi yaygındır ama kanunun kurduğu yapıya uymaz. Ayrı yaşama, evlilik birliğini sona erdiren değil, birlikte yaşama borcunu askıya alan bir kurumdur ve kendi maddesi vardır.

TMK m.197’nin birinci fıkrasına göre eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. İkinci fıkra hâkime önlem yetkisi verir: birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır. Üçüncü fıkra, diğer eşin haklı sebep olmaksızın birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hâle gelmesi hâlinde de aynı istemlerde bulunulabileceğini söyler. Dördüncü fıkra ise ergin olmayan çocuklar bakımından gerekli önlemleri hâkime bırakır.

Dikkat edilirse madde, yalnızca birlikte yaşama borcuna ara verilmesini düzenler. TMK m.185/3’te sayılan üç borçtan diğer ikisi — sadakat ve yardım — bu ara verme kapsamında değildir. Ayrı yaşamanın haklı olması, sadakat yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; yalnızca aynı konutta oturma zorunluluğunu askıya alır.

YükümlülükAyrı yaşama hâlinde
Birlikte yaşamaAskıya alınır (m.197/1)
SadakatDevam eder
YardımDevam eder; parasal katkı hükme bağlanabilir (m.197/2)
Çocuklarla ilişkiHâkim gerekli önlemleri alır (m.197/4)

Haklı sebep olmaksızın evi terk eden eş bakımından ise ayrı bir boşanma sebebi gündeme gelir; bu ayrım için terk nedeniyle boşanma yazımızı inceleyebilirsiniz.

Dava Sürerken Zina Öğrenilirse: Altı Ay / Beş Yıl ve Af — TMK m.161

Dava devam ederken sadakat ihlali öğrenildiğinde iki ayrı yol vardır ve bunların süre rejimi farklıdır. Olay, mevcut davada kusur olgusu olarak ileri sürülebileceği gibi, ayrı bir zina sebebine de dayanak yapılabilir. İkincisi seçilirse maddenin kendi hak düşürücü süreleri devreye girer.

TMK m.161’e göre eşlerden biri zina ederse diğer eş boşanma davası açabilir. Ancak davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Maddenin son cümlesi ayrıca bir engel koyar: affeden tarafın dava hakkı yoktur. Aynı af kuralı, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranışı düzenleyen TMK m.162 bakımından da geçerlidir.

Bunun pratik sonucu şudur: dava sürerken öğrenilen bir zina olgusunu zina sebebine dayandırmak isteyen eş, altı aylık süreyi ıslah veya karşı dava yoluyla korumak zorundadır. Süre geçirilirse olgu, zina sebebi olarak ileri sürülemez; yalnızca evlilik birliğinin sarsılması çerçevesinde kusur değerlendirmesine girebilir. Af iddiası da ayrıca değerlendirilir; birlikte yaşamaya devam etme gibi davranışlar af olarak yorumlanabilir.

 Kusur olgusu olarakZina sebebi olarak
DayanakTMK m.166 çerçevesindeTMK m.161
SüreÖzel hak düşürücü süre yok6 ay / 5 yıl
AfKusur değerlendirmesinde dikkate alınırDava hakkını düşürür
Nasıl eklenirBeyan ve delilleIslah veya karşı dava

Sürelerin somut olayda nereye düştüğü için zina davasında hak düşürücü süreler yazımıza, m.162’deki paralel rejim için hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış yazımıza bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Dava açılınca sadakat yükümlülüğü sona erer mi?

Hayır. Evlilik birliği boşanma kararı kesinleşinceye kadar hukuken devam eder ve TMK 185/3’teki yükümlülük de sürer. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2015/1895 E., 2015/15882 K. sayılı kararında da sadakat yükümlülüğünün ortadan kalkmadığı belirtilmiştir.

Dava sonrası ihlal o davada kusur sayılır mı?

Sayılmaz. Aynı kararda “her dava açıldığı tarihteki şartlara tabidir; davadan sonra oluşan vakıalar görülmekte olan boşanma davasında hükme esas alınamaz” denilmiştir. Ancak yeni bir dava konusu yapılıp birleştirilebilir.

Bu iki cevap çelişmiyor mu?

Çelişmez; farklı düzlemlere aittir. Birincisi maddi hukuk meselesidir (yükümlülük sürer), ikincisi usul hukuku meselesidir (boşanma yargılamasında uygulanacak usul emredicidir ve ön inceleme sonrası yeni vakıaya dayanılamaz).

Islah yoluyla ekleyebilir miyim?

Ekleyemezsiniz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 03.02.2021 tarihli 2020/6051 E., 2021/1004 K. sayılı kararında, dava açıldıktan sonra gerçekleşen vakıaların ıslah yoluyla davaya eklenemeyeceğine oy çokluğuyla karar verilmiştir.

Sadakat ne zaman sona erer?

Boşanma hükmünün kesinleşmesiyle. Hukuk Genel Kurulu’nun 15.03.2023 tarihli 2021/848 E., 2023/213 K. sayılı kararında da kesinleşmeyle evlilik birliğinin ve sadakat yükümlülüğünün sona erdiği belirtilmiştir.

Ayrı yaşıyoruz, yine de geçerli mi?

Evet. Fiilî ayrılık evliliği sona erdirmez; yükümlülük kesinleşmeye kadar sürer. Ayrı yaşamanın haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığı kusur değerlendirmesinde ayrıca ele alınır.

Dava sürerken yeni ilişki kurmanın riski ne?

İki yönlü: karşı taraf bunu yeni bir davaya konu edip birleştirilmesini isteyebilir, ayrıca mevcut dava reddedilirse evlilik devam eder ve bu dönemdeki davranışlar sonraki davada kusur sayılabilir.

Dava reddedilirse ne olur?

Evlilik devam eder. TMK 166’nın son fıkrasına göre, red kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesi ve ortak hayatın yeniden kurulamaması hâlinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve istem üzerine boşanmaya karar verilir.

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

Dosyanız için değerlendirme

Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim.

İletişime Geçin

Dosyanızın usul yönünü birlikte gözden geçirelim

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Bu içerik Aile ve Boşanma Hukuku alanındadır.

Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi  ·  Bu alandaki tüm rehberler  ·  Tüm hukuk dalları

Post by Av. Fatma Öztürk