Fon Yatırımcısı Vefat Etti: Mirasçıların Hakları 2026 (TMK m.599, 610, 640): Tereke Adına Dava, Zamanaşımı, Mirasın Reddi ve Resmî Defter — Dava Dilekçesi Örneğiyle
21 Eylül 2026

Fon Yatırımcısı Vefat Etti: Mirasçıların Hakları 2026 (TMK m.599, 610, 640): Tereke Adına Dava, Zamanaşımı, Mirasın Reddi ve Resmî Defter — Dava Dilekçesi Örneğiyle

Tasfiye süreci uzarken yatırımcının vefat etmesi, mirasçıları birbirine bağlı sorularla karşı karşıya bırakır: fon payları ve tazminat alacağı kime geçer, mirasçılardan biri tek başına dava açabilir mi, kredi borcundan sorumlu olunur mu, zamanaşımı bekler mi? TMK m.599 uyarınca haklar da borçlar da ölümle mirasçılara geçer; zamanaşımı ise durmaz. Mirasçının en büyük ikilemi, zamanaşımını kesmek için dava açarsa ret hakkını kaybedip kaybetmeyeceğidir. Kanun bu soruyu m.610’un son cümlesiyle açıkça çözer: zamanaşımını kesmek için açılan dava ret hakkını ortadan kaldırmaz.

Yatırımcı vefat etti, süreler işliyor

Ret için üç ay, resmî defter için bir ay. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Kısaca: Dava açmak ret hakkını düşürmez

Fon payları ve fon alacakları ölümle mirasçılara geçer. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.599/1, mirasçıların mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak kanun gereğince kazandıklarını; ayni haklarını, alacaklarını ve diğer malvarlığı haklarını doğrudan doğruya kazandıklarını ve borçlarından kişisel olarak sorumlu olduklarını düzenler.

Zamanaşımını kesmek için açılan dava mirası kabul sayılmaz. m.610’un son cümlesi, zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılmasının ve cebrî icra takibi yapılmasının ret hakkını ortadan kaldırmayacağını belirtir.

Mirasçılar birlikte hareket eder, ama her biri hakları koruyabilir. m.640, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olduklarını; bununla birlikte her birinin terekedeki hakların korunmasını isteyebileceğini ve sağlanan korumadan hepsinin yararlanacağını düzenler.

Yatırımcı Öldüğünde Fon Dosyası Ne Olur?

Tasfiye süreçleri uzun sürer; bu sürede yatırımcının vefat etmesi, uygulamada sık karşılaşılan bir durumdur. Bu anda mirasçıların önünde birbiriyle bağlantılı birkaç soru belirir.

Fon payları ve fon zararından doğan tazminat alacağı kime geçer? Mirasçılardan biri tek başına dava açabilir mi? Yatırımcı kredi kullanarak fona yatırım yapmışsa mirasçılar bu kredi borcundan sorumlu mudur? Açılmış bir dava ne olur? Zamanaşımı işlemeye devam eder mi?

Bu soruların cevapları miras hukuku ile fon hukukunun kesiştiği noktadadır ve yanlış bir adım, mirasın reddi hakkının kaybı gibi geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilir.

Bu yazı, fon yatırımcısının ölümü hâlinde mirasçıların haklarını, yükümlülüklerini ve izlemeleri gereken sırayı ele alır.

Mirasçılık belgesi başta olmak üzere çekişmesiz yargı işleri çekişmesiz yargı yazımızda ele alındı.

Yatırım tavsiyesi değildir. Bu yazı hiçbir fonun alınması, satılması veya elde tutulması yönünde öneri içermez ve somut bir dosya hakkında hukuki görüş niteliği taşımaz. Mirasın kabulü veya reddi kararı, terekenin tamamı değerlendirilerek ve süreler gözetilerek verilmelidir.

Mirasın Açılması ve Külli Halefiyet: m.575 ve m.599

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.575/1, mirasın mirasbırakanın ölümüyle açıldığını düzenler.

m.599/1, mirasçıların mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak kanun gereğince kazandıklarını belirtir.

m.599/2, kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçıların mirasbırakanın ayni haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazandıklarını ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olduklarını düzenler.

Bu hüküm külli halefiyet ilkesini ifade eder ve fon dosyası bakımından iki yönlü sonuç doğurur.

Birincisi, yatırımcının bütün hakları mirasçılara geçer: fon payları, tasfiyeden doğan alacaklar ve kuruluşlara karşı tazminat talepleri.

İkincisi, yatırımcının borçları da mirasçılara geçer: fona yatırım için kullanılan kredi başta olmak üzere bütün borçlar.

Bu geçiş için mirasçıların ayrıca bir işlem yapması gerekmez; kanun gereğince ve ölüm anında gerçekleşir.

Fon dosyasında mirasçılara geçen haklar ve borçlar

UnsurNiteliğiDayanak
Fon katılma paylarıMalvarlığı hakkı; mirasçılara geçerm.599/2
Tasfiyeden doğan ödeme alacağıAlacak; mirasçılara geçerm.599/2
Kuruluşlara karşı tazminat alacağıAlacak; mirasçılara geçerm.599/2
Açılmış davadaki taraf sıfatıMirasçılar davayı sürdürürHMK m.55
Fona yatırım için kullanılan krediBorç; mirasçılar kişisel olarak sorumlum.599/2, m.641
Ceza davasındaki katılan sıfatıHükümsüz kalır; mirasçılar yeniden katılabilirCMK m.243/1

Mirasçılık Belgesi: m.598

Mirasçıların kuruluşlara karşı hak ileri sürebilmesi için mirasçılık sıfatlarını belgelemeleri gerekir.

4721 sayılı Kanun m.598/1, başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verileceğini düzenler.

Noterliklerin bu belgeyi düzenleme yetkisi, 31/3/2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanunun 19. maddesiyle fıkraya eklenmiştir.

m.598/2, atanmış mirasçılar ve vasiyet alacaklıları bakımından belgenin sulh mahkemesince, bir aylık itiraz süresinden sonra verileceğini belirtir.

m.598/3, mirasçılık belgesinin geçersizliğinin her zaman ileri sürülebileceğini düzenler.

Bu son fıkra, belgenin kesin hüküm niteliği taşımadığını gösterir. Belgede eksik veya hatalı mirasçı gösterilmişse, bu durum sonradan her zaman tartışılabilir.

Mirasçılık belgesinin alınması tek başına mirasın kabulü anlamına gelmez; belge, mirasçılık sıfatının tespitine yöneliktir. Mirası kabul veya ret kararı ayrıca ve süresi içinde verilmelidir.

Miras Ortaklığı ve Elbirliği: m.640 ve m.701-702

Birden fazla mirasçı varsa fon payları ve fon alacakları üzerinde her mirasçının ayrı bir payı bulunmaz.

4721 sayılı Kanun m.640/1, birden çok mirasçı bulunması hâlinde mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geldiğini düzenler.

m.640/2, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olduklarını ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ettiklerini belirtir.

Elbirliği mülkiyetinin niteliği bakımından m.701/2, elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş paylarının olmadığını ve her birinin hakkının ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğunu düzenler.

m.702/2, kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça gerek yönetim gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerektiğini belirtir.

Bu kuralın fon dosyasındaki anlamı şudur: mirasçılık belgesinde bir mirasçının payı dörtte bir olarak gösterilmiş olsa bile, bu mirasçı paylaşmadan önce fon alacağının dörtte birini tek başına tahsil edemez veya bu kısım için tek başına sulh olamaz. Hak, paylaşmaya kadar bütün mirasçılara birlikte aittir.

Bu kuralın iki istisnası vardır ve ikisi de fon dosyalarında hayati önemdedir.

Birincisi temsilcidir. m.640/3, mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesinin miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabileceğini düzenler.

İkincisi korumadır. Aynı fıkra, mirasçılardan her birinin terekedeki hakların korunmasını isteyebileceğini ve sağlanan korumadan mirasçıların hepsinin yararlanacağını belirtir. m.702/4 de aynı yönde, ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceğini ve bu korumadan bütün ortakların yararlanacağını düzenler.

Mirasçılardan biri tek başına ne yapabilir?

İşlemTek başınaDayanak
Fon alacağını tahsil etmekHayır; birlikte veya temsilci aracılığıylam.640/2, m.702/2
Kuruluşla sulh olmak veya ibra etmekHayırm.640/2
Zamanaşımını kesmek için dava açmakEvet; devamı için olur veya temsilcim.640/3; YİBK 1982/3-2
Delil tespiti veya ihtiyati tedbir istemekEvet; koruma niteliğindem.640/3, m.702/4
Temsilci atanmasını istemekEvetm.640/3
Paylaşma istemekEvet; her zamanm.642/1

Dava Açma: Tek Mirasçı ve İçtihadı Birleştirme Kararı

Elbirliği ilkesinin usul hukukundaki karşılığı, mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığıdır. Kural olarak tereke adına dava bütün mirasçılar tarafından birlikte açılmalıdır.

Ancak bu kural uygulamada yumuşatılmıştır. Yargıtay’ın 11/10/1982 tarihli ve 1982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına dayanan yerleşik uygulamaya göre mirasçılardan biri tereke adına tek başına dava açabilir. Davanın sürdürülebilmesi için ise diğer mirasçıların muvafakatinin alınması veya m.640 uyarınca terekeye atanacak temsilci aracılığıyla davanın takip edilmesi gerekir.

Uygulamada mahkeme, muvafakat sağlanamazsa davacı mirasçıya temsilci atanması için sulh hukuk mahkemesine başvurmak üzere süre verir.

Bu uygulama fon mirasçıları bakımından önemli bir güvence sağlar. Mirasçılar arasında anlaşmazlık varsa veya bazı mirasçılara ulaşılamıyorsa, dava açmak için bütün mirasçıların bir araya gelmesi beklenmez.

Davanın başka mirasçılara ulaşılamadan açılması, özellikle zamanaşımının dolmak üzere olduğu dosyalarda belirleyicidir.

Dava şartları ve taraf ehliyeti dava şartları ve ilk itirazlar yazımızda ele alındı.

Yatırımcı Dava Sırasında Ölürse: HMK m.55

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.55/1, taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar davanın erteleneceğini düzenler.

Bu erteleme mirasçıları korur: mirasçılar, mirası kabul veya ret kararını vermeden davanın tarafı hâline getirilmez.

Aynı fıkra bir istisna öngörür: hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.

Fon davalarında bu imkân, örneğin bilirkişi incelemesinin veya delil toplanmasının gecikmesinin sakıncalı olduğu hâllerde değerlendirilebilir.

Ret süresi geçip mirasçılar mirası kabul etmiş sayıldıklarında dava mirasçılarla devam eder. Bu aşamada da yukarıda açıklanan elbirliği kuralı geçerlidir.

Ceza davası bakımından ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.243/1, katılanın ölmesi hâlinde katılmanın hükümsüz kalacağını ve mirasçıların katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabileceklerini düzenler. Bu konu sermaye piyasası suçlarında katılan ve mağdur hakları yazımızda ele alındı.

Yargılamanın ertelenmesi yargılama ilkeleri ve yargılamanın ertelenmesi yazımızda ele alındı.

Zamanaşımı Ölümle Durmaz

Mirasçıların en sık düştüğü yanılgı, yas sürecinde ve mirasçılık işlemleri tamamlanırken zamanaşımının beklediğini düşünmektir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.153, zamanaşımının işlemeye başlamadığı veya durduğu hâlleri sayar. Bu sayım arasında mirasın açılması veya mirasçılık işlemlerinin sürmesi yer almaz.

Dolayısıyla yatırımcının sağlığında işlemeye başlamış olan zamanaşımı, ölümden sonra da işlemeye devam eder.

Fon dosyalarında zamanaşımı süreleri bazı taleplerde kısadır. Örneğin kamuyu aydınlatma belgelerinden doğan sorumlulukta öngörülen süre, genel sürelerle karşılaştırıldığında belirgin biçimde kısadır.

Zamanaşımı rejimi fon zararında zamanaşımı yazımızda ele alındı.

Bu noktada mirasçının karşılaştığı ikilem şudur: zamanaşımını kesmek için dava açarsa, bu davranış mirası kabul olarak yorumlanıp ret hakkını kaybettirir mi?

Kanun bu soruya açık cevap verir. 4721 sayılı Kanun m.610’un son cümlesi, zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılmasının ve cebrî icra takibi yapılmasının ret hakkını ortadan kaldırmayacağını düzenler.

Bu hüküm fon mirasçısı için belirleyicidir: mirasçı, mirası kabul edip etmeyeceğine henüz karar vermemişken zamanaşımını kesmek amacıyla dava açabilir ve ret hakkını korur.

Bu korumadan yararlanmak için dava dilekçesinde davanın zamanaşımını kesmek amacıyla açıldığının ve mirasçının ret hakkının saklı tutulduğunun açıkça belirtilmesi yerinde olur.

Borçlar ve Mirasın Reddi: m.605-610

Fon dosyalarında mirasın reddi sorusu özellikle yatırımcının kredi kullanarak yatırım yaptığı hâllerde gündeme gelir. Fon payları tasfiyede değer kaybetmiş, kredi borcu ise olduğu gibi kalmış olabilir.

Sorumluluk bakımından 4721 sayılı Kanun m.641/1, mirasçıların tereke borçlarından müteselsilen sorumlu olduklarını düzenler.

Bu sorumluluk m.599/2 uyarınca kişiseldir: mirasçı, terekeden kendisine geçen değerlerle sınırlı olmaksızın kendi malvarlığıyla da sorumlu olur.

Kredi ile yapılan fon yatırımları kredi çekip fona yatırdım yazımızda ele alındı.

Ret hakkı bakımından m.605/1, yasal ve atanmış mirasçıların mirası reddedebileceklerini düzenler.

m.605/2 önemli bir karine öngörür: ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılır.

Fon dosyalarında bu karinenin uygulanması güçtür. Fon paylarının tasfiye değeri ve tazminat alacağının akıbeti ölüm tarihinde belirsiz olduğundan, terekenin borca batık olup olmadığı “açıkça belli” olmayabilir. Bu nedenle mirasçılar hükmen ret karinesine güvenmek yerine süresi içinde açık ret beyanında bulunmayı veya resmî defter yolunu değerlendirmelidir.

Süre bakımından m.606/1, mirasın üç ay içinde reddolunabileceğini düzenler.

Aynı fıkra sürenin başlangıcını gösterir: yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarih.

Şekil bakımından m.609/1, mirasın reddinin mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılacağını ve reddin kayıtsız ve şartsız olması gerektiğini düzenler.

Ret hakkının düşmesi bakımından m.610/1, yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçının mirası kayıtsız şartsız kazanmış olacağını belirtir.

m.610/2, ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçının mirası reddedemeyeceğini düzenler.

Bu fıkra fon mirasçısı için bir tuzak içerir. Ret süresi içinde tasfiye ödemesini tahsil etmek, fon paylarını satmak veya kuruluşla uzlaşmak, olağan yönetimi aşan işlem olarak değerlendirilebilir ve ret hakkını düşürebilir.

Ret süresi içinde mirasçının davranışları

DavranışRet hakkına etkisiDayanak
Mirasçılık belgesi almakKabul anlamına gelmezm.598 belgenin niteliği
Zamanaşımını kesmek için dava açmakRet hakkını kaldırmazm.610 son cümle
Zamanaşımını kesmek için icra takibi yapmakRet hakkını kaldırmazm.610 son cümle
Kayıtlar için bilgi istemek, delil tespiti istemekKoruma niteliğinde; olağan yönetimm.610/2
Tasfiye ödemesini tahsil edip kullanmakKabul olarak değerlendirilebilirm.610/2
Fon paylarını satmak veya devretmekKabul olarak değerlendirilebilirm.610/2
Kuruluşla sulh veya ibraKabul olarak değerlendirilebilirm.610/2

Resmî Defter: m.619-629

Terekenin aktif ve pasifleri belirsizse, mirası doğrudan kabul veya ret yerine üçüncü bir yol vardır.

4721 sayılı Kanun m.619/1, mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçının terekenin resmî defterinin tutulmasını isteyebileceğini düzenler.

m.619/2, defter tutmanın mirasın reddine ilişkin usule uyulmak suretiyle bir ay içinde sulh hâkiminden isteneceğini belirtir.

Bu süre dikkat gerektirir: ret için üç ay, resmî defter için bir ay öngörülmüştür ve süreler aynı tarihten işler.

m.619/3, mirasçılardan birinin defter tutma isteminin diğerleri hakkında da etkili olacağını düzenler.

Usul bakımından m.620/1, resmî defterin sulh mahkemesi tarafından düzenleneceğini ve bu deftere terekeye ait aktif ve pasiflerin takdir edilen değerleriyle yazılacağını belirtir.

Aynı fıkra bilgi yükümlülüğü öngörür: mirasbırakanın mali durumu hakkında bilgi sahibi olan herkes sulh mahkemesi tarafından istenilen bilgiyi vermekle yükümlüdür. Bu hüküm, fon kuruluşlarından payların ve alacakların durumuna ilişkin bilgi alınmasını sağlar.

Sonuç bakımından m.628/1, resmî deftere göre kabul edilen mirasın mirasçıya sadece deftere yazılmış borçlarla geçeceğini düzenler.

m.629, alacaklarını süresi içinde yazdırmayan alacaklılara karşı mirasçının kendi kişisel mallarıyla sorumlu olmadığını düzenler.

Resmî defter, fon zararının ve kredi borcunun birlikte bulunduğu terekelerde dengeli bir çözüm sağlar: mirasçı, borçların kapsamını öğrenmeden karar vermek zorunda kalmaz.

Ayrıca m.632/1, her mirasçının mirası ret veya resmî deftere göre kabul edeceği yerde terekenin resmî tasfiyesini isteyebileceğini düzenler.

Mirasçının seçenekleri

SeçenekSüreSonuçDayanak
Hiçbir şey yapmamakÜç ay sonunda kayıtsız şartsız kabul; borçlardan kişisel sorumlulukm.610/1
Açık retÜç ayNe haklar ne borçlar geçerm.605/1, m.606
Hükmen retSüreye bağlı değilÖdemeden aciz açıkça belli veya resmen tespit edilmişsem.605/2
Resmî defterBir ayDeftere göre kabulde yalnız yazılı borçlardan sorumlulukm.619, m.628
Resmî tasfiyeRet veya defter yerineTereke tasfiye edilirm.632

Kuruluşla İlişki: Vekâletin Sona Ermesi ve Hesap Verme

Yatırımcı ile katılma payı satışına aracılık eden kuruluş arasındaki ilişkiye vekâlet hükümleri uygulandığı ölçüde, ölümün bu ilişkiye etkisi de değerlendirilmelidir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.513/1, sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşmenin vekilin veya vekâlet verenin ölümü ile kendiliğinden sona ereceğini düzenler.

Aynı madde bir koruma öngörür: vekâletin sona ermesi vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa, vekâlet veren veya mirasçısı ya da temsilcisi işleri kendi başına görebilecek duruma gelinceye kadar vekilin işleri görmeye devam etmesi gerekir.

m.514, vekilin sözleşmenin sona erdiğini öğrenmeden önce yaptığı işlerden vekâlet verenin veya mirasçılarının sözleşme devam ediyormuş gibi sorumlu olduğunu belirtir.

Bu hükümler iki pratik sonuç doğurur.

Birincisi, ölümün kuruluşa bildirilmesi gerekir. Bildirimden önce verilmiş talimatlar ve yapılmış işlemler mirasçıları bağlayabilir.

İkincisi, mirasçılar külli halefiyet yoluyla mirasbırakanın sözleşmeden doğan haklarına da sahiptir. Vekâlet ilişkisinde hesap verme hakkı bu kapsamdadır ve mirasçılar, mirasçılık belgesiyle kuruluştan hesap ve işlem dökümü isteyebilir.

Hesap verme yükümlülüğü portföy yönetiminde vekâlet hükümleri yazımızda ele alındı.

Tasfiye ödemesinin yapılması bakımından ise elbirliği kuralı geçerlidir: ödeme kural olarak bütün mirasçılara birlikte veya miras ortaklığı temsilcisine yapılır. Mirasçılardan birinin tek başına tahsil talebi, diğerlerinin muvafakati olmadıkça bu kurala aykırıdır.

Paylaşma ve Paylaşmadan Sonra Sorumluluk: m.642 ve m.681

4721 sayılı Kanun m.642/1, mirasçılardan her birinin sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebileceğini düzenler.

m.642/2, her mirasçının terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini sulh mahkemesinden isteyebileceğini belirtir.

Fon payları adet olarak bölünebilir nitelikte olduğundan paylaşmada aynen bölüşüm mümkündür. Tazminat alacağı ise paylaşma sözleşmesiyle mirasçılardan birine veya birkaçına bırakılabilir.

Paylaşmadan sonra sorumluluk bakımından m.681/1, mirasçıların, bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından açık veya örtülü olarak rıza gösterilmemiş tereke borçlarından paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumlu olduklarını düzenler.

m.681/2, paylaşmanın gerçekleştiği tarihin veya daha sonra yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle teselsülün sona ereceğini belirtir.

İç ilişki bakımından m.682, paylaşma sözleşmesinde ödenmesi kendisine yükletilmemiş bir tereke borcunu veya üzerine aldığı miktardan fazlasını ödeyen mirasçının diğer mirasçılara rücu edebileceğini ve aksi kararlaştırılmadıkça her mirasçının terekedeki borçları miras payı oranında ödemekle yükümlü olduğunu düzenler.

Yetkili Mahkemeler: m.576

4721 sayılı Kanun m.576/1, mirasın malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılacağını düzenler.

m.576/2, mirasbırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ve miras sebebiyle istihkak davalarının bu yerleşim yeri mahkemesinde görüleceğini belirtir.

Bu hüküm miras hukukuna özgü davalara ilişkindir. Mirasçıların kuruluşlara karşı açacakları fon tazminat davası ise miras davası değil, tereke alacağına ilişkin bir davadır ve genel yetki kurallarına tabidir.

Ret beyanı, resmî defter ve temsilci atanması gibi işler ise sulh mahkemesinin görevindedir.

İşe göre mercii

İşMerciiDayanak
Mirasçılık belgesiSulh mahkemesi veya noterm.598/1
Mirasın reddiSulh mahkemesim.609/1
Resmî defterSulh mahkemesim.619, m.620
Miras ortaklığına temsilciSulh mahkemesim.640/3
PaylaşmaSulh mahkemesim.642/2
Kuruluşa karşı tazminat davasıGörevli mahkeme; genel yetki kurallarıHMK m.6, m.14

Fon Mirasçısı İçin İşlem Sırası

Ölüm tarihinden itibaren izlenecek sıra

SıraİşlemSüre veya dikkatDayanak
1Ölümün kuruluşlara bildirilmesiBildirimden önceki işlemler mirasçıları bağlayabilirTBK m.514
2Mirasçılık belgesi alınmasıKabul anlamına gelmezTMK m.598
3Hesap ve işlem dökümünün istenmesiTerekenin durumunu gösterirTMK m.599, TBK m.508
4Borçların tespiti; gerekirse resmî defterBir ayTMK m.619
5Kabul veya ret kararıÜç ayTMK m.606
6Zamanaşımı yakınsa ret hakkı saklı tutularak davaRet hakkını düşürmezTMK m.610 son cümle
7Mirasçılar anlaşamıyorsa temsilciPaylaşmaya kadarTMK m.640/3
8PaylaşmaHer zaman istenebilirTMK m.642

Dördüncü ve beşinci satırlar arasındaki süre farkı gözden kaçırılmamalıdır: resmî defter için bir ay, ret için üç ay öngörülmüştür.

Altıncı satır ise yukarıda açıklanan ikilemin çözümüdür.

Mirasçılardan Birinin Açtığı Dava Dilekçesi Örneği

Aşağıdaki metin, zamanaşımı yaklaşırken mirasçılardan birinin tereke adına ve ret hakkı saklı kalmak üzere açacağı dava için hazırlanmış çerçevedir.

[ ] ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE

DAVACI: [Ad Soyad] — [TC Kimlik No] — Müteveffa [Ad Soyad] mirasçısı sıfatıyla ve terekesi adına

VEKİLİ: Av. [Ad Soyad]

DAVALI: [Katılma payı satışına aracılık eden kuruluş]

KONU: Tereke adına, zamanaşımının kesilmesi amacıyla açılan tazminat istemli kısmi davamızdır.

DAVA DEĞERİ: [tutar] TL (fazlaya ilişkin haklar saklıdır)

AÇIKLAMALAR

1. Müvekkilin [yakınlık derecesi] [Ad Soyad] [tarih] tarihinde vefat etmiştir. Mirasbırakan sağlığında davalı kuruluş aracılığıyla [fon adı ve kodu] unvanlı fonun katılma paylarını [tutar] TL bedelle edinmiştir. Mirasçılık belgesi ve hesap ekstresi ektedir.

2. [Somut olaylar ve davalının yükümlülüğe aykırı davranışları, tarih ve belgeyle.]

3. Talep bakımından işleyen zamanaşımı süresi [tarih] tarihinde dolacaktır. Mirasçıların tamamına bu tarihten önce ulaşılması ve ortak hareket edilmesi mümkün olmadığından dava müvekkil tarafından tereke adına açılmaktadır. Dava öncesinde [tarih] tarihinde arabulucuya başvurulmuş, anlaşma sağlanamamıştır. Son tutanak ektedir.

Mirasçıların halefiyeti — Türk Medeni Kanunu m.599

Anılan maddenin ikinci fıkrası, mirasçıların mirasbırakanın alacaklarını ve diğer malvarlığı haklarını doğrudan doğruya kazandıklarını öngörmektedir. Mirasbırakanın davalıya karşı tazminat alacağı ölümle birlikte mirasçılara geçmiştir.

Tek mirasçının dava açma yetkisi — Türk Medeni Kanunu m.640

Anılan maddenin üçüncü fıkrası mirasçılardan her birinin terekedeki hakların korunmasını isteyebileceğini ve sağlanan korumadan mirasçıların hepsinin yararlanacağını öngörmektedir. Yargıtay’ın 11/10/1982 tarihli ve 1982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına dayanan uygulama uyarınca mirasçılardan biri tereke adına dava açabilir. Diğer mirasçıların muvafakatleri sunulacak, muvafakat sağlanamaması hâlinde aynı fıkra uyarınca miras ortaklığına temsilci atanması için sulh hukuk mahkemesine başvurulacaktır. Bu amaçla Sayın Mahkemenizce uygun süre verilmesini talep ederiz.

Ret hakkının saklılığı — Türk Medeni Kanunu m.610

Anılan maddenin son cümlesi, zamanaşımı sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılmasının ret hakkını ortadan kaldırmayacağını öngörmektedir. İşbu dava yalnızca zamanaşımının kesilmesi amacıyla açılmış olup müvekkilin ve diğer mirasçıların mirası ret hakları saklıdır.

Sorumluluk — Türk Borçlar Kanunu m.112

Anılan madde, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlunun kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının zararını gidermekle yükümlü olduğunu öngörmektedir. Davalı mirasbırakana karşı üstlendiği yükümlülükleri gereği gibi ifa etmemiştir.

HUKUKİ SEBEPLER: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.599, m.610, m.640; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.112; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.109; 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat.

DELİLLER: Mirasçılık belgesi; nüfus kayıt örneği; hesap ekstresi ve işlem dekontları; çerçeve sözleşme ve ekleri; diğer mirasçıların muvafakat beyanları; arabuluculuk son tutanağı; bilirkişi incelemesi; her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin haklar ve mirasçıların mirası ret hakları saklı kalmak kaydıyla, [tutar] TL tazminatın [tarih] tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle mirasbırakanın terekesine ödenmesine, diğer mirasçıların muvafakati veya temsilci atanması için süre verilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini vekâleten talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. [Ad Soyad] — [İmza]

Görevli mahkemenin belirlenmesinde mirasbırakanın tüketici niteliği ayrıca değerlendirilir. Bu konu fon yatırımcısı tüketici mi yazımızda ele alındı.

Sık Yapılan Hatalar

Birinci hata, zamanaşımının ölümle durduğunu sanmaktır. TBK m.153’teki durma sebepleri arasında mirasın açılması yer almaz.

İkinci hata, dava açmanın ret hakkını düşüreceği korkusuyla zamanaşımını kaçırmaktır. TMK m.610’un son cümlesi bu durumda ret hakkının korunduğunu açıkça düzenler.

Üçüncü hata, ret süresi içinde tasfiye ödemesini tahsil edip kullanmaktır. m.610/2 uyarınca bu davranış ret hakkını düşürebilir.

Dördüncü hata, resmî defter için bir aylık süreyi kaçırmaktır. m.619/2 bu süreyi ret süresinden kısa tutmuştur.

Beşinci hata, hükmen ret karinesine güvenmektir. m.605/2, ödemeden aczin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olmasını arar; fon değerinin belirsiz olduğu dosyalarda bu şart kolay gerçekleşmez.

Altıncı hata, mirasçılık belgesindeki payı tek başına tahsil edilebilir sanmaktır. m.640/2 ve m.702/2 uyarınca paylaşmaya kadar hak bütün mirasçılara birlikte aittir.

Yedinci hata, mirasçılar arasındaki anlaşmazlık nedeniyle hiç dava açmamaktır. Mirasçılardan biri tek başına dava açabilir; devam için muvafakat veya m.640/3 uyarınca temsilci yolu vardır.

Sekizinci hata, ölümü kuruluşa bildirmemektir. TBK m.514 uyarınca bildirimden önceki işlemler mirasçıları bağlayabilir.

Dokuzuncu hata, açık davada mirasçılık sürecini gözetmemektir. HMK m.55 dava için erteleme ve gerektiğinde kayyım imkânı tanır.

Onuncu hata, paylaşmayla birlikte tereke borçlarından sorumluluğun sona erdiğini sanmaktır. TMK m.681 uyarınca alacaklının rıza göstermediği borçlarda müteselsil sorumluluk paylaşmadan sonra beş yıl devam eder.

Boşanma ve fon: Değer kaybı, katılma alacağı ve değer artış payı boşanmada fon yatırımları yazımızda ele alındı.
Küçük veya kısıtlı mirasçı: Mirasçı çocuksa veya vesayet altındaysa fon payları üzerindeki işlemler, vasinin yatırım alanı ve vesayet izni çocuk ve vesayet altındaki kişi adına fon yatırımı yazımızda ele alındı.
Fon ortak hesaptaysa: Yalnızca vefat edenin payı terekeye girer; sağ kalan sahibin payı ve bankanın kime ödeyebileceği ortak hesaptaki fon: tasfiye ödemesi kime gider yazımızda ele alındı.
Mirasçılar için önemli: Manevi tazminat istemi mirasbırakan tarafından ileri sürülmemişse mirasçılara geçmez (TMK m.25); ayrıntılar fon zararında manevi tazminat yazımızda.
Vefat eden yakınınızın ayırt etme gücü yokken fon alınmışsa: Mirasçılar işlemin hükümsüzlüğünü ileri sürerek iade isteyebilir; ayrıntılar ayırt etme gücü olmayan yaşlıya fon satıldı yazımızda.

Sıkça Sorulan Sorular

Yatırımcı ölünce fon payları kime geçer?

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.599, mirasçıların mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak kanun gereğince kazandıklarını ve alacaklarını ve diğer malvarlığı haklarını doğrudan doğruya kazandıklarını düzenler. Fon payları ve fon alacakları mirasçılara geçer.

Mirasçılar yatırımcının borçlarından sorumlu mudur?

TMK m.599/2, mirasçıların mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olduklarını; m.641/1 ise tereke borçlarından müteselsilen sorumlu olduklarını düzenler. Mirası reddetmeyen mirasçı, fona yatırım için kullanılan krediden de sorumlu olur.

Mirasçılık belgesi nereden alınır?

TMK m.598/1, yasal mirasçılara sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verileceğini düzenler. Noterlerin yetkisi 6217 sayılı Kanunla eklenmiştir.

Mirasçılık belgesi almak mirası kabul etmek midir?

Mirasçılık belgesi mirasçılık sıfatının tespitine yöneliktir ve tek başına mirasın kabulü anlamına gelmez; TMK m.598/3 uyarınca belgenin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir.

Mirasçılardan biri fon alacağını tek başına tahsil edebilir mi?

Kural olarak hayır. TMK m.640/2, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olduklarını ve terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ettiklerini düzenler.

Mirasçılardan biri tek başına dava açabilir mi?

Yargıtay’ın 11/10/1982 tarihli ve 1982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına dayanan uygulamaya göre mirasçılardan biri tereke adına dava açabilir; davanın sürdürülmesi için diğer mirasçıların muvafakati veya TMK m.640 uyarınca atanacak temsilci gerekir.

Mirasçılar anlaşamazsa ne olur?

TMK m.640/3, mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesinin miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabileceğini düzenler.

Her mirasçı terekeyi koruyabilir mi?

Evet. TMK m.640/3, mirasçılardan her birinin terekedeki hakların korunmasını isteyebileceğini ve sağlanan korumadan mirasçıların hepsinin yararlanacağını düzenler.

Zamanaşımı yatırımcının ölümüyle durur mu?

Hayır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.153’te sayılan durma sebepleri arasında mirasın açılması yer almaz; işlemeye başlamış zamanaşımı ölümden sonra da işler.

Zamanaşımını kesmek için dava açmak ret hakkını düşürür mü?

Hayır. TMK m.610’un son cümlesi, zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılmasının ve cebrî icra takibi yapılmasının ret hakkını ortadan kaldırmayacağını düzenler.

Miras ne kadar sürede reddedilir?

TMK m.606/1, mirasın üç ay içinde reddolunabileceğini ve bu sürenin yasal mirasçılar için mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten işlemeye başlayacağını düzenler.

Mirasın reddi nasıl yapılır?

TMK m.609/1, mirasın reddinin sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılacağını ve reddin kayıtsız ve şartsız olması gerektiğini düzenler.

Hangi davranışlar ret hakkını düşürür?

TMK m.610/2, ret süresi sona ermeden tereke işlemlerine karışan, olağan yönetimi aşan işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçının mirası reddedemeyeceğini düzenler.

Tereke borca batıksa miras kendiliğinden reddedilmiş sayılır mı?

TMK m.605/2, ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse mirasın reddedilmiş sayılacağını düzenler. Fon değerinin belirsiz olduğu dosyalarda bu şartın gerçekleştiğini ispat etmek güç olabilir.

Resmî defter nedir ve ne zaman istenir?

TMK m.619, mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçının terekenin resmî defterinin tutulmasını bir ay içinde sulh hâkiminden isteyebileceğini düzenler; m.628 ise resmî deftere göre kabul edilen mirasın yalnız deftere yazılmış borçlarla geçeceğini belirtir.

Yatırımcı dava sırasında ölürse dava ne olur?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.55, taraflardan birinin ölümü hâlinde mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse kanuni süreler geçinceye kadar davanın erteleneceğini; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde davayı takip için kayyım atanabileceğini düzenler.

Ceza davasında katılan yatırımcı ölürse ne olur?

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.243/1, katılanın ölmesi hâlinde katılmanın hükümsüz kalacağını ve mirasçıların katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabileceklerini düzenler.

Kuruluşla yapılan sözleşme ölümle sona erer mi?

TBK m.513, sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça vekâlet sözleşmesinin vekâlet verenin ölümüyle kendiliğinden sona ereceğini düzenler; m.514 ise vekilin sona ermeyi öğrenmeden önce yaptığı işlerden mirasçıların sorumlu olduğunu belirtir.

Mirasçılar paylaşmayı ne zaman isteyebilir?

TMK m.642/1, mirasçılardan her birinin sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebileceğini düzenler.

Paylaşmadan sonra tereke borçlarından sorumluluk devam eder mi?

TMK m.681, alacaklının rıza göstermediği tereke borçlarından mirasçıların paylaşmadan sonra da müteselsilen sorumlu olduklarını ve bu teselsülün beş yıl sonra sona ereceğini düzenler.

İlgili Rehberler

Dava açmak ret hakkını düşürmez

Zamanaşımını kaçırmayın. 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Ret süresi ve zamanaşımı birlikte işlerken doğru sırayı birlikte kuralım. Telefon: 0554 648 37 15

İletişime Geçin

Bu içerik miras hukuku ve sermaye piyasası hukuku alanındadır.

Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi  ·  Tasfiye edilen fonlar listesi  ·  Tüm hukuk dalları

Post by Av. Fatma Öztürk