Tasfiyeyi Yürüten Banka Fon Varlıklarını Değerinin Altında Satarsa 2026 — Rayiç Değer Kuralı, Özen Borcu, Fonlar Arası Eşit Muamele, Hesap Verme ve Tazminat (SPK 2026/61 A/1, A/5; SPKn m.21, 52, 53, 56; III-55.1 m.33; III-56.1 m.11, 13) (İhtarname Örneğiyle)
21 Eylül 2026

Tasfiyeyi Yürüten Banka Fon Varlıklarını Değerinin Altında Satarsa 2026 — Rayiç Değer Kuralı, Özen Borcu, Fonlar Arası Eşit Muamele, Hesap Verme ve Tazminat (SPK 2026/61 A/1, A/5; SPKn m.21, 52, 53, 56; III-55.1 m.33; III-56.1 m.11, 13) (İhtarname Örneğiyle)

SPK’nın 17.09.2026 tarihli 57/1708 sayılı kararıyla belirlenen usul ve esaslar, tasfiye edilen fonların varlıklarını T. İş Bankası ve TC Ziraat Bankasına, “yatırımcı menfaati, piyasa derinliği ve likidite koşulları gözetilerek” nakde çevirme görevi verir (A/1, A/5). Bu bankalar tasfiye işlemleri bakımından kurucuya mevzuatla yüklenmiş iş ve işlemleri yürütür ve portföy saklayıcısı olarak katılma payı sahiplerine karşı sorumludur (SPKn m.56/2; III-56.1 m.11/1). Portföy yönetiminde uygulanan temel kurala göre portföyden hiçbir şekilde rayiç değerinin altında varlık satılamaz; rayiç bedel, borsada işlem gören varlıklar için borsa fiyatı, işlem görmeyenler için işlem gününde portföy lehine satımda en yüksek fiyattır (III-55.1 m.33/1-b). Birden fazla fonu aynı anda tasfiye eden kuruluş, fonlardan birini diğerleri aleyhine kayıracak işlem yapamaz (m.33/1-e). Katılma payı sahiplerinin saklayıcıya karşı dava hakkı saklıdır (SPKn m.56/3). Yatırımcı, satışların hesabını TBK m.508’e dayanarak isteyebilir.

Fonunuzun varlıkları nasıl satılıyor?

Satışların hesabını tasfiye bankasından birlikte isteyelim, haklarınızı baştan saklı tutalım. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Kısaca: Tasfiye bankasının takdiri sınırsız değildir

Ölçüt SPK kararında yazılı. Varlıklar yatırımcı menfaati, piyasa derinliği ve likidite koşulları gözetilerek satılır. SPK süreyi altı aya çıkarırken amacın varlıkların mümkün olduğunca uygun koşullarda satılması olduğunu açıklamıştır.

Rayiç değerin altında satış yasağı var. Borsadaki bir satış borsa fiyatından yapıldığında rayiç değerde yapılmış sayılır. Asıl risk, borsa dışında blok satışlarda, borsada işlem görmeyen varlıklarda, satışların hızında ve aynı varlığı taşıyan fonlar arasındaki sıralamadadır.

Hesap sorulabilir. Hangi varlığın hangi tarihte, hangi piyasada, hangi fiyattan ve kime satıldığını öğrenmek yatırımcının hakkıdır. Ödemenin kabul edilmesi, satışlara itiraz hakkından vazgeçildiği anlamına gelmez; ancak ibra niteliğindeki metinler imzalanmamalıdır.

Bu Yazı Kimin İçin?

SPK’nın 17 Eylül 2026 kararlarıyla 131 fonun tasfiyesine karar verildi ve bu fonların varlıklarını nakde çevirme görevi iki bankaya verildi: Tera Portföy fonlarında T. İş Bankası, diğer altı portföy yönetim şirketinin fonlarında TC Ziraat Bankası. Tasfiye süresi 20 Eylül 2026’da üç aydan altı aya çıkarıldı. Önümüzdeki aylarda bu fonların portföylerindeki paylar, borçlanma araçları ve diğer varlıklar satılacak ve elde edilen nakit yatırımcılara dağıtılacak.

Yatırımcının eline geçecek tutar, büyük ölçüde bu satışların nasıl yapıldığına bağlıdır. Özellikle fiili dolaşımdaki payı düşük hisselerde, büyük miktarlı satışlar fiyatı sert biçimde düşürebilir. Bu yazı, tasfiyeyi yürüten bankanın hangi yetkiyle ve hangi ölçütlere göre satış yapacağını, “değerinin altında satış” kavramının hukuken neyi ifade ettiğini, bankanın özen ve eşit muamele yükümlülüklerini, yatırımcının hangi bilgileri isteyebileceğini ve olası bir zararın hangi yollarla talep edilebileceğini ele alır. Sonunda, tasfiye bankasından bilgi ve hesap istemek ve hakları saklı tutmak için kullanılabilecek bir ihtarname örneği yer alıyor.

Yazıdaki karar içerikleri SPK’nın 2026/61 ve 2026/62 sayılı bültenlerinden ve 21 Eylül 2026 tarihli açıklamasından; tebliğ ve rehber hükümleri SPK’nın resmî mevzuat sisteminde yayımlanan güncel metinlerden; kanun hükümleri 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun yürürlükteki metninden alınmıştır.

Bilgilendirme amaçlıdır. Bu yazı genel bilgi verir; tasfiyeyi yürüten bankaların herhangi bir satışı değerinin altında yaptığı yönünde bir tespit veya iddia içermez. Satışların uygunluğu, her varlık için satış tarihindeki piyasa koşulları, işlem miktarı ve belgelere göre değerlendirilir. Yatırım tavsiyesi değildir.

Tasfiyeyi Kim, Hangi Yetkiyle Yürütüyor?

6362 sayılı Kanunun 54/1-(a) maddesi, fonların sona ermesine ve tasfiyesine ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisini Kurula verir. Kurul bu yetkiye dayanarak, 17.09.2026 tarih ve 57/1708 sayılı kararıyla 2026/61 sayılı bültende tasfiye usul ve esaslarını belirlemiştir. Bu esasların tasfiye bankasının yetkisini ve yöntemini belirleyen hükümleri şunlardır:

Tasfiye usul ve esaslarının satışa ilişkin hükümleri (SPK Bülteni 2026/61)

MaddeHükümYatırımcı için önemi
A/1Tera fonlarında T. İş Bankası, diğer fonlarda TC Ziraat Bankası portföy saklayıcısı olarak görevlendirilir; bankalar kurucuya mevzuatla yüklenmiş ve tasfiye için zorunlu iş ve işlemleri yerine getirmeye yetkilidir; saklama kuruluşu olmaktan doğan görev ve sorumlulukları saklıdırBankanın iki sıfatı ve iki sorumluluk alanı vardır
A/3Varlıklar Takasbank’ta bankalar nezdindeki hesaplarda saklanır; borç ve alacakların mutabakatı en geç on iş gününde tamamlanırTasfiye öncesi varlık ve yükümlülük tablosu belgelenir
A/4Devirden itibaren fon yönetim ücreti banka adına tahakkuk ettirilirTasfiye süresi uzadıkça maliyet artar
A/5Varlıklar yatırımcı menfaati, piyasa derinliği ve likidite koşulları gözetilerek bankanın belirleyeceği sıklıkta satış talimatlarıyla nakde dönüştürülür; banka doğrudan veya bir yatırım kuruluşu aracılığıyla talimat verebilirSatışın hukuki ölçütü bu hükümdedir
A/5Vadesi gelen araçlardan ve satışlardan elde edilen nakit, ödeme planı esas alınarak para piyasası araç ve işlemlerinde değerlendirilebilir; nakit belirlenecek dönemlerde yatırımcılara aktarılırBekleyen nakit de verimli değerlendirilmelidir
A/8Tasfiye süresi; 59/1710 sayılı kararla üç aydan altı aya çıkarılmıştırSatışlar zamana yayılabilir
A/9Esaslarda yer almayan konularda Rehberin 11. maddesinin (f) bendi ve Kurulun yatırım fonlarına ilişkin düzenlemeleri uygulanırGenel fon mevzuatı boşlukları doldurur

Kurul, 21 Eylül 2026 tarihli açıklamasında süre değişikliğinin tasfiye konusu fonların portföy yapıları ile piyasa koşulları dikkate alınarak varlıkların mümkün olduğunca uygun koşullarda satılabilmesine imkân sağlamak amacıyla yapıldığını ve altı aylık sürenin tasfiyenin mutlaka altı ay süreceği anlamına gelmediğini belirtmiştir. Bu açıklama, satışlarda gözetilecek ölçütün Kurul tarafından da “uygun koşullarda satış” olarak benimsendiğini gösterir. Kararların tam içeriği SPK tasfiye usul ve esasları yazımızda anlatıldı.

Bankanın Hukuki Konumu: Saklayıcı mı, Kurucunun Yerine Geçen mi?

Tasfiye bankası tek bir sıfatla hareket etmez. A/1 maddesi, bankaları hem portföy saklayıcısı olarak görevlendirir hem de kurucuya mevzuatla yüklenmiş ve tasfiye işlemlerinin yürütülmesi için zorunlu olan iş ve işlemleri yerine getirmeye yetkili kılar. Bu nedenle bankanın yükümlülükleri iki ayrı mevzuat alanından beslenir.

Saklayıcı sıfatı bakımından 6362 sayılı Kanunun 56. maddesi belirleyicidir. m.56/1, portföy saklama hizmetinin, fonun varlık alım satımlarının ve işlemlerinin mevzuata ve iç tüzüğe uygunluğunun sağlanmasını da kapsadığını belirtir (bent f). m.56/2, saklama hizmetini yürüten kuruluşun yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle katılma payı sahiplerine verdiği zararlardan sorumlu olduğunu; m.56/3 ise katılma payı sahiplerinin dava açma hakkının saklı olduğunu düzenler. III-56.1 sayılı Portföy Saklama Hizmetine ve Bu Hizmette Bulunacak Kuruluşlara İlişkin Esaslar Tebliği m.13/2, portföy saklayıcısının görevlerini yerine getirirken kurucudan bağımsız ve sadece katılma payı sahiplerinin menfaatleri doğrultusunda hareket etmekle yükümlü olduğunu açıkça belirtir.

Kurucu işlevleri bakımından ise fonun yönetimine ilişkin kurallar yol göstericidir. SPKn m.52/1, yatırım fonunu tasarruf sahipleri hesabına inançlı mülkiyet esaslarına göre işletilen malvarlığı olarak tanımlar. m.52/3, kurucunun fonu katılma payı sahiplerinin haklarını koruyacak şekilde temsil edeceğini ve yöneteceğini; m.52/4, kurucu ile katılma payı sahipleri arasındaki ilişkiye mevzuatta hüküm bulunmayan hâllerde Türk Borçlar Kanununun vekâlete ilişkin 502 ila 514. maddelerinin kıyasen uygulanacağını düzenler. m.55/6 ise portföy yönetim şirketlerinin faaliyetlerini yürütürken katılma payı sahiplerinin çıkarlarını gözetmekle yükümlü olduğunu belirtir.

Tasfiye bankasının iki sıfatı

SıfatKaynakBaşlıca yükümlülükSorumluluk dayanağı
Portföy saklayıcısıSPK 2026/61 A/1Varlık alım satımlarının mevzuata uygunluğunu sağlamak; yalnızca katılma payı sahiplerinin menfaatine hareket etmekSPKn m.56/1-(f), m.56/2; III-56.1 m.11, m.13/2
Kurucu işlevlerini yürüten kuruluşSPK 2026/61 A/1, A/5Varlıkları yatırımcı menfaatine, özenle ve rayiç değerden nakde çevirmekSPKn m.52/3-4, m.55/6; III-55.1 m.33 kıyasen; TBK m.506

Saklayıcının sorumluluğunun sınırına ilişkin bir hükme de dikkat etmek gerekir. III-56.1 m.11/3, portföy saklayıcısının saklama hizmeti verdiği portföylerin yönetiminden veya piyasadaki fiyat hareketlerinden kaynaklanan zararlardan sorumlu olmadığını belirtir. Bu hüküm, olağan dönemde portföyü kurucu yönetirken saklayıcıyı kurucunun yatırım kararlarından doğan zararlardan ayırır. Tasfiye sürecinde ise satış kararlarını bizzat banka verdiğinden, satışın yöntemi, zamanlaması ve fiyatı bakımından ortaya çıkan zararın bu istisnanın kapsamında kalıp kalmayacağı tartışmaya açıktır. Piyasadaki genel fiyat düşüşü bankaya yüklenemez; ancak bankanın kendi satış kararlarının özensizliğinden doğan zarar, piyasa hareketi sayılmaz. Saklayıcının sorumluluğunun genel çerçevesi portföy saklayıcısının sorumluluğu yazımızda anlatıldı.

“Değerinin Altında Satış” Hukuken Ne Demektir?

Günlük dilde “ucuza satmak” denilen şeyin hukuki ölçüsü, fon mevzuatında açıkça yazılıdır. III-55.1 sayılı Portföy Yönetim Şirketleri ve Bu Şirketlerin Faaliyetlerine İlişkin Esaslar Tebliği m.33/1, kolektif portföy yöneticiliğinde şirketin katılma payı sahiplerinin çıkarlarını gözetmekle yükümlü olduğunu belirttikten sonra (b) bendinde şu kuralı koyar: Müşteri portföyüne hiçbir şekilde rayiç değerinin üzerinde varlık satın alınamaz ve portföyden bu değerin altında varlık satılamaz. Aynı bent rayiç bedeli de tanımlar: Borsada işlem gören varlıklar için borsa fiyatı, borsada işlem görmeyenler için işlem gününde portföy lehine alımda en düşük, satımda en yüksek fiyat.

Bu kural kurucular için yazılmıştır. Tasfiye bankası ise A/1 uyarınca kurucuya mevzuatla yüklenmiş iş ve işlemleri yürütmektedir ve A/9, esaslarda hüküm bulunmayan konularda Kurulun yatırım fonlarına ilişkin düzenlemelerine uyulacağını belirtir. Fon varlığını satan kuruluşun kim olduğundan bağımsız olarak, fonun malvarlığının rayiç değerin altında elden çıkarılmaması ilkesi tasfiye sürecinde de ölçü alınabilir. Bu yorum, A/5’teki “yatırımcı menfaati” ölçütüyle ve Kurulun “uygun koşullarda satış” açıklamasıyla da uyumludur.

Kuralın uygulanması, varlığın türüne göre farklı sonuçlar doğurur. Bu ayrımı doğru yapmak, bir iddianın ciddiye alınıp alınmayacağını belirler.

Varlık türüne göre “değerinin altında satış” değerlendirmesi

Satış türüRayiç bedelAsıl soru
Borsada, olağan seansta pay satışıİşlem anındaki borsa fiyatıFiyat kendiliğinden rayiçtir; sorun satışın hızı ve miktarıdır
Borsa dışında toptan veya blok satışAynı gündeki borsa fiyatıBorsa fiyatının altında bir bedel kabul edildi mi, neden?
Borsada işlem görmeyen borçlanma aracı veya diğer varlıkİşlem gününde portföy lehine satımda en yüksek fiyatBirden fazla teklif alındı mı, en yüksek teklif kabul edildi mi?
Vadesi gelen para piyasası işlemleriSözleşme bedeliVade beklenmeden erken bozdurma yapıldı mı?
Pay repo ve teminatlı işlemlerTakas ve teminat kurallarına göreTeminatın paraya çevrilmesi zorunlu muydu, zamanlaması uygun muydu?

Borsadaki olağan satışlar bakımından önemli bir sonuç çıkar: Borsa fiyatından yapılan bir satış, tanımı gereği rayiç değerde yapılmış sayılır. Yatırımcının “hisse çok ucuza satıldı” itirazı, o anda borsada oluşan fiyattan yapılan bir satış için tek başına sonuç doğurmaz. Bu tür satışlarda asıl mesele, satışın fiyatı değil, fiyatı düşürecek biçimde ve hızda yapılıp yapılmadığıdır. Borsa dışı satışlar ve borsada işlem görmeyen varlıklar ise doğrudan rayiç değer kuralının alanına girer.

Değerleme ile satış fiyatı arasındaki farkı da bilmek gerekir. II-14.2 sayılı Yatırım Fonlarının Finansal Raporlama Esaslarına İlişkin Tebliğ m.9/1-(b), borsada işlem gören varlıkların değerleme gününde borsada oluşan en son seans ağırlıklı ortalama fiyat veya kapanış seansı fiyatıyla; borsada işlem görmekle birlikte o gün alım satıma konu olmayan payların son işlem tarihindeki borsa fiyatıyla değerleneceğini belirtir. Yani fon fiyatındaki değer, varlıkların o fiyattan satılabileceğini garanti etmez. Özellikle işlem hacmi düşük paylarda, fonun elindeki büyük miktar piyasaya sürüldüğünde gerçekleşen fiyat, değerleme fiyatının altında kalabilir. Bu farkın bir kısmı piyasa gerçeğidir; bir kısmı ise satış yönteminin sonucu olabilir. Hukuki değerlendirme, bu iki kısmı ayırmaya yöneliktir.

Satışların Hızı ve Zamanlaması

Tasfiye edilen fonların önemli bir kısmı, portföyünün büyük bölümünü paylara yatıran hisse senedi yoğun serbest fonlardır. Bu fonların elindeki payların bir kısmı, fiili dolaşımdaki payı düşük ve günlük işlem hacmi sınırlı şirketlere aittir. Böyle bir payda, günlük işlem hacminin çok üzerindeki bir miktarın kısa sürede satılmaya çalışılması, fiyatı satıcının kendisinin düşürmesi sonucunu doğurabilir.

A/5’teki “piyasa derinliği” ve “likidite koşulları” ölçütleri tam olarak bu riske karşılık gelir. Satışların “bankanın belirleyeceği sıklıkta” yapılacak olması bankaya takdir yetkisi verir; ancak bu takdir, aynı hükümde sayılan ölçütlerle sınırlıdır. Kurulun süreyi altı aya çıkarması da satışların piyasayı bozmadan zamana yayılabilmesine imkân tanımak içindir.

Öte yandan satışı geciktirmek de risksiz değildir. Piyasanın genel olarak düştüğü bir dönemde satışı ertelemek zararı büyütebilir; yönetim ücreti A/4 uyarınca tasfiye süresince tahakkuk etmeye devam eder; yatırımcı da parasına geç kavuşur. Bu nedenle hukuki ölçü “en yüksek fiyatı yakalamak” değil, benzer durumdaki basiretli bir kuruluşun göstereceği özenle, bilinen koşullar altında makul bir satış stratejisi izlemektir. TBK m.506/3, vekilin özen borcunun belirlenmesinde benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranışın esas alınacağını düzenler; SPKn m.52/4 bu hükmü fon ilişkisine kıyasen uygular.

Satış stratejisinin değerlendirilmesinde bakılacak unsurlar

UnsurSorulacak soruDelil
Günlük satış miktarıPayın ortalama günlük işlem hacmine göre makul müydü?Borsa işlem verileri ve fonun satış listesi
Emir türüPiyasa emriyle mi, fiyat sınırlı emirle mi satıldı?Aracı kurumun emir kayıtları
Seans zamanlamasıSatışlar açılış veya kapanış gibi sığ anlara mı yığıldı?İşlem saatleri
Fiyat etkisiSatış günlerinde fiyat, piyasa endeksinden belirgin biçimde ayrıştı mı?Endeks ve pay fiyatı karşılaştırması
Satış gerekçesiStratejinin yazılı bir gerekçesi ve analizi var mı?Bankanın karar belgeleri

Satış kararlarının belgelendirilmesi de bir yükümlülüktür. III-55.1 m.33/1-(f), kurucunun yatırım kararlarını güvenilir gerekçe, bilgi, belge ve analizlere dayandırmasını ve alım satım kararlarına mesnet teşkil eden araştırma ve raporları en az beş yıl saklamasını zorunlu kılar. Tasfiye bankasının satış kararları bakımından da aynı ölçünün aranması, satışların sonradan denetlenebilmesi için gereklidir.

Birden Fazla Fonun Aynı Anda Tasfiyesi: Eşit Muamele

Tasfiye kararları, tek bir bankaya çok sayıda fonun tasfiyesini birlikte yüklemiştir. Ziraat Bankası altı portföy yönetim şirketinin fonlarını, İş Bankası ise Tera Portföyün fonlarını tasfiye etmektedir. Aynı şirketin birden fazla fonunun portföyünde aynı payların bulunması olağan bir durumdur. Bu durumda, aynı payın hangi fondan önce satılacağı, fonlar arasındaki kayıp dağılımını doğrudan etkiler: Önce satan fon daha yüksek fiyattan çıkarken, sonra satan fon, önceki satışların düşürdüğü fiyattan satmak zorunda kalabilir.

III-55.1 m.33/1-(e), birden fazla portföy yöneten şirketin objektif iyiniyet kurallarına aykırı olarak portföylerden biri veya birden fazlası lehine, diğerleri aleyhine sonuç verebilecek işlemlerde bulunamayacağını düzenler. Aynı ilke tasfiye bankası bakımından da geçerli bir ölçüdür. Aynı payı taşıyan fonların satışlarının orantılı olarak, belirli bir dağıtım politikasına göre yapılması; bir fonun portföyünün diğerlerine göre öne alınmaması bu ilkenin gereğidir.

Aynı ilke fon içindeki yatırımcılar arasında da geçerlidir. A/5 uyarınca satışlardan elde edilen nakit, yatırımcıların bireysel saklama hesaplarına fon katılma payı sahipliği oranında aktarılır; A/6 ise TEFAS’ta verilip gerçekleşmeyen iade talimatları karşılığında oluşan tutarların fon borcu olarak öncelikle ödeneceğini öngörür. Bu iki hüküm dışında, yatırımcılar arasında bir ayrım yapılmasına dayanak yoktur. Ödemelerin sıralaması ve takvimi fon param ne zaman yatar yazımızda anlatıldı.

İlişkili Taraflara Satış ve Çıkar Çatışması

Tasfiye edilen fonun varlıklarının kime satıldığı da önemlidir. 6362 sayılı Kanunun 21. maddesi, kolektif yatırım kuruluşlarının yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkide bulundukları kişilerle emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri ve ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak farklı fiyat veya şartlar içeren işlemler yaparak malvarlıklarını azaltmalarını örtülü kazanç aktarımı sayar ve yasaklar. m.21/3, ilişkili taraf işlemlerinin emsallerine uygun şartlarda yapıldığının belgelenmesini ve bu belgelerin en az sekiz yıl saklanmasını; m.21/4 ise aktarılan tutarın kanuni faiziyle iadesini öngörür.

Tasfiye sürecinde fonun yönetimi tasfiye bankasına geçtiğinden, bankanın veya bankayla ilişkili kuruluşların fon varlıklarının karşı tarafı olduğu işlemlerde bu hüküm özellikle dikkat gerektirir. A/5, bankanın satış talimatlarını bir yatırım kuruluşu aracılığıyla iletebileceğini kabul eder. Bu yatırım kuruluşunun bankanın kendi grubundan olması tek başına hukuka aykırı değildir; ancak aracılık komisyonlarının piyasa koşullarına uygunluğu ve satışlarda karşı tarafın ilişkili bir kişi olup olmadığı sorgulanabilir.

Satış emrini yerine getiren yatırım kuruluşunun kendi yükümlülükleri de vardır. III-37.1 m.30/1, yatırım kuruluşunun alım satım aracılığı sırasında müşterinin fiyat, maliyet, hız, takas ve benzeri tercihlerini göz önüne alarak emir gerçekleştirme politikası çerçevesinde müşteri için mümkün olan en iyi sonucu verecek şekilde emirleri yerine getirmekle yükümlü olduğunu düzenler. Tasfiye edilen fon bu ilişkide müşteri konumundadır.

Saklayıcının çıkar çatışması kuralları da uygulanır. III-56.1 m.7/2, portföy saklayıcısının saklama hizmetini diğer hizmetlerden ayrıştırması ve potansiyel çıkar çatışmalarını belirleyip önlemesi, önlenemiyorsa yönetmesi ve yatırımcılara açıklaması kaydıyla ilgili fona başka hizmetler de verebileceğini; m.7/4 ise çıkar çatışmalarına ilişkin politikaların oluşturulup uygulanmasını zorunlu kılar. Örtülü kazanç aktarımının genel rejimi örtülü kazanç aktarımı ve ilişkili taraf işlemleri yazımızda ele alındı.

Satışlar Arasında Bekleyen Nakit Nasıl Değerlendirilmeli?

Tasfiye süresince fonda nakit birikir: Vadesi gelen ters repo ve mevduatlardan, satılan paylardan ve borçlanma araçlarından gelen tutarlar, yatırımcılara aktarılana kadar fonda bekler. A/5, bu nakdin bankanın fon için belirlediği ödeme planı esas alınarak para piyasası araç ve işlemlerinde değerlendirilmesinin mümkün olduğunu belirtir.

Bu hükmün arkasındaki ilke, fonun malvarlığının atıl bırakılmamasıdır. Rehberin 11. maddesinin (b) bendi, olağan tasfiyelerde altı aylık süre sonunda paylar satılarak yatırımcı hesaplarına aktarılan tutarların ters repoda veya Kurulca uygun görülen diğer araçlarda nemalandırılmasını ve bu nemalandırmanın piyasa rayicine uygun olarak, özen ve sadakat yükümlülüğü çerçevesinde yapılmasını öngörür. Faiz oranlarının yüksek olduğu bir dönemde, büyük tutarlı nakdin günlerce değerlendirilmeden bekletilmesi, küçük görünen ama toplamda önemli bir kayıp doğurabilir. Yatırımcı, bekleyen nakdin hangi araçlarda, hangi getiriyle değerlendirildiğini sorabilir.

Tasfiye Giderleri Kimin Üzerinde?

A/4 uyarınca fonların saklama hesabının bankalara devir tarihi itibarıyla mevcut fon yönetim ücreti, tasfiyeyi gerçekleştiren banka adına ve bankanın belirleyeceği dönemlerde fona tahakkuk ettirilir; diğer gider kalemleri fon izahnamesine uygun olarak tahakkuk ettirilmeye devam eder. Bu hüküm, izahnamede yer alan olağan giderlerin fondan karşılanmasına izin verir.

Tasfiyenin kendisinden doğan harcamalar bakımından ise Rehberin 11. maddesinin (f) bendi yol göstericidir. Bu bent, tasfiye nedeniyle yapılan tüm harcamaların fon portföyünden karşılanmadan kurucu tarafından üstlenilmesini öngörür ve A/9 uyarınca esaslarda hüküm bulunmayan konularda uygun olduğu ölçüde uygulanır. Bu nedenle yatırımcı, fondan karşılanan giderlerin izahnamede yer alan olağan giderler mi, yoksa tasfiyeye özgü ek harcamalar mı olduğunu sorabilir. Yönetim ücretinin ayrıntılı hesabı ve gider üst sınırı tasfiye sürecinde fondan yönetim ücreti kesiliyor mu yazımızda anlatıldı.

Hesap Verme: Tasfiye Bankasından Ne İsteyebilirsiniz?

SPKn m.52/4, kurucu ile katılma payı sahipleri arasındaki ilişkiye TBK’nın vekâlete ilişkin hükümlerini kıyasen uygular. TBK m.508 ise vekilin, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermekle ve her ne sebeple olursa olsun aldıklarını geri vermekle yükümlü olduğunu düzenler. Tasfiye bankası kurucuya yüklenmiş işleri yürüttüğünden, satışların hesabının verilmesi talebinin dayanağı bu hükümdür.

Hesap verme talebi, mevzuatın zaten öngördüğü kayıtlar üzerinden kurulabilir. SPKn m.21/3 ilişkili taraf işlemlerinin belgelenmesini, III-55.1 m.33/1-(f) satış kararlarına mesnet belgelerin saklanmasını, II-14.2 m.16 fon muhasebe belgelerinin saklanmasını zorunlu kılar. II-14.2 m.11/4 uyarınca portföy dağılım raporları ilgili ayı takip eden altı iş günü içinde kamuya açıklanır; bu raporlar, fonun elindeki varlıkların aydan aya nasıl azaldığını izlemeye imkân verir. Rehberin 11. maddesinin (g) bendi ise fonların tasfiye tarihi itibarıyla, yani fon fiyatının açıklandığı son değerleme tarihi itibarıyla finansal tablolarının özel bağımsız denetime tabi tutulmasını ve raporun Kurula iletilmesini öngörür.

Tasfiye bankasından istenebilecek bilgi ve belgeler

Bilgi veya belgeNe işe yarar?Dayanak
Devir tarihindeki varlık ve yükümlülük mutabakatıTasfiyenin başlangıç tablosunu gösterirSPK 2026/61 A/2-A/3
Her satışın tarih, saat, miktar, fiyat, piyasa ve aracı kurum listesiRayiç değer ve fiyat etkisi karşılaştırmasıTBK m.508; SPKn m.56/1-(f)
Borsa dışı satışlarda karşı tarafın kimliği ve ilişkililik durumuÖrtülü kazanç aktarımı denetimiSPKn m.21/3
Borsada işlem görmeyen varlıklar için alınan tekliflerEn yüksek teklifin kabul edilip edilmediğiIII-55.1 m.33/1-(b)
Satış stratejisine ilişkin karar ve analizlerÖzen yükümlülüğünün denetimiIII-55.1 m.33/1-(f); TBK m.506
Aynı payı taşıyan fonlar arasında satış dağıtım politikasıEşit muamele denetimiIII-55.1 m.33/1-(e)
Bekleyen nakdin değerlendirildiği araçlar ve getirileriAtıl nakit kaybının tespitiSPK 2026/61 A/5
Aracılık komisyonları ve fondan karşılanan giderlerGider ve komisyon denetimiA/4; Rehber 11(f)
Aylık portföy dağılım raporlarıVarlıkların aylık seyriII-14.2 m.11/4
Özel bağımsız denetim raporuTasfiye tarihindeki finansal durumRehber 11(g)

Portföy dağılım raporlarının nasıl okunacağı KAP portföy dağılım raporu nasıl okunur yazımızda anlatıldı. Kurucu ile yatırımcı arasındaki ilişkiye vekâlet hükümlerinin uygulanması ve hesap verme borcunun kapsamı ise portföy yönetiminde vekâlet hükümleri yazımızda ele alındı.

Zarar Nasıl Tespit Edilir? Varsayımsal Bir Hesap

Değerinin altında satıştan doğan zarar, fonun elde ettiği bedel ile özenli bir satışta elde edilebilecek bedel arasındaki farktır. Bu fark önce fon düzeyinde hesaplanır, sonra yatırımcının fondaki payı oranında kişisel zarara dönüştürülür. Aşağıdaki örnek tamamen varsayımsaldır ve yalnızca hesabın mantığını göstermek içindir.

Varsayımsal örnek: Borsa dışı blok satış

KalemDeğerAçıklama
Fonun elindeki pay2.000.000 adetTek bir şirketin payı
Satış günü borsa fiyatı20,00 TLRayiç bedel
Borsa dışında kabul edilen blok fiyat17,00 TLRayiçten 3,00 TL aşağıda
Fon düzeyinde fark6.000.000 TL2.000.000 × 3,00 TL
Fonun tedavüldeki toplam payı50.000.000 adetKatılma payı
Katılma payı başına etki0,12 TL6.000.000 ÷ 50.000.000
Yatırımcının payı250.000 adetFonun binde beşi
Yatırımcıya düşen fark30.000 TL250.000 × 0,12 TL

Bu hesabın iki önemli sınırı vardır. Birincisi, blok satışın gerekçesi incelenmeden farkın tamamı zarar sayılamaz; o miktarın borsada 20 TL’den satılması mümkün değilse, gerçekçi karşılaştırma ölçütü borsada kademeli satışla elde edilebilecek ortalama fiyattır. İkincisi, borsadaki olağan satışlarda zarar fiyat farkıyla değil, satış stratejisinin fiyata etkisiyle ölçülür; bu da ancak işlem verileri üzerinden yapılacak bir bilirkişi incelemesiyle ortaya konabilir. Bu nedenle bu tür bir iddiada teknik inceleme ve bilirkişi raporu belirleyicidir. Fon zararının kalemleri ve hesap yöntemi genel olarak fon zararı nasıl hesaplanır yazımızda anlatıldı.

Delillerin kaybolma tehlikesi varsa veya satışların durumunun dava açılmadan önce tespiti gerekiyorsa, HMK m.400 vd. uyarınca delil tespiti istenebilir. Delil tespiti ve bilirkişi incelemesi delil tespiti, bilirkişi ve uzman görüşü yazımızda ele alındı.

Kime Karşı, Hangi Yolla?

Tasfiye sürecinde ortaya çıkan bir zarar için doğru muhatabı belirlemek, zararın kaynağını ayırmayı gerektirir. SPK’nın belirlediği tasfiye yöntemine yönelik itirazlar ile bankanın bu yöntemi uygularken yaptığı işlemlere yönelik itirazlar farklı yargı yollarına gider.

Zararın kaynağına göre muhatap ve yol

Zararın kaynağıMuhatapYolDayanak
Bankanın satış yöntemi, fiyatı, hızı veya karşı tarafıTasfiye bankasıAdli yargıda tazminat davasıSPKn m.56/2-3; III-56.1 m.11/1-2; TBK m.506
Fonlar arasında eşit olmayan satış sırasıTasfiye bankasıAdli yargıda tazminat davasıIII-55.1 m.33/1-(e) kıyasen
İlişkili tarafa emsale aykırı satışTasfiye bankası ve kazanç aktarılan tarafTazminat; SPK’ya bildirimSPKn m.21
Tasfiye kararının kendisi veya Kurulun belirlediği yöntemSPKİdari yargıda iptal ve tam yargıİYUK m.2; SPKn m.134
Tasfiye öncesi portföy yönetimiKurucu ve yöneticilerAdli yargıda tazminat davasıSPKn m.52/3, m.55/6
Payın size satılış biçimiDağıtıcı kuruluşTüketici mahkemesi veya asliye ticaretIII-39.1 m.25, m.33

Tasfiye bankasına karşı açılacak davada bankanın ilk savunması, satış yöntemini SPK’nın belirlediği ve kendisinin yalnızca Kurul kararını uyguladığı olacaktır. Ancak A/5, varlıkların satılacağını ve satış ölçütlerini belirlemiş, satışın sıklığını, miktarını, piyasasını ve aracısını bankanın takdirine bırakmıştır. Bu takdir alanında verilen kararlar bankanın kendi kararlarıdır ve özen yükümlülüğüne tabidir. İkinci savunma, III-56.1 m.11/3’teki piyasa fiyat hareketleri istisnası olacaktır; bu istisna genel piyasa düşüşünü kapsar, bankanın kendi satış kararlarının fiyata etkisini kapsamaz. Kurulun tasfiye kararını ve yöntemini denetletmek isteyen yatırımcı için idari yargı yolu SPK’nın tasfiye kararına karşı iptal davası ve SPK’ya karşı tam yargı davası yazılarımızda anlatıldı. Kurucu, saklayıcı ve dağıtıcı arasındaki sorumluluk ayrımı ise fon tasfiyesinde zararımı kimden alırım yazımızda ele alındı.

Zararın ne zaman kesinleştiği de önemlidir. Satışların etkisi, tasfiye tamamlanıp son ödeme yapıldığında kesin olarak belli olur. Bununla birlikte zamanaşımı süreleri zararın ve sorumlunun öğrenilmesine bağlı olarak işlemeye başlayabilir. Tasfiye bitmeden dava açılıp açılamayacağı ve sürelerin nasıl hesaplanacağı tasfiye bitmeden dava açılabilir mi ve fon zararında zamanaşımı yazılarımızda anlatıldı.

Satışların Durdurulması İstenebilir mi?

Satışların yatırımcı aleyhine yürüdüğünü düşünen yatırımcının ilk aklına gelen, mahkemeden satışların durdurulmasını istemektir. Bu konuda Kanunun açık bir sınırı vardır. 6362 sayılı Kanunun 53/2 maddesi, fon malvarlığının kamu alacaklarının tahsili amacı da dahil olmak üzere haczedilemeyeceğini, üzerine ihtiyati tedbir konulamayacağını ve iflas masasına dahil edilemeyeceğini düzenler. Bu hüküm, fon varlıklarının satışının adli yargıda ihtiyati tedbirle durdurulmasının önünde ciddi bir engeldir.

Aynı maddenin üçüncü fıkrası da tasfiyenin yönünü belirler: Fon malvarlığının tasfiyesi durumunda yalnızca katılma payı sahiplerine ödeme yapılabilir. Satışlardan elde edilen nakit, A/6’daki öncelikli borçlar dışında, katılma payı sahiplerine pay oranında dağıtılmak zorundadır.

Tasfiye yönteminin kendisine yönelik bir itiraz ise Kurul kararına karşı idari yargıda iptal davası ve yürütmenin durdurulması talebiyle ileri sürülebilir. Bu yolun şartları, özellikle telafisi güç zarar ile açık hukuka aykırılığın birlikte aranması ve dava açma süresinin son günleri SPK’nın tasfiye kararına karşı iptal davası yazımızda anlatıldı. Bankanın somut satış işlemlerinden doğan zararlar ise durdurma yoluyla değil, sonradan hesap sorma ve tazminat yoluyla karşılanır. Bu nedenle süreç içinde delillerin kaydedilmesi, durdurma talebinden daha etkili bir koruma sağlar.

Tasfiye Devam Ederken Ne Yapılmalı?

Tasfiye süreci altı aya kadar sürebilir ve bu sürenin büyük bölümünde satışlar devam eder. Bu dönemde yatırımcının atabileceği adımlar, ileride ileri sürülebilecek hakların korunması bakımından belirleyicidir.

Fonun KAP sayfası düzenli olarak izlenmeli; tasfiye bankasının yaptığı açıklamalar ve yayımlanan portföy dağılım raporları kaydedilmelidir. Fonun portföyündeki başlıca payların fiyat ve işlem hacmi seyri, satışların yoğunlaştığı dönemlerde not alınmalıdır. Bu veriler, ileride yapılacak bir bilirkişi incelemesinin hammaddesidir.

Tasfiye bankasına yazılı olarak bilgi ve hesap talebinde bulunulmalı ve aynı yazıda hakların saklı tutulduğu belirtilmelidir. Hesaba yatırılan tasfiye ödemelerinin kabul edilmesi, satışlara itiraz hakkından vazgeçildiği anlamına gelmez; ancak ödeme karşılığında imzalatılmak istenen ibra veya uzlaşma metinleri dikkatle incelenmelidir. Bu konu banka ibra metni imzalatmak istiyor yazımızda ele alındı.

Satışların mevzuata aykırı yapıldığına dair somut bir şüphe varsa SPK’ya şikâyette bulunulabilir. Kurul, tasfiye usul ve esaslarını belirleyen merci olarak bu süreci gözetmekle görevlidir. Şikâyetin nasıl yapılacağı SPK’ya şikâyet başvurusu yazımızda anlatıldı.

Aynı fonun yatırımcıları için ortak hareket. Satışların incelenmesi teknik ve maliyetli bir iştir; ancak fon düzeyindeki zarar bütün yatırımcılar için aynı hesaba dayanır. Aynı fonun yatırımcılarının bilgi taleplerini ve bilirkişi incelemesini birlikte yürütmesi, her birinin maliyetini düşürür. Davaların ise her yatırımcının kendi payı üzerinden ayrı ayrı açılması gerekir.

Tasfiye Bankasına Bilgi ve Hesap Talebi İhtarnamesi Örneği

Aşağıdaki metin, tasfiye edilen bir fonun katılma payı sahibinin, tasfiyeyi yürüten bankadan satışlara ilişkin bilgi ve hesap istemesi ve haklarını saklı tutması için hazırlanmış bir çerçevedir. Köşeli parantezli kısımlar doldurulmalı, ihtarname noter veya kayıtlı elektronik posta aracılığıyla gönderilmelidir.

İHTARNAME

İHTAR EDEN: [Ad Soyad], T.C. Kimlik No: [ ], Adres: [ ]

MUHATAP: [T. İş Bankası AŞ / TC Ziraat Bankası AŞ] Genel Müdürlüğü, [Adres]

KONU: [Fon unvanı ve kodu] fonunun tasfiyesi kapsamında yapılan satışlara ilişkin bilgi, belge ve hesap verilmesi ile hakların saklı tutulması hakkındadır.

AÇIKLAMALAR

1. [Fon unvanı] fonunun [adet] adet katılma payının sahibiyim. Sermaye Piyasası Kurulunun 17.09.2026 tarih ve 57/1707 sayılı kararıyla fonun tasfiyesine, 57/1708 sayılı kararıyla belirlenen usul ve esaslar uyarınca tasfiye işlemlerinin bankanız tarafından yürütülmesine karar verilmiş; tasfiye süresi 20.09.2026 tarih ve 59/1710 sayılı kararla altı aya çıkarılmıştır.

Bankanızın tasfiyedeki sıfatı ve yükümlülükleri — SPK 57/1708 sayılı kararın A/1 ve A/5 maddeleri; 6362 sayılı Kanun m.52 ve m.56

Usul ve esasların A/1 maddesi uyarınca bankanız, fon kurucusuna mevzuatla yüklenmiş ve tasfiye için zorunlu iş ve işlemleri yürütmeye yetkili olup portföy saklama kuruluşu olmaktan kaynaklanan görev ve sorumlulukları saklıdır. A/5 maddesi, fon varlıklarının yatırımcı menfaati, piyasa derinliği ve likidite koşulları gözetilerek nakde çevrilmesini öngörmektedir. Kanunun 56. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş, yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle katılma payı sahiplerine verdiği zararlardan sorumludur; üçüncü fıkra uyarınca katılma payı sahiplerinin dava hakkı saklıdır. Tasfiye yönteminin Kurulca belirlenmiş olması, satışların sıklığı, miktarı, piyasası ve aracısı bakımından bankanıza bırakılan takdirin özenle kullanılması yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır.

Rayiç değer ve eşit muamele — III-55.1 sayılı Tebliğ m.33/1-(b), (e) ve (f)

Tebliğin 33. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca portföyden rayiç değerin altında varlık satılamaz; rayiç bedel borsada işlem gören varlıklar için borsa fiyatı, işlem görmeyenler için işlem gününde portföy lehine satımda en yüksek fiyattır. (e) bendi uyarınca birden fazla portföy yöneten kuruluş, portföylerden biri lehine diğerleri aleyhine sonuç verecek işlemlerde bulunamaz. (f) bendi uyarınca alım satım kararları güvenilir gerekçe ve analizlere dayandırılmalı ve bu belgeler saklanmalıdır. Bu ilkeler, usul ve esasların A/9 maddesi uyarınca tasfiye sürecinde de ölçü alınmalıdır.

Hesap verme borcu — 6362 sayılı Kanun m.52/4 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.508

Kanunun 52. maddesinin dördüncü fıkrası, katılma payı sahipleriyle ilişkide Türk Borçlar Kanununun vekâlete ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanacağını düzenlemektedir. Borçlar Kanununun 508. maddesi uyarınca vekil, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermekle yükümlüdür.

İlişkili taraf işlemlerinin belgelenmesi — 6362 sayılı Kanun m.21/3

Kolektif yatırım kuruluşları, ilişkili taraf işlemlerinin emsallerine ve piyasa teamüllerine uygun şartlarda yapıldığını belgelemek zorundadır. Fon varlıklarının bankanız veya bankanızla ilişkili kişiler aracılığıyla ya da bu kişilere satılması hâlinde bu belgelerin tarafıma verilmesini talep ediyorum.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; (1) devir tarihindeki varlık ve yükümlülük mutabakatının; (2) fon portföyünden yapılan her satışın tarih, saat, miktar, fiyat, piyasa ve aracı kurum bilgisini gösteren listenin; (3) borsa dışında yapılan satışlarda karşı tarafın ve bankanızla ilişkili olup olmadığının; (4) borsada işlem görmeyen varlıklar için alınan tekliflerin; (5) satış stratejisine ilişkin karar ve analizlerin; (6) aynı varlığı taşıyan fonlar arasında satışların dağıtımına ilişkin politikanın; (7) bekleyen nakdin değerlendirildiği araç ve getirilerin; (8) aracılık komisyonları ile fondan karşılanan giderlerin dökümünün; (9) tasfiye tarihi itibarıyla düzenlenecek özel bağımsız denetim raporunun tarafıma verilmesini; tasfiye süresince yapılan ve yapılacak ödemelerin kabulünün satışlara ilişkin itiraz, tazminat ve diğer hak ve taleplerimden feragat anlamına gelmediğini, bütün hak ve taleplerimin saklı olduğunu ihtaren bildiririm.

[Tarih]

İhtar Eden: [Ad Soyad] — [imza]

İhtarnameye verilecek cevap veya cevapsızlık, ileride açılacak davada delil değerlendirmesi bakımından önem taşır. Bilgi talebinin yanında 6698 sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında kişisel verilere ilişkin başvuru da yapılabilir; ancak fonun satış kayıtları kişisel veri niteliğinde olmadığından, satış bilgileri bakımından asıl dayanak hesap verme borcudur.

Sık Yapılan Hatalar

  • Borsada, o anki fiyattan yapılan her satışı “değerinin altında” saymak. Borsa fiyatı rayiç bedeldir; itiraz satışın hızına ve yöntemine yönelmelidir.
  • Fon fiyatındaki değer ile satış fiyatı arasındaki farkın tamamını zarar saymak. Değerleme fiyatı, büyük miktarların o fiyattan satılabileceğini garanti etmez.
  • Tasfiye bankasının SPK kararını uyguladığı için hiçbir sorumluluğu olmadığını düşünmek. Satışın sıklığı, miktarı ve aracısı bankanın takdirindedir.
  • Tasfiye bitene kadar hiçbir şey yapmamak. Portföy raporları ve fiyat verileri süreç içinde kaydedilmelidir.
  • Bilgi talebini sözlü olarak veya çağrı merkezine yapmak. Talep yazılı olmalı ve tebliğ tarihi ispat edilebilmelidir.
  • Ödeme karşılığında önüne konan ibra veya uzlaşma metnini okumadan imzalamak.
  • SPK’nın yöntemine ilişkin itirazla bankanın uygulamasına ilişkin itirazı aynı davada birleştirmeye çalışmak. İlki idari yargının, ikincisi adli yargının konusudur.
  • Zararı tek başına hesaplamaya çalışmak. Satış stratejisinin fiyata etkisi ancak işlem verileri üzerinden teknik bir incelemeyle ortaya konabilir.
  • Aynı fonun diğer yatırımcılarıyla bilgi ve inceleme maliyetini paylaşmamak.
  • Bekleyen nakdin değerlendirilip değerlendirilmediğini sormamak.

Sıkça Sorulan Sorular

Tasfiye edilen fonların varlıklarını kim satıyor?

SPK’nın 57/1708 sayılı kararının A/1 maddesi uyarınca Tera Portföy fonlarında T. İş Bankası, diğer altı şirketin fonlarında TC Ziraat Bankası; bankalar kurucuya yüklenmiş tasfiye işlemlerini yürütmeye yetkilidir.

Banka varlıkları hangi ölçüte göre satmak zorunda?

A/5 uyarınca yatırımcı menfaati, piyasa derinliği ve likidite koşulları gözetilerek, bankanın belirleyeceği sıklıkta satış talimatlarıyla.

‘Değerinin altında satış’ hukuken ne demek?

III-55.1 m.33/1-(b) uyarınca portföyden rayiç değerin altında varlık satılamaz; rayiç bedel borsada işlem görenlerde borsa fiyatı, görmeyenlerde işlem gününde portföy lehine satımda en yüksek fiyattır.

Bu kural tasfiye bankası için de geçerli mi?

Kural kurucular için yazılmıştır; ancak banka A/1 uyarınca kurucu işlevlerini yürütür ve A/9 Kurulun fon düzenlemelerine uyulmasını öngörür. Bu nedenle tasfiye sürecinde de ölçü alınabilir.

Hisse borsada o günkü fiyattan satıldıysa itiraz edebilir miyim?

Borsa fiyatı rayiç bedeldir; fiyat tek başına itiraz konusu olmaz. İtiraz, satışın miktarı ve hızının fiyatı gereksiz yere düşürüp düşürmediğine yönelmelidir.

Borsa dışında blok satış yapılabilir mi?

Bankanın varlığın türüne göre farklı yöntemler kullanmasına A/5 izin verir; ancak borsa fiyatının altında bir bedelin kabul edilmesi rayiç değer kuralı bakımından gerekçelendirilmelidir.

Fon fiyatındaki değer ile satış fiyatı neden farklı olabilir?

II-14.2 m.9 uyarınca varlıklar son seans fiyatlarıyla değerlenir; bu değer, büyük miktarların aynı fiyattan satılabileceğini garanti etmez.

Tasfiye süresi neden altı aya çıkarıldı?

SPK’nın 21 Eylül 2026 açıklamasına göre varlıkların mümkün olduğunca uygun koşullarda satılabilmesine imkân sağlamak için; altı ay mutlaka kullanılacak bir süre değildir.

Aynı hisse birden fazla fonda varsa hangisi önce satılır?

Mevzuat bir sıra belirlemez; ancak III-55.1 m.33/1-(e) portföylerden birini diğerleri aleyhine kayıracak işlemleri yasaklar. Satışların fonlar arasında adil bir politikayla dağıtılması gerekir.

Varlıklar bankanın ilişkili kuruluşlarına satılabilir mi?

SPKn m.21 emsallerine ve piyasa teamüllerine aykırı ilişkili taraf işlemlerini örtülü kazanç aktarımı sayar; m.21/3 bu işlemlerin belgelenmesini ve sekiz yıl saklanmasını zorunlu kılar.

Satış emirlerini ileten aracı kurumun yükümlülüğü nedir?

III-37.1 m.30/1 uyarınca fiyat, maliyet, hız ve takas unsurlarını gözeterek müşteri için mümkün olan en iyi sonucu verecek şekilde emirleri yerine getirmek.

Satışlar arasında bekleyen nakit ne olur?

A/5 uyarınca ödeme planı esas alınarak para piyasası araç ve işlemlerinde değerlendirilebilir ve dönemler itibarıyla yatırımcılara pay oranında aktarılır.

Tasfiye giderleri fondan mı karşılanır?

A/4 uyarınca yönetim ücreti ve izahnamedeki giderler fona tahakkuk eder; Rehber 11(f) ise tasfiye nedeniyle yapılan harcamaların kurucu tarafından üstlenilmesini öngörür ve uygun olduğu ölçüde uygulanır.

Tasfiye bankasından hesap isteyebilir miyim?

Evet. SPKn m.52/4 vekâlet hükümlerini kıyasen uygular; TBK m.508 vekilin yürüttüğü işin hesabını verme borcunu düzenler.

Hangi belgeleri istemeliyim?

Devir mutabakatı, satış listesi, borsa dışı satışlarda karşı taraf, alınan teklifler, satış analizleri, fonlar arası dağıtım politikası, nakdin değerlendirilmesi, giderler ve özel bağımsız denetim raporu.

Tasfiye sonunda bağımsız denetim yapılıyor mu?

Rehberin 11. maddesinin (g) bendi, fon fiyatının açıklandığı son değerleme tarihi itibarıyla finansal tabloların özel bağımsız denetime tabi tutulmasını ve Kurula iletilmesini öngörür.

Banka ‘piyasa düştü, benim sorumluluğum yok’ diyebilir mi?

III-56.1 m.11/3 piyasadaki fiyat hareketlerinden doğan zararı saklayıcının sorumluluğu dışında tutar; ancak bu istisna bankanın kendi satış kararlarının fiyata etkisini kapsamaz.

Tasfiye bankasına karşı dava nerede açılır?

Satış işlemlerinden doğan tazminat talepleri adli yargıda görülür; SPKn m.56/3 katılma payı sahiplerinin dava hakkını saklı tutar. Kurulun kararına ve yöntemine yönelik talepler idari yargının konusudur.

Tasfiye ödemesini kabul edersem hakkımı kaybeder miyim?

Ödemenin kabulü tek başına feragat değildir; ancak ibra veya uzlaşma metni imzalanmamalı ve hakların saklı tutulduğu yazılı olarak bildirilmelidir.

Zararı nasıl ispatlarım?

Satış listesi, borsa işlem verileri ve portföy raporları üzerinden yapılacak bilirkişi incelemesiyle; gerekiyorsa HMK m.400 vd. uyarınca delil tespiti istenebilir.

Tasfiye devam ederken dava açmalı mıyım?

Zarar tasfiye tamamlandığında kesinleşir; ancak zamanaşımı süreleri izlenmeli, bu dönemde bilgi talebi, hak saklama ihtarnamesi ve delil toplama yapılmalıdır.

İlgili Rehberler

Satışların hesabını birlikte soralım

İhtarnamenizi hazırlayalım, gelen bilgileri birlikte değerlendirelim: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Fonunuzun portföyünü, satışların seyrini ve haklarınızı korumak için atılacak adımları birlikte değerlendirelim. Telefon: 0554 648 37 15

İletişime Geçin

Bu içerik sermaye piyasası hukuku alanındadır.

Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi  ·  Tasfiye edilen fonlar listesi  ·  Tüm hukuk dalları

Post by Av. Fatma Öztürk