Fon Zararı Nasıl Hesaplanır? 2026 — Zarar Kalemleri ve Hesap Yöntemleri, Tasfiye Ödemelerinin Mahsubu, 31.07.2026’dan İtibaren Yeni Kanuni Faiz (3095 m.1, 7589 m.10), Aşkın Zarar (TBK m.122) ve Bilirkişi Raporuna İtiraz (Dilekçe Örneğiyle)
21 Eylül 2026

Fon Zararı Nasıl Hesaplanır? 2026 — Zarar Kalemleri ve Hesap Yöntemleri, Tasfiye Ödemelerinin Mahsubu, 31.07.2026’dan İtibaren Yeni Kanuni Faiz (3095 m.1, 7589 m.10), Aşkın Zarar (TBK m.122) ve Bilirkişi Raporuna İtiraz (Dilekçe Örneğiyle)

Fon zararı, talebin dayanağına göre hesaplanır: uygunsuz satışta yatırılan tutar ile geri alınan toplam arasındaki fark; fon yönetiminde kusurda ise kusursuz yönetim hâlinde ulaşılacak değer esas alınır. Tasfiye ödemeleri tarihleriyle düşülür; miktar tam ispat edilemezse hâkim TBK m.50 uyarınca hakkaniyete göre belirler. 7589 sayılı Kanunla 31.07.2026’dan itibaren kanuni faiz TCMB reeskont oranının yüzde sekseni olarak belirlenir (3095 m.1); haksız fiilde faiz fiil tarihinden işler (TBK m.117) ve temerrüt faizini aşan zarar ayrıca istenebilir (TBK m.122). Bilirkişi raporuna itiraz süresi iki haftadır (HMK m.281).

Ne kadar isteyebileceğinizi mi merak ediyorsunuz?

Zararınızı talebin dayanağına göre birlikte hesaplayalım. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Kısaca: Zarar, talebin dayanağına göre hesaplanır

Tek bir zarar hesabı yoktur. Uygunsuz satışta zarar kural olarak yatırılan tutar ile fondan geri alınan tutar arasındaki farktır; fon yönetimindeki kusurda ise fonun kusursuz yönetilmesi hâlinde ulaşacağı değer esas alınır. Tasfiye ödemeleri her durumda zarardan düşülür. Zararın miktarı tam ispat edilemezse hâkim, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.50 uyarınca hakkaniyete uygun olarak belirler.

Kanuni faiz 31.07.2026’dan itibaren değişti. 7589 sayılı Kanunun 10. maddesiyle yeniden düzenlenen 3095 sayılı Kanun m.1 uyarınca kanuni faiz, TCMB reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden belirlenir. Haksız fiilde faiz fiil tarihinden işler; temerrüt faizini aşan zarar TBK m.122 uyarınca ayrıca istenebilir.

Bilirkişi raporuna itiraz süresi iki haftadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.281 uyarınca rapor tebliğden itibaren iki hafta içinde eleştirilmelidir; m.293 uyarınca taraflar uzmanından bilimsel mütalaa alabilir.

Zarar Hesabı Neden Tartışmalıdır?

Fon tasfiyesinden etkilenen yatırımcının ilk sorusu çoğu zaman “ne kadar isteyebilirim?” olur. Bu sorunun cevabı sanıldığı kadar basit değildir. Aynı yatırımcının zararı, talebin hangi hukuki sebebe dayandığına, hangi tarihin esas alındığına ve tasfiye ödemelerinin ne zaman yapıldığına göre farklı hesaplanabilir.

Bu farklar küçük değildir. Uygunsuz satış iddiasına dayanan bir talepte zarar, yatırımcının fona hiç girmemesi gerektiği düşüncesinden hareketle hesaplanır. Fon yönetimindeki bir kusura dayanan talepte ise yatırımcının fona girmesi meşrudur; zarar, fonun doğru yönetilmesi hâlinde yatırımcının elde edeceği değerle karşılaştırılarak bulunur. Bu iki yöntem, aynı yatırımcı için çok farklı sonuçlar verebilir.

Bu yazı, fon zararının kalemlerini, hesap yöntemlerini, tasfiye sürerken hesabın nasıl yapılacağını, 31.07.2026’da değişen kanuni faiz sistemini, temerrüt faizini aşan zararı ve bilirkişi sürecini ele alır.

Bilgilendirme amaçlıdır. Bu yazı genel bilgi verir; somut bir dosyada talep edilebilecek tutar hakkında görüş niteliği taşımaz. Yazıdaki sayısal örnekler yalnızca yöntemi göstermek içindir ve varsayımsal rakamlara dayanır. Faiz oranları dönemsel olarak değiştiğinden hesap tarihinde yürürlükte olan oranlar kontrol edilmelidir.

Temel Kavramlar: Zarar, İspat ve Hakkaniyet

Tazminat hukukunda zarar, zarar görenin malvarlığındaki istenmeyen azalmadır. Bu azalma iki biçimde ortaya çıkar: mevcut malvarlığının azalması, yani fiili zarar, ve malvarlığının artmasının engellenmesi, yani yoksun kalınan kazanç. Fon dosyalarında fiili zarar, çoğu zaman yatırımcının kaybettiği anaparadır; yoksun kalınan kazanç ise paranın başka bir yerde değerlendirilmesi hâlinde elde edilecek getiridir.

İspat yükü kural olarak zarar görendedir. TBK m.50/1, zarar görenin zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında olduğunu düzenler. Ancak aynı madde, fon dosyaları bakımından çok önemli bir kolaylık getirir: m.50/2 uyarınca uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.

Tazminatın kapsamı bakımından TBK m.51, hâkimin tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceğini düzenler. m.52 ise zarar görenin zararı doğuran fiile razı olması veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olması hâlinde hâkimin tazminatı indirebileceğini veya tamamen kaldırabileceğini öngörür.

Zarar hesabının temel kuralları

KuralİçerikDayanak
İspat yüküZararı ve kusuru zarar gören ispat ederTBK m.50/1
Hakkaniyete göre belirlemeMiktar tam ispat edilemezse hâkim olağan akışa göre belirlerTBK m.50/2
KapsamDurumun gereği ve kusurun ağırlığıTBK m.51
İndirimZarar görenin etkisi hâlinde indirim veya kaldırmaTBK m.52
DenkleştirmeZarar görene sağlanan yararlar, örneğin tasfiye ödemeleri, düşülürZarar kavramının gereği

Dayanağa Göre Hesap Yöntemleri

Zarar hesabının ilk adımı, talebin hukuki dayanağını belirlemektir. Her dayanak, farklı bir karşılaştırma noktası kullanır.

Hesap yöntemleri

DayanakKarşılaştırma noktasıZarar
Uygunsuz satışYatırımcı fona hiç girmeseydiYatırılan tutar − fondan geri alınan toplam
Fon yönetiminde kusurFon kusursuz yönetilseydiKusursuz senaryodaki değer − geri alınan toplam
Satış talimatının gerçekleşmemesiTalimat zamanında gerçekleşseydiTalimatın gerçekleşmesi gereken fiyattan değer − geri alınan toplam
Hatalı fiyatFiyat doğru hesaplansaydıHatalı fiyatın kalan yatırımcılara yüklediği pay
Kamuyu aydınlatma belgesindeki yanlış bilgiDoğru bilgi bilinseydiSPKn m.32’deki özel kurallara göre

Uygunsuz satış yöntemi, yatırımcının bakış açısından en basit olanıdır: yatırımcı bu fona yönlendirilmemeliydi; o hâlde parası yerinde durmalıydı. Ayrıntılar bana uygun olmayan fon satıldı yazımızda ele alındı.

Fon yönetiminde kusur yöntemi ise teknik bir değerlendirme gerektirir: fonun, yatırım stratejisine ve mevzuata uygun yönetilmesi hâlinde hangi değere ulaşacağı, bilirkişi incelemesiyle belirlenir. Bu yöntemde fonun kapatıldığı tarihteki ilan edilen fiyat, hatalı değerleme varsa, doğru bir karşılaştırma noktası olmayabilir.

Talimat yöntemi, satış talimatının gerçekleşmesi gereken tarih ve fiyatı esas alır; bu tarih, Yatırım Fonlarına İlişkin Rehberin 8.6 maddesindeki ileri veya geri fiyat kuralına göre belirlenir. Ayrıntılar fon satış talimatım gerçekleşmedi yazımızda ele alındı. Kamuyu aydınlatma belgelerine dayanan taleplerin özel kuralları ise izahname ve kamuyu aydınlatma sorumluluğu yazımızda anlatıldı.

Sayısal Örnek

Yöntemler arasındaki farkı görmek için varsayımsal bir örnek kullanalım. Rakamlar yalnızca hesap mantığını göstermek içindir.

Bir yatırımcı fona 1.000.000 TL yatırmıştır. Fon işleme kapatıldığında yatırımcının payları ilan edilen son fiyat üzerinden 1.150.000 TL değerindedir. Tasfiye sürecinde yatırımcıya üç ödeme yapılmıştır: birinci ödeme 300.000 TL, ikinci ödeme 250.000 TL, üçüncü ödeme 150.000 TL. Yatırımcının geri aldığı toplam tutar 700.000 TL’dir.

Varsayımsal örnek: yönteme göre zarar

YöntemKarşılaştırma değeriGeri alınanZarar
Uygunsuz satış1.000.000 TL (yatırılan)700.000 TL300.000 TL
Kapatma fiyatı esas alınırsa1.150.000 TL (son ilan edilen değer)700.000 TL450.000 TL
Kusursuz yönetim senaryosuBilirkişinin belirleyeceği değer700.000 TLBilirkişi değeri − 700.000 TL

Örnek iki önemli noktayı gösterir. Birincisi, yöntem seçimi tutarı doğrudan değiştirir; bu nedenle talebin dayanağı ile hesap yöntemi uyumlu olmalıdır. İkincisi, kapatma tarihindeki ilan edilen fiyat, fiyatın gerçeği yansıtmadığı durumlarda davalının itirazıyla karşılaşabilir: davalı, bu fiyatın zaten şişirilmiş olduğunu ve yatırımcının gerçekte bu değere sahip olmadığını ileri sürebilir. Karşılaştırma noktası, dayanakla birlikte savunulabilir olmalıdır.

Yoksun Kalınan Kazanç: Para Başka Yerde Değerlendirilseydi

Fiili zararın yanında, yatırımcının parasını bu fona değil başka bir yere yatırması hâlinde elde edeceği getiri de bir zarar kalemi olarak ileri sürülebilir. Özellikle uygunsuz satış iddiasında, yatırımcının parasının mevduatta kalacağı veya daha düşük riskli bir üründe değerlendirileceği iddia edilir.

Bu kalem ispat bakımından güçtür: yatırımcının parasını gerçekte nerede ve hangi getiriyle değerlendireceği varsayıma dayanır. Burada TBK m.50/2’deki hakkaniyet kuralı önem kazanır; yatırımcının önceki yatırım alışkanlıkları, örneğin paranın fona aktarılmadan önce yıllarca vadeli mevduatta tutulmuş olması, olayların olağan akışını gösteren somut bir dayanak olabilir.

Yoksun kalınan kazanç ile faiz arasındaki ilişkiye de dikkat edilmelidir. Aynı dönem için hem alternatif yatırım getirisi hem de temerrüt faizi istenmesi, mükerrer talep itirazıyla karşılaşabilir. Talep, dönemler ayrılarak kurulmalıdır: örneğin fona yatırımdan zarar tarihine kadar alternatif getiri, zarar tarihinden sonrası için temerrüt faizi ve gerekirse TBK m.122’deki aşkın zarar.

Zarar kalemleri ve mükerrerlik

KalemDönemDayanak
Fiili zararYatırılan ile geri alınan arasındaki farkTBK m.49, m.112
Yoksun kalınan kazançYatırım tarihinden zarar tarihine kadar alternatif getiriTBK m.50/2
Temerrüt faiziTemerrüt tarihinden ödemeye kadarTBK m.117, m.120; 3095 m.1-2
Aşkın zararFaizin karşılamadığı somut zararTBK m.122

Tasfiye ödemesinin beklenenden az gelmesi hâlinde izlenecek yol ise tasfiyede param eksik geldi yazımızda ele alındı.

Tasfiye Sürerken Zarar Nasıl Hesaplanır?

Tasfiye ödemeleri dönemler hâlinde yapıldığından, zararın son tutarı tasfiye tamamlanmadan bilinemez. Ancak bu durum, dava açmak için tasfiyenin sonunun beklenmesi gerektiği anlamına gelmez.

Örnekteki yatırımcı, yalnızca birinci ödemeyi aldığı tarihte, uygunsuz satış yöntemine göre en fazla 700.000 TL tutarında bir zarar içindedir; ancak sonraki ödemelerle bu tutar azalacaktır. Bu aşamada kesin olan, geri alınması beklenen en iyimser tutar düşüldükten sonra kalan asgari zarardır. Asgari zarar için kısmi dava açılabilir ve talep tasfiye sonunda artırılabilir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.109/4, kısmi davada talebin tahkikatın sona ermesine kadar bir defaya mahsus artırılabileceğini ve zamanaşımının artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacağını düzenler. Belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m.107 ise 7589 sayılı Kanunla 31.07.2026’dan itibaren yürürlükten kaldırılmıştır. Bu nedenle tutarı henüz kesinleşmemiş fon zararlarında kısmi dava ve talep artırımı yolu önem kazanmıştır.

Tasfiye sürecinde hesap

AşamaHesapUsul
Tasfiye devam ediyorAsgari zararKısmi dava
Her tasfiye ödemesiÖdeme tarihiyle birlikte kaydedilirMahsup ve faiz hesabı için
Tasfiye tamamlandıKesin zararTalep artırımı (HMK m.109/4)

Ayrıntılar tasfiye bitmeden dava açılabilir mi ve fon zararı kısmi dava dilekçesi yazılarımızda ele alındı.

Faiz: 31.07.2026’dan İtibaren Yeni Sistem

Fon zararı taleplerinde faiz, tazminatın önemli bir parçasıdır. Yargılamanın uzun sürebildiği düşünüldüğünde, faizin türü, oranı ve başlangıç tarihi toplam tutarı ciddi biçimde etkiler. Bu alanda 2026 yılında önemli bir değişiklik yaşanmıştır.

Anayasa Mahkemesi, 22.07.2025 tarihli ve E.2024/24, K.2025/164 sayılı kararıyla, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun kanuni faizi düzenleyen 1. maddesini sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri yönünden iptal etmiş ve iptal hükmünün kararın Resmî Gazetede yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir. Karar 01.12.2025 tarihli Resmî Gazetede yayımlanmıştır.

Kanun koyucu bu boşluğu iptal hükmü yürürlüğe girmeden önce doldurmuştur. 31.07.2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 7589 sayılı Kanunun 10. maddesi, 3095 sayılı Kanunun 1. maddesini yeniden düzenlemiştir. Yeni düzenlemeye göre Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu uyarınca faiz ödenmesi gereken ve oranı sözleşmeyle belirlenmemiş hâllerde yıllık kanuni faiz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden belirlenir. 30 Haziran günkü reeskont oranı önceki yılın 31 Aralık günkü orandan beş puan veya daha fazla farklıysa, yılın ikinci yarısında 30 Haziran oranının yüzde sekseni uygulanır. Yeni düzenleme, sözleşmeden doğan ve doğmayan bütün borç ilişkilerini kapsar.

Temerrüt faizi bakımından 3095 sayılı Kanunun 2. maddesi, bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlunun sözleşmeyle aksi kararlaştırılmadıkça 1. maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemekle yükümlü olduğunu; TCMB’nin kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı daha yüksekse, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizinin bu oran üzerinden istenebileceğini düzenler. 3. madde, kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemeyeceğini belirtir.

Faiz kuralları

KuralİçerikDayanak
Kanuni faiz oranıTCMB reeskont oranının yüzde sekseni3095 m.1 (7589 m.10 ile)
Yıl ortası güncellemeBeş puan veya daha fazla fark varsa ikinci yarıda 30 Haziran oranı3095 m.1
Temerrüt faiziKanuni faiz oranı; ticari işlerde daha yüksekse avans faizi3095 m.2
Mürekkep faizFaizin faizi yürütülemez3095 m.3
Uygulanacak oranFaiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuatTBK m.120

TBK m.120/1, uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranının sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirleneceğini düzenler. Bu nedenle uzun bir dönemi kapsayan faiz hesabında oran tek değildir; 31.07.2026 öncesi ve sonrası ile her yarıyıl için ayrı oranlar uygulanabilir. Yeni sistem yasal faiz değişiyor yazımızda ayrıntılı olarak anlatıldı.

Faiz Ne Zaman Başlar?

Faizin başlangıç tarihi, talebin dayanağına göre değişir.

Haksız fiile dayanan taleplerde TBK m.117/2, haksız fiilde borçlunun fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşmüş olacağını düzenler. Bu nedenle haksız fiile dayanan tazminat talebinde faiz, kural olarak zararın doğduğu fiil tarihinden işler; ihtar gerekmez.

Sözleşmeye aykırılığa dayanan taleplerde ise m.117/1 uygulanır: muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer; ifa günü birlikte belirlenmişse bu günün geçmesiyle temerrüt gerçekleşir. Bu nedenle sözleşmeye dayanan taleplerde ihtarname veya arabuluculuk başvurusu, faizin başlangıcı bakımından önem taşır.

Fon dosyalarında zarar tek bir tarihte değil, tasfiye ödemeleriyle kademeli olarak şekillendiğinden, faiz hesabı da kademeli yapılabilir: her tasfiye ödemesi, ödendiği tarihten itibaren zarar tutarını azaltır. Bu hesap, bilirkişi raporunda açıkça yer almalıdır.

Faizin başlangıcı

DayanakFaizin başlangıcıDayanak hüküm
Haksız fiilFiil tarihi; ihtar gerekmezTBK m.117/2
Sözleşmeye aykırılık, ifa günü belirliİfa gününün geçmesiTBK m.117/1
Sözleşmeye aykırılık, ifa günü belirsizİhtarın tebliğiTBK m.117/1
Sebepsiz zenginleşmeZenginleşme tarihi; iyiniyetli zenginleşende bildirimTBK m.117/2

Temerrüt Faizini Aşan Zarar

Yüksek enflasyon dönemlerinde temerrüt faizi, paranın değer kaybını tam olarak karşılamayabilir. Kanun bu durum için ayrı bir talep imkânı tanır.

TBK m.122, alacaklının temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olması hâlinde borçlunun, kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe bu zararı da gidermekle yükümlü olduğunu düzenler. Aynı madde, temerrüt faizini aşan zarar miktarının görülmekte olan davada belirlenebilmesi hâlinde davacının istemi üzerine hâkimin esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmedeceğini öngörür.

Bu hükmün uygulanması için alacaklının, temerrüt faizini aşan somut bir zarara uğradığını göstermesi gerekir. Örneğin fondan zamanında alınamayan paranın belirli bir borcun ödenmesinde kullanılamaması nedeniyle ödenen yüksek faiz veya ceza, bu tür bir zarar olarak ileri sürülebilir. Genel enflasyon farkının kendiliğinden aşkın zarar sayılıp sayılmayacağı ise somut olaya göre değerlendirilir.

Bilirkişi Süreci

Fon zararının hesabı, çoğu dosyada bilirkişi incelemesini gerektirir. Bilirkişi sürecini yönetmek, davanın sonucunu doğrudan etkiler.

HMK m.266/1, mahkemenin çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceğini düzenler. m.273/1 ise mahkemenin tarafların görüşünü alarak bilirkişinin görevlendirilmesine ilişkin kararında inceleme konusunu bütün sınırlarıyla belirleyeceğini, bilirkişinin cevaplaması gereken soruları ve raporun verilme süresini göstereceğini öngörür.

Bu hüküm, bilirkişi incelemesinin başında tarafa önemli bir fırsat verir: tarafların görüşü alınarak belirlenecek sorular, raporun kapsamını ve yöntemini belirler. Fon davasında bilirkişiye sorulacak soruların önceden hazırlanması bu nedenle önemlidir.

Fon davasında bilirkişiye sorulabilecek sorular

SoruAmacı
Davacının yatırdığı toplam tutar ve işlem tarihleri nelerdir?Hesabın başlangıç noktası
Tasfiye kapsamında hangi tarihlerde hangi tutarlar ödenmiştir?Mahsup ve faiz hesabı
Fonun işleme kapatıldığı tarihteki birim pay değeri portföyün gerçek değerini yansıtmakta mıdır?Hatalı değerlemenin tespiti
Fon portföyü yatırım stratejisine ve mevzuata uygun yönetilseydi hangi değere ulaşılırdı?Kusursuz yönetim senaryosu
Rehber 5.1’deki değerleme kuralları uygulanmış mıdır?Değerleme usulüne uygunluk
Faiz dönemlere göre hangi oranlarla hesaplanmalıdır?3095 m.1’deki değişikliğin uygulanması

Rapor geldikten sonra süre kısadır. HMK m.281/1, tarafların bilirkişi raporunun kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde raporda eksik gördükleri hususların tamamlattırılmasını, belirsiz hususlarda açıklama yapılmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebileceklerini düzenler. Aynı fıkra, raporun özel veya teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde ek süre istenebileceğini de öngörür. m.282 uyarınca hâkim bilirkişinin görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.

Taraflar kendi uzmanlarının görüşüne de başvurabilir. HMK m.293/1, tarafların dava konusu olayla ilgili olarak uzmanından bilimsel mütalaa alabileceğini düzenler; m.293/2 uyarınca hâkim, talep üzerine veya kendiliğinden uzman kişinin dinlenmesine karar verebilir. Fon değerlemesi gibi teknik bir konuda, bir sermaye piyasası uzmanının mütalaası bilirkişi raporuna karşı güçlü bir dayanak oluşturur.

Bilirkişi ve uzman görüşünün genel kuralları delil tespiti, bilirkişi ve uzman görüşü yazımızda ele alındı.

Bilirkişi Raporlarında Sık Görülen Hatalar

Fon davalarında bilirkişi raporları, bazı tekrarlayan hatalar içerebilir. Bu hataların itiraz dilekçesinde somut olarak gösterilmesi gerekir.

Rapordaki hatalar ve itiraz

HataNeden önemli?
Talebin dayanağıyla uyumsuz yöntemUygunsuz satış talebinde kapatma fiyatı yöntemi kullanılması gibi
Tasfiye ödemelerinin tarihsiz mahsubuFaiz hesabını bozar
Tek oranla faiz hesabıTBK m.120 ve 3095 m.1’deki dönemsel oranlar dikkate alınmaz
Faiz başlangıcının yanlış belirlenmesiHaksız fiilde fiil tarihi yerine dava tarihi alınması gibi
Kapatma fiyatının sorgusuz kabulüHatalı değerleme incelenmez
Hukuki nitelendirme yapılmasıBilirkişi hukuki değerlendirme yapamaz; bu hâkime aittir

Son satır özellikle önemlidir: HMK m.266/1’in ikinci cümlesi, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağını belirtir. Bilirkişinin kusur veya sorumluluk hakkında hukuki sonuç çıkarması, raporun bu kısmının hükme esas alınmamasını gerektirir.

Bilirkişi Raporuna İtiraz Dilekçesi Örneği

Aşağıdaki metin, uygunsuz satış iddiasına dayanan bir fon davasında bilirkişi raporunun yöntem, mahsup ve faiz bakımından hatalı olduğu bir durum için hazırlanmış bir çerçevedir. HMK m.281’deki iki haftalık süre içinde verilmelidir. Köşeli parantezli kısımlar dosyaya göre doldurulmalıdır.

[ ] MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE

DOSYA NO: [Esas No]

DAVACI: [Ad Soyad] — VEKİLİ: Av. [Ad Soyad]

DAVALI: [Unvan]

KONU: [Tarih] tarihinde tebliğ edilen bilirkişi raporuna itirazlarımız ile ek rapor alınması ve gerekirse yeni bilirkişi atanması talebimizdir.

AÇIKLAMALAR

1. Dava, davacıya mevzuata aykırı biçimde satılan fon katılma payları nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Bilirkişi raporu [tarih] tarihinde tarafımıza tebliğ edilmiş olup işbu itiraz, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 281. maddesinde öngörülen iki haftalık süre içinde sunulmaktadır.

Hesap yönteminin talebin dayanağıyla uyumsuz olması — 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.50

Davanın dayanağı uygunsuz satıştır. Davacının iddiası, bu fona hiç yönlendirilmemesi gerektiğidir. Bu nedenle zarar, davacının yatırdığı [tutar] TL ile tasfiye kapsamında geri aldığı toplam tutar arasındaki farktır. Bilirkişi ise zararı fonun işleme kapatıldığı tarihteki birim pay değerinden hareketle hesaplamış, böylece talebin dayanağıyla bağdaşmayan bir yöntem kullanmıştır. Raporun bu yönden düzeltilmesi gerekmektedir.

Tasfiye ödemelerinin tarihleriyle mahsubu

Raporda tasfiye kapsamında yapılan ödemelerin toplamı tek kalemde düşülmüş, ödemelerin tarihleri dikkate alınmamıştır. Davacıya [tarih] tarihinde [tutar] TL, [tarih] tarihinde [tutar] TL ve [tarih] tarihinde [tutar] TL ödenmiştir. Her ödemenin, ödendiği tarih itibarıyla zarar tutarından düşülmesi ve faizin buna göre kademeli hesaplanması gerekir.

Faizin başlangıcı — 6098 sayılı Kanun m.117

Talep, sözleşmeye aykırılığın yanında haksız fiile de dayanmaktadır. Kanunun 117. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca haksız fiilde borçlu, fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşer. Bilirkişinin faizi dava tarihinden başlatması bu hükümle bağdaşmamaktadır.

Faiz oranı — 3095 sayılı Kanun m.1 ve 6098 sayılı Kanun m.120

Raporda faiz, bütün dönem için tek bir oran üzerinden hesaplanmıştır. Oysa 3095 sayılı Kanunun 1. maddesi 7589 sayılı Kanunun 10. maddesiyle yeniden düzenlenmiş ve 31.07.2026 tarihinden itibaren kanuni faiz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden belirlenmeye başlanmıştır. Türk Borçlar Kanununun 120. maddesi uyarınca faiz oranı faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata göre belirlenir. Faizin her dönem için o dönemde yürürlükte olan oranla hesaplanması gerekmektedir.

Temerrüt faizini aşan zarar — 6098 sayılı Kanun m.122

Davacı, fondan zamanında alınamayan parası nedeniyle [açıklama] sebebiyle [tutar] TL tutarında ek bir zarara uğramıştır. Kanunun 122. maddesi uyarınca temerrüt faizini aşan zarar bu davada belirlenebilir niteliktedir. Raporda bu zarar kalemi hiç değerlendirilmemiştir.

Uzman mütalaası — 6100 sayılı Kanun m.293

Davacı tarafından alınan [uzmanın unvanı] [ad soyad] tarafından hazırlanan bilimsel mütalaa dilekçemiz ekinde sunulmuştur. Mütalaada yukarıdaki hususların hesaba etkisi ayrıntılı olarak gösterilmiştir. Uzmanın gerektiğinde duruşmada dinlenmesini talep ederiz.

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; bilirkişi raporunun hükme esas alınmamasına, itirazlarımız doğrultusunda bilirkişiden ek rapor alınmasına, ek raporun da yetersiz kalması hâlinde sermaye piyasası ve değerleme alanında uzman yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmasına ve ekteki uzman mütalaasının değerlendirilmesine karar verilmesini saygıyla talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. [Ad Soyad] — [İmza]

EK: Uzman mütalaası; tasfiye ödeme belgeleri; faiz hesap tablosu.

İtiraz dilekçesinde yalnızca rapordaki somut hatalar gösterilmeli ve her itirazın hesaba etkisi mümkünse rakamla ortaya konulmalıdır. Genel ifadelerle yapılan itirazlar ek rapor alınmasını sağlamayabilir.

Sık Yapılan Hatalar

Birinci hata, zararı tek bir yöntemle hesaplamanın her dosyada doğru olduğunu düşünmektir. Yöntem, talebin dayanağına göre seçilir.

İkinci hata, kapatma tarihindeki ilan edilen fiyatı sorgusuz kabul etmektir. Fiyat gerçeği yansıtmıyor olabilir.

Üçüncü hata, tasfiye ödemelerini tarihsiz olarak toplam tutardan düşmektir. Tarihler faiz hesabını belirler.

Dördüncü hata, faizi bütün dönem için tek bir oranla hesaplamaktır. 3095 m.1 31.07.2026’da değişmiştir ve TBK m.120 dönemsel hesap gerektirir.

Beşinci hata, haksız fiilde faizin fiil tarihinden işlediğini gözden kaçırmaktır.

Altıncı hata, temerrüt faizini aşan zararı talep etmemektir. TBK m.122 bu imkânı tanır.

Yedinci hata, bilirkişi raporuna iki haftalık sürede itiraz etmemektir. HMK m.281 bu süreyi öngörür.

Sekizinci hata, bilirkişiye sorulacak soruları incelemenin başında önermemektir. HMK m.273 tarafların görüşünün alınmasını öngörür.

Dokuzuncu hata, teknik bir raporu yalnızca hukuki itirazlarla eleştirmektir. Uzman mütalaası, HMK m.293 uyarınca güçlü bir dayanaktır.

Onuncu hata, tutarı henüz kesinleşmemiş zarar için belirsiz alacak davası açmaya çalışmaktır. HMK m.107 31.07.2026’dan itibaren yürürlükten kaldırılmıştır; kısmi dava ve talep artırımı yolu kullanılmalıdır.

Maddi zararın yanında: Manevi tazminatın şartları, sağlık zararı ve gerçekçi talep miktarı fon zararında manevi tazminat yazımızda ele alındı.

Sıkça Sorulan Sorular

Fon zararı nasıl hesaplanır?

Talebin dayanağına göre: uygunsuz satışta yatırılan tutar ile fondan geri alınan toplam arasındaki fark; fon yönetiminde kusurda kusursuz yönetim hâlinde ulaşılacak değer ile geri alınan toplam arasındaki fark.

Tasfiye ödemeleri zarardan düşülür mü?

Evet. Zarar görene sağlanan yararlar zarardan düşülür; her tasfiye ödemesi ödendiği tarih itibarıyla mahsup edilmelidir.

Zararın miktarını tam ispat edemezsem ne olur?

TBK m.50/2 uyarınca hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.

Kapatma tarihindeki fon fiyatı esas alınabilir mi?

Alınabilir; ancak fiyat gerçeği yansıtmıyorsa davalı itiraz edebilir. Karşılaştırma noktası talebin dayanağıyla birlikte savunulabilir olmalıdır.

Paramın başka yerde kazanacağı getiriyi isteyebilir miyim?

Yoksun kalınan kazanç olarak ileri sürülebilir; ispatı güçtür ve TBK m.50/2’deki hakkaniyet kuralı önem kazanır. Aynı dönem için faizle birlikte istenirse mükerrerlik itirazı doğabileceğinden dönemler ayrılmalıdır.

Tasfiye bitmeden zarar nasıl hesaplanır?

Asgari zarar üzerinden kısmi dava açılır; tasfiye tamamlandığında talep HMK m.109/4 uyarınca bir defaya mahsus artırılır.

Belirsiz alacak davası açabilir miyim?

HMK m.107’deki belirsiz alacak davası 7589 sayılı Kanunla 31.07.2026’dan itibaren yürürlükten kaldırılmıştır; kısmi dava ve talep artırımı yolu kullanılır.

Kanuni faiz oranı nasıl belirlenir?

7589 sayılı Kanunun 10. maddesiyle yeniden düzenlenen 3095 m.1 uyarınca 31.07.2026’dan itibaren TCMB’nin önceki yıl 31 Aralık reeskont oranının yüzde sekseni; 30 Haziran oranı beş puan veya daha fazla farklıysa ikinci yarıda o oranın yüzde sekseni.

Anayasa Mahkemesi kanuni faizi iptal etmedi mi?

AYM 22.07.2025 tarihli kararıyla 3095 m.1’i sözleşme dışı borçlar yönünden iptal etmiş, iptal 1.9.2026’da yürürlüğe girecekti; kanun koyucu 7589 sayılı Kanunla 31.07.2026’dan itibaren maddeyi bütün borçlar için yeniden düzenlemiştir.

Faiz her dönem aynı oranla mı hesaplanır?

Hayır. TBK m.120 uyarınca faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat uygulanır; bu nedenle farklı dönemler için farklı oranlar kullanılır.

Ticari işlerde hangi faiz uygulanır?

3095 m.2 uyarınca TCMB’nin kısa vadeli avans faizi daha yüksekse, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir.

Faizin faizi istenebilir mi?

Hayır. 3095 m.3 uyarınca kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemez.

Faiz ne zaman başlar?

Haksız fiilde TBK m.117/2 uyarınca fiil tarihinden; sözleşmeye aykırılıkta ifa günü belirliyse bu günün geçmesiyle, değilse ihtarın tebliğiyle.

Enflasyon nedeniyle faizin yetmediği zarar istenebilir mi?

TBK m.122 uyarınca temerrüt faizini aşan zarar, borçlu kusursuzluğunu ispat etmedikçe istenebilir ve aynı davada belirlenebilir; somut bir aşkın zararın gösterilmesi gerekir.

Bilirkişi ne zaman atanır?

HMK m.266 uyarınca çözümü özel veya teknik bilgi gerektiren hâllerde; fon zararının hesabı genellikle bu niteliktedir.

Bilirkişiye hangi soruların sorulacağını etkileyebilir miyim?

Evet. HMK m.273 uyarınca mahkeme tarafların görüşünü alarak inceleme konusunu ve bilirkişinin cevaplayacağı soruları belirler.

Bilirkişi raporuna ne kadar sürede itiraz edilir?

HMK m.281 uyarınca tebliğden itibaren iki hafta içinde; özel veya teknik çalışma gerekiyorsa ek süre istenebilir.

Hâkim bilirkişi raporuyla bağlı mıdır?

Hayır. HMK m.282 uyarınca hâkim bilirkişi görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.

Kendi uzmanımdan rapor alabilir miyim?

Evet. HMK m.293 uyarınca taraflar uzmanından bilimsel mütalaa alabilir; hâkim uzmanın duruşmada dinlenmesine karar verebilir.

Bilirkişi kusur hakkında karar verebilir mi?

Hayır. HMK m.266 uyarınca hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişiye başvurulamaz; kusur ve sorumluluk değerlendirmesi hâkime aittir.

Bilirkişi raporlarında en sık hata nedir?

Talebin dayanağıyla uyumsuz yöntem, tasfiye ödemelerinin tarihsiz mahsubu, tek oranla faiz hesabı ve faiz başlangıcının yanlış belirlenmesi.

İlgili Rehberler

Bilirkişi raporuna itiraz süresi iki hafta

Rapor tebliğ edildiyse vakit kaybetmeden arayın. 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Zararınızı dayanağına uygun yöntemle ve güncel faizle birlikte hesaplayalım. Telefon: 0554 648 37 15

İletişime Geçin

Bu içerik sermaye piyasası hukuku alanındadır.

Fon Tasfiyesi Hukuk Rehberi  ·  Tasfiye edilen fonlar listesi  ·  Tüm hukuk dalları

Post by Av. Fatma Öztürk